5. bölüm / 6
Gölgelerin Evladı : Sivarene Geçiş5. Gölgebekleyenlerin Tehdidi
Bölümler 6Şu an: 5. Gölgebekleyenlerin Tehdidi
Elias, Elvis’in elinden sürüklenerek derin ormanın kalbine doğru ilerlerken, çevresindeki doğa hiçbir zaman bildiği gibi değildi. Ağaçlar, sanki kendi varlıklarının farkına varmış gibi hışırdıyor, birbirlerine fısıldıyorlardı.Her şeyde bir anlam arayan o dikkatli bakışları, heradımda daha da derinleşiyordu. Bir anda, ağaçların arasından gelen rüzgarın taşıdığı tuhaf bir ses, kalbinde bir darbe gibi yankılandı. Sanki her şeyin merkezinden —zamanın kendisinden — bir çağrı vardı. O çağrı ona, tamanlamıyla kendisinin kim olduğunu ve neye hizmetettiğini hatırlatacak gibiydi.Elvis, neredeyse görünmeyen bir hızla, Elias’ı önüne alarak, ona “hızlan” işareti yaptı. Ama Elias, bir adımdaha attığında, ormanın derinliklerinden bir ses dahaduydu. Duyduğu şey, bir ağacın yükseklerinden gelen garip bir yankıydı, ama o yankı sadece dışarıda değil, iç dünyasında da yankılanıyordu. Kalbi atışlarını daha hızlı hissediyor, tüyleri diken diken oluyordu. Bir şey vardı. Ve bu şey, ona her zaman bildiği, ama her zaman görmediği bir tehdit gibi yaklaşıyordu.Bunu hemen fark etti. Elvis’in sıkı sıkıya tuttuğu bileği, o an neredeyse kaybolacak kadar küçük ve narindi.Ama korku sadece bir kavrayışla gelmiyordu. Her şeyin görünmeyen bir ağırlığı vardı. Bütün bu doğa, bir sınır gibi, bir çerçeve gibi, çok daha büyük bir gücün varlığını hissettiriyordu.“Elias, artık geri dönüş yok,” dedi Elvis, sesi san kibir kayıptan, bir karanlıktan geliyor gibiydi.“Ona seni tanıyacakları zaman, bu dünya değişecek.Onlar seni bulacaklar. “Kim onlar?” diye sordu Elias, ama sesindeki titreme fark edilir bir şekilde artmıştı.“Gölgebekleyenler.” Elvis’in sesi artık çığlık atmayabaşlayan bir yankıya dönüşmüştü.“Onlar... her şeyi gölgeleştirirler.”Elias bir adım geri çekildi, ama aynı anda ormanın derinliklerinden duyduğu o uğultu bir adım daha yaklaştı.Her şey sanki bir araya toplanarak şekil almaya başlıyordu. Görmedikleri bir varlık, ormanın karanlık köşelerinden içeri sızmıştı. Büyük bir varlık, bir gölgegibi, uzun adımlar atarak geliyordu. Ağaçlar bile, ondan korkarak sanki kendi köklerinden geri çekiliyorlardı.Elias, bir an ne yapacağını bilemeden, sadece ormanın derinliklerine doğru bakıyordu. O an, içindeki tüm korkular, anlamadığı bir şekilde onu çekiyordu, amabir yandan da bir şey vardı, bir güç. O gücü hissettiği anda, her şey çok daha belirginleşti. Bu, Seçilmiş olmanın verdiği güçtü. Ama bu gücün her zaman yanında bir bedeli vardı. Beni ne bekliyordu? Bunu hiç bilemeyecekti.Bir kez daha bir adım atmaya karar verdi. Birden, o büyük varlık ormanın karanlık köşesinden çıkarken,gözleri Elias’la temas etti. Bütün bu zaman boyunca yaşadığı bütün korkular, içindeki kaybolmuş olan hisler ve bütün bu farklı gerçeklikler birden bire birbirine yaklaştı. Onun gözleri, sanki yıllarca sürüklenen bir karanlığın derinliğinden çıkıyordu. Ama o derinlikten gelen ses, hiçbir zaman unutamayacağı bir yankıbırakıyordu.“Elias,” dedi varlık, kelimeleri eski bir dilden,kaybolmuş bir dünyadan çıkarak, bütün geçmişini biraraya topluyordu.“Senin geleceğin yok.”
