6. bölüm / 6
Gölge YazılımBÖLÜM 6
Bölümler 6Şu an: BÖLÜM 6
- 1 Bölüm 12.110 kelime
- 2 BÖLÜM 21.747 kelime
- 3 Bölüm 31.835 kelime
- 4 BÖLÜM 41.178 kelime
- 5 BÖLÜM 52.320 kelime
- 6 BÖLÜM 62.082 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Mert evine gitti. Ceren yaptığı tabloların yanına gitti. Mert’in yeni evi için bir tablo baktı. Bir sürü tablo vardı ama. Sever yaptığı ve beğendiği bir tablo vardı onu vermek istedi.
Beyaz ve mavi çizgiler üzerinde üç tane limon ve limon yaprakları olan bir tabloydu. Basit bir tabloydu ama Ceren bu tabloyu beğeniyordu. Mert’in de beğenmesini umarak tablonun tozunu temizledi ve hediye paketine sarmaya başladı. Mert’e güveniyor muydu? Kendi geçmişini öğrenmesinden korkuyordu.
Mert dolaptan kıyafetlerini alıp valize katıyordu. Tamamen oraya yerleşmiyordu bu eve gelmeye devam edecekti. Ceren için orda kalması gerektiği günler için bir kaç parça eşya almıştı. Adamlarından birisini beyaz eşyaları alması için görevlendirmişti. Tek kişilik bir kaç beyaz eşya almasını söylemişti. Diğer adamını farklı ev eşyaları almaya göndermişti. Koltuk, kıyafet dolabı, televizyon, yatak, masa, vb. Eşyalar almasını söyledi. Adamları o işleri hallederken Mert bodrum katına indi çoğu vaktini çatı katındaki evinde geçireceği için orda bir bilgisayara ihtiyacı vardı sistemi bozmadan kendisine bir bilgisayar ayarlamıştı. Eşyalarını arabasına yerleştirdi. Evden çıktı yolda giderken markette durdu birkaç malzeme alıp eve geçti.
Eve geldiğinde eşyalar çoktan yerleştirilmişti bile. Mert aldıklarını yerleştirdi. Masaya oturdu ve kamera sistemini ayarlamaya başlamıştı ki kapı çaldı. Kapının deliğinden dışarı baktığında Ceren gelmişti. Kapının yanındaki aynada saçını ve kıyafetini düzeltiyordu. Üzerinde bebek mavisi bir tişört vardı. Altında gri eşofman vardı. Kapının deliğinden tekrar baktığında Ceren’in hala beklediğini görünce mutlu oldu ve kapıyı açtı.
“Hoş geldin Ceren. Seni beklemiyordum.” Ceren mahcup olmuş bir şekilde Mert’e bakar. “Hoş buldum. Rahatsız etmiyorumdur umarım. Haber vermeden geldim ama.” Mert eliyle içeriyi işaret ederek konuşur. “Ne rahatsızlığı Ceren istediğin gibi gelebilirsin. Sadece seni görmeyi beklemiyordum. Gel içeri kahve yapayım olur mu?” Ceren salona doğru ilerlerken masadaki bilgisayarı fark eder. “İşin var sanırım.” Mert bilgisayarı kapatmayı unuttuğunu fark eder. Hızla masanın yanına gider ve bilgisayarı kapatır. “Hayır işim yoktu. Teslim etmem gereken bir iş vardı ona son bir göz atayım demiştim önemli bir şey değil. Sen otur ben kahveleri yapayım.” Mert mutfakta kahveleri yaparken. Ceren Mert’in salonuna göz gezdirmişti. Bu kadar kısa sürede nasıl evi yerleştirmişti diye düşündü. Eşyaların hepsi yeniydi evinden hiçbir şey getirmemişti.
Ceren tabloyu koltuğun üzerinde bırakıp Mert’in yanına gitti. Mert telefona bakıyordu. Yüzünde hiçbir ifade yoktu sadece gözleri ekrandaki yazıyı okuyordu. Mert Ceren’in geldiğini fark etmemişti. Ceren Mert’e seslendi. “Mert.” Mert hızla kafasını kaldırıp karşısında duran Ceren’in gözlerine bakıyordu. Tedirgin bir şekilde telefonu kapattı. Ceren Mert’in tedirgin olduğunu anlamıştı. “Bir şey mi oldu Ceren.” Ceren mutfak mermerine yaslanarak konuşmaya başladı. “Yanına gelmek istedim sadece. Sen iyi misin? Yüzün bem beyaz oldu.” Mert kahve makinasıyla uğraşırken aklından bin tane soru geçiyordu ama önce Ceren’in sorusunu yanıtlamalıydı. “iyiyim.” Ceren bu cevabı yeterli bulmamıştı. “telefonda neye bakıyordun. Hemen kapattın.” Mert bir anda durdu birkaç saniye cevap vermedi. “hiç. Haber okuyordum ondandır. Hep kötü haberler var biliyorsun.” Ceren’in yüzünde kızgın bir ifade belirmişti. Mert Ceren’e döndüğünde bu ifade ile karşılamayı beklemiyordu. “Karaca ailesinin haberiydi değil mi. Geçen gece okumuştum bir haberlerini. O mafya bozuntusundan nefret ediyorum. Ailesini de araştırdım fakat çocukları hakkında hiçbir bilgi yok sadece isimlerini öğrendim. Sinan denen mafya babası nasıl sakladıysa çocuklarını hiç birisi hakkında bilgi yok.” Mert olduğu yerde kalmıştı.
Bilmiyordu ki karşısında duran Mert Aksoy Sinan Karacanın en büyük oğlu Alp Karacaydı. Beş yıl önce ismini değiştirip İzmir’e yerleşmişti. İtalya’da gördüğü kızın peşinden gitmek için yapmıştı bunları. Mafya olmayı ret etmişti. Bütün bu gücü kızı bulabilmek için bırakmıştı ve başarmıştı da. Ogün İtalya’da gördüğü kız karşısında duruyordu.
“Evet haklısın Ceren. Bu konuları konuşmayalım şimdi. Olur mu?” Mert kahve bardaklarını alıp salona doğru ilerliyordu Ceren hiçbir şey söylemeden arkasından gidiyordu. Salona geldiklerinde Mert koltuğun üzerinde duran paketi fark etti. “Bu ne Ceren.” Ceren pakete baktı. Bunu tamamen unutmuştu bile. Paketi aldı ve Mert’e uzatırken konuşmaya başladı. “Bu benim sana ev hediyem.” Mert paketi Ceren’in elinden aldı ve açmaya başladı. “Ceren. Bu tablo çok güzel. Sen mi yaptın?” Ceren gülümseyerek Mert’in gözlerine baktı. “evet ben yaptım. En beğendiğim tablolardan bir tanesi. Sana vermek istedim.” Mert tabloyu inceledi. “Vay canına bu kadar güzel resim yaptığını bilmiyordum. Bunu hemen asayım.” Mert hemen malzemeleri alıp gelir. Koridordaki duvara asmaya karar verirler. Mert tabloyu asmak için uğraşırken Ceren Mert’in istediği aletleri veriyordu. Mert tabloyu ayarlamıştı Ceren den asacak vidayı istedi. Ceren alet çantasında vidayı ararken Mert Ceren’in vidayı bulamadığını görünce eğilip bakmak ister. Ceren tam vidayı bulmuştu kafasını kaldırıp “buldum!” dedi. Mert Ceren’in gözlerine bakıyordu.
Aralarında çok az bir mesafe vardı. Mert ve Ceren kıpırdamadan birbirlerine bakıyorlardı. Mert’in gözleri Ceren’in kırmızı dudaklarına kayıyordu. Ama yapamazdı öpemezdi onu. Ceren Mert’in dudaklarına baktığını fark edince hemen geri çekildi. “Vidayı buldum.” Dedi. Mert gözlerini kapatmıştı o yapamam dediği anı hayal ediyordu. İç çekerek geri çekildi. Ceren vidayı Mert’e uzattı. Mert yüzündeki hüzünle tabloyu astı. Ceren ve Mert hiç bir şey konuşmadan salona geçtiler. Ceren kahvesini yudumluyordu. Mert koltuğa gömülmüş bir şekilde düşünüyordu. Ceren bardakları alıp mutfağa götürdü. Bir bardak su alıp Mert’e uzattı. Mert yavaşça kafasını kaldırıp Ceren’e baktı. Suyu aldı, içti bardağı masaya bıraktı. Ceren Mert’in bu haline anlam veremiyordu bu kadar abartmasına gerek var mıydı? “Mert iyi misin? Yanlış bir hareketim mi oldu? Neden böylesin?” Mert hemen kendini toparladı. Bu yaptığı Ceren’i suçlu hissettirmişti bunun olmasını istemezdi. “Hayır hayır seninle ilgili değil. Şirketteki bir kod kafama takıldı o kadar.” Mert gülümseyerek bakıyordu. Ceren konunun b olmadığını iliyordu ama Mert’i daha fazla zorlamak istemedi. “Tamam. Yardım etmemi ister misin belki çözeriz hatayı.” Mert zorla gülümsüyormuş gibi görünüyordu. “Teşekkür ederim Ceren. Ben hallederim.” Ceren “Rica ederim. Ne zaman ihtiyacın olursa bir alt kattayım. Ben kalkayım evde işlerim vardı.” Mert bu sefer geçekten gülmüştü Ceren’in söylediklerine. “Haklısın. Senin içinde geçerli artık komşuyuz. Sen bilirsin biraz daha kalabilirdin.” Ceren “Daha sonra gene gelirim. Sende işlerini hallet bende evime gideyim.” Mert içinden konuşmaya başlamıştı. ‘Benim bütün işim sensin Ceren senin için buradayım.’ Yüzüne karşı söyleyemiyordu. “Tamam görüşürüz.”
Ceren kapıya doğru ilerliyordu. Mert kapıyı açtı Ceren terliklerini giydi ve aşağı kata doğru inmeye başladı. Mert Ceren’i izliyordu. Ceren gözden kaybolunca Mert eve geçti masanın başına oturdu. Sistemi tamamladı. Masadan kalktı. Yatağına doğru ilerlerken. Ceren’in verdiği tabloyla göz göze geldi. Gözlerini kapatıp Ceren’in güzel yüzünü hatırladı. Yarasını daha fazla deşmemek için hemen gözlerini açtı ve yatağına gidip yattı. Tam düşüncelere daldığı sırada alt kattan müzik sesleri gelmeye başladı. Ceren müzik açmıştı. Her zaman böyleydi. Şarkı bağımlısıydı Mert Ceren’in açtığı şarkıları dinlerken. Kafasında hiç bir şey düşünmüyordu. Bunu fark ettiğinde Ceren’in neden bu kadar müzik dinlediğini anlamıştı. Müzik dinleyerek uyuya kalmıştı Mert.
Ceren evini temizliyordu akşam evde olmayacaktı. Geç gelme ihtimali vardı. Geldiğinde yorgun olabilirdi. Evi temizledi ve hemen hazırlanmaya başladı. Çok şık bir elbise giymişti bu akşam çok özel bir akşam olacaktı. Ayberk Rana’ya evlenme teklifi edecekti. Ceren’in telefonu çalıyordu. Arayan Ayberk’ti gelmiş olmalıydı. Ceren telefonu açtı Ayberk gelmiş Ceren hızla aşağı indi.
Mert bahçede oturmuş manzarayı izliyordu. Mert Ceren’i görünce hemen ayağa kalktı. Gözleri hayranlıkla parıldıyordu. Ceren askılı, uzun, fiziğini ortaya çıkaran, küçük mavi çiçekleri olan bir elbise giymişti. Boynunda altın renginde küçük taşları olan zarif bir kolye takmıştı. Krem renginde bir topuklu giymişti. Kolunda açık mavi renkte bir çanta vardı. Mert Ceren’in bu kadar güzel hazırlanıp nereye gittiğini merak ediyordu. Mert sormadan Ceren açıklamıştı. “Mert ben bu gece yokum. Ayberk ve Rana ile beraber olacağım geç gelirim diye tahmin ediyorum. Özel bir gece olacak. Ayşen teyzeye haber verdim senide görmüşken söyleyeyim.” Mert “Tamam dikkat et bir şey olursa hemen ara gelirim.” Ceren kafasını sallayarak gitti. Mert tekrar yerine oturdu. İki dakika bile olmadan hemen evine çıktı. Bilgisayardan Ceren’in konumuna ulaşmayı başardı. Konum bildiği bir mekandaydı. Hemen hazırlandı. Siyah şapka, siyah tişört, siyah pantolon giyinmişti. Hemen arabasına bindi ve mekana doğru gitti. Mekana yaklaştığında Ceren’in kapının yanındaki bankta oturduğunu gördü. Elinde kutu gibi bir şey vardı. İçindekini düzeltip içeri girdiğini gördü Mert. Hemen arabasından indi ve içeri girdi. İçerisi aşırı kalabalık değildi. Masanın birine oturdu ve izlemeye başladı. Yemek söylediler. Onlar yemeklerini yerken Mert gözlerini ayırmadan Ceren’i izliyordu. Hala aklında bugün yaşananlar vardı. Bir anda eğlenceli şarkılar çalmaya başladı ceren ve Rana ayağa kalkıp dans etmeye başladılar. Mert Ceren’in hareket ettikçe savrulan güzel saçlarını izliyordu ve yüzündeki mutluluğu. Dönüp Ayberk’e baktığında elinde az önce Ceren’in tuttuğu kutu vardı. Mert o zaman anlamıştı. Ayberk Rana’ya evlenme teklifi edecekti. Çok heyecanlı duruyordu. Mert Ayberk adına sevinmişti. Tekrar Ceren’e baktığında Ceren’in garsonun elindeki alkol içeren kokteyllerden aldığını gördü. Bu kötü bir durumdu. Yoğun alkol içeriyordu kokteyller. Ceren hepsini içmişti farkında değildi bile sadece eyleniyordu. Biraz daha dans ettikten sonra masaya oturdu.
Ayberk garsona işaret etti. Şarkı değişti. Aşk şarkısı çalmaya başlamıştı. Ayberk Rana’nın yanına gitti diz çöktü ve evlenme teklifini yaptı Rana şaşkın bir şekilde yüzüğe bakıyordu. Ceren hala kendisindeydi “EVET! EVET!” diye bağırmaya başladı. Herkes bir ağızdan evet diyordu. Rana “evet” dedi. Ayberk yüzüğü Rana’nın parmağına taktı. Rana Ayberk’e sarıldı ve beraber dans etmeye başladılar. Onlar dans edince mekanda bulunan diğer çiftlerde dans ettiler Ceren masada oturuyordu. Mert Ceren’in yanına gidip onu dansa kaldırmayı o kadar çok istiyordu ki ama yapamazdı. Ceren telefonunu eline almıştı. Bir şeyler yazıyor gibiydi. Mert’in telefonuna bir mesaj gelmişti. Mesaj Cerenden gelmişti.
“Ne yapıyorsun.” Mert mesajı gördüğünde çok sevinmişti. Ceren Mert’i düşünerek ona yazmıştı başka birisini de yazabilirdi ama o Mert’i seçti. “Bahçede oturuyorum. Sen ne yapıyorsun. Eyleniyorsundur umarım.” Ceren gülümseyerek bakmıştı telefona Mert bunları görmenin mutluluğunu yaşıyordu. “Bende oturuyorum. eyleniyorum çok güzel bir gece.” Mert “eylenmene sevindim. Ne zaman gelmeyi düşünüyorsunuz?” Ceren kafasını kaldırıp Ayberk ve Rana’ya bakıştı ikisi de çok mutlulardı onları bölmek istemezdi. Mert Ceren’in mutlulukla arkadaşlarını izlemesini görüyordu. Ceren kafasını çevirince Mert’e bakmaya başladı. Kim olduğunu bilmiyordu. Tam net görmüyordu. Mert Ceren’in onu fark etmesinden korkup hemen kafasını telefona çevirdi. Ceren Mert’in sorduğu soruyu yanıtladı. “Bilemiyorum.” “karşımda birisi oturuyor. Partide gördüğüm kişiye çok benziyor.” Mert bunu duyduğunda içi rahatlamıştı. Ceren onu tanımamıştı. “Gelmemi ister misin?” Ceren “şimdilik gerek yok. Bir sıkıntı olursa söylerim.” Mert yavaşça kafasını kaldırdı ve Ceren’e baktı. Ayberk ve Rana masaya gelmişlerdi. Uzun bir süre konuştular. Mert uzak bir masada oturduğu için ne konuştuklarını duymuyordu. Ceren masadan kalktı ve dışarı doğru gidiyordu. Mert Ceren’in arkasından çıkmıştı. Ceren Mert’e mesaj atıyordu. “yanında bana da yer var mı?” Mert bu mesajı gördüğünde sevinmişti. Ama Ceren gece geç bir saat te tek başına yolda yürüyordu. “elbette var. Eve mi geçiyorsunuz?” Ceren yanında duran bir banka oturmuştu. Mert karşısındaki ağacın arkasına Ceren’i izliyordu. “Evet ben eve geçiyorum bizimkileri yalnız bırakmak istedim. Hem biraz yorgunum.” Mert “Tek başına gelme. Konum at ben seni almaya geliyorum.” Ceren “Mert gerek yok gelirim ben.” Mert “Ceren itiraz istemiyorum konumunu at yada ben kendim bulurum bekle beni.” Ceren gülerek yanıtladı. “Nerden bulacaksın beni.” Mert kendinden emin bir şekilde cevap verdi. “Ben bulurum Ceren bekle sen. Geliyorum.” Ceren gülerek telefonu kapattı ve beklemeye başlamıştı.
Mert arabasına gitti. Bagajı açtı şapkasını koydu. Yedek bir gömleği vardı. Üzerindeki tişörtü çıkarttı ve gömleği giydi. Arabaya bindi ve Ceren’in yanına geldi. Arabası tam önünde durmuştu. Camı açtı ve gülümseyerek konuştu. “bulurum demiştim değil mi.” Ceren hem gülüyordu hem şaşırmıştı. “nasıl buldun beni.” Mert “Sen orasını düşünme. Hadi bin üşüyeceksin.” Ceren arabaya bindi. Eve gelene kadar hiç konuşmamışlardı. Eve geldiklerinde bahçeye geçtiler. Mert eve çıktı dolaptan iki içecek alıp aşağı indi. Ceren uyuyormuş gibi görünüyordu. Yanına gittiğin de uyuduğunu gördü. İçecekleri masaya bıraktı.
Ceren’i kucağına alıp eve çıkarmak istedi tam elini uzattığında Ceren gözlerini açıp Mert’e baktı. Alkol etkisini gösteriyor gibiydi. “benimle dans eder misin?” Mert Ceren’i hiç dinlemeden kaldırmaya çalışmıştı. Ceren kalkmamakta ısrarcıydı. Telefonunu eline aldı ve mekanda çektiği videoyu açtı. Çiftlerin dans ettiği müzik çalıyordu. Ceren ayağa kalktı. Zor duruyordu ama kararlıydı. “Bir kızı dansa kaldırmamak ne kadar ayıp.” Mert “Peki küçük hanım sen istedin.” Mert Ceren’i belinden kavradı ve dans etmeye başladılar. Ceren kendini Mert’in kollarına bırakmıştı. Mert Ceren’in bu şapşal halini çok seviyordu. Uzun uzun dan ettiler. Mert Ceren’i konuşturmaya çalışıyordu biraz daha ayık kalsın ki dans bitmesin.
“iyi misin?” Ceren “iyiyim.” Mert “çok içtin mi mekanda?” Ceren “hayır. Sadece bir bardak.” Mert bu anın hiç bitmemesini dileyerek soru sormaya devam etti. “beni seviyor musun?” Ceren Mert’in gözlerine bakarak cevapladı bu soruyu. “evet seni seviyorum. Sen beni seviyor musun?” Mert bunu duymayı beklemiyordu. “evet, evet seviyorum tabi ki yoksa burada ne işim var.” Ceren kafasını Mert’in göğsüne yasladı. “Çok soğuk.” Mert Ceren’e sarılmaya başladı. “eve çıkalım hasta olmanı istemeyiz.” Ceren Mert’e daha sıkı sarıldı. “hayır eve çıkmayalım. Biraz daha dans edelim.” Mert Ceren’in omzuna dokunduğunda derisinin buz dibi olduğunu hissetti. “olmaz Ceren. Eve çıkıyoruz buz gibi olmuşsun. Daha sonra bir daha dans ederiz.” Ceren Mert’i bıraktı ve yere oturdu. “ben hiçbir yere gitmiyorum sana iyi geceler.” Mert Ceren’in yanına eğildi. Ceren ayakta zor duruyordu. “kalkıyor musun yoksa ben mi seni kaldırayım?” Ceren cevap vermedi. “peki gidiyoruz o zaman.” Mert Ceren’i tek hamlede kucağına aldı.
Ceren kafasını Mert’in omzuna yasladı ve eve çıkana kadar uykuya dalmıştı bile.
