2. bölüm / 6
Gölge YazılımBÖLÜM 2
Bölümler 6Şu an: BÖLÜM 2
- 1 Bölüm 12.110 kelime
- 2 BÖLÜM 21.747 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 Bölüm 31.835 kelime
- 4 BÖLÜM 41.178 kelime
- 5 BÖLÜM 52.320 kelime
- 6 BÖLÜM 62.082 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ceren gözlerini hiç tanımadığı bir arabanın içinde açtı. Hâlâ alkolün etkisindeydi. Yanında oturan biri olduğunu fark etti; kafasını iyice yana çevirip karşısındaki kişinin gözlerine bakmaya başladı. Karşısındaki kişi Mert'ti. Neredeyse dört yıldır Ceren'e takıntılı bir şekilde aşıktı, fakat Ceren'e hiç açılmamıştı; nedeni ise üniversite okuduğu için Ceren'in onu reddetme olasılığının çok yüksek olmasıydı. Aslında onunla böyle tanışmayı planlamıyordu ama bu duruma göz yumamazdı. Mert, Ceren'e bakarak konuşmaya başladı:
"Ceren, seninle böyle tanışmayı ben de planlamıyordum ama seni orada öylece bırakamazdım."
Ceren boş gözlerle Mert'e bakıyordu. Bir anda doğrulup Mert'e iyice yaklaştı ve teşekkür ettiğini söyledi. Mert onun bu sarhoş halini komik bulmuştu. Gülerek Ceren'e bakarken, Ceren alkolün etkisiyle Mert'in kucağına oturdu. Mert hiç hareket etmeden onu izlemeye başladı. Ceren ayakta zor durduğu için Mert bir eliyle belinden tutuyordu. Ceren, Mert'in yüzüne iyice yaklaşarak, "Teşekkür ederim," dedi. Mert, Ceren'in nefesini yüzünde hissetmişti. Ceren tam Mert'in dudaklarına doğru eğilirken, alkolün sersemliği yerini ağır bir uykuya bıraktı; kafası Mert'in omzuna düştü ve oracıkta uyuya kaldı.
Mert onu izlemeye başladı, yüzüne düşen saçını eliyle kulağının arkasına koydu. "Acaba kendine geldiğinde bu yaptıklarına ne diyeceksin?" diye mırıldandı. Ardından Ceren'i yanındaki koltuğa yatırdı. Eve geldiklerinde şoför kapıyı açtı, Mert Ceren'i kucağına alarak içeri taşıdı. Kızı yatağa yatırdıktan sonra kapıyı kapattı, mutfağa inip kendine bir kahve koydu ve şirketten gelen meyilleri kontrol etmeye başladı; birkaç saat sonra da salonda uyuyakaldı.
Sabah erken kalkıp yukarı çıktı, Ceren'e baktı ama hâlâ uyuyordu. Tekrar aşağı inip güzel bir kahvaltı hazırlamaya başladı. Ceren'in neyi sevip neyi sevmediğini bildiği için kahvaltı hazırlamak hiç de zor olmamıştı.
Mert sofrayı hazırlarken yukarıdan bir çığlık sesi geldi. Koşarak yukarı çıktığın da, kapıyı açar açmaz Ceren'le göz göze gelirler. Ceren onu görünce bir kez daha çığlık atar ve üzerindeki yastıkları fırlatmaya başlar. Mert gelen yastıkları havada tutar. Ceren, yastıkları tuttuğunu görünce komodinin üzerindeki vazoyu fırlatır; Mert son anda yere eğilir ve vazo yere düşerek parçalanır. Ceren atacak başka bir şey bulamayınca yeniden çığlık atmaya başlar. Mert hızla yaklaşıp elleriyle ağzını kapatır:
"Bağırmana gerek yok, dün gece seni ben kurtardım. Elimi çekeceğim, sakın bağırma."
Ceren başıyla onaylar. Mert elini yavaşça çektikten sonra Ceren bağırmayı bırakır, Mert yataktan kalkar karşıdaki koltuğa oturur. Ceren saçını ve üzerini düzeltir Mert'e bakar ve sakince sormaya başlar:
"Sen kimsin? Benim burada ne işim var ve dün gece ne oldu?"
"Sakin ol, sana zarar vermek istemedim. Dün gece seni kurtaran bendim."
Mert böyle söylüyordu ama Ceren hiçbir şey hatırlamıyordu; tek hatırladığı parti mekanından çıktığı andı. "Beni neyden kurtardın? Dün gece ne oldu?" Mert dün geceyi hatırlayarak gülümser. "Tamam, sakince beni dinle, her şeyi anlatacağım. Sen mekandan sarhoş bir şekilde çıktın, elinde telefonla yol bulmaya çalışıyordun ve bir ara sokağa girdin. Karşından gelen iki adam sarhoş olduğunu görünce sana sarkıntılık etmeye başladılar. Ben onları o halde görünce yanına gittim, adamlar beni görünce uzaklaşmaya başladılar. Sen arkanı dönüp bana baktın, sonra şoförümü çağırıp seni evine bırakmak istedim. Seni kucağıma alıp arabaya bindirdim. Arabada biraz sakin oturdun ama sonra dönüp bana bakmaya başladın. İyice yaklaşıp teşekkür ettin, fakat bununla kalmadın; ben telefonundan adres ararken bir anda kalkıp kucağıma oturdun. Ayakta duracak halin yoktu, konuşmaya çalışıyordun. Yüzüme doğru yaklaşıp tekrar teşekkür ettin ve tam beni öpmek üzereyken uyuya kaldın, omzumda uyuyordun. Telefonunda adres bulamadım, o yüzden kendi evime getirdim. Olay bu."
Ceren o utançla yüzünü yorgana bastırır ve özür dilemeye başlar:
"Özür dilerim, hiç hatırlamıyorum, alkolün etkisiyle olmuş, gerçekten çok özür dilerim. Ayrıca az önceki yaptıklarım için de üzgünüm."
Ceren'in bu mahcup halleri Mert'e komik gelmişti, gülmeye başlar. Ceren başını kaldırıp ona bakar:
"Gülecek ne var? Sana çok ayıp etmişim zaten, bir de gülüyorsun."
"Tamam tamam kızma, benim yerimde olsan sen de gülerdin."
"Haklısın, ben de olsam kendime gülerdim."
İkisi beraber gülüştüler, fakat Ceren tekrar ne yaptığını hatırlayınca aniden duraksayıp Mert'e bakar:
"Sana karşı kendimi çok mahcup hissediyorum, bunu nasıl telafi edebilirim?"
Mert, Ceren'in gözlerinin içine bakar düşünmeye başlar; aslında ne istediğini çok iyi biliyordu. O, Ceren'i istiyordu.
"Benim olmanı istiyorum."
Mert bunu söylediği an Ceren'in yüzü düşer. Hiç tanımadığı biri, sadece onu kurtarmıştı; bu kadar kısa sürede nasıl aşık olabilirdi diye düşünür. Tabii ki bilmediği bir sürü gerçek vardır; Mert onu çok iyi tanıyordu ama Ceren onun kim olduğundan habersizdi.
"Bunu kabul edemem, başka bir şey iste."
"Tek seçeneğim bu, bunu istiyorum. Benim ol."
"Kabul edemem."
"Neden?"
"Nedenini sorma, kabul edemem. Başka bir şey iste."
"Başka bir sevdiğin falan mı var?"
"Hayır yok ama yine de kabul edemem."
"Söyle o zaman, bana bir açıklama yapmadan buradan gidemezsin."
Ceren hiç açıklama yapmak istemiyordu ama Mert'in bu konuda çok ciddi olduğunu fark edince konuşmaya karar verir:
"Tamam, açıklayacağım. Ben aşka inanmıyorum ve insanlara güvenemiyorum. Seni tanımıyorum bile, tanışalı 24 saat olmadı, daha adını bile bilmiyorum."
Ceren bunu söyleyince Mert ona biraz hak verir; daha kendini doğru dürüst tanıtmamıştı bile.
"Ah, haklısın, ben Mert."
"Memnun oldum, ben de Ceren."
"İnsanlara güvenmiyorsun ama dün gece seni ben kurtardım. Ayrıca sarhoş halinden faydalanabilirdim ama böyle bir şey yapmadım."
Ceren'in yanakları yeniden kızarmıştı. Bir süre ikisi de konuşmadı. Ceren, Mert'e zaman tanımaya karar verir; sadece bu davranışı ona tamamen güvenmesi için yeterli olamazdı.
"Haklısın. Sana zaman veriyorum, güvenimi kazanman için."
"Peki, güvenini kazanırsam benim olmayı kabul edecek misin?"
"Güvenimi kazanırsan zaten çoktan sana aşık olmuş olurum."
Mert gülümser, bu haber onu oldukça mutlu etmiştir; Ceren hakkında yeni bir şey daha öğrenmiştir.
"Artık gidebilir miyim?"
"Bu kadar çabuk mu? Sana kahvaltı hazırlamıştım."
"Çok teşekkürler ama evdekiler merak eder, gideyim ben."
"Peki, sen bilirsin, o zaman evine bırakırım."
"Mert gerçekten zahmet etmene gerek yok, ben kendim giderim, sana yeteri kadar zahmet verdim."
Mert gülerek Ceren'e bakar:
"Tamam, gidebilirsin."
"Tamam, ben çıkıyorum."
Ceren yataktan kalkar. O güzel fiziği ve üzerindeki zarif kırmızı elbisesi dün geceden beri Mert'in dikkatini çekiyordu. Elbisesini düzeltip çantasını ve telefonunu alarak aşağı iner. Mert de arkasından geliyordu. Kapıya geldiklerinde Mert kapıyı açar. Ceren ayakkabısını giyip dışarı adım atar. Mert evin kapısına yaslanarak ellerini göğsünde birleştirmiş, gülümseyerek onu izliyordu. Ceren dış kapının önüne geldiğinde güvenlikler Mert'e bakar, o da kapıyı açmaları için başıyla işaret eder.
Ceren biraz ilerledikten sonra etrafına bakar; Mert hâlâ kapıda onu izliyordu. Arkasına dönüp baktığında nerede olduğunu bilmediğini fark eder. Burası şehrin oldukça uzakta bir villaydı. Mert gülerek seslenir:
"Teklifim hâlâ geçerli."
Ceren başını onaylar gibi sallar ve tekrar Mert'in yanına döndü, mahcup bir ifadeyle ona bakar.
"Kahvaltı yapıp öyle çıkalım, olur mu?"
"Gerek yok yani, ben kendim de giderdim ama nerede olduğumu bilmiyorum, eve bıraksan yeter."
"Ben kahvaltı yapıp çıkacağım, beni beklemen gerekecek, o yüzden gel kahvaltımızı yapalım."
Ceren teklifi kabul etmek istemese de tek başına gidemeyeceği için mecbur kalır. Mert içeri geçmesi için yol verir, ardından kapıyı kapatır mutfağı gösterir. Masaya doğru ilerlerken Mert öne geçip sandalyesini çeker, Ceren teşekkür ederek oturur. Mert mutfak tezgahına yöneldiğinde masaya göz gezdiren Ceren, her detayın kendi sevdiği kahvaltılıklarla özenle hazırlandığını fark eder. Mert tezgâhla ilgilenirken Ceren’e seslenir:
"Ne içmek istersin? Çay, kahve, meyve suyu?"
Ceren'in neyi tercih edeceğini biliyordu ama belli etmemeye çalışır. Ceren kahve ister. Mert ona kendine gelmesi için güzel bir kahve hazırlar, kendi kahvesini de alıp masaya oturur. Kahveyi uzatırken, "Kahvaltıyı beğenmişsindir umarım," der.
"Evet, çok beğendim, hepsi benim sevdiğim şeyler."
Mert bunu bilerek hazırlamıştır; dört yıldır onu tanıyordu, sevdiklerini bilmemesi imkansızdı. "Hepsinden ye o zaman, dün akşam çok yıprandın, güç toplaman lazım. İlk defa mı alkol aldın?"
Ceren kahvesinden bir yudum alarak konuşmaya başlar: "Evet, aslında içmek istemiyordum ama Uzay'ın ısrarına dayanamadım."
Mert Uzay'ın adını duyunca yüzü düşer. Ceren devam eder: "Sen nereden anladın?"
Mert alkol konusunda ailesinin mesleği nedeniyle bilgiliydi. "Hareketlerinden anladım. Alkol çok çabuk etki etti; eğer ilk defa içmiyor olmasaydın bu kadar kısa sürede sarhoş olmazdın, hem kilon da fazla olmadığı için çabuk etkilenmişsin."
Ceren şaşırmıştı: "Bu kadar detayı nereden biliyorsun?"
Mert hızlıca bir yalan bulmak zorundaydı, gerçekleri söyleyemezdi. "Alkol hakkında araştırma yapmıştım, oradan biliyorum."
Kahvaltı esnasında Ceren'in telefonu çalar; arayan Uzay'dır. Ceren telefonu açar:
"Efendim Uzay?"
"Neredesin sen? Arıyorum açmıyorsun, evine geldim orada da yoksun."
"Uzay sana açıklama yapmayacağım, senin yüzünden başıma neler geldi."
Mert dikkatle onu izliyordu, ne konuştuklarını tahmin edebiliyordu. Ceren telefonu Uzay'ın yüzüne kapatır ve kahvaltısına devam eder. Mert hiçbir şey sormaz. Kahvaltı bittikten sonra yola çıkarlar Mert arabanın kapısını açar.eren bindikten sonra kapıyı kapatır. Yola koyulduklarında Ceren dışarıyı dikkatle inceleyerek nerede olduklarını çözmeye çalışıyordu. Mert bunu fark edince açıklama gereği duyar:
"Burası şehrin dışı, pek kimse bilmez."
Ceren hak verir; yarım saattir gidiyorlardı ama tek bir bina bile görmemişti. Aklına takılan soruyu sorar:
"Peki sen neden böyle bir yerde yaşıyorsun?"
Mert buranın sakinliğini seviyordu; eski, gürültülü hayatından sonra burası ona çok iyi gelmişti. "Şehrin gürültüsünden uzak, o yüzden burada yaşıyorum."
Ceren merakla tekrar soru sorar: "Tek mi yaşıyorsun, ailen falan yok mu?"
Mert bu soruyu beklemediği için ne diyeceğini bilemez. "Tek yaşıyorum."
"Ailen nerede peki?"
Ceren'in bu soruyu soracağını biliyordu ama gerçekleri söylerse onu kaybedebilirdi. Hemen bir yalan uydurur: "Ceren, bu konuda konuşmak istemiyorum."
Ceren soruyu sorduğuna pişman olur; gerçeği bilse asla sormazdı, Mert'i üzmek istememişti. Artık şehrin içine girmişlerdi. Mert yolu biliyordu ancak Ceren'in bunu anlamaması için ona yolu sorar, o da tarif etmeye başlar. Eve vardıklarında Ceren dönüp teşekkür eder:
"Her şey için teşekkür ederim."
Ceren tam kapıyı açacakken Mert konuşmaya başlar:
"Güvenini kazanmam için sana ulaşmam lazım."
Ceren ona dönüp gülümseyerek bakar; Mert yıllardır onun kendisine bu şekilde, gözlerinin içi gülerek bakmasını hayal etmişti. Şimdi bu hali görmek onu mutlu etmiştir.
"Güvenimi kazanabileceğinden çok eminsin."
Mert gururlu bir tavır takınır: "Ceren Hanım, sen daha beni tanımıyorsun."
Ceren gülerek Mert'in uzattığı telefonu alır ve numarasını yazar. Daireye doğru yönelirken pencerede onları izleyen Ayşen Teyze'yi fark eder. Mert de onun baktığı yöne bakıp Ayşen Teyze'yi görür. Ceren binaya girdikten sonra Mert de oradan ayrılır.
Kapıda bekleyen Ayşen Teyze güler yüzle Ceren’i karşılar:
"Günaydın yavrum, parti nasıl geçti? Gece gelmemiştin."
Ceren'in iç rahatlamıştır: "Çok güzel geçti Ayşen Teyze. Evet, gelemedim ama merak etme, hiçbir sorun olmadı."
Ayşen Teyze'nin gülümsemesi solmamıştır: "Yanındaki o yakışıklı kimdi?"
Ceren bu sorudan korkuyordu: "Ayşen Teyze, sana her şeyi anlatacağım ama bir eve çıkıp üzerimi değiştireyim, geleceğim."
Ayşen Teyze onay verir ve evine girer. Ceren hızla dairesine çıkar yatağına uzanır ve yaşananları düşünmeye başlar. Mert gerçekten güvenini kazanırsa ne olacaktı? Onu şimdiden sevmeye başlamıştır; yanında kendini güvende ve mutlu hissediyordu, çok uzun zamandır bu duyguyu tatmamıştır.
O bunları düşünürken Mert, Ceren'in güvende olduğundan emin olmak için binanın önüne gizli bir güvenlik yerleştirmişti. Güvenlik arabada oturacak ve her durumu anında Mert'e bildirecekti; her ne kadar kameraları izlese de yoğun olduğunda kaçırabilirdi.
Ceren duş alıp rahat kıyafetler giyer sonra Ayşen Teyze'nin yanına inmek üzere hazırlanırken zili çalar. Kapının deliğinden dışarı baktığında hiç beklemediği biriyle karşılaşır. Kapıyı açmak istemiyordu fakat açmadığı takdirde daha fazla zorlayacağını bildiği için derin bir nefes alıp kapıya yönelir.
