3. bölüm / 6
Gölge YazılımBölüm 3
Bölümler 6Şu an: Bölüm 3
- 1 Bölüm 12.110 kelime
- 2 BÖLÜM 21.747 kelime
- 3 Bölüm 31.835 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 BÖLÜM 41.178 kelime
- 5 BÖLÜM 52.320 kelime
- 6 BÖLÜM 62.082 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ceren kapıyı açtığında karşısında Uzay'ın deliye dönmüş halini görür. Uzay sinirli bir şekilde onu azarlamaya başlar:
"Neredesin Ceren? Telefonu neden yüzüme kapattın ve o adam kimdi, seni eve bırakan o adam?"
Ceren, Uzay'ın nasıl bir psikopat olduğunu çok iyi biliyordu. O an “Keşke kapıyı açmasaydım” diye düşünür ve bu tartışmanın bir an önce son bulmasını istiyordu.
"Uzay, senin yüzünden başıma neler geldi farkında mısın? O bahsettiğin adam kurtardı beni, sen partide eğlenirken!"
Uzay hâlâ aynıydı; Ceren'in başına ne geldiği hiç umurunda değildir, sadece Mert'e odaklanmıştır.
"O adam seni neyden korumuş olabilir ayrıca? Partiden sen çıkıp gittin, kaç defa aradım ama açmadın!"
Hâlâ Mert'ten bahsediyordu. Uzay ve Ceren tartışırken, Mert çoktan yola çıkmıştır bile. Kapının önüne koyduğu güvenlik, Mert'i arar bir erkeğin çok sinirli bir şekilde apartmana girdiğini haber vermiştir. Mert bunun Uzay olduğundan emindir, başkası olamazdı.
Arabasını park eder apartmana doğru ilerlerken, içeride Uzay öfkeden kabarmıştır. Ceren'in omzundan tutar onu duvara sert bir şekilde ittirir. Ceren ne yapacağını bilmiyordu, içinde çok büyük bir korku vardır. Uzay, Ceren'in yüzüne yaklaşarak hâlâ çok sinirli bir ses tonuyla konuşmaya başlar:
"Ceren, gözlerime bak! Kimdi o adam, söyle!"
Diyerek Ceren'in kolunu daha da sıkmaya başlar. Ceren, Uzay'ın gözlerinin içine bakmak istemiyordu. Yavaşça kafasını kaldırıp baktığında, Uzay'ın gözlerindeki o saf öfkeyi görür. Uzay'ı hiç böyle görmemiştir, çok korkuyordu. Uzay'ın gözlerine bakarken ağlamaya başlar; hem canı yanıyordu —çünkü kolunu çok fazla sıkıyordu— hem de yaşadığı korkudan bir an önce kurtulmak istiyordu. İçinden bu kabusun bitmesi için dua eder bir yandan da sessizce hıçkırıyordu.
Tam Uzay, Ceren'e yeniden bağırmaya başladığı sırada Mert merdivenlerden koşarak yukarı çıkar ve Ceren'i o halde görünce adeta deliye döner. Mert'in yüzünde hiçbir ifade yoktur; bu sessizliği, fırtına öncesi sessizliği andırıyordu. Uzay, Mert'i görünce Ceren'i bırakır. Ceren, Uzay'ın kendisini bıraktığını hissedince gözlerini açar ve karşısında Mert'i görür. O an derin bir rahatlama hisseder; Uzay'dan kurtulmuştu ama hemen ardından “Ya Mert'in başına bir şey gelirse?” diye endişelenmeye başlar.
Uzay, Mert'e yumruk atmak için elini kaldırır. Tam vurmak üzereyken Mert hızlı bir hamleyle Uzay'ın bileğini tutar ve kendi yumruğunu tam yüzüne indirir. Uzay ilk darbeyle yere düşer. Kendini toparlayıp kalkmaya çalışırken Mert, Ceren'e içeri geçmesini söyler. Ceren içeri girmez ama kavga alanından biraz uzaklaşır. Uzay ayağa kalktığı sırada Mert, Ceren ile ilgileniyordu; bunu fırsat bilen Uzay arkasından yaklaşarak Mert'e saldırır. Ancak Mert, Uzay gibi kolayca yıkılmaz; hızla arkasını dönüp Uzay'a bir kez daha vurur. Bu darbeyle Uzay'ın burnu kanamaya başlar.
Ceren elleriyle yüzünü kapatır, bu şiddet dolu anları görmek istemiyordu. Gözlerini kapatmak da yetmiyordu, aralarındaki boğuşma seslerini hâlâ duymaya devam ediyordu. Mert, Uzay'ı iyice hırpaladıktan sonra kolundan tutup aşağı indirir ve binanın dışındaki arabasının yanına bırakır. Ardından hızla Ceren'in yanına geri döner.
Ceren kapının önünde yere çömelmiş bir şekilde ağlıyordu. Mert hemen onun yanına diz çöküp sarılarak teselli etmeye çalışır:
"Tamam Ceren, geçti gitti güzelim, bak ben buradayım."
Ceren ellerini yüzünden çeker ve Mert'in yüzüne bakar. Mert, Ceren'in o korku dolu bakışlarını gördüğünde ne yapacağını bilemez hale gelir; bunların yaşanmasını asla istemiyordu ama ne yazık ki yaşanmıştı. Ceren ona bakarken tekrar ağlamaya başlar ve sımsıkı sarılır. Titremesinden duyduğu korkunun ne kadar büyük olduğu anlaşılıyordu. Mert, Ceren'in başını okşayarak sakinleştirmeye çalışır. Bir süre sonra Ceren biraz olsun sakinleşir, Mert'ten ayrılır yüzüne bakmaya başlar. Mert özür dilemek istiyordu; çünkü yaşanan her şey onun yüzünden olmuştu. Eğer Uzay, Mert'i orada görmeseydi bunların hiçbiri yaşanmayacaktı. Ceren'in gözlerindeki korku yerini minnete bırakmıştı.
"Mert... Sana nasıl teşekk—"
Mert onun cümlesinin bitmesine izin vermeden araya girer:
"Ceren, teşekkür etmene gerek yok. Hem bu olanların hepsi benim yüzümden oldu; ben seni eve bıraktım ve Uzay o yüzden..."
Mert durur, kısa bir süre göz göze gelirler. Ceren ilk defa birisinin kendisi için bu kadar risk aldığını, onun için çabaladığını görüyordu. İçine tuhaf bir huzur dolar; Mert'in hayatına gireli çok kısa bir zaman olmasına rağmen onu gerçekten önemsiyordu. Ceren'in zihninde bu masum düşünceler uçuşurken, gerçekler elbette çok daha farklıydı. Ceren, Mert'in yıllardır onu gölge gibi takip eden takıntılı bir aşık olduğundan tamamen habersizdi. Üstelik bilmediği tek gerçek bu da değildir; Mert'in karanlık geçmişi hakkında hiçbir şey bilmiyordu.
Aslında Mert'in kendi elleriyle kurduğu düzen temizdi ama babasının geçmişi hafife alınacak gibi değildir. Eğer Ceren, Mert'in ailesinin ve o yeraltı dünyasının geçmişini öğrenirse onu terk etmesi çok olasıydı. Belki de terk etmezdi ama Mert dört yıldır onu uzaktan izliyordu; Ceren'in karakterinin böyle bir şeyi asla kabul etmeyeceğinden adı gibi emindir.
Ceren derin bir nefes alarak konuşmaya başlar: “Bana neden bu kadar değer veriyorsun?”
Mert gülümser ve Ceren’e doğru bakmaya başlar.
“Ceren sen benim için bu dünyadaki en önemli insansın. Güvenini kazanmak için elimden gelen her şeyi yapacağım. Ömrümün sonuna kadar hatta öldükten sonra bile seni korumaya devam edeceğim.”
Mert bu sözleri söylerken içinde garip bir his oluşur ilk defa bir kız için bu kadar endişeleniyordu. Ceren’in gözlerinde bir mutluluk belirmişti. Galiba Mert’e güvenmeye başlamıştı. “Mert... bana bu kadar değer vermene gerek yok. Sana güvenmeyen bir kız için fazla bu yaptıkların. Benim hakkımda hiç bir şey bilmiyosun.” Mert Ceren’in neden ona güvenmemesi gerektiğini anlam veremez. Onun hakkında her şeyi bildiğini sanıyordur. Oysaki bazı gerçekleri daha öğrenmemiştir. Ne kadar iyi bir yazılımcı olsa da Ceren’in bütün geçmişi hakkında bilgi toplayamamıştır. Belki Mert’te Ceren hakkında bilmediklerini öğrense Ceren’i istemezdi. Mert Ceren’e kendinden çok emin bir şekilde bakarak konuşmaya başlar. “Ceren ben sana sonuna kadar güveniyorum. Her ne yapmış olursan ol. Her zaman sana güveniyorum ve her zaman arkanda olacağım.”
Ceren Mert’in bu söylediklerinden dolayı kendini suçlu hisseder. Ondan sakladığı kocaman bir gerçek vardır. Mert Ceren’in ona güvenmesi için elinden gelen her şeyi yapmak için hazırdır. Peki ya Mert Ceren’e nasıl güvenecekti.
Mert hızla ayağa kalkar. Ceren’e elini uzatır. Ceren bir Mert’e bakar bir de uzattığı eline. “Elimi havada mı bırakacaksın?” Ceren Mert’in elinden tutarak ayağa kalkar. “Sen içeri geç. İyice dinlen ve bu olanları unut. Seni Uzay’dan ne pahasına olursa olsun koruyacağım.” Ceren Mert’e bakar. Mert’in yüzünde korumacı bir hal vardır. Ceren Mert’in gitmesini hiç istemiyordu. Mert’e burada kalmasını teklif etse belki kabul edebilirdi diye düşünür. Teklif etmeye karar verir. Mert tam arkasını dönüp gitmek üzereyken. Ceren Mert’e seslenir ve teklifini sunar. “Mert. Biraz daha benimle birlikte kalır mısın?” Mert Ceren’e doğru döner. Ceren’in böyle bir teklifte bulunmasını beklemiyordu. Bu teklif üzerine Mert mutlu olur. Ceren’in ona güvenmeye başladığını anlar. ”Tanımadığın birini evine almak istediğine emin misin?” Ceren gülerek Mert’e bakar. Mert haklıdır daha tanımıyordur onu ama tanımak için bir fırsattır. ”Evet seni daha tanımıyorum. Tanışmış oluruz işte.”
Mert gülümseyerek. “Elbette istediğin kadar kalabilirim.” Ceren evin kapısından içeri girer. Hemen arkasından Mert’te içeri girer. Mert evin her bir detayını zaten biliyordur ama Ceren’in anlamaması için ilk defa geliyormuş gibi yapar. Kaç defa gelmiştir bu eve. Ceren dışarda arkadaşları ile kahve içip eylenirken Mert onun evindedir. Mert Ceren’in evde olmadığından emin olduğunda gelmiştir. Bir gün geldi iki gün geldi sonra daha da fazla gelmeye başlamıştır. Evindeki her şeyi incelemiştir. Ceren neyi seviyor neyi sevmiyor. Neleri alıyor neleri kullanıyordu. Hepsini öğrenmişti. Evden çıkarken arkasında hiçbir iz bırakmadan gidiyordu.
Ceren Mert’e salona doğru götürüştü. “Mert sen otur ben ikimize kahve yapayım.” Mert kafasıyla onaylar. Ceren mutfağa gittiğinde Mert internette gezinmeye başlar. Haberlerde Karaca ailesinden bahsediliyordur. Haberi açıp okuduğunda her zamanki bilgilerle karşılaşır. Bir adam öldürülmüştür ve her zamanki gibi bütün oklar Karaca ailesine dönmüştür. Mert haberi okuduğunda hiç tepki göstermez. Babası yılardır adam öldürür. Şimdiye kadar hiç yakalanmamıştır. Öldürme yöntemi her zaman aynıdır. İskitlerdeki sanayi dükkanında hurda araç presleme makinelerinin içine atarak yok etmesiyle ünlüdür. Şehir efsanesine göre İtalya ve Ankara'da faili meçhul birçok kayıp onun bu pres makinelerinden geçmiştir. Mert bu cinayet haberini okurken aklına Ceren gelir. Ona bu gerçekleri nasıl anlatacaktı. Mert bunları düşünürken Ceren’in sesini duyar ve hızla telefonundaki haberi kapatır. “kahveler hazır.” Ceren salona gelir.
Mert’in yanına oturur. Ceren Mert’te bir gariplik fark eder yüzü bem beyaz olmuştur. “iyi misin Mert? ” Mert Ceren’in gözlerine bakarak konuşur. “iyiyim. Bu arada evin çok güzelmiş ” Ceren salona bir göz atar. Mert’in evi kadar büyük değildir. O kadar fazla eşyası da yoktur. Gene de Ceren güzel dizayn etmiştir. “Mert senin evin kadar değil tabi.” Mert gülerek yanıt verir. “senin evinde huzur var Ceren. Benim evim boş baksana her yerde bir renk var. Bitkilerin var. Benim evimde sahte bir kaç bitki var. Renk desen bu kadar cıvıl cıvıl değiller.” Ceren gülmeye başlar. Mert Ceren’in bu şekilde güldüğünü görünce içine bir başarma hissi gelir. “İstersen senin evini de dizayn edebilirim bu konuda çok iyiyimdir gördüğün gibi.” Mert bu teklifi ret etmeyi hiç düşünmez bile. O klasik zevklerinden şimdiye kadar hiç vaz geçmemiştir ama Ceren’in onun evini dizayn etmesini kabul eder. “Çok iyi olur bende yakın zamanda değiştirmeyi düşünüyordum. Taşınmayı planlıyorum zaten.” Ceren taşınacağını duyduğunda şaşırır evi çok güzeldir. Neden taşınmak istediğini anlamaz. “”Neden taşınıyorsun ki evin gayet iyi.” Mert artık Ceren’in hayatına girdiği için o ev şehire uzak kalıyordur. Ceren’e daha yakın olabilmek için taşınıyordur. “İşe gidip gelmek zor oluyor. Ev biraz şehrin dışında kalıyor.” Ceren’in aklına Ayşen teyzenin üst katı satmak istediğini hatırlar. Ceren heyecanlı bir şekilde oturuşunu düzelterek Mert’e evden bahsetmeye başlar. “Mert, Ayşen teyze üst katı satmak istiyor. Eğer sende istersen üst kata yerleşebilirsin. Ben Ayşen teyzeye söyler sana haber veririm.” Mert bunu duyduğuna sevinir. Ceren’in üst katına taşınırsa onun her zaman yanında olacağı anlamına geliyordu. Ceren sorularına hızla devam eder. “sen ne işle uğraşıyorsun?” Mert bu soruya dürüstçe cevap verebilirdi. “yazılım ile uğraşıyorum.” Ceren şaşkın gözlerle Mert’e bakıyordu. Ceren de yazılım bölümü okumuştur. “Bende yazılım bölümünü bitirdim.” Mert’in zaten bundan haberi vardır. Gülümseyerek Ceren’e baktı. “Ben sıradan kodlar yazıp web siteleri tasarlamıyorum Ceren. Benim işim siber güvenlik ve yapay zeka mimarisi. Urla Teknoparktaki holdingde, aslında dünyanın en büyük dijital kalelerinden birini yönetiyorum.” Ceren, açık kumral saçlarını hafifçe omzunun arkasına iterek gülümser. “Yani tam olarak ne yapıyorsun? Dijital bir gardiyan mısın?”
Mert’in dudaklarının kenarında sinsi ama büyüleyici bir tebessüm belirir.
“Gardiyandan daha fazlası... Ben dijital dünyada görünmez bir gölgeyim. İnsanlar internete her bağlandığında, silinmez izler bırakır. Telefonunun kameraları, evdeki akıllı televizyon, sokakta yanından geçtiğin o MOBESE kameraları... Hepsi birer göz. Ve eğer yeterince zekiysen o gözlerden tüm dünyaya sızabilirsin. İstediğin insanın hayatını tek bir tuşla koruyabilir, yada tek bir gecede onu dijital dünyadan silebilirsin.”
Ceren, Mert’in bu sözleri söylerken gözlerinde beliren o mutlak kontrol arzusunu hissettiğinde hafifçe ürperir. Mert’in işine bu kadar takıntılı olması hem onu etkiliyor hem de içindeki Adanalı şüpheci yanı uyanıyordu. Mert aslında Ceren’in nasıl bir siber kafese aldığını açık açık anlatıyordu.
“bu anlattığın şey kulağa çok güçlü... Ve bir o kadar ürkütücü geliyor. Yani sen istersen şu an benim hakkımdaki her şeyi, tüm geçmişimi tek bir tıkla görebilirsin.” Mert, Ceren’in bir sır sakladığından şüphelenmeye başlamıştır. Mert kahvesinden bir yudum daha alarak konuşmaya başlar. “İstesem yapabilirim Ceren... Ama siber dünyada ne kadar güçlü olursam olayım, bazı insanların gizemini sadece gözlerine bakarak çözmeyi tercih ederim. Tıpkı senin gibi.” Ceren bu sözler karşısında hiçbir şey söylememeye kara verir. Daha çok bu konuyu üsteleyecek olursa Mert’in onun geçmişini araştırmaya başlamasından korkuyordur.
Mert kahvesinden son yudumunu da alarak kalkar. Ceren kapıya kadar eşlik eder. Mert arabasına biner ve gider. Mert çıktıktan sonra iki tane adam gelir. Mert’in onları gönderdiğini söylerler. Ceren adamları görünce kendisini biraz daha güvende hisseder. Apartmana girdiğinde hemen Ayşen teyzenin yanına gider. Kadına bir açıklama yapması lazımdır. Az önce yaşanan gürültüleri de duymuştur.
