Gölge Oyunu kitap kapağı

5. bölüm / 9

4.Bölüm

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: 4.Bölüm

“Üç şey uzun süre gizli kalamaz: güneş, ay ve gerçek.” - Buddha

**********************************

Parti binası önünde yaşanan olaydan sonra apar topar eve gidip kapıları kilitlemiştim. Her adımımın izlendiğini bilmek tüylerimi ürpertmişti.Dürüst olmak gerekirse korkmuştum.İşlerin tahminimden daha dallı budaklı olduğunu anlamıştım ancak gölgelerin peşimde olduğunu…işte bunu gerçekten tahmin edememiştim.Gelen mesaja karşı hiçbir dönüş yapmamıştım. Akıllı bir davranış gibi gelmemişti. Cevap vereceğini de düşünmüyordum. Yüksek ihtimal kullan-at telefonlardan biriydi.Babamın ‘seçim zamanı açıklanabilir’ diye not aldığı dosyayı bana göndermesinden ne gibi bir anlam çıkarmalıydım?İhtimaller zinciri içinde yüzüyordum. Babamın dediği gibi dosyayı açığa çıkarmamı mı bekliyordu?Peki bu dosya neden bu adamdaydı?Mesajlarında bana yardım edeceğini ifade ediyordu. Eğer dosyayı babam kendi rızasıyla ona verdiyse bu demektir ki babam, ona çok güveniyordu.Masanın üstünde duran not defterini alıp açtım. Babamın A.K. yazıp kurt ifadesi koyduğu kişi benim bulmaya çalıştığım kişi olabilirdi.Sıkıntıyla saçlarımı karıştırdım. Çözülmesi gereken çok fazla bilmece vardı ve ben bu dünyanın dışında kalmayı tercih ettiğim için…puzzle parçalarını birleştiremiyordum.Gizemli adamın, tahminime göre A.K. dediğim kişi, verdiği dosyayı incelemeye başladım.Dosyanın içinde duran fotoğrafımı kenara koydum. İlk sayfaya kısa bir göz gezdirdim.2015 yılından beri üretilen bir ilacın prospektüsü bulunuyordu. Prospektüsü okuduğumda herhangi bir sorun görememiştim.Sayfayı çevirdim.Sonraki sayfada aynı ilacın tekrardan prospektüsü bulunuyordu. Okumadan geçecektim ki gözüm ‘yan etkileri’ kısmına takılmıştı.Bilinç bulanıklığı, kısırlık ve ileri seviye organ yetmezliği…Aynı ilacın iki farklı prospektüsü olması imkansızdı. Sayfayı çevirdim.Bu sayfada da Sağlık Bakanlığından üretim onayı almadığını gösteren bir belge bulunuyordu. Yılını kontrol ettim. 2014 senesiydi.Sayfayı çevirdim.Aynı ilaç 2015 yılında ‘geliştirilmiş’ denilerek tekrardan bakanlık onayına sunulmuştu ve onay almıştı.Olayın korkunçluğunu yavaş yavaş idrak etmeye başlamıştım. Ellerim titrese de devam ettim.2019 yılından hasta raporları bulunuyordu. Birkaç hasta bu ilacı düzenli bir şekilde kullandığını, yan etkileriyle karşılaştıklarını ama bu yan etkilerin prospektüste yazandan çok daha farklı olduğunu bildirmişti.Gözlerimin dolduğunu hissediyordum. Para kazanmak için insan hayatıyla nasıl oynayabilirlerdi?Dördüncü sayfaya geçtiğimde laboratuvar sonuçlarıyla karşılaştım. Tarihler değiştirilmiş, imzalar sahte… Her satır, bilinçli bir manipülasyonu gösteriyordu.Daha fazla bakmadan devam ettim. Dosyanın ilk bölümü bitmişti. İkinci bölüme geçtiğimde çok daha farklı bir konuyla karşı karşıyaydım.Sanayi bölgesindeki fabrikaların atıklarıyla ilgili belgeler vardı. Raporlar resmi olarak geri dönüşüm sürecinde gösterilmişti ama gerçek belgeler toprağa ve tarım sularına karışan tehlikeli atıkları gösteriyordu. Halkın sağlığı… aklıma gelmesi bile midemi bulandırdı. Herkes zehirleniyor olabilir…Sayfaların arasında bir fotoğraf çıktı. Sanayi bölgesindeki bir fabrikanın dış cephesi, köşesinde bir işaret… ve altında kısa bir not: “Toprak ve sular.” Gözlerim büyüdü. Bu, küçük bir ihmalkârlık değildi. Bu, kasıtlı bir felaketti.Sonra birkaç sayfa ilerledim ve fark ettim ki belgelerde sahtecilik işaretleri gittikçe belirginleşiyordu. Hangi el bunu değiştirmişti? Kimin amacı halkın sağlığını tehlikeye atmak olabilirdi? Bir cevap yoktu ama suçlu mutlaka buradaydı.Dosyayı kapattığımda yanağımdan aşağıya bir damla süzüldü.Öldürülüyorduk.Bilmeden, fark etmeden, sinsi sinsi öldürülüyorduk.Bu çok fazlaydı.Bunu bilmeni yükü çok ağırdı.Dosyada bazı verilerin üstü kapatılmıştı. Babam bu dosyayı bir yerden gizli gizli toplamış olmalıydı.Acaba babamın yapacağı hamleyi bildikleri için mi ölmesini istemişlerdi?Endişeyle yerimde sallanmaya başladım. Puzzle parçalarını birleştirmeye çalışıyordum ama beynimin içinde bir ses bağırdığından odaklanamıyordum.“Sakin ol Ülkü. Çözmen lazım bunu.”Kenara bıraktığım sudan içtim. Buz kesen ellerimi, ateşten kavrulan alnıma koydum. Soğuk ellerim beynimin tekrar çalışmasını sağlamıştı.Oturduğum yerden kalkıp odamdan iş için kullandığım büyük ayaklı panoyu getirdim.Bu zamana kadar bulduğum ve öğrendiğim her şeyi panoya yapıştırdım.En son bugün çekilmiş fotoğrafımı astım ve üstüne yapışkan kâğıda A.K? yazıp yapıştırdım.İşim bittiğinde iki adım geri gidip panoya baktım.Karmakarışık dursa da beynimin hafiflemesine yardımcı olmuştu. Elime tahta kalemi aldım ve sesli düşünmeye başladım.“Babam bu dosyayı gizlice buldu ve halka açıklamak için çalışıyordu.” Dosyadan babamın notuna bir çizgi çizdim.“Babam bu araştırmaları yaparken parti içinde bir köstebek olduğunu fark etmiş olmalı.” Notun yanına köstebek yazıp soru işareti koydum.“Babam köstebeği bulmak istiyordu çünkü aksi halde bulamazsa önüne bazı insanlar taş koyacaktı.” Devam ettim.“R.S. dediği kişiden şüpheleniyor ve bu işlerle bağlantısı olduğunu tahmin ediyordu. Eğer bu tahmin ettiğim gibi Rıza denen şerefsizse…bu adamlar pis işlerine devam edebilmek için Rıza’nın seçimi kazanmasını sağlayacaktır.”Panoda birkaç yeri daha çizip kocaman harflerle ‘müttefik’ yazdım.“Benim seçimi kazanmam için müttefike ihtiyacım var. Ama bu kişiler çok güçlü olmalı.” Kalemin kapağını kapatıp olduğum yerde durdum.Müttefik olarak kimi bulacaktım?Babamın dostları bana yardım edebilir miydi?Amcama söyleyebilirdim bunu ama pis işlerin içinde olmamı istemeyeceğinden beni engelleyebilirdi.Sıkıntıyla nefes verdim. Ne yapmam gerektiğini gerçekten bilmiyordum. Biraz daha düşündüm.Babamın otopsi sonucu çıkana kadar bilgi toplayıp müttefik bulmaya çalışacaktım. Amcama da bu olayları anlatmadan sadece seçim için destek olmasını isteyecektim.Son olarak da A.K. kişisini bulacaktım.***********Aldığım kararın ardından bir iki gün geçmişti. Bünyem uzun zamandır dinlenmediğim için pes etmişti. Bende son birkaç günümü enerji toplamakla geçirmiştim.Şimdi de kendimi iyi hissettiğim an soluğu amcamın yanında almış, boğaza karşı yemek yemek davetinde bulunmuştum.Amcamı son gördüğümden bu yana daha toparlanmış gibi gelmişti gözüme. Dağılmaması bir yanıma mutlu etse de bir yanımı sinirlendirmişti.Balığından bir parça alıp ağzına attı. “Uzun zaman olmuştu buraya gelmeyeli, harika balık yaptıklarını unutmaya başlamıştım.” Amcamın söylediklerini gülerek onayladım.“Kesinlikle amcacığım. Hiçbir restoran Hüseyin Amca’nın yerini tutamıyor.” Katıldığını gösteren bir ifadeyle başını salladı.“Bu lezzeti tüm dünyaya tanıtalım diyorum Hüseyin’e ama yok. Adam tutturmuş bir İstanbul diye ne ileri gidiyor ne geri.” Gülümsedim. Buranın sahibi Hüseyin Amca, bizimkilerin yıllardır arkadaşıydı. İstanbul aşığı bir insan olduğu için restoran zinciri kurma hevesi hiç yoktu.“Öyle deme amca. Tek olması Hüseyin Amca’yı nadir kılıyor. Diğer türlü bu lezzet erişilebilir olacaktı.” Amcam homurdandı ama bir şey söylemedi.Yemek faslını bitirmiş tatlılarımızı yerken amcamı izlemeye devam ettim. Konuyu nerden açsam diye düşünmekten yemeğin sonuna gelmiş, biraz daha beklersem hiç konuşamadan gidecektik.Gücümü toplamak adına boğazımı temizledim. Amcam da boğazdan geçen gemileri izliyordu.“Amca sana bir şey söylemek istiyorum.” Diye konuya giriş yaptım.Amcam da bunu bekliyormuş gibi başını bana doğru çevirdi. “Belliydi bir şey söyleyeceğin. Dökül bakalım ne diyeceksin.”Çocuk gibi dudağımı büzdüm. “Çok mu belli ettim?” soruma karşı eliyle miktarını gösterdi.“Azıcık ama ben seni tanıdığım için hemen anladım.” Gülerek başımı salladım.“Evet meleğim seni dinliyorum.”Oturduğum yerde hafif dikleştim. “Ben, babamın yerine aday olmak istiyorum amca.”Amcam ilk duyduğunda tepki vermedi. Uzun uzun yüzümü inceledi. Sanırım adama kal gelmişti.Birkaç dakika konuşmadan bana baktığını fark edince boğazını temizleyip söze girdi. “Meleğim sen hiç sevmezdin ama bu işleri.”Bunu diyeceğini önceden tahmin etmiştim. “Evet sevmedim ama artık fikrim değişti amca. Babamın emeklerine, halka sahip çıkmak istiyorum.” Elimi eline uzatıp sımsıkı tuttum.“Bu süreçte de biricik amcamın desteğini istiyorum.” Amcam baş parmağıyla elimi sıvazladı.“Meleğim ben her zaman, ne konu olursa olsun senin destekçinim bunu biliyorsun. Sadece çok yıpratıcı bir iş ve senin yıpranmanı istemiyorum.”Güven vermek adına gülümsedim.“Merak etme amcacığım bu yolda kimse beni yıpratamaz emin olabilirsin.”Amcamın onayını aldıktan sonra Ahmet Bey ile yaptığım konuşmadan bahsettim. Amcam da uzun uzadıya konuyu düşündü ve Rıza Soylu’ya karşı elimin güçlenmesi adına birkaç telefon etti.Amcam terasta telefonla konuşurken benim de telefonum çaldı. Ekrana baktığımda Ahmet Bey’in aradığını gördüm.Sesimi sakin tutmaya çalışarak aramayı açtım. “İyi günler Ahmet Bey.”“İyi günler Ülkü Hanım. Hemen konuya gireceğim çok fazla zamanım yok malumunuz iş güç.” Kalbim hızlanmaya başlarken araya girmeden devam etmesini bekledim.“Meclisle konuştum ve başta soru işaretleri olsa da kabul ettiler. Artık yeni başkan adayımız sizsiniz.” Rahat bir nefes verdim.“Çok teşekkür ederim Ahmet Bey arayıp bilgilendirdiğiniz için…o zaman hepimize hayırlısı olsun diyelim.”“Hepimiz için.” Sigara içecek olmalıydı ki telefondan zipposunun sesini duydum.“Yarın akşam adınıza bir yemek düzenlenecek.” Bölmek için tam araya girecektim ama beni beklemeden devam etti.“Merak etmeyin bu yemek basına kapalı olacak. Ola ki basın duydu resmî açıklamayı yapana kadar iddialar arasında olmanız bir sorun teşkil etmez.”Ahmet Bey’in dediklerini onaylayarak telefonu kapattım. Bu yemeklerin ittifak için yapıldığını biliyordum. Başlarda her yıl babam adına yemekler düzenlenirdi ancak zamanla babam koltuğunu sağlamlaştırınca buna gerek duymamıştı.Her ne kadar insan içine girmek istemesem de elimin güçlenmesi adına bunu yapmak zorundaydım.Ayrıca artık olduğumdan daha da göz önünde olmaya alışmam gerekiyordu.Amcam gelene kadar telefondan Twitter’da gezinmiştim. Ofis önünde yaptığım konuşma hakkında hala konuşan insanlar vardı.Haberin altındaki yorumları okumaya başladım.“Babamın mirasını koruyacağım demesi tam bir lider duruşu. Bu şehir artık gerçekleri görmek istiyor. #Ülkü2026 #YeniDönem”“Ülkü Hanım’ın sözleri bana umut verdi. Artık korkmadan sesini duyurabilen biri var. #CesurLider #ÜlküKorhan”“Ülkü Hanım dün yaptığı konuşmayla göz doldurdu. Kararlılık, cesaret ve şeffaflık… Bu şehir için doğru ses! #GüçlüKadın #ÜlküKorhan”Destekleyen yorumlar kadar eleştiren yorumlarda vardı.“Daha dün ortaya çıktı, ama şehrin sorunlarını çözebileceğini iddia ediyor. Bence fazla iddialı… #SiyasetGerçekleri #ÜlküKorhan”“Genç, hırslı ama deneyimsiz… Ülkü Hanım, halkın desteği her zaman yeterli olmayabilir. #SiyasetKolayDeğil #ÜlküKorhan”Derin nefes verdim. Bu olağan bir şeydi. Her zaman seni destekleyen kadar tökezlemeni bekleyen insanlar da vardı hayatta.Amcamın gelmesiyle hesabı ödeyip restorandan çıkmıştık. Ahmet Bey’in aradığını ve yemek düzenlendiğini söylediğimde haberi olduğundan bahsetmişti.Ertesi gün işe gitmeyip ‘deneyimsiz, yeni yetme’ baskılarını azaltmak adına bir sürü dosya okumuştum.O kadar çok dosya okumuştum ki kendimi meclis binası gibi hissediyordum.Parti yemeği için Ceylin’i ve Gürkan’ı da davet etmiştim. Gürkan uzun bir zaman sonra iletişime geçtiğim için çok mutlu olmuştu.O bunu söyleyene kadar Gürkan’ı unuttuğumun farkında bile değildim.Babamın olayından sonra Gürkan’la aramızdaki mesafenin açıldığını hissediyordum. Nedendir bilinmez ama bir tarafım Gürkan ismi geçse dahi rahatsız oluyordu.Amcam dün laf arasında evlenmemin de seçim imajım için çok iyi olacağını söylemişti.“Hayatta belli sorumluluklar aldığını, istikrarlı ve güvenilir olduğunu hisseder halk.” demişti amcam.Evet öncelerde Gürkan’la evlenme gibi bir hevesim vardı ancak şu an bu hevese sahip olduğum pek söylenemezdi.Hazırlanmadan önce güzel bir duş alıp kendimi rahatlattım. Mavi renk elbise tercih edecektim. Mavi güveni simgelerdi ve davetteki insanlara bu mesajı vermem gerekiyordu.Camlı dolabımı açıp mavi renk elbiselerimin hepsine tek tek baktım. Kıyafet seçimi çok önemliydi.Hem güvenilir hem de cesur gözükmem gerekiyordu.Aslında her zaman zarafetten yana olan biriydim ancak bugün bu çizginin dışına çıkacaktık.Straplez yaka, belde transparan korsesi ve derin yırtmacı olan bir elbise tercih etmiştim.Siyah saçlarımı hafif kabartıp önleri sabitledikten sonra arkama attım.Takı olarak da babamın hediye olarak aldığı göğüs çatalıma kadar uzanan taşlı kolye setini taktım.Makyajımı da tamamladıktan sonra ayakkabımı giydim ve eden çıktım.Gürkan beni almayı teklif etmişti ama işimin olduğunu kendim gideceğimi söylemiştim.Yirmi dakika kadar süren yolun ardından mekâna varmıştım. Valeye anahtarımı verip içeri adımladım. İçeri girdiğimde salonun genişliği ve masaların düzeni gözlerimi kamaştırdı. Siyasi figürler, parti üyeleri ve bazı iş insanları şık kıyafetleriyle yerlerini almıştı.Buraya gelen her davetlinin benim için potansiyel bir müttefik olduğu kadar düşman olduğunun da farkındaydım.Gördüğüm herkesle selamlaşarak insanlarla sohbet ediyor, yüz ifadelerini ve beden dillerini inceliyordum.Parti başkan yardımcısıyla karşılaştığımda birbirimize selam verdik.“Merhaba, bu akşam gerçekten çok güzel bir organizasyon olmuş,” dedim.
Başkan yardımcısı hafifçe gülümsedi. “Hoş geldiniz Ülkü Hanım, partimiz için heyecan verici günler olacak. Adaylık konusunda… merak ediyorum sizin planlarınızı.”
“İnsanların güvenini kazanmak ve doğru projeleri hayata geçirmek istiyorum. Ama bunun için partinin desteğine ihtiyacım var,” dedim.
Başkan hafifçe başını sallayıp birkaç öneri sundu. Ben de söylediklerini aklımda işleyerek ilerledim.Bir sonraki masaya geçerken, amcam bana göz kırptı. “Gözünü dört aç, Ülkü. Kim neyi ne için söylüyor, anlamalısın.”
“Biliyorum amca,” dedim. “Ama bazılarını test etmem gerekiyor. Kim gerçekten bizimle?”Yemek faslını bitirmiş herkes elinde birer kadeh şarapla sohbet ediyordu.Gürkan birkaç kez yanıma gelmişti ancak çok yan yana gözükmek istememiştim. Bu evlilik olayı ciddi anlamda kafamı kurcalıyordu.Şarabımı yudumlarken Ceylin sessizce yanıma geldi. “Ülkü Hanım görüştüğünüz herkesi not ettim. Etrafta dolaşırken de bir şeyler duydum.” Merakla devam etmesini bekledim.“Birinden bahsediyorlardı adını tam anlayamadım ama sanırım Altay Koral dediler.”Yerimde hareketlendim. A.K. denilen kişi o olabilir miydi?“Ne diyorlar bu adam hakkında?” dedim.“Babanızla birkaç kez gizlice görüşmüş hatta beraber bir proje yürütecekleri konuşulmuş ancak bu olaylardan sonra babanızın ekibi Altay Koral’a ulaşmaya çalışmış. Altay Koral da kabul etmemiş.”Kaşlarım çatıldı. Konuyu anlamaya çalışıyordum. “Görüşme neyle ilgiliymiş?” diye sordum.“O kısım hakkında bir şey bilmiyorlar ama Altay Koral’ın yurt dışında ilaç firması varmış. Onunla ilgili olabilir dediler.” Duyduklarımla başımdan aşağı kaynar sular döküldü.Babam bu adamla dosyada gördüklerim yüzünden mi görüşmüştü? İçeride köstebek olduğu için mi Altay Koral görüşmeyi reddetmişti.Bakışlarım salonda geziyordu. “Nerede şimdi bu Altay Koral?”Ceylin not defterine kısa bir bakış attı. “Henüz gelmemiş ama etkinlik bitmeden mutlaka burada olurmuş.” Anladığımı belirtircesine başımı salladım.Sanırım Altay Koral ile konuşmam gerekiyordu.*******Partinin bitmesine kısa bir süre kalmıştı. Ahmet Bey ve amcam kısa sürede anlaşmış ve gelen herkesle beni tanıştırmışlardı.Altay Koral hariç.Aslında Altay Koral’ın kim olduğuna dair bir fikrim yoktu. Ancak gelen herkesle tanıştığım için tanımadığım birini görürsem onun olduğunu varsayacaktım.Ceylin, Ahmet Bey’e onu sormamı teklif etmişti. Normal şartlarda bunu yapardım ama köstebeğin kim olduğunu bilmediğimden tek başıma halletmeye çalışıyordum.Masada tek kaldığımı fark eden Gürkan, yavaş adımlarla yanıma geldi.“Sevgilim.” Dedi nazik ses tonuyla. Elini belime koyacakken onu durdurdum.“Çok göz önündeyiz Gürkan. Bu şekilde yaklaşma lütfen.” Elimden geldiğince kibar olmaya çalışıyordum.Hakaret etmişim gibi kaşlarını çattı Gürkan. “Sanki sevgili olduğumuzu bilmiyorlar Ülkü. Ayrıca bu hareketimde bir yanlışlık yok, sevgilimin beline elimi koyuyorum.” Söylediklerimi dinlememiş gibi tekrardan elini belime koymaya çalıştı.Bu sefer bir adım yana kaydım. “Artık çok daha temkinli davranmam gerekiyor Gürkan. Biliyorsun aday olarak çıkacağım. İmaj benim için çok önemli.” Sanırım yanlış bir şey söylemiştim.“Nasıl yani benim yanımda olduğunda imajın mı bozuluyor? Senin kadar zengin ve güçlü bir aileden gelmediğim için mi?” dedi hiddetle.“Hayır demek istediğim bu değil, tabii ki seni öyle görmüyorum…sadece davranışlarıma dikkat etmeliyim.” Gürkan’ın bu konularda aşağılık kompleksi vardı ve ben tamda o noktanın üzerine basmıştım.Başını iki yana salladı. “Ben ne demek istediğini çok iyi anladım. Babandan sonra çok değiştin Ülkü. Artık benimle görüşmüyor, konuşmuyorsun.”Kendimi tutamayarak biraz çıkıştım.“Babam öldü benim farkındaysan Gürkan. Bir anda ofisinde ölü buldular. Değiştim mi? Çok affedersin hayatım inanılmaz normalken bir anda değişmek gibi bir kabahati nasıl işlemişim böyle.”Gürkan’la olan ilişkimizde her zaman alttan alan taraf ben olurdum. Gürkan kızar, küser, triplenir. Ülkü gönül alır, anlayış gösterir.Uzun yıllardan sonra ilk kez Gürkan’la yaptığımız bir tartışmada alttan almıyordum. O da buna şaşırmıştı.Her zamanki gibi o ‘ben birazdan küseceğim’ bakışını attı. “Tamam ben hatalıyım yine.” Dedi ve çekip gitti.Arkasından gitmemi bekliyordu ama daha çok beklerdi. “Siktir git, göt herif.” Dedim kendimi tutamadan.Kimsenin duymadığına emindim ama biri duymuş olmalıydı ki söylenmemin ardından konuşmaya başladı.“Her ilişkinizde bu kadar agresif misinizdir?” arkamı dönüp konuşan kişiye baktım.Burada tanıştığım kişilerden biri değildi.“Anlayamadım.” Dedim. Anlamıştım ama şaşırdığım için ne diyeceğimi bilememiştim.Hafif gülümsedi. Bu şekli bir yerden hatırlıyor gibiydim.“Diyorum ki ilişkide agresif biri misiniz?” demin Gürkan’ın durduğu yere doğru yaklaştı. Aramızda iki adımlık bir mesafe vardı.Yüzünü hatırlamaya çalışıyordum. Çok tanıdık geliyordu. “Hayır değilim. Bu sizi ne ilgilendirir ki?”Garsondan bir içki aldı ve içti. Yandan bana baktı. “Hiç…sadece merak ettim.” Dedi.İlgili gözükmek istemiyordum ama benim de merak ettiğim şeyler vardı.Vücudumu ona doğru döndürdüm. “Affedersiniz ama tanışıyor muyuz? Yüzünüz çok tanıdık geliyor.”Komik bir şey söylemişim gibi başını eğip güldü. “Bu iki oluyor Ülkü Hanım.”Kaşlarım çatıldı. “Ne iki oluyor?”O da vücudunu bana doğru döndürdü. Şimdi yüz yüze birbirimize bakıyorduk.“İkidir beni tanımıyorsunuz. Sanırım anlaşmayı cidden feshetmeliyim.”Bir dakika boyunca yüzüne boş boş baktım. O da çözmemi beklercesine ilgiyle bana bakıyordu.İşte o an kim olduğunu hatırladım. Şirketin yıldönümü partisinde konuştuğum adamdı. Aydınlanmanın verdiği tepki yüzüme yansımış olmalıydı ki gülüşü genişlemişti.“Sonunda ben tanıyabildiniz.”Kendimi çok mahcup hissediyordum. Adam danışmanlık verdiğimiz şirketlerden birinin sahibi olduğunu söylüyordu ama ben tanıyamıyordum.“Gerçekten çok özür dilerim. Bu aralar inanılmaz dalgınım.” Dedim. Neden olduğunu biliyor gibi anlayışla başını salladı.“Başınız sağ olsun. İnsan, hayatından önemli birini kaybedince nasıl dağıldığını iyi bilirim.” Dedi. Söylediklerine karşı yüzünde bir mimik dahi oynamamıştı. Başımı sallamakla yetindim.“Babanız çok iyi bir insandı.” Dedi sohbeti sürdürerek.“Babamı tanıyor muydunuz?” babamı herkes tanırdı ancak bu adamın ne kadar iyi tanıdığını merak etmiştim.İçkisinden bir yudum aldı ve uzaklara baktı. “Evet, babanızla uzun zamandır tanışıyoruz.”“Uzun zamandır mı? Peki neden sizi hiç görmedim.” Dedim dayanamayarak.Aramızdaki bir adımlık mesafeyi kapattı. Şimdi çok daha yakındık.“Ben her zaman etrafınızdaydım Ülkü Hanım. İnsan görmek istemeyince önünde dursa bile fark edemez.”Mavilerim, siyahlarında kaybolmuştu. Adını bile bilmediğim birinden imalı sözler beklemiyordum. Ayrıca sözleri bana başka bir şeyi anımsatmıştı.Kuruyan dudağımı ıslattım. Bakışları dudağıma kaydı. Bu hareketine utansam da konuşmaya devam ettim.“Belki beni başka biriyle karıştırmışsınızdır.” Dedim. Tezimi çürütmek ister gibi başını iki yana salladı.“Sizi bir kez gören birinin unutması…karanlıkta gölge araması kadar imkânsız.”İşte o an beynimde şimşekler çaktı. Anın büyüsünden çıkıp bir adım geriye sendeledim.Konuşma tarzının kimi anımsattığını hatırlamıştım.“Sen…” diyebildim sadece.O da bir şeyler anladığımı fark etti ve keyifle gülümsedi.“Sonunda kim olduğumu anladın. Resmi olarak tanıtmadık.” Elini tokalaşmam için bana doğru uzattı.“Ben Altay Koral.”

***************************************

Tekrardan merhaba. Bu bölüm biraz uzun oldu kusura bakmayınızzz. Altay Koral sahneye giriş yaptı bakalım ileride neler olacak.Sizce insanları zehirleyen kişi Altay Koral mı?

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…