Gölge Oyunu kitap kapağı

3. bölüm / 9

Gölge Oyunu

2.Bölüm

Vaveyla Yazarı: Beyza Kahraman

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: 2.Bölüm

“Gerçek, en karanlık anlarda kendini gösterir.” – Friedrich Nietzsche

***************************************
Babamın ölüm haberinin üzerinden beş saat geçmişti. Hastanede geçirdiğim sinir krizinden sonra amcam beni aile evimize götürmüştü. Yataktan kalkmaya çalıştım. Vücudum yapılan sakinleştirici etkisiyle yavaşça hareket ediyordu. Kalkıp babaannemin odasına gitmek istedim; adımlarım ağır, aklım bulanıktı.Kapıyı açtığımda, yatakta felçli hâlde uzanan babaannemi gördüm. Gözleriyle bana baktı, elleri istemsizce titriyordu. Ses çıkaramıyordu ama gözlerinden yaşlar dökülüyordu.Amcam ona haberi vermiş olmalıydı.Babaannemin ağladığını görmek gözyaşlarımın tekrardan süzülmesine neden oldu. Yatağının kenarına oturdum yavaşça. Titreyen elinin üzerine elimi koydum. Ağzımdan istemsiz bir hıçkırık kaçtı.Boğuluyordum.Hıçkırıklarım daha da şiddetlendiğinde vücudumu babaannemin yanına yatırdım. Elini sımsıkı tutuyor çocuk gibi ağlıyordum.“Babam gitti babaanne. Annem gibi o da beni bırakıp gitti.” Ağlamaktan vücudum kasılıyor nefes alamıyordum.Kendi kendime konuşmaya devam ettim. “Hepsi benim suçum. Ben kahvaltı için yanına gitseydim böyle olmazdı. O zaman kurtulurdu.Yattığım yerden doğruldum. Elimi tersiyle gözyaşlarımı silmeye çalıştım.“Hepsi benim yüzümden. Ben iyi bir evlat olamadım onlara.” Babaannem ‘senin suçun değil’ der gibi yüzüme bakıyordu.“Bakma bana öyle biliyorum ben suçumu. İşim yerine babamın üstüne daha çok titreseydim böyle olmazdı.” Gözlerini sağa sola hayır dercesine titretti.Bir şey söylemeden elini öptüm. O da yavrusunu kaybetmişti. Babaannem hayatında çok kayıp görmüştü. Kocasını, gelinlerini, torununu şimdi de oğlunu. Hepsinin toprağa verilmesine bizzat şahit oluyordu.Bu düşünceler beynimi istila ederken daha çok ağladım.Babama ağladım.Kendime ağladım.Bulunduğumuz odanın kapısı açılınca gözyaşlarımı silip kapıya doğru baktım.Amcam beni arıyormuş da burada olduğumu görünce rahatlamış gibi nefes verdi.Kapıyı kapatıp yavaşça yanımıza doğru yürüdü. Onun da ağlamaktan göz altları şişmişti.Başımın üstüne hafif bir öpücük kondurdu. “Amcam neden kalktın? Odanda biraz daha dinleseydin sakinleştiriciyi yeni aldın.”Başımı amcamı görebilmek için yukarı kaldırdım. “Babaannemi görmek istedim. Oda üstüme üstüme geldi.”Annesine kısa bir bakış atıp tekrar bana baktı. “Anneme haberi verdim amcacım ama yanında böyle üzülmeyelim olur mu? Ona da bir şey olsun istemeyiz.”Amcamın söyledikleriyle yataktan kalktım. Haklıydı babaannem 80 yaşına gelmişti. Bünyesi çok hassastı, üzülmemeliydi.Ardından kendime kızdım. Bencillik yapıp acımı onunla paylaşmak istemiştim.“Haklısın amcacığım düşünemedim.” Babaannemin elini öptüm.“Biz çıkalım o da dinlensin.” Babaannemin yanağını okşadım ve arkamı döndüm. Amcam da elini omzuma koyup bana eşlik etti.Odadan çıktığımızda amcam kapıyı kapattı. “Benim cenaze işleriyle ilgilenmem gerekiyor. İkindi de cenazenin gömülmesi gerekiyor.” Sesimi çıkarmadan başımı salladım. Bu işlerle ilgilenebilecek gücüm yoktu.“Aşağıda bize taziyelerini iletmek için gelen insanlar var. Sende onların yanına in istersen meleğim olur mu?” kimseye ev sahipliği yapma havasında değildim.“Amca kimseyle görüşmek istemiyorum. Odama geri döneceğim.”İç çekti. “Tamam meleğim sen nasıl istersen.”Amcamın yanından ayrılıp odama geri döndüm. Burada olmak istemiyordum ama aşağıda da kimseyle muhatap olmak da istemiyordum.Cenazelerde dedikodu için evlere gelen insanlara sinir oluyordum.Balkona çıkıp koltuğa oturdum. Bacaklarımı kendime doğru çektim. Odam arka bahçeye baktığından kalabalığın sesini duymuyordum.Olanları düşünmeye başladım. Babam uzun zamandır kalp hastasıydı ama ilaçlarını düzenli kullanıyordu. Uykusuna, yemesine, sporuna hep dikkat ederdi. Yoğun çalışmasına rağmen sağlığını hep ön planda tutardı.Nasıl oldu da bir anda bu kadar kötüleşebildi?Doktor kalp hastaları için çok normal bir durum olduğunu dile getirse de.Bir yanım inanmak istemiyordu.Kapımın tıklatılmasıyla düşüncelerimden sıyrıldım. Arkama bakmadım. Gelen kişi her kimse geri gidebilirdi.“Sevgilim.” Gürkan’ın sesini duyduğumda gözlerimi kapattım. Duygusal bağımın olduğu insanları görmek, ağlama isteğimi geri getiriyordu.Yanıma gelip önümde diz çöktü. Mahcup bir ifadeyle kafasını kaşıdı. “Aşkım çok özür dilerim hemen gelemedim. Patron sorun çıkardı.”Sıkıntılı bir patronu olduğunu bildiğim için sorun etmedim. Zaten şu an pek sorun edebilecek bir halde değildim.Cevap olarak sadece başımı salladım ve uzaklara baktım. Gürkan’ın varlığı beni boğuyordu.Bu normal miydi?Gürkan’ın eli saçlarımda gezindi. Konuşmak istemediğimi anlamış olmalıydı.“Birazdan mezarlığa geçeceğiz hazırlanacak mısın?” söyledikleriyle kolumdaki saate baktım. Babamın yaş günümde hediye ettiği saatime.Bir şey söylemeden ayağa kalkıp dolabıma ilerledim. Dün gece ofise vardığımda elbiseyi çıkarıp siyah takımımı giymiştim. Üstümde hala onlar vardı. Dolaptan sadece siyah bir şal aldım. Üstümü değiştirecek enerjiye sahip değildim.Gürkan’a bakmadan “Çıkalım.” Dedim ve kapıya doğru ilerledim.Kapıdan çıktığımızda bahçede hafif bir rüzgar vardı. İnsanlar siyah kıyafetleri içinde sessiz adımlarla yerlerini almış, kimi gözyaşlarını gizlemeye çalışıyor, kimi de birbirine bakıp fısıldaşıyordu.Amcam kalabalığın içinden yanıma geldi, sessizce bana eşlik etti. Omzuma dokunduğunda hafif bir teselli hissettim ama hâlâ boğulacak gibi oluyordum. Gürkan önümde, sessizce adımlarını atıyordu; varlığı hem rahatlatıyor hem de içimi sıkıyordu.Mezarlık alanına geldiğimizde tören başlamıştı. Babamın eski çalışma arkadaşlarından biri kürsüye çıktı ve babamın iş ahlakından, dürüstlüğünden söz etti. İnsanların yüzlerinde çeşitli ifadeler vardı; bazıları üzgün, bazıları ise sessiz bir merakla bakıyordu.Yapılan konuşmaları duymak, habercileri görmek bana hiç iyi gelmemişti. Vücudum zangır zangır titremeye başladı. Amcam bana hafifçe dokundu.“Ülkü, sakin ol. Ben yanındayım, sana destek olacağım,” dedi. Sesinde hem üzüntü hem de güven vardı. Başımı salladım ama gözlerim toprağa ve mezarlık görevlilerinin işine takılı kaldı.Babaannem ise evde yalnızdı; biz onun yanında değildik. Ama düşüncemde onun yüzü belirdi; felçli bedeniyle geçmişte neler gördüğünü bilmiyordum, sadece hatırladım ki ailemizin sessiz bir direnci vardı.Toprağa bakarken babamı düşündüm. Kalp krizinin ani gelmesi hâlâ inanılmazdı. Amcam omzuma hafifçe dokundu. “Başımızı kaybettik, ama birlikteyiz. Onu hatırlayacağız,” dedi. Gürkan da sessizce yanımda duruyordu. Elimi tuttu; kelimeler gereksizdi.Toprak mezara konulurken bir yanım hâlâ içimdeki öfkeyi ve acıyı bastırıyordu. Amcam başını hafifçe eğdi, bir an bana baktı ve gözlerinde derin bir keder vardı. Ben de başımı salladım. Yanımdan ayrılıp babamın üzerine toprak attı. Ardından küreği Gürkan’a devredip yanıma geldi.Tören bitip insanlar dağılırken, amcam benim yerime taziyeleri kabul ediyordu. Babamın yanına çömeldim, nemli toprağı sevdim.“Artık annemin yanındasın babacım. Beni yalnız bıraktın sana bunun için çok kırgınım. Tek tesellim annemin yalnızlığının son bulması.”Gürkan sessizce, ama anlamlı bir bakışla bana dokundu: “Yanındayım. Yalnız değilsin ben her zaman seninleyim.” Dedi.Tepki vermeden öylece annemin ve babamın mezarına baktım. Çok aşıklardı. Babam annemden sonra hiçbir zaman eskisi gibi olmamıştı. Bana yansıtmasa da ben anlıyordum.Sonunda kavuşmuşlardı.Amcam herkesi yolcu ettikten sonra yanıma geldi.“Meleğim bizde eve gidelim, hava karardı.” Ailemi burada bırakıp gitmek istemiyordum.“Amca biraz daha kalsak? Gitmek istemiyorum.” Amcam isteğimi kabul etmemişti ama hareket etmedim. Biraz daha o şekilde kaldım.“Gürkan!” amcamın seslenmesiyle Gürkan beni kucağına aldı. Ne zamandır döküldüğünü bilmediğim gözyaşlarıma hıçkırıklarım da eklenmişti.O gün Gürkan’ın kucağında mezarlıktan çıkarılırken bir parçamı da toprağa gömdüğümün farkındaydım.*************Cenazenin üstünden iki gün geçmişti. Ne yemek yiyordum ne de odadan çıkıyordum. İki gün boyunca yanıma sadece amcam gelmişti.Diğerlerinin odama girmesini yasaklamıştım.Boş duygularla tavanı inceliyordum. Dün gece yatmadan önce çocukken çekilen videolarımı izlemiştim.Ağlamaktan baygınlık geçirsem de çok huzurluydum. Çünkü orada annem vardı, babam vardı.İki gündür yüzüne bile bakmadığım telefonum titredi. Başımı kaldırıp bakmadım. Ancak her zamankinden farklı olarak durmadan titremeye başladı. Olduğum yerde doğrulup telefonumu elime aldım.Meraklanmıştım.Bildirimlerin hepsi Twitter’dan geliyordu. Tanımadığım insanlar beni etiketleyip benden cevap istiyorlardı.Anlam veremeden ana sayfada gezerken gördüğüm haberle parmağım havada kaldı.“Selahattin Korhan’ın Ölümü Şüpheli Mi? Performans Artırıcı İddiası Sosyal Medyayı Salladı”Haberi açtım:“Değerli Belediye Başkanımız Selahattin Korhan geçtiğimiz günlerde kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Ancak bazı sosyal medya kullanıcıları ve rakip kaynaklar, Korhan’ın ölümünden önce performans artırıcı ilaç kullandığı iddiasını gündeme taşıdı. İddialar, rakip iş insanı ve seçim rakibi tarafından paylaşıldı. Ailenin henüz resmi açıklaması yok. Sosyal medyada binlerce kullanıcı, iddiaları paylaşarak tepki gösteriyor ve ailenin açıklama yapmasını talep ediyor.”Haberin altında babamın ofisine giren genç bir kızın videosu da bulunuyordu.Kalp atışlarım hızlanırken yataktan çıktım. Merdivenleri koşarak indim.“Amca!” diye bağırdım salonun ortasında. Her neredeyse buraya gelmesi gerekiyordu.“Amca!” diye tekrar bağırırken salondaki açık olan televizyondan haber kanalına bakıyordum.Çalışanlar panikle yanıma geldiklerinde onlara baktım. Nasıl gözüktüğümü bilmiyordum ama hepsi bana karşı endişeli gözlerle bakıyordu.“Amcam nerede? Hemen çağırın buraya gelsin!” içlerinden biri apar topar salondan ayrılınca televizyona geri döndüm.Twitter da okuduğum haber son dakika olarak kanallarda yayınlanıyordu. Yüzümü sıvazladım.Bu deli saçmalığını kim ortaya atıyordu?Ben bir ileri bir geri hareket ederken amcam da hızlı adımlarla yanıma geldi. Nefes bile almadan televizyonu gösterdim.“Bu ne amca? Böyle bir pisliği kim yapabilir? Kim böyle babamı asılsız karalamaya çalışabilir?” her cümlemde sesim daha da yükseliyordu.Günlerdir bir şey yememiştim. Açtım, üzgündüm. Şimdi de öfkeden kuduruyordum. Başım dönüyordu.Amcam haberi dinledikten sonra sinirle saçlarını karıştırdı. “Bu kesin Rıza Soylu’nun işi. Seçim de babanın yerine gelecek kişi kazanmasın diye karalama yapıyor.”Ekranda gördüğüm kızın videosu tekrar oynatılıyordu. Sinirle soludum. “Peki bu kadın saçmalığı da ne? Babam bir kere bile olsa başka kadına yan gözle bakmış değil. Benden bile küçük kızlarla mı fingirdeşecek?”Amcam destek olmak istercesine elini omzuma koydu. O da sinirlenmişti. “Biliyorum meleğim. Olayda başka bir iş var çözeceğim.”Bir adım geri atıp amcamdan uzaklaştım. “Tamam bende seninle geleceğim. Ne yapmamız gerekiyor anlat bana da.”Amcam babacan bir ifadeyle elimden tutup koltuğa oturttu. Beni yatıştırmaya çalışıyordu.“Meleğim ilk başta haberlerin asılsız olduğuna dair bir açıklama yapacağım. Ardından bu çirkin suçlamaları yapan kişilere dava açacağım. Senin yardım edebileceğin bir konu yok, ben hallederim hepsini.”Amcamın yüzüne bakmaya devam ettim. Dedikleri beni tatmin etmemişti. Ama itiraz da etmedim.“Peki amca. Ben bugün kendi evime geçeceğim. Bir şey olursa beni mutlaka haberdar et.”“Biraz daha burada kalsan olmaz mı? Aklım sende kalmasın.”Oturduğum yerden kalktım. “Kendi evimde daha rahat hissediyorum amca. Hem işlerime de bakmam gerekiyor.”İşten bahsedince amcam gönülsüz de olsa daha fazla ısrar etmedi. Bu ailenin sınır çizgisiydi. Konu iş ise kimse üstelemezdi.Odama gidip eşyalarımı topladım. Çok bir eşyam yoktu zaten. Evden çıkıp şoförün açtığı kapıdan içeri girdim.Yolda giderken yapmam gerekenleri düşünüyordum. Bu konuyu araştırmalıydım. Hukuki yollardan çözmek canımı sıkmıştı.Bana daha somut bir şey lazımdı.Hemen telefonumu elime alıp Ceylin’e mesaj attım.“Ceylin, babamın ofisindeki bütün belgeleri benim eve gönder. Sevilay Hanım sana yardımcı olur.” Yazıp gönderdim.Eve vardığımda hız kesmeden duşa girdim. Bu olaylar beni depresyondan çıkmaya zorlamıştı. Duşumu aldıktan sonra üzerime siyah şortumu ve siyah sporcu sütyenimi giydim.Televizyonu açıp kendime kahve demledim. Bazı kanallar olayın üstünde durmasa da bazı kanallar konunun kritiğini yapıyordu.Açtığım diğer bir kanalda son dakika haberi yazıyordu. Sesi yükselttim.Televizyondaki spiker ciddi bir ifadeyle konuşuyordu.“Son dakika gelişmesine göre iş insanı ve belediye başkanı Selahattin Korhan’ın ölümüyle ilgili yeni bir iddia gündeme geldi. Korhan’ın seçimdeki rakibi Rıza Soylu, bugün düzenlediği mitingde dikkat çeken açıklamalarda bulundu.”Ekranda kalabalık bir meydan görüntüsü belirdi. Mikrofonun başında Rıza Soylu vardı.Kalabalığın tezahüratı arasında konuşuyordu.“Biz bu şehri dürüstlükle yöneteceğiz! Bu halkın sağlığını, güvenini kimse kendi hırsları için kullanamaz!”Kalabalıktan alkışlar yükseldi.Soylu konuşmasına devam etti.“Ben kimseyi suçlamak istemem ama ortaya çıkan bazı bilgiler var. Bu şehir yıllarca bir adamın sağlığıyla ilgili gerçekleri sakladığını şimdi öğreniyor!”Ekranda arka planda büyük bir pankart dalgalanıyordu.Soylu sesini yükseltti.“Kalp krizi diyorlar… Ama performans artırıcı ilaç kullandığı iddiaları var! Eğer doğruysa, bu halkın karşısına çıkıp yıllarca yalan söyleyen birinin gerçeğini bilmeye hakkı yok mu?”Kalabalıktan karışık sesler yükseldi.Bazıları alkışlıyor, bazıları yuhalıyordu.Soylu son cümlesini özellikle vurgulayarak söyledi.“Bizim derdimiz ölülerle değil… Ama bu şehir gerçeği öğrenmek zorunda!”Ekran tekrar stüdyoya döndü.Spiker konuşmaya devam etti.“Soylu’nun açıklamaları sosyal medyada büyük yankı uyandırdı. Korhan ailesinden henüz resmi bir açıklama yapılmazken, Selahattin Korhan’ın kızı Ülkü Korhan’a yönelik sosyal medyada çok sayıda yorum ve çağrı yapılıyor.”“O soysuz Rıza’yı da sikicem. Aldırtmayacağım sana bu seçimi. Göreceksin.” Parmağımı tehdit edercesine televizyona sallıyordum.Kendimi sakinleştirmeye çalışırken zil sesiyle kapıya yöneldim.Kapıyı açtığımda tahmin ettiğim gibi Ceylin ve babamın birkaç çalışanı ellerinde kolilerle bana bakıyorlardı.İçeri geçmeleri için kapının önünden çekildim. “Salona bırakabilirsiniz.” Dediğimle hepsi salona gidip kolileri yere bıraktılar.Ceylin hariç hepsi evden çıkarken bende Ceylin’e içmesi için kahve koyuyordum.“Ülkü Hanım, ofiste ne varsa hepsini olduğu gibi kolilettim.” Başımı sallamakla yetinince konuşmaya devam etti.“Selahattin Bey için yapılan bu haberlere çok üzüldüm efendim. Ama halk onun masum olduğunu er ya da geç görecek. İçiniz rahat olsun.” Kupayı Ceylin’e doğru uzattı.“Merak etme herkese kimin pislik kimin masum olduğunu göstereceğim.”“Aklınızda bir plan mı var efendim?” koliyi açıp dosyalara bakmaya başladım.“Şu dosyaların hepsini inceleyim…bakıcam.”*****************Ceylin ile iki saattir babamın dosyalarını inceliyorduk. Dosyaların arasında ince bir not defteri bulmuştum.Babam anladığım kadarıyla düşüncelerini kodlama şekliyle not ediyordu.Bundan haberim yoktu.Defterin sayfalarını çevirmeye başladım.‘R.S – erken hamle yapabilir.F.K – güvenilir mi?İçeride sızıntı var!Seçimden önce öğrenilmeli…’R.S. dediği Rıza Soylu olabilir miydi? Sayfayı çevirdim.‘R.S ?B.T ❌A.K 🐺’Kaşlarımı çattım. Babam kim olduğunu çözemediğim isimleri sınıflandırmıştı.R.S. şüpheli, B.T. tehlikeli, A.K. güvenilir.R.S. düşündüğüm gibi Rıza Soyluysa diğeri kimdi?A.K. dediği kişiye neden aile simgemiz olan kurdu kullanmıştı?Diğer sayfaya baktım.‘Dosya 17 – tekrar incelenecekDosya 23 – seçimden önce açıklanabilirDosya 31 – riskli’“Ceylin, bana dosya 17,23 ve 31’i bulur musun?”“Tabi efendim. Bir şey mi buldunuz?”Defterden kafamı kaldırmadan konuşmaya devam ettim. “Henüz değil ama burnumu kötü kokular geliyor.”Yazılan son sayfaya baktım.‘R.S ?Parti içi bağlantı ihtimali yüksek.Seçimden önce öğrenilmeli.Eğer bu doğruysa...’Babam defterine en son bunları yazmıştı.“Efendim burada dediğiniz dosyalar yok.” Bakışlarımı Ceylin’e çevirdim.“Nasıl yok dosyalar eksik mi?” ayağa kalkıp Ceylin’in yanına adımladım.“Dosyalardan sadece 17,23 ve 31 yok Ülkü Hanım. Onların haricinde hepsi tam.”Şakaklarımı ovuşturdum. Dosyaları babam mı saklamıştı yoksa biri mi almıştı? Eğer babam sakladıysa not defterini de saklaması gerekmez miydi?Ben kendi sorularımda boğulurken Ceylin’in endişeli sesini duydum.“Ülkü Hanım…buna bakmalısınız.” Ceylin’in uzattığı kâğıdı elinden aldım.Babamın beş gün önce yaptırdığı check-up sonuçlarıydı. Doktor raporunu dikkatlice incelemeye başladım.Doktor raporda kalbinin iyi olduğunu söylüyordu.“Selahattin Bey iyiyse nasıl aniden kötüleşti?” Ceylin ile göz göze geldim. Elimdeki kâğıt havada süzülerek yere düştü.Ceylin haklıydı. Sağlıklı bir adam nasıl aniden kötüleşirdi?Bu işte başka bir iş vardı.Zilin çalmasıyla tekrar birbirimize baktık. Ceylin şu anki atmosferden çok etkilenmiş gibi duruyordu.“Bu kapı sesi hiç hayra alamet değil. Açmayalım bence Ülkü Hanım.” Bu olayların üstüne kapının çalması gerçekten şüphe uyandırıcıydı.Kapıya doğru adımladığımda Ceylin de ürkek adımlarla beni takip ediyordu. Onun bu davranışları, sakin vücudumu germeye yetmişti.En fazla ne olabilirdi?Kapıyı açtığımda yüzünde motorcu kaskı olan kuryeyle karşılaştım.“Ülkü Hanım iyi günler. Sizin adınıza gelen bir paket var.” Kuryenin uzattığı pakete baktım.“Kim göndermiş?”“Göndericinin ismi yazmıyor efendim.” Kurye almam için biraz daha yaklaştırdı paketi.Sakin olmaya çalışarak paketi kuryeden aldım ve kapıyı kapattım. Evime kargo gelmesi çok garip bir durumdu. Çünkü ben her zaman iş adresimi kullanırdım.Salona vardığımda kutuyu açmaya niyetlendiğim an, Ceylin beni durdurdu.“Bomba olmasın.”“Saçmalama Ceylin. Sen böyle bir kız değildin ne oldu sana?” ortamı yumuşatmaya çalışıyordum.Ceylin omuz silkip bir şey demeyince daha fazla uzatmamak adına kutuyu açtım.Kutunun içinde bir kurt heykeli vardı. İncelemek için elime aldığımda altında duran notu fark ettim.Heykeli Ceylin’e uzatıp notu kutudan çıkardım. Duyması için sesli bir şekilde okudum.“Karanlığa hükmet, sürü sana uyum sağlar.”“Ülkü Hanım… bu iyi bir şey gibi durmuyor.” Ceylin’den heykeli alıp tekrar inceledim. İşte o an ne yapmam gerektiğini anlamıştım.“Bu bir uyarı değil Ceylin.” Duraksadım.“Bu bir davet.”

*******************************************

Tekrardan merhaba yeni bölüm ile karşınızdayım. Ülkü hiç bilmediği yeni yollara girmek zorunda kalacak. Sizce bu notu gönderen gizemli kişi kim?

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18