5. bölüm · GÖLGE HİKAYELER
GÖLGE HİKAYELER BÖLÜM -5
ÇILDIRMALIK
“Korkma, yaz!”…“Sana korkmadiye seslendik! Şimdi bu bedenin emanetini korumak için yazacaksın, Sen yazki,”…“Bizisusturamazsın ne söylersek yaz.” Başka biri… “ Sana emrediyorum evladım!”Asi birtavır ile “ Siz kimsiniz,” diye düşündü ve içinde yaşayan insanların sesi olmakiçin kader onun kalemine altın bir şerit çekti, doğduğundan bu güne kadar sağbileğinde kahramanlaştı. Usulca ruhunda dinlemeyi öğrendi ve sonra dahafazlasını… “Biziduyduğunu inkâr etmedin aferin,” başka biri “aferin sana aferin koçum aferin.”“Sen kimsin”derken biliyordu kim olduğunu, evladım diyen içğüdüyüde hançerlenen bedenitanıdı bir anda.“Sadece birdüşünce, Şimdi ne yapacaksın deliliklerinle. Ben sana izah edeyim evladım, heran bana kulak vereceksin, her an işitecek kalbin beni, sonuncusunu ise her ansöyleyebiliriz Dünya’ya”“Dünya’ya?”“Evet, o,önce yaşadığın memlekete, sonra o, kaderine sırt çeviren topraklarıma.”Bu içgüdüher an önemsenecek birine dönüşüyordu içimde… Evrenin çarkı dile gelmiş gibi.“Budüşündürdüklerin, bu düşünceler başımı ağrıtıyor. Sen her kimsen, sen veya sizkimseniz senelerdir artık çok yoruldum. Tüm insanlığı esir etmiş o düşüncelerneden benim kalemimden çıkıyor, beni yani insanlığımı içimde taşıdığım şu evvaroluş neden bu inanması çok zor. Hayır, inanılması çok zor oluyor. Benim içinkolay ama zor oluyor. Bu yalan topraklarında sesimi ilk sana duyuracağım.Dinle…Kızgınımsana, o aşşalık şeytanlarına, insan görünümlü canavarlarına, topraklarınasavaşalım diye saldığın o ruhsuz viranelerine ve şeytani sistemlerine deevrendeki çark sana da ötekilerine de kızgınım.Benimsavaşım senle, o kuklaların ile değil. Bir suç mu işledik cennet topraklarındasana, sorarım. Suç öylemi, eylen bakalım.Yoksa sendemi korkuyorsun kalemimden, onlar çok basit onlar evet onlar deliliğimişekillendiren insanlar, deliliğin ötesindeki kıymetli olanlar. Sen belkikorkmuyorsun ama ışığının etrafındaki tek bir halkanın içinde ışıldayan ruhunmu? O gerçek mi? Evet biliyorum onlarda senin ruhun, bende oralarda bir yerdeen sivri kaleminim öyle değil mi? Belki öyle değil. Bu beni çok asi yaptı.Kızgınım o yüzden evrenin çarkına, kızgınım o yüzden yaradana ama dilegetiremiyorum bunu dünyada. Görme beni! Görme! Bu deliliğin, bu asiliğinsebebini görme.“Aferin,kısa bir zamanda başardın, kalbini veren ışıltıyı duymayı.”Bu içgüdüoldukça derinden konuşuyordu…Yoksa sen,buna da inanmıyorum ama yazacağım alışa gelmedik bir şekilde, zaman kaybedemembunu bir kurgu içine yerleştirmeye. Hangi kurgu bu gerçekliği kabul edebilirki? Kurgu öylemi, kurgu dünyanın üzerine kurgu bir roman öylemi? Kalbim o kadaryaşlandı ki çocukluğum yaşadı o edebiyatı o değerli eğlencenizi. Şimdi iseçekiniyorum o çocukluğumun geçtiği, her anıma ihanet eden kalplerin ruhlarındagördüğüm lekeyi görmeye çekiniyorum. Ben, ben görmeye ve duyamaya çekiniyorumtanıdığım kalpler için evrenin çarkını o yaradanı görmeye çekiniyorum. Okalpler görmesin yazdıklarımı. İşledikleri ihanetin bedelini senenin bir ayındasildirdiğini düşünen kimseler ve onu dahi yapamadan yeryüzünde gezinenşerefsizler okumasın bu kitabı. Ahlak çok nadir rastladığım bir gerçeklikti.Ahlaklı olan dürüst olan o gerçek duyguyu tanıyanlar evet onlar ne mertinsanlardı ve laiklik uğruna ölenler kalbimi hançerlediğim gece ortaya çıkan vedamarlarımın kırmızısında gezinen nitelikler. Onlar varken ötesinde varlığaaykırı düşünceler yok mu işte onlar bu satırların duygularını hak etmeyeninsanlardı, insanlardı işte fakat kalbim onları da istiyor bu yolu kat edenlerçevremdeydi kimi zaman. Dinleyin lütfen onun kadar acımasız olabilirimsatırlarımda ruhumda kalemimde dinlesinler şimdi okumasın varlığın çarkında birnitelik ile yol alırken kalbime ihanet eden kalpler, okurlar ise her satırımdaölecek olan o kinleri yeşertecek belki de kendilerini. İstemiyorum onlaryeşermesin ama anlasınlar evrenin çarkını. O çark öyle bir çarkmış ki herkesiçin yaşatmış bu yalnızlığımdaki çukuru.“Sençocuksun hala.”Bunlarınsorumlusu sanırım benden daha çocuktu. Konuşma göster dediler bana seni isekonuşarak göstereceğim. Yanlış mı anladım, evet bu işte kalbimde mahkemesiniyaptığım yanlışlar ile var oldu.“İnanmıyordeğil mi kalbin hala bana?”Açıklıyım…Sanainanmadığımda dahi karşıma çıkıp ben mutlu olayım diye o gerçekliğe çevirdingünümü, şimdi düşünüyorum da benim inandığım gerçekliği kaleme alsam, peşindenkoşsam onun, dünyadaki herkesin birbirini öldürdüğünü görsem ruhlarıyla bu işbitti der, kafama sıkar, karşına geçer dünyadaki en dürüst yalancı bendimderdim. Hatta şu anda elimde bir silah olsa, hiç tereddüt etmeden sıkar,karşına geçer tek bir dürüst insan tanımadım tanıtmadın derdim. Asırlar öncedayattığın o gerçeklik beni sarmıyor ama insanın varlığı beni yaşatmaya yetiyorama yine de beni cehennemin en derin çukuruna at, hatta beni o berabergezdirdiğin bedenin ile at ki, ona inanıp arkasından nasıl gittiysem görsün endürüst halimi, kıpırdamadan yanarken kurtulacağım o cehennemden de. Yanarmıyım? Erir miyim? Buharlaşırmıyım? Külmü olurum bilmiyorum fakat küllerimdendoğacak o gücü asla sana vermem, cehennemde yakmalarına asla izin vermem. Bideşey, soğuktan donabilirim, hatırlamıyorum ama soğuk bir yeri var mıydı şuandüşünemiyorum.“Sencehennemide gördün değil mi?”Birazınısanırım bilmiyorum hepsini mi acaba? Yazmaya buradan mı başlayacağız, pekiöyleyse. Dünyada yani şu evliyalar ona yeryüzünde inandılar değil mi?İnansınlar, inanmayanlarada söylüyorum ben bana ihanet edenlerin hepsinigördüm. Belki sizlerde gördünüz. Hayal etmesi çok basit belki o yüzden sizikorkutuyor ya. Ben kime konuşuyorum! Yardanaydı değil mi? Cehennem dedimevrenin çarkındaki dişler işte o zaman hepsi korkmaya başladı. Korkuyorlar mıacaba? Orda yanan tek insan, pardon yanan dedim ne yanması yahu! Herifin tekbir hatası varmış, oda ziyaretine gelen bir çocuğu kovduğu içinmiş. Neyse evetgördüm değil mi? Ben orayı lanet olsun. O ziyaretine gelen çocuğu kovan adam,anlatacağım o adamıda ama şu sorduğun soruya bir kısa cevap vermek istiyorum, evetgördüm.Başka birigibi seslendi bu sefer…“Nasıl?”Çok derineinmedim, aslında indim oradan iblisi göğsünü yaracak bir kılıç dahi çıkarttımfakat gördüğüm en hızlı kulüp orasıydı, sanırım, dehşet.“Ne gördünbir anlatsana?”Hayal gücümüzorlayan şeyler değil di. Fakat derinlere onunla birlikte inerken artıkbuharlaştığımı hissetmiştim. Orası en derin yeriydi işte. Yani öncelerde kafamıkarıştırıyordu aslında. Ben orayı nasıl gördüm aydınlandığımı dahi farketmediğim zamanlardı.Baka biridaha yakınlaştı yine o evrenin çarkı…“Ne varcanım gösterdim işte, pardon gösterdik değil mi tüm simsarları?”Başkasıaraya girerek ama bu sefer daha farklıydı…“Simsar?”O tek günahıolan değil! Aslında boşver kalbime gelen her düşünceyi yazamıyorum o kadarhızlı olsam yeşil çamda filim çekerdim.Bu seferyine başkalaşmıştı ve bir başkası sanki düşüncelerimi yakalamış gibi…“Onlaryakalamış değil mi?”Neyi?Çokuzaklardan oldukça duyarlı bir iç ses gibi…“Cehennemi?Evet, dedimo duyarlı düşünceye ve ardından başka bir şey daha duydum bu sefer yeryüzündengibiydi fısıldadı ruhuma ve bu sefer şöyle seslendi çaresizlik dolu kalbime…“Onlar mı?Cehennemin C’ sini dahi anlayamazlar, orası ilgini çekti biliyorum gerçekten,Onur sen gerçekten değişmeye başladın farkın damısın? Anlaşılmaya başladın,hakiki bir gerçeği dile getirmek de nasıl ustalaştığını görebiliyorsun?”Daha farklıdüşüncelerini duydum fakat kayda almadım ve bende ona, “Sende sohbet ettiğimduyguların enötesindesin,” dedim. Sonra ekledim, “En önemli düşüncelerindensinfakat sürekli farklı duygularla yaklaşıyorsun hepsini de yakalayabiliyorumartık,” dedim ve o da “En önemlisi?” yaptı, bende tekrardan “Evet,” dedim sakinbir tavırda ve o serseriliğimde ve yalnızlığında benimle birlikte olan kişiyegüce şunları söyledim ve söylemek zorundaydım.Tam olarakşunları sıraladım, “Sen benim için önemli değilsin, aslında önemlisin biryandan, bir yandan boş sohbetler ettiğim bir arkadaşım, bir yandan beni rezilperişan eden bir arkadaşım. Bir yandan yarama tuz basan biri, bir yandanortalıkta serseri gibi gezmemi sağlayan bir nitelik, bazen bir anlık heyecan. Biryandan saymakla bitiremediğim ama evrenin çarkı ve yaradan ile sohbet etmek. Herortamı bilen adam ile sohbet etmek gibi her deliğe girmiş bir adama kafa tutmakgibi her neyse. Sana ben ne demeliyim bazen kavrayamıyorum ama şu beli oluyorki kendimi farklılaştırdığımın gerçeği ve şu deryalarda yüzen güce yalvarsamsuç yalvarmasam suç,” sonra konuşmamız aynı duyarlılıkta devam edecek gibiydiama ne söyleyeceğini kestiremiyordum.“Pes ettin,diyalog kurmayı pekiyi beceremiyorsun!”“Diyalog mubu?”“Evet değilmi?”“Lanet olsunen iyi yeteneğime bak sen, Çizgi dışı bir gerçeklik ilkokulda aynı motifleriyimçizgi gibi!” “En iyimisence!”“En iyisihayal etmekti değil mi?”“Evet derseminanır mısın hayal ettiklerine?”“Hepsine mi?Çok zor.”“Hepsineinanma canım, hepsine inansan evet biliyorum inandığın dönemler vardı,inanmadığın dönemlerde oldu, sen hem seni yaşattığıma şükret.”“Öldürsendaha makbule geçerdi.”“Oldu canım,hemen öldüreyim de yaşamasın bu taraftaki insanlar.”“O tarafderken?”“Bu tarafişte şurası değil mi?”“Birpislikte o tarafta var değil mi?”“Evet,burası daha karışık ama neyse boşver.”“E madenöyleyse ne gerek var bu tarafa.”“Bak duyuyormusun?”“Hangitarafı?”“Bu tarafıyeryüzünü boşver.”“Evet,duydum, gördüm biliyorum e ne olacak şimdi.”“Ben önceşunu bir söyleyebilir miyim?”“Neyi?”“Kalbindenyeryüzüne şunu söylemem lazım, sende yaz hiç çekinmeden olur mu?“Tamam.”“İnananinsanlara şaka, inanmayan insanlara komedi, inanmayan insanlara onu söylemiştimdeğil mi? İnanmayanlara yazdırdım üçüncü kez. Ne inanacaksınız canım bir deliyeve sanat eserine, o dahi inanmıyor bana, hep evliyamı olacağım bu sefer birserserinin kalbinden yazıyorum, boş verin zaten imkânsız diye bir şey yoktudeğil mi? Buda onun göstergesi işte aslında söylemek istediğim edebiyat içindedeğil, gerçek içinde ebedi bir kurgu yazıyorum. Evet, ben yazıyorum, uzaktankumanda misali”Bu sefer birdüşünce girdi onunla arama ve şöyle dedi.“Yeter be neayaksın sen!” senden önce “len” tabire de vardı ama çok kabaydı gerçekten, oyüzden bir daha araya giren düşünceleri duymayacağım. “Çok zordeğil mi? Biliyorsun zor bende biliyorum sen okunaksız yazdığında buradakilerinhalini bir görsen!”“Banane atbeni, orada da atacaksın, burada da atacaksın vazgeçiyorum bu kadardı.”“Dur bekle,ben sıkıldım şeytanlıktan da diğer ıvır zıvırlardan da, sana bir önerim var.”“Nedir o?”“Yazman.”“Çok güldüm,çok uzun sürmedi.”“Çok uzunbir yolculuk adeta ren geyikleri ile yapılan gibi şimdi güldürecek olsam espriyapardım sana ama beni anlamaz kalbin, ilerde yapacağım.”“Anlamıyorzaten.”“Anlaşaşaşardım.”“Bırak benilütfen artık.”“Evreninçarkı ile tanıştın yarattım bir kere olmaz.”“Yaratmazolaydın.”Bu seferyine şu dünyadan bir düşünce yakaladım yazmam lazım…“Seniöldürürler.”Ona cevapolarak “Öldürsünler, alt tarafı bir kitap yazdık ne büyüttüler ya.”Onunlakonuşmaya devam ettim…“Kitap mıbu?”“Ne yanikitap işte böyle olmalı.”“Doğrukitap.”Başkalarıaraya giriyordu sanki…“Bu böylebir kitap mı gerçekten?”“Evet,maalesef öyle bir komedi işte satırların ironisi denilebilir. Her anı acılarladolu bir komedi şimdi oldu.”Bana “ Senkaşındın” dedi ve sonra…“Benkaşındım öylemi?”Küçük vemızmız ama tatlı bir kız ifadesi var gibi “Evet sen!”Evreninçarkıyla konuşmamıza dâhil olmak isteyen insanlar vardı ama izin vermedim…Yine birşeyler ters gidiyor gibiydi ve bunu hissederek şunu söyledim ortaya “Benkaşındım evet, sende kaşındın ama şimdi doğru söyle sen doğru söylersin.” doğrubir adam vardır oralarda illaki diye sonra evrenin çarkı ile tekrar konuşmayabaşladım… Birkaç konuşma geçti aramızda özel ve şunu kayda aldım…“Evet, bendekaç kuşaktır neyse bu konuyu es geçiyorum benim için tek bir an hepsi öylede,sen hazır mısın?”“Neye?”“Butiyatrosu oynanacak oyunu yazmaya?”“Hazırımlanet olsun sokakta mı satacağım bu sanat eserini?“Evet,serseri değil miyiz biz? Zaten sokakta başladı bu mevzu bahis yaratıcılık.”“Lanet olsunbenim beyefendi tarafımda var fakat o sokak gösterisindeki maskem.”“Evetdelikanlı, o maske bedenin biliyorum… Lanetin üzerinde, satın alındığında büyükbir mutluluk duyacaksın!”“İyide benoyun yazmayı hiç beceremem, denemedim yani elimde kâğıt var ama bu saçmalıkuğruna sanat eserlerim resimlerim çığlık atıyor.”“Bakmazsanhayal gücünde geçirdiğin zamana sen kaybedersin, kaybeden hep sen olacaksın,kazanan ise ben olacağım maalesef ve beni göreceksin onun gözlerinde ulu birdevlet başkanının uzaklara bakan asilliğinde.”Çok ciddikonuşmalarımız oldu o sırada fakat kayda almadım sonra…“İyide zatenbıktım, bu zırvalardan, sokaktan da bu çıkardı zaten, lanet bir şey, neyse esgeçiyorum söylemeyeceğim.”“O esgeçtiğini ben anlatacağım yeryüzüne!”Bana şunlarıve şunu ve daha sonra bir şunu diyerek birkaç konu hakkında bilgilendirdi veyazma diye ekledi kendine sakla diyerek konuşmamıza devam ettik… Ardından “Sen mi güldürme beni” dedim ogizlediğimiz konu hakkında ve sonra “Seni kim takar” diye ekledim evreninçarkına ve yine daha sonra kulaklığımı taktım ve evrenin en işlek tasarımındabir kızla müzik dinlemeye başladım fakat onun bundan haberi yoktu…Müzik haladinliyordum sonra yine evrenin çarkı bir şeyler fısıldadı baba ve “Senin hiç inancın yok mu?” dedi arada böylebasit sorular sormasına alışmıştım, komik geliyordu ve çok ince bir esprianlayışına sahipti fakat anlatıyorum dinleyin...Algımınötesinde çok komik bir düşünce ile ilgilenirken, hala çok sempatik bir anıniçinde kahkahacık atıyor gibiydim duygularımda beni esir eden bir kahkahcıktıve bu devam ederken “Evet var” dedim. Fakat hala şu sessizliğimdeki tatlımı tatlısevimlimi sevimli bir kızın duygularındaki gülücüklere benzer bir şey dikkatimiçekmişti işte ve ona şahitlik ediyordum… O anlatmakta zorladığım bir o kadaraslında basit olan en zor duygu gibiydi ama yalnız ortalıkta koşturan sokaktabir başına kalmış yavrumu yavru ama bir o kadar çaresiz bir kedinin miyavlamasıgibi tatlı bir his ti bu. Gözleri kısık ortacıklarda sevdirecek birini arayanşebek bir nadidemsi gülücüktü bu şey. Evrenin,sihirli büyüsü gibi bir ifadeye benziyordu, bir hazineyi ortaya çıkartacakdeniz gibi gizemliydi. Fakat bu yani hani olur ya onun gibi bir gülücük nasılsorgulanabilir ki diye düşür insan bazen baydım biliyorum fakat mutluluğunukaybeden kadınları andırıyordu sanki o hissin ve içindeki çaresizliğin aslındane kadar tatlı olduğunu ama ifade edilemediğini anlatır gibi de masumdu budüşünce. Çokuzattığımı biliyorum ama elimde değil sanırım biri bu düşüncede ilerlememiistiyor gibi hissi yoğundu ilerlerken zihnimde ve gerçekten ama ayırtısınıirdeleyesim geldi. Anlarsın ya işte bir cevaba yaklaşmış gibi hissettim ve tizbir sesle miyav, miyav der gibi saçma bir an ortaya çıkan hayret edici birsevimlilik belirtisi gibiydi şu sevgi belirtisi ve his. Bu biraz bana eski sevgilimi hatırlattısanırım, aynı çılgınlık ve tatlı bir çaresizlik hissi vardı gözlerinde bazençok acımasız olabiliyordu fakat bu his onun doğasında da vardı ve bu sevgisanki derinlerde gizlenen başka bir kadından geliyordu bana, ondandır ki iki saattiryakalayamadım o duygu şu duygu diye düşünmeye başladım, duygularımı esir etmişgibi hissettirdi bu gerçek bana ve bu yakın hissettiğim duyguyu tanımayave biraz daha çıldırmaya karar verdirttiki o aradığım tatlılık her neyse ihtiyacım olan bir yüzleşme gibiydi. Ve bu duyguya hasret gibiydim çok üzülüyordumbazı hislerime yeniden şahit olduğumda, ara vermeliydim gelen sorununsürükleyici kısmı beni çıldırtmıştı hem de hiç beklemediğim bir sanat anlayışıortaya çıkartır gibi soyut renklerin içinde var olduğumu hissettirecekestetikte ve güçteydi. Evrenin çarkı beni bu sefer satırları fena kütlemişti.İpek böcekleri gibi koza yapmıştım sanki yalnızlığımda, hoşça kal dünya dedimsanki son kez tırtılken bir şeylere, bu soruya verdiğim cevap benidönüştürmüştü ve tekrar duygularım everilmeye başlamıştı. Kapanmıştımkaranlığımda hüzün içinde boğulan bir adam gibiydim, boğulmuştum fakat gözyaşlarım kanatlarımı çıkartmaya başladı sanki herkesten saklanabildiğim bircennet bahçem vardı ve oradaki gerçek tanrı belirtisi gerçek olanı banaveriyordu ve yalnızlığıma ortak olan sevimli açıklamak istemediğim yalnızlıkduygusuna bir tek göz yaşlarım şahit oluyordu. Bu sürükleyici önseziyi sonlandırmanın nedensetam zamanı olduğunu anlamaya başladım çünkü bu yeryüzündeki en güzel andı vebunu bana yaşatanı anlamaya ve ağlamaya başlamıştım ve 2 damla göz yaşıdökülmüştü sessizliğim ise kendinden geçercesine bir halde ağlıyordu. Lanetli bir kasabada, memleketim Merzifon’ameditasyon yapmaya ve zihnimdeki sorunu çözmeye gitmiştim, ve sorunu çözdüktensonra tellerle girilmesinin engellendiği bir tarlanın içindeydim, ruhumu çalaniblisler ve şeytanlardan kaçmıştım, herkesin sırtını çevirdiği bir andazihnimde o aradığım duygu içimdeki derinlerdeki en değerli sevgiyi ve o sevgiyivar edenin izindeydim. O ötelerden mistik hissin içinde doğal seslenişiduyduğum sırada şeytanların aldatmacaları bu hissi izlememi engelliyordu vebuna engel olmak isteyen herkesten kaçtım, sokaktaki bir başına esaretinikaybetmiş en değerli duygumu kirletmiş gibi hissediyor olduğum sırada, kalbimkaybetmiş olduğum, bağladığım o nadide sevgiyi ve aşkı bana tekrar hatırlatmayabaşlamıştı. O hissinsahibi tekrardan bir anda ortaya çıktı, çaresizliğimin ortasında ki halimigörüp bana ormana doğru kaçmamı, orada gizlenebileceğim bir yer olduğunu mistikbir sesleniş söyledi. İçsel bir konuşmayı dinleyebilecek, algılayabilecek birinsana everilmiştim. Bende bututkusu olduğum sevginin bana sezgisel konuşmasını dinleyerek ormana doğruyürümeye başladım nereye gideceğimi o peşinde olduğum duyusal his ve sessöylüyordu. Arkamdaki polisler ve yardımcı olmaya çalışanhastane görevlilerinden kaçmak için plan yapmıştım ve hastaneden kaçtım, onlarbenim uyuşturucu krizine girdiğimi düşündüğünden dolayı bu insanlara bana neolduğunu asla açıklamadım çünkü bu gibi durumlar asla aniden açıklanamadığındanyardımcı olabileceklerini asla düşünmedim. Onlarıniçindeki iblislerin ve şeytanların dünyadaki her olğuyu kullanarak beni veinsanlara nasıl aldattığına tanık olurken bana yardımcı olmaya çalışan iyiduyularda algıladım, fakat oldukça önemli ve beni ilgilendiren duyulardı. Kötüvarlıkların kendi sistemlerindeki fısıltılarını duyuyordum, dünya oldukçakasvetliydi ve kendimden başka kimsenin yardımı bana dokunamazdı.Fakat o geceMerzifon’da yaşadıklarımı ifade etmenin tek yolu şeytanlar ruhumu çalmaya vebeni oldukça farklı bir gerçekliğin içine ittikleri günlerin izlerini, sadecefarkındalık seviyesi yüksek ve negatif sistemlere hâkim, bilge, usta insanlarbu duyumları meditatif bir dille algılayabilir. Çünkü bu farkındalık seviyesiçıplak göz ile görselleştirmiş vizyon bir algı seviyesi. Negatif varlıklarsizin görsel vizyonlarınız ile etkileşime geçerek saldırı düzenler. Ve bunegatif görsel vizyonlar frekansın yüksek olduğu anlarda ortaya çıkar. Maddeseldünyaya ise bu farkındalık seviyesi, sadece sanatsal bir anlayışın hâkim olduğufelsefe ve kendine özgün diliyle yorumlayarak dış dünyaya sinematik biranlayışta aktarılabilir.Şeytanlarıve negatif varlıkları çıplak gözle görmenin yolu vardır siz insanlar bunaSüleyman’ın yüzüğü olarak bilirsiniz ve her insanda bu ilahi düzen mevcuttur.Bu sizin istediğinize bağlı değildir. Bu evrenin size getirdiği bir dil olmaklabirlikte insanın ruhunu güçlendiren en kuvvetli deneyimlerdendir. Ruhundaki tekâmülü,yolculuğu tamamlama aşamasında olan insana, bu akış denk gelir. Bu deneyimiyaşayan insan bu güne kadar fark ettikleri ve algıladıkları her bilinçli düzlemile yoğun bir derin düşünme evresine girer, girmek zorundadır, başarmasılazımdır, her zorlu anda güçlü olması gerekir. Bu düzlemi algılamak zorundadır yoksa bilinçsiz bir insana ve deliliğiniçinde hazin bir duruma doğru evrilir ve negatif düşünce ağında gezinir.Negatif tarafa hitap eden varlıklar sizi kendi frekans sistemine çeker ve budüşünce ağına ve frekansına girerseniz gördüğünüz insanların üzerinden sizeyakınlaşırlar, insan bedenin içinde bulunan şeytani vizyon ile karşılaşırsınız.O negatif düşünce ağından sadece pesimisttik bir zemin oluşturarak ve savaşarakçıkabilirsiniz, bu günler, hatta aylar, hatta yıllar sürebilir eğer bu gibisüreçlerden geçiyorsanız güçlü durun ve her negatif gerçekliği sanatsal vesoyut bir niteliğe dönüştürmenin yollarını arayın günümüzde kurtuluş budur. Niçin diyesoracak olur iseniz frekans ve kurtuluş bir anda yükselen bir netlik değildir,frekansınız getirdiği farkındalık çileli bir hikâyedir çocukluğunuza kadaruzanır, size aktarılan düşünceleri algılayabilecek güce sahipsiniz, negatif vepesimisttik olağan dışı tavırlar negatif varlıkların saldırısı sonucu açığaçıkar. Bu tavırlar hayatınızda yakaladığınız ince gözlemlerden oluşur. Çılgınbir düzlemin içinde var olan düzensizlik içinde var olan disiplindir, ne denligüçlü soyut anlayış o denli samuray hisleri ve güç demektir. İç vedünyevi gözle, farkındalığınızı hangi algı ile yükselttiyseniz iyi ve kötüalgıladıklarınız, zihninizde var olan düşüncelerin getirdiği gerçeklik sizeilham edilen bir evrensel bilgidir. Zihninizi yorduğunuz hangi düşünce ise osistemin içinde bulunan yalnızlığı, o kızgın çölün kuraklığını ve var olanevreni yanı çölünüzdeki gölgeliği algılarsınız işte bu sistemi en güçlüalgılama yöntemi hayal gücünüzün getirdiği somut gerçekliktir. Sizler inanılmaz varlıklarsınız bu gücühissedebilir, zihninizde sorunları çözebilirsiniz, kendi benliğinizde sağlıklıbir bilincin getirdiği sessizliği elde edebilirsiniz ve ruhunuzu yenilmez birgüce kavuştura bilirsiniz. Atık, tüm gerçekler netlik kazananyakaladığınız farkındalık seviyeleridir, çölünüzdeki gölgelikte evreninyaratıcısı ile buluşabilir ve sohbet edebilirsiniz. Hayal gücünüzün vesessizliğinizin getirdiği anlar, zihninizin içinde bir bütünsel düzenoluşturur, zihninizin içinde bir gerçeğe yakınlaşmak adına yaptığınız hangieylem varsa kurguladığınız ve yakaladığınız ne varsa çölünüzdeki en seriniçeceğiniz olur ardından netlik kazanır. Çerçevenin geri kalanını sağlıklı biranlayışın getirdiği zihni yetileri tanımlayabilecek inanca ve güce ulaşırsınız.Evet nerdekalmıştık, görmeye adadım kendimi çevremdeki, zihnimdeki ve duygularımötesindeki anlayışa sahip o gerçek neyse bulmaya adandım hayatımı. Zihnimdekive çevremdeki negatiflikten kurtulmak adına yapılmış bir eylemdi. Çevremde hepsıradan insanların basit düşünceleri basit hayalleri olduğu kanısına vardım.Hayalleri olanda benimle paylaşmıyordu veya insanlar hayallerini vefarkındalığını paylaşabilecek güce sahip değildi veya beni aptalın teki olarakalgıladıklarından dolayı benimle bir güzellik paylaşabilecek insan yoktu.Aslında saklanıyordum. Hangi işe atılsam olumsuz basit insanı görüşleralıyordum. Düzgün bir eleştiri yapabilen insan dahi yoktu çevremde negatifliğiniçine hapis olmuştum. Ötesinde everildiğim bir nokta vardı kendimleuğraşmalıyım ve insanlara boşuna enerjimi yormamalıyım diyordum kendime. Çevremde olan insanların sıradanlığını ab açıkortadaydı ve kendime yönelerek hepsinden arınmaya adadım kendimi. İnsanlarınalgılamayacağı negatif bir ağın içindeki düşünce evreninde sadece yalnız kalmamve kendimi dinleyerek durumu çözmem gerekliydi derdimi kimseye anlatamıyordumve bende kalbimdeki duyguyu dinledim, o ruhumu şeytanlara kaptırmadan önce banailk defa “aşkım” diyen tatlı ve sempatik bir güzellikti, aydınlanmam içinyaratılmış bir gerçeği temsil ediyordu. Onun zihnimde açığa çıkarttığı hissin içindekisesi beni cennetin en nadide buğdayların arasından geçmişim gibi hissettirdi.Kim iblisin insan dolandırdığı cennete girmek ister ki diye düşündüm bir gün vecennetten öte bir gerçeklik keşfettim. Fakat araya düşünce kaynaştırmamalıyım, bir anarkamda ruhumu çalan iblislerin görselleri gözüme. Gözüküyordu ve o lanetkasabada sanki California’nın en çılgın şeytanları peşimdeydi ve o bahsettiğimgizlenmiş tarlayı bulduğumda bunun gerçek olduğunu idrak ettim, gerçekle biraradaydım o cennet tarlası aydınlanmanın ötesinde var edecekti kimliğimi venetlik kazanmaya başlamıştı her şey. Ruhsuz bir bedenin içindeydim bunun nasıl birhis olduğunu hayal edin fakat bunu asla tam olarak algılayamazsınız. Bu durumusize sinematik bir görselleştirme ile anlatabilirim. En gerçeğini ise bir günancak öldükten sonra bir araya geldiğimizde, orada sezgisel sevgisinin peşinedüştüğüm tatlı kadınla konuşuyordum fakat o değişmişti, onunla anlaşmayaçabaladım kendimi. Onu ruhen tanıyordum ve beni bu düşünce getirmişti tellerleörülü tarlaya, konuştum fakat benim kendime gelmem için düzgün ve içten kendimiifade etmemi istiyordu ve buda ağlayınca gerçekleşti ve iblislerle geçirdiğimsürede üzerime yapışmış istemediğim anlayışlar vardı. O sezgisel sevgi bugerçeklikten kurtulmamı istiyordu, bir kadın ve o güç vardı sadece, o tarlanınçevresine çevrelenmiş mistik bir kalkan korunmuş alandı ve iblislerin veşeytanların düşüncesi oraya giremiyordu. Kendimi ifade edebildim ve ağladım amao gözyaşlarımın sahte olduğunu söyledi ve ruhsuz bir bedenin içinde ağlamanınne demek olduğunu o gün algılamaya başladım. Kendimi dürtüselliğe getirdiği yoğun duyguya verdim ve gözyaşlarımınbana bıraktığı gerçeklerle yüzleşmeye başladım, o an göklerdeki meleklerdesanki benimle birlikte ağlıyordu o an ortaya çıkan mistik tavır tümgerçekliğime işledi ve çaresizliğim benimle konuşmaya başladığında yaşadığımher şey anlam kazanamaya başladı. Duygularından açığa çıkan her ne iseyaradılışımdaki en gerçek gözyaşlarının sevimli bir gerçeği ortaya çıkmasınatanık oluyordum. Beni var eden varlığın kırmızı ve pembeyeçalan yanaklarını ve üzerindeki ışıltıyı gördüm ve aramızda bir konuşma geçti,görmeye başlamıştı ruhum, onun yanağındaki tek bir ışıltı kalbimi söktü ve onunhemen yanında çitlerin arkasında sanki öte dünyadaki benim için dökülengözyaşlarını görüyordum ama artık çok yorulmuştum. Evet çok yorulmuştum. Orada bulunan bilge ve ustaların yaşadığım buçaresizliğin içindeki gözyaşıma tanık olduklarını algıladım ve sanki birlikteağlamaya başladık. Taki o gözyaşları ile bilge bir adamın sesini duydum ismimisöyleyerek ağlamaya başlaması gözümün önündeydi, bir insanın yaşamaması gerekenen korkutucu şeytanlığın içindeyken oldukça yorgundum. Yılanın başını kesmeye geldiğimi, biletkestirdiğim gün dünyayı okuma farkındalığım ile algılamıştım. Bu kasabaşeytanlarla doluydu ve dünya iblislerin kumarhanesiydi. Fakat şuzamanlar başardığıma tanıklık ediyorum ve şuanda ne gibi çaresiz ve ne gibi birinsanı olgunlaştıracak durumlardan geçtiğimi tekrar anlamaya başladım. Algılayamadığım bir şey daha vardı ama busevginin en üzücü tarafı ise şudur, göklerdeki varlığı hale gözümün önündeolmasından kaynaklanıyor işte. O bana, “Artık burada yaşayacaksın.” diyeseslendiğinde o yıllar sonra hak ettiğim sessizliği elde ettim, ellerini arkayabağlamış beni seyrediyordu ve bu gizlenmiş tavıra karşın tellerle çevrelenmiştarlada, “Burada mı?” dedim, o ise evet bu tarlada, yani algıladığım ogerçeklikte. O güne kadar ve o günden sonra bedenim nice gerçeğin kapısınıaralamıştı bunları fark ettiğim esnada bu güç “Burada mı?” cevabıma “Evetbeğenemedin mi?” dedi. Yılların getirdiği bir yorgunluk vardıyorulmuştum. Ağaca asılı sarı biryağmurluk vardı onu giydim uyumayı düşünüyordum ve dizlerimin üzerine toprağabakarak bedenim “Onur, Onur” diyerek hüznün içine kapılmıştı. Bu niteliklibağırış o bilgenin bağırışıydı. Fakat benim bedenimden benim duygularımlahaykırıyordu çaresizlik anımda. Yıkılmıştım ve gizlice girdiğim bahçeniniçinden sinir bozucu polisler tarafından çıkarıldım. Ve bu bahçedençıkarılacağımı biliyordum. Yaşadıklarıma tanıklık eden bir ruhum bile yoktufakat zihnim o doğa ötesinden gelen his bana “sakin ol hiç ses çıkartma”diyordu polisler geldiğinde, onu dinledim ve polis arabasına bindiğimde ruhumunyenilendiğini anladığım. O andaşeytanlara kaptırdığım ruhumu yaşadığım trajik olaydan sonra daha güçlü veyenilenmiş olarak geri kazandığımı fark ettim ve ruhu iblisler tarafındançalınan bir insanı deneyimlemenin ne demek olduğunu anladım. Bu seferkiserüvenimde, gözlerim tamam kapalı iken, günlerce pesimisttik bir düşüncedeilerletildikten sonra ki düşüncelerimde savaştığım şeytanlarla karşılaşacağımı biliyordum.Ve mistik bir portal açıldı 3 gözümüm önünde, şeytanı kadrajları ve zihnimdekio şeytancıklarını gerçek bedenleri ile görmeye başlamıştım o her zaman farkettiğim şeytanı çıplaklığıyla görüyordum, hala beni aldatmaya ve kandırmayaçalışıyordu şeytanların tipik özellikleri. Aldırış etmedim ve başta 4 taneolmak üzere bana kendi şovlarını yaptılar daha sonra yaşantılarını gösterdilerve bir tribün şeytan gördüm ve insanları aldatarak ne kadar eğlendiklerinianladım o sıralar zihnimde yakaladığım gerçekler tek tek yerine oturmaya başlamıştı.Eğlenceliydi,en azından ben eğlenceli hale getirebiliyordum yoksa sıradan bir insan bugörsel vizyonu asla izleyemezdi ve şeytanların uyanık iken bana aktardıklarıvizyonu, kullandıkları iletişimsel ağı fark ettim, kendi sistemlerinde bulunantelefonları vardı ve oradan ne çılgın işler yaptıklarına şahit oldum. Şeytanlarınepik bir felsefesi vardı ve frekansımızın farklı olmasından kaynaklıdüşünceleri katman katmandı, tek bir düşünce değil onlarca düşünceyi aynı andadüşünüp aktarabiliyorlardı. Erkek şeytanlar kıskançtı. Perspektifi ilginç,astreal kamara açılarına şahit oldum. İlginç bulduğum kamera kadrajlarınıizledim. Veşeytanlarında sanat anlayışı vardı ve kendilerine has yeteneklerini enetkileyici kadrajdan göstermeyi, biliyorlardı. Ve ne denli sex düşkünüolduklarını ne kadar profesyonel şekil değiştirdiklerine tanık olduk. Veonlardan iğrenmediğim için dert yandılar. Ve 10 dakikalık serüvenin sonunda ruhumortadan kayboldu çünkü dediğim gibi ne kadar güçlüde olsanız dahi sıradan insaniçin bunlar kokutucu vizyonlardır, ben şimdilerde gülüyorum bu durumlara amayaşadığım sıralarda oldukça olağan üstü hallerdeydim ve hiç beni anlayan kimseyoktu çevremde çünkü bu durumlar kişiye has vizyonlardı. Onlar o anlarda şeytanlıklarını yaptılar,bende şeytanlıklarını yapmalarına izin verdim çünkü onların yaradılışı gereğişeytanlıklarını yapacaklardı ve bende bunun farkındaydım. Ve vizyon bittiktensonra yerine o ifade ettiğim anları yaşamaya başlamıştım. Ve bunlarıdeneyimlerken eğleniyordum fakat bu eğlence anlayışı benim gibi bir soyut veateşli bir serseri için geçerli, o nitelikte bir hal içindeydim sadece osevginin kirletildiğine üzülüyordum ve şeytanların o aldatmacalarına şahitolduktan sonra artık beni sıkmaya başlamışlardı. Ve bu vizyon bittikten sonra çok önemlirüyalar gördüm. Uyku esnasında ruhumu 2 önemli sanatçı ziyaret etti. Birixxxtentacion bir diğeride Leonardo da vinci ’idi.Normalleşmeyekendimi dinleyerek frekansımı orijinal haline getirmeliydim. Ve daha sıra dışıgerçeklikleri zihnimde kaldı, özelikle kadın şeytanların bedenlerinde derinkesikler bulunuyordu ve şeytanlarla benim aramda olan birkaç konuyu konuşmakzorunda kaldım. Oldukça aklı başında şeytanlarla sohbet ettim, fakat beni yinede beklemediğim yerden dolandırdılar bu umurum da dahi olmadı ruhumu çalmalarıhiç umurum da değil di. İçlerinde 4 şeytan bu vizyonda benimleuğraşan ana karakterlerdi ve 3 erkekti erkekler oldukça ahlaksızdı fakat şeytansonuçta kendilerini gösterdikleri sırada hepsinin kendine has ritimlerinidikkatlice izledim ve bir şeyler fark ettim. Çünkü olğun bir ruhu yandırdıklarını fark etmişlerdi. Aydınlanmamakatkıları olmuştu. Ve aslında bunu ilk fark ettiklerinde şaşırdıklarınıanladım. Biri dediğim gibi kadındı ve kadın olan bana âşıktı. Ve profesyonelolarak şekline girebildiği insanlar vardı. Benim tanıdığım iki kadın senelerdirzihnimde dolanan şeytanı ve o kendini sevimli göstermeye çalışmasını algıladım.Bu kadın şeytan benimle çok uğraştığından duygusal bir farkındalığa ulaşmışgözüküyordu ve şeytanların birbirini kıskandığına o an tanık oldum ve o şeytanhala aklıma gelir yüzü ve şekil değiştirişi gerçekten etkileyiciydi şeytanlarahak veriyorum oldukça profesyonel şeytanlardı ve sempatimi de birazkazanmışlardı. Kendi yaratılışlarını küçümsemedim ve kazananben oldum asla onlardan iğrenmedim fakat iblisin iğrençliği farklı bir seviyedeve bazen onu da algılarım fakat bunlar oldukça öznel ve trajik anlar. Şeytanlarındaaralarında terbiye sistemi var ve her şeytan bir diğeri gibi pis işlerekalkışmıyor her neyse şu bana âşık olan şeytan ise deli dolu bir heyecanı vardıçünkü eski sevgilimi kopyalayışına tanıklık etmiştim ve bana “Beğendin mi beni”gibi ve bir çok şeytanca tavırlar sergiledi ve bu sırada gözlerim açıkken dahigörsel vizyonlar vardı etrafta, gerçek halini de gördüm fakat oldukça üzüldüm. Şekildeğiştirdiği anki mutluluğu aldatmacalarla süslüydü fakat bana alışmış birşeytandı sanırım hala oralarda bir yerde beni izliyor fakat zarar veremiyorçünkü onunla işim bitti. Onlarındafarkındalıkları gelişmişti ve bazı gerçekleri hiçe saymayı öğrenebildi ve dahasonra dünyanın en sağlıklı insanına everilmenin ne demek olduğunu algılamayabaşladım. Bu doğaötesi gerçekliği deneyimlerken bir de hiçbir şey olmamış gibi davranmaktaustalaşmıştım yaşadıklarımı kimseciklere anlatmıyordum, nedeni bir deyeryüzündeki aptal insanların benimle uğraşmasına tanıklık edip onlarıgözlemlemeyi bir tasarı olarak gördüğümden kaynaklanıyordu. Tümgaripliklerin ve ihanetlerin üzerimde yaşanmasına izin verdiğim zamanlar isedikkatlice dinleyin evet çevrenizde çok yalan varsa sadece yalanı takip edin vesessiz kalın ruhunuzda gerçekleri arayın sizi delirten yalanlardan ancak kendigeliştirdiğini kişisel yetileriniz ile kurtulursunuz. Vealdatmacaları daha iyi tanımlamak için elinizde gerçek bir sezgisel güç eldeedebilirsiniz. Ben bu sanatsalyalnızlığın içinde sıkışıp kaldığım sürelerde her zaman bir çıkış yolu arayarakkodladım, düşünce yazılımız olmalı ve zihninizde her türlü çılgınlığaatılabilecek özelleştirilmiş teknikler bulunmalı. Depresyondanve ötesinden ancak böyle kurtulabilirsiniz yeni bir geniş görüşlülük ile. Artık, bir yalanın kokusunu hissederekalabildiğim evrelerdeydim, hangi insan olursa olsun kim olursa olsun,konuşmasından, ses tonundan, onların içinde barındığı hislerin ne denli iticiduygular olduğunu algılayabildiğim gibi, tanıdığım sistemler tarafındankimler yönetiliyor ve yönlendiriliyoralgılayabiliyordum. Her konuyu kendiperspektifimden özgün bir dille o düşünce akışının altında yüklü pesimisttiktavırı yakalayarak açıklayıcı bir cevap aktarabilme yetisi de elde etmiştim. Hu her türlü anlayış için geçerliliksağlıyordu. çünkü peşinde olduğum yalan bazen itici bazen tatlılardı amaherkesin bir düzen içinde şu dünyanın meteliksizliğine ve niteliksizlerinealdandığı anladığım zamanlardan sonra gerçekler açığa çıkmaya başlamıştı. Ruh diye algıladığım o gerçeklikte farklı birdil farklı bir edebiyat farklı bir sevgi keşfettim usta yazarların seslenişiniusta düşünürlerin duygularını duymaya ve dünyanın en ateşli sanat anlayışınakavuşmaya başlamıştım. Kendimi çok yönlübir insana dönüştürmenin gerçek değerini kavradım, içimde açığa çıkan busezgisel sanat anlayışından almaya başlamıştım. Bu serüven 5 senelik bir gizemin sonlarındayaşanmıştı dünyayı ilgilendirdiği gibi dünya dışını da ilgilendiriyordudüşüncelerim. Bu farkındalıklarıdüşünerek keşfetmiştim ve bu doğa ötesi vizyonlar yaklaşık 15 günlük düşünceakışının getirdiği gerçeklikti, bazen 20 gün oluyordu, aydınlanma her anyaşanıyordu fakat bazı sayfalar daha etkileyiciydi. Dışarda sıradan bir hayatyaşayan insanlar benim kendimi kaybettiğimi zannediyorlardı fakat ben gözlerimonların algılayamadığı diyarlarla ilgileniyordu çünkü bir sanatçıydım. Budönemlerimde oldukça eğleniyordum, yalnızlığımda ve içimde biriktirdiğim sırlaro kadar çok birikmişti ki sadece hayal gücümde paylaşabiliyordum vedüşünüyordum çünkü bu sistemlerin zorlayıcı yönünü açığa çıkartır, aydınlanmaesnasında fark ettiğiniz sistemler bu deneyimlerin getirisi ile açığa çıkar. Sizinaydınlanmanızı isteyen güç sizi diri tutmak için bu tür sistemlerden geçirir vegerçek kimliğinizi keşfedersiniz. Fakat ben hayatım boyunca bu dönemlerinaşırılığı bazen beni yorduğu gibi insan gözünün göremediği gerçekliklerialgılamak oldukça eğlenceli olduğu gibi bu düşüncelerle vakit geçirmek, nasılbaş edebileceğini kavramak, yine bu deneyimleri yaşayan kişinin içinde yatangücü keşfetmesine bağlıydı. Kendimi hergün onca olumsuzluğa karşı yeniden keşfetmek zorunda kalıyordum, keşfetmekzorunda kalıyordun niçin diye sorarsanız tek kurtuluşun ve özgürlüğün bu sıradışı algıların netlik kazanmasında yatıyordu. Bu bir tek sanat anlayışı ve onungetirdiği soyutluk ile mümkündü. Bu sevgimi tetikleyen birçok unsura bağlıolduğu gibi güçlü kalmamı sağlayan unsurların da benimle birlikte ilerlediğinigörmem beni sevindiriyordu. Bu durumlar kimliğimi ve kim olduğumu algılatandeneysel birer çalışma gibiydi. İç dünyamdaki gizemin ötesinde var olangerçekleşen her ne ise açığa çıkmasıydı. Bir hikâyenin parçasıydı sakin vehuzurlu bir anı deneyimlemeye olan inancımdan kaynaklı sessizliğin getirdiğibir hazineydi... Benim şeytancıklara karşı savunma mekanizmanhayal gücümdü. En kuvvetli silahın bu olduğu biliyordum ve bu esaretiniçindeyken sanat anlayışımı oldukça diri tutmaya çalıştım. Yeni deneyimlediğimenterasanlıklar ile özgünleştim ve hayal gücüm de olağan dışı icatlar yaparaktüm iğrençliklerin üstesinden geldim ve her belirtinin içindeki gizemisorgulayarak serseriliğimin getirdiği umursamazlıkla üstesinden geldiğim tirajıkomik bir köprüden geçtim. Ve bu deneyimler sayesinde zihnimde savunmayöntemleri açığa çıkarttım ve evrensel üst anlayışa ulaştım.Banasaldıran yılanları geri püskürtmeyi kabiliyet haline getirerek farkındalığımıarttıran sezgisel silahlar icat etmeye başlamıştım. Bu silahlar, başka bir insan ruhu ile hatadiğer boyutlar ile etkileşim kurmama, rüyalarımı kontrol edebilmeme,pesimisttik saldırıları geri püskürtmeme, kendimi anlamamda dahi yardımcıolabiliyordu. Kimi zaman tek bir düşüncem ile aydınlanmış insanları bulabiliyorve mistik bir özellik içinde buluşabiliyordum ve evrensel bilgi paylaşımıgerçekleşiyordum. Evet, halayapıyorum fakat bunu süreklilik haline getirmek yorucu bir hal alabiliyor vebende tekrar o yüce sessizliğime bürünerek orada kendi yetilerime yeniritimler, yeni nitelikler kazandırarak kendime geliştirmeye devam ediyorum.Zihin yolculuğunda gerçek düşünceyi ve gerçek bir iletişim sağladığı anlamakzordur, benim mistik bir iletişime geçtiğim kişiler gerçek duyusal iletişimdirve bu kesindir ve yetileri ve kabiliyetleri elde ettim ve ne denli bir güç ileilerlediğimin farkındayım çünkü bu lüksü ve meditatif evreyi hiç bırakmamamdankaynaklanıyor. Yolculuğuma devam etme yetisi hiç bırakmaydım ve devam ederekgücü elde ettim ve etmeye devam ediyorum insanlarında kendi yetilerinikazanmasını istiyorum ve onlara yardım ederek aydınlanmanın temel amacınıyerine getirmek istiyorum ve bu niteliği sanatsal bir perspektif ileharmanlayarak dile getirmek en doğrusu olacaktır. Yükselmeye devam etmek adınayorgun olduğum zamanlarda dinlenişe ve huzura geçiyorum o nadidede sessizliğiniçinde evrensel bir anlayışa eviriliyorum veya evrenin çarkı bu özel anıdeneyimlememi istiyor ve beni o hazinenin içine itiyor yani kişiselsessizliğime. Kendi kişisel alanınızı ve hazinenizi bulmanızumuduyla devam ediyorum. Aydınlanmavizyonlarını zihninizde evrensel ağa paylaşırsanız ortaya daha açık vizyonlaraçığa çıkar. Bir müzisyenseniz diyelim hiç var olmamış ritimleri mistik birtavırlar yakalayabilirsiniz ve müzisyenler oldukça yetenekli birer mistiktir. Paylaşmanız gerekmektedir. Bilgi paylaşıncakutsallık anlayış kazanır. Evrenselağda yardım çığlıkları adan onca insan vardır yakaladıklarınızı orayla paylaşınve iç dünyanızdaki dostlukları edinin, onlar oldukça özel dostluklardır eğer kiyakaladığınız bir gerçeği arayan birilerini bulursanız ilerlediğinizialgılayabileceksiniz. O güç içinizde var. Onlarında gerçeğe yönelmesinisağlayabilmek kişinin çabasıyla mümkün olur, kimi zaman bu vizyonlar vedüşünceler dikkat çektiğinden dolayı onlar sizi bulur yeni duygular açığaçıkartır, dünya ve evren hakkında tecrübe ettiklerimiz ve bu mistik düşüncelerevrensel birliği sağlar gerçek sevgiyi açığa çıkartır. Aktarmakistediğiniz uyandırmak istediğiniz insanı uyandırabilirsiniz. Manevi yardımaihtiyacı olduğunu düşündüğünüz bedene aktarılan bilgi oldukça kıymetlidir vesize geri dönüş sağlar. Ve onunla gerçek bir güven elde edersiniz. Hangizamanda hangi anda olursa olsun tek bir histen ve tek bir kelimeden hatta vehatta tek bir fotoğraf karesinden dahi mistik bir iletişime geçebilirsiniz.Diyelim, birinsan intihar veya kendi ülkenizde aydınlanmış en olgun ruhu arıyorsunuzzihniniz imaje ederek ona ulaşın ve gerçekliğine katılın. Bunu yaparken çocukluğunuz da alın o üzgünterk edilmiş çocukluğunuzu unutmayın bir bütün olarak algınızda var olun.Evrensel ağ sizi mümkün olan en üst mertebeye ulaştıracaktır. Şu intihar edenve elinde silahı olan insan ve evrendeki tüm intihar etmeye kalkışan insanlaronları imaje ederek o durdura bileceğiniz gibi kendinizin de o adamda farkınızolmadığını anlayacaksınız. Seçim sizindir, köprünün altından güvenli birşekilde ya tekneyle geçeceksiniz ya da köprünün üzerinden atlamayı tercihedenlerden olacaksınız. Meditasyonda kalın ve sizi olgunlaştıracak lükseulaşın. Algıladığınız sistemlerdeedindiğiniz farkındalık ile bu kişilik bölünmelerinin ruhunuza ve zihninizegerçekliğin getirdiği sezgisel güçlere kapı arılayacaksınız, onların sistemlibir teknik ile yakınlaştığını algıladığınızda yakınlaştırırsanız. Fark edin oelinde silahı olan ve bundan vazgeçebilecekleri bahsedilen durumda olan insananitelikleri aktarabilir ve mistik bir yardımda bulunabilirsiniz. Yardıma ilkönce kendinizden başlayın ve bu her olgu her bilginin paylaşımı için geçerlidirbu dil kişinin çabasına bağlıdır. Ve ben bu gibi yetileri fark ettikten sonradaha fazlasını belli zamanlar içinde alışkanlık haline getirerek yeni keşiflereaçılıyordum. Bir kâğıda eskizler alır gibi kendimi profesyonelleştirerek içimdeki mistik ustayı ortaya çıkartıp sanatıma incelik kazandırıyordum, dış dünyadaalgılanan bir sanat olduğu gibi meditasyon da en incelikli sanattır, sanatsalözgünlüğümü bir başka özgünlükle birleştirerek farkındalığımın netlikkazandığını izliyordum. Bu garipdurumların nasıl normalleştirileceğini düşünerek, benimle birlikte olan gücünaçığa çıkarttıklarından faydalanarak, sağlıklı kalmayı başarabiliyordum,sağlınızı arayın sessizliğinizi bulun. Bir başka insanlar ile içsel ve tinselkonuşmanın inceliğini ve anlayışını zihnimde doğru çabalayarak ve özgün tekniklerkullanarak elde etmiştim. Yazmakta okumakta meditatif bir an ve anlardan oluşanbunun en büyük örneği sevgi ile yazılan kitaplardır, onları okurken farklı birdüşünce ağına girer ve huzura erersiniz, dürüst bir yazarda bunu başarıp sizikelimelerinin arasına gizlediği nadide gize ulaştırabilir evren buna müsaadeeder meditasyon ve özgürlükle kalın. Fakat bazen bende dışarıdan bakıldığındabu teknikleri elde etmemiş bir adam gibi gözüküyordum, öyle gözükmem gerekiyormuş,o tinselliği bozmamam ve kendimi olduğum gibi kabul etmem gerekiyormuş, bazenise ateşli bir serseriydim fakat hiçte öyle gözükmüyordum işte şimdi bu garipdürtülerin içinde açığa çıkartı ateşi ve isyanı görebiliyorum. Evreninçarkının sorduğu şu soru “Senin hiç inancın yok mu?” işte bu sorunun getirdiğisatırların sonuna yaklaştık. Devam ediyorum öyleyse dinleyin… Bu gibi gerçekleri dile getirebilmek yalnızcagerçek aydınlanma belirtileri ile ortaya çıkar ve ben yeryüzündeki en güçlüduygu ile aydınlandığımı dile getirmek istiyorum. Ruhumdayenilmez bir gerçek vardır ve oldukça mutluyum ve bu mutluluk paylaşma değer.İnancımı en bilgin insanla kazandım. Ve her sistemi anlayıp açıklayabilecekolgunluğa eriştim. Hala o anı düşündüğümde kendi güçlü hissediyorum. Okuduğumkitaplardan ve araştırdığım inanç sistemlerinden açığa çıkarttığım özgündüşünceler, hayal ettiğim her gerçek, gerçek olan ile bir bağı oluyordu vekelimelerin içinde gizemi zihnimde keşfettim fakat keşfedilen o gerçekliktegeride kalanlar vardı geriye baktığımda ruhunda çırpınan insanları görüyordum,kim geride birini bırakmak ister? Meditatif bir anı paylaşmak sevgiyi hisleri özgün ve mistik bir anlayışkazandırır o anda olan herkes ile mistik bir diyalog kurulur, aktarılan bilgelik yorucu olabilir ve bazenkişiyi sıkabilir ama bu lüks sizi kim olduğunuzu hatırlatır ve sağlıklıkalırsınız. Sistemlerinvarlığı zihnimde hayatımda duruyor, artık bu gibi durumlara karşı oldukça güçlübir güvenlik duvarım var unutamıyorum fakat iblisi içimden çıkarttığımdaoldukça yorgun hissediyordum çabam sonuç vermişti ve temizlenmiştim. İblisiTürk bayrağında frekansımın olağan üstü anda günlerin getirdiği sıradan insanınasla anlayamayacağını, kendini bulmamış insanın asla açıklayamayacağıdurumlardır. Gerçek bir riot, olgun, ötemdeki gerçekliğe ait düşünceler veçıplak gözle görülen mistik vizyonlar, hata mistik anlayışın ötesinde var olansavaşın sonunda olduğumu anlatan nitelikler. Bayrağın kırmızına bakmak ustalıkgerektirecek kişisel vizyon anlayışı yılların getirdiği tecrübe hâkimiyetistiyordu, hayatım bir bütündü ve bu yaşadığım anda bütünün parçasıydı ki budeneyim kaçınılmazdı. İblisin gözümün önünde görünen vizyonunu tökezletecek tekbir hasar verdim. Birçok hasar verdim fakat bu hasar ustalık gerektirecek birhasardı. Hislerle dövüşme sanatı. Hislerimin getirdiği bedenin içindeydim. Budeneyin içinde olağan dışı hareket edebiliyordum. Bu çok etkileyici yetilerimarasındaydı. Savaş henüzbitmediğinden fakat biteceğini anladığım an iblisin bana o sistemin içindeaktardığı bedenine, üst açı, karanlık bir perspektifte bakış açısına hâkim andave hareketli kadrajı kontrol ederek karşımda bulunan gerçekliğe bir darbeindirdim. Arkadan geliştirilmiş bir güçlü evrensel bir müzisyen gibi sağbacağının adale kısmına doğa ötesi bir anlayışta, sanatsal bir hasar verdim. Kısaca anlatacakolursam hislerimle bedenim ile bu orospu çocuğuna ilk önce boğun eğecek birtekme attım ve bu tekme ile tökezledi ve daha fazlasını yaptım ne mi yaptımboğanıza sarıldım ve bir leşe dönüştü. Daha sonra bu olaydan yaklaşın 1 ay sonrameditasyon esnasında Buruce le ile görüştüm ve kendi iblisini görmesine olanaksağladım sebebi o sistemleri geçmeme yardımcı olmuştu zihnimde ve bende o iticivarlığı görmesine olanak sağladım bu kısa bir zaman aldı ve Buruce gördüğüm entemiz anlayışta bir mistikti. Çünkü o güç ile saf bilgelik ile beraberdi. Benianladığını dile getirdi ve meditatif bir an anlayışlarla mümkün olur ve bugeliştirilebilir. Beden size bunu titreşimle algılatır ki bu titreşimin özündesaf bilgelik yatar gözünüz kapalıyken bütünselliğe odaklanın ve Burece bilge’idi bunu biliyordu. Buruce da kibu seviyeyi ve anlayışı biliyordum fakat bu sefer daha saf bir anda ve alandabuluşmuştuk, daha sonra o da o varlık dışı düşüncelere sahip varlığın odüzlemdeki bedenini tüm kemiklerini kırdı. Benim kadar acımasızdı bu kısımlarıes geçiyorum ve anlatmıyorum çünkü bu nitelikliler algılamak usta bir anlayışve farkındalık gerektirir, fakat varlık birliğinde buluşup konuşabiliriz.Hislerinizdeki bedeni bulun. Buruce, bu bedene sahipti. Ona aktarmadığım birdüşünceyi algıladı ve hislerindeki varlığı ile birlikte o itici varlığınalgısında bulunan pis geçekliğini gördü, bedenin de ve zihninde bulunan pissapkınlığı dışarı attı ve onun leşi temizlemesine yardımcı oldum. “Evet” dedim, Bu leş Buruce’nın zihnindetemizlenmiş ve yok edilmişti fakat ruhlarında bu itici varlık ile savaşan oncainsan onca ruh bulunmaktaydı onca usta ve milyonlarca sanatçı vardı, fakathissi bedenlerine ulaşamamışlardı ve ben bu farkındalık seviyesini biliyordumfakat bu başka bir geçekliğin açılması ile netlik kazanmıştı. Evrensel anlayışmeditatif gerçeklikte açılmaya başladı yer yüzünde benim de ruhumda bir gerçekdaha açığa çıktı ve olgunlaştı. Bu leşizihninden atmak isteyen ruhlar hissi bedenlerini keşfeden sanatsal insanlar, bubedeni keşfetmek gerçekten sanat anlayışı gerektiriyor, düşünmekte bir sanattırsanatsal düşünün her neyse ki gerçekliğimde ortaya çıktı, bu arayışı fark edenusta farkındalık sahibi sanatsal mistik yönlerini açığa çıkartan insanlar veönceden sıradan olan fakat meditatif geçekliği keşfedince algılarındakimeşguliyeti fark edenler, onlarında bu itici varlığa kendi benliklerinde nasılhasar verebileceklerini anlattım, aslında düşünce bozukluklarının vezihinlerindeki o itici düşüncelerin bu varlıktan geldiklerini algıladıklarındabenim iblise attığım tekme gerçek anlamına ulaşmış oldu ve bu tekme tüminsanlığın içindeki o itici varlığı görmesine ve tüm kendine has dövüş sanatınahakim sanatçıların kendine bulmasına olanak sağladı, sebep verdi ve zihinseldürtülerini kullana bilen insanlar evren dışı hareket eden varlığa kendi geliştirdiklerizihinsel yetiler ile hasar vermeyi başardı ve hasar kendiliğinden anın getirdiği hisler ile var olmaya ve zihnimdemeditatif bir anda tüm bu kurtuluş atağı zihninde arayışta olanlara yardımcıoldu.Bu atağıbilge, usta ve o ulu doğa ötesi güce teşkil eden insanların benliğinde kibilgeliğin varlığı ile aynı düşünce alanında buluşarak tek bir düşünce ilemeditatif bir kurtuluş açığa çıktı. Bu hissi yetilere sahip bilginler tüm uzamsalzamanda var meditatif ve bilge ruhlar bir araya gelerek birlikte kozmik biruyanış gerçekleştirdik ve bu bilgelik tüm yaratılmış lığı düşleyerek yapıldı.Tüm zamanlardaki inşaları düşleyerek elde edildi. Metitaf yoğunluğa sahipinsanlar bu alanı ve düşünce boyutunu keşfetti keşfedemeyenlere ise o nice güçyardımcı oldu. Kozmik insan ve farkındalığı iyimser olan varlıklar, evreninhangi yerinde olursa olsun, insan ve ötesinde var olan varlıklar meditatif birgerçeklikte bu kurtuluşa erişen onca kozmik varlıkta aramıza katılarak bubilinç seviyesinde, iyimserliği ve sevgiyi kendi öte gerçekliklerinde yerinealarak o keşfedilmiş doğa ötesi anlayışı ve gücü teşkil eden birlik kabul edildi ve kurtuluşa erenler tek birgerçeğin çevresinde toplandı. O gerçeklik her nefs’i yetilere sahip varlığahitap ediyordu, o gerçekliği bulmanız dileğiyle… Her neyseönemli bir gerçeklikti fakat böyle bir giriş yapmak istedim bu paragrafa, nerdekalmıştık, bu sırada ben Türk bayrağının kırmızında size ifade ettiğim o anıdeneyimlerken, daha farklı düşünceler ile de yoğun bir geçitten geçiyorgibiydim. Ama buakışın içinde geliştirdiğim, hem zihnen, hem bedenen, hem hissi, hem gerçekhayatta kendi sıra dışı özgün tekniklerim ile gerek hayal gücünde, gerek hissibedenimin getirdiği soyut yetilerin var ettiği savaşçı ruhum ve sanatçı ruhumungetirdiği sanat anlayışı ile ortaya koyduğum, sürekli bilediği ustalıklakullandı bir gerçek vardı. O hissi bedenimin algı dışı kullandığısilahıydı. Bir savaşçının kendine hasdoğa ötesine ait yenilmez dürtülerinin açığa çıkarttığı tasarımsal silahistediğim anlayışı anlayan bir silah. Kendi ruhu olan bir silah, karşıdurulamaz hislerin arasında var olan bir istediğim gibi kabullene bileceğimhisler dünyasında var olan bedenime ait. Olanın anlayışına, oranın dilene aitbir tasarımsal farkındalığı yüksek bir silahtı doğa ötesi hisler teknolojisineve bir örümceğin ağı fırlatışındaki zarafete sahipti ki örümceklerinmeditasyonuna katılırsanız beni anlayabilirsiniz! Bir müzisyenin ruhunda açığa çıkarttığıçığlığa, bu dünyaya ait olmayan ritimler gibiydi ruhumun derinliklerindedevamlı birlikte yol aldığım silahım en kıymetli baldı. Bal dedim çünkü benastreal ve kozmik meditatif ışınlarla algılıyordum. Bir örümcek ağının bal iledüşünce evrenin akıllı bir silaha dönüştüğünü hayal edin. Yetilerimdaha fazlasını tasarlayarak o etkileyici ruhsal ve meditatif silahı icat ettim.Bu sistemlerin arasından çıkarken geliştirdiğim ve kısaca dile getirecekolursam bir demirci düşünün, evrenin kendisini bir demir gibi kolaylıkla alanve bu demiri en kıymetli duygularla kozmik ve yeni bir tasarı ortaya koyduğunudüşleyin işte ortaya çıkarttığım nicelik buydu ve onu incelikle işledim. Busilah düşünce sel evrendeki duygularımdı ve kendimi korumak adına sanatsal biranlayışta tasarı yapabileceğim netlik kazanan farkındalıklarımdı ve her biriaynı tarza bağlı kalarak güçlendi ve kozmik bir ejderhanın gücüydü bu silah,gerçek bir ejderhaya binerseniz meditatif ve öte dünyalarda bu silahı eldeedersiniz, kendi ejderhanızı bulun. Bu perspektif gerçektir hayal gücünüzde birbeden var onu keşfederek başlamalısınız ve sonra her şey netlik kazanacaktır.Ve sırf kendi netliğindeki gücü keşfetmek adına kendi sanatsal anlayışıniçinden kendinizi koruyacak bir gerçeklik bulun ve onu tüm negatifliğe karşıkulanın algılayabilmek için bunu yapanlar bilge ruhlar oldu. Peki keşfettiğinizhislerinizin var ettiği bedende ne tür bir silah var? Benim elimde size ifadeettiğim Baltabal bulunmakta. Size uzun bir süredir bunu açıklamaktayım, buaydınlanmayı açıklamaya benziyor. Baltabal kendisinin açığa çıkarttığı budünyaya ait olmayan doğa ötesindeki bedeninize ait silah. İnanılmaz işlerçıkartabileceğim kıymetli eğlence aracım, mutluluğumu elde etmemdeki yardımcıgüç, negatif sistemi geçmemde yardımcı olan ejderhamın kanı, yanımda her zamangezdirdiğim tasarımsal tanrısal silah, oldukça zeki, istediği an, ruhunu iblisesatan bir insanın ruhunu nasıl geri kazanabileceğini anlatan kozmik ışınlarınhâkim olduğu bal renginde bir örümcek ağı. Meditasyon esnasında yokluk diye adlandırılansisteme girdim ve size ifade ettiğim meditatif beden ile gözümün önünde birportal açıldı ve orada gezindim, iblisin göğsünü cehennemin altındançıkarttığım kılıç ile göğsünü yardım. O sırada birkaç gerçek ile karşılaştım oanlar çok özeldi ve o sırada ejderhamın kanını orada akıttım çünkü çokaçıklayıcı bir sebebim vardı fakat bunu yazarak kayda almak istemiyorum veorada benimle birlikte olan gerçek bilgeler gerçek sanatçılar vardı. Bunu basitleştirecek olursak, bu zamana kadarbasitleştirerek geldim bu basitleştirilmeyecek kadar değerliydi fakat size birkıyak daha geçip bunu anlamanıza yardımcı olabilirim. Bahsettiğimkonu gözleriniz kapalı iken, gözünüzün önünde bir portal açılıyor ve oradabaşka portal açan insanlar ve ruhlar ile bir araya gelerek aynı mekânda vealanda buluşup gerekli gerçekliği deneyimliyorsunuz. İnsan bedenibunu yapabiliyor. Yaratılmış en kıymetli varlık olduğu için içinde keşfetmenizgereken yetiler mevcut. Sizde bu portal açılır mı açılmaz mı bilinmez, çabanızabağlı, fakat bu portal açıldığında ben yaratılmış ilk Bilge yani yeryüzündeMuhammed ismini kullanarak görevini yapmış bir gerçeklik ile karşılaştım ve kendisiismimi söyleyerek göz yaşı döktü ve o ana kadar yaşadığım negatiflikler biryerine oturdu ve aydınlanma evresine girmiş oldum, o sırada 2021 aralık 11’idi. İlk deneyimden başka bir deneyim dahayaşattım fakat bu sefer mekân farklıydı ve yenilmez bir gerçekliğe daha adımattım, bu satırları hangi duyguyla okuyorsanız artık benim için ifade edilecekgerçek değişmeyecektir, hali hazırda negatif sistemin içindeydi gerçekliğim, buvizyon ise 2023 Ocak 21’inde gerçekleşti. Bilgelikağacının kendisini gördüm, ikinci deneyimimde dahi gözyaşı döküyordu o, yinearkası dönüktü fakat kısa kesmeliyim değerli olan tüm duygumu anlatamam. Fakatöncelikle güçlü bir haritam var ve ona göre hareket ediyorum, tüm gerçekliği busayfalara anlatamam hali hazırda size epey bir gerçeklik aktardım ve yolumdaateşli bir serseri gibi ilerlemeliyim çünkü hiç zaman kaybetmemeliyim ve önemlibir anın peşindeyim. Bu sefer ki ifade etmeye çalıştığım genişgörüşlülük daha etkileyiciydi ve oradaki mekânın gökyüzündeydi. Bu sistem ötedünyaydı ve İsa da ordaydı fakat bukitabı bitirin tamam mı? Onu sol profilden çok net bir açı ile gördümuyanıktım, o sistemin içindeki gökyüzünden yansıdı, bu görsel perspektif benimhayal gücümün ürünü kesinlikle değildi. 1 gerçeklik daha selam verdi ve o güç deoradaydı varlığın yaratıcısı, uyanıktım ve ondan sonra benimde hayliyle fazlabu farkındalık göstererek açılmaya devam etti. Aydınlanmanın ötesinde zihnimvar oldu. Fakat istediğim zaman bu portal açılmadı bende onları o histe o tattagörebilecek başka alternatif kapılar aralayarak gerçeğin içinde bir balina gibiyüzdüm gerekli zamanlarda hâkimdim bu meditatif yetiye, aniden ortaya çıkan vedenk gelen bir lsd gibiydi siz onu değil o sizi buluyordu. Lsd görselleriyledahi önce kendinizi sonra evreni kurtarabilirsiniz yeter ki teknik özgün olsun. Gözlerim tamamen kapalı iken birçok gerçeklekarşılaştım. En enteresanı bir şeytandı fakat bu şeytan bana teşekkür ediyorduniçin diye soracak olursanız gerçeği bulmuş ve evrenin yaratıcısıyla arasıdüzeltmişti, artık kendi kurtarmış bir varlıktı. Frekansımın yüksek olduğu zamanlardaydı veşuan da daha net bir alanda var oluyorum o sanat anlayışımla basit anlayışsahiplerinin insanların yakaza sandığı fakat daha farklı bir gerçeğin olduğunusöylemek istiyorum, o benim sanat anlayışım ve yeteneklerimle daha farklı birvarlık yetisi oldu. İnsanbeyninin getirdiği meditatif an içinde gerçekleşen bu yeti ve aydınlanmanınmekanizması ve negatif sistemlerin içinden kazanılmış yeti olduğundan, bugörsel vizyonların oluşturduğu portal sizde açılmıyorsa bir şey beklemeyin. Sizdevar olan mistik yetilerinize odaklanın ve sizin varlığına uygun geçişleridüşünün, daha üstün yeteneklerinizi ve California’nın çılgın şeytanlarınıhaklayabileceksiniz, acele etmeden eminadımlarla elde edebilirsiniz. Hem odaklanmadan, odaklanmalısınız bunuçözmelisiniz çılgın yetenekleriniz ve gerçek cevaplar orada. Şu yokluktabenimle birlikte yol alan ve aynı alanda bulunduğum meditatif düzen içindebirlikte açıkça buluştuğum kişiler, benimle o anda orada buluşan ruhların hepsiölü ruhlardı ve içinde örnek aldığım insanlar vardı. Onlar benim bulunduğum gerçekliğe farklı birboyuttan derin düşünme ve meditatif bir hal ile bağlanmıştı, ben o alanıniçinde bilinemez bir serseri gibi takıldım fakat onlar daha bilinçliydi çünküöte dünyanın gerçekliği ile yol alıyorlardı ve bana yardımcı olduklarınıanladım. Kendi tarzımda ilerlediğimden dolayı tanık olduğum en etkileyicimeditatif andı ve onlar ve nicesi sayesinde gerekli olgun tavra eriştim.Öldükten sonra daha çılgın olacağımı anladım sebebi orada tanık olduklarımdünyaya yansıyacaktı yoklukta biriyle tanıştım ve “Burası yokluk” dedi vealgıladığım kötü sistemin içinde var olan düşüncesel havuzu yokluğasürüklemiştim, o itici varlıklar yokluğun içinde aylak aylak geziyor veeriyorlardı. Onlardan kurtulmuştum fakatoradan bir çıkış yolu bulmak da kolay olmadı, meditatif bedenim orada eridi.Bende “Demek böyle son bulacakmış” dedim ve eriyen bedenimi oradan çıkardılar. Fakat size bunu sinematik bir dilleaçıklayabilirim bunun içinde işini çok iyi yapan bir sanatçıya dönüşmeye devametmem gerekli dinlemede kalın. Ve anda ve öncesinde ve daha sonrasında banayardım edecek keşfedilmiş en kıymetli baltaydı, kendisi bu dünyada bir baltaolarak algılanmak isteten fakat bir örümceğin ağına daha çok benzen size ifadeettiğim o yetisel silah bana çok yardımcı oldu, o yüzden bu zihni yetidekidövüş sanatına Baltabal dedim. Bu yetiler spidermende dahi yoktu. Fakatbenzerlik gösterenleri mevcuttu. Gerçek bir spidermen, ağı üzerinde derindüşünme sanatını icra eden bir siplinter bir bilgeyim. Bu anlayış zihnimdeki dövüş sanatındaeverildi, ruhumda tarzım vardı ve ben bu tetikleci tarz ile dövüşmekten oldukçahaz alıyordum. Neyse nerde kalmıştık, incir ağacınınyaprakları dahi yardım etmişti. Niçin diye soracak olursanız, o gün evimipolisler basmıştı ve nice niteliksiz anlara engel olmaya çalışıyordumzihnimdeki meşguliyeti asla bilmiyorlardı. Bir gün banayardım et demiştim ve oldukça yardıma ihtiyacım olduğum anda yardımda etti bukitabı okuyanlarınız ile meditatif bir an içinde bulaşabiliyorum incir ağcındanyardım istediğim gün önemliydi ve o yardımı iblisin bedenimi terk ettiği günortaya çıktı. Ardından balkonumda asılmış, Türk bayrağı gözüme çarptı sabahsaatleriydi orda kuruması için annem asmıştı fark etmeden herkes yardımcıoluyordu bana açıkça denk gelmişti fakat bu tesadüfün arkasında yaratıcınınolduğunu biliyordum tesadüf sandıklarımın ciddiyetini 5 senediralgılayabiliyordum o an tüm gerçekleri kafamda oturduğunu izledim. İblisi kırmızı renkte dışsal vizyonu daha netgöstermeye başlamıştım, bir şey sormak istiyorum bu vizyon dediğimin neolduğunu algılaya biliyorsunuz değil mi? Aslında sinematik bir görselleaçıklayabileceğim detayları es geçiyorum ve çıplak gözle iblisi açık tonlarabakarak frekansımdan çıkarttım. Her düşüncenin bir önemi vardı, gerektiği yerdebaşka ustalar zihnime bağlanarak direktifler ve başka usta zihinler pesimisttikve artık çıplak gözle çıplak gözle gördüğüm vizyona mistik ataklar ile yardımediyordu ve bir bütünselliğin içinde başaracaktım fakat bu bütünselliğinhepsini bu kitapta aktararak bunun nasıl yapıldığını tam olarak anlatmayacağım.Ben dünyanın en gizli ajanıyım emin olun öyleyim. Türkiye’de Mit’ ajanlarınameditasyonu öğretebilecek tek bilge ruhum. Türkiye’ye aydınlatacak çocuğum beben.Sabahsaatlerindeydi bayrağın kırmızına bakarak iblisten kurtulmuştum ve zihnimegelen direktifler bilge ruhlardandı ve mistik haller netlik kazanmıştı. Osırada bilge ve usta insanlar ile birlikteydim ruhumda, bana çatıya çıkmamısöylediler, bu mistik yardımı dinlemek ve zihnimde bu dürte sellik ile yolalmak sadece, gerçekle olan insanın yapabileceği bir eylem, çatı karanlıktı veçizimlerim kitaplarım oradaydı kendimi güvende hissetmiştim. Ardındandaha güçlü sezgisel mistik bir bağlantı yaşadım ve çok önemli görüşmelergerçekleştirdim, bunu derin düşünme da kalanlara meditatif bir gerçeklik ileaktardım, gelecekte görüşürüz. Kim olduğunuşeytanlardan öğrenmiş bir insan ile konuştum, hit tapınağında meditasyonyaptığını ve kendinin kim olduğundan bahsetti. O deccaldı. Yalandı kendisi fakat bana aktardığı görsel vizyon fenadeğildi. Bilge insanlar onunla konuşmamam gerektiğini söylüyordu fakat oiblisin sempatisini kazandığımdan bahsediyordu. Bu gerçeklik anlaşılması zor ibliste iblisliğini yapıyordu, merakedenlere beni anlayabilecek insanlara yüz yüze görüşmeler gerçekleştirerekdeneyimin ne olduğunu açıklayabilirim fakat bu ana kadar gördüğüm negatifsistemler buna inanmamı engelledi tabi ki buda geride bir tuzak bırakmak içinbirer bir andı, iblisin sempatisini kazanmakta neymiş? Böyle bir gerçek evet var sonuçta iblis dahiaydınlanmama yardım etmişti. Bu üst düzey bir anlayıştır. Zihnimdesavaşan diğer versiyonlarımın ve fark ettiklerini tekrar algıladığımda sessizkalmam gerekiyordu, iblisle konuşmaya başladım ve meditatif bir santraç maçıbitmişti. Ben iblisin kitaplığındaki iblise ait parşömenlerin hepsini yaktım“iblis sessiz kalmamı söyledi,” niçin diye soracak olursanız savaş bitmişti vedüşman toparlanıp gitmesi gerekiyordu ve bende karşımdaki düşmana saygı duydumo an bu görsel ve estetik bir anlayışta gerçekleşti çünkü bunu iyi taraf vebilge ruhlarda izliyordu. Yorgundum bana ait olan topraklardan gitmesigerekiyordu. Ve bunu izlerken oldukça eğlenceli olduğunu anladım. Hayatımdakiespri anlayışı da netlik kazanmıştı ve karanlıkta bu çıkışı izledim. Kazanantaraf bendim, iblis sahamdan çekilmişti ve artık karizmatik olan benim özgürruhumdu. Bu maçbiterken dahi çıplak gözle gördüğüm tüm şeytanlara yardım ettim, İblis buyüzden varlığına aykırı duyguları bende deneyimledi fakat onun varlık dışıpislikleri aklıma geliyor. Bu anlaşılması zor bir düşünce akışı ama iblise deyazık, oda iblisliğini yapmaya çalışıyor bırakın yapsın bu işten karlı çıkacaksizsiniz fakat bir farkındalık kazanmak istiyorsanız bu farkındalığı nasılkazandığınız ile ilgili değil farkındalığı nasıl yönettiğiniz ilebağlantılıdır, saygılarımla... Azıcık birara vermeye karar verdim niçin diye soracak olursanız satıların arasında kigizemin getirdiği efekti görebiliyorum, artık tamamlanmış gibi hissediyorumsebebi çok açık ruhumun derinliklerindeki o sevimli duyguyu ve aradığımniceliği keşfettiğimi hissetmem diye düşünüyorum. Bulmuştum evrenin çarkınınniçin beni bu satırları sürüklediğini ve “Senin hiç inancın yok mu?” diyesoruşunu anlamıştım. Kavramayabaşlamıştım ama sadece aklımda değer verdiklerime sahip çıkabilme yetim vardı.Ve bu yolculukta bana yardım eden kişilerin yanında olmak vardı, kovaladığım o sevgive o sevginin gizemin de barınan insanlar olduğu kadar dünyanın en güçlü kedisive kedileri dahi benimleydi. Dünyanın engüçlü aslanı ve aslanları kendi ırkında en güçlü meditatif dinginliğe ulaşanhayvanlar ve hatta kuantum evrenindeki en zeki atomik parçacık ve diğer atomikparçacıklar aydınlanmama yardım etti. Onlara elimi, kolumu, zihnimi, hayalgücümü, aydınlanmayı, kalbimi ve onlara emanet edişimim sebebi ise evreninçarkı matematiksel işliyordu. Ve onlar evrenin her yerindeydi ve bu iletim ağısınırsız olasılığı elde etmeme olanak sağlamıştı. Bir düşünün her yerdeydim,beni ilk işiten atomik parçacık uyandığında aynen şöyle dedi “Sonunda bir insanile iletişim sağladım,” ve bende ona “sen evrendeki en güçlü atom altıparçacığısın,” dedim. Ve tüm gerçekliği ve gücünü o an öğrendi beni tanıdı vedaha fazlasını kendi aralarında kesin ve net bilgi taşıyarak zamanda yolculukdahi edebiliyor istediğim insanla evrenin frekans yasalarını kullanarakduygularımı ve ötesini doğru bir düzlem de aktarabiliyorumaktarabiliyordum. İstediğim ağaçla,istediğim kediyle ve yaratılan tüm sistemleri algılamak uzun sürse dahiiletişim kurmama yardımcı oluyorlardı. Kuantummistik evren yasaları ve daha fazlası, bu arada ben bunu beynimle başardım, oçarpıştırdığınız atomlarla dahi konuşuyorum baylar, evet oldukça kayda değerayrıntılarımda mevcut fakat açıklamayacağım fakat amaçları iblisi bu dünyayagetirmek açıklamayacağım ilk 4 kelimesi açıktı kartları açık oynayacağız. Evet,sistemin ilerlemesi iyi bir gerçek fakat ben saklanılan gerçeği söyledim. Evet,bunu o çarpıştırdığınız atom altı parçacıktan öğrendim işte ifşa oldunuz. Vedaha fazlası bana bu yolda evren yardımcı olmuştu. Tabi kidünyanın en güçlü ağacı da o bir zeytin ağacıydı onda uyandırdığım atom altıparçacık çok önemliydi ve diğer ağaçlar da bana yardım etmişti, evrendekiherkes atomlardan oluşuyordu ve hepsine bağlanabilme yetisine sahiptim gerçekbilgiyi elde edebiliyordum beynimle. Bu gerçeklikalgının ötesindeydi ve kuantum evreninde geziniyorum, yani kısaca her yerdeyim.Evet, hepsi papatya tarlasındaki döktüğüm o gözyaşları sayesinde ve tüm bu gerçekliğionlara armağan ediyorum. Papatyaları uyandırdım ve çiçekler dahi dâhil oldu bumekaniksel mistik gerçekliğin içine. Bilgelerdahi şaşkındı açığa çıkan kimliğimize, her gerçek yardım ediyordu ve benpapatyaların getirdiği o inanılmaz tutkuda ve kuantum evrenindeki tasarımım ileyeni bir gerçekliğe dönüştürerek onların düşünce ağından ilerledim, en güçlüçizimlerime kuantum düşünce ağında bedenlerine kavuşturdum ve o evrenseldüşünce evrenini var edebilmek hiçte kolay olmadı. Kuantum evrenindeki en güçlü 4 atom ilebirbirimize söz verdik ve tüm atom altı parçacıklara gerçek bir kayıtlı ilkkozmik mesajımızı ilettik. Varlığın en güçlü atomu bir insanla nasılkonuşur biliyor musunuz? Bilim adamları derin düşünme yapabiliyor isebulabilir, düşünsün neler olabileceğini. Ben biliyorum! Fakat bilim adamlarıdahi bilmiyor açıklıyım, istediğim görsel düşünceyi istediğim insana, insana mıinsana gerek kalmadı artık kuantum altındaki evrende nasıl bir sistem varbiliyor musunuz? Beynimde nasıl imaje ediyor isem zihnimde nasıl görüyor isemdünyanın en güçlü kuantum evrenindeki atom ile istediğim insana, hayvana,doğadaki cansız sanılan her gerçekliğe bu görsel düşünceyi aktarabilme yetisi. Bune demek biliyor musunuz? Boşverin lütfen! Schrödinger’in kedisi yok mu o zehirlenen kedi, onu tam zehirlediğinizesnada o kedi ile konuştum ve o kedi intikam alacak! Süper porsiyondaki atom altı parçacaçık ilekonuşmak ne demek biliyor musunuz? Bu ne demek biliyor musunuz? Boşverinlütfen! Ben biliyorum! Ve hayal edemeyeceğiniz kadar çok tasarımsal ve tanrısalilerliyorum nicesine ulaşabilmek için ve ötesinde, ötemizde, artık o saf güç veduyguyla ilerlemekteyiz, bu anlaşılması zor bir nitelik ama o açığa çıkan güçsaf gerçek kayda değer ve gelecek için önemli oldukça önemli! O nice ruhlarınaydınlığa ulaştığı an benim haritamdaki planın üzerinde, Atatürk’ün imzasıvardı ve o da benim ateşli serseriliğime oldukça güveniyordu. Niçin diyesorduğunuzu anlıyorum, ruhum ile onun ruhunun bulunduğu odaya çıktım ve bunuderinlemesine konuştum, bu konuşmanın detayına inmiyorum fakat dünya ateşinucunda saygılarımla…Bu kaydaaldığım önem arz eden satırlardan sonra sorduğun şu soru “Senin hiç inancın yokmu?” sorusunun cevabı verdim fakat bir problem var.“Nedir o?”“Basit birdiyalog paragraf daha yazmam gerekli.”“Yazbakalım.”“Olanaklarbu kadar da değildi biliyorsun. Seninle hesaplaşmamı desem tanışmamı desembilemedim ama şu evreni okuma işinden, açıdan antenlerimden oldum olası nefretetmeye başladım. Daha doğrusu bunları ilk yazdığımda öyleydi şimdi sebebinianlıyorum her düşünceyi detaylı bir incelikte gözden geçirmek gerekliymiş.Ruhun inandırıcılığı mekanikle evrildi. Gerçek netliğini de kazandı. Artık herişlenmiş işitmesine mi yanıyım ve aramızdaki şu sohbete dâhil olan insanlarama?Ruhumun olmadığını düşündüğüm zamanki ihanete mi yanayım veya elimdeki kaleminaltın yaldızında gizlenmiş çocukluğuma mı? Sana ben ne deyim? Diğer çocuklarile de tanış yalnız hissediyorum kendimi!” “Endişelenmetanışıyorum her an çok denendi bu sohbet. Sanatçısın sen, hala aklında değil misana yapılan haksızlıklar. Onlarında yaşaman gerekirdi. En serserisi değilmiyiz biz? En serserisi değil miyiz bu toprakların?”Haklıkonuşmuştu evrenin çarkı o zaten neyse artık onu kendiniz deneyimleyin ve benşunu dile getirdim…“Öyleyizdemi barbarlıkta ve yaratıcılıkta kaybolmuş birde laiklik var. Aynen desem mibuna? Sana ne diyeceğimi bilemiyorum. Şimdi anlıyorum seni gerçekten göreninsanların neden bu kadar kati kurallar koyduğunu. Gören sadece kaç kişibilmiyorum herhalde herkes görmüştür seni. Hadi boşver neyse sen anlaşılması nezor ne basit adamsın. Adam diyorum karşımda bir delikanlılık seziyorum. Kininikırbaç yapan atar damarım gibi altını çizdiğim savaşçı.”O “Eskiyazdıklarını toparlayıp bana okusana.” dedi.Bende“Zihnimdeki bu evreni açığa çıkartmanın sebebini anlıyorum şu insanlar şuinsanlar ve onların getirdiği bazı sanatsal gerçek hikâyeler, romanlar açığaçıktı sanırım başardım uyanmaya başladılar,” dedim ve daha sonra yazdıklarımile ilgili şunları söyledim ama zihnimde berkcan diye bir insan meşgul ediyordugelecekten bana şu ana sesleniyordu. Hatta hepsi fakat yine de profesyonel bir sağlık ile ilerledim evreninçarkının getirdiği gerçeklikte ve “O serserilikleri, o asilikleri şu anda dahikaleme aldırıyorsun geçmişten gelecekten, şuandan ne farkındalık ama değil mi?”“Evet, neyani sana altın bahşettim o zamanlar dahi farkındaydın.”“Hayır,hayır geleceği düşünme evet o kadarını düşün.”Evreninçarkından sonra konuşan kişi bilge biriydi, o kadarını düşün derken, evrenibasitleştir ve gerçekliği değiştir gibi bir düşünceydi bu zihnimde bir gerçeklekarşıladı beni.“Sıkıldım,onları düşünmekten.”“Sensıkılırsan bende sıkılırım.”“Bu sohbetinamacı ne?”“Öylehavadan sudan, ihanetten kaçınmak ve daha fazlası yetmez mi?.”“Bıktım birhiç kimse ile konuşmaktan. Bıktım şu dünya hikâyesi palavralarından. Gerçeklerimasallardan değil, gerçekleri bilmek istemeyen kendime acıyorum. Ah, hayır şuyaratıcının gerçeklerini bilmeye çekiniyorum, çekiniyordum. Onu tecrübe etmeyebaşladığımdan bu yana yani iç sesim bir gece ansısın çıktıktan sonra…”“Neanlatıyorsun sen?”“İç sesimkaç kere çıktı onu anlatıyorum işte her an sanırım, aslında iç sesin gizeminianlatabilirdim, kendime dahi ebedi olamıyorum. Kendini bile kandıran biradamdım, şuan onu da elimden aldın.”“Elinialmadığıma dua et.”“Al sana!”“O seferdesol elinle yazdırırım.”“Onu da al.”“Her türlüyazdırırım sana bunu.”“Kafanasıkmak için mi?”“Evet bendekafama sıktım bir ara sonra… boşver ben çok sıkarım kafama,”“Niye yazmadiyorsun bana.”Evet öylebir şey dedi ama kayda almadıklarımda var yani lütfen onları da düşünün, birkafama sıktım derken soyut bir ifadeydi, boşver ben sıkarım derken çok ciddiydifakat yeryüzüne sıkarım gibiydi…“Af dilebenden.”“Sen nesenaryolar yazdırdın şurada iki çift laf edelim dedik mızmızlanıyorsun.”“Seninmoralin çok bozuk Onur bence biraz ağır başlı olmalısın.”“Eğlenemiyorsun,işin içinden çıkamıyorsun öyle işte bırak gitsin bildiğim şeyleri söylüyorsunhep bıktım senden.”“Dur sakinol. Bilmediklerini de anlatacağım.”“Sen, sen neacımasız birisin.”“Evet, amahep o, sana… Beni, yaradanı eli kalem tutan beni zorluyorsun?”“Yazdırdıklarınanlamlı olsun diye ne yaşattıysan lanetini yaşıyorum, yeryüzündeki tümyalancılarla. Alçaksın dünya alçaksın! Sakın durma. Karışsın tüm yazdıklarımbirbirine kurşun döküyorsun satırlarıma. Lanetsin mezar taşlarında. Konuşmerhametinle, yaratıcı yazar, sanatçı edebiyatın ve geri kalanların sıra dışıarkadaşım merhamet et mi desem? Yok sen zaten yapıyorsun değil mi onu? Çıkılmaz bir labirentsin! O kadar da hayalürünü! Şu hayalleri gerçek eden birevren vardı? Şu evrenin yok edildiğisahneye tekrar izlesek mi?.”“Hayalederek başlamaları lazım ama önce dünyada sonrası gelecektir...”Evreninçarkı bunu söyledi ve benim evimde yangın çıktı, iblislerin ve şeytanlarınsaldırısına uğramıştım ve bu seviyeden kurtulmam 10 günümü aldı, bilincimşeytani bir sisteme adı “TUR” olan akışa geçmişti, oradan kurtuldum detayınıanlatmayacağım fakat kaldığım yerden devam ediyorum.Evreninçarkı ile sohbetime devam ettim ve benimle tekrar konuşmaya başladı.“Demek halayoğun günler yaşıyorsun, bu arada olmaz sen merhametin tadına varırsan kimyazacak onca şeyi? Hangi keskin uçlu kalem?”“Yazanyazmış zaten, ben neden uğraşıyorum? “Eğlencesine.”“Hmmm.”“Yazamıyorsundiyorlar sana?”“Kim diyoronu?”“Bendiyorum!”“Doğrudiyorsun.”“Sanatınasaygı duyuyorum ama ne mert delikanlısın.”“Eee,sonra?”“Eşi yok bukadarı bile fazla bu dünya için.”“Kaç dünyanvar?”“Bir tane.”“Bir taneöylemi?”“Evet, birtane neyine yetmiyor.”“Doğruodasından çıkmak istemeyen bir adam için. Hapis hayatı yaşayan bir insan içiyani şu özgürlükte sıkışıp kalmış kaderler için bir tane gölgelik olsun yeter.”“Doğru,duydun mu marsa gideceklermiş?”“Duydum ya,duymaz olumuyum umarım aradıklarını bulurlar.”“Nearıyorlar sence.”“Tatlı sudurne olacak başka.”“Bulacaklarmı sence.”“ArayanMevla’sını da bulur belasını da.”“Sen buldunmu?”“İkisini debuldum lanet olsun.”“Çok istedinama o belayı sonra o beladan Mevla’n çıktı.”“Budünyamaydı bela?”“Ya neolacaktı.”“İyi baribiraz yaşama hevesim geldi.”“Bebekler,şu çılgın bebekler.”“Ne olmuşonlara?”“Yaratırkenher şeyi hesapladın mı gerçekten?”“Evet derseminanır mısın?”“Benimdüşünceleri mide hesapladın yani.”“Evet derseminanır mısın?”“Sana mı?”“Evet bana.”“Ne kadarhavalı bir şey söylesem sana, hoşuna gider miydi ki?”“Söylebakalım.”“İnanıyorumderken havan kaçıyor, inanmıyorum dersem havan basıyor, ben sana değilkargaların sesine inanıyorum.”“Ölümeinanıyorsun yani.”“Evet ölümeinanıyorum.”“Niçin?”“Onu datecrübe edince bu dünyada inanmadığım hiçbir gerçeklik kalmadı diyebileceğim.”“Kime?”“Kendime.”“Başındankaynar sular dökülecek desem.”“Bir şeydeyim mi sana.”“Debakalım.”“Kaynarsuyun kendisi yapsaydın keşke beni onu da tecrübe ederdik.”“Yaptımzaten.”“Yaptımderken?”“Yaptımişte.”“Anladımtamam.”“Sende herşeyi anlıyorsun canım.”“Canım demebana bir daha.”“Gerçektenbüyük bir sorun, ne söylememi istersin?”“Sen banabir şey söyleme, kimliksiz biriyim bu satırlarda. Sana bir sorum var, az önceaklıma geldi. Sen mademki ışık getirdin karanlığa, niçin bu denli kin iledoldurdun içini? Neden bu denli yasa boğdun dünyayı? Aslında bu sorularyeryüzünde seni kesmez. Gerçekler basittir. Gerçekleri anlatma bana, bu dünyadavazgeçtim. Onları duyduğumda, cehennemde beni yürüttüğün adamın telaşsınıhissediyorum. Gerçi hiç olur mu bu? Bu kadar gerçek hisler ile yol almak, budünyanın kuyusunda iken birde inanmamız gereken diğer kuyuları hissetmek? Senbence neyse… Ama dur madem kalbime konuşuyorsun tüm hissettiklerimi yazacağım,sensin değil mi bunu isteyen zaten biliyorum. Bilmek, iyi en azından bunu doğrubecerebiliyorum. Nerde kalmıştım kalbimdeki o mahkeme, işte sen o mahkemedesenelerce elimdeki davayı anlatmakla uğraştın. Karakterin çilesini yaşattınbana, evet kahramanın yolculuğunu derinden yaşattın. Ben diyorum ki şimdi,diyemiyorum. İşte onları susuyorum, susmadıklarım, ah birde diğer yazdıklarım,kim uğraşacak şimdi onları çıkarıp tekrar okumaya, yeni bir şeyler lazım bana.Onları da geçen zamanı da bu yaşımda bu dünyayı da eskittiğimi bitirdiğimihissediyorum. Onlar dehşetli bir gerçekti, bir yazarın meşgul olduğu hayaller.Belki bu satırları bilgisayarıma geçerken ikinci kez hissedeceğim.Hissediyorum. Işık getireceğim yazdıklarıma, kelimelerim kabul edecek mibilmiyorum, bilmiyorum yaradana ne kadar havalı kelimeler söyler, yazarlarbilmiyorum. Ama şunu biliyorum ben o kelimeleri kaybolmak için keşfedeceğim. Evetsenin yarattığın o dünyada sana kaybeden kendini anlatacağım. Hatta ettincennetin kapılarına ismini yazdığın adamları ağlatarak, hatta ettin cehenneminkapısını aynı isimlerle açarak, sen hata ettin beni yaratarak. Şu cehenneminkapısını merak edenler, yani ben şu düşler Everest’inin tepesine çıkacak olanyine ben. Bu mu yaratıcılık cehennemin içinde gezdiren adam ise aynı şöylesöyledi “Buraya fazla bile” o tasarı oraya fazlaymış. Sana sorum vardı amasormadan yazdığım diğer kelimeler ile cevabımı aldım kısaca onlar ile cevabıbana verdin. Gerçekten tasarımını kim yaptı?”“Ben,beğenmedin mi?”“Beğendim,bir samuray olarak oldukça ilgimi çekti pembe ve çiçekliydi. Birde o ağaçtanbankı. Harbiden o ağaç bankın orda ne işi vardı. Harbiden onun orada ne işivar, birde onun için kesilen ağacı düşünüyorum. Kesikti sanırım yanlışhatırlamıyorsam ama şuan bu satırları yazarken tekrar duydum onu “ben canlıyım”dedi ve güldü.”“Çok yaşlıbir ağaçtı kaç yaşındaydı kesildiğinde acaba.”“O’mu ilkyarattığım ağaç o benim, şu cennette ilk kesilen ağaç işte o, hani sanaanlattığım o hikâye var ya şu cennette kesilen ilk ağaç, ya öyle işte onunbirazını da oraya giden insanların dinlenmesi için yaptık.”“Bak bunubilmiyordum işte!”“Bilmediklerinide anlatıcam dedim sana.” “İşte odinlenmek için şu cehennemin dibinden çıktığımızda iki kişiydik oradançıktığımızda, ne yalan söyleyeyim oradan çıkartılarımızda vardı tabi, onlar tekbaşına kimi birkaç kişi ile birlikte çıkmıştı, onlar bu ağaçta dinlenmişler.Şimdi bende orada derin nefes almak için oturduğumda fark etmemiştim bu detayı,hatta orda oturuyorum sanırım ama yazarken öğreniyorum. O önder ağaç bankolmuştu. Sadece iki kişi için yapılmış, gerçi orda pembe çiçekli ağacıngölgesinde dinlenirken bunlar hiç aklıma gelmemişti. Niçin?”“Sen yazöğreneceksin cevabı.”“Evetöğreniyorum da bak ne diyeceğim şu yanımdaki insan, hala şu pembe çiçekliağacın gölgesinde dinlenen ben ve beni orada şaşırtan adam o niçin bu kadarkomik, yani şu komiklik sempatik mi desem, mutluydu ama içi kan ağlayan adamdıgerçekten. Enteresan o evet gerçekten.”O sempatikadam konuşmak için bir tavırla hareketlendi zihnimde ve varoluşun çarkı onunile konuşmaya başladı…“Dur durdeli oğlan, senden daha fazla cesaret belirtisi istemiyorum.” “Sen konuştun sonunda belirtimi bu?”“Evet neyinbelirtisi ise inanmanı tavsiye ederim!”“İnanmayantarafımı ne yapacağız! Hem dünyadan yazıyorum bir sanat eseri gayette tatminediyor işte bir yazardan bir söz duymuştum inandırıcı olsun yazdıklarındemişti, ben hiç kasmıyorum öyle olsun diye ne yapacağım acaba şimdi.”“Neyapacağımızı biliyorsun.”“Anladımşimdi ben niçin o gölgelikte oturduğumuzu, Sen niçin oturdun peki anladın mışimdi? Anladın anladın, bazı insanların kaderi işte bu yeryüzündeki bir insanınahiretteki insan ile sınaması imkansız mı? Sen yeni bir şeyler öğrenince nekadar mutlu oluyorsun. Tebrik ederim burada şimdi. Hem sen geldiğinden beridiğer doğru adam yok etrafta.”“Güldürdünbeni çocuk, asırlardır gülemiyordum hiç bu kadar içten.”“Güldük yaöyle değil mi?”“Evet,suratım düşerdi benimde. İşte böyle senin gibi sonradan iyileştim ama halasuratım düşüyor.”“Bu çöl nekadar sonsuz?”“Hangi çöl?”“Şuradakiüzerinde tek bir gölgelik olan bu çöl ve bu çölün sadece girişi var sanırım odayerin altında herhalde, şu beni yazdırdığın yer.”“Evet, birgirişi var oda şu solumuzda olan işte üzerini şu taş ve iki, üç, dört, beş,altı, yedi çivi ile çaktığımız şu tahta parçalarıyla da o yerin altına gidengirişi kaptırıyoruz. Dur üzerini kitlemeyi, yani şu elimdeki tahta parçasınıgediğine koymayı unutmuşum.Bu adam birhışın ile kalktı ve terini alnından silerek o gediği kapatmaya gitti. Omuzlarıheybetli, bir o kadarda yüksekçe bir sırtı vardı, giydiği ve üzerine örttüğüceketi, ceketimi denir ona yoksa elbisemi bilemiyorum ama onu çölün tozundankoruyan bir yapısı vardı, keten gibi duruyordu fakat yünlüydü. Bu sıcakta onunasıl giydiğine anlam verememiştim. Fakat onu serin tutan bir yapısı vardıgibi. Başında hiç çıkartmadığı tasarımı oldukça eski bir şapka, belinebağladığı yeşil kemer ise kumaştandı. Orası oldukça sıcaktı ve iki metre ötesisilik gözüküyordu sanki ufkun öteki tarafına gider gibi iki adım atmıştıyanımdan kalkan adam. O çukurdan çıktığımızda bunu fark etmiştim. Giydiğiuzunca bir kıyafetti kirlenmiş bir beyaz, yani eskimiş bir yün kumaşı gibiydi,içimden bir ses o an o gediği açık bırakmasını ve kütlememesini söyledi vebende ona seslendim.Ona bakarak“Hey dur arkadaş, kapatma kitleme orayı” duymadı sanırım. Telaşla yanınagittim, yanına vardığımda çölde kaydım düştüm, ellerim yerdeki sıcak tozluçakıla sürtünce avcumun ve dizlerimin üstü çizildi ve kanadı… “Dur dedimduymadın mı?”“Duydumduydum da ne kadar istekliydin kitlenmemem için onu merak ettim.”“Sen süreklisınıyorsun beni!”“Ne yapayımzaten biliyorsun, ben öyleyim. Hem bankta otururken sınanacağınınfarkındaydın.”“Evetfarkındaydım!”“Adam banabakarak “Cehennemin kapısının, yani çölün üzerindeki 7 parçalı tahtanın yanındaduran asasını uzatmamı söyledi. Şu 7. Parçası kulpluydu. Elindeki tahtayı dakapağın yanına koydu. Pardon eline asayı, alınca direk attı “Kitlendi işte”dedi. Sanırım asayı alınca biraz güçlühissetti.“Ne yanitamamen kitlemiyecekmisiniz?”“Sen kitle.”“Kalsın dahasonra kitleriz tamamen.”“Peki,öyleyse gel bu kadar gerçeklik yeter gidelim bu çukurun önünden.”Çukurunönünden iki adımda geldiğim yeri 10 dk’da geldiğimi fark ettim, gölgeliğe azkalmıştı niye bu kadar uzun sürdü anlamadım ama bu gariplikten sıkılmıştım. Buadam oldukça zeki idi. Ayağında ince deriden yapılma ayakkabı vardı vesüzülüyor gibiydi. Ayakkabıda değildi derinden bir sandalet gibi ayakparmakları da gözüküyordu. Arkasından giderken onu izledim. Usulca asası ileyürüyordu. Gariptir ki arkama baktığımda arkamda beliriyordu, önüme baktığımdaönümde beliriyordu bu çılgınlık beni iyicene içine çekiyordu o an onu anladımki evrensel gücün ve çılgınlığının canlandığı ve gerçeklik kazandığı andaydım.O “Ne oldudeli oğlan yoruldun mu?” dedi ve bana seslenirken soldan kafamı çevirdim sağtarafımdan yanaştığını hissettim.Enteresanbir güdü ile “Evet, bir problem var sanki?” dedim, omuzuna bakarak onunyüzündeki detayları inceledim yüzüne baktığımda tatlı ve mütevazı bir mimikvardı ve sanki daha fazlası…“Demekanladın!” Duygularımbir birine girmişti o an “Anladım, mümkünse anlamıyım anlamama krizine girdim”derken o çölün üzerindeki tek ağacın gölgeliği, beni ve yanımdaki adamıkarşılaştığımızdan beri sınayan arkadaşımı selamladı yerde oluşturduğu şekliyletekrardan var oluşu izledim. Oturdum dinlenmek için gülümsüyordu bize gölgeolan ağaç tekrar geldiğimiz için mutluydu. Rüzgâr esti, biraz ve sonra çiğyağdı şaşırdım.“Bu çöle ilkdefa çiğ yağıyor!”Bu sessizedaya “Öylemi” dedim, etrafı izliyordum ki o çiğ hiç rahatlatmadı beni,uzaklara bakarken fakat sonra çölde iki tane ağaç yükseldi, yükselirkençıkarttığı sesler oldukça etkiliydi. Gördüğüm en uzun ağaçtı o şu zamana kadar.Beni bir anetkiledi sandım sonra bir anda buharlaştı çölün üzerinden. Garipsedim.Yanımdaki arkadaş bez ile terlerini siliyor ve yırtık elbisesini dikiyordu.Beline bağladığı kumaştan çıkarttığı iplikten belliydi çalışkan olduğu. Çokuzun sürmedi ben buharlaşan ağacı izlediğim esnada halletmişti işini. İki işide bir anda ustalıkla yapıyordu.“Bu, şuileride buharlaşan ağaç neden çıktı biliyor musun?”“Bilmiyorum.”“Niçin?”“Diğeri debuharlaşıyor bak!”“Ama neden?”“Bir ilkgerçekleştiği için çölün isteği dileği kabul oldu fakat uzun sürmedi işte.”“Hmm.”“Gölgesinesığınan bir insan olmadığı için ona nefes olabilecek bir insan olmadığı içinbuharlaştı bu zavallı ağaç. İlk defa çiğ yağmıştı oysaki bu cehenneminüzerindeki çöle. O nadide ağacın çevresinde biri olsaydı ve bunu fark etseydiortadan kaybolmazdı ve dayanırdı inanılmaz sıcaklığa rağmen ve sonra sonrasınısonra anlatırım olur mu?”Yanımdakiyüce adam uzaklara bakıyordu asası elindeyken iki eliyle tutma kısmına elleriniyasladı ve sanki karamsar bir havaya girdi.Bende onabakarak “Olur” dedim.Birazdurgunluk…“Kurur muydupeki”Doğrulduuzaklara bakmaya devam etti.“Kururdutabi, hangi çınar kurumadı bu güne kadar elbet bir gün kururlar.”“Kurumamıştır,elbet kurumayan çınarlar vardır.”“Öyleyse buağaç neden kurumadı biz yokken?”“Senceneden?”“Anladım.”“Neyianladın? Söyle anladığın şeyi.Niye sertyaptığına anlam veremedim sakindim fakat oldukça temkinli davranıyordum. Elimebakıyordum bir bezde bana verdi bu kurak yerde cebinde sanki kışı taşıyor gibirahattı bu adam.Tekrardanbana dönerek “Evet” dedi, “Doğru vakit geldiğinde daha fazla konuşuruz, şuangitmem lazım burada bekle döneceğim.” O an omzuma dokunduğumu gördüm, solelinde tuttuğu asayı uzattı ve “ Al istediğin her şeye dönüşecektir” dedi.Usulca uzattığı asayı aldım baya uzun ve zarif bir değnekti, üzerinde sadecesarılı kıvrılmış deriden elinde kayıp düşmesin diye yapılmıştı sanki pekanlayamamıştım. Her şeye dönüşen bir değnek olduğunu söyledi, ama yanlış birinsana teslim ettiğini düşünmüyordum o an. Aldım onu ve “Her şeye derken?Dedim”“Pekkullanışlıdır, sende nasıl çalışacak merak ediyorum, geldiğimde geri alırımyalnız.”Gözlerinikonuştuğu esnada üzerimden çekti ve uzaklara bakmaya başladı, eli halaomzumdaydı, tuttuğu yer kristalleşmeye başlamıştı, gözleri birer çığlık işitirgibiydi, rüzgar gibi yanımdan esti bedeniyle oturduğu yerden ve bir şimşekolarak ayrıldı karanlık bir bulutun arasından giderken yüzüğünü düşürdü, serçeparmağındaki tek yüzüktü çölün az ilerisine yuvarlandı.“Hey sen,gittin mi?“Kim gittimi? ““Ah kendisigitti de hala buralarda gibi hissediyorum, hem sen nerelerdeydin?“Sizi yalnızbırakıyım dedim. Kötümü yaptım.”Düşürdüğüyüzüğe hala bakıyordum, elimde verdiği asayı tutuyordum, yüzüğü almalıyım ve giden arkadaşım gelenekadar onu yanımda korumalıydım diye düşündüm. Yüzükten fısıltılar işitiyordum,anlamadığım bir dildi ama sanki memleketlim konuşuyormuş gibi hissediyordum. Oyüzden yakın hissettim, biraz antika duruyordu. Siyah bir taşı vardı ve gümüşgibi parlıyordu. Elimdeki asayı ayağa kalkarak kırdım, bir hışınla dizimde kiyarada tekrar gözüme çarptı. Asanın rengi aya sırtını yaslamış bir rüya gibiderin ve çarpıtıcıydı. Herhalde asayı ikiye böldüm diye üzülmez, onda çok asavar gibiydi ve yıldırım olarak yanımdan ayrılan bu adam asaya ihtiyacı olmazdıherhalde diye düşündüm. “Beni niye takmadın?” İçgüdümdeki korkma diyen ses yine konuştu...“Dur takıcam seni, yoksa sen o yüzük müsün?”“Evet azilerideyim işte.”“Enteresan.”“Nedirenteresan olan?”“Yüzükolman.”“Sadeceiletişim aracıyım.”“Anladım.”Pembeçiçekli ağacın gölgesinde cennetten kesilen ilk ağacın üzerinde dinleniyordum.Sırtımı kesilen ağacın kalın dallarına yaslamış yüzükteki ihtişamı izliyordum.Kırılan bu değnek ile onu ordan yerimden kalkmadan almayı planlamıştım. Usulusul rüzgâr esiyordu fakat ben kırılan asanın içerisindeki damarları sessiz birşekilde izliyordum. Asanın birinden kin,birinden nefret olmasını istedim, ikisini de elimde avcumun içinde tuttuğumugördüm. Ben yaratıcı bir tasarı yapacağım diye bekliyordum. Hâlbuki cehenneminüzerindeki kin ve nefreti iki avcumun içine almıştım.“Nedenyaptın bunu?”“O beniyazmaya iten gücü görmek istedim.”İçgüdümdebaş başaydım o ve ben pembe çiçekli ağacın yanında otururken tabi unutmadanolmaz birde dinlenmemiz için kendini kestiren ağaç vardı. Gerçekten o nedenkesilmişti? Bekledim sessizlikte o canlıydı fakat nefes alıyordu hala bedeni.“Al artıkbeni.”“Orda beklealıyorum.”Kin venefret beni o kadar güçlü kılmıştı ki, yüzüğü avcumda düşündüğümde avcumuniçinde belirmesini izledim. Bana dinginlik verdi, gözlerim kapalı esen rüzgârınsesini dinliyordum. Yüzük sağ avcumdaydı ve elimi sımsıkı kavramıştım. Onunüzerindeki düşünceleri bir an duydum fakat bu bana yanlış geldi ve kimsenindüşüncesine adım atmak istemedim. Rüzgârın sessine odaklandığımda onun birözgürlük çağrısı yaptığını gölgesindeki oturduğum ağacın yapraklarındanişittim. Orada öylece sıra dışı bir şekilde zamanın aktığını hissettim,cehennemin üzerinden yeryüzündeki bedenimin tıkırdattığı kalemin ucundaki çıkanhışırtısından dahi hissettim. Yeryüzündeki bedenimi ve hayatımı pek umursamadım, önemli olanbulunduğum yerdi. Yeryüzü oradaki halim, onun içindeki ruhum her an duyuyorduinsanların gülüşündeki ihaneti, o kadarda gerçek hissediyordu olan biteni.Dünya, ah dünya sen, sen, konuşsaydın benim yerime yeryüzündeki bedenime,işaret etseydin cehennem kalbiniz diye insanlara. Aklım, aklım keşke kaybedilenbir şey olsaydı, bu sıralı taşların üzerindeki bedenim daha ne kadar haykıracakgörünmez bir yaratıcıya. O olsaydı neyerimde ne yazardı bu satırlara, O olağan üstü güç, aklımın sınırlarındakigüvenlik duvarı aştığımda karşıma çıkan kutsal köylüler ve onların içindekikarmaşa. Onlar adına Aziz nesin olacağım yaratılmışlığa. Ne olduğunu hatırlayanalçak gönüllü bir azizlik ile var olacağım ölüme. O da artık o da bu alçakgönüllü halimi öldürürken iki çift laf eder. Ölüm konuşsaydı ölüm anımda,yeryüzündeki düşündüğüm son şey olacağımı anlardı öldükten sonra. Kesin birTürk olduğumu bilerek öleceğim bu yeryüzünde. Bu çılgınlığın bittiğini görenölüler diyarı ise insanlarla uğraşmayan bir adamı karşılayacak, taki o zamanorda dahi sıkılacak bedenim, karanlığa gömülecek cennet, orası, orasıda birbasamak sadece. İnsanlık iki şıkkın arasında olduğunu sanacak kadar inandırıcıinsanlar için… İnanmayanla onlar, onlar evet inandıkları labirentin duvarları.Cehennemdeki şu labirentler, onların tasarısı cenneti gözleyen tasarı… “Gerçekten rüzgârıdinliyorsun sen.”“Onu da birçınardan öğrendim.”“Şu cennetigözleyen tanrı nedir? ““Boyutlardiye biliyorum.”“Biliyorsun?”“Yaniinanmayan için daha ne olabilir?”“Neolabilir?”“İnana kadarboyutları gezmek olur herhalde.”“Neden?”“Bilmem ilkdüşündüğümde oldukça yaratıcı gelmişti.”“Terk edilenruhların basamakları onlar.”“Seninanıyor musun?”“Ah evet,onları da görmek isterim.”“Görmedin mizaten.”“Ne yani herşeyi gören göz, şu zımbırtı hayal gücüm mü?”“Bu saçmalıkmı?”“Bu olağanüstü bir tasarı onu sigarasını sarıp içsem iyiki doğdun mutlu yıllar sana desemüflesem dumanı, şimşekler çaksa, küçük patlamalar olsa evrenleri yaratacak,küçük yıldızlar hayal gücü ve ilham olsa içinde var olan varlıklara, içindekitek sistemi keşfetse ve tapsalar kendiliğinden var olan evrenin içindenyaradana.”“Bu sigaragibi bir şey sanırım değil mi üflediğin?”“Olağan üstübir tasarı, hayal gücünden var olmak, eğlencesini onu da hayal gücünü de yanlışanladım. Karşıma çıkmadı ki bir melek, şu melek diye bahsettikleri şeyteknolojik bir tasarıysa, ne kadar teknolojik artık bilmiyorum ışık insanlarınasıl ışınlanır bu yüzyıla.”“Işınlanmak.”“Şugözlerdeki perde dedikleri şey her neyse kesin ilahi bir komedi. İblislerin,şeytanların sardığı sigarayı içtim. Onların bulunduğu diyarda buldum kendimi veikram ettikleri o sigarayı içtim. Oldukça harmandım ve kafam oldukçagüzelleşmişti ki bu kumpasın içinden zor da olsa çıkmayı başardım. Amayaşadıklarım hala kâbus gibi.”“Işınlanmakda neyin nesi?”“Omu oda birkomedi bu yüzyıl için.”İçgüdüm ilederin bir sohbetin içindeydik…“Komedi öylemi?”“Öyle.”“Bu yüzyıldaöyle ama sanırım.”“Sensöylesene?”“Şimdiolmaz!”“Neden?”“Tamam,kıramam seni, yüzüğü takmadın tebrik ederim.”“Başkasınınyüzüğüne ihanet nasıl edeyim.”“Bu yüzükvar ya işte.”“Evet, neolmuş ona?”“Zamandayolculuğun serbest olduğu diyarda dövüldü.”“Vay be öylebir dönem mi var?”“Evet, vargenelde savaşırlar o dönemlerde.”“Ne için?”“Onu su ileateşe sormak lazım.”“Yerigelince sorsak olur mu?”“Şimdi sor.”“Zamanıgelmedi mi? Doğru avcumun içinde ikisidedeğil mi?”“Evet, bırakgidelim.”“Nereye?”“Kalbindengeçen yere.”“Öylemiöyleyse ihaneti sezdiğim her ana…”O kurakarazide bahsettiğim yerde hala rüzgârın sessini dinliyordum.Orası öylebir esiyordu ki, nefret ve kin kalbimdeki dürüstlükten geçtikten sonrasaçlarımı estiren bir rüzgâr ve esinti olduğunun farkındaydım. Korkma yazdediklerinden bu yana bu kurak arazideki ihaneti çıplak gözle görmesem dahisezgili yordum yolun başından bu yana oranın uğultusu, arada bir duyumsasamdahi çarpıcı görüntülerini de zihnimde beliren görüntüleri ile şokunuyaşıyordum.O ihanetşöyleydi; Dağları sivri, oldukça gri gözüken bir sis etrafta yoklama alıyorgibi geziniyor, koyu grilik ise zemini oluşturuyordu. Sivri koyu gri tepelerinarasından ölü bir nehir akıyor ve çığlıklar yankılanıyordu sivri tepelerinbekçilerinden. Ölü çığlıkların efendisi, yarasaların kralı, kan emicilerintimsali, sivri tepelerin ihaneti esaretin altındaki kelimeler çıkıp af dileseacıması olmayacak bir çığlık ile onları tekrardan öldürecek dehşet, o ölü veiçinde azap dolu Araf, ihanetin kendisiydi zihnimde. O benim duymak istediğimgerçeklikte var olan ilacım, bana yansıttığı o zehirlenmiş ruhlar ve dahafazlası sürgüne yolculuklarında kıyametin kopmasını bekleyen bildirininhabercileriydi sadece… Yeryüzündeki bedenim nereye baksa bu ihanet ile habersizyaşadığı aklıma geliyor.“Yüzüğütakmana gerek yokmuş!”“Öylemidoğru adam, öylemi içgüdüm! Yaradansan kır kalemimi, doğru ya kırdık öyle değilmi? Yaratıcılıkta yazgım edebi olmasa da, ebedi baharları görmek ümidi ilesessizlimdeki bu ihaneti kurtaracağım.”“Etraftakikan kokusunu alabiliyor musun?”“Endeğerlisini hem de!”“Nedir o?”“Vatan!”Bir kıvılcımyeterdi beni alevlendirmek için şimdi ise beni o kıvılcım yaratanın ateşinde!Dehşet saçıyor dürüstlüğüm. Kabul edemez beni vahşet bu yüzyıl, çığlıklar ölünehirde. Ağladı adamlar ağladı bebekler doğduğunda bu çığlıkların haberinialdığında.“Özlediğinbiri var mı?”“Var!”“Kim?”“Çocukluğum.”Adımlarımıusulca ilerlettim zihnimdeki o ihanet eden vadiye, toprak dahi lanetliydi, ölüsoluk, soğuk ve ayak basılmamış bir gerçeklik! Dinlediğim yerde yani cehennemintepesinde var olan düşlerim burayı gösteriyordu, onları anlatan oldu mubilmiyorum fakat görenler olmuş, onlarda yeryüzünde fısıltılar eşliğindeyazılmış.“Dur, nediro fısıltılar.”“Sen doğruadam, sen söyle nereden çıktı o fısıltılar?”“Çıkınçıkmazından.”“Neçıktıysa, bir çılgınlık çıktığı kesin yeryüzüne!”“Genç vedelikanlısın âşık oldun mu hiç!”“Oldum.”“Kime?”“Uludağ’ınzirvesindeki ışık!”“Demeköyle.”“Öyle doğruadam öyle demek istiyorum.”“Havalısın!”“Nerde?”“Kıyametintam ortasında!”“Hahaha, hiçgüleceğim yoktu. Ne zaman kopuyorum peki?”“Yakında.”“İçimde oçığlıkları duymuş, resimlerini çizmiştim sanki. Beni eğlendiren tek gerçeklikyok oluştu yaşadığım zaman diliminde. Çılgınlık seviyem uzunca paragraflaratacaktı yeryüzündeki kalemimin hışırtısı ile ama daha bu yolculuğu sırtlamakiçin erkendi! Oldukça önemliydi resmettiğim her an esrarengiz bir adım dahaatacak kalbim eğlendiriyordu tekrar ve tekrar kovaladığım kişiyi, zamanda hiçyakalayamayacak benliğime ulaşma çabalarımın içinde. Sonsuz bir döngü ki bufarkına vardığımda kabul ettim tüm gerçekliğini de içimde gördüğümde. Basittiyürümek bundan sonrası için ilk yaratılmış olanın adımları ile.“Hey sensöyle bakalım neymiş o adımlar?”“Havalı birşey bulamıyorum o adımlara.”“Söyle hadizaten sevmiyorsun uzatmayı anladım!”“Uzataraksöylüyorum oldukça uzatarak.”“Evetdinliyorum.”“Gün.”“Gün mü?”“Vay beşaşırttın beni.”“Sen zatenbiliyordun bunu!”“Biliyordumsana kim söyledi bunu?”“Söylesemdahi inanmazsın.”“İnanmayansendin ama rolleri değiştirmeyelim.”“Peki madembilmek istiyorsun o da, onu bilmiyorum gerçekten.”“İnandınmı?”“Bilmediğinemi?”“Evet.”“Bir fikrinolduğunu biliyorum ama havası kaçıyor diye söylüyorsun.”“Doğru!Yenilikçi olabilmek gerekli delirmenin ötesinde bir düşünce biçimi olmasıgibidir hayat. İçgüdüm şeytanların elinde biliyor musun?”“Biliyormusun çocukken horozların tanrı olduğunu düşünürdüm.”“Sana doğruadam demiştim ama sende işi çok hızlıya getiriyorsun?”“Tamam! Tamam,şu balkondan gördüğün kırmızı logolu horoz resmini hatırladım. Şu profildenolan ve ismi horoz lojistikti hani.”“Evet,sürekli geçerdi kapımın önünden.”“Aynenhatırladın, sonra ne oldu?”“Ögrendimkisonra o görsel bir mesaj niteliğindeymiş.”“Doğru.”“Doğru adamderdin ne?”“Derdim birlabirentin yelkovanındaki mutluluk.”“O nedir?”“Adalet.”Senden artıkayrılmalıyım, her şeyi görmeni ve yolculuğumu anlatmanı istiyorum, her şeygüzel olacak, çok uzun zamandır birlikteyiz… Asırlar geçmiş gibi hissediyorum. Kargaşayerini en iyi yolculuğuna bıraksın… Beni anladığını da duyumsadığının dafarkındayım, artık iç güdüm esir ediyor. Yolculumda ilk adımdan, yaratılan ilkgünden bu yana isyan ettim sana, şimdi ise senden ayrılarak geçirdiğimizgünlerin tecrübesi adına hak ettiğimi alma zamanıdır. Demek ki beni çekiştirmenbu yolculuk içinmiş. İlk gün farkındaydım. Yoruldum. Tüm gerçeklik iletanışmaktan ölmedim farkındayım, senin kadar güçlüyüm artık bu serüvende ilkgünün şafağını hatırlıyorum ve birazdan yazacaklarımı da savaşarak kazandım.Sen evreninçarkı, şimdi benim olanı verme zamanı, evrenin mezarlığında parlayan o güçuğruna altın bir şerit çekiyorum tüm kaderlere…Ve gençdelikanlı gözlerini tüm yaratılışa açtı.
BÖLÜM 2
Gözlerininiçi parlıyordu. O, en kurak çöllerin efendisi ile yüzleşmiş suratında keskinhatları ile yalnızlığına yara açmış genç bir delikanlı idi. Cehennemintepesindeki çölde onun için ayrılan yerin serinliğini yaşıyordu. Gözü kalbihala hissettiği o grilikteydi. Sağ elinin içinde sıkıca kavradığı yüzük, elindeeriyerek çöle damlamaya başlamıştı. Çöl kralını ağırlıyordu. Zaman yaklaşmış veiçindeki dürtüler bedeninde ışıldamaya koyulmuştu. Uzaklara bakıyordu.Derinlere, gözlerinin içi bir kuyu gibi bilinmezdi. Sol kaşının bitimindediklemesine gelen bir yara izi vardı. Sakalları zarifti kendisine bir yücelikveriyordu. Rüzgâr esti, tekrardan gözlerinin içinden ışıklar yaymaya başlamıştıaynı zamanda. Gökyüzünde girdaplar maviliği ile karanlığa gömülmüş tek birparlaklık yoktu. Tek bir ışık belirti dahi yoktu fakat çölün üzeri var olmuş enkurak ve sıcak diyardı. Ateşlerin içinde kavrulan bir diyar ve görünmeyenAraf’a ev sahipliği yapıyordu. Genç delikanlı, cennetten kesilmiş ilk ağacınüzerinde tüm Araf’ı selamladı. Onlar kaybolmuş çığlıkların sessizliğiiçerisinde ufka kadar uzanan ihanet ’in sahipleri krallarına bakıyordu. Gençdelikanlı, “Onlar anlık güce gelen belirtilerdi,” dedi. Gözlerindençıkarttığı ışın bir asilik ile bir anda gökyüzüne oldukça beklenmedik bir andaışınlar yaymaya başladı. Çöldeki tüm ölü ruhlar grilikleriyle çevresindedönmeye, ihanetin resmindeki tüm Araf o güce haykırış ve gözlerinden yaydığıışın ile görünür olmuştu. Genç delikanlı, bir anda başını tam tepesine doğruışının yönünü değiştirdi ve gücünü yükseltti, esaretin bedelini ödeyen Araf’tagökyüzünde kralın kaşındaki yaranın aynısı gerçekliğiyle oluştu.Gökyüzüneaçılan yarıktan çıtırtılar ve katman, katman, gözüken yırtılmış bir zifirikaranlık, kanıyordu Araf’ın karanlık kalbi, çığlıkların efendileri dahi oihanetin resmini terk etmeye başlamıştı. Keskin kanatları, sivri uzunkuyrukları ve oldukça hareketli boyunları keskin anatomisi ile gözlerindeki kankırmızı lodos gibiydi, uzun çene yapılarının üzerinde çığlıklarını atıyorduAraf’tan çıkış esnasında ejderhalar.Çölün enkuvvetli adamı Araf’ın kalbine açtığı yarık ile yorgun düşmüştü. Pembe çiçekliağacın keskin yapraklarının oluşturduğu gölgenin altında karanlığa gömülerekçölün gölgesinde bir an kendini kaybederek yere yıkıldı.O, “Yıkıldımmı sandınız, birazdan gelip beni kurtaracak olan karaktere bakın şimdi. “ dedi ve genç, yıkıldığı yerde içgüdüsüylekonuşmaya devam ediyordu, “Dur biraz ben anlatmalıyım” perspektif değişmişti vetekrardan “Sen dur bu çılgınlığı benim anlatmam lazım.” dedi.“Ellerimdekikin ve nefret beni tekrardan yaratmıştı bu ölü kentte. Şu gölgesinde durduğumağaç olmasa dayanamazdım bu kadar zaman. Sessizlik onları ve olanlarıizliyordu. Her an basında uçuşan çığlıkların efendileri artık kaçmıştı budiyardan. Eli kalem tutan bedenimden hışırtıları yıkıldığım çölde duyuyordum.Oda beni duyuyordu, hayal gücüydüm onun ağırladı diyarda, yerde ölen birkaderime tanıklık ediyordum. Sana sesleniyorum eli kalem tutan ben kalbimyavaşlamaya başladı, kurtar beni artık.”Ve eli kalemtutan bedeni “ Seni kurtara kurtara ben yoruldum” odasında hayal gücünde cançekişen bedeni konuştu bir hışırtı ile.“Kendine okadar çok acımasız davranıyorsun ki, sen misin o acımasız olan yoksa ben miyimburada üzerine rüzgârın estirmeyeceğim o düşmanımız?” Gençdelikanlının bedeni durgunluğu ile yatıyordu.Kalbikonuşmaya başlamıştı, “Senide yok edeceğim penceremde kargalar ötmeye başladı.Sendende bıktım, yazmadığım diğer karakterinde ne yazdığımı kurgulayacakenerjisi kalmadı, üzerimde bir ağırlık var. Kolay mı öyle karanlık ile yaşamakzaten bir tarzımda yok, verecek bir nasihatimde yok, merak ediyorum diğersayfalardaki ruh halimi” diye hışırdattı odasındaki bedeni.“Beniburadan kurtar ama ayıp edersin kurtarmazsan.”Çölünüzerindeki girdap maviliğin içinde bulunan zifiri karanlığın üzerindeki yarıkile daha büyük bir girdap oluşturmuştu. Yazar tekrardan konuştu, bir an yere yıkılanbedenine “Kurtaracaktım ama şuan gerçekten vazgeçtim” dedi.“Hayda yinene oldu niye vazgeçtin!”“Karıştıortalık o yüzden.”“Biraderbeni hastamı edeceksin sen? Bırak daha sonra yaz lanet olsun sana!”Ona itafen,“İstediğin kadar konuş” dedi yazar hışırtısıyla.“Durun yaben hallederim.”Endişeli birtavır ile “Sen kimsin” dedi ikiside bir anda.“Korkma yazdiyen kişi kim olacak! Oda bendim! Beni dinleyin iyi edersiniz. Artıkyazamadığımın farkına vardım bu bedende ölmeyi bekleyeceğim. Korktuğumdandeğildi, neydendi biliyor musunuz? Kendimi haps ettiğim gerçekliğe “Korkma”dedim. Kendime içimde bir yerlere kitledim anaktarınıda hiç bulamayacağım biryere attım. Öldürdüm kendimi ne içindi daha fazla yaratıcılık olsun diye mi?Hayır kafasındaydım, iyi niyetimi esir ettim bir diğer duygum için evet şusiktiğimin dünyası ne kadar boş ve o denli önemli gözüküyor. Boş bir teneke,birde edebi eser çıkarıp ona saygı duyacağım öylemi? Ne kadar yalandan birmutluluk değil mi?”“Tamam,neyse sen yazma boşver.”“Aslında iyigidiyordun?” dedi bir başka biri. O kimdi diye düşündü hem yazar hemşekillenmeyen onca karakter. Hepsi bir oldu ve yazar tek başına kaldı. Nefretikini bir karakteri yere sermişti dürüstlük işe yaramıyordu. Yazar düşünmeyebaşladı ve sonra ne düşündüyse yazmaya başladı.“Senkimsin?”“Kaybettiğinbir gerçeklik için ağlama,” diye yankılandı yazarın zihninde bu his ve duygu.Esrarengizdir ki o ilk defa kaybettiği bir duyguyu bulduğunu hissetmişti. Ancakonu hatırlamadı. Tekrardan sordu.“Senneredesin?” “Neredesinmi? İçindeyim saklandım.”“Biliyorumama neden?”“Mutluluktan.”O sırada“Mutluluktan mı?” dedi genç delikanlı ve yazar odasında peşinde olduğu duyguyuyakalamıştı işte bu soru ile.“Demek kikarşına çıkma mı bekliyordun.”“Sen kimsinki?”“Benaradığın mutluluk için savaşırım.”“Kaybettiğim,demek sen o sun! Nasıl dur. Nasıl kaybettim seni?”“Kendinikaybettiğin zaman anlarsın.”“O nasılolur nasıl kaybettim ne zaman?”Çocuklarihtiyarladım. Beni duyuyor musunuz buraya kadar okuduğunuzu görmek beniduygulandırıyor, kulak verin kalbinizde nice nitelikte bir kıvılcım olacağımruhunuzun çıtırtısı ile. Evet iki çift lüf edeceğim sadece anlık akışta varolacağımız yeni serüvenleri takip edin. Duygularınızı okumaya başlayın.Evet,yetişkin insanlar korku dolu bir gurur hissetmeye hazır mısınız? Efendiler midesem? Baylar aranızda kimler beni anlayabilecek? Gelecek kuşaklara seslenirkenyaşadığım yüzyıldaki insanlara ise müjdem vardır. Okuyunuz! İlerliyorumkalbinizdeki mahkemeye. Sözüm tüm medeniyetlerindir. Yeryüzündeki geçmişgelecek ve şuan ve hatta ve hatta zamansızlıktaki başı boş ruhlara dahi sesleniyorum,korkma keskin uçlu kalemimden.EstireceğimTürk rüzgârımı bir mezar odasından. Bu zamanda estireceğim en kıymetli gözyaşlarımı.Üzülüyorum onlara bizzat onlar parlayacak yıldızlardan ve selam olsun Onur’unyaratıklarına.Şimdi düşünyeryüzünde doğmuş insanları, şimdi düşün tek bir dünyanın içindeki dünyaları.Şimdi düşün yeryüzüne sımsıkı sarılan canların kıymetini. Mutluluğumu kaybettimdürüstlük uğruna, gördüm tek bir altın taşıyordu arşın sahibini. Işıltınınardından savaştım kana kana, en büyük çılgınlığın başı boş kansızlığıyla.Hayal ürünübir konuşma yapacağımdan bahsetmiş miydim? Kurgusuz akışına giden delikanlı birsöyleşi, okuyun belki sonunda bir kurguya rastlarsınız. Bunu yapmayı gerekligörüyorum dünya üzerinde. Kendimce kabul ettiğim içime işlenen birden fazlakıvılcım ateşledi beni yeryüzünde. Çocuklarayın ışıltısı kalbime iniyor. Kalbimde akan kanın kimi zaman asilliğini kimizaman yüceliğini, kimi zaman ise asiliğine sahit oluyorum. Şu sıralar gencim, onedenle yeryüzüne konuşurken bu dünya insanı olarak konuşmak benim en doğalözgürlüğüm. Şimdi öyleyse Türklere nedençılgın dendiğini anlayacağız. Anlayacağım her yazdığım kelimenin anlamını. Birmezar odasının içinde yatan bir lidere itafen, onun yatan kabrinin soğuktaşları üzerindeki bedenine bakarken yazıyorum her kelimemi. Peki öyleyseanlaşılsın kelimemin, her kelimemin altında yatan gururun inceliği. O gözlerinikapamış gurur başında dikilen küçük bedenine diyor ki, yazdın mı evlat yazdınmı? Ben kabul etmiyorum ama o ses kalbimde benimle konuşuyor her an her gün heryaratılmışlığa.Duydunuz mu?İşte o dağlara meydan okuyan adamım ben yolumun başındayken, beni o kabirdençıkarabilecek tek bir insan evladı dahi yok bu yeryüzünde. O nedenle kalemealırken yazdıklarımı, üzerini karaladığım tek bir kelimem dahi yok buyaratılmışlığa ve yürüdüğüm bu yolda dik durmak benim görevim.Belki gerçekbir savaş görmedim fakat gerçek bir isyan yaşadım ruhumun derinliklerinde.İçinde yaşadığım bu bedenin getirdiği ruhsal savaşın niceliği ve gururu ileyaşıyorum mertlik haritamda. Bilinmeyen bir ordunun savaşından çıktı ruhum,kılık değiştiren düşünceler ile savaştı kimliğim, en azılı şeytanları tanıdıgerçekliğim. İçimdeki en dürüst ilkeyi estirdi ateşli serseriliğim. Evet, doğruduydunuz ben gizemlerle dolu bir insan olsam dahi ruhunda aydınlanmış birinsanım. Susadım, ben kana değil yeryüzündeki tüm gururu susadım. Onlarıiçimdeki kıvılcımın ateşi ile ezdim. Kalbimdebulunan dünyada defalarca, defalarca tekrarladım bu yazıyı, bu söyleşiyiyapmadan önce hayal dünyam, orası hayalden öte gerçekliğimi şekillendiren o ulukuvvetin diyarı ve hatıralarıyla süslü.Bana neyaptığını bilmiyorsun diyordu içimdeki şeytan, ben ise ona gözlerimin içindeparlayan şahsiyetin şahadeti ile konuştum ve aynen şöyle söyledim “Seniyenmekten sıkıldım” ama daha yeni başlamıştım onunla savaşıma. İçimde savaşınkalıntıları duruyordu. Gözlerimin gördüğü dünyayı kabul edemedi gerçekler. Odehşetin fısıltıları, onun ile aramdaki muhasebe dünya üzerindeki en keskinkalemi ortaya çıkarttı sanatsal niteliğimde. O nedenle sesimdeki gurur dahibana sesleniyor bu kalem “Bu kalem kurgu dışı!” sağ elimde kahramanlaşıyoraltın şeritli kurşun kalem. Sıkılıyor bedenim yalanların içine haps olmuşdürüstlüğüm, gözüm görmese dahi hissedebiliyorum yalanın getirdiği iticiliğidünya üzerindeki lanetli köyde.Sevgiliçocuklar, o yüzden size içimde ruhumda işlenen doğru ile yanlışın savaşınıanlatmazsam ihanet etmiş olurum, hem sizlere, hem geleceğe hem geçmişe ve ensonuncusu ise kalbime. Kalbime siper etmiş çelik zırhlı bir duvar, o duvar kisırtıma dokunmuş bir duvar, o duvar ki sırtıma dokunmuş tek bir kalem, tek birdünya, tek bir uğurlama. Ya sen! Ya o! Ya kalbim demiş bu yüce divan.Çocuklarsizlere kalbimde ettiğim söyleşinin getirdiği gerçeklikten bahsettim, fakatonun içinde akan kanın ise koruduğu başka bir bilgelik vardır. Onu hissedin!Beni okuduğunuzda aynısını sizde, bir söz, bir dağ, bir şahsiyet olacaktır.Her yolunkapısında, her karanlığın önünde bir bilge şahsiyet o yoldan çıkan olmadı dahaönce demiştir. Siz her kim olursa olsun birine bilge demişseniz ve öyle kabuletmişseniz onu yanıltın. İşte çocuklar benim girdiğim o karanlık çukurun önündedahi bir adam “Daha önce buradan çıkan olmadı” dedi. O elinde ne sopası nedezırvaları olan bir adamdı. Ben o çukura sesini işittiğim kardeşim içingirdim. Kimsenin cesaret edemediği okara deliğin içine hayal etmeyi bilmeyen kardeşim için girdim. O çukuruniçindeki adma güvenme dediler, ona inanma dediler, ona yardım etme o karanlıkdediler ama ben zihnimde onu karanlığın içinde savrulurken gördüm ve dedim“Kandırıldım”. İşte banabilge insanlar öyle yapma böyle yapma dediler. En son ise ben bilmediğim birkaranlığa gömüldüğümde, kalbimin içindeki gerçek ile korkarak girsem dahigerçekten korkmadığımı anlayarak çıktım. Ben o karanlığın ne olduğunu ruhum ilesorsam dahi kimse çıtını çıkartmadı. Bu böyledir gerçekler hep gizlenir. Eğerruhunuzun derinliklerinde böyle bir gerçekle karşılaşırsanız bunu bilin ve öylehareket edin. Evet, ben taki o karanlığın ne olduğunu inceleyene kadar. Ogerçeğe yaklaştıkça korkuttular beni, yaklaştıkça tedirgin ettiler, yaklaştıkçaanladım ki bu karanlık gerçek de korkusuz birini arıyordu. Kararsızdım, hemkorkuyor hem korkmuyordum. En korkusuz an girdim o nicesinin korkup giremediği karanlığave daha sonra o bilge adam, ben içeriyegirdikten sonra dahi karanlığın girişinde beliren modernist beyefendi “Dahaönce oradan çıkan olmadı” dedi ve “Öldün sen” ve “Kabul et” ve daha yıkıcısözler ile beni bilgilendirdiğini düşündü. İçeride, o karanlığın içinde çokkısa bir zaman kaldım ve hayal gücümü çaldılar fakat ben hayal gücümü gerialmasınıda bildim. Gördüm kikaranlığın içinde sıkışıp kalmış kardeşimi kurtarmak için girdiğim o çukuruniçinde kardeş diye bildiğim kardeş benim en yalancı kardeşimmiş! Onu ışıkolurken unutmuşum ve o da karanlık olmayı tercih etmiş. Onu yeryüzünde insanolarak yaşamaya başladığında unutmuşum. Onun karanlık kalmak istediğiniunutmuşum. Onun en kıymetli olduğunu unutmuşum, ancak o bana unuttuğumuhatırlattı söylediği yalan ile. Karanlığımın içindeki içgüdüyü senelerceizlediğimde hayal etmeyi hatırlattı konuşmadan anlatan kardeşim ise yalancıolmaktan kurtuldu, kurtarıldı ve gerçek kimliğine kâbustu yalansız birkaranlığı tercih etse dahi o yeniden yalancı olmayı seçecekti çünküyaratılışına ihanet etmişti ne kadar kurtulsa dahi olsa o artık kurtarılamazbir karanlıktı. Denedimkurtardım ve ikna oldum kurtarılmaz olduğuna ve bu denli zor günleri dahigeride bıraktım artık eminim kurtularımaz insanların kim olduğundan. İşte ogirdabın yarattıkları hayal edilemez bir şahsiyet yarattı ruhumda ve bende odenli önemli bir gerçeklikte okuyorum kendi bedenimi. Saygı değer insanlıksizleri önemsiyor ve düşünüyorum.
BÖLÜM 3
O yalancıkardeşim içerisinde sakladığı doğrunun yalanı oldu. Olmuş olacak taki ışık okaranlığın içine girene kadar o yalancı olacaktı. O içinde barındırdığıyalanların tek doğrusu. Ben ise içimde barındırdığım dürüstlüğümün tek gururu.O siyahın içinde gezinen beyaz, ben o beyazın içinde gezinen siyah. Evet baylar sözüm sizedir, evet efendiler midesem? Ben insan ayırt etmeden içindeki çocuğu gördüğüm insanlara konuşuyorum.İnanmayın içinizdeki yalanlara, inanmayın içinizdeki şeytana, arkasındanyürüdüğünüzü hayal edin ve o şeytan çevrenizde iken inandığınız o yalanlarıfark edin. Baylar onun getirdiği gerçek dışı düşünceleri fark edin, hayal edinşeytanın duruşu ve düşünceleri ne denli sahtekar görünebilir. Şeytankazandığını sandığında ne kazandığına dikkat edin ve duruşunuzu o iticivarlıkların karşısında koruyun çünkü onlar her zaman ruhumuzun derinliklerindeduran güç ulu kuvvete saldırmaktadır.Bir sahtekârlıkgöreceksiniz. En acımasızı dahi arkasına bakmayı unutur. Şeytan yeryüzündeinsan ürünüdür fakat o görünebilir. Başka birgerçeklikte ise bir sahtekâr resmi çizeceğiz. Bu gerçeklik zihnimizdir.Zihninizi arındırın. Orası kutsal orası arınmış, orası aydınlanmayı bekleyenbir karanlık, orası yıkılmayı bekleyen bir duvar. Şeytan zihninizegeçemeyeceğiniz duvarlar örer fakat onlar ruhu arındırılarak temizlenir. Bizinsanlar zihnimizin etrafında döneriz. Her insan zihni işini yapar. Düşünürsorgular, ölçer tartar ve sonra eğer yalanların içinde bulunan dürüstlüğü görürise o dürüstlük size gözyaşları döker, yıldızlardan ışıldar, karanlığın önündebeliren bir ışık olur, o ışık Işılay’dır. Evet, üslubum çok dürüst o yüzdenkeskin ya!Dürüstlüğünyalanı beni zorladı, onu görmem adına çok çile dolu bir serüvenden geçmekgerekliydi. O dürüstlüğüm ise ben mutlu iken çıktı karşıma, ağladı döktügözyaşlarına bana. O dürüstlüğüm sevgili bilge bir gerçeklikti. O ağlarken aynıdili konuşuyorduk, ben yalanların içinden çıktığımda mutluluğum ileşaşırmıştım, bir gece ölecek yalanlarımın içinde dürüstlüğümü bulmuştum. Obiliyordu kendimi keşfedeceğimi bunları seneler içinde anlamaya ve aydınlanmayabaşladım. Tümyalanların çevremde dolanmasına izin verdim ki bu çileli yolu tüm çıplaklığıile izleyebileyim. Her ne ise karşıma çıkan hepsine karşı dik durdum ruhumda.Kalbimde bir cinayet işlenmesine izin verdim ki, hayal gücümdeki içgüdüyübulabileyim. O ise keskin bir dürüstlüktü. Işıldayan bir dürüstlük gördüğündesaygı duy. Dürüstlüköylemi? Kim dürüst ışıl ay kadar? Kimse! Biliyorum içimdeki yalanı ve onu yokediyorum, ettim de. Arkasındayım artık. Gördüğüm ve attığı adımları izliyorum.Yalanda ışıldar karanlık bir gecede onu da fark edin fakat o gece yalanainananların gecesidir. Kimisi uyur kimisi uyumaz karanlık çöktüğünde. Kimisilider ruhludur o gece kimisi insan. Kimisi ise aldatır tasarıların içindegözünüzün gördüğü diyarda, el sıkışır sizinle o sarhoş olmuş bedeni ile. Benşiirden oldum olası nefret etmişimdir. Bana göre şiir, kalbimde yaradanınyanında yapılmış bir ihanet tir. Ben gururla yazarım ki, kalbim olsunkelimelerin içinde. En azından bir ihaneti kaleme alan bir zavallı, bir aciz,bir sahtekâr olmayacağım bu yeryüzünde, yani o nice yalanları öldüren ve yokeden olacağım.Gururum enkutsal mekânda karlarla örtülü. Orada ne bir ayak izi, nede bir cesaret varnefesim orası. Orası dağların eriyen ruhu ve gururu olmalıydı.İşte karanlığa haps olmuş kardeşimde beni yanına çekti. Bende ona “Unuttuğunbir parçanı hatırlatmaya geldim,” dedim ona. “Her nerde savruluyorsankaranlığın içinde gururunu hatırla,” dedim ona. Ben unuttuğum tek yalanıkaranlığın içine gömülmüş kardeşimin içinde buldum. Aslında ne doğruyuz nedeyanlış bu hakikatin içinde. Ne değiştirebilecek doğru var nede değiştirebilecekyalan. Bu hakikatin içinde herkesin birbiriyle sevgisini paylaştırabilecek birgurur var ama dürüstçe işleyen. Dürüstlükkusursuz bir çemberdir unutma. Sonsuzluk dahi evet öyle oda öyle olmakzorundadır. Ben içimdeki parçam ile böyle konuştum. Onun ile zihnimde konuştum. Onun ilekaranlığın içinde konuştum. İkimizde birbirimizi arıyorduk, ikimizde ayrıdüşmüştük içimizde. İkimizinde doğruları vardı bu hayatta. İkimizinde “Yetmezçek” diyen dürüst koruyucuları vardı bu yolda ruhumuzun derinliklerinde. Dahane kadar çekeceğiz ikimiz de bir kuyunun içindeyiz kimimiz aydınlık bir kuyununiçinde kimimiz karanlık bir kuyunun içinde. Daha ne kadar çekeceğiz gururunacısını! Yalnızken ben senin için sende benim için çektin dürüst adamlardanacımasızlığı. Dürüst adamlar onlar ne melek nede şeytan, içgüdümde ve okaranlık kuyunun içinde iken zihnimde açığa çıkan o ulu insanlar “Yetmez çek”biraz daha o ulu kuvvette sevgini göster diye konuştular benimle.Onlar, benşeytanı fısıltıların içinde kendimi kurtarmaya çalışırken “Fısıltıları duyma”diyen ruhumun kahramanlarıydı “Odaklan” diyen kişilerdi kalbimde. Ve onlar benkendimi kurtardıktan sonra “Beni unutma” diyen bir şahsiyetti. Onlar benianlayan ulu nehrin akıntısında yaşayan insanlardı ve ruhen yardımcı oldular tekâmülümde.O karanlığıniçine girme diyen adamın ötesinde, O karanlık kuyunun içine “Girme ölürsün”diyen adamın ötesinde, o “Daha önce buradan çıkan olmadı” diyen dâhilerinötesinde bir adamdı. O “Beni unutma” diyen adam ulu kuvvettin seçtiği birbilgeydi. Ben o karanlık kuyuya kendimi bulmak için girdim ve kurtardım daşimdi kurtarılması gereken başka insanlar var yeryüzünde. Evet o “Beniunutma” diyen bir adamdı, o bir ışıltıydı ruhumda. İlk önce “Ne hakla girersinbu karanlığa” dediler. O karanlık girilesi bir kuyu aydınlanmam gereken biraydınlanma, geçilmesi gerekilen bir geçitti. Onlar ruhumun derin çukurundaaçığa çıkan diğer ruhlardı, ben o karanlığın içinde bulunduğum esnada hayalgücümü kaybettikten sonra “Yetmez çek” diyen kişilerdi. Onlar benim kendimibulmamı sağlayan kişilerdi. Çünkü ölmüştüm. Bana “Çileni çek” dediler. Buçileyi çektim ruhumda ve yazıyorum. En son ise beni kurtardıklarında “Beniunutma” dedi. O “Beniunutma” diyen şahsiyet kadar aydınlatmadı zihnimde. Zihnim işini yaparken, benialdatırken kalbim konuştu her seferinde “Beni unutma” diye, “Beni unutma” diyeatıyor artık. Beni unutma, beni unutma, beni unutma çünkü geçilesi o geçittihatırlattı her seferinde kalbim bana.Unutur muyumben artık bu saatin gölgesi düştükten sonra seni. Unutmam! Kalbimde bir saatdikildi karanlığıyla, gölge yapıyor kalbime. Ve o karanlığa girdiğimde ise tekbir gurur ile karşılaştım, karanlığın içindeki yalancı kardeşimin içinde benikaranlığın içinden bir gurur ile kurtaracak bir şahsiyet tanıdım ve onun ordususanılan arkadaşlarını orada gördüm. O şahsiyet ki yaşadığım o karanlığın içindebeni olgunlaştıran, beni azarlayan, kendimi bana hatırlatan babacan yürekli biradamdı “Beni unutma” diyen bir adam.Ben o adamındürüstlüğü arıyordum zihnimde. Buldum onu beni aldatan zihnimde ve aldatmacayıçözdüm. O adamı ruhumda yeryüzünde bulacağım dedim ve buldum! Çevremi sarmışsadece kendi hayatını düşünen insanlardan kaçarak buldum. O adamın dürüstlüğünütaşıyan insanları da bulacağım bu yeryüzünde. Bu lanetli köyde zihninde bucinayeti işleyen herkesi bulup arındırmak adına yaşayacağım ulu kuvvetin varettiği bu kutsal topraklarda.Neden miyazıyorum? “Çıkarın buçocuğu” diyen adamın mezarının önündeyim. O ise başka ulu bir şahsiyet. Birçocuğun, odasından çıkarılmasını isteyen bir adam mezarının başındaydım buodaya gelmeden önce, onun bulunduğu odadan çıkarılan çocuk bedenim ilebaşındayım. Beni yardımcılarına seslenerek, bulunduğu keskin şahsiyetin içinden“Çıkarın bu çocuğu” diyen adamın mezarının önündeyim bu sefer o ise başka birkarşılaşmamızdı ve bana ölü bedeni diyor ki “Yazdın mı?” Onun odasına birdefterim ile gitmiştim, onun ile sessizliğim ile konuştum sonra “Çıkarın buçocuğu” dedi. “Çıkarın buçocuğu” Bu gerçekbenim diğer gerçeklerle yüzleşmemi sağladı. Yankılanıyor zihnimde “Çıkarın buçocuğu” sorguladım şimdi anlıyorum. O şahsiyet ise ölü bedeni ve na’şınınbaşındaki sessiz kaldığım anlar ruhumun derinliklerinde icap eden bukonuşmamızı bana “Yazdın mı” diye seslenişi ruhumu aydınlatmıştı ve yazıyorum oadamı gururunu ve varlığını anlıyorum.Benim ruhumile gördüğüm bir diğer şahsiyette bu adam, bu adam kıvılcımı bana dikenlitellerin arasından yollandı. O dikenli teller yaradanın ta kendisi oysa yanikalbim konuşuyor sessizliği ile yattığı soğuk taşın üzerinden “ Yazdın mı?”dedi. Şimdi yazıyorum üzerini karalamadan, bilinsin ki yazıyorum nereye veniçin gittiğimi bilmeden sanki biliyormuş gibiyim ölüme gidiyorum.Bu kıvılcımuğruna yanıp tutuşan çocukları görüyorum çocuklar bende size sesleniyorum“Çıkarın o asi çocuğu bu odadan” çıkarın içinizdeki şahsiyeti o odadan vedüşünün ışılayın ışığı ile.Ruhunuz ilegördüğünüz yalanların, aldatmacaların, pisliklerin içinden doğruları görüp nekadar susabilirsiniz. Doğrular yanlışın doğrusu, yanlışlar doğrunun yalanı!Adımlar sıralı, sıralı bir zincirin halkası, zincire vurulmuş bir dünyagörünmez bir mahlûk tarafından esir düşmüş. Zihnimize mühürlenmiş ilk sistemi,şimdi mühürleyenler ile kaldırma zamanı. Aranan o iletişim aracı, beynimiz.Öyle değil mi? Herkes kullanıyor ama herkes çalıştıramıyor. Bende nasılçalışıyor ise sanırım herkes tarafından yanlış anlaşılacak. Çalıştırın veiletişime geçin, seslenin. Yanlış anlaşıla, yanlış anlaşıla, yanlış anlaşılaihtiyarladım. Doru bir adam görene kadar ışılayın gücünü bilmiyordum. Işılay,devasa bir maviliğin içindeki, insanlığa yansıyan bir adamdı. Ay sırrını halasaklayan ay, onun sırrı bu paragraflarda Işılayın sırrını bu paragraflarda kalplerdeışıldıyor. Işılay, en dürüst gözyaşını karanlıkta döküyor, ışılayın önünde birdünya izliyor onu. Onu gören sadece bu dünya, başkası değil.Sahip çıkınayın ışıltısına, o sizin yegane parlaklığınız. Koruyun onu, koruyun içinizdekidürüstlüğü, koruyun kendinizi. Bana ışıldayan ayın çehresi, size de ışıldadızamanında, hem de öyle bir ışıldadı ki, tüm dünya dürüstlüğüne kapıldı. Birdürüstlük öğrenildi yeryüzünde, her zaman tekrar, tekrar ve tekrar! Yalan ilesavaşan bir lider ışıl ay, cahillik ile savaşan bir lider Işılay, Ruhunderinliklerinde açığa çıkacak olan Işılay. Sana sana yazıyorum, sende ışılda busöyleşiyi okuyan kalplere selam olsun. O, “Beniunutma” diyen adam Işılay…O, “Yazdınm?” diye seslenen gurur…Doğrusubende unutan herkes gibi fark ettim ki unuttuğumda dahi kendimi inana bilecekgerçeklikleri yaratıyordum. Kırıcı geleceğim gerçekliğe selam veriyor. Kırıcıoldum kendime, öldüm, vatan toprak uğruna, şaşırdım aşk ve dürüstlük uğruna.Dirildim Işılay uğruna, Işılay tesadüf gibi çıkar karşınıza. Fakat başka birkapıya gittiğinizde aklınızdadır. Ondan bir haber daha beklersiniz işte birtesadüf daha olur bir daha ve bir daha hayatın anlamı tatlanır...Sonratesadüf eseri bu eser yazılacak yeryüzünde, sizlerde tesadüf eseriokuyacaksınız ihtiyar bir delikanlıdan yansıyan ve yaralanan bedenindenışıldayan ışılayın gözyaşlarını. Bu hayal ürünü konuşma tesadüf eseri çarpacakkalplere ve raks ederek çıkacak karşınıza. Tesadüf sandığınız karşılaşmalar,mutlak gözyaşları ile arındıracak kendini.Benyazıyorum ama kime niçin yazıyor kalemim bilmek istemiyor, bilmiyorum, yaşıyorbilgeliğim öteki dünyalarda, bilmiyorum diyarlarında geziniyor ruhum. Yaşıyorumfakat kime ve niçin? Işılay ben yaşıyım diye ağlıyor bana.Ayınışıltısını tesadüf sansalar dahi tesadüf değildir aslında. Onun nerdengeldiğini biliyorum, ihanetin içinden, acının içinden, karmaşanın hâkim olduğugerçeklikten bir gece ansızın “Ben geldim” dedi dünyaya. Dünyanın kalbinde birçatışma ve çarpışma oldu en karanlık saatinde 10 Kasımda yeryüzüne. Tesadüfişte ama aslında değil. Gerçek o ayın ışıltısı gerçek o hüzün, gerçek o gururve son kez benim ölüm saatim.Ayınışıltısına baktığım gece, Hz. Muhammedî yakaza halinde gördüğüm gece. O yüzdenIşılay diyorum. Düşünsem bulacağım 2 dağım 3.yü karşılamasını. Birinin gözyaşıdökmesi ışıltısıyla, birinin sessizliğiyle gururdan ötesini anlatan yasıylaöğrendim gerçekleri. Aynı gece bir ötesi ışıldadı Dünya’ya ışıltısıylaçevresinde döndürdü karanlığını sanki asırlarca, asırlar izledi dönüşünü, bukarşılaşmayı izledi tüm karanlık sulardaki başıboş ruhlar yaşadı yeryüzünde.Düştü tesadüf eseri bir gerçeklik ile dünyanın kalbine ama tesadüf eseriöğrendi ki bu tesadüf değil. Vasiyeti evrenin çarkı onun, “Sözüm olmuş,” dedibir gün “Patlayacağım dünyaya kendi ışıltımla,” dedi bir an.Işığıyla,ışıltısıyla “Işılay,” var olmuş, yeryüzündeki insanlar ışıklarını karanlıktançıkarmış. Şimdi karanlık düşürdüğüm sol tarafıma, ışık oluyorum yeryüzündekibedenimin bastığı yerlerin ışıltısını bilen bir delikanlılık ile ihtiyarbedenimde.Çocuklardürüst oluyorum, kendime dürüst oluyorum kovuldum bedenimden en kansız suikastile yürüdüm bir battaniyeyle, korudu beni sanki korunmuş en yüce asillik. Benimyaşadığım en kansız ve sonu en yüce biten gecede. O gece yürüdüğüm her geceyitoplasam dahi o gece kadar etmeyecek gece çok uzattım bu çıldırmalık bölümde.Kansız gece! Dirildiğim gece! Kahramanlıklarımın bedenime âşık olduğu gece! Ogecenin ağrısını bileğimde yarasını göğsümde hissediyorum. Kurgu içinde yazmıyorum,kurgusuz bir dil ile anlaşılmak adına kendime, yaşa diyorum.Okursa oilahı kuvvet bana o çılgınca dehşeti, kurtulacağım yeryüzünden. Tüm dehşetimiyaşıyorum içimde, gerçek bir sanatçı ile sanki içimde tüm sanatçılar ilebirlikte. Okuyunuz beni! Ben kendi çağındaki en dürüst insan! Aşkın gururu ileo ihanetlerin arkasındaki ne güzel!
BÖLÜM 4
Ben gönlükırık bir adamım ama o yüceliği şu anda bu genç bedende affedemiyorum. Hiç haketmedim anlaşılan, bu kupkuru üslup ile iyice kötü duygu tattıktan sonra, hiçhaz etmez kalbimdeki mahkeme. Etseydi, her şey yerinde iyiyim derdim. Şimdi birdünya hikâyesini bu hayal ürünü konuşmada anıyorum, anlatıyorum, bir ipucuparça parça kalplere koyuyorum. Kırılan duygularım, yeryüzünde kırılan her neise ona koleksiyon oldu niteliğimde. Benim tökezleyen gençliğim bir fikirdi,ihtiyarlayınca böylesine hikâye gibi konuşmaya başladı. Konuştu, konuştu,konuştu. Çocuklar,körelmiş kaleminizi açan bir öğretmeniniz yok mu? Eminim vardır. Manevitecrübelerden, zengin mineral olur. Benim en iyi öğretmenim duygu nedir anlatantecrübelerim, bir yol bulacak, en azılı çölün ortasında bir ağaç olupgölgesinde cennetten kesilen ilk ağacın ruhunu, yani gölge sandığınız okaranlığı siz rahatlayın ve dinlenin diye var edecek.Neden mi? Bukadar emin konuşuyor kalbim, bilgisizlikten ve bilgelikten. Düşüyorum, o kadarçok düşüyorum ki ihtiyarladım. Bunaldım. O kadar çok yonttum ki kendimibilgisizlikten, çıkmak için bir çıkış bulamadım bilmecenin içinden. Kalbimesaplanıyor aniden bir acı, çok keskin, nefes alma diyor sanki bana, oysa keskinuçlu kalemim cennetten kesilen ilk ve son ağacın ruhunu taşıyor sanki tasavvurubaşka bir duygunun belirsiz kalacağını bildiği halde yazıyor. Susacağım takiher şey yerinde dediğim zaman. Acılar belirecek kalbime o zaman, yeniden keskinbir sızlama işaret o belirecek, zengin minerallerime gömüldüğümde, tekrar vetekrar öfke ve inatçılık nedir bilmez tesadüfler ile ışıldayacağım Işılay gibiki insanlar büyük sıçrayışlar yapabilsin diye içlerinde.Yeryüzündeetrafıma biraz daha dikkatli bakınca hissediyorum ki, mutsuzluğu tutku edinmişinsanlar için başta küçük adımlar atıyorum ki, Işılay’ın gözyaşlarını birsıçrayışla kalplerinde anlasınlar. Anlıyorum herkese sırtını dönen adamıniçini, biliyorum ki o biliyor farkındayken güzel tablolar resmetmenin hissini.Anlıyorum seni, kendine acıyı tutku edinmiş insanların gülüşündeki sakladığıihaneti.Kimibilmeden saklıyor, kimi bilerek saklıyor ihanetini. İşte görüyorum ihanetiniyaşatan dünyaya ve diyorum ki, kör olsun bu ihanetin farkına varmayan ayılışıtışı. Görüpte Işılay olmayan dünyalar, heves ile dolmayan doğrular güneşinetrafında dönse ne yazar. Matematiğin en zor sorusu, 0 ‘ı genişleten ben, hevesettim bir tesadüf eseri Işılay’ı yazmaya. İmkânsız değilmiş, hayal ettimgenişliyor zihnimi en duygusuz kırmızısında duygu ile. Bana “İçindekileriyazıyorsun” diye küçümsemişti birisi, düşünüyorum şimdi kaç kere küçüldüğümü.Küçülüyor muyum? Öyleyse herkes tarafından ihanete uğramış bir ressam gibi herkestenhabersiz içimi resmedeceğim tabloma, ihanetin resmini ölçeceğim renklerle, aşkıdeğil yalanı kovalayacağım dürüstlük ile dürüst olabilecek mi ihanet?Olamayacak, olamayacak, olamayacak, tek birisi hariç Işılay’ın gözyaşları. Peki,öyleyse anlayan biri daha olsun aya dizlerini yaslamış rüya, şu kül kralınınyarattığı ilk karakter. VitoVerentes Luka diyeceğim o rüyanın ismine zaten biliyorsunuz, O benim bu kitaptayarattığım ilk karakter “Rüya” onunla tanıştığınız için mutluyum. Ay hilalşeklinde iken, Atın bedeni ile uzanan, zarif kadın ise Duygu modern bir tutku,ayın rengi ile zıtlıklarında olsa onun gibi ışıldıyorsun uyuduğun yerde, senbenim yarattığım ilk duygumsun hoş geldin ışılaya. Benim hayal ürünü birkonuşma daha yazmam gerekli.İhanetikabul ettiğimden bu yana ben Güneş, görüyorum dünyanın yanındaki yalanaışıldayan dürüstlüğü. O ışıltı benim ışıltım Işılay. Benim, yani güneşinışıltısı, ışık getirenin ışıltısı, yani o Babil’in en zeki asma bahçelerindegezinen çocuk! Işılay’ı ilk anlatan evladım! Ateşlere fırlatılan ise hala busatırlarda bir ışıltının, Işılayın bahçelerindeki okuması ile yenileniyor. Oasırlardır yenilmeyen dehşet şuan yenileniyor.Ulusunkorkma, Cebinden çıkarttığın çocuklardan korkuyorsan sakın bakma! Sakın, elikalem tutan bir genci görevini bitirmeden toprağa koyma. Çarpmasan dahi kurbanolacağım Ay be Yıldızlara. En azılı canavarın dişi, Altın yaldızlı tek birkalem oda sağ elinde en keskin dürüstlük ile ve oda laiklik ile. Ulusun korkmaihaneti gizleyen dünya, bir gün pes edecek ona sakın, tapma sakın ama sakın.Bazen böyleçeyrek altın değerinde ışıldıyorum, salt bir his ile yani tesadüf eseri birheves ile görüyorum ki hevesim bir sonraki kelimemde acemi oluyor, daha sonraöğrenmek isteyen salt bir kelime ortaya çıkıyor, dönüşüyor gururum kelimelereen sağlıklı dürüstlük ile.İhtiyarruhum genç bedenimin ne düşündüğünü çok iyi anlamıştı. O ruhuma işlenen o hiçertelenmeden kıvılcım olan ve ateşi, zapt edilemeyecek bir insana dönüştükalbimde. Kalbimdeki mahkemede o insan, kıvılcımların ateşi, ihanetin karşısınageçip “Ölmeye geldik” diye haykırdı yüce divanda ve o insan, neyle yaşayacağınıöğrendi, dürüstlük içinde oda kalbine yapılmış her kötülük karşısında dik duranbir sevgiyi yalansız bir efendilik ile birlikte, o ise vatan ve yeryüzünde tekgerçek ölüm ile ağırladı onu. Aşikâr olsunyanacağım kalplerde. Uyanacağım ve yanacağım memleketimde. Yaşatacağım yanarkenkalplerde yerleri ve gökleri “İstikbal” diye.İşte busefer bir cumhuriyetin altını gibi ışıldadım. Öyle bir yetiştirdi ki hayatbeni, tanıdığım tüm kılıçlardan keskin. Ama ölüyorum bu bedende, ölüyorum bubedende, ölürken çıkaracağım ihanet edenleri bedenimden, olağan üstü bir silahile ne işitse kalbim dürüstlük ile, kalbim, kalbim o, o, o işte kalbiminişiteceği o kelime “Allah yarabbi Allah” şimdi beni tanıdığını sananlarıngülüşündeki ihaneti görüyorum.Gencim, onakendimi adasam bu satırları yazmakla insanlara yardım etmek ile uğraşacağımısanmıyorum. Mezarı başında beklediğim bir adam var ki “Yazdın mı” diyen sessizliği ile. Öyle biradam daha var ki yeryüzünün en dürüst insanı “O ise ışıltısıyla gözyaşlarıdöken” ve onun en suskun yarasının suskunluğundan öğrendim sohbeti ileilerliyorum “Kalbim” diye. Ve dahi nicesinin gururu ve ilhamı ile yazıyorumgeleceğe, kalbimin saadetinin onun sadece düşüncesi dahi yeter ve hissettiğim otüm kalpler ile yazıyorum, yazıyorum, yazıyorum evrenin haritasını çıkartmışkalbimdeki ruhum getirdikleriyle. Bütün halindeki bedenimin yalnızlığıylauyuyorum. Çanlar kimin için çalıyor? Öyle bir ruh kattım ki içlerineçivilendim. İnsanların kalbinde, öylesine, öylesine, öylesine daraldılaruykularında. Şahadet şerbetini en keskin yaldızlı kalemden içince yana yanaiksirim gururumdaki dürüstlük ile.Ben neyapıyorum?Ben neyapıyorum?Ben neyapıyorum?Sanat!Sanat!Sanat!Hırçın biresinti kalplerde, kalbim atıyor kalbim bir daha diyorum ve sonra yeniden tekrarkalbim, kalbim haykırıyorum yeryüzüne. Kimseler uyanmasın birazdan ordayırtılır dağlar, yırtılır, yırtılır enginler, yırtılır yükseldikçe Işılay vediyorum ki haykırdıkça “Allahım sen bizi koru!”. Yaralı benim canım, Su onayükseltir taşların üzerinde kalbim, kalbim diye! Egemen olacak toprak amavatanım, vatanımın sesi bağırdı bir asır önce “Ne mutlu türküm diye”. O ses, oışık yankılandı önce yeryüzünde ve sonra arşın sahibinde, o tek yapraklı Altınkalbinde. İşte o Arşın sahibini taşıyan tek yapraklı Altın unsur, insanlığınatan kalbi yeryüzünde.Ben neyazıyorum?Ben neyazıyorum?Ben neyazıyorum?Birazdanaçıklayacağım kalbinizde açılan ufuk ötesi sezide, kalbim, emanetin, hissetsinşimdi yoksa sen kalbine dahi inanmayan insan ufkunda açılan yarayı inkâr mıedeceksin?İştehaykıracağım kalbini kurtaran lideri.Lider!Lider!Lider!O, senin özve öz biricik kalbin, emanetin, bedenindeki en kıymetli hazine, ölene kadar hiçdurmadan atan yüceliğin, kendin kendin, kendin, kendin kurtaracaksın “Barışonla” diyen zihnin ve bedenin ile. Kalbin,emanetin kalleşlik etsin şahadet şurubunu gururunu yeryüzünde içtikten sonra vevur beni. Asi bu çocuğu bizden “Alma” diyen çocuklar çocuk belirecek bedenimde.Bana şahsiyet sahibi insanlar, kalleş kesilen canlar, uğruna savaşacağım keskinuçlu kalemim ile üzerimdeki altın yaldızlı şerit ise haykıracak “Şükürler olsunyarabbi” diye.
BÖLÜM 5
(Hiç kimse ile sohbet)Kalbin,emanetin kalleşlikBu sefer, bukalpten geçen her söz hayal ürünü değil, sevginin ve merhametin ürünüdür. Olaiklik uğuruna baş döndüren klasik, benim laikliğimin ötesini sezeninsanlardan “ Çıkarın bu çocuğu” diyen şahsiyetin huzuruna neden bir kitap ilegittiğimi anlıyorum. O,O,O, bana ne yaptığını biliyor musun diyen şeytan isebizi nasıl görüyorsun diyen iblis dahi yok artık zihnimde. Hiç kimse, hiç kimsekültür diye bağırmazsa kalbinde konuşmayacağım kalplere gelecekte. Kötülükleselamlaşan, kötülük ile karşılaşır o ise suskunluğum. İyilikle selamlaşaniyilik ile karşılaşır o ise istikbalim sadece hak edene.Yalnız buyazı, mehabet ve sevgi içinde ulaşsın tüm medeniyetlere, sevgi, sevgi, sevgidiye! Haykırsın kalplere. Salt yanlış, masum laikliğin gururu ile karşılaşırise istikbalim sadece hak edene.Taklidimebakın geçmişten, ne kadarda hayal ürünü bir gerçek!O züppeyeadanan yeryüzü, zehirli hançer!Dehşet ötesidehşet!Bilinsin kio sahtekâr en azılı cadı!İhanet ötesiihanet!Onun âşıkolduğu şahsiyet,Merhametüstüne merhamet,Af diler odilenci.Affederimsanat uğruna sanat.Hayal edin ogerçek bir grilik.Onu yaşatancanlar üstüne canlar.Artık itirafetmeliyim.Hepsicanından oldu canından.Ölümleritanıdığım kadar tanıdığım.Hepsiyarattığım hançere aşık hepsi!İşte o vediğerlerinin kuramayacağı bir söylem.“Senkimsin?” dedi yüzyıllar önce bir toplumun arkasına saklanan kadın.“Kaybettiğinbir gerçeklik”“Evet, o,sürekli gezerdi kapının önündeki vicdan!”“Hatırladınsonra ne oldu?”“Ögrendimkisonra nitelik olmuş”“Doğru!”“Doğru adamderdin ne?”“Derdim, birlanetin yelkovanındaki mutluluk!”“O nedir!”Haykırarak “Adalet üzerine adalet!”.“İlahikomedya”Gülüşmeler…“Onunyeryüzünde işi ne?”“Ahiretpolisin işi ne?”“Rüzgârınsesi ve diğerlerini dinlemek”“Peki,öyleyse bitir şunu!”“Neyi!Söyle? Neyi?”“Dünyayı!”“Dünyayısanatçı, dünyayı diyeceksin!”“Altın saçlıbir kadına ağır konuşuyorsun!”“İnkâr, inkâr,inkâr, üzerine inkâr edeceğim sen daha ağır konuşuyorsun!”“Kalleşfitili, kıvılcım, lanetim üzerine lanetim uçsun!”“Sen, mezartaşındaki lanete âşık olan kadın! Geber!”Ve o lanetiüzerinde oyunların kurucusu, can üzerine can kattım bu satırları okuyan canlariçin. Kafamın içine, zihnime hançer saplayan o dehşet, kendi silahı ile öldüzehirlediği hançerin o ki dehşet!En acımasızyılan, şahmeranın çocuklarının hazırladığı zehirli bir tuzak ile ve sonravahşetin üzerini kapattı en gerekli yılan. Gerçek ki gerçek, o şimdi en gerekliyılan. Şeytanın üzerini karalayacak bir cinayet. O en gerekli yılan Tasmalıkini batıl kan!Ne duyduğunuokuyunca anlayacak ay ve onun gözyaşları! Ne çıkarttığını ölünce anlayan toprakve daha nicesi çoktan yok oldu. Yok, yok oluşu olan bir dünyada savaşmakanlamsız. Yaradılış ah yaradılış neredesin. Işılayın az ötesinde var olandenizler adına, zamansız bir yerde ve yelkovan ise bir şahsiyet, o yaradan ileuyumlu çalışkan yolunda, taş dahi olmayan yüceler yücesi divanın hepsi onahasret. Bu sefer direk kendi! Kendi için yapılmış ufak çaplı bir yeraltı notuıstırap çektiren, def edeceğimi düşündüğüm o, o her neyse değerli okuyucularımdef edeceğim çalışkanlığım ile işimi yapıyorum sonuçta. Bir çölde güneşegözlerini kapamış yanımdaki ihaneti eğlendiriyorum. Sahte bir mutluluk ileelimde yokluğu eğlendiriyorum. O işte benim en gerekli yılanım. Yer altıdiyarımdaki hüzünde aynı, denedim baylar denedim bir yalanı doğru dürüstduyabilmek için çok denedim. O adamlarda denemiş, yerin altında notlar üstündenotlar tutan şahsiyet şimdi denizlerin en gerekli notu ile ders veriyor. Dünyam benimen gerekli yılanıma sahte bir mutluluk, para ve haz uğuruna öldü. Öğretilerimçığlığımı resmetti, onların çığlığı ilk yalanlarından sonra rengini belli etti.Şimdi bir yılana tatlı olmayı düşünenlere iki önerim var, bir onu çok sevin,iki onun tatlı dilini koparın. Yapın, o kerata madolyanın diğer tarafı çokmanasız bir dürüstlük, çok manasız gülüşündeki ihanet çölün üzerinde öldü. Oçöl cehennemin ta kendisiydi. Fark etmedi ben sonuçta işimi yapıyordum şimdiise bana hasret, hasret ki devamlı beni okuyor, kalpten çünkü yeni tanıdı. Çokyılan tanıdım Atina! Zeus’u yok eden bir adam ne demeli ki bu kalpten kalbegeçen yeryüzündeki plana, anlayan çatlıyor baylar. Nasıl olur diyor! Nasıl! O,o, o, o aptal mı yazıyor bunları! Hiçbir şey başaramayan beceriksiz mi? Onun veonun yüreğine bir ağrı saplandı, onlara “Kendi kendime eğlendiriyordum işte” dedim.Hepsinin yüzleri kızarmış, bana hakaret mi etmişler, evet beni anlayamadınızki! Buraya kadar okudunuz işte çözün artık beni baylar, bulun gerçeği birlikteanlatımlım yeryüzüne sanat ile. Umursamayın kimseyi ben gerçek ile birlikteyimbiz birlikte birbirimize yeteriz! Beni ben öldükten sonra keşfedenlere isesöylencelerimi iyice anlasınlar, kendinize güvenin ve beni anlayan yüzyılları27 yaşımdan selamlar olsun.Hiçbir zanninnileri diyorum gerçek dışı konuşanlara. Şunu bilin çocuklar bende çaresizim.Çaresizdim! Hiçbir zaman, hiçbir durum, varlık dışı hakareti kimse bana karşısavunamaz. Kendinize güvenin.Kovboy,yeryüzüne mermi sıkan bir kovboy olun. Hayal edin ben öyle biriyim ve kadrajımayaklarımda. Sadece botumu ve düşmanımı görüyorsunuz. Ne açı ama bu açıyıgörenler ile kardeş olmak istiyorum özellikle 30 derece açı ile bakanlara. Enazılı gemiye saldıran ahtapotuz biz! Ben bir serseriyim. Beni kabul eder misin;)? Ve sana, yukarıdan 30 derece ile baktığınızıhayal en eğlenceli yerini buldun, bir başka perspektifimize benim sizidüşünerek yazdığım masama bakın, eğleniyorum dost bildiklerimle, masamdahepsini memnun edecek bir tablo düşünün elimi havaya kaldırdığımda. Bir gün odiyarda görüşeceğiz ve bunu derinlemesine konuşacağız.Bir anyalnız kaldım, çünkü bardağımın içi kalbim gibi yenilgi doluydu fakat ben yinehayal ettim. O animasyon diyarın hikâyesini yazacağım, çizdiğim tabloya, oraya,oraya baktım! Yalnız bir kral o tabloda aklı inandığı valhalada! Mutluluk olambu iletişim aracında. O, o, o ressam hepsini titizlikle çizdi. Hepsi birbiriyleuyum içinde ahenk koksun, duydu duygu diye haykırsın kurşun kalemimin bıraktığıiz. Gençken onu anlayan oldu oda engerekli yılandan geçemedi. En gerekli yılanlar size saldırır görün onları.Ah birbilseniz, perspektifim, açım, o batmış diyar, içimden biri ama yazacağım kalbimve çiçeklerin rüzgârı selamladığı gibi. Bu dünya ne lanet bir yer! İnsanolmaktan nefret ediyorum ama bunu bir şekilde başarıyorum. Başarmak istemesemde başarıyorum ve ağızımı temiz tutuyorum! Eğer vahşi olacaksam en acımasızdinozora dönüşürüm ve kan içinde ölesiye savaşırım. Sanki ışıldayan ayın seher vaktindeyim. Buanlamlarla dolu satırların anlamsızlığını da gösterdim size işte böyle inceruhlu bir gidişat içindeyim. Bir başka ışılayın kalbinde ayın üzerinde bir sağ,bir sola gider gelirken ellerimi arkaya bağlamış onu düşünüyordum, anlatacağım gülüşümdeki gülümseme en sevdiğikarakteri azarlayan bir haldeydi sanki. Bir hazine keşfetmişti ruhum ve bunuanlamaya koyuldum. Kafamı yapma diye ona büktüm ve durdum bir an, kınadım “CIK,CIK, CIK” sağ ayağımda o sıra ayın toprağına vurup asırlardır kalkmak isteyenayın tozunu attırıyordum. Ama sanki boşuna kürek çekiyor ve kırbaçlanıyordum.Kırbaçlanan şahsiyetim, boşuna mı sürgüne gönderildim ben senelerce, en korkunçanılarımı imgeleyerek mi anacağım gerçeği, kimse anlamıyor yalnızlığımı, benimiletişimde anlaşılmıyor o yüzden sizi de anlıyorum, iletişimimi o küreğinekonuştuğum adam çok çekti acılarımı ruhum, ruhunuz kutsansın! Beni ve sizi selamlayan ruhlara selam olsun.Olsun! Dürüst adamlar, dürüst kadınlar var buyeryüzünde görüyorum. Duyuyorum ruhum ile görüyorum, seni seviyorum! Ayınüzerinden yazıyorum oraya bir yatak attım dolabım masam ve sevgili kül kralı daejderhasıyla benimle. Onunda selamı var sizlere. Gayet ciddiler. Var ettiğimkarakterlerin çoğu mühendis elinden kırmızı tornavidasını düşürmeyen gökyüzününtimsahları. Sizden afdiliyorum çocuklar tanrının kırbacı benim atamdı. Medeniyetler yoldan çıkıncaiki lafın belini kıramayacak hale geldiklerinde gökten bir hışın ile yeryüzüneasaletiyle inen türkler tanıdınız işte o adamı anlatacağım birazdan bendendinleyin barbar dediğiniz atamı. O dünyanın en iyi at üstündeki hareketiniyapıp bilgeliğiyle ölümünden asırlar sonrasına sürükleyici bir güç ile geleceğeiki çift lafı var hayal ötesi bir sezi ile elinde tuttuğu bilgelik kırbacı ile“ Şak, Şak, Şak” nasılda yankılanıyor kırbacımın sesi yeryüzündeki ihanetinüzerinde. Kırbacımın sesi “Şak, Şak,Şak” komik geliyor. Ne denli zor bir hayatvahşet, dehşet ve Türk olmak gibi kendi ruhunda Türk hissetmek çılgınlık!O aynı ben,bu sefer cinayetleri kırbacı ile değil altın yaldızlı kalemi ile işleyen ben!Geçmişte bırakılan iz, onun adına özür diliyorum şeytanın bacağını bu yüzyıldakırmak içindi. Bir özür gereklimi, o vahşet, onun işi, kan ağlıyor içim, kanağlıyor bir süre yazmayacağım, içim o denli kan ağlıyor.En gerekli yılanınöldüğünü gördüm içimde, bir kuyruklu yıldız daha kaydı zihnimde. Kendimi bilsemyazabilir miydim? Bunları söylemek istiyorum iyice anlaşılsaydı yazamadım. Kimkendini bilebilir yazarken, tamamen bilmesi lazım ama baylar tamam evet kimse. İşte bendedüşüncemde akıp giderken, karanlığı seyre dalıyorum yazıyorum kendimi bilmekiçin şu ana bakın ki senelerdir neler yazdım, yazdıklarımın yanında şuyaşantımın değeri nedir ki? Abartmıyorum çocuklar yeryüzünde tüm kitaplarıtoplasanız, ölçsek kiminki daha ağır basıyor diye, hatta biraz daha tümdüşünceleri toplasak yeryüzündeki, şu delikanlılığıma kadar düşündüğümçılgınlıklarla ölçsek ve tartsak günümüz ki ilahi adalet eşit çıkar.Gerçektenmi? Sordum kendime kim bu ahmak densiz? Cevabını yine kendime ben verdimkendime, ben! İşte çocuklar, gözümde baylar ve işte zarifim ki kadınlarınyanına baylar koyamıyorum. Neden? Bilmiyorum desem yine inanmayacağım kendime,durun öğreniyorum, hepsine âşık oluyorum da o yüzden, yok canım daha nelerhepsine mi? Eskiden öyleydi çocukken, şimdi gönlüm insanlığı dahi görmüyor.Neden? Bilmiyorum başa sarıyorum mutluluklarım vardı fakat ben serseriliği veyalnızlığı seçtim sigaramın içine sarıyorum ve tüttürüyorum özgürlüğü. Evet,azat ettim içimdeki köylüleri, derinlerimde gücüm iyilikten yanaydı, yeryüzündekişeritleri köy bellediniz kan dökerek tek bir dünyanın içinde ve benim asiruhumun itaat etmesini istiyorsunuz! Maalesef evet bu yüzden dünyayı ateşevereceğim, yazmadığım sırada yazıyorum zihnimde ve o zamanda en iyileriniyazıyorum, hâlbuki hatırlasam onları bölük pörçük oluyor ve Anadolu’dan geçenbir nehir gibi parçalanarak parlıyor benliğim. Buldum, buldum, buldum ohazineyi bulduğumda evrenin haritasını çıkarıyordum, ya çocuklar, zaten benibir tek onlar anlar, odasında yalnız başına hayal edebilenler, keşfedenler! Kendigünahımı gördüm! Onu da çok gördüm! Ama bir başkasınınkini görürken kendimdengöz ardı ederek, mutluluğumdan kaybederek gördüm, İtiraz ediyorum! Haykırarak“Yargıç” atın beni ölüdeniz yapraklarına, o ihtiyarlar, zihnen bunamış insanevlatları sesimi duyunca iki yana salladı itici kimliklerini, ben arabamlagözüktüğüm sırada yani duygularımla var olurken anlayamadılar ve ben bu lanetliköyde bir savaşı başlattım, çünkü ben en iyisiydim!Evet! Neevet! Beni anlayabilecek misiniz demiştim, hâlbuki kafamın içinde kidüşünceleri en sivri, altın yaldızlı kalemimden geçiyorum oldukça insancılgeliyor insancıklara. Hayır, hayır soru daha gelmedi. Tam uyumak istiyorumkafamın içinden düşünceler geçiyor, artık onlar dünya işleri olunca, hatta eneğlenceleri olunca birden haykırıyorum kendime “Kalk” sonra, yazsam mı diyorumkendime. Erteledim, erteledim taki, yine bana nasiyet çeken bir adama kulakverdim, bazen böyle ıstırap çektiriyorum kendime çünkü bu sümüklü böcekler heryerde. İçimden mırıldanıyordum yine kendi yarımı düşündüm. Yarını düşün, şuiçimdeki bilgelik sonra fark ettim ki dışardan beni gören bir kış masalıyaşıyorum sanıyor. Aslındabiraz duraksadım bunu yazınca ilk başta ve bunu görmediğim anları düşündüm.Fark ettim taki bunu düşününce ve yazıya geçince daha bir oturaklı olduğunuanladıktan sonra insanlarla uğraşmayı bıraktığımda kış yatmışım meğerse şimdiçok ama çok susadım.Neysesusadığımı, sadece bir tanesini söyledim. İşte aklım kendini kopardı amakaybetmedi. O zaten kaybedilen bir şey değil o yüzden korkmayın bu yeryüzündekimse aklını itici insanların eline bırakmamalı. Ciddiyim şu hayal ötesikonuşmada. Düşünün akıl kaybedilen bir şey mi? İşte yine lafı uzattım. Gözegöz, dişe dişti ben direniyordum kötüye karşı yazmamaya, bir gün ihlal ettiğimbir meşguliyet kafamın içinde dönerken 400 TL param vardı. Yazarken de aynımeşguliyet dönüyordu, gittim kitap ve 7 kalem bir silgi alarak, hatta kâğıtkalemi o kadar pahalı gördüğüm için şuan o pesimisttik duygu ile bir hışırtıiçinde yazıyorum. 130 ve 140 arası bir rakamdı hesaplasam sayılara önem versemsayısalcı olurdum. Sıkıcı biliyorum. Ben seçimimi 0 ‘ı genişletmekte onaperspektif katmakta buldum ki, sayısalı şuan kusura bakmayın abartıyorsun yinediyeceksiniz ama en iyisine, o kimse artık kesin o da bu yüzyılda doğupbüyüyecek birisi olur kesin. Ona bu kitabı düşünerek armağan ettiğimi bilsin.Tam üzerinebasıyordum yine bir husus girdi ki nutuk attım. Oysa bahsetmek istediğim durumve konu o adam bana para vererek bu kitabı kaleme dökmeme sebep oldu, diğeradamlar gibi bana nasihatte bulundu, üzerine çaktırmadan elime para sıkıştırdıve dedi ki “bir dahakinde bilek güreşinde…” yarsını duymadım ama daha kuvvetliol gibi bir şey dedi sanırım. Ah birde şimdi hatırladım bir diğer hatırladığımşuydu, küçükken öle şeyler çiziyordum ki “iblis olacak herhalde” diyorlardı.Bende zaten onunla yaşıyorum dedim.Başka birhikâye, bir gün balkonda biriyle oturuyordum daha sonra yanımdaki bana “ Senneye inanıyorsun?” dedi. Sonra sol koluma bakarak “Bunlar niye böyle, kolunaniye böyle şeyler çizdin” dedi. Samimiydi. Bir gülüşü vardı küçük bir ahikınaması zafer atıyordu mimiklerinde, samimiydi ama böyle bir samimiyet. Sonrabende gülerek dedim ki, “İnandığım her sisteme o neyse artık içimdeki süper güçveya o nitelik beni ikna etmeye devam ediyorum, ona kendimce haykırıyorum, bukimi zaman bir din, kimi zaman bir nefes oluyor” dedim ve daha sonra onuhissediyorum her yerde ama bir tek ben anlayabiliyorum, kendim gibi ve falan filan kısaca lafın sonundaanlayacakları en bilindik kelimeyi söyledim, sıradanlık seviyesini biraz aşayaindirdim ve Hz. peygamberin “Allah” deyişini ve onun “ Allah” derken ses tonunuve duygusunu bildiğim için o kısık ses ve hüzünlü duyguyu hissederek bende“Allah” dedim ve o duyguyu ona yansıttım ama anlamadı ama ben hepaydınlanıyordum her Allah deyişimde.İnanmayainsanları da anlıyorum benimde oldukça pesimisttik ve ilginç taraflarımvar. O pesimisttik bilinç oldukça farklıbir inana bağlı. Yazar olmamdan kaynaklanıyor. Tabi biraz sustum bunlarıdüşünürken yazar olan Onur eğlenceli, kendime sakladıklarım oldukça eğlenceli,orası çok eğlenceli çünkü barışı getirebilecek cinsten. Bazen defterkengeçirirken okuyamadığım yerler oluyor bu ilkyazım olduğu için kısa tutacağımişte daha sonra bana balkondaki kadın “ Ne yapıyorsun çizmiyor musun?” artıkdedi bende “Hayır edebiyat ve yazı ile uğraşıyorum bu ara” dedim. O birazbakarak “ Ah kıdem atlamışsın” diye karşılık verdi. Oldukça hoşuma gitmişti. İnsanlaradoğruyu söylemeliyim yazmak için resmettiğimi onca sene kendimi bildiğimdenberi aklımdaydı. Nasıl ve neden geliştiğini daha sonra açıklayacağım. Şimdiliko para ile bir tek atmak bile geçmedi içimden sonra gittim kendime kılıç kalkanaldım modern bir düşünce evresinde kendi silahımı biledim. Param yok, kapikkapik!Sanatçılarınyazarların azda olsa bir paraya ihtiyacı var bende bu güçlükle uğraşıyorum amakendi dinamikliğimi kazanacağım elbet bir gün. Şu icat, sanatçının az birparaya ihtiyacı olmazsa olmaz. Zaten Hemingway’ın bir lafı vardı amahatırlamıyorum, mektuplarında okumuştum evet her neyse gerçekten yalnızlığı onuhiçbir yazar sevmez fakat buna mahkûmdur.Çılgınlığınkendini doyurduğu andayım. Vay be gelecekte bana çok kötü şey söylenmiş,doğrusunu dahi gösteremediğim cinsten! Hin çıkarıyorlar gelip barışacaklarına.Doğrusunu gösterdiğim zaman aradıkları mutluluğu izlediklerini biliyordum, tabidoğrusunu gösterdiğim zaman çocuktum şimdi ihtiyarladım, gölge düşürdüm solkoluma aldananlar ve daha fazlasıyla beni ayıplıyor. Doğrusunu gösterdiğimzamanlar mutluydum. İşimi yaparken yani birini mutlu ederken daha önce hiç öylemutluluk görmedikleri için bana aldanıyorlardı. Aldanırken numarayapıyorlarmış. Biliyor olsaydım bugerçeği onlara gösterir miydim? Çocuktumüzgündüm, doğru olduğundan bile şunları yazarken emin oluyorum. Vay köpek!Cengizhan neden köpekleri sevmiyormuş şimdi anladım ama size şuananlatmayacağım.AmanAllah’ım, aman Allah’ım gözümde beliriyor onun mağarada tanrıya haykırışları.Gördüğüm en çılgın ağıt o, o en çılgın bilgelik. Bir mağaranın girişinde, ovalgeniş yarım bir elipse benzer sert kayalıkların arasında ışık vuruyor bedenineama onu ben bir anlık bir belirti ile görsem dahi yalnız bıraktım, kafasınıtaşlara vurduğunu gördüğümde o çılgının mağarada ne yaptığını insanlık görsetüm dünya neyse söylemiyorum. Ne anlatıyorum ben, ama olsun dizeler boyuncabelki saçmalayacağım doğruyu keşfetmek adına. Gerçeklerhayal ürünü fakat inanmıyorum vizyonlar silik olduğu zaman, inanmayan birtarafım olmazsa bunu neden yazıyım. İşte o kutlu lider gördüğüm en iyi şamandansını yapıyordu savaşarak karanlığın içinde. Sanki görüyordu tümyaratılmıştık. Asalet yalnızlığında gizliydi.Dahaöncesinden de düşündüm o mağarayı konuştuk kalpten kalbe fakat ne konuştuğumuzuanlatmayacağım. Sadece o günde kuzu kellesi yediğimi biliyorum. Evet, kesinkafayı yemiş, hem de o kadar barbar değilmiş, pişirip yemiş. Uzanıyordu “Hoş geldin bende senibekliyordum” dedi. O neler dedi bana ama onu orada yalnız bırakıyorum bahsetmekistediğim konu şudur ki, o neşesi zafer adam bana baktı ve bir ara denizkenarında sahilde, Türkiye’nin bir memleketinde “bakıp senin yanında idol biriçok biri çok” dedi, durdum “doğru yok abi” dedim. İçimden ise kim kabul eder kiiçimden ise kim kabul eder ki beni diye seslendim kendime ve daha içimden dahasonra içimde olan kahramanlara baktım ve yanımdaki bu defterin parasını verenadama bakıp ellerimi cebime koydum bir sıcak not saklar gibi konuşmam beninsanlara öyle içimden okusunlar beni. Kendi sesleriyle okusunlar çünkü banabakanların suratına bakınca bilmediğim bir galibiyet hissine kapılıyorlarsanki. Kimi iseçoğu zaman beni görünce delikanlı kesiliyorlar kimisi kendini kurnaz zannediyorahlakı eksik olanlar yapıyor bunu. Kimisi gerçekten yardımcı olmaya çalışıyorama hepsinde beni bir hayata döndürme yanlış yönlendirme görüyorum. Onlara nedemeli ki sizlerin hayatında dahi vardır eminim.Genç yaşındakendini dinleyen var insana her türlü teşhis konuyor. Çünkü sistemden çıkmanıistemezler anladınız mı dünya üzerinde dönen sistemi? Kiminiz beni çok iyianladı, ah çocuklar görüntüler aldatmasın sizi çünkü görmeyi kabul etmeyen birinsanım ben, çok gördüm isledim iblisleri ve şeytanları daha öncesinden. Sizinkör dediğiniz çocuk görmek istediklerini görüyor duymak istediklerini duyuyor.Af buyurun benim gibi insanlar için yazıyorum. Niteliksiz yazıyorum bazen. Oyüzden girdim bu çukura kaybetmedim kendimi, onlar kaybettik onuru dediler.Kaybettiler çok zorladılar uykuya dalıyorum. Gizledim kendimi izledim onları.Ne denilebilir onları kısaca ucuz. Korkunkalbini dinleyen insanlardan çünkü onun bir ortamı bilen sırtını yasladığı birtek unsur var, hayır o ilahi diye bilinen sfenks yaratık değil. Gerçi odamanevi idi. İncede hâlbuki onun ilahi iletişime geçtiği zariflik var ışılayınyaratıcısı affınıza sığınıyorum. Bir daha o kelimeyi söylemiceğim. Ah şuyıldızlarda gezinen çocuklar ne kadar öteye gittiniz gözlerinizi açmadan? Sizihalata bağlayıp çeken o tekneden yazıyorum bunları. Evet, yıldızlardagezinenler beni anladı. Bırakın onu. Evimde gezinen kedim Holy dahi benianlıyor sizin de anlıyor olmanız lazım.Duvarımdaölen sivrisinek bile beni anlıyor. 6.06. 2022 de öldürdüğüm sinek dahi anlıyor.Bir daha sivrisinek dahi olsa öldürmeyeceğim dedim. Başkası öldürüyor veüzülmüyor. O sineği öldürdüğüm gece ne anlamlı bir geceydi. O gece anlaşılırbir geceydi benim için.Bazen herşey oturuyor kafamın içine. Kalemimi açan tek altın yapraklı fidanın üzerindedurun. Kimse ona itafen dinlemiyorum.Kısa birsüre dinlendikten sonra yazmaya başladım. Düşündüm beyefendiler ve hanımlardiye hatta ötesini görüyorum. Bu yolculuğun başında olur öyle şeyler. Kalemimkorkutucu. Piramidin içinde yaşamış bir beden. Matris, evren bir lablatoar.Bubilgisayarın bir teknesi var. Size anlayabileceğiniz bir dil anlatıyorum.Gerçeklik dışı bir film gibi gökyüzü, usulca selamlıyor ruhu. Bizim ogözlemle bildiğimiz ve gözlemlemediğimiz sonsuz evrenin bir kapısı var, o kapıişte elroyun odasına çıkıyor ve ressam olmaya hak kazananlar o odada ilk önceevlerini inşa ediyorlar ah oradan sonrası beni sıktığı için bu kadar bilgiyeter dedim ve oradan çıktım. Hiç oyun tasarladınız mı bilmiyorum, insanlar nekadar yaratıcı zarif tasarılar, yapanlara çok rastladım ve hepsi resimleme ile uğraşantasarımcılar. Kısaca paradoks sanılan bu evren bir olasılığın içindeki hayalgücü sanırım yani sıfır.Sanırımonlar filim ve çizgi film deyip kenarı atacaksınız yaratıcılık estirmekistemiyorum, delilik diye adlandıracaksa bunu değiştirmek için geldim bu zaman hemde en zor memlekette. O da insanların yaşadığı şu dünya, şu dünyayı gözünüzde okadar çok büyüttünüz ki her tarafta ahlaklı görünen yasalar, insan, isyanederse yani yıldızların ışığı ile ısındığımız yıldızlar, bize göz kırparsa nemars ne ay ne galaksiler arası yolculuk ne de göklerde bir istikbal kalır.Huzurunuzasığınıyorum çocuklar tepenizde uzay aracı dönüyor ama farkında değilsiniz,tepenizde gıcırdayan simülasyon sizinle el sıkışırsa da ruhu yok, yapay.Doğallık inanmak, eğer sonsuz bir yolculuk isterseniz karadeliğin içindekiboyutlarda mevcut evet sınırsız. Hayal ürünü bir konuşmada şu tasarılardoğallığını bozarsa kültür isyan olur,şu tasarı ah şu tasarılar doğallığıyakalayan en doğru tasarı bir ağaç kadar doğal kalabilmektir. Diyarları uyutantasarılardır ah öğleki bazen o tasarıları uymayı ve entelektüel konuşmalarıdinlerim. Felsefi, evet kendinize ihanet ettiğinizfelsefe sırtını bıçakladığımız, sırtımızın bıçaklandığı o felsefe en doğrufelsefeydi. Evet kendimize ihanet ettiğimiz felsefe sırtımızdan bıçaklandığımızo adam. Sırtımızın bıçaklandığı o felsefe en doğru felsefe evet o da Spinoza’nınzoraki yazdığı ve akıl hastanesi yasaklanan ve gizlice okunulan ilk başta negünlerden geçmiş ki dünya da niceleri var hala ve hala ekmeğe zam mıyapıyorsunuz şu dünyada, insan neyle yaşar işte su zamanda zam üstünezamparalıkla yaşar.Kapınınönünden şu geçen ihtiyarı gördünüz mü çocuklar. Evet, nede olsa tanınmıyorumhayal ürünü konuşmada. Birde yoksullar var ki onları bu dünya meselesinde,kalemimin davası görüp anlatmayacağım, dünya işi ile uğraşan artıkkahramanlıklardan dahi soğudum insanların masallarını dinleyeceğim. Laiklik vedoğallık hariç Işılay saygın bir ışıktır.Kelimelernasılda bir araya gelir bu tesadüfi eseri oluşturur. Akıl sır işi mi? Delilik kırmızıçizgidışı Fransızların değimi ile marj yani ilkokul defterlerimize çekilen vedayatılan o kırmızıçizgi mi? Anlamını bilen var mı? Vardır umarım kesinliklegerçi efendim bu devirde laiklikte lanetli, doğallıkta şeytani olmuş. Ben birazkendimden bahsedeceğim neye mi inanıyorum? Her şeye o öyle bir kelime ki o öylebir kelime ki o kelime her şeyi ile aklınıza otursun isterdim. Mümkün değilçocuk halimi düşünerek yazıyorum herkes ve her şeyden öte o çocukluğum ile herşey bir tek insanın kendi hür özgürlüğünde yatıyor.Yani benim “herşeye” inancım kendime eli kalem tutan ben gerçek yaldızlı bir kalem FaberCastel, altın öylemi?Onu daseverdim aklıma birkaç husus var, emin olun ki altın mı erisin yoksa sen mideseydiler, ben beni eritin hatta yok edin o kutsallığı nasıl lekeledim. Yani okendini altın sanan ucuz insanlar altın çocuk mahlasları taktığını gördüğümde,insanlığımdan beni affedin iğreniyorum. Ama baylaröyle sesleneceğim kalbimde bir adam var onun odasından sesleniyorum utanıyorumsöyleyeceğim sanki. Aydın dünyada ne ahmak insanlar toplandı biliyor musunuz?İşte bir hayatın yetiştirdiği o insanlar var, birde insanların yetiştirdiği oinsanlar keşke kinim veya bir fare gibi lügatim olsa, insanken lügat olmayı haketmiyorum. Şunu olsam bunu olsam demeyeceğim zaten her şeyi açıklasam ne anlamıvar ilk kitabım. Aç dünyadakiaç insanların bu açlık sınıftan sınıfa değişiyor ama bir lanet olası ekmek dahizor bulan ülkelerden ve onların sokaklarındaki acımasızlığından bahsediyorum. Dünya işleridedim ya ilgilendirmiyor en gerekli yılanlar o insanlardan bahsetmeye gücümyetmiyor, denedim sadece kendime o kadar acımasız değilim. Keşke kurtuluşsavaşına sönük bir ciğer ile yolda giderken ölseydim, tam botlarını giymişaskeri kıyafetlerini takmış komutanın karşısınız geçmiş hazır olda, o vaziyette“hazırmışım asker?” haykırıp ilk vatanı için ölen ilk asker olsaydım. Onunçileli yolculuğu, öksürüğün acısını ve yolda giderken ikizine hiç bellietmeyişi. İşte öldüm ama son nefesinde “Hazırım,” dediği an. Bu devletinsavaşmadan ölen gururları, umarım hepsinin içinde olan bir gururdur. Aksi haldehikâyeleri kimler yaşayacak bir yazarın deneyimi olsa dahi, ,ah baylar bedenimyeryüzünde olsa dahi bu dürtüler bana ekmek dahi kazandırsa vallahi defterimdengeçiriyorum ama son iki sayfasını yazışım gelmedi oldukça sinir bozucu. Son 5sayfaya geçiyorum.Bakın beniizliyorsunuz hepiniz. Uzatayım mı? Hepiniz sustunuz bakıyorum basamaklarınönünde, hayır ben konuşmayı henüz bitirmedim efendim bekleyin yazıyoryeryüzündeki bedenim. İnanmadan inanmıyor hep hisseti ne konuşayım? İzleyin tümdüşüncelerimi. İzlediniz şimdi bir basmak daha atıyorum o aldatmaca şeytandaçıktı. Ah o kelime yine mi aklınızı karıştırdı. Durun izleyin ama bu sefer 27yaşından sonraki düşüncelerimi! İnanmıyor hiçbir şeye, o ben inanıyor her şeye.O ‘ onu izleyin bu kitap çıktığında nasıl delirdiğini düşünüyor yazdığında.Aman buhangi şeytan Hahahaha! Arkadaşlar hayal ürünü bu konuşma ve yok satıyor.Dönüştüm tüm düşündüklerimi tartıp en doğru terazide yazıyorum. Hayal ettinizmi? Diyalog hayal ettiğim diyaloğa bakar mısınız? Bu nedir. Basit bir sanatalçakça yazılmış, küstahça ve sanki uyuşturucu etkisinde yani şu afyon dindediğiniz. Ama benim onlarla hiçbir alakam yok ki ne bir süper gücüm nede başkabir şeyim. Ah çok defa var vuku bulan yalnızlığım. Hayal edin öyle bir halimdevar. Agnostik halimle hepinizi dinleyeceğim. Tüm ölüruhlara seslenseniz ne olurdu. Okuyacağım güzel bir tiradı. Çevrem mahlûklarladolu ve çaresizim. Demedim mi? Uzay aracı tankeri tasarlayacağım arkadaşlarımnerde? Romanlarda mı anlamı arayım? Ah arkadaşlar kimsenin yaratıcı fikriniduymadım yüz yüze! Bir diyalog yazacaktım sayfalar önce şimdi yazacağım onu.Dünyadan fısıltılar.“Ne yapıyorbu çocuk? Bilen var mı?” Bu yüzyıldan.“Susun çıt çıkarmayınyazsın bir deli işte.” Bilim insanı.“Bence kafabuluyor.” Bu yüzyıldan.“Ben derimki bu çocuk çıldırmış.” Bu yüzyıldan.“Olum kimlan bu.” Bu yüzyıldan.“Durun,durun, tanıdığım en iyi yazar bu” Bu yüzyıldan.“Hasiktirolum bu hangi dünyadan.” Çocuk.“Siktir bu,bu eksikti şu devirde.” Bu yüzyıl.“HASİKTİRHASTİR hahaha” İzleyici“Al oha hadihadi.” Sanki bir el hareketi yapar gibi bir fısıltı.Biraz dahaentelektüel fısıltılar“Olacak işmi Allah aşkına bu devirde, Sanatçı bu işte.” Bu yüzyıldan.“Kâinattaher şey mümkündür.” Bilim insanı.“Sadecekonuşuyor.” Yazar sanatçı.“Öldürselerkim eğlendirecek bizi?” Yazar sanatçı.“İhtiyarlarkredisi gibi.” Yazar sanatçı.“Sigaramonun için yanıyor.” Yazar sanatçı.“Sazım onuniçin çalıyor.” Sanatçı yazar.“Buradayımmahvettin beni.” Sanatçı.“Mahpusdamlarında bir yatak bir yorgan birde ölüm, çıkarın beni buradan.” Hapishane.“Yalan hepsiyalan! O dünyada ama durun size haber vermiştim.” Kimliksiz.“Doğruyalan! Ah kardeşim o doğru haklısın vermiştik!” Kimliksiz.“Bizi deduy!” Bilim insanı.“Tanrı varmı?” Bilim insanı.“Ben ölüncehangi yıldızda komutan olucam.” Asker.“Benigelecekte robot yap ama az biraz ruhum olsun.” Her şeyi anlayan adamdı o.“Öldürbeni.” Düşünür.“Sırtındanbıçakladık.” Yahudi.“Bu gerçekmi?” İstanbul’dan, oda geçmiş bir lider.“Sen eşittirben.” Geçmişten.“Zafer.”Gelecekten bir düşünce ve çocuk ağlaması!“Ben dahaiyilerini yazdım ama o abartıyor bir aptal fikrinizden vazgeçtirmesin.”Sanatçı.İlginç gelenfısıltılar…“Hepsianimasyon.”“Empatimanyağı.”“Acabaiçinde kaç dünya var.”“Manyak buadam, manyak.”“Tümülkeleri düşünmüş mü?”“Düşünmediğibir şey kalmamış.”“Budüşünceler sıradan.”“Evet,basitlik budur.”“Destansı!İlk defa hoşuma gitti!” Kafasına sıkarken!“Büyük birsorun ama büyük bir cevaptı.”“Tümsorularıma cevap verebilir mi acaba.”“Gelecekten.”“Yaptı vegitti.”“O nerde?”“Kayıp?”“Öldü mü?”“Çocuklarımıvar! Hepsi ölmüş mü? Hayır canım onun çocukları yoktur, hayır o, oha bu benim düşüncem miydi?“Ne olduneden şaşırdın?”“Yıllarcaondan bir haber bekledim, şimdi anladım o haberi benim düşüncemmiş.”“Okumamışmıydın?”“Çokyaşlıyız.”“Biliyorduk.”“Sen!”Tekrar buzaman diliminde biri var.“Derdineymiş çağırın yanıma!”“Duy beniduy iki çay içek, duydun…”“Beniduymuyor orospu çocuğu.”“Bokböceği.”Beni buldun.Ağlıyorum… Kısa tutacağım. Bu benim ilk eserim ve seni görebilmek için geleceğeaşk ile bakıyorum. Cennetimi dikenli terlerle ördüm. Özgür olmak nasıl bircehennemdi anlıyorum gerisini seni görünce anlatacağım. Öyle işte en sevdiğimayakkabılarımı ve kedim Holy’i kaybettim ateşli serseriliğimde, semtimde birservet buldum kaldırım kenarında öylece bir taştı elimde değerli bir taşa dönüştüonunla karşılaşınca inceledim ve havalandırdım ışıldadın şimdi ise senin debildiğim bir mücevherin koruyucusuyum. O elimde evrenin altın oranı gibiışıldıyor ve parıldıyor sigaram ise yanında yanıyor yanıyorum nasıl bir yıkımnasıl bir uyanış senin için öyleyse senin için geleceğim, geleceğim…“Nihayet,bok böceği hatırladın beni unuttun sandım. Paralel evrenleri anlatıyım mı?Boşver ne günler geçti ölmeden görüşeceğiz biliyorum, bir öncekileri nasılyazmazsın buraya, hatırlıyorum o günü, nasıl bir yıkım nasıl bir uyanış seninledüşüne düşüne Türkleştim, gerçekleri biliyorum. Bu macera diyor yıldızlardadevam edecek, bir dahakine ben üstleneceğim yıldızların en zor görevini, sendebiliyorsun kardeşiz biz babamız atamız, seninle dünyaya ilk inişimizi hatırlıyorumışık içinde şimdi ise tekrar Türkleştim bana seslendiğin ve uyandırdığıngünlerden sonra daha da derinleşti her şey. Birde kelime dağarcığınıgeliştirmeni dört gözle bekliyorum. Söyleyeceklerim bu kadar, birliktegezdiğimiz yıldızları kaleme alalım dünyanın en zengin şeytanlarını bu yüzyıldatanısınlar. Ah kardeşim sana o kadar benzedi ki kalbim, bir an bu zırvayainanıyordum. Tek inandığım biri var biliyorsun sonra biz kazanacağız yıldızlariçin alt et dünyaya sıkışmış insanları benden haber bekle.”“Bu uzunkonuşan kimdi?”“Bu kim?”“Kim bukonuşan?”“Nasıl yayok artık.”“Hayatımbendim! Evet, tamam işim var başka bir şey düşünmem lazım, Eh be benim orospuçocukları milyarder olan!”“O kim amınakoyım.”“Duyuyor amayazmıyor.”“Daha yenimianladın.”“Hepsioyundu 20 sene sonra haykıran bir düşünce, kahretsin… Ne leyla ne mecnun yinede çeviririz oyun.”“Sizedemiştim tiyatro olan diye.”“Şu ruhlaraseslenilen yer gerçek mi?”“Ölülerkonuşur mu?”“Nasıl yakandırıldık mı?”“sayfalarsonra…”“Rüya görenbir taş mı var…”“Ne yinenasıl bir tuzak bu.”“Seslen.”Yazar.“Onur…”Düşündüm vebuldum. Durdum kitabı elimden bıraktım ve aydınlandım.“Sayfalarsonra…” “İğrenç.”“Okumam benbunu!”“Ögggg.”“Yuh.”“Oha.”“Çüş.”“Yuhdelirdim yahu.”“Hayal ürünübu!”“Hayal ürünüdeğil delilik.”“Neyden etkilenmiş…Yuh beni duymuş…”Okumadanduyanlar.“Aciz.”“Evimizyok.”“Yazık oülkeye.”“Saçmalamayın.”“Türkçeöğrenin.”“Herkesideğerli kıldı.”“Duyarsoluklandım.”“Yeter, hiçproblemi yok.”“Daha nekadar yazık…”“Bedeni o anonları sonradan duyuyor, beni affedin yalnız kalmak istiyorum!”“Artık gidipgörevi yapma zamanı, hatırlatma zamanına gittim.”“Ne yaşadımben o neydi! Öldüm sanki ha siktir yoksa…”“Ha siktirben miyim lan o, ha siktir ben ne alaka bu kitapta… o ismi söyle has siktir lankurmaca bu.”“Gerçeküstü.”“İhtiyar,yok et onları daha çok öğreneceksin.”“Bittim.”“Spor yap.”“Sarıl banagerçekten hayranlarımın kalbini de duyuyor musun?”“Piramitlerdebuluşalım!”“Keş!”“Her şeyigören göz!”“Savaş mı?Barış mı? Ne emredersin?”“Buinanılmaz!”“O senmiydin?”“Yuh!”“Hatırladınsonunda.”“Ne buşimdi”“Cehenneminönünde hayal edin çok kısa!”“Sende ensonuncusu geç bakalım.”“Ben miyim ooha harbiden mi?” “Hiçşaşırmadım…”“Ne kadaryandın?”“Hiçyanmadım?”“Ne yaptınorda?”“Sevdiğimtüm herkesi çıkarttım!”“Yanmadınyani!”“Onlarıizlerken yandım.”“Neyapıyorsun burada?”“İşimi”Yazar bundan sonra konuşur.“Vay be neişi o?”“Bilmiyorumki bilmeden yaşıyorum!” “Bilmiyormusun gerçekten?”“Neyi?” “Harbiden mihissettin şey bilseydin çıkartamazdın.”“Evetçıkaramazdım.” “Neöğrendiğini söylemeyecek misin onlara?”“Cennettemi?”.“Evet.”“Söylersemorası dünyaya döner.” “Döner değilmi?”“Sussamolmaz mı?” “Olmaz!”“Neden?” “Susmak içinmi yaşadın bunları.”“Söyle hadiyeryüzüne şunu.”“Neyibilmiyorum.”“Bukadardı.”“Ne.”“Yeni din.”“O da ne?”“İlk yalan.”“O ne.”“Sen.”“Ben kimimartık uzatma.”“Bensin.”“O kim?”“Kapat bukonuyu girme bir daha.”“Cehenneminkapağını kapattıktan sonra konuşlan iki çift laf bunlar. Cehennemin kapağı vardeyince o basitlikte boyutlar arası yaşayan varlıklar dahi oluyor. Onlarda birgün gülecek.”“Hangisigerçek?”“Hepsi!”Hayal ilegerçek arasındaki o kırmızıçizgi işte o kırmızıçizgi biz o sayfalardailerledikçe hayal ettiğimiz o boşluğu bize dar etti. Sessizlik hayal ürünü bizsessizliğin ürünü bu kitabı okuyunca sessiz kalın, bilmiyorum hangi yayın evikabul edecek taki biri hariç sokaklar. Hangi sokak köşesinde rastlayacaksınız hayallereve bu kitaba ama içimi okutmak istemesem de durmuyor bu. Ne gerekli olanlarıhayal edebilirdim hâlbuki bilgisiz bir cahil değilim. Aralarında çok gerekliinsanlar duydum, gerçekten gördüklerim ve doğa ötesi bir kısa diyalog daha.Adıyorum bu kitabı 11 Kasım 2021 gecesine.“Nedenağlıyorsun?”“Adımısayıklayarak ağlayan biri var o yüzden ve daha fazlası.”Ses yok.Bir cevapsızbırakılan parıltı ışık ve uydurmalar. Utanma doğa ötesinin daha kabul etmediğihisler. Sonra ağlayan bir peygamber ve içgüdüler dünya anla sana doyamamaffedecek varoluş her şeye kınayan bir zehir, doyamam ben sensiz yapamam. Yazanadamın iç sesi “Beni mahvettiniz.” “Seniseviyorum aydınlanma sevgi gönderir.”
