Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 8Şu an: GÖLGE HİKAYELER BÖLÜM-2

CY1327
2202 yeni birbaşlangıçtı dünya için. Yeni bir miladi takvim, yeni bir aydınlık gelecek içinadımlar atmıştı dünyalar. Hep birlikte çalışmışlardı karınca gibi,yolculuklarında sorunlar çıkmış, ölüm çemberini oluşturmuşlardı dünya üzerinde.2202, korkunç gerçeklerin yaşandığı bir yıl ve Cyborg takvimimin kabul edildiğigelecekti. Cyborg Miladından sonra Cy1327 unutulmayan bir yıl kabul edilmişti,ölüm çemberinin oluşturulduğu dünya üzerinde. Ay üzerinde ve diğer gezegenlerde yaşayanlar için bu geçerli değildi.Uzay boşluğunda gezinenler için bu geçerli değildi. Yıldızlara yolculuk edenleriçin bu geçerli değildi. Marsın çevresinde oluşturulan vatan için bu geçerlideğildi. Sadece dünyanın çekirdeğinden beslenen Cyborg olmuş insanlar için ölümçemberinin ne demek olduğu çok iyi anlaşılıyordu. Cyborg olmak hiçte kolayolmamıştı etten kemikten oluşan insanlık için. İnsanlığın Cy1327 yılına attığıküçük adımlar ne olursa olsun insanlıklarından uzaklaştığı adımlardı onlaradına. O dönemde yaşayan en üstün Cyborg, Hentor isimli yarı biyolojik yarıtitan bir robottu. Sırtında bulunan mıknatıs jeneratörü yaşam faaliyetlerinisürdüre bilmesinin yanı sıra titan zırhının hareket etmesine olanak salıyordu.Sırtında bulunan mıknatıs jeneratörü enerjileri hareket ettirebilmeye olanaksalıyordu, onları atomlarına ayırabilmeye olanak salıyordu, onları istediğinesnelere çevirebilmesine olanak salıyordu. O, bunu başarabilen tek titan, teküstün biyolojik varlıktı. O, kendi geleceğinde yaşamış en üstün varlıktı,Cyborg olmuş tüm insanlığın arasında. Sadece kendisi, Ayı istila ederek elegeçirmiş, kendi emri altında çalışan robotlar ile ölümsüzlüğü kutlamaktaydıelmasları zırhında eriterek. O, kan donduran bir gerçeklikti zırhının içinde.Ayın üzeri,halkalarla çevrelenmiş mekanik sanayiler, biyolojik tesisler, oksijen üretenyeni nikel elementleri, robotların devasa mekanik araçlar yaptığı sanayiler,galaksilerin meclisinin bulunduğu emir komuta merkezi ise Ayın enderinlerindeki merkezin içerisinde bulunuyordu. Bu emir komuta merkezinde,yıldızlara seyahat eden kabul edilmiş ve oluşturulmuş varlıklar, genleriyleoynanmış yasal ırklar, galaksiler arası suçlar işleyen korsanlar içindekararlar alınıyordu. Güneşe en yakın galaksiler için koruma deşiş edenvarlıklar ile, onlar bu gibi konularla varlığını sürdürüyor olsa dahi savaşlarbu gerçeklik içinde dahi vahşetti. Doğallığını bozmamış insanlar, geliştirilmişbiyolojik bir sıvının içinde vücutları çok ince tabaka ile çevreleyen şeffafbiyonik bir tasarının içinde kendilerini koruyarak en kıymetli hazinehalindeydi. İnsan nesli içinyaşam olanakları hazırlanmış hazır gezegenlere hayat oluyorlar ve insanlar içingörevlerini yerine getiriyorlardı. Aynı fikir doğrultusunda birleşmiş,görevleri çok üstün olan bu varlıklar, hayatlarında insan ve evrendeki akıllıvarlıklar için kararlar veren kimselerdi. Kararları kabul edenlerin çoğunluğuise genleriyle oynanmamış mehabetli en üst düzey insanlardı. Hayatları çok zorolsa dahi, gerçeklik bu yüzyılda oldukça dehşet ve imkânsız işliyordu.Gelecekteki tüm gerçeklik, yıldızlara adım atan fikirleri kabul ediyor olsadahi, nefes olan gerçekliği korumayı başaran naçizane hayatlarda vardı.Onlardan biri Hentor’du.Hentor gözlerikızıl ölüm gibi parlayan güçlü bir liderdi. Bu güçlü lider, ne uyur nededinlenirdi. Sırtında bulunduğu mıknatıs jeneratörü asla ses çıkartmadan onahayat bahşediyor ve görevini sonuna kadar hakkı ile yapıyordu. Ellerindekigerçeklikte enerji parçacıkları titan kalkanının her atomunda geziniyorken,sırtında bulunan mıknatıs jeneratörünün gücü çevresinden yaydığı dalga boylarıile, tüm frekanslarıyla uyum içinde hareket halindeyken, istediği zamanayolculuk edebilmesi için kendini bir saat gibi kurmasına olanak sağlıyordu. Hentor Cy1327zamanında yaşayan biyolojik Cyborg ’insanları tarafından tasarlanmıştı. Onundaruhu vardı. Hentor zamanda yolculuk ederken bilimin en kıymetli çarpanlarıkadar değerli oluyordu. Hentor, zamanda yolculuk ettiği sırada, tüm kontrolettiği elementlere gerçekliğin yolculuk etmek olduğunu söylediği an ortadankaybolurdu. Hentor, Ayın içinde kararlaştırılmış bir görev ile 2023Türkiye’sine ellerini arkaya bağladığı an bulunduğu gerçeklikten ışınlandı.Şimdi ışınlanan buihtiyarın halletmesi gereken işleri var, ilkini halletti ve ışınlandı. Artıkdik durması için cebinden bir çocuk çıkartması lazımdı geleceğin. Evet,cebinden dik duracak bir evlat çıkartıda bu sayfalarda bu yüzyıla, bu edebibaharlar ırmaklarında yüzen ve neler olup bittiğini bu yüzyılda size aktaracakbir roman karakteri ortaya çıktı. Edebiyatın derin sularında yüzen ermeydanına. Hem çok canlı hem gerçekten görünmez hem de yenilmez olduğunu birtek kendisi bilse dahi aldığı görevin gerçekliği ile yaşıyor ışınlandığıgelecekteki bu gerçekliğin korkularla dolu olduğunu zaman diliminde. Hadibuyurun bu görünmez karakterin bu gelecekte sayfalara döktüğü bilgilerebirlikte göz atalım.İster misiniz? Buyuruno halde isteyenler için gerçekten anlatıyorum iyi okumalar dilerimsaygılarımla… Ben, Keskin GENÇ

HEN Pİ OLUYOR
Zaman içindeyoluculuk eden bir lider, uzun ince bir yolda sürüklenen bir senaristinkapısının önündeydi. Piyango bu adama çıkmıştı. Ne piyango ama değil mi?Ortalık bu yüzyılda karışacak, kitaplarda, romanlarda, filim severlerin gözüönünde tüm gerçeklik bu kitaptaki serüvene ihtiyaç duyacaktı. Hentorışınlandığı gelecekte, Pi isimli enteresan bir genç halindeydi. Cebindenkıvrılmış bir sigara çıkarttı ve onu düzledi. Bu senaristin evine oldukçauzaktan bir halde baktı. Kollarını bağlamış sıska bedeni ile elindeki sigarayıçeviriyordu. Hava güneşliydi. Bir kolunda Cyborg titan zırhındaki dövmelerinaynısı bulunuyordu. Işınlandığı zamanın ve tüm zaman dilimlerindeki bilgilerinikollarını arkaya bağladığı esnada sahipti ve o senaristi o halde bir sürebekledi. Gözlerini Piolarak ortalıkta kimsecikler yokken açtığı sırada, usulca bu karşılaşmazamanının yaklaştığını biliyordu. Senarist beyefendi dışarıya alkol almayaçıktığı anın 1 dakika öncesinde beliren Pi, hareketlendi ve bu delikanlı adamınkapısından çıkarken önüne hızlıca koşar adımlarla geçti. Senarist ilk baştafotoğraf çekilmek isteyen bir genç sandı Pi’nin kendisini. Pi, senaristin önünegeçtiği an ‘Cyborg olmak ister misiniz?’ dedi. Senarist karşısına geçendelikanlının sesini oldukça net duymuştu. İçerisinden “Cyborg ’mu?” diyedüşündü ve yoluna devam etti. Pi, olduğu yerde bu adamın düşüncelerini okudu vegidişini izledi. Senarist yoldaarkasına bakmadan emin adımlarla yürürken şunları düşünüyordu, “Cyborg demek, Cyborg ha? Enteresan, ilginçbir gelişme oluyor sanırım. Artık daha enteresan bir gelecek beni bekliyorsanırım, bende mi deliriyorum yoksa! Lanet olsun nerden çıktım alkol almaya,zaten deliyim kimse bilmiyor. Magazincilerde yok bu sefer. Yine leventlerinoyunu bu sanırım, geçen yaptığım şaka zorlarına gitti hergelede çok gülmüştü.Rakı’nın dolapta olmadığı zamana denk geldik iyimi. Var bu işte bu gariplik,dolapta hiçbir zaman rakı eksik olmazdı. Ben Rakı’nın keşfi sırasında orda olanadamım, bana yakıştı mı hiç bu amınakoyım. Bu hiç bana yakıştı mı? Neyse bekle,bekle var bu işte bir gariplik ama hadi hayırlısı.”. Senarist alkolünü sitenin içindeki markettenalmış evine dönüyordu. Pi ise gelen senaristin rakı adama dönüştüğünü attığıadımlarla gördü. Senarist alkolikti ama yalnız değildi. Evinde arkadaşlarıoturmuş, “Nerde kaldı bu rakı” diye sandalyeleri kırıyor, oldukça küfürsavuşturuyor, erkek erkeğe zaman geçirdikleri an genellikle alkol içiyorlardı.Tabi bu sanat tutkunu insanlar bunları mütevazi hayal güçlerinin içindeyapıyorlardı. Oldukça sakin otursalar dahi kafaların içlerinde, puf ne sizsorun ne ben anlatıyım oldukça keyif verici takılıyorlardı. Evin sahibini ilkkez rakı almaya giderken gördüklerinde buna inanamasalar dahi, hava almayaçıktığını söylediğinde pek üstelemediler. Pi, senaristin düşüncelerini okumayadevam ediyordu. Uzaktan evine yürürken, gördüğü bu adam o denli hala derindüşüncelerdeydi. Senarist, “Enteresan, bu Cyborg olmak ister misiniz diyençocuk, hala kapının önünde.” Pi, çocuk kelimesini duyduktan sonra artıkduruma el atması gerektiği anladı ve onu yönlendirmeye başladı. İç ses ile düşünme…“Hala orda bekliyor. Dur, dur dur yahu bir merhaba desem mi? Yok yok,bu düşünceler nerden geldi benim aklıma şimdi, işim var gücüm var alaşıkına ya.Çokta garip ilk defa görüyorum bu insanı, bu siteye nasıl girdi. Ne alaka, durben gideyim de yanına derdi neymiş örgeniyim, belli ki bir sebebi vardırdışarıya çıkmamım.” Pi, bir daha buadamın düşüncelerini kontrol dahi etmedi. Senaristin onun karşısına kadargelmesini izledi. Pi ise içinden, “Gösterecek sana çocuğubabalık” dedi. Pi ve senaristkarşı karşıya geldiğinde senarist şapkasını çıkartı ve konuşmaya başladı. “Sen kimsin?” “Ben Pi, sizinle tanışmak için çok uzaklardangeldim beyefendi, neden geldiğimi ise size anlatmak istiyorum, zamanınızıayırır mısınız?” Senarist, “Demekuzaklardan geldin, pek bir vaktim yok genç adam. Arkadaşlarım evimde benibekliyor ayak üstü konuşalım hayırdır? Arkadaşlarım, onlarda çok uzaklardangeldi. Biliyor musun?” Pi ise, “Evet, şimdi öğrendim biliyorum.” dedi. Senarist durdu,evet dediğini duyunca şaşırdı ama belli etmedi, elinde yanmayan sigarasınıçeviren bir insan ile konuşuyordu. Cebinden yadigâr zippo ‘sunu çıkarttı, gençdelikanlının sigarasını alevlendirmek istedi, o sırada ortalıkta kimseleryoktu. Senarist çok nadir yapardı bu hareketi insanlara ve Pi, ile konuşmayabaşladı. “Cyborg ne alakakafamı kurcaladı, ben bir komedyenim, bu neyin senaryosu?” Pi hareketlendi,senarist sigarayı alevlendirdi, gözünü kısmasına sebep olan güneşin etkisiyle,karşısında duran adamı bilinmeyene doğru sürüklemeye başlamıştı. “Bayım, sizeonca yol geldiğimi söyledim. Bu yolları boşuna gelmedim, haberiniz olsun. Şimdibeni evine davet etmeni istiyorum, bu sıralı duran domino taşlarını devirecek,o yüzden bu taşları devirmeden önce, şu yüzyılda derin bir nefes almam gerek.” Senarist “Buyüzyıl mı?” diye tebessüm ederek Pi’nin omzuna elini attı. Pi o sırada,yapılan hareketi dikkatlice inceledikten sonra konuşmasına devam etti. “Sanadurumu açıklamam için.” dedi. Senarist, Pi’ninrenk değiştiren gözlerindeki ciddiyetin farkına vardı ve içinden “Bak sen şuhergeleye.” diye konuştu. “Gel bakalım,bizde eğlence arıyorduk iyi oldu.” derken, karşısında duran gencin yaktığısigarayı kenardaki mazgallara attığını gördü. Beraber senaristin evinin önündebulunan siyah kapıya yaklaştılar, senarist kapıyı açtı. “Üzerinde silah falan yok demi, biziöldürmeyeceksin” Pi, senarist adamın gözlerine bakarakesprisine karşılık şunları söyledi, “Seni mi? Kül edeceğim.” diyerek parlak veuzun dişlerini gösterdi. Ardından, “Beni içeriye davet etmeyecek misin?” diyeekledi sakince. Ufak bir durgunluk olduktan sonra, senaristtedirgin oldu. Ve Pi duruma hemen el attı, “Hiç zannetmiyorum bayım, sizeanlatmam gereken mühim konular var, endişelenmeyin takım elbisemin altında bircanavar yatmıyor. Uzun zamandır bu anı bekliyordum, bakın bu elimdeki çantanıniçinde çok önemli bir konu var.” diyerek ciddiyetini korudu. Tekrarbirbirlerine bakındılar ve Pi, “Lütfen bayım” dedi.Senarist o güngeceden kalmaydı, ilk defa böyle bir durumla karşılaşmış ve karşılaştığıinsanın özgüveninden etkilenmişti. Genelde kapısının önünde hep magazincilerolurdu, fakat bu sefer farklı bir durum olduğunu sezmişti. Pi, senaristinyanında sıvadığı kollarını düzeltti. Eve girerken senarist ile tekrar göz gözegeldi, Pi’nin saçları arkadan bağlı derli toplu gözüküyordu. Senarist eviniçine aldığı genç ve keskin delikanlı hakkında kapıyı kapattığı esnada şunlarıdüşündü ve etrafa şaşırtıcı keskin bakışlarını attı. “Ne oluyor gerçekten, buda nerden çıktı şimdi. Ben çözeceğim bu konuyujilet gibide tertemiz aslında. Pis bir insana da benzemiyor, kimin ajanı acaba.”Aklından budüşünceleri geçirdiği sırada içeri giren genç keskin adama, “Geç Pi, geçbakalım. Bir nefes al, tanışalım” diyerek arkasından naralar attı sessizce.İçeri giren adamoldukça gençti. Çok zayıftı onlara göre. İnce dudakları, küçük gözleri, parlakuzun dişleri, çok beyaz bir teni olsa dahi bu geleceğin adamı değildi. Elindeparlak, siyah deriden bir çanta tutuyordu. İçeri girince, çantasını yeresakinliğiyle koydu. Bağladığı saçları açtı. Derin bir nefes aldı ve evin genişsalonunda, evin sahibinin bahsettiği arkadaşlarıyla karşılaştı, yergösterilmesini beklemeden kalitesiyle oturdu. Höldeki insanların onu meraketmesiyle “Adım Pi, ama ben gelecekte ‘Genç Keskin’ olarak anılırım.” diye sözebaşladı. Son söylediği enteresandı. Senarist, “Beyler, rakıyı çok bekletmedimdeğil mi?” derken, anahtarları her zamanki yerine fırlattı. Fırlayan anahtarlaruzay aracı şeklinde bir seramiğin içinde yerini aldı. Çıkan ses evin sahibiningeldiğini anlayan Fikret adlı bir arkadaşın ortaya çıkmasını sağladı. Senarist,“Bir dur alaşıkına fikocum, git leventlerle oyna koş” dedi hemen ardındansevimli canavara. Elindeki torbaların hışırtısıyla alel acele mutfağa geçti.Dolaptan mezeleri çıkarttı, usulca ardından bardakları, sonrada dipfrizden buzlarıçıkartırken arkadaşlarına, “Aman ben yokken bir şeylerinde ucundan tutarsanız”dedi. Ardından, yine buzları çıkartırken arkadaşların suratının buz kesildiğinigördü. Levent hareketlendi, diğer arkadaşlarının biri gazete okuyor, diğeripiposundan yeni aldığı tütünü harlıyordu. Levent hızlıca Mutlu’nun yanınageldi, ceketini çıkarttı, mutfağın içinde bulunan masanın üzerine koydu, hemenarkadaşına yardım etmeye başladı. Fiko, senaristinne kadar çok dost canlısı olduğunu gösteriyordu. Fiko, evin içinde yeni birkoku almış, gelen misafirin önüne gidip kuyruk sallamaya başlamıştı. Beyazkıvırcık tüyleriyle tatlı tatlı kuyruğunu sallamaya devam eden Fiko, olduğuyerde Pi’den gözlerini ayırmadan, usulca kımıldamadan, Pi ona seslenene kadardurdu. Pi, fikoya, “Gel bakalım, küçük şeytan” diyeiçinden konuştu. Pi’nin suratındaki mimikler çok keskindi. Fiko, herkesinşaşırtıcı gözlerin altında, bu canavar Fikret’in bir şekilde Pi’nin sözünüdinlediği gördü. Senarist, Amerikan mutfağından, canavar fiko’nun ilk defakendi sözünden bir başkasının sözünü dinlediğine tanıklık ederken, bir insanınbu kadar kısa zaman içinde şu ortamın havasına ne kadar hâkim olduğunu birterkedilmiş bir insan gibi tanıklık ettiğini gözler önünde gördü. Senaristin arkadaşı Levent yaklaşarak, “Mutlu,ne oluyor alaşıkına rakınıda seni de bir başlatma şimdi, kim alaşıkına buçocuk, daha bir sürü malzeme çıkartacağım” derken, Mutlu’nun yanındafısıldayarak mutfağın yanında durumu kendisine yardım ederek öğrenmeye çalıştı.Mutlu, “Abi anlatıcam, dur bir hele bende ayıkamadım neyin nesi geldi oturdu,hangi piç bize filim çeviriyor ayıkamadım gerçekten ses etme anlarız şimdi”dedi hazırlık yaparken. Levent ve diğerleri, Pi’nin keskin gözlerininne denli derin ve kuyu gibi olduğunu kendi sessizliği içinde ışıklar yaydığısırada farkına vardı. Elinde gazete kâğıdı tutan röpteşambırlı deli, ŞimşekRuki “Vay arkadaş, biz neyin içinegirdik böyle” diyerek içinden mırıldanıyordu. Mutlu, Levent,Ruki ve piposunu dumanıyla tadına varan seyrek saçlarıyla gerçekten havalıduran bu naçizane adam Veysel, görüntüsüyle sazı tıkırdatan adam oldu enteresanmisafirin ortaya çıktığı sırada. Veysel, Pi’ningözlerinin içine bakarak, derinden gelen bir içgüdü ile, “Rakı içer misin?”diye sordu. Pi, “Evet, oldukçahâkimimdir ama sizin kadar pipo meraklısı olamadım beyefendi” dedi. Pi sakindi.Etrafına bakındı ve ceketini çıkartırken zamanının geldiğini anladı, “Tamam bukadar yeter” diyerek yerinden kalktı ve hareketlendi. Sağ ve soluna bakmaya devam ederken ayağakalkarak ilerledi, dünyanın en önemli insanı gibi ceketini salondaki askılığaastı. Adımlarını dikkatlice atıyor gibi gözükse dahi aklı gelecekte halletmesigerek durumları hatırlatıyordu. Görevini düşündü. Bu zaman diliminde biraztakılması gerekiyordu. Kendisi, bir o kadar merak içindeki hareketleri ileetrafa gizem saçıyor ve çevresinde bulunan insanları düşündürüyordu. Ruki salondakigizemli adama bakarak, “Kimsin kardeşim sen?” dedi. Gazetesinin sayfasınıatlatarak numaraları gözlükleriyle alttan bakındı ve fısır, fısır, ortalığanaralar attı.Pi’ninkarşılaştığı bu saygısızlık, evin sahibinin cömert tavrı sayesinde onudinginlik ile susturmuştu. Gelecekten gelen Hentor, bu zaman diliminde, odanıniçinde Pi isimli genç bir bedende gizemli tavırlarıyla ortalığın havasınıdeğiştirmişti. Hentor ışınladığı geleceklerde genelde her zaman olağan dışıkarşılanmıştı. Pi, bu adama bakarak, “Bende bilmiyorum,birazdan sende bende anlarız kim olduğumuzu Ruki.” dedi. “İsmimi nerdenbiliyorsun?” Cevap gelmeyinceRuki, “İsmimi nerden biliyorsun kardeşim” dedi ve ayaklandı.Ruki’ ilearalarında karşılıklı bir bakışma oldu. Bıraktığı çantasını bulunduğu yerdenkalktığı sırada almıştı, Pi. Çantasını içeriye girerken gördüğü cam masanınüzerine sakinliği ile koydu. Göz alıcı tavırlarını, etkileyen ve durgunluğasebep olan görevi, zamanın fikirlerini değiştirecek olay ve taktire şayan birgerçeklik ile getirdiği siyah deri çantanın içinde, bu adamları ve tüm varoluşuilgilendiren bir mesele vardı. Pi’nin çantası psikolojilerini değiştirecekbilgiler ile doluydu. Anlaşılmayan tavırlarıyla ortalıkta geziniyor gibigözükse dahi, bilinmeyen bir insanın kendilerini ilgilendiren bir durum ilebirazdan ne denli bilgiler içinde aydınlanacaklarının farkında değillerdi.Bilinmeyen bir yolculuğun esnasında karşılaşılan uykuculardı Mutlu ve Mutlu’nunarkadaşları. İşin seyri değişecekti, evet. Ne güzel bir gündü onlar için. Evet,ilk defa tanıklık edecekleri bir bilim kurgu senaryosu vardı gözlerinin önünde.Gerçekleri anlatan bir deney gibi gözüküyordu masanın üzerindeki siyah deridençanta. Siyah deriden çanta Pi masanın üzerinekoyduktan sonra kendiliğinden açıldı, içinde hiçbir şey yoktu. Sadece karanlıkbir cızırtı belirlemeye başladı bakışmaların hâkim olduğu salonda, salondakiherkes cızırtının nerden geldiğini gördü. İşlerini bırakıp şaşkınlıkla masanınüzerinde belirlemeye başlayan hologram hareketlendi. Mutlu, Pi ile gözgöze geldi an “Kardeşim bize sihirbazlık gösterisi yapmıyorsun değil mi?” dedi.Pi Mutluya, ‘Oturve siz arkadaşlar lütfen sakin olunuz’ diye seslendi. Mutlu, bu gençdelikanlıya ‘Dışarda bahsettiğin konuya gel, Cyborg ne alaka hadi bize onuanlat” dediği esnada, salondaki herkes “Cyborg mu?” diye lafın arasanagirdiler.Pi hızlıca,“Beyler size onu anlatabilmem için sizi gelecekten misafirlerim ile uyutmamgerek” usulca çantasındaki haraketliliğe bakıyordu.Oturduğu koltuğunüzerinde arkasına yaslanmış, bu deli oğlanların bu gelecekte karşısındapalavralar ile yaşadığını görüyordu. Pi, bu gelecekten gelen adam, “Hadi şuçantanın içinde neler varmış bir bakalım, endişelenmeyin bende bir sanatçıyımsizi yakından takip ediyorum, fakat bu biraz kafa karıştırıcı,” dedi. Genç adam, oldukçayorgundu. İnsan faaliyetleri ışınlandığı gelecekte Pi olduğu andan bu yana,gerçekten yorgunluk ne demek onu özlemle anladı. Pi usulca konuşmaya başladı,“Baylar, hepinizden gencim, aynı gerçekliğin içindeki bir zaman diliminden şuan buluğum ana karışık bir teknoloji ile geldim. Onu daha sonra açıklarım. Evetdeliyim bu yüzyılda. Oturup beni dinleyeceksiniz, karşımda konuşmanıza dahiizin vermeyeceğim. Gördüğüme göre hareket edemiyorsunuz. Sizi kontrol ediyorumsanırım fark etmişsinizdir. Birazdan sizi karanlık bir cızırtı usulca elegeçirecek, endişelenmeyin sizi öldürmeyeceğim” dedi ve arkasına yaslanaraksalondaki gerçekliği deneyimlemeye başladı. Pi, içinde yeni bir deneyimdi. Gelecekten gelenHentor, Genç adam, zihni ve gözleri ile çantanın içerisindeki cızırtıyıhareketlendirdi. Cızırtı olduğu yerden tüm odaya yayıldı. Odanın içerisindeuzay araçları bir sinek, en büyüğü ise bir karga kadardı yıldız geçitlerindenodaya akın etmeye sırasıyla başlamıştı mekaniktiler ve vizyon görselleştirmesiaktive edilmişti. Gerçeklik odana bulanan insanlar için aniden değişmeyebaşladı. Bu yüzyılda, gelecekten bu bulaşmaya çantanın açılmasıyla oluşanyıldız geçitlerinden, belli zaman dilimlilerinden herkes izlemek için Pi’ninbulunduğu ana akın etmeye başlamışlardı. Tüm zaman yolcuları ve Pi, yani Hentor’un Pi olduğu zaman dilimindeki gerçek zamanın içinde geçen, onlara göre geçmişzaman olan, bulunduğu zamanda odada misafirler yerini almıştı. Odaya gelenmisafirlerin hepsi gelecekten gelen misafirlerdi. Odanın gerçekliği,görüntüleri duvarlarda renk değiştirdi. Frekanslar görünür oldu. Dalga boylarıgörünür oldu. Fedailer görünür oldu. Bu gerçekliği sadece çantanın içerisindesiyah zifiri karanlığın füzyonu ve cızırtının içerisinde olan diyarlar gördü. Mutlu vearkadaşlarının gözündeki perdeler kalktı. Etrafta selam veren Cy1327 den sonragelen liderler, titanlar, Hentor kadar tasarının içinde var olmuş güçlükumandanlar buradaydı. Onlar izliyordu gerçekleşen yazgıyı. Onlar izliyordugerçekleşen döngüyü, onlar izliyordu gerçekleşen bilmeceyi. Uzay araçları,Titanlar, Filoların içindeki kabileler, her devirden liderin getirdiğiyoldaşları, bu filmin içindeydi, bu odayı Mutlu ve arkadaşları gördü. Onlarınbeynindeki şarteller attı. Tabiki bir sorun olmadı, onlar için biyolojik uzayaraçları olan biyolojik sandıkları beyinlerinin içinde bir film gibi gerçekgörüntüler yerini almıştı. Uçan bir titan, T harfi gibi parlıyordu. AynıAnadolu’nun çorak arazilerindeki T sütunlar gibi, odanın içine havadasüzülüyor, arkasından parıltılar saçıyor ve Pi’nin omzuna konuşunu izliyorlardı.Ve tüm misafirlere seslendi. “Tarih yazılıyor.” Bunu söyleyen kişi, Cy2342 yılından gelen birtitandı. O, Pi’nin ışınlandığı gelecekte 10 bin sene öncesine dahi gözüken birtitandı. İnsanlar onu Cyborg takviminden önce melek olarak tanırdı. Okaradelikleri kapatan bir liderdi. O gerekli insanlara gözüken bir titandı. Zamandayolculuk yapan bir titan gibiydi. Kılık değiştiren bir titan. Gerekli bulduğu zamanıninsanlarına gerçek görüntüsünü gösteren bir titan oluyordu diyarlara. Aynışöyle gözüküyordu odanın içinde. Marsı ısıtan, gelişmiş Cyborg teknolojisininfedaileri gibi, göğsünün üzerinde evrenleri ışıtan güneşi taşır gibi, bu titanmetalik bir titan asla değildi. Diğerleri gibi gerçekti. Pi gerçekti, budünyadaki her şey yalan gibi gözükse dahi içinde gerçekler bir çark gibidönüyordu. İnsanlar konuşmayıunutmuştu. İnsanlar yürümeyi unutmuştu. İnsanlar uçmayı unutmuştu. İnsanlartarih nedir unutmuştu. İnsanlar gerçeğin kim olduğunu unutmuştu zaman içinde.Pi tekrardan yeryüzünde görevindeydi. Pi, tekrardan insanı yaratmak içindöngünün başındaki hikâyesini odanın içerisinde herkesin izlemesi için “Başla”dedi. Zifiri odanın içerisindeki izleyicilere, özelbir mezar gibi gözükmeye başlamıştı o an cızırtılar. Onur’la düşünüyordu zifirikaranlık cızırtılar çıkarılmayacak naralar eşliğinde. Bu zifiri yolda yürüyorduzifiri adımları seyreden tüm misafirler, dağları devirdi zifiri adımlaryolculuklarında, her devirde dürüstlük içinde düşünen varlıklar. Karanlığıdüşleyen masallar arkasına baktığında o sırada kimseyi göremese dahi, buzamanlarda gerçek yüzünü gösterdi. Yalnızdı karanlık, yaldızdı zifiri aydınlık,yalnızdı zifiri mezarların içerisinde gezinen ışık. Bundan sonrası varlık içinbir felaketti. Dehşetin ötesi denirdi ona Cyborg miladında. Önünü dahigöremiyordu masallar o zaman diliminde, ama yanı başı hep oradaydı basitlikiçinde anlatılan efsaneler. Görünmeseler bile, yıldızlı bir geceydi zifirikaranlık içinde yol alan insanlar ve varlıklar. Karanlıktı, ortam sessizdi.Hava ne yağmurlu nede paleti elinde bir adamın yıldızlı bir gece resmettiğiışıltısındaydı. Sanki herşeyi elinde fırçasıyla resmeden adam anlatıyor gibiydigökyüzüne, tarih şeridi tarzını değiştirmiş gibiydi zaman içinde. Onlar,gökyüzü oradayken bilemediler gerçekleri, yerinde yoktu, ama hep içindeydipaleti elinde tutan adamın asırlarca. O paleti elinde olan adam, içini sizetekrardan anlatırsa, üzülürdü tekrar ettiği için kendine. Anlatamaz çünküpaleti elinde olan adam asla üzülmezdi resmettiği gerçekliğe. Başa dönerdiüzüntüden ayağa kalkarsa bu ressam, ışıklar bir gece ansızın yok olur,yıldızlardaki kaybolmuş ışık aranır, imkânsız gibi gözüken çıtırtılar boygösterirdi tekrardan bir odada. İşte o çıtırtılar Pi’nin çantasından çıkancızırtılar oldu tarih şeridinde. 2023’ün güneşli bir günüydü. Pi’nin önükaranlık olsa dahi, odanın içindeki herkes seyre koyuldu. O esnada zifiriaydınlık adımlar sapkınca ilerlediğini gördü varlıklar. Önü karanlıktı sapkınadımların, daha çekici geliyordu karanlık varlıklara. Zifiri adımlar yoldayürüdüğü esnada Pi’nin ne benzetme yapacak hali vardı nede bir adım atacakgücü, bu zifiri sapkın karanlığın içinde. Bu keskin genç, odanın içinde bulunanherkese, karanlığın içinde seyir halinde olan her adıma, benzetmeler yapsadahi, bu Pi’nin sonu olur anlayabilecek insan sayısının ise çok az olduğunudüşünürdü karanlığın içerisinde. Zifiri karanlığın gerçek yüzünü gördüğükoltuğu silikleşti, zifiri bir karanlık içinde göründü her nesne. Pi koltuğunda otururken, zifiri adımlarınbenzetmelerle süslenmek istendiği rehber olmuş imparatorların bıraktığı izlerinyanı başına tekrardan gelecekti sapkın adımların karşısında iken. O zamanherkes Pi’nin, “Başla,” dediği karanlığı anlayacak veya o herkesin anladığınıdüşünecekti.Güzel oldubaşlangıçlar dedi. Pi, konuştu odanın içinde seyir halinde bulunan gerçekliğe. “Bu güzel oldudeğil mi?” Tekrar kendisikarşılaştığı sapkın adımlara bir daha seslendi. “Şimdilik evetöyle” diye ekledi, Sentinel ruhlu genç. Hentor, yaniışınladığı geleceklerde Pi olan genç keskin adam, bulunduğu geleceklerde sigaraiçtiği zaman derinlerde olan ve sanki her seferinde içinde yeniden keşfettiğibabası aklına gelirdi. Kimi zaman, bu içgüdünün kendi olduğunu, kimi zamangörünmez bir adam olduğunu, kimi zaman T şeklinde sırtında füzyon reaktörünütaşıyan bir titan olduğunu, kimi zaman ise bulunduğu odada izlediği zifirikaranlıktaki sapkın adımlar olduğunu düşünürdü. Kimi zaman ise bir ejderhanınoğlu olduğunu düşlerdi. O, kimi zamanlar çocuk olmaya seçen bir ihtiyardı. Pi, zifiri karanlıkta sapkın adımları izlerkensürekli yeni misafirlerin geldiği an, odada birinin düşüncesi duydu. “Gerçekten kimbu adam?”Pi karşılık verdiduyduğu düşünceye.“Bende bilmiyorumkim olduğumu, ama bir baba tanıyorum içimde.” Pi, sapkınadımları izlemeye koyulmuş herkesin merak ettiği o sorunun cevabını verdi. “Bir gün sigarayı bırakırsam onu daanlatacağım.” Pi, “O sigaraiçenleri ve alkol içenleri dahi sevmez” diye ekledi zifiri bir eda ile. Pi’ninbabası onun Cyborg haline ve diğer versiyonlarına dahi “Oğlum, içme bırak,”diye bunu defalarca söylemişti kendisine. Burda kesiyorum,ne saçmalıklar mevcut bundan sonraki Pi’nin hikâyesinde değil mi Hentor?Evet, patrondüzeltme bırak olduğu gibi kalsın bu karmaşıklık.Öyle kalsın evet,bu çıktığın en sıkıcı yolculuktu sanırım.Evet, patron, sanakendi geleceğimi gösterecektim olmadı, beni bu sıkıcı 2023’e ışınladın.Anlatamadık, istesek anlatırdık biliyorum işte iş işten geçti. Beni yok etpatron ben artık sıkıldım.Bende, bende ölmekistiyorum. Patron, seningerçekliğindeki yaşanmaz hisler tüm karakterlerine bulaştı. Haberin olsun benölmek istiyorum.Lanet olsun sizdemi?Evet hepimiz.Neyse bu günlük bukadar yeter.Evet, diğerversiyonları zaman içinde yaşayan ölen gezinen kendini, inandığı doğrularaadayan kimselerdi. Pi’nin babası, birtitan dahi olsa her zaman diliminde sigara içerken ve alkol tüketirkengördüğünde hatta kendi yaşadığı gelecekte elmasları eritirken gördüğünde, obabalık yapmasa dahi onun içinde kendisine yol gösteren ve onu olduğu gibikabul eden ve babalık yapan birileri vardı. Hentor, genç bir delikanlıydıışınlandığı gelecekte, çantasından çıkarttığı gerçekliği bir oda içerisinde tümvarlıklara anlatan bir keskin bir gençti. Pi, Cy1327 yılındaAyın derinliklerinde kararlaştıran kararın peşine düşmüş, ışınladığı yüzyıldabir senaristin evine uğramış ve çantasındaki gerçekliği sadece gün yüzüneçıkartıyordu. Asla kendi içinde olanı biteni anlatmadan bu siyah deri çantanıniçindeki zifiri karanlığın etrafı nasılda aydınlattığına tanıklık ediyordu. Pive diğerleri, İçeriye girdiği evin içinde gözüken galaksilerden ışınlanarak busapkın adımları izlemeye koyulmuş gerçeklikler ortalıkta akıp giden sapkınlığınseyrinde izliyorlardı. Pi, yeniden bir kişinin şunları söylediğini duydu. “Bize içinianlat.” Pi, hemen karşılıkverdi sapkınca. “Size içimi anlatmıyorum, oraya kimse hazırdeğil, görevim siyah deri çantanın içinde bulunan zifiri aydınlık içindekikaranlığı bu odanın içinde tüm varoluşa anlatmaktır. O birazdan belirecek,bende gerçeklerle yüzleşeceğim.” Pi’nin karanlığına kimse hazır değildi. Pi,babası yokken dahi ona yol gösterenlerle birlikte yürüdüğü zaman bile, ışığınısöndürdüğü tek bir aydınlık vardı. Işığı, aydınlığı, karanlığa gömülmeyi haketmese dahi, yanlış olmasa bile, yolda beraber yürüdüğü babalıklar yardımseveradamlar onun ışığını, anahtarına basarak söndürdüler, ona her doğrusundababalık yaptılar. Onun hayatyazgısında, üzerini karaladığı tek bir yanlış kelimesi dahi yoktu. Yanlışolmasa bile anlayacağınız bu genç keskin adama, doğru yolun başlangıcı olmasıadına, doğru kelimeleri babalık yaparak karaladılar üzerini. Pi’nin, Ateşçemberindeki hayatı sırasında bir an ortaya çıkan, alevlerin arasından onukurtaran güç olsa üzerini karaladığı tek bir çiziği dahi olmazdı. Siz yine deanlayın Pi’nin yani Hentor ’un veya bir kimliksizin yolda kimlerle yürüdüğünü,alayınki onların bu zifiri karanlıklara gömülmüş odanın içerisindeki sapkınadımların, ışınladığı gelecekte karşılaştığı adamın evinde gerçekleşen siyahderi çantanın içinde var olan, önlerinde seyir halinde geçen kıymetin değerinibilin.Pi, bulunduğu odaiçerisinde cızırtıların yayıldığı sırada “Size ilk önce ateş çemberinianlatacağım” demişti. Cyborg olmak için ilk adım ateş çemberinden geçilmesigerektiğini, Mutlu ve arkadaşlarına, tüm gerçeklik odanın içine yansıdığı anraktöşambırlı deliye, gazete kâğıdını çeviren adama, usulca anlatmıştıgözleriyle.Pi, tümgerçeklikle anlaşmış gibiydi oturduğu hiçliğin içinde. Onun içindeyken Ateşçemberinin içerisindeyken ona güç veren kişi, yani Pi’nin anlaşmalara vardığı biyolojikuzaylı çıkmasaydı karşısına ne Hentor olabilirdi, nede başka bir geleceğingerçekliğinde nefes alan bir varlık. O ve diğerleri olmasaydı asla ama aslaateş çemberinden kesinlikle çıkamazdı. Orası öyle bir yer, öylesine Ateşleriçinde çevrelenmiş bir yer memleket. Pi bu memleketin içerisindeyken kendisininasıl yaktığı her zaman izlediler. İzleyenlerden biri Pi’nin içgüdüleri veanlamak istemediği boyutlar arası varlıklar gibiydi. O kimi zaman bilinmeyeni,kimi zaman ise felsefedeki ihanetin arkasına saklanmış gizem olmuştu onun için.İşte, bundan sonrasını Pi’nin kendi ağzından dinleyeceğiz zifiri karanlığınsapkın adımlarını.“Bu kısa zamaniçinde bay senarist, benim ayların, yıllarım, asırlarım ve var oluşum geçtigözümün önünden. Ateş çemberinden çıktıktan sonra bu deri çantanın içindebeliren kırmızı kitabı düşünmemi ve onu geçmiş zaman içinde bir odada, benianlayabilecek bir insan evladının evinde, gelecekten gelen misafirlerimiz ile,odada park etmiş gördüğünüz uzay mekikleri ve tüm titan liderler tekrardanzifiri karanlıkların arasından çıkan bu kitabı görmek için geldiler bu odaya.Pi’ Ateş çemberinin tadına varan bir çocuktu ve tadını çıkartıyordu. O benimbaşka bir bilmecedeki bedenim. Hentor olmamı sağlayan gururum. Bu oda ve salon içindeki gerçeklik sizigelecekte o kadar çok eğlendirecek ve geçmişinizi o kadar çok üzecek, bir okadarda anın gerçekliğinde bulacaksınız kendinizi ruhunuzda arayın. Ayıniçindeki galaksiler meclisinin emirleri doğrultusunda bu zaman şu anbulunduğumuz anın içindeki gelecekte, kendi kurtuluşuma tanıklık etmemgerektiği görevi verildi ve söyledi bana. Bende merak içindeyim oradan nasılkurtulduğumu eksiksiz izleyeceğiz ve bende tekrardan deneyimleyeceğim Pi’bedenimde.” Pi oldukça kararlıver istikrarlıydı görevinde. Evinde bulunduğu şahsiyetin önündeki perdelerikaldırmış ve gerçekliğin görünmesini sağlamıştı odanın içerisinde. Titanlarziyaretine gelmiş, yıldızların ışığından yolcular kendilerini görünür kılmış,büyüklüklerini gizlemiş, mecliste kararlaştırılan bir odanın içerisine tümzamanın fedailerini sığmasını sağlayabilecek arenaya dönüştürmüşlerdi busalonun gerçekliğini.“Peki ama nedenbenim evim? Ve bu uzay araçlarını neden küçücük,” “Büyük olmasına negerek var sen her gün çocuğuna masal anlatan adam, bizde sana tüm zincirler ilegeldik masalların en iyisini anlatmaya. Çözmem gereken bir gizem var. Hentor ötebenliğim bana, bu kitabı düşünmemi söylediğinde o ana kadar ne ben vardımortada nede senin bedenin, nede bu çantanın içindeki kırmızı kitap vardı ateşçemberindeki zihnimde. Evrenin başında, yaratılmış ilk ruhlardık. Seni Cyborgolmaya davet ettim ama öncelikle bu gerçekleri bilmem icap eder ve benimdetekrardan tanık olmam lazımdı. Mutlu, gözünün önündeki akıp giden gerçekliğigör ve gelecek ile içsel bir temasa geç ve özüne ulaş daha açık konuşamam.”“Dünyaklasiklerindeki rolü mü yapıyorsun bize? Oldukça etkilendim aslında, daha öncene böyle bir hayal gücü nede böyle bir gerçeklik ile karşılaştım. Arkadaşlarımhala uykuda fakat ben garipleştim. Eğlenceyi sokakta buldum, fakat gerçekliğimve düşünmem gerekenler olduğunu anladım. Titan olmak istiyorum, evreninötesindeki inancı istiyorum ama bu çok korkutucu ve gizemli. İnsanların tutsakolduğu şeytanları görebiliyorum, onlarında yaptığım esprilere güldüklerianladım, fark ediyorum bu çok dehşet verici bir gerçek sen nerden çıktın.”Senaristkarşısında oluşan gerçekliğe bir film gibi izliyordu, mimiklerine karmaşa hâkimdi,bıyıkları zamanın belli yerlerinden gelen kendine özgü tasarımlara ait gördüğüuzay araçlarına rest çekiyorken oldukça ruhsal bir deneyim ve olağan üstü birhalde profesyonel gözüküyordu, kendine hakimiyetiyle yaşadığı olayın etkisinealışıyordu, etrafında oluşan mekanikliğin alemi, biyolojik sandığı gerçeklikteyerini aldı. Arkadaşları uyanmış sürekli kendi arasında konuşuyor veetrafındaki tanık olduğu misafirleri bir sanatçı edası ile inceliyorken odanıniçerisindeki en güçlü filolar yerli yerinde yerini almıştı. Pi ise oturduğu koltukta zifiri karanlığıniçindeki bilmecede, bilmeceler gösterdi. Ardı ardına cevapların arasındanarenanın ihtişamının paha biçilmez davaların bilmecesi olduğunu ve ucuz birilyada destanı olmadığını çoktan göstermişti. O, etrafındaki sapkın adımlarınbittiği yerde geri sayım başlamıştı. Kırmızı kitap gerçekliği ile görünürolmuştu. Pi ve diğerleri, hepsi akıp giden gerçekliğin arasında fısır, fısır,konuşsalar dahi arenanın en güçlü adamları bilinmezliğin ortasında karşıkarşıya gelmişti. “Tamam, tamam BayMutlu. Tamam, anlaştık, senden bay senarist diye bahsedeceğim beyefendi. Seninve diğerlerinin içinin nasıl yandığını arenada belirmiş tüm akıllı varlıklarfarkında ve izliyorlar. Benim sana rol kesmeye ne ihtiyacım var? Gördüklerinisende anlayamadın değil mi? Bu kapılar sonsuz, farkındasın sende titanolacaksın, hem senin ve diğerlerinin karşısına yaşadığın yüzyılın gerçekliğineuygun bir insan olarak, Pi olarak çıktım. Hentor bu gerçekliğe oldukça fazla.Gelecekten geliyorum. Ondan sana bahsetmedim biliyorum. Hentor ‘un anlaşılmasıiçin farkındalığımızı biraz daha yükseltmemiz lazım. Her devrin imparatorlarıve titanları zaten bu meseleyi bu arenada vuku bulmasını bekliyor, anlaştıysakkırmızı kitabın ilk sayfasını açacağım. Ve sende bu anı yaşayınca, dikkatiniçekecek detaylar seni belirsiz anlarda karşılayacak. Sonrasında sana gelecekteiçinde eridiğim titandan bahsedeceğim. Ama korkmak yok, cesur bir şövalye gibiaralayacağız bu kitabın sayfalarını.”Bulunduklarısalonun içine yıldız geçitleri ile tasarısı kendine özgü araçlar, zeminden iseateş çemberinin sahipleri dumanların içinden çıkıyordu. Her evrenin varlığı buodanın içerisine akın ediyordu. Mikro anti Solucan deliklerinden akın eden ışıkinsanları dahi vardı. Arena kızgınlaşıyor, hiddetleniyor herkesin içindekigerçeklik derinleşmeye yüz tutmuştu. Pi, neler olup biteceğini tüm gelenmisafirlere anlatmaya görevini laikiyle başlamamıştı. Siyah deriden çantamasanın üzerine akıllı bir arena gibi yerleşmiş ve tüm alanı kaplamıştı. Buarenada bilgi var olacak ve dünyada bir aydınlanma başlatacaktı Pi, usulcaoturduğu koltuktan konuşmaya başladı.“Artık bu sapkınadımların bittiği yeri güvenli nokta ilan ediyorum. Onlar bu yolda yürürken,davetlilerin geldiğini gördü. Ateş çemberi arenanın her yerine yayıldı. Sapkınadımlar daha fazla yürürse eğer ki, herkesin ateş çemberinin içinde nasılyandığına tanıklık edeceğiz. Herkes içinde yanıyor biliyorum. O nedenle, netarafa yönelirse yönelsin karşımızda beliren bu sapkınlık, bizim külolacağımızı biliyor. Ben o sapkınlığın içinde bir zamanlar Kül kralıydım.Şeytanı tökezlettim. O diyarlardan çıktım. Nasıl çıktığımı bende gözler önündeyeniden tanıklık edeceğim, bana kimlerin nerden gelerek kim olduğumu bilmeden,bana anda yardım edeceğini göreceğim. Bir titanda olsan evren bir çark gibiişler aydınlanma zamanını başlatıyorum. Ama bu sefer beni de bir sürprizbekliyor, günümüz insanının nasıl Cyborg’a dönüşeceğini dahi anlatacağım ama,artık bu sapkın adımları ilerletirken onları durduğumu bilin. Çünkü oldukçakalabalık bir ülkede görevimi yapıyorum. Bu şiirsel bir gerçekliktir baylarfakat ötesi çaresizliktir. Çünkü arena çıplaklığı ile ortamızda. Veya yürütsemmi? Tüm misafirlerin nasıl yandığına ve gerçekliğin nasıl yanıldığına tanıklıkederiz. Fena olmazdı. Bu bahsettiğim konuyu, ateş çemberinin içerisindeykeniçgüdüm ile yaptım. Ve herkesin Ateş çemberinde sapkınca fısıltılaraaldandığına tanıklık ettim. İblislerin aldatmasına dalıyorsunuz. Ateşçemberinden dışarıya çıkmak oldukça zordur. Fakat zeminde oluşan okyanusugörebiliyor musunuz? Bende neden bu misafirlerin geldiğini merak ediyorum,bilinmezlik beni de çok etkiliyor.”Bay senaristinevindeki zeminine okyanuslar yayıldı, sisli dumanların arasından görünür oldu.Kimi zaman çığlıklar yayılıyordu okyanusun derinliklerinden, fısıltılar duyuldusisli bulutların arasından kulaklara. Masanın üzerinde bulunan arenanın altındane denli bir okyanusun yattığı aşikârdı artık. İşte, Ateş çemberi bu okyanusunen derinlerinde saklanmış bir gerçekti. Pi, oradaki dünyayı çok iyi biliyordu. İçgüdüsündedahi yanan dünyaları baştan yaratmıştı o kızgın alevlerin içinde. Tam 7.Dünyasını yaratıyordu ki oradan çıkartıldı. Dünyaların nasıl yandığına tanıklıketti. Oranın yaşamını ve hayatını soludu. Kim olduğu bilinmiyordu ve Pi kendikimliğini açıklamadan önce bir bilinmeyendi, Ateş çemberinde okyanuslarınaltındaki kentte, o memleketten çıkmadan önce içgüdüsü kendini özgürleştirdi.Özgürleştirdiği bu yolda, gidebileceği yolların sonuna geldiğinde belli başlıkardeşler, liderler, gücünün farkında olmayan adamlar ve kim olduğunu, yolunsonuna neden ve nasıl geldiğini bilmeyenler arasında kendisi de vardı.Kimliksiz sadece iki kişi vardı. Pi’nin arenanın içerisindeki bedeni için bugeçerliydi. Pi’nin devasa bedeni ise gerçekleri zifiri sandığı ortamın gerçek yüzünügörmeye başlamıştı. Pi, kendisinin kim olduğunu bilmediği zamanlarındaydıarenanın içerisindeyken. Pi, salonun ortasında beliren arenaya, okyanusun enderinliklerinden çıkartılmıştı. Çıkartılmayı hak etmişti. Şimdi ise bu odanıniçerisindeki her misafir Pi’nin ateş çemberinden nasıl çıktığına tanıklık etmekiçin burada. Bu durumun bir sebebi vardı. Pi’ için bir kıvılcım vardıokyanusların altında, zamanı geldiğinde herkesin alevlendiği göreceği birkıvılcımdı o. Pi, itaatkâr içgüdüsü ile tekrardan bir kıvılcım mı ateşleyecektiışınlandığı zaman dilimindeki memlekette. Cy1327 yılı meclis toplantısındakararlaştırılan görevler oldukça önem arz ediyordu gelecek adına. Zamandayolculuğun serbest olduğu dönemlerde galaksiler arası savaşlar Pi’nin geldiğizaman dilimindeki görevlerini başarıyla yapması halinde tüm savaşları sonaerecekti. Pi’nin yapması gereken sadece ateş çemberinden nasıl çıktığını buyüzyılda anlatmaktı. Sonra içinde ay meclisin planları hali hazırda diğeryüzyıllar için vardı. Pi sakince bu arenanın üzerine nasıl vardığını anlatmayabaşladı. Tüm dinleyiciler bu sakin tavrı usulca izlemeye koyuldu. Varoluşresmen bir odanın içine sığmıştı.“Selam sizemihracenin karanlığı, selam size düşünürler. Birazdan tanık olacağım benimgerçekliğimdir. Gördüğünüz arenanın içerisinde yatan beden benim ateşçemberinden çıktığım bedenimdir. Şimdi ise onun ne denli bilinmezlikten nasılçıktığını hep birlikte tanıklık edeceğiz.” Etkili bir gelecekherkesi bekliyordu. Pi ayağa kalktı ve arenanın etrafında gezinerek dalgalaroluşturmaya başladı. Etrafında uzay araçları selamlıyor ve onlara keskinbakışlar atıyordu. Her bir aracın içerisinde çok önemli varlıklar vardı. Mutluve arkadaşları yıldız geçidinden gelen akıllı varlıklar ile bir bütün olmuştu.Boyları küçülmüş, uzay araçlarını ziyaret etmiş önemli kimseleri görmüş vearenanın etrafını kaplayan tribünlerde yerini almışlardı. Tribünler oldukçamekanik ve füzyon reaktörleri ile hava uçuyordu. Tasarlanmış en değerli arenaodanın içerisinde bulunan cam masanın üzerinde katmanlardan oluşuyordu. Pi’ninboyutu etkileyici salonda, devasa gözüküyor ve heybetini tüm misafirleregösteriyordu. Pi’nin hikâyesi gözler önüne çıkmaya başlamıştı. Pi’nin Ateşçemberinden çıktığı anki bedeni Arenanın üzerinde sessizliği ile dizlerineeline bağlamış bir halde yatıyordu. Pi, kendisini tek başına zannediyordu.Perdelerin arkasında bir evren onun gerçekliğini izlemekteydi. Pi’nin ateşçemberinden çıkan bedeni için görünmeyen perdeler hâkimdi. O masanın altındakibulunan okyanusların derinliklerinden yükseltilmişti. Sapkın adımların bittiğian yükselmiş bir bedendi Ateş çemberinde. Pi’nin devasa bedeni evine girdiği senaristinsalonunda normal bir insan boyundaydı. Diğer varlıklar ise bir karınca enbüyükleri ise bir çekirge kadardı. Devasa olan varlıklarda vardı onlar ise dahabu odaya gelmemişlerdi. Pi’nin bedenine derin okyanusların altından çıkanizleyiciler tırmanmaya başlamıştı. Hepsi diz kapaklarını geçemeden kül oluyordusoludukları oksijen ile. Pi’nin bedenine çıkmaya ve ona zarar vermeye çalışandavetsiz misafirler, izleyiciler Pi’nin en azılı düşmanlarıydı. Pi’nin derinliklerinaltından çıkan bedeni ise yalnız başına esaretin bittiği anı deneyimliyordu.Arenanın siyah zifiri karanlığı onun için tek düze bir perspektifti. Perdelerinarkasında ise gizlenmiş bir açı, acısıyla gerçek bir perspektif hâkimdi. Pi’nin devasa bedeni, olan biteni izliyorken,Ateş çemberini deneyimleyen bitmişlik hissini yaşayan bedeninin yanına biri,Arenanın çevresindeki hologramın gerçekleri gizleyen perdenin arkasından,Pi’nin devasa bedenine elini kaldırarak “Affet beni kardeşim, bunu yapmakzorundaydık,” dedi. Önce elindekibaltasını Arenanın içerisindeki Pi’nin yanına savurdu, arenanın içindekikırmızı kitabın üzerinde yatan Pi, asla çevresindeki olan biteni farketmiyordu. Sadece siyah bir zeminin üzerinde sessizlikle yattığını düşünürkensavrulan baltanın yanına düştüğünün farkına vardı. Arenanın içerisinde güm edenbalta, perdelerin arkasındaki gerçeklikte herkes olan biteni haliyle esrarengizbuluyordu. Baltasını savuran gücünün farkında olamayan adam sonra zıplayarakgirdi bilinmezliğin içine. Pi’nin devasa bedeni ise ilk defa yüzleşiyordu bugerçeklikle. O yüzleştiği gerçeklik onun için yeni bir deneyimdi. Geçmişiizliyor ve bilinmezlik sandığı zifiri karanlığın arkasında bir gerçeklikgizliydi. Arenanın içerisindeki bedeni ise o sıradaartık kimsenin bulunduğu yere gelemeyeceğini koruyucularından öğrenmişti. Obunun doğru olmadığını sezgisi ile anlamıştı. Pi’nin devasa bedeni ise, o dahibilmiyordu zifiri karanlığın içerisinde yatarken perdelerin arkasındaki dönenkarmaşanın gerçekliğini yaşarken. O’nun için zordu kendi gerçekliğini perdelerarkasından izlemek. Ay meclisi bir karar vermişti ve Pi’nin gerçekleşmesigereken gerçekler vardı. Ve onu Ateş çemberinden çıkaran kimseler, onun Hentorolmasındaki sebebin bir gerekçesi vardı ve Hentor gelecekte Pi’ningerçekliğinden, acılarından kopan bir tasarıydı. Şimdi ise gözlerinin önündegerçeklerle yüzleşmek için büyük bir savaş vermeye hazır, olanı biteni tanıklıkediyordu.Saçları koyunyünügibi, uzun ve kırçıllı gözüküyordu içeriye zıplayan adamın. Baltası arenanıniçerisindeki Pi’nin kıvrılmış bedeninin yanına düşmüştü. Pi’ baltanınfarkına vardı. Onu ateş çemberindençıkartmasına yardımcı olan koruyucular yukarıdan onu izliyordu. Koruyucularolduklarından farklı bir kılıkta göstermişlerdi kendilerini. Pi’nin arenanıniçinde yatan bedenine, onlar koruyucuydu. Pi’nin koruyucuları onu bulunduğuyere gelmesini sağlayan adımları söylemişlerdi, kendisine, ateş çemberindeki enazılı düşmanlarıyla beraberken. O düşmanlardankurtulması oldukça zamanını almıştı. Onlarla konuşuyorken Pi’nin artıkiçgüdüsünün durmasını ve artık hayaller kurmamasını söylüyordu. İçgüdüsündekihayalleri onu doğru yolu bulmasına yardımcı olsa dahi, ateş çemberinde beraberolduğu düşmanları içgüdüsünü her zaman saptırdılar. Sanki arenanın içerisindekara bir tahta vardı ve Pi’ bu tahtanın üzerine gerçekleşmesini istediğihayallerini gerçekmiş gibi çiziyordu. Pi için her yer zifiri iken, arenayaçıkartıldığından bu yan 2 kişi ile içgüdüsü ile iletişime geçmişti. Onlar karatahtaya çizilen gerçeklerdi aslında içgüdüsünün artık durmasını söyleyen ateşçemberindeki fısıltıların alışkanlığını gösterdi koruyucuları Pi’nin kendisine.Koruyucular artık Ateş çemberindeki insanları düşlememesini ve o diyardanvazgeçmelerini söylüyorlardı fakat pi şeytanları avlayan bir insandı. Pi’ninateş çemberinden çıkan bedeni üzülmüştü. Ve vazgeçti fısıltılardan. O bu içgüdüsü ve hayal gücü kendisinebağımlılık etkisi yapmıştı, onun ateş çemberinden çıkmasına yardımcı olmuştu.Arenanın üzerine çıktığında koruyucular kendisine artık hayalin ve gerçekliğinne olduğunu gösterdiler Pi, içgüdüsünde gerçekleşen tüm duyguların hayalolduğunu anlayınca herşeyi bitirmişlik hissene ver kurtulduğu ateş çemberindenbir başka basamağa çıktığını bilincindeydi. Ama etrafında kimseyi göremiyordu.Onu ateş çemberinden uğurlayan insanlar bizi unutma dediğini hatırladı. Onlar,o kimseler hayal veya içgüdüsü değildi. Ateş çemberi şeytanlar ve iblislerledolu dünyanın görünmeyen tarafıydı. Onlar bizzat ateş çemberininderinliklerinden kurtulmasına yardımcı olan ve arenaya çıkartılmasına olanaksağlayan ve hologram perdenin arkasından onu izleyen misafirlerden kimselerdi.Pi’nin devasa bedeni bu gerçekliğe ilk defa tanık oluyordu. Ve kendiparadoksunu çıplaklığı ile görüyordu. Paradoks ve olasılığın çapraz bağlatışınabu gerçekliklere dayanabilecek zincirlerin halkalarından yalnızca biriydi.Pi, ateşçemberinin içerisindeyken kendisini çok yaktı, bu durumun farkındaydı. Oranınkabilesi Pi’nin kendisini çok üzmüştü, Ateş çemberinde fısıltılar o kadarderinlerden geliyorsa olsa dahi oldukça saptırıcı oluyordu Pi’nin içgüdüsü veateş çemberindeki bedeni için tek bağlılık kurtulmak isteyen ruhları veruhlarını iblise satanları arayıp onları kurtarmaktı. Pi, Ateş çemberinden özgür bıraktığı içgüdüsüile doğru yolu bulmuştu. Bu içgüdü, kimi zaman hayal gücü, kimi zaman iseinandığı ve doğru bildiği gerçekler oluyordu, Pi bu yüzyıla ışınlamıştı fakattüm gerçeklere bilerek ışınlanmıştı, kimi zaman ise ruhu gökyüzündeki dünyadageziyordu, fakat inandığı asil bir ruhu vardı dünyalar içinde. Bu fısıltılararasından özgürleştirdiği içgüdüsü zorluk çekiyor koruyucularının sesiniduymakta zorlanıyordu. Ama o, en sonunda yönlendirilen koruyucuların sesiniarası sıra duymayı başarsa da bir girdabın içerisinden kurtulmaya çalışıyordu,fısıltıların sahipleri buna asla izin vermese de girdabın içerisindeyken, o, ensonunda başarmıştı yolun sonuna varmayı en zifiri karanlık gecesinde.Koruyucuların ve onların söylediklerini yapmıştı. Onlara inanmıştı. Çünküonları yönlendiren doğru insanlardı ve onun yolun sonuna geldiğinde bulunduğuateş çemberinden arenanın üzerine yükselmesi sağlamıştı. Koruyucular birsinekti. Sinek görünümlü melekler. Sapkın adımlarınyarattığı arenanın gerçekliğinde bazı kimseler onlar ateş çemberinden Pi’ninkurtulmasına olanak sağlayan zincirlerin halkalarıydı. Pi, o zamanlar gençti,yolun çok başındaydı. Ne Hentor olduğunu biliyordu nede zincirlerin en önemlihalkasını olduğunun farkındaydı. Pi hareketlendi ve salonun içerisindeki tümmisafirlere konuştu.“Durun, bulabirentin içinde ne denli önemli konuları konuştuğumuzun farkında mısınız? Bugirdabın içerisinde kendinizi görün. Bu perdenin arkasında Pi’nin yani benimnasıl bir yoldan geçtiğimi izlemenin bana çok acı verebileceğini biliyorum. Bugerçekliğe ilk kez tanık oluyorum. Ben geçmişimi doğru bir gözle izlerkengelecekteki kargaşayı dünyamı durduracağım. Başka bir yolu yok sanırım bu acıyısırtlanacağım zamanda yolculuğun serbest olduğu andaki savaşların durmasıadına, sonra kâinatı selamlayacağım! Ve bu saatten sonra Arenanın içerisindekibedenimin ile düşlediğim diyarın tekrardan en serseri ve sanatçısı olacağım.İçeri giren adamoldukça gençti. Çok zayıftı onlara göre. İnce dudakları, küçük gözleri, parlakuzun dişleri, çok beyaz bir teni olsa dahi bu geleceğin adamı değildi. Elindeparlak, siyah deriden bir çanta tutuyordu. İçeri girince, çantasını yeresakinliğiyle koydu. Bağladığı saçları açtı. Derin bir nefes aldı ve evin genişsalonunda, evin sahibinin bahsettiği arkadaşlarıyla karşılaştı, yergösterilmesini beklemeden kalitesiyle oturdu. Höldeki insanların onu meraketmesiyle “Adım Pi, ama ben gelecekte ‘Genç Keskin’ olarak anılırım.” diye sözebaşladı. Son söylediği enteresandı.Patron bensıkıldım.Ben de.Patron?Evet Hen…Patron, bazısahneler çok iyi di fakat anlatamadın yaşandığı gibi.Evet, fark ettim.Bu bilmeceyitamamlamak üzerine çalışmak isterdim. Ama bu bilmece çözülemeyecek kadarkarıştı evlat. Bir yazarın karaktere dönüşünce, düşlediği karakterlerinyazarına bir girdap hazırlaması ne kadar korkutucu ise, bu girdabı olduğu gibiresmetmek de bana çok korkutucu geldi. Ve daha anlaşılır bir çıkılmaz yolbularak sonlandırmak istedim. En azından ateş çemberindeki girdaplardankurtuldum, içim rahat. Bir gün düzelteceğim o zaman içim daha da rahatlayacak.Kırmızı bulut defteri, bir başlangıçtı. Tüm hikâye orda başladı, hiçbir zamanbirleşemeyecek bir yaratılmış hikâyeler var oldu ve Thor bana çekicini verdi, Odinkrallığında ağırladı ve valhala bana bir gün selam verdi. Ve bu benim sonum olduğu gibi lanetim oldu.Kapatıyorum bu laneti şimdi. İçine girmeyeceğim bir laneti sıraladım satırlara.Çılgınlığın kendini doyurduğu andayım sevgi enerjimi size gönderiyorum ve siziseviyorum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

28okunma 4beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…