31. bölüm · Gökyüzünün Kalbi

31. Bölüm

Elçin Karaatlı

Barış ile ilişkimizi yeniden başlatma kararı aldığımız o günden sonra sanki tüm hayatım baştan aşağı değişmişti. Bana her gün aşk dolu gözlerle bakan bir adama sahip olduğumu bilmek oldukça içimi rahatlatıyordu.

Mezuniyete son 3 gün kalmıştı ve biz kızlarla ne giyeceğimizi seçme aşamasındaydık. Çok güzel olup Barış’ın aklını başından almak istiyordum ama daha ne elbiseme ne de saçıma karar verememiştim.

Uyandığım ilk anda etrafa baktım. Uzun zamandır hiç bu kadar huzurlu bir uyku çektiğimi hatırlamıyordum. Bunun sebebi dün gece Barış’ın ikimiz de uyumadan önce bana telefondan masal okuması olabilir miydi?

Yüzümde kocaman bir gülümsemeyle yatakta doğrulup gerindiğim sırada karşı koltukta bir elbise olduğunu gördüm. Kaşlarımı çatarak yataktan kalktım ve bu elbisenin nereden geldiğini anlamaya çalıştım ama elbiseye bakarken ne kadar zarif ve olağanüstü bir şıklıkta olduğunu görünce babamın almış olabileceğini düşünerek omuz silkip aynanın karşısına geçtim ve elbiseyi üzerime tuttum.

Lacivert, saten, iki askısı olan muhteşem bir elbiseydi. Hemen kızlara elbisenin fotoğrafını çekip attığımda hepsi bayıldı.

İlayda: Şaka yapıyorsun! Kızım bu süpermiş.
Selin: Gerçekten muhteşem bir elbise.

Sonra garip bir şekilde onlar da birer elbise attılar.

İlayda: Bakın bizimkiler de bana sürpriz yapmış, harika değil mi?

İlayda pembe, saten ve straplez bir elbise atmıştı. Gerçekten onunki de çok güzel görünüyordu.

Selin: Şaşıracaksınız ama benimkiler de bana almış sanırım. Odamda duruyordu.

Selin’in attığı elbise de toz pembe renkte, havalı bir elbiseydi ama işin garip tarafı hepimize ailelerimizin sürpriz yapmaya karar vermiş olmasıydı. Anlaşmışlar gibi hepimiz odamızda bulmuştuk bu elbiseleri. O an elbisenin güzelliğine kapılarak bu durumu pek de önemsemedim.

Hemen hazırlanarak okula gittiğimde zaten okulun son günleri olduğu için hocalar ders işlemiyor diye bahçeye çıktık.

Kaan, Mete, Selin ve İlayda gayet güler yüzlü bir şekilde sohbet ederlerken ben beyaz atlı prensimi bekliyordum.

“Bu da Barış’la çıkmaya başladığından beri bizi görmez oldu.” Diyerek göz deviren Kaan’a dönüp güldüm.
“Kaan, yapma ama, sizinle de gayet sohbet ediyorum.”

“Lütfettin reis ya.” Herkes Kaan’a gülerken Barış birden yanımızda beliriverdi.

“Selam güzelim.” Diyerek beni şakağımdan öptü.
“Selam.” Diyerek elini tuttum.

“Bunlar yine her an öpüşebilir. Biz gidelim en iyisi.” Kaan’ın esprisi üzerine İlayda, karın boşluğuna yumruk atınca anlık nefesi kesildi.
“Sus artık.”

“Kızım sen de çok hızlı vuruyorsun ya.” Kaan, sızlanarak karnını ovalarken Mete’de ensesine vurdu.
“Kız haklı oğlum, sabahtan beri boş yapıyorsun.”

“Arkadaşlar, lafınızı bölüyorum ama sormam gereken önemli bir şey var.” Dedi Barış büyük bir ciddiyetle.
“Odanızda mezuniyet için bırakılmış bir abiye veya takım elbise buldunuz mu?” Barış’ın sorusu üzerine herkes birbirine baktı.

“Evet.” Dedim ben tok bir sesle. Bunun üzerine Barış diğerlerine baktı.
“Ya siz?”

Herkes onaylarcasına başını salladığında Barış, ellerini ceplerine sokarak volta atmaya başladı.
“Sikeyim artık böyle işi.” Diye söylendiğinde bir problem olduğunu anladım.

“Barış, neler oluyor?”
“Bu kıyafetler, o şerefsizin işi olabilir Nil.” Duyduğum cümle ile elim ayağım titremeye başladı. En son ki olayı hâlâ tam olarak atlatabilmiş sayılmazdım. Bu durum beni sürekli tetikliyordu.

“Ne yapacağız?” Diye sordu İlayda endişeli bir yüz ifadesiyle.

Barış, önce bir süre düşündü ve sonra aklına bir fikir gelmiş gibi bana baktı.
“Herkes o lanet elbiseleri giyecek ve mezuniyete gelecek. Bu sefer o herifleri polise teslim edeceğiz ve iş bitecek.” Dedi kararlı bir yüz ifadesiyle.

“İyi de bunu nasıl yapacağız?” Mete’nin sorusu üzerine Kaan da konuştu.
“Ava giderken avlanmayalım.” Herkes çok tedirgin görünüyordu.

“Amcam Halit Saygın, bize yardım edecektir. Emin olun gözü döndüğünde kimse onu durduramaz.”
“Amcan bize nasıl yardım edecek?” Diye sorduğumda ise aldığım cevap beni fazlasıyla korkuttu.

“Amcam, adamlarını okulun etrafına, görünmeyen alanlara yerleştirecek. Bu adamlar silahlı adamlar olacak ve herhangi bir olayda ortaya çıkacaklar. Maalesef şiddete başvurmak zorundayız Nil. Bu adamla başka türlü baş etmemizin imkanı yok. Ya bizi teker teker avlayacak ya da biz onu avlayacağız.” Dediğinde tüylerim diken diken oldu. Boyumuzdan büyük bir işe giriyorduk. Ben böyle şeylerden hoşlanan biri değildim. Aslında yanımızdaki kimse bu durumdan hoşnut değildi ama madem mecburduk, o zaman bunu kabul etmek zorundaydık.

“Peki, kabul ediyorum.” Dedim elimi ortaya koyarak.
“Eyvallah reis, sen kabul ediyorsan bize bok yemek düşer.” Diyerek Kaan’da elini elimin üzerine koydu. Hemen ardından Barış’ta koydu.

İlayda, Mete ve Selin bir süre düşündüler. Onlara hak veriyordum. Birden kendinizi Ateşe atın diyemezdim.

“Ben de varım.” Diyerek İlayda elini Barış’ın üzerine koydu. “Umarım gencecik yaşımda toprağa karışmam.” Dedi dua eder gibi gökyüzüne bakarak.
“Siz varsanız biz de varız. Anca beraber kanca beraber.” Herkesin elleri bir yerdeydi. Artık ayrı ayrı değil bu kötülükle birlikte savaşacaktık.

*******

Eve geldiğimde babamın endişeli yüzüyle karşılaşınca ne olduğunu anlamaya çalıştım.

“Baba, sen iyi misin?”
“Nil, bugün ben annenle konuştum kızım.” Dediğinde başımdan aşağı kaynar sular döküldü.

“Baba, sen annemin kaçırıldığını söylemiştin.” Dediğimde babam başını iki yana salladı.
“Kaçırılmamış, sesi gayet iyiydi. Sadece kendine yeni bir hayat kurmak istemiş ve bunu da biz olmadan yapmayı tercih etmiş.” Duyduklarıma inanamadım. Öfke tüm vücudumu ele geçirdiğinde ağlamamak için kendimi zor tuttum.
“O zaman keşke kaçırılsaymış. En azından inandığım annem aklımda bir yerlerde yaşamaya devam ederdi.” Diyerek hızla odama gidip kapıyı çarptım.

Yatağıma geçerek ağlamaya başladığımda babam yanıma geldi.

“Nil…”
“Baba, lütfen gider misin? Yalnız kalmak istiyorum.” Dediğimde babam daha fazla diretemeden odadan çıktı. Ben ise başımı kollarıma gömerek ağlamaya devam ettim. Tam bu sırada bir mesaj geldi.

Ayaz: Mezuniyette seni görmem lazım. Söylemem gereken önemli bir şey var.

Mesajı okurken bir yandan gözyaşlarımı sildim.
Bu ne demek oluyordu şimdi?

Ben düşüncelerle boğuşurken uyuyakaldığımın farkında bile değildim. Ertesi güne gözlerimi araladığımda tam baş ucumda bir not görünce şaşkınlık ve uyku sersemliğiyle karışık bir halde hızla doğruldum ve notu açtım.

Bunu mükemmel bir gün yapacağız.

Şok içinde notu okuduğumda ellerim titreyerek nefesimi kontrol etmeye çalıştım.

Artık sona geliyorduk