9. bölüm · Gizli numara
Parti
Bölüm 9 — Parti
Grup sohbeti yine alev almıştı. Selin henüz Kerem’i engellemenin etkisindeyken, Duru’dan gelen bir mesaj dikkatini çekti:
*Duru:* “Bu arada kızlar, yarın Mert’in partisi var. Tüm okul orada olacakmış. Selin, sen geliyorsun değil mi?”
*Özge:* “Ay evet, o partiye gitmezsek kesin dışlanırız haha. Ama Selin… Mert hâlâ sana yanık bence.”
Selin ekranı kaydırırken iç çekti. Mert… Sessiz, efendi, düşünceli bir çocuktu. Yıllardır belli belirsiz onun yanında dolanır, özel günlerde mesajlar atar, bir adım atmak için hep doğru zamanı kollardı.
*Selin:* “Bilmiyorum kızlar… Mert hep çok iyiydi bana ama ben ona hiçbir zaman o gözle bakmadım.”
*Duru:* “Tam da bu yüzden gitmelisin. Hem hava değişikliği olur. Eğleniriz. Belki biri de bazı şeyleri fark eder…”
*Özge:* “Ayyy evet! Hem Kerem o partide olursa, o bakışlarını yine üzerinden ayıramaz. Sen de Mert’le biraz yakın olursun, oh mis!”
Selin hafifçe gülümsedi. Belki de gerçekten gitmeliydi. Her şeyin kontrolünü eline aldığına göre, Kerem’le oyunu bitirdiyse, artık yeni bir sayfa açmanın zamanı gelmişti.
Ama içinin bir köşesinde, Kerem’in orada olma ihtimali, bu kararı biraz daha heyecanlı hâle getiriyordu…
Bu mesaj Selin’in içinde küçük bir kıvılcım yaktı. Çünkü Duru'nun söyledikleri doğruydu. Kerem değişmeye başlamış gibiydi. Bakışları, ilgisi, hatta bazen söylemediği sözler bile Selin’in kalbine birer işaret gibi kazınıyordu. Ama Selin bunun gerçek olduğuna inanmak istemedi.
*"Evet, farkındayım ama artık geç. O sadece oyun oynadığını sandı. Oysa ben kazandım. Bitti."*
Grup bir anda hareketlendi.
*Özge:*
*“Helal be kraliçem! Kendine yakışanı yaptın. O seni hep küçümsemeye çalıştı. Ama sen zekanla ezip geçtin.”*
Selin mesajları okurken gözleri hafifçe doldu. Arkadaşlarının desteği içini ısıtsa da Kerem'e dair içinde kıpırdayan o küçük his bastırılamıyordu. Belki de duygularından kaçmak için böyle bir karar almıştı. Belki de gerçekten onun için oyundu bu.
Ama ne olursa olsun…
Bugün itibariyle bu oyunu bitirmişti.
Ve artık roller değil, gerçekler konuşacaktı.
Grup mesajları yine hareketlendi. Selin ani bir kararla yazdı:
*Selin:*
“*Kızlar, karar verdim. Yarın partiye geliyorum.*”
İlk tepki Özge’den geldi:
*“NE?! Ciddi misin?! Daha iki saat önce ‘her şey bitti’ diyordun.”*
*Mina:*
“Bunu sevdim! Güçlü Selin geri dönüyor! Ama bak, sadece eğlenmeye gidiyoruz. Kerem'i falan düşünmek yok!”
*Duru:*
“Ve itiraf et, o çocuk da orada olacak diye gidiyorsun, dimi?”
Yanına kahkaha emojileri eklemişti.
Selin telefonuna gülümseyerek baktı.
*“Belki biraz… Ama asıl nedenim eğlenmek. Ne de olsa kazanmış bir kızın kutlamaya hakkı vardır.”* yazdı.
*Özge:*
“Yani seni giydiriyoruz, hazırla kendini. Makyajdan eteğe kadar her şey bende.”
*Mina:*
“Yarın sahne senin Selin. Hazır ol, herkes seni konuşacak.”
Selin mesajlara bakarken içi biraz kıpır kıpır oldu. Hem heyecan hem de biraz huzursuzluk…
Partiye gitmek sadece eğlenmek değil, aynı zamanda Kerem’e son darbeyi vurmaktı onun için.
“*Bu bir oyundu kazanan da ben. Ve bunu sana göstereceğim.*” diye geçirdi içinden.
Ve uykuya dalmaya hazırlandı.
Kerem, Selin’in mesajını okuduktan sonra telefonunu yavaşça cebine koydu. O an etrafında olan her şey bulanıklaşmış, sadece aklında tek bir düşünce yankılanıyordu: Selin.
*İç ses:*
“Neden bu kadar etkileniyorum? Daha önce hiç böyle hissetmemiştim. Bu kız, kafama kurşun gibi oturuyor, ama ben inkar etmeye devam ediyorum. Aşık olmak… bu kelime bile korkutuyor beni. Çünkü aşık olmak demek, kontrolü kaybetmek demek. Güçsüz olmak, açık vermek… Ben bunlara alışkın değilim. Kendi kurallarımı koyarım, kimseye boyun eğmem, ama onun karşısında neden dizlerim titriyor anlamıyorum.”
Gözleri tavanı süzerken içindeki fırtına büyüyordu.
*İç ses:*
“Bana mesaj atması… bunun bir oyunun parçası olduğunu sanmıştım önce. Ama yok, değil. O gerçek. O hissediyor. Peki ya ben? Ben ne yapıyorum? Başta bu yalanı söyleyerek eğlenmek istemiştim onun savunmasız olmasından yararlanmıştım hep ama istediğimden farklı oldu. Ben ne hissediyorum böyle ? Onu uzak tutmaya çalışıyorum ama kalbim her hareketini izliyor, her sözünü tekrar tekrar düşünüyor. Neden onu kendimden uzaklaştırmaya çalışıyorum? Neden sürekli onu izliyorum? Düşünüyorum? Kalbim neden böyle atıyor?Kendime bile yalan söyleyemem artık. Onunla ilgili düşüncelerim durdurulamaz bir nehir gibi akıyor beynimde.”
Yüzünü ellerine aldı, derin bir nefes çekti.
“Bunu kabul etmek zorunda değilim, ama inkar etmek de çözüm değil. Aslında ben korkuyorum. Korkuyorum çünkü bu kadar derin hissetmek, ona bağlanmak demek. Eğer incinirsem? Ya kaybedersem? Bugüne kadar hep güçlü oldum, sert oldum, ama içimde sakladığım bu yumuşak taraf… Selin onu ortaya çıkarıyor. İstemeden, farkında olmadan. Ve ben buna direnmeye çalışıyorum, ama nafile.”
Kerem ayağa kalktı, odada yürümeye başladı.
*İç ses:*
“Beni en çok kızdıran şey, onun beni böyle etkilemesi. Kendi oyunumu kurmuştum, kontrol bende olacaktı, oysa şimdi rol değişti. O beni oynuyor sanki. Belki de oynamam gereken kişi benim, ama ilk kez bu kadar savunmasız hissediyorum kendimi. Her hareketinde kalbim hızlanıyor, her bakışında aklım karışıyor.”
Bir an durdu, aynaya baktı.
“Selin… Onun adını duyduğumda içimde bir sıcaklık yükseliyor. Bunu kabullenmek istemiyorum ama gerçek bu. Ve işte bu yüzden şimdi korkuyorum. Korkuyorum çünkü sevmek, benim için hiç kolay olmadı. Ama onunla… belki de her şey değişecek.”
Kerem derin bir nefes aldı, gözlerinde hem kararlılık hem de korku vardı.
“Ne olursa olsun, bu hislerle yüzleşmek zorundayım. Ya onun yanında olacağım, ya da onu kaybedeceğim. Ve bu sefer, hiçbir oyun işe yaramayacak.”
O gece, Kerem’in iç dünyasında fırtınalar koparken, kalbinde yeni bir şeyler filizleniyordu. Korku, öfke, umut ve belirsizlik… Hepsi bir aradaydı.
Kerem telefonundaki mesaj bildirimine baktı. Ekranda Cenk’in mesajı yanıp sönüyordu:
*“Yarın partiye gidiyoz dimi brom?”*
Kerem derin bir nefes aldı, kafasında hala Selin’in düşünceleri vardı ama Cenk’in mesajı onu gerçekliğe geri çekti.
*İç ses:*
“Parti… belki orada her şeyi bir kenara bırakırım. Ama Selin olmadan… o bile zor.”
Bir an tereddüt etti, sonra cevabı hızlıca yazdı:
*“Evet, gideceğiz. Kafamı toparlamam lazım .”*
