11. bölüm · Gizli numara
Kıskanmak
11.Bölüm- Kıskanmak
İçeri adım attığımda, kız arkadaşlarımın gözleri hemen üzerime çevrildi. İlk olarak elimdeki kocaman, bembeyaz orkide buketine takıldı bakışları; özenle seçilmiş, zarif çiçek adeta geceye yakışır bir parıltı taşıyordu. Ardından beni dikkatle süzdüler, sarı saçlarım dalgalanıyor, sırt dekolteli elbisem hafifçe parıldıyordu.
Birbirlerine bakışıp gülümsediler, o an sanki aramızda sessiz bir onaylama yaşanıyordu: “Selin bu gece çok farklı, yanındaki Mert ise tam bir prens.” Özge hemen yanıma geldi, gürültülü ama içten bir sesle, “Vay canına, bak seni ne güzel getirmiş Mert! Çok şanslısın, gerçekten,” dedi. Mina ise gözlerini kocaman açıp, “Çiçekler de tam sana yakışmış, bayıldım!” diye ekledi.
Mert hafifçe utanarak ama gururla yanımda duruyordu. Arkadaşlarımın bu hali beni hem mutlu etmiş hem de biraz utandırmıştı. İçimde, Kerem’den bağımsız yeni bir ben doğuyor gibiydi.
Ortamda hafif bir müzik başladı, renkli ışıklar dans ediyor, herkes parti havasına tam anlamıyla girmişti. Mert elimi sıktı, “Hadi, biraz eğlenelim,” dedi. Gecenin heyecanı, etrafımızdaki enerjiyi de beraberinde getirmişti; ben de kendimi yavaş yavaş bu yeni dünyanın içine bırakıyordum. Ta ki beni izleyen iki çift gözü görene kadar…
Tam o an, dans eden kalabalığın arasından iki çift göz beni ve Mert’i izliyordu. Kerem’di bu. Siyah deri ceketinin kolu hafifçe kıvrılmış, elinde viski bardağı vardı. Bardağı hızla kaldırıp tek bir yudumda içti, yüzü kıpkırmızı, öfkeyle doluydu. Gözleri karanlıkta parlıyor, içindeki fırtınayı saklayamıyordu.
O an hissettiğim şey sadece dikkat çekmek değildi; içinde patlamaya hazır bir volkan gibiydi. Gözlerini bizden ayırmadı, sanki tüm dünyayı unutmuş, sadece bize kilitlenmişti. Mert elimi sıkıca tuttu, gözlerim Kerem’den kaçarken kalbim deli gibi çarpıyordu. O an fark ettim ki bu oyun, sadece bizim istediğimiz gibi ilerlemeyecekti.
Mert, Kerem’in karanlık bakışlarını fark etmemiş gibiydi. Gülümseyerek, “Dans etmek ister misin?” diye sordu. Başımı hafifçe salladım, kalbim hala Kerem’in bakışlarının ağırlığı altında hızla atıyordu. Mert nazikçe elini belime götürdü, sıcaklığı tenime yayıldı. Ben de kollarımı istemsizce boynuna doladım, aramızdaki mesafe eriyip yok olmuştu.
O sırada Kerem, masanın kenarına yaslanmış, ikinci viski bardağını aldı. Bardağı dudaklarına götürürken yüzündeki öfke biraz daha derinleşmiş, gözlerindeki kıskançlık alevlenmişti. Sanki içindeki fırtına daha da büyüyordu ama bunu dışa vurmak yerine, sakin ama keskin bir şekilde gözlerimizde duruyordu.
Mert’in eli belimde yavaşça kayarken, Kerem’in bakışları beni kavuruyor gibiydi. İçimde karışık duygular uyanıyordu; korku, heyecan, huzursuzluk... Hepsi bir aradaydı, ama ben o an sadece Mert’in sıcaklığını ve ritmini hissetmek istiyordum.
Mert’in elleri yavaşça derin sırt dekoltemin kıvrımlarında geziniyordu. Parmak uçları tenime hafifçe dokunurken, sıcaklığı her hareketinde artıyordu. Nefesini boynuma yaklaştırdı, sesi hafifçe titreyerek fısıldadı:
“Sen... gerçekten inanılmaz güzel kokuyorsun. Bu parfüm, sanki seni daha da özel yapıyor.”
Kokumu içine çekişi, bir an için zamanı durdurdu sanki. Saçlarımın arasından hafifçe esen rüzgâr, Mert’in kokusuyla karışıyordu. O an, sadece ikimiz vardık; müzik, kalabalık, Kerem’in kıskanç bakışları—hepsi bir anda silinmişti. Mert’in dokunuşu, bana olan ilgisini ve hayranlığını kelimelerden daha iyi anlatıyordu.
Kendimi onun sıcaklığına bırakmışken, kalbim yine hızla çarpıyordu. Böyle anlarda, hayatın karmaşası ve yaşadığım tüm oyunlar unutuluyordu.
Mert’in eli nazikçe sırtımdan belime doğru kayarken, tenim onun dokunuşuyla ürperdi. Gözlerimi hafifçe kapattım, kalbim ritmini hızlandırdı. Müziğin ritmine ayak uydurarak hafifçe onunla dönerken, Mert’in nefesinin boynumda sıcak bir esinti bıraktığını hissettim.
“Seni böyle görmek, gerçekten büyüleyici,” dedi sesi alçak ve samimiydi. “Bu gece senin gecen, bunu unutma.”
Kollarımı boynuna dolarken içimden, Kerem’in kıskanç bakışlarının ne kadar anlamsız olduğunu düşündüm. Mert’in varlığı, kalbimde yeni bir umut ışığı yakıyordu. Dans ederken gözlerimizi birleştirdik; o an dünyadaki tek şey sadece bizdik.
Ama arkamızdaki karanlık köşede, Kerem’in öfkeyle bardağını masaya bırakıp derin bir nefes aldığını fark etmeden edemedim. Gözlerindeki karanlık kıskançlık, gecenin ne kadar karmaşık olacağını haber veriyordu.
Mert dans ederken hafifçe durdu, gözlerimi içine çekti. Kalbinin hızla attığını hissediyordum, yüzünde hafif bir heyecan ve kararlılık vardı.
“Seni uzun zamandır tanıyorum Selin,” dedi yumuşak bir sesle, “Ama bu gece... bu gece sana gerçek duygularımı söylemek istiyorum.”
Bir an durdu, derin bir nefes aldı ve devam etti:
“Biliyorum belki bunun yıllardır farkındasın, ama senin yanında olmak, seni korumak ve gerçekten değer verdiğimi göstermek istiyorum. Sadece arkadaş olmak yetmiyor artık.”
Gözlerindeki samimiyeti gördüm, kalbimde hem şaşkınlık hem de tatlı bir heyecan hissettim. Mert, cesaretini toplamış ve benim için içini açıyordu. O an, partinin gürültüsü bile uzaklaşmış gibiydi; sadece ikimiz vardık orada, bu anın büyüsünde.
Mert’in gözleri yavaşça dudağıma kayarken içimde istemsiz bir heyecan yükseldi. Gözlerimi kapattım, kalbim hızla çarpmaya başladı; o an sanki dünya durdu, sadece o ve ben vardık. Elleri nazikçe belime dokunuyordu, nefesini yüzümde hissedebiliyordum.
Tam o sırada, uzaktaki karanlık köşede Kerem, viski bardağını sertçe kavradı ve 3. bardağını aniden boşalttı. Gözleri öfkeyle parlıyordu, yüzündeki kızarıklık daha da belirginleşmişti. O anın büyüsünü bozmak istercesine, sinirini kontrol etmekte zorlanıyordu. Kerem’in bakışları, kıskançlık ve hınçla dolu, sanki her şeyi durdurup araya girmek istiyordu.
Mert fark etmeden biraz geriye çekildi, bakışlarını Kerem’e çevirdi; ortam bir anda gerginleşti. İçimde ise karışık duygular fırtınası kopuyordu; Mert’in samimiyetiyle sıcaklık hissederken, Kerem’in öfkesi beni korkutuyordu.
Mert’in kararlı bakışlarıyla tekrar üzerime geldiğini hissettim. Gözlerim istemsizce kapandı, kalbim yerinden fırlayacak gibiydi. Dudaklarımız buluştuğunda dünya sanki durdu, etrafın gürültüsü sustu, sadece onun nefesi ve benim kalp atışlarım vardı. Öpücüğü derin ve içtendi, elleri belimde sıkıca tutuyordu, sıcaklığı tenime işliyordu.
Tam o anda, Kerem’in bakışları beni delip geçercesine üzerimdeydi. Gözleri öfkeyle, kıskançlıkla doluydu; dudaklarını sıkmış, yüzü kıpkırmızı olmuştu. O an viski bardağını yere sertçe bıraktı, parmakları masaya vurdu. Adeta kendini tutamıyordu. Gözleri karanlıkta parıldarken, vücudu gergindi; sanki o an tüm içindeki patlamaya hazır duygular dışa vuruyordu.
Kerem’in öfkesi ve hıncı, oradaki havayı iyice elektriklendirmişti. Mert’le aramızdaki yakınlık Kerem’in sabrını zorluyor, onu çıldırtıyordu. Bu gerilim, herkesin dikkatini çekmişti. O an, kalbim hem heyecanla hem de korkuyla doldu; Mert’in samimiyetiyle huzur bulurken, Kerem’in varlığı beni sarsıyordu.
