6. bölüm · GİZEMLİ ÇOCUK

AYNI DAİREYE DÖNMEK

Ada ATIȘLI

Bölüm 6: AYNI DAİREYE DÖNMEK

Sınıfın gürültüsünden çıkıp koridorun sessizliğine adım attığımızda, sanki dünya biraz yavaşlamıştı. Ela'yla birlikte okulun bahçesine açılan camlı kapılardan geçtik. Güneş yavaş yavaş bulutların ardına saklanıyor, hava kararırken kampüsün taş zemini soğuk bir griye bürünüyordu. Sessizliğin ortasında bir banka oturduk. Dört kişilik, gri boyalı, biraz paslanmış eski bir bank. Üzerinde eski kazınmış isimler vardı, sanki buradan geçen her öğrenci iz bırakmak istemişti.

Ela, kısa bir sessizlikten sonra yan gözle bana baktı. Gözlerinde merakla karışık bir şefkat vardı.>

“Kumsal… Eğer annenle baban hakkında konuşmak istersen, ben buradayım. Ne zaman istersen.”

Bir an nefesimi tuttum. Bu konuyu açması beni şaşırtmadı ama yine de içimde bir yerleri dürttü. Sesim, istemsizce sert çıktı.>

“Bu konu hakkında konuşmak istemiyorum.”

Ela başını usulca salladı. Onayladığını belli etti. Israr etmedi. O an, ona kırgınlık değil ama minnetle karışık bir şey hissettim. Sonra ani bir geçişle gülümsedi.>

“Peki... Söyle bakalım, sevgilin var mı?”

Bir an duraksadım. Cevap verip vermemek arasında gidip geldim. Ya dürüst olursam? Ezilmiş mi görünürdüm? Ama sonra içimdeki inatçı ses fısıldadı:>

“Sevgilisi olmayan ezik olmak zorunda değil.”

Omuz silktim.>

“Hiç sevgilim olmadı. Yani... Olmadı ya da olamadı.”

Ela’nın gözleri büyüdü. Neredeyse dalga geçecek sandım ama yapmadı.>

“Üzüldüm. Olsun! Ben sana birini bulurum,” dedi göz kırparak.Biraz utandım ama garip bir şekilde hoşuma da gitmişti.>

“Peki ya senin?” dedim.

Ela gülümseyerek saçını geriye attı.>

“Benim sayılmayacak kadar çok oldu, haha! Ama şu an biriyle ciddiyiz. Çok sadık, çok yakışıklı biri. Birazdan seni tanıştırırım.”>
“Birazdan mı? Okuldan mı?”

Ela başını yana çevirerek bir noktaya bakıp gülümsedi.>

“Evet… Aa bak, hatta geliyorlar.”

Başımı çevirdiğimde kalbim sıkıştı. Midemde tuhaf bir boşluk oluştu. O üç çocuk… Tanıdığım, tanımak istemediğim yüzlerdi. Gözüm bir Ela’ya, bir de onlara gitti. Aralarında duruyorlardı. Ela heyecanla tanıttı:>

“Sevgilim Aras. Diğeri de arkadaşı Bora.”

Aras kibarca elini uzattı, sanki hiçbir şey olmamış gibi. Elini sıkmadım. Gözlerine bile bakmadım. Ama itiraf etmeliyim ki... Güzeldi. Kumral saçları, deniz gibi mavi gözleriyle gerçekten etkileyiciydi. İçimdeki siniri bastırmaya çalıştım.

Aras Ela’nın yanına otururken Bora doğrudan benim yanıma çöktü. Gülümseyerek bana döndü, ama gözlerindeki parıltı tehditkârdı.>

“Ela’ya hiçbir şey söylemeyeceksin, tamam mı?” diye fısıldadı sinsi bir sırıtışla.“Bu olanlar unutulacak. Aramızda kalacak.”

Elini bana uzattı. Bu kez daha da sinirlenmiştim. Elini öylece havada bıraktım.O an Ela konuştu:>

“Kunt nerede?”Kunt.

Bahçede bana hiç gülmeyen, o donuk bakışlı çocuk. Adı kulağımda yankılandı. İçimden "Ne garip bir isim," diye düşündüm. Ama onu duyduğumda içimden tanımadığım bir şey geçti. Merak mıydı, korku mu, yoksa sadece çekim mi?

Başımı kaldırdım. Yavaş adımlarla yaklaşan biri vardı. Gözleri doğrudan bana kilitlenmişti. Baktı. Uzun uzun. Gözlerimi kaçırdım.Kunt gelip önümde durdu. Konuşmadı. Sadece baktı.Ela onu tanıttı:>

“Bu da bizim liderimiz Kunt.”

Lider olduğunu tahmin etmiştim. Karizması, sessizliği, herkesten farklıydı. Ona baktım. Bir şey demedim. O da sessizdi.Ela heyecanla devam etti:>

“Kunt, Kumsal da bizim gruba katılsın, olur mu?”

Kunt gözlerini üzerimde gezdirdi.>

“Hayır,” dedi. Sert ve net.

Ela'nın morali bozuldu.>

“Yaa ama hep tek kalan ben oluyorum!” diye söylendi.Aras hemen atladı:

“Karıcım ben sana yetmiyor muyum?”Bora araya girdi:>

“Bir tane daha kumral olsun, fena mı? Değil mi Kunt?” diye güldü.Ela söylenmeye devam etti.>

“Benim de kız arkadaşım olmasın mı yani?”Aras teslim olmuş gibi gülümsedi:>

“Tamam karıcım, sen nasıl istersen.

”Kunt birden masaya elini vurdu. Gözlerinde öfke parlıyordu.> “Susun artık! Ne dersem o olur. Karşı çıkan varsa gruptan ayrılabilir.”

Son sözlerini Ela’ya bakarak söyledi. Bıçak gibi keskin bir sessizlik oldu.O an içimde bir şey koptu. Dayanamayıp banktan kalktım. Hiçbir şey demeden uzaklaştım.

Okula dönerken ayaklarım titriyordu. Sanki bir rüyadan uyanmış gibiydim ama kabus yeni başlıyordu. Arkamda kalan o sahne, kafamın içinde yankılanıyordu. Elanın arkadaşları olsa da, onların bana yaşattıklarını affetmeyecektim. Hele o Kunt…

İçimdeki öfkeyle yürürken birden, eski okulumdaki kötü anılar gözümün önüne geldi. Kapanmamış yaralar gibiydi. Yüzümden yaşlar süzülmesin diye dişlerimi sıktım.>

“Yeni bir başlangıç olacaktı bu. Neden hep aynı yere dönüyorum?”

Gözlerim dolmuştu. Lavabonun karșı tarafında beni izleyen bir gölge görür gibi oldum ama bulanık görmekten kaynaklı olduğunu düșündüm ve umursamadan lavaboya yöneldim. Tam o sırada...Bulut bana doğru yaklaşıyordu.

Şimdi ona ne diyecektim? Buğulanmış gözlerle, sarsılmış bir sesle, neyi anlatabilirdim ki?

ARKADAȘLAR BU BÖLÜMÜ SİZİN BANA VERDİĞİNİZ TAVSİYELERDEN YOLA ÇIKARAK YAZMAYA ÇALIȘTIM UMARIM BEĞENİRSİNİZZ.😊