8. bölüm · Giden de Yanan da Bizdik

8.BÖLÜM-SESSİZCE EKSİLMEK

Masal Arslan

Yuna hiçbir şey söylemedi.
Ne bir mesaj,
ne bir hesap sorma,
ne de “neden”.
Sadece yavaşça çekildi.
River bunu ilk hafta fark etmedi.
İkinci hafta içinde bir şeylerin yerinden oynadığını hissetti.
Üçüncü hafta Yuna’nın yokluğu, odadaki eşya gibi değil,
odanın kendisi gibi oldu.
Mesajlar geç cevaplanıyordu.
Buluşmalar “sonra”ya bırakılıyordu.
Yuna eskisi gibi gözlerinin içine bakmıyordu.
River bir akşam dayanamadı.
— “Benden kaçıyorsun,” dedi.
Yuna gözlerini kaçırmadı. — “Hayır.”
— “O zaman neden böyleyiz?”
Yuna derin bir nefes aldı.
İçinde bağırmak vardı ama sesi çıkmadı.
— “Bazen insanlar,
— sevilmediklerini fark edince susar.”
River’ın kalbi sıkıştı. — “Kim dedi sana bunu?”
Yuna başını salladı. — “Önemli değil.”
O akşam Yuna ilk kez şunu yaptı:
River’ın omzuna yaslanmadı.
Ve River ilk kez şunu hissetti:
Birini kaybetmek,
kapıyı çarpınca değil
kapıyı hiç açmayınca başlıyordu.
Yuna kararını çoktan vermişti.
Ajanlık başvurusu masasının üzerinde duruyordu.
Formlar soğuktu.
Sorular netti.
Duygular yoktu.
Bu dünya,
acıya yer bırakmıyordu.
Juin formu imzalarken Yuna’ya baktı. — “Geri dönüşü yok,” dedi.
Yuna kalemi bastırdı. — “Bazı şeylerin de zaten dönüşü yok.”
Jasper bilgisayar başından seslendi. — “Sen buna hazırsın.”
Yuna ilk kez emin bir şekilde başını salladı. — “Ben zaten hep hazırdım.
— Sadece bunu bilmiyordum.”
O gün Yuna,
kalbiyle değil
kontrolüyle seçti.
River her şeyden habersiz değildi.
Ama hiçbir şeye de tam hâkim değildi.
Ofisteki koltuk artık onundu.
İnsanlar ayağa kalkıyordu.
Sözleri emir sayılıyordu.
Ama içi…
içi dağınıktı.
Bir akşam ailesiyle aynı masadaydı.
Bu kez kalabalıktı.
Sessiz değildi.
Babası konuştu. — “Kan davası bitiyor.”
River başını kaldırdı. — “Nasıl?”
— “Bir evlilikle.”
O kelime,
masaya sert düştü.
— “Diana,” dedi babası.
— “Uygun.
— Aşiret güçlü.
— Ve doktor.”
River’ın boğazı kurudu. — “Benim bir ilişkim var.”
Annesi söze girdi. — “Artık yok.”
River ayağa kalktı. — “Siz neye karar veriyorsunuz?”
Babası sakin kaldı. — “Kanı durdurmaya.”
River’ın sesi titredi. — “Ben bir insanım.”
Babası gözlerini kısmadan baktı. — “Bizim dünyamızda önce soy gelir.”
River o gece Yuna’yı aradı.
Telefon çaldı.
Bir kez.
İki kez.
Açılmadı.
Yuna o sırada eğitim alanındaydı.
Silah sesi yankılanıyordu.
Nefesini kontrol ediyordu.
Kalbinin üstüne bir zırh geçiriyordu.
Ve River,
hayatında ilk kez birini çağırırken
çağrının ulaşmayacağını hissetti.
O bölümün sonunda ikisi de şunu bilmiyordu:
Yuna güçleniyordu.
River zincirleniyordu.
Ve yolları aynı noktadan başlamış olsa da,
artık aynı yöne bakmıyorlardı.