Geri Sarılamayan kitap kapağı

2. bölüm / 6

Geri Sarılamayan

2. BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Ranayızzz .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 2. BÖLÜM

SEÇİLEN

Telefon ekranındaki mesajı tekrar okudum.

“Beni duyduğunu biliyorum.”

Parmaklarımın arasındaki telefon titriyormuş gibi hissediyordum.

Ekranın ışığı yüzümü aydınlatırken anneme baktım.

O da bana bakıyordu.

“Ne oldu?” diye sordu.

Telefonu hemen cebime koydum.

“Hiç.”

Annem birkaç saniye sessiz kaldı.

“Kim mesaj attı?”

“Ceren.”

Yalan söylemiştim.

Annem başını salladı.

“Tamam. Odana git artık.”

Bu kez itiraz etmedim.

Merdivenleri çıkarken arkamdan annemin mutfakta bir şeyler yaptığına dair sesler geliyordu.

Odamın kapısını kapattım.

Telefonumu tekrar çıkardım.

Mesaj hâlâ oradaydı.

Numaraya baktım.

Kayıtlı değildi.

Mesajı silmek için parmağımı ekrana götürdüm.

Ama durdum.

Ya bu kişi tekrar yazarsa?

Ya gerçekten her şeyi biliyorsa?

Telefonu yatağımın üzerine bıraktım ve pencerenin önüne geçtim.

Dışarıda her şey normaldi.

Arabalar geçiyor, insanlar evlerine dönüyor, karşıdaki apartmanın ışıkları birer birer yanıyordu.

Ama bana göre hiçbir şey normal değildi artık.

Sabah okula gitmiştim.

Kuzenim bayılmıştı.

Sonra hastaneye gitmiştik.

Annem gizemli bir telefon konuşması yapmıştı.

Ve şimdi biri bana Deniz'in seçildiğini söylüyordu.

Seçilmek.

Bu kelime kafamın içinde dönüp duruyordu.

Deniz neden seçilmişti?

Ben neden bu işin içindeydim?

Ve en önemlisi...

Annem neden bunların hiçbirini bana söylemiyordu?

Telefonum yeniden titredi.

Bu kez mesaj Ceren'dendi.

“Uyudun mu?”

Hemen cevap yazdım.

“Hayır.”

Birkaç saniye sonra yeni mesaj geldi.

“Bugün okulda olanları düşünüyorum da... Bir şey fark ettim.”

Kaşlarımı çattım.

“Ne?”

Ceren uzun süre yazmadı.

Sonra:

“Deniz yere düşmeden hemen önce birisiyle konuşuyordu.”

Telefonu elimden düşürecek gibi oldum.

“Kimle?”

Mesajımın üzerinden birkaç saniye geçti.

Ceren cevap verdi.

“Bilmiyorum. Ama o kişiyi daha önce okulda hiç görmedim.”

Kalbim hızlandı.

“Nasıl biriydi?”

“Uzun boylu. Siyah montlu. Yüzünü tam göremedim.”

Bir an düşündüm.

Sonra aklıma bir şey geldi.

“Ceren, bunu neden şimdi söylüyorsun?”

Cevap gelmedi.

“Ceren?”

Yine cevap yoktu.

Tam telefonu bırakacaktım ki ekran tekrar aydınlandı.

Bu kez Ceren'den değildi.

Bilinmeyen numara.

Mesajı açtım.

“Onu arama.”

Kaşlarım çatıldı.

“Sen kimsin?” diye yazdım.

Mesaj gönderildi.

Cevap gelmedi.

Bir dakika...

İki dakika...

Beş dakika...

Sonra telefonum tekrar titredi.

“Henüz hazır değilsin.”

Telefonu yatağın üzerine bıraktım.

O sırada kapım açıldı.

Annem içeri girdi.

“Uyumadın mı?”

“Birazdan uyuyacağım.”

Annem yatağımın kenarına oturdu.

“Bugün çok yoruldun.”

Başımı salladım.

“Anne...”

“Efendim?”

“Deniz neden?”

Annemin yüzündeki ifade değişti.

“Ne demek neden?”

“Yani... Neden onun başına geldi?”

Annem gözlerini kaçırdı.

“Bazen kötü şeyler olur Kumsal.”

“Sen öyle düşünmüyorsun.”

Annem sustu.

“Telefonda öyle konuşmuyordun.”

Bu kez bana baktı.

“Kulak misafiri oldun.”

“Evet.”

Annem derin bir nefes aldı.

“Duyduğun şeylerin hepsini anlamış değilsin.”

“Öyleyse anlat.”

“Şimdi değil.”

“Neden?”

“Çünkü bazı şeyleri bilmek seni korumaz.”

“Belki de bilmemek beni daha çok tehlikeye atıyordur.”

Annem bir an bana baktı.

Sanki söyleyecek çok şeyi vardı.

Ama hiçbirini söylemedi.

Ayağa kalktı.

“İyi geceler, Kumsal.”

Kapıya doğru yürüdü.

Tam çıkacakken durdu.

“Bu arada...”

“Ne?”

“Yarın okulda kimseye bugünkü olaylardan bahsetme.”

Kapı kapandı.

Yatağımda öylece kaldım.

Neden?

Neden kimse konuşmamı istemiyordu?

Telefonumu tekrar elime aldım.

Ceren'e yazdım.

“Yarın o siyah montlu kişiyi bana gösterebilir misin?”

Mesajı gönderdim.

Bu kez cevap hemen geldi.

“Eğer yarın okula gelirsen.”

Bir süre ekrana baktım.

“Ne demek bu?”

Ceren cevap vermedi.

---

Ertesi sabah alarm çalmadan uyandım.

Güneş henüz doğmamıştı.

Odam karanlıktı.

Telefonumu kontrol ettim.

Ceren'den mesaj yoktu.

Hazırlanıp aşağı indim.

Annem mutfaktaydı.

Beni görünce kısa bir süre durdu.

“Günaydın.”

“Günaydın.”

Kahvaltı boyunca ikimiz de konuşmadık.

Ama annemin bana baktığını hissediyordum.

Sanki benim bir şey bildiğimi anlamaya çalışıyordu.

Okula vardığımda ilk işim Ceren'i aramak oldu.

Sınıfa girdiğimde yerinde oturuyordu.

Yanına gittim.

“Dün gece neden ‘okula gelirsen’ dedin?”

Ceren bana baktı.

“Çünkü dün gece bir şey öğrendim.”

“Ne?”

Çantasından küçük bir kâğıt çıkardı.

Kâğıdı bana uzattı.

Üzerinde yalnızca üç kelime vardı:

317 NUMARALI ODA.

“Bu ne?” diye sordum.

Ceren sesini alçalttı.

“Dün hastanede gördüm.”

“Sen hastaneye mi gittin?”

Başını salladı.

“Evet.”

“Deniz'i görmek için mi?”

“Hayır.”

Kaşlarımı çattım.

“Peki neden?”

Ceren cevap vermeden önce koridora baktı.

Sonra bana doğru eğildi.

“Çünkü siyah montlu adamı takip ettim.”

Bir an konuşamadım.

“Ceren...”

“Ve adam hastaneye girdi.”

“Sonra?”

Ceren'in yüzü ciddileşti.

“317 numaralı odaya girdi.”

Kâğıda tekrar baktım.

317.

Tam o sırada okulun koridorundan bir ses yükseldi.

“Öğrenciler sınıflarınıza geçin.”

Ceren kâğıdı elimden aldı.

“Bunu kimseye gösterme.”

“Peki şimdi ne yapacağız?”

Ceren gözlerimin içine baktı.

“Önce 317 numaralı odada ne olduğunu öğreneceğiz.”

O an henüz bilmiyordum.

317 numaralı oda...

Deniz'in başına gelenlerin başladığı yer değildi.

Asıl hikâyenin başladığı yerdi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

20okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.