Bölümler 7Şu an: 1.Bölüm: DNA Testi
- 1 -GİRİŞ-106 kelime
- 2 1.Bölüm: DNA Testi1.358 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 2.Bölüm: Sarıca Varisleri ve Önyargıları1.123 kelime
- 4 3.Bölüm: Orman Gözlü Çocuk803 kelime
- 5 4.Bölüm: Bırakacak mısın?375 kelime
- 6 5.Bölüm: Evlilik606 kelime
- 7 6.Bölüm: Ailenin Yeni Üyesi (FİNAL)557 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İnsanların yaraları farklıdır. Kimisi güvenmekten alır yarayı, kimi sevdadan.
Kimi ebeveynlerinden.
Annesinden, babasından belki abisi ve ya ablası...
Ben yaramı ailemden aldım. Hatta o yara o kadar büyükki kimse o yaraya, yarabandı olamadı.
Beni sevmeyen, genel olarak ne yaptığımı umursamayan o adam geçmiş karşıma bağırıyordu. Ben ise ona boş gözlerle bakıyordum.
"Neden bu puan? Nasıl yaparsın? Bu kadar emek boşamı? Ben sana bu yüzden mi bu kadar para veriyordum? Beni rezil et diye mi? Yetti artık senin bu sorumsuzluğun. Koskoca Soyalpların kızı Ayça Soyalp deneme sınavında üçüncü oluyor. Bu mudur?" Dedi Okan Soyalp. Tanıştırayım kendisi babam olur. Benimle alakalı ilgili olduğu üç şey var:
1-Ders
2-Arkadaşlar
3-Sosyal medya
Derslerime çalışıyordum ama gerçekten sadece 'zeki' öğrencilerin girdiği bir okuldaydım. Cidden notları çok yüksekti. Benimde yüksekti. Deneme sınavında genelde birinci olurum ama bu sefer üçüncü olmuştum. Zaten bu yüzden bağırıyordu.
"Yok Okan yok, bu... Bu çok... Çok kötü. Hemen kampa giriyorsun. Sınava tam iki ay var. Bu iki ay hiç bir Sosyal medya kullanımı istemiyorum. Arkadaşlık kurmak yok. Olanlarlada konuşmayacaksın. Sabah erken kalkacak, Akşam geç yatacaksın. Gerekirse yemek yerken bile ders çalışacaksın." Dedi Gaye Soyalp. Bu kadın ise annem. Beni ne kadar çok severdiğini anlamışsınızdır verdiği emirlerden.
"Siz neden bu kızı gözünüzde büyüttünüz ki zaten sizin kızınız değil." Dedi umursamaz Mert Soyalp. Tanıştırayım bu benim abim. Bir dakika... Ne dedi o? Sizin kızınız değil mi? Ne demek bu?
"Ne dedin sen?" Diye konuştum ilk defa.
"Ne? Beklemiyor muydun? Kızım anlasana hangi anne çocuğuna Emir verir? Hangi baba çocuğuna vurur ya da doğmasını suç bulur? Hiç anlamadın mı?" Dedi. Katılmak istemesemde doğruydu... Babam dediğim adam benim doğmamı suç bulmuştu. Oysaki benim doğmama yardımcı olan ta kendisiydi.
Ama benim şaşırdığım bir şey daha vardı.
Neden bir tepki göstermemişlerdi onlar?
"Siz... Biliyor muydunuz?" Dedim yerimde dikleşirken.
"Bu gün hastaneden aradılar. Zaten şimdi oraya gideceğiz" Dedi oturduğu yerden kalkan Okan.
"Hayır hayır, olamaz..." Dedim fısıltıyla.
"Ne oldu çok mu üzüldün?" Dedi Mert gülerek. Bunca yıl haketmediğim bir hayatı yaşamıştım. Belki gerçek ailemde beni seven bir anne ve baba olabilirdi. Ama ben bunu çok geç öğrenmiştim...
İşte bu yüzden olmamalıydı. Yaşadıklarımın boşa gitmemesi için.
"Biyolojik ailem kim? Biliyor musunuz?" Dedim Okan'a. O ise yüzüme bakmamak için kafasını çevirdi, uzun ve parlak camın oraya ilerledi.
"Sarıca ailesi. Hazırlan hastaneye gidiyoruz." Dedi. Odama çıktım. Normal bir pantolon ve t-shirt giydim. Telefonumu alıp odadan çıktım. Aşağı indiğimde Mert ile Gaye'nin seslerini duydum.
"Sonunda kurtuluyoruz o kızdan."
"Evet canım oğlum. Acaba gerçek kardeşin kim?"
"Bu kızdan daha iyidir. Sonunda gerçek kız kardeşime kavuşuyoruz."
"Hadi kapıya çıkalım. O salak kızda gelir birazdan."
Ne zaman aktığını bilmediğim göz yaşlarımı sildim. Durduğum yerden çıkarak dışarıya ilerledim.
Arabanın kapısını açtım ve arka koltuktaki yerimi aldım. Ama hep diken üstündeydim. Kesinlikle rahat hareket ediyorum.
Kulaklığımı takıp müzik dinledim.
Kalktım baktım gecenin üçündeymişim
Ben nasıl bir kadınım hiç sevilmemişim
İstanbul'dan gitmeyi hep denemişim de
Sen aklıma gelince geri gelmişim
AArabanın durması ile kulaklıklarımı çıkarttım. Hepsi arabadan inince bende indim.
Hastanenin bahçesinden, hastaneni içine girdik. Okan, danışmaya yeri sordu. Kız cevap verince asansöre doğru ilerlediler. Ben binemezdim. Asansörlerden çok korkardım.
"Kaçıncı kat, hangi oda?"
"İkinci kat Demir Yılmaz'nın odası."
Kafamla onayladım. Merdivenlere yöneldim. İki kat çıktıktan sonra katta gezindim ve bingo! Buldum.
Kapıyı tıklattım ve içeri girdim. İçeri girince gözlerim odayı taradı.
Odada; doktor, Soyapl ailesi, bir adam, bir kadın, benim yaşlarımda bir kız ve 5-6 yaşlarında erkek çocuğu vardı.
"Hoşgeldiniz, bizde sizi bekliyorduk." Dedi doktor. Kafamla onayladım ve boş olan bir yer olmadığı için duvara sol omzunu yasladım.
"Şimdi tekrar hoşgeldiniz. Ben Doktor Demir Yılmaz. Tam on dokuz sene önce bu hastanede bir hırsızlık olayı olmuş. Dolayısıyla bütün çalışanlar aranmış. Ortalık fazla karışmış. O sırada iki doğum gerçekleşmiş bir sabah bir akşam. Doğum belgelerinde Ayça Hanımın gece, Almira Hanımın sabah doğduğu yazıyor. Ama asıl sorun burada değil. Gaye Hanımın doğum saati sabah, Sezen Hanımın doğum saati akşam.
Bu nedenle kızlardan ve babalardan kan örnekleri alınacak. Yani DNA testi yapılacak." Dedi. Gaye, ışıldayan gözlerle karşıdaki sarışın kıza baktı. Ona gülümsedi.
"Ben biliyorum. Benim kızım Almira. Anne, kızını hissetmez mi? Benim kızım sensin." Dedi ve daha büyük gülümsedi.
'Sen bir kaç saat öncesine benim annemdin. Neden beni hissetmedim? Neden duyamadın beni?' demek istiyordum.
"Sevgili eşime katılıyorum." Diyerek fikrini belirtti sevgili Okan Soyalp.
Karşıdakiler bunu beklemedikleri için şok olmuş bir şekilde bir bana bir Soyaplare bakıyordu.
Doktor gerginliği anladığı için araya girdi.
"Anlıyorum. Ama biz emin olmak için yinede kan örnekleri alalım." Dedi.
"İlk hanımlar. Ayça Hanım buyrun." Dedi odadaki sedyeyi işaret ederek. Bende yaslandığım duvardan doğruldum. Sedyeye ilerledim ve oturdum. Kolumu sıyırdım. Hemşire kan aldıktan sonra ben kalktım. Diğer kız geldi, oturdu. Gözlerini kapattı sıkı sıkı.
Kan mı tutuyordu? Eskiden benide kan tutardı...
Mert yerinden kalktı. Gözlerime bakarak Almira'nın kafasını tuttu. Göğsüne doğru kapattı.
Bunu yapmasında sorun yoktu.
Sadece... Bunu bana bakarak, canımı yakmak için yapması sorundu. Oysaki ben onun kaç yıldır kardeşiydim...
Bende ona bakarak göz devirdim ve omuz silktim. Sevmediğim, tanımadığım kişilere karşı rahatça rol yapabilirdim.
Odaya son kez göz gezdirdim. Okan, bana bakarak gülüyordu. Diğer aile ise buna kaş çatarak bakıyordu.Ben ise boş gözlerle hepsine göz devirdim ve arkamı dönüp odadan çıktım.
Açıkçası kimseyle uğraşamazdım.
19 yaşındaydım yakında 20 olucaktım hala bu çocukça şeyleri kaldıramazdım.
Hastane bahçesine oturdum. Bir zamanlar çalışmıştım. O parayla aldığım kulaklığı taktım. Telefonumdan müzik açtım. Gözlerimi kapattım ve müziğin sesini dinledim.
En üst kattan atladı umutlarım
E daha ölmemiş, gömülmemiş
Savurdum olduğum kadarını
Kimseye yetmemiş, kimse yetinmemiş
Yollar giderek, ben severek bittim
Acılar güler hep, ben söverek gittim
Hoşuna giden yollar mı kapalı, gidemezdim
Bitmiyor hiç derdim, geçmez sensiz
Düşe kalka geçtik o yollardan
Azıcık da yorulduk aslında
Kovaladı hep aynı hatalar
Yaşıyoruz çözdüğümüz kadar
Düşe kalka geçtik o yollardan
Azıcık da yorulduk aslında
Kovaladı hep aynı hatalar
Yaşıyoruz çözdüğümüz kadar
Yollar giderek, ben severek bittim
Acılar güler hep, ben söverek gittim
Hoşuna giden yollar mı kapalı, gidemezdim
Bitmiyor hiç derdim, geçmez sensiz
Düşe kalka geçtik o yollardan
Azıcık da yorulduk aslında
Kovaladı hep aynı hatalar
Yaşıyoruz çözdüğümüz kadar
Düşe kalka geçtik o yollardan
Azıcık da yorulduk aslında
Kovaladı hep aynı hatalar
Yaşıyoruz çözdüğümüz kadar
(Yaşıyorum çözdüğüm kadar, of)
Şarkı bitince telefonum çaldı. Arayan Okandı. Telefonu açtım. Hiç istemesemde iğrenç sesini duydum.
"Canım kızım, seni bekliyoruz. Sonuçlar açıklanacak." Canım kızım demesiyle yutkundum. Bana en son canım kızım dediğinde pek iyi şeyler olmamıştı.
(Ayça 8 yaşındayken...)
Her zamanki gibi, çalıştığım restoranttan geldim ve akşam yemeğini hazırladım.
Bugün çok güzel bir karnı yarık ve çorba yapacaktım. Evet 8 yaşındayım ama bunları çalıştığım restoranttan aşçı abla bunları bana öğretmişti.
"La la la la... La la la la... Ahh!"
Bardağı kırmıştım. Avucumda büyük bir kesik vardı. Kan akınca midem bulandı, başım döndü ve gözlerim karardı. En son hatırladığım şey ise yere düşmemdi.
*2 saat sonra*
"Ahh... Anne... Abi..."
"Kalk yerden kalk! Yerleri pisletmişdin. Birde yemeği yakmışsın. Sakar kız! Biz sana neden bakıyoruz ki? Allah belanı versede kurtulsam senden. Allah'ın cezası!" Dedi annem yakamdan kaldırırken.
"Anne elim acıyor..."
"Banane? Git temizle elini. Zaten heryer kan olmuş. Sonra geri gel buraları topla ve yemek yap. Aç kaldık." Dedi annem.
Neden diğer anneler gibi yaramı o sarmıyordu ki.
Geçenlerde restoranta bir aile gelmişti aynı bizim gibi. Bir kız bir erkek bir kadın ve bir adam. Kadın ve adam birbirlerine aşık. Çocuklarına aşık.
Kız çocuğu sıcak çorbayı, parmağına döktü ve ağladı. Sonra kadın ve adam telaşla kızın yanına gidip sardılar. İlk abisi gitti kızın yanına, sonrada kızın yanındaydı abisi. Sürekli parmağına üfledi.
Ben bu kadarını istemiyordum ki. Hem ben o kız gibi herşeye ağlamazdım ki.
Yukarı çıktım. Arkamdan ayak sesleri. Babam... Odaya girdi, hiç konuşmadan geldi ve beni yakamdan tuttu. Mutfağa indirdi. Ben o sırada annemden, abimden yardım istiyordum. Mutfaktaki ocağı açtı.
"Artık böyle bir hata yapamazsın, canım kızım." Dedi ve hem parmaklarımı hem dirseklerimi yaktı.
Benim çığlıklarımla ailemin neşe dolu kahakaları birleşti ve evin her tarafını inletti...
..............
"İyi misiniz hanımefendi?"
Kadının beni dürtmesi ile kendime geldim. Hızla yukarı çıktım. Kapıyı açtığımda duyduğum tek kelime ise:
"Ayça Soyalp %99.9 ihtimal ile Muhammer Sarıca'nın kızıdır."
________________________
Merhabalarrrr. Napıyoreeee.
Kendi yazdığım sahneye ağlamam normal mi?
Yeni kitap ilk bölüm. İnşallah beyenirsiniz.
Asker kurgusu dan sonra bu kurgu?
Bu arada bir kaç kişi Ulu komutan mı? Kitabına özel bölüm istemiş.
SİZ İSTERSİNİZDE BEN SİZE YAZMAZMIYIM KUZULARIIIMM.
Biraz bu kitaba bölüm yazıyım sonra özel bölümlerde gelirrr.
Neyse sizi öptüümm bbyy
08.04.2025
Bölüm etkileşimi
