5. bölüm / 7
GEÇMİŞ'İN İZİ5. BÖLÜM
Bölümler 7Şu an: 5. BÖLÜM
Sabaha uyandığımda odama dolan güneş ışıkları yüzümü ısıtıyordu. Birkaç saniyeliğine her şeyi unutmuş gibi hissettim. Ama sonra dünkü olaylar bir bir zihnime geri döndü. Annemin gelişi, Mustafa’nın konuşması, Doktor Aylin’in sözleri… Hepsi içimde derin bir karmaşa yaratıyordu.
Biraz doğrulup masanın üzerindeki deftere gözüm takıldı. Yazılarım hâlâ oradaydı. "Kime güveneceğimi bilmiyorum" diye yazmıştım. Bu cümle, şu an hissettiklerimi özetliyordu. Tam o sırada kapı yavaşça açıldı. Başımı çevirdim ve Doktor Aylin’i gördüm.
—Doktor Aylin: "Günaydın, Maksut. Bugün nasılsın? Daha iyi uyuyabildin mi?"
Başımı hafifçe sallayarak "evet" demek istedim. Sözsüz iletişimimiz devam ediyordu. Doktor Aylin yanıma oturdu ve bir dosya çıkardı.
—Doktor Aylin: "Bugün seninle bazı önemli şeyler konuşacağız. Ama acele etmene gerek yok. Bu, senin kararlarınla ilerleyecek bir süreç. Şimdi bir kahvaltı yapalım, sonra her şeyi adım adım konuşuruz. Ne dersin?"
Başımı tekrar salladım. Beni rahatlatmaya çalıştığını hissediyordum. Bu samimiyet hoşuma gidiyordu ama aynı zamanda tedirgindim. Çünkü ne yapmam gerektiğini hâlâ bilmiyordum.
Kahvaltıdan sonra Doktor Aylin’le yeniden odama geçtik. Elindeki dosyayı masanın üzerine koydu ve gözlerini bana dikti.
—Doktor Aylin: "Maksut, önümüzde birkaç seçenek var. Senin için en doğru olanı seçmek istiyoruz. Ama bu, sadece senin kararın olacak. İstersen önce seçenekleri konuşalım."
Defterimi aldım ve kısaca yazdım:
"Hangi seçenekler?"
Dosyayı açtı ve önümde birkaç sayfa gösterdi.
—Doktor Aylin: "Birinci seçenek, annenle yeniden bir bağ kurmayı denemek. Ama bunun için ikinizin de hazır olması gerekiyor. Seni üzmeyecek, yeniden aynı şeyleri yaşatmayacak bir düzen sağlanırsa bu mümkün olabilir."
Bu seçenek beni düşündürdü. Annemin bana dün gece geldiğini hatırladım. Gözyaşları içindeydi, pişman gibiydi. Ama o geçmişte neler yaptığını, beni nasıl yalnız bıraktığını bir türlü unutamıyordum.
—Doktor Aylin: "İkinci seçenek, Mustafa’yla bir süre deneme sürecinde birlikte yaşamak. O senin hayatına yeniden girmek istiyor. Ama bu konuda senin ne hissettiğin çok önemli."
Mustafa… Onun hakkındaki hislerim daha da karışıktı. O, geçmişteki hatalarının bedelini ödemek istiyordu ama ben ona güvenebilir miydim?
—Doktor Aylin: "Son seçenek, yeni bir başlangıç yapmak. Bu, ya bir koruyucu aile yanında ya da devlet korumasında bir süre kalmanı içeriyor. Bu süreçte kendini toparlayabilir, ne yapmak istediğine karar verebilirsin."
Bu seçenekleri dinlerken kafam iyice karışmıştı. Defterime sadece bir kelime yazdım:
"Zor."
Doktor Aylin, yazımı okudu ve hafifçe gülümsedi.
—Doktor Aylin: "Evet, zor. Ama unutma, senin yanındayız. Bunu tek başına yapmak zorunda değilsin. Bugün karar vermek zorunda da değilsin. Biraz düşün, hislerini anlamaya çalış. Her şey adım adım olacak."
Başımı salladım. Odaya sessizlik hâkim oldu. İçimdeki karmaşa çözülmüyordu ama Doktor Aylin’in sakinliği beni biraz da olsa rahatlatıyordu.
Defterimi elime aldım ve yazdım:
"Düşüneceğim. Ama kimse beni zorlamasın."
Doktor Aylin bu yazıyı okuduğunda tekrar gülümsedi:
—Doktor Aylin: "Kimse seni zorlamayacak, Maksut. Bu senin yolculuğun. Ve biz burada sana rehberlik etmek için varız."
O gün, karar vermek yerine sadece düşünmeye odaklandım. Geçmişimle yüzleşmek, geleceğimi planlamak… Zordu ama bir şekilde ilerlemek zorundaydım. Çünkü biliyordum, hayatımda ilk kez gerçekten bir şeyler değişebilirdi. Ama bu değişimin nasıl olacağını yalnızca zaman gösterecekti.
Ertesi sabah uyandığımda, güneş odama vuruyordu. Bir süre yatağımda hareketsiz yattım. Düşünceler zihnimde birbirine karışıyordu. Annemin ve Mustafa’nın söyledikleri, Doktor Aylin’in bana güven veren yaklaşımı… Her şey hâlâ çok karmaşıktı ama artık bir karar verme zamanıydı.
Kahvaltıya indiğimde, Aylin Dr. beni karşıladı. Yanında Kadın Görevli de vardı. İkisi de beni gülümseyerek karşıladı.
—Aylin Dr.: "Maksut, dün çok yorucu bir gün geçirdik ama sen çok güçlüydün. Bugün daha sakin bir gün geçireceğiz. Ancak sana bazı önemli sorular sormamız gerekiyor. Hazır mısın?"
Başımı salladım. Oturdum ve önüme konan çayı yudumlamaya başladım. Kadın Görevli, not defterini çıkararak sakin bir sesle konuşmaya başladı:
—Kadın Görevli: "Maksut, dün anneni ve Mustafa’yı gördün. Onların söylediklerini ve hissettiklerini değerlendirecek zamanı bulabildin mi? Ne düşündüğünü bilmek istiyoruz. Bu bizim için değil, senin için önemli."
Derin bir nefes aldım. Sonra defterimi çıkardım ve yavaşça yazmaya başladım:
"Annem beni ilk kez ciddiye alıyor gibi görünüyor. Ama yıllarca nerede olduğunu unutamıyorum. Mustafa’yı ise hiç tanımıyorum. Onunla ilgili kafam karışık. Beni seviyor mu, yoksa sadece vicdanını mı rahatlatmaya çalışıyor, bilmiyorum. Güvenmek zor geliyor."
Kadın Görevli yazdıklarımı okudu ve başını salladı.
—Kadın Görevli: "Bu çok doğal, Maksut. Güven kolay kolay oluşmaz. Bunun için zamana ihtiyacın var. Ama bu süreçte yalnız olmadığını bilmelisin. Biz buradayız."
Aylin Dr., söze girdi:
—Aylin Dr.: "Senin için en doğru kararı bulmamız lazım. Annen ve Mustafa’nın tekliflerini bir süre değerlendirebilirsin. Ya da dilersen, yeni bir başlangıç yapabileceğin başka bir yol seçebiliriz. Ama bu tamamen senin kararın olacak."
Defterime bir süre bakakaldım. Yazacak bir şey bulamıyordum. Çünkü ne istediğimi gerçekten bilmiyordum. Yavaşça şu cümleyi yazdım:
"Benim karar vermem için önce kendimi bulmam gerekiyor. Şu an kafam çok karışık. Ama gerçekten sevilmek istiyorum."
Bu cümleleri okuyan Kadın Görevli bana doğru eğildi:
—Kadın Görevli: "Maksut, seni anlıyorum. Sevilmek herkesin hakkı ve sen de bunu hak ediyorsun. Ama önce kendine inanman ve neyi hak ettiğine dair bir fikir oluşturman gerekiyor. Bunun için terapi seanslarımıza devam edeceğiz. Ayrıca seninle vakit geçirecek bir destek ailesi bulmayı da düşünebiliriz."
Destek ailesi fikri ilgimi çekmişti. Yabancı bir aile, belki de tamamen yeni bir hayat… Ama yine de bu fikre tam olarak ısınamadım.
Tam o sırada kapı çaldı. Kadın Görevli yerinden kalkıp kapıyı açtı. İçeri Mustafa girdi. Yüzünde bir kararlılık vardı. Elinde bir kutu tutuyordu. Beni görünce biraz duraksadı, sonra kutuyu masanın üzerine bıraktı.
—Mustafa: "Bu senin için, Maksut. İçinde geçmişle ilgili bir şey yok. Sadece bir başlangıç yapmak istersen kullanabileceğin bir şey."
Kutuyu açtığımda, içinde bir eskiz defteri ve renkli kalemler vardı. Resim yapmayı ne kadar sevdiğimi nereden biliyordu, bilmiyordum. Ama bu hediye beni şaşırtmıştı. Gözlerim doldu. Mustafa’ya baktım ama bir şey söyleyemedim.
O ise sessizce devam etti:
—Mustafa: "Sana bir şey ispatlamak için değil, sadece yanında olmak için buradayım. Ne zaman konuşmak istersen, ben buradayım."
Sonra sessizce odadan çıktı.
O an içimde bir şeylerin değiştiğini hissettim. Belki geçmişte her şey yolunda gitmemişti ama şimdi önüme yeni bir yol açılıyordu. Kendimi tanımak, güvenmek ve hayata tutunmak için bir fırsatım vardı.
Defterime yazdığım son cümle şu oldu:
"Belki de bu sefer, gerçekten başlamalıyım."
Mustafa’nın odadan çıkışını izlerken, içimde derin bir huzursuzluk ve merak dalgası vardı. Bana gösterdiği bu ilgi ve sabır, garip bir şekilde güven veriyordu ama aynı zamanda korkutuyordu da. Çünkü güvenmek, geçmişte hep acıyla sonuçlanmıştı.
Aylin Dr. ve Kadın Görevli sessizliğimi bozmadılar. Kalemimi elime aldım ve defterime yazmaya başladım:
"Bu defteri çok sevdim. Resim yapmayı da. Belki içimdeki her şeyi anlatamasam da, çizersem biraz hafiflerim. Ama hâlâ anneme ya da Mustafa’ya güvenmekten korkuyorum. Onlar gerçekten beni istiyor mu, yoksa sadece vicdanlarını mı rahatlatıyorlar? Bunu nasıl anlayacağım?"
Aylin Dr., yazdıklarımı dikkatlice okudu. Sonra gülümseyerek yanıma yaklaştı:
—Aylin Dr.: "Bunu hemen anlamak zorunda değilsin, Maksut. Onların söylediklerini ve yaptıklarını zamana yayarak gözlemleyebilirsin. Şu anda önemli olan, kendine odaklanman. Bu eskiz defteri de harika bir başlangıç olacak."
Defteri elime aldım ve ilk sayfasını çevirdim. Renkli kalemlerle, içimde birikmiş olanları çizmek istedim. Ama ne çizeceğimi bilemiyordum. Gözüm bir an pencereden dışarı kaydı. Güneş hâlâ parlıyordu ve kuşlar cıvıldıyordu. Kalemi elime aldım ve bir yuva çizmeye başladım. Yuvanın içinde bir kuş, yanında da kanatları yaralı bir başka kuş vardı. Bu belki de kendimi ifade etmenin en iyi yoluydu.
Kadın Görevli sessizce yanıma geldi ve çizimime baktı.
—Kadın Görevli: "Bu çok güzel bir başlangıç. Yuvayı çizmek istediğine göre içinde bir aidiyet arayışı var. Ama unutma, gerçek yuva her zaman fiziksel bir yer değildir. Kendini güvende hissettiğin ve sevildiğin her yer senin yuvan olabilir."
Onun bu sözleri içimde bir şeylerin kıpırdanmasına neden oldu. Belki haklıydı. Gerçek bir yuvaya ihtiyacım vardı ama bu sadece duvarlarla çevrili bir ev olmayabilirdi.
O günün geri kalanı sakin geçti. Mustafa bir daha yanıma gelmedi ama Aylin Dr. ve Kadın Görevli benimle vakit geçirdiler. Akşam yemeğinde Aylin Dr. bana bir soru sordu:
—Aylin Dr.: "Maksut, yarın annenle bir görüşme yapacağız. Bu görüşmede senin hislerini anlatmanı isteyeceğiz. Eğer istersen konuşabilir ya da yine yazıyla ifade edebilirsin. Ama bu senin için önemli bir adım olacak."
O an kalbim hızla atmaya başladı. Annemle yüzleşmek... İçimdeki korku ve öfkeyi dile getirmek... Çok zordu. Ama bir yandan da bu fırsatı değerlendirmek istiyordum.
Defterime kısa bir cümle yazdım:
"Deneyeceğim. Ama söz veremem."
Aylin Dr. başını sallayarak bana baktı:
—Aylin Dr.: "Denemen bile büyük bir adım, Maksut. Senin yanında olacağız."
O gece yatağıma uzandığımda, kafamda birçok düşünce vardı. Annemin gözlerindeki yaşlar, Mustafa’nın hediyesi, Aylin Dr.’un güven veren sözleri… Hepsi birer parçaydı. Ama bu parçaları nasıl birleştireceğim, henüz bilmiyordum.
Bir kez daha eskiz defterimi aldım ve bu sefer sadece büyük bir güneş çizdim. Altına da şu kelimeleri ekledim:
"Her karanlığın ardından bir ışık vardır."
Belki de ilk kez kendime inanmak istiyordum. Çünkü gerçekten bir şeylerin değişebileceğine dair bir umut filizleniyordu içimde.
Ertesi sabah güneş ışığı penceremden içeri sızarken uyandım. Huzurlu bir uyanıştı ama içimdeki gerginlik hala kendini hissettiriyordu. Bugün annemle yüzleşecektim. Aylin Dr.’un söylediği gibi, bu kolay olmayacaktı ama denemek istiyordum. Kalkıp yüzümü yıkadım, kendimi biraz toparlamak için aynada yüzüme baktım. Eskiden her defasında gördüğüm umutsuz çocuğun yerine, bugün biraz daha kararlı bir yüz vardı.
Kahvaltımı ederken, Kadın Görevli yanıma oturdu.
—Kadın Görevli: "Bugün senin günün, Maksut. Kendini ifade etmen için buradayız. Ne söylersen söyle, yargılanmayacaksın. Bu sadece senin hislerini dile getirme zamanın."
Onun bu sakin ve destekleyici sesi beni bir nebze de olsa rahatlattı. Kahvaltıdan sonra beni küçük bir toplantı odasına götürdüler. Annem, Mustafa, Aylin Dr., Kadın Görevli ve başka bir görevli daha oradaydı. Ortam sessizdi, herkes benim konuşmamı bekliyordu.
Aylin Dr. nazik bir ses tonuyla söze başladı:
—Aylin Dr.: "Maksut, bugün burada seni dinlemek istiyoruz. Annene, Mustafa’ya ya da bize söylemek istediklerini anlatabilirsin. Konuşmak istemezsen, yazabilirsin. Unutma, burası senin güvenli alanın."
Derin bir nefes aldım. Önümde duran deftere baktım. Kalemi elime aldım ve yazmaya başladım:
"Anne, sen beni istemedin. Beni yaraladın, yalnız bıraktın. Ama senin oğlun olmak istedim hep. Şimdi buradasın ama gerçekten beni istiyor musun, yoksa sadece vicdanını mı rahatlatıyorsun? Bunu bilmek istiyorum."
Defteri anneme uzattım. O cümleleri okurken gözyaşlarına boğuldu. Gözlerime bakarak titrek bir sesle konuşmaya başladı:
—Annem: "Maksut, sana ne desem az. Seni istememiş gibi göründüm belki ama aslında bu doğru değil. Kendi hayatımla, dertlerimle öylesine boğuştum ki sana annelik yapamadım. Ama şimdi buradayım. Sana sahip çıkmak, telafi etmek istiyorum. Lütfen bana bir şans ver."
Annemin bu sözleri içimde farklı duygular uyandırdı. Bir yandan ona inanmak istiyor, diğer yandan geçmişteki kırgınlıklarımı unutamıyordum. Kalemi yeniden elime aldım ve yazmaya devam ettim:
"Bana sahip çıkmak istiyorsan, bunu sadece sözle değil, davranışlarınla da göstermen gerekiyor. Bu kez beni yarı yolda bırakmayacağına inanmak istiyorum ama bunu kanıtlamalısın."
Annem, yazdıklarımı okurken başını salladı. Bu kez ağlamıyordu, gözlerinde kararlılık vardı.
Sonra Mustafa’ya döndüm. Onunla ilgili kafamda çok fazla soru vardı. Neden buradaydı? Gerçekten bana yardım etmek mi istiyordu? Defterime kısa bir soru yazdım ve ona uzattım:
"Sen neden buradasın? Amacın ne?"
Mustafa derin bir nefes aldı ve cevap verdi:
—Mustafa: "Buradayım çünkü geçmişte seni yalnız bırakmak, hayatımın en büyük hatasıydı. Bunun için kendimi affedemiyorum. Şimdi ne gerekiyorsa yapmak istiyorum. Sana bir aile, bir destek olmak istiyorum. Bu kolay olmayacak biliyorum ama seni yarı yolda bırakmayacağım. Bu kez söz veriyorum."
Onun bu sözleri samimi görünüyordu. Ama yine de içimde bir tereddüt vardı. Gerçekten güvenebilir miydim?
Aylin Dr., konuşmayı toparladı:
—Aylin Dr.: "Maksut, bugün duygularını açıkça ifade ettin. Bu, senin için büyük bir adım. Annene ve Mustafa’ya nasıl bir yol izlemek istediğini gösterecek olan sensin. Biz de her zaman yanında olacağız. Bu süreçte acele etmene gerek yok."
Toplantı sona erdiğinde kendimi daha hafif hissediyordum. Hala kafamda sorular vardı ama artık yalnız olmadığımı biliyordum. Annem ve Mustafa’nın söylediklerinin doğru olup olmadığını zaman gösterecekti.
Odamıza dönerken içimden geçirdim:
"Belki de her şey hemen düzelmeyecek. Ama bir şeyler değişmeye başlıyor ve bu benim için yeterli."
Bölüm etkileşimi
