1. bölüm / 5
Geçmişe DönüşİLK DARBE
Bölümler 5Şu an: İLK DARBE
- 1 İLK DARBE4.009 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 Görünmez İpler2.621 kelime
- 3 RİNG6.248 kelime
- 4 EV2.625 kelime
- 5 SALDIRI3.926 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
''OGÜN NELER OLDUĞUNU EN İNCE DETAYINA KADAR TEKRARDAN ANLATABİLİR MİSİN ?"
12 NİSAN 2024
Alarmın o tanıdık ve kulak tırmalayan sesiyle gözlerimi açtım. Komodindeki saati sustururken yüzümde engel olamadığım bir gülümseme vardı. Bugün benimiçin özel bir gündü ,Yiğit ile 1.yıl dönümümüz !
Pencereye yaklaşıp araladığımda nisan ayının o yumuşak güneşi gözlerimi kamaştırdı.Bahçedeki rengarenk çiçekler sevincime ortak oluyorlardı. Camın önünden ayrılıp hızlıca hazırlanmaya başladım. Üstüme toz pembe, omuzları açık , balon kollu bir elbise giydim. Elbise hemşirin hem de oldukça göz alıcı görünüyordu. Boyum 1,75 olduğu için topuklu ayakkabıya ihtiyacım yoktu ama bu şık elbiseyi spor ayakkabıyla da harcayamazdım.Saçlarıma şekil verip yüzüme hafif bir makyaj yaptım ve aynadaki aksime son defa baktım. Tam odadan çıkıyordum ki telefonumun melodisiyle bakışlarım ekrana döndü. Gülümseyerek telefonu açıp kulağıma yerleştirdim. Heyecanla merdivenlerden inerken "Alo ,Yiğit?" diyerek açtım telefonu."Günaydın sevgilim. Hazırlandın mı?" dedi sesindeki sıcak tonla.
"Hazırım çıkıyorum şimdi, sen geldin mi?"
"Geldim, kapıda bekliyorum hayatım. "Evdeki sessizlikten babamın olmadığını anlayıp doğrudan dış kapıya yöneldim. Telefonu kapatmadan dışarı çıktığımda Yiğit'igördüm. Siyah arabasına yaslanmış, şık ve sportif takım elbisesiyle gözkamaştırıcı duruyordu. Hafifçe kıkırdayıp beni baştan aşağı süzen Yiğit'e odaklandım. Onu çekici gösteren gamzesi gülümsemesiyle yanağında yerini almıştı. Bahçe kapısını açıp hızla boynuna sarıldım. Kokumu içine çekip "Çok güzel olmuşsun." diye fısıldadı ve ardından devam etti. "Peri kızı gibi..."
"Teşekkür ederim Beyefendi." Uzaklaşıp gözlerinin içine baktım."Sizde büyüleyici görünüyorsunuz." Elimi gamzesine uzatıp parmağımı o küçük çukura değdirdim. "Özellikle de bu gamzeler..." Erkeksi bir şekilde kahkaha atıp saçlarımı öptü. Nazikçe elimden tutup arabanın yolcu koltuğuna yönlendirdi. "Böyle devam edersek geç kalacağız. Bin bakalım cimcime."
Bana sürekli 'cimcime' derdi. Bu kelime beni biraz çocuk gibi hissettirse de,O'nun dilinden dökülünce kendimi özel hissediyordum. Koltukta Yiğit'e doğrudöndüm.
"Nereye gidiyoruz, hâlâ söylemeyecek misin ?" İşaret ve orta parmağıyla burnumu sıktı. Gülerek elinden kurtuldum.
"Sürprizi kaçmasın." diyerek arabayı çalıştırdı. Gülerek geriyeyaslanıp onu izlemeye başladım. Benimkilere nazaran oldukça açık renkli yeşilleri yola odaklanmıştı. Siyah saçları özenle taranmış ve şekillendirilmişti. Bugüne özel olduğu belliydi, normalde hep dağınık olurdu. “Projeni teslim edebildin mi ?” Sorduğu soruya yanaklarımı şişirdim , uğruna iki geceboyunca sabahladığım çizimden bahsediyordu .“Teslim ettim ama hoca çokta beğenmiş gibi değildi . Doğru düzgün incelemedi bile !” Hafifçe gülümsedi gözleri yoldayken , “ Bana bahsettiğin takıntılı olan mı ?” Dudaklarımı büzüp başımı salladım. Temizlik takıntısı vardı . Amfiye her girdiğinde önce masasını siler ,ardından sandalyesini temizlerdi .Tahtaya asla yazı yazmaz ,kimseyle temas etmezdi . Yerimden doğrulup radyoya uzandım ve hareketli bir müzik açtım. Bugün o adamı daha fazla konuşmak istemiyordum .Yiğit hemen yüzünü buruşturdu. Kahkaha atıp şarkıya eşlik ettim.
"Hayatım değiştir şunu ! Apaçi müziği gibi."
"Ne var bence güzel."
Yiğit'i daha fazla sinir etmemek için uzanıp radyoyu kapattım. Tam o sırada araba şiddetle sarsıldı. Yiğit ani manevralar yapmaya başlayınca kafamı kaldırıp ne olduğuna baktım.
"Yiğit ne oluyor ?" diye sordum telaşla.
"Torpidonun oraya eğil Çisem ! Ben 'Çık' diyene kadar sakın kafanıkaldırma!"
Sesi o kadar sertti ki hemen dediğini yaptım. Yiğit dikiz aynasını kontrol edip gaza yüklendi. Araba savrulurken bir silah sesi duyuldu. Dudaklarımın arasından bir çığlık koparken araba daha da hızlandı. Yiğit'in ağzından bir küfür savruldu. Neler olduğunu anlamaya çalışıyordum .
"Korkuyorum Yiğit bunlar kim?" Yiğit yola odaklanmış hızla araba sürmeye devam ediyordu.
"Korkma Çisem , sana bir şey olmasına asla izin vermem!" O sırada yanımızda bizimle aynı hızda giden siyah bir araba fark ettim. Arabanın filmli camı hafifçe aralandı ve dışarıya bir kol uzandı. Elindeki silah kadar bileğindeki dövme de zihnime kazındı. Bir Kanca dövmesi...
GÜNÜMÜZ: 2 MAYIS 2025
Derin bir nefes alıp göz yaşlarımı ellerimle sildim . Enis Bey'in uzattığı peçeteyi elinden alıp hıçkırıklarımı dizginlemeye uğraştım.
"Biraz ara verelim Çisem . Olayın üstünden bir yıl geçmesine rağmen acın hâlâ taze gibi görünüyor."
Onun cümleleri bana o kadar anlamsız geliyordu ki böyle bir trajediyi nasılatlatmamı beklerdi. Yiğit'i en mutlu olduğumuz o günde kaybetmiştim. O günbunlar neden yaşandı hala bir çözüme ulaşmamıştı .
"Yiğit'e bunu yapanları bulana kadar durmayacağım ! " Enis Bey büyük bir sakinlikle karşımdaki deri koltukta eline aldığı not defterine bir şeyler yazıyordu. Defteri masanın üzerine bırakıp bir kağıdı benim görebileceğim şekilde kaldırdı. Bu benim en ince ayrıntısına kadar resmettiğim kanca dövmesiydi!
"Çisem yaşadıkların kolay değil ama bunları konuşarak atlatmalıyız. Tek şahit sensin. Ne bir araç kaydı ne de bir MOBESE kaydı bulunamadı. Senin çizdiğin bu şekil haricinde hiç bir bilgi yok ama polis er ya da geç suçluları bulacaktır. Şu anda benim işim seninle ilgilenmek. Suçluların peşine düşmek senin görevin değil. Okuluna devam et ! Yiğit'te bunu isterdi." Evet bir psikologdu ama bu duygularımı ,o gün ne hissettiğimi yada kabuslarımı anlayabileceğinigöstermiyor. Atlatmayı deniyordum amadönüp dolaşıp yine o gün yaşadıklarımız zihnimi ele geçiriyordu . Ya gördüğüm kabuslar yada o dövmeye benzer şekiller sürekli önüme o günü sunuyordu .Ona cevap vermeyip başımı sallamakla yetindim . Ne cevap versem anlamayacağından emindim .Yiğit, üniversitede 'işletme' okuyan kendi halinde biriydi. Bende aynı üniversitede 'mimarlık' okuyordum.Üniversitede bir etkinlikte tanışmış ve yakınlaşmıştık. İlk tanışmamız o kadar klişeydi ki !
Etkinlik alanında çarpışmış ve elindeki içecek elbiseme dökülmüştü .Ardından arkadaşımın ısrarıyla kahve için sözleşmiştik . Düşüncelerim ve anılarımız kafamın içinde dönerken parmağımdaki yüzükle oynamaya başladım.
"Yiğit almıştı değil mi o yüzüğü?"
Enis Bey'in sesiyle düşüncelerimden sıyrıldım .Bakışlarım ona dönerken pür dikkat beni izlediğini fark edip “Evet “ dedim . Babam Yiğit ‘in ölümünden çok fazla etkilendiğimi fark edip , Enis bey ‘e yönlendirmişti . Haftada bir geliyor ve o hafta neler yaptım ? O güne dair farklı bir şey hatırlıyor muyum ? Bunları konuşuyorduk. Gözlerim tekrar yüzüğü buldu. Zümrüt işlemeleri olan altından bir yüzüktü. Olay günü Yiğit'in cebinde bulunmuş ve ailesi benim olduğunu söyleyip olaydan bir hafta sonra bana vermişlerdi.
Derin bir iç çekip ellerimle gözlerimdeki yaşları sildim, çantama uzanıp ayağakalktım.
"Anladığım kadarıyla gidiyorsun. Peki, seansı burada bitirelim." Benimle birlikte oda ayaklanmış masadaki kâğıtları toparlamaya başlamıştı .
Klinikten çıkıp araca doğru ilerledim. O günden hemen sonra hayatımdaki bir diğer değişiklik ise korumayla gezmekti . Ali...Bir yıldır korumadan çok benim için bir arkadaştı. Koruma işine ilk başlarda çok karşı çıksam da Ali ile tanıştıktan sonra bu fikre alışmıştım .
"Hoşgeldin. Nasıl geçti görüşmen?"
Sıkıntıyla bir nefes alıp kaşlarımı kaldırdım ve arabanın arka koltuğuna geçtim. Ali ile aramızda iki yaş vardı;ben 23 yaşındaydım, o ise 25... Kapımı kapatıp şoför koltuğuna yerleşti. Biraz duraksayıp yüzüme baktı, buruk bir gülümseme vardı yüzünde.
"Yine bol ağlamalı bir seans olmuş... İyi misin?" Ali'nin sorusuyla ben de gülümsedim. Ali o kadar içten geliyordu ki bana.
Birçok arkadaşımla bu süreçte bağlarımı kopardım; yapay gülümsemelerden, acıyan bakışlardan uzaklaştım.
"Şimdi daha iyiyim, hadi gidelim artık buradan. "Ali arabayı çalıştırdı ve ilerlemeye başladık.
"O zaman her zamanki yere gidip biraz kafa boşaltalım, ne dersin? "Yüzümde gerçek bir gülümseme oluştu.Boks salonuna götürecekti. Ali sayesinde edindiğim bir hobiydi ve kendimi geliştirmem için iyi bir fırsattı.
"Olur,gidelim."
Camdan dışarısını izlemeye başladım.Sevdiğiyle el ele yürüyenler, kulaklık takıp yalnız yürüyenler ,mutlular ve mutsuzlar... Buradan bakınca kimsenin ne yaşadığı bilinmiyor. En büyük acı kimde ya da gerçekten kim mutlu bilinmiyor. Acın herkesinkinden büyük sanıyorsun sonra bir bakıyorsun,çok daha kötüsünü yaşayanlar şen kahkaha atabiliyor. Ama ben bilirim .Tek başına kaldıklarında o odada, o gece bütün düşüncelerin, bütün hüzünlerin ve bir çok keşkenin omuzlara yük oluşunu...
Tanıdık sokağa girdiğimizi görünce düşüncelerimden sıyrılıp kafamı ön cama çevirdim.Araba yavaşça salonun önünde durduğunda kapımı açıp indim ve sokağa baktım.Birçok salon ve bir tane bar bulunuyordu. Sokakta benim en çok dikkatimi çeken şey ise yasal olmayan boks salonuydu . Kapısında duran iki görevlinin sert yapısı bile oranın ne kadar tekin olmadığını gösteriyordu. Tam karşısında bar vardı . Bir iki kere Ali ile gitmiştik. Sakin bir yere benziyordu ,tabii bazen geç saate kaldığımızda sarhoşların kavgasına veya sokak ortasında öpüşenlere denk gelebiliyorduk.
Salondan içeri adımımı attığımda o bilindik ter kokusu yerine, yeni temizlik yapıldığı belli olan taze bir koku yayılıyordu.
"Oo,kimleri görüyorum? Erkencisiniz!"
Ayberk'in sesiyle ona doğru dönüp gülümsedim. Ali'nin salondan arkadaşıydı, zamanla bizde yakınlaşmıştık. Tanıyınca komik ve eğlenceli biri olduğu anlaşılıyordu ama dışarıdan görüntüsü oldukça sertti. Üç numara saçları, yüzündeki yara izi ve aşırıya kaçan kaslarıyla...
"Bize diyene bak! Burada yatıyorsun herhalde, ne zaman gelsek çalışıyorsun,"dedi Ali.
Hafif bir kahkaha attım. Ayberk pazılarını göstererek, "Bu kaslar kendiliğinden mi oluşuyor sanıyorsun aslanım?" diye karşılık verdi.
Kıkırdayıp soyunma odasına ilerledim. "Ben hazırlanıp geliyorum. Siz didişmenize devam edin lütfen."
Üstüme rahat bir şeyler geçirip saçımı at kuyruğu yaptım. Salona geçtiğimde Ali de hazırlanmış, ısınıyordu. Ben de beklemeden ısınma hareketlerine başladım.
"Hoşgeldin Çisem." Isınma hareketlerine son verip ona baktım .
"Hoş buldum Azer."
"Isındıysan ringe geç bakalım."
Kafamı sallayıp ringe doğru ilerledim. İçeri girince hafif adımlarla zıplayarak ısınmaya devam ettim ve eldivenlerimi taktım . Azer ‘de çevik bir hamleyle girip lapaları ellerine geçirdi.
"Şimdi öncelikle direk ve sağ kroşe çalışalım."
Söylediğine uyarak sol ayağımı omuz genişliğinde çapraz geriye aldım, sol yumruğumu yanağıma yerleştirdim. Sağ yumruğumu yüzümü koruyacak şekilde öne uzatıp hafifçe öne eğilerek esnemeye başladım.
"Şimdi sol, sağ!"
Azer’in söylediğiyle uyumlu olarak önce sol direk, ardından sağ kroşe vurdum.
"Daha hızlı ve sert Çisem !"
Komutuyla daha sert vuruşlarla on tekrar yaptık. Ardından gardımı değiştirip aynı çalışmayı sağ direk ve sol kroşe şeklinde ters elden devam ettirdik. Çalışma bittiğinde nefes nefese ringin köşesine oturduk. Alnımdaki terler bir bir damlarken elimdeki eldivenleri çıkartıp suyumdan büyük bir yudum aldım. Azer havluyu uzattığında elinden aldım ve yüzümdeki terleri silerken "Ne yaptın, yeni bir şey bulabildin mi o çeteyle ilgili?"
Derin bir iç çekip kafamı iki yana salladım. “Bulamadım . Bildiklerimizden başka birşey yok !”
Azer söylediklerimi onaylarcasına başını sallayıp salondakileri izlemeye başladı."Aslında ben birkaç bilgi topladım, işine yarayabilir."
Gözlerim ışıldayarak ona döndüm. O da bakışlarını bana çevirip devam etti.
"Detayları çıkışta baş başa konuşuruz."
Gülümseyerek kafamı salladım. Bu haber beni öyle mutlu etmişti ki.
Aylar öncesinden beri o izi araştırıyordum. Birçok dövmeciye çizimi göstermiş, benzer simgenin belirli bir grup tarafından kullanıldığını öğrenmiştim . Azer sayesinde grubun yan taraftaki salona takıldığını fark ettiğimizden beri orayı göz hapsine almıştık.Azer bu süreçte en büyük yardımcımdı.
"Teşekkür ederim Azer ." dedim minnetle gözlerine bakarak .Yüzünde buruk bir gülümseme belirdi. Pek anlamlandıramasam da üzerinde durmadım."Cilveleşmenizi bölüyorum ama ring bana ve kaslarıma lazım. Siz şöyle kuytu köşelerde devam edin," diyerek araya girdi Ayberk.
Gözlerimi devirdim. Azer kalkmam için elini uzattı, elini tutup hızla ayağa kalktım.
"Boş laf yapacağına gel de şu havanı bir alayım senin ! " dedi Azer . Ben de Ayberk’e Geçte gör gününü der gibi başımla Azer’ i işaret ettim.
"Hadi ya, ben Ali’yle maç yapacaktım. Bu biraz ağır oldu!"
Ayberk’in söylenmesine Azer gülerek eliyle , "Gel gel" işareti yaptı. Ringden inip onları izlemek için kenara oturdum. Salon kalabalık değildi. Azer bana özel ders veriyordu, diğer hoca ise iki kişiyle ilgileniyordu. Ali ve Ayberk ise sadece antrenman yapmak ve maç yapmak için geliyorlardı.
Maç başladığında ikisi de büyük bir ciddiyetle açık kolluyordu. Azer ‘in koyu kahve saçları hareket ettikçe savruluyordu. Boy farkları bayağı fazlaydı .Ayberk’in boyu Azer ‘in omzuna bile zor geliyordu ama iri vücutları birbirine denk gibi görünüyordu. Azer ‘in kehribar gözleri Ayberk’e kilitlenmiş halde öne atıldı ve eğilip rakibinin karın boşluğuna sert bir yumruk geçirdi. Ayberk darbenin etkisiyle ringin köşesine sığınıp kapandı. Azer hiç durmadan yumruklarını sıralıyordu ama Ayberk iyi savunma yapıp açık vermedi.
Bir anlık boşluktan faydalanan Ayberk, sağ tarafa yatıp Azer ‘in karın boşluğuna bir yumrukla karşılık verdi ve çevik bir dansla arkasına geçti.
Onlar dövüşmeye devam ederken kalkıp soyunma odasına geçtim. Maçın nasıl sonuçlanacağını biliyordum, uzun bir uğraştan sonra Azer kazanacaktı . Kısa bir duş alıp üstümü değiştirdim.Çantamdan sigaramı alıp dışarı yöneldim. Maç bitmişti. Ayberk söylenerek , ringden inen Azer ‘e yetişti. Yanıma geldiklerinde birlikte salonun dışına çıktık. Bankta yan yana oturduğumuzda sigaramdan bir tane de ona uzattım. Ayberk ve Ali ise kapı girişinde bir şeylerle ilgileniyorlardı.
"Okuluna ne zaman devam edeceksin?" diye sordu Azer . O günden sonra okula gidecek gücü kendimde bulamamış ve dondurmuştum .
Dumanı havaya üfleyip ona döndüm. "Yeni dönem başlayınca gitmeyi düşünüyorum. Şuanda kendimi hazır hissetmiyorum.” Başını salladı ,o sırada Ayberk araya girdi. "Bunları da yalnız bırakmaya gelmiyor. Ali baksana ! Hemen bir yakınlaşmalar falan, değil mi kumrular?"
Gözlerimi devirdim. "Boş yapma Ayberk. Bizimle uğraşacağına git biraz çalış.Yenilmekten sıkılmadın mı?"
Azer‘in lafını hiç umursamayan Ayberk, paketimden iki sigara alıp birini Ali’ye uzattı. "Hadi Çisem , bizden mi saklıyorsunuz? Geçen sizi dövmecide gördüm. Çift dövmesi mi yaptırdınız yoksa?"
Ali’nin bakışları kuşkuyla yüzüme odaklandı. Azer ‘le yürüttüğümüz araştırmadan haberi yoktu. Arkadaşım gibi olsa da sonuçta korumamdı ,babama her şeyi anlatabilirdi ve tehlikeli olduğunu düşünüp işlerime engel olabilirdi .
"Abartma Ayberk! Azer ‘le aramızda hiçbir şey yok, olamaz da! O gün sadece tesadüfen karşılaştık. Bu konunun bir daha açılmasını istemiyorum! "
Sert çıkışımdan dolayı Ayberk’in yüzü biraz asıldı, başını sallamakla yetindi.Konuşmamdan sonra Azer başını yere çevirip düşüncelere daldı. Ali ise hâlâ şüphe dolu gözlerle bir bana, bir Azer‘e bakıyordu.
"Çisem , hazırsan eve geçelim. Saat epey geç oldu."
Ali’nin uyarısıyla saatime baktım; 20.04. Yaklaşık üç dört saattir salondaydık. Bu salonda zamanın nasıl geçtiğini anlamıyordum .Boks tutkum haline gelmişti ,daha önce bu sporu nasıl keşfedemedim bilmiyorum .
"Ali,benim Ceyda ile buluşmam lazım, tamamen unutmuşum! Hatta geç kalıyorum! "diyerek hızla ayaklandım.
"Tamam,ben bırakırım seni. Nerede buluşacaksınız?’’ hemen bir bahane uydurmam gerekiyordu.
"Gerek yok, zaten arka caddede buluşacağız. Sen eve geç, bugün çok yoruldun."
"Çisem, benim görevim seni korumak. Bunun için babandan para alıyorum. Ben bırakırım,seni dışarıda beklerim."
Kolay kolay vazgeçecek gibi değildi ama o bilgiyi Azer ‘den almam şarttı. Derin bir nefes alıp ona döndüm.
"Ali,bir yıldır benim için çok şey yaptın ama bu şekilde korunmak istemiyorum. Zaten korunmaya ihtiyacım da yok, neyden korunuyorum ki? Senin böyle peşimde gezmen bana sürekli o anı hatırlatıyor, kendimi tedirgin hissetmeme neden oluyor.Üstelik insanların garip bakışlarından da rahatsız oluyorum. Rica ediyorum, bu akşamlık bari kız arkadaşlarımla normal bir gün geçireyim."
Ali biraz düşünüp bana hak vermiş olmalı ki, "Tamam öyleyse ama eve dönerken beni arayacaksın, seni ben alacağım!" dedi.
Hızla kafamı sallayıp "Anlaştık," dedim. Aslında son söylediklerim yalan değildi,o günden beri Ali benimle her yere geliyordu .Markete dahi gidecek olsam ,yalnız gidemiyordum . İlk zamanlar bunun pek bir önemi yoktu çünkü dışarı çıkma ihtiyacı duymuyordum .Yalnız kalmak istediğimde evden çıkmıyordum . Evde benden başka kimse olmuyordu .Bir süre sonra Ali ile yakınlaşıp ,arkadaş olduğumuzda ise bu beni tam tersi mutlu etti .Uzun süre yalnız kalıp kafanızdaki sesleri dinlediğinizde, hayattan daha çok soyutlaşıyorsunuz . Şimdi ise eski halimi ,özgürlüğümü arıyorum . Bu şekilde bir kafesin içine kapatılmış kuş gibi hissediyorum . Salona girip çantamı aldım ve dışarı çıktım. Ali arabayı çalıştırmış, başıyla selam verip uzaklaşmaya başlamıştı. Azer ‘i etrafta göremeyince hemen mesaj bölümüne girdim.
-Neredesin?
Mesajım anında görüldü, yazmaya başladı.
- Karşıdaki bardayım, gel.
Hızlı adımlarla bara doğru ilerleyip içeri girdim. Saat henüz çok geç olmadığı için içerisi sakindi. Loş ışıklar, ortama hoş bir hava katıyordu.Merdivenlerden inip karşıdaki locada oturan Azer ‘e doğru ilerledim. Karşısına oturup alkolsüz bir içecek sipariş ettim.
"Azer!"
Geldiğimden beri yüzüme hiç bakmamıştı ,gözü sürekli elindeki viski bardağındaydı. Hafifçe başını kaldırdı. Sanki seslenmemle burada olduğumu yeni anlamıştı . Dalgınlığı gözlerinden belli oluyordu .
"Hoşgeldin."
"Hoş buldum."
Sıkıntıyla bir nefes aldı ,söyleyecekleri onu zorluyor gibiydi. Sipariş ettiğim içecek geldiğinde teşekkür edip bir yudum aldım.
"Anlatmanı bekliyorum Azer ."
Başını salladı.
"Bunu söylemek benim için kolay değil. Duyacaklarını kaldırabilir misin bilmiyorum!" Kelimeleri ağzından çıktıkça daha çok geriliyor, oturduğum sandalyede dikleşiyordum. Bir müddet yüzünü izledim. Sanki "Söyleme,"desem rahatlayacakmış gibi bakıyordu bana. Meraklı bakışlarımı fark edince bunu istemeyeceğimi anladı .Önündeki kristal bardaktaki içkiden koca bir yudum aldı,rahatlamaya çalışıyor gibiydi.
"Ucunda ne olursa olsun öğrenmek istiyorum. Artık bu bilinmezlikten yoruldum."
Derin bir nefes aldı.
"Yiğit’in öldüğü gün... O gün aslında amaç seni öldürmekmiş!” Şaşkınlıkla yüzünü inceledim bir yalan veya şaka olmasını umdum ama değildi . Bir çırpıda kurduğu cümle boynuma bir halat doladı sanki . Nefes almakta güçlük çekerken geçmiş zihnimi esir aldı . O gün patlayan silahın sesi kulaklarımda çınladı. Silahı doğrultan adamın gözleri canlandı gözümde .O simsiyah gözleri nasıl unutabilmiştim ,bana bakan o gözleri nasıl unutmuştum ? Baştan beri bu dövmeyi araştırmamın sebebi hatırlayamadığım o bakışma mıydı ? O katille göz göze geldiğim an donup kalmıştım .Yiğit tam o sıra önüme geçip onu görmemi engellemişti ,bu saniyelerde vurulmuştu zaten .Ölmeden önce arabayı yavaşlatmasa belki de o dakika onunla birlikte ölebilirdim . Yiğit beni kurtarmak için kendi canını feda etmişti . Şimdiye kadar sadece dövmeyi ve Yiğit' in vurulması vardı zihnimde . Ama artık o gözler , Yiğit ‘in arabayı yavaşlatması o an attığım çığlıklar ve Yiğit ‘ in gözlerime bakarken son kelimesi “ senin pe-“. Bana söylemeye çalışmıştı .Senin peşindeler demek istemişti . Ben neden o anları hatırlamıyordum !
Gözümden düşen damlaların ardı arkası kesilmiyordu. Yüzümde tek bir mimik oynamıyor,hâlâ Azer ‘ e bakıyordum. Bana bir şeyler söylüyordu ama sesi sanki kilometrelerce uzaktan geliyordu. Yüzümü ellerimin arasına alıp öne eğildim. Benim yüzümdendi... Kimin, neden yaptığını bilmiyordum ama her şey benim yüzümdendi.
"Benim yüzümdendi..."
Hıçkırıklarım ardı ardına sıralanırken, içimdeki o suçlayıcı ses hiç susmuyordu .Sen yaşıyorsun, o öldü. Hem de senin yüzünden! Ailesi perişan... Senin yüzünden! Hayallerini gerçekleştiremedi... Senin yüzünden!
"Benim yüzümden... Benim yüzümden..."
Aynıcümleler ağzımdan dökülüp duruyordu. Hıçkırıklarımın önü arkası kesilmiyordu. O an birinin bana sarıldığını hissettim.
Yazarın Ağzından...
Çisem , yaşadığı derin çöküşe vücudu daha fazla dayanamayınca Azer’in kollarında bayıldı. Azer hızla onu kucaklayıp arabanın arka koltuğuna yatırdı ve evine getirdi. Azer ‘in içinde de devasa bir pişmanlık vardı. Çisem ‘in bunu kaldıramayacağını biliyordu ama söylemek zorundaydı. Onu kendi odasına yatırıp üstünü örttü.
Oturma odasına geçip ezberindeki numarayı tuşladı,
"İstediğini yaptım. Benden başka bir şey isteme, bu sondu! Kızın hali hiç iyi değil."
Telefondaki sesi dinledikten sonra sinirle yanındaki koltuğa bir tekme savurdu.
"Bana bak, bir anlaşma yaptık. Onun kılına bile zarar gelmeyecek! "
Telefon Azer ‘in yüzüne kapandı. Bir küfür savurup salonda turlamaya başladı. Nasıl bir işe bulaşmıştı? Onunla bir anlaşma yapmıştı ,Azer ‘ den bunu söylemesini istemiş karşılığında ise ona zarar vermeyeceğini söylemişti . Cok mantıksız bir anlaşmaydı ,Çisem ‘ e bunu neden söylemesini istediler bilmiyordu ama Azer onu kurtarmak için her yolu deniyordu.
Azer, odanın kapısını hafifçe aralayıp Çisem ‘e baktı. Genç kız uykusunda bile huzursuzdu . Kaşları çatılmış, dudakları düz bir çizgi halindeydi. Azer içeri girip girmemek arasında tereddüt etti. Elleri titriyordu. Çisem ‘in hayatını darmaduman eden o cümleyi kurmak,aslında kendi ruhuna da bir idam ipi dolamaktı. Onu bu savaşa dahil etmişti .
Salona geri dönüp bir bardak viski daha doldurdu. Zihnindeki düşüncelerle baş edemiyordu. Hangi tarafa döneceğini şaşırmıştı ama biliyordu. Bir gün içerideki kız için tüm dünyayı yakacaktı. Bu yolda gerekirse canını bile verirdi .Yaptığı bir çok hata vardı ama anlayacaktı ,bir gün Çisem onu anlayacaktı ......
Uykumdan aniden sıçradım . Gözlerimi açtığımda tavanın yabancılığıylairkildim . Nefesimi düzene sokmaya çalıştım . Burası kendi odam değildi.Tanıdık koku burnuma dolduğunda Azer ‘in evinde olduğumu anladım .
Hızla yataktan kalkmaya çalıştım ama başımdaki zonklama buna engel oldu.O an her şey bir film şeridi gibi zihnimden geçti. Bar, Azer’in o buz gibi kelimeleri ve sonrası...Karanlık bir boşluk.
"Kendinegeldin mi ? Nasıl hissediyorsun? "
Azer‘in sesini duyunca kapı eşiğine döndüm. Elinde bir bardak su ve bir hap vardı.Gözlerindeki o ifadeyi çözemiyordum .Suçluluk mu yoksa farklı bir duygu mu ?
"Buradane işim var?" diye fısıldadım. Sesim, sanki cam kırıkları üzerinden geçmişgibi pürüzlüydü. "Beni neden buraya getirdin?"
"Bardabayıldın Çisem . Bende evime getirdim. " dedi yanımayaklaşarak. Suyu komodinin üzerine bıraktı. " Ağrı kesici ve su ,başınınağrısını alır."
Hapıve suyu reddederek ayağa kalktım. Dizlerim titriyordu ama durmadım. " Azer, bana o cümleyi tekrar kur. Beni neden öldürmek istesinler ? “
Azercevap vermedi. Bakışlarını kaçırdı. O an, barın loş ışığındaki o halinihatırladım . O tedirginliği, o "söylemek zorundayım" der gibiduran halini. Bir şeyler yanlıştı.
"Azer, yüzüme bak!" diye bağırdım. Göğsüm inip kalkıyordu. "Sadece bukadar mı? 'Seni öldüreceklerdi' deyip kenara mı çekileceksin?"
"Bilmiyorum... Ne bu tavrın? Ben sana yardımcı olmaya çalışıyorum."Kaşları çatılmıştı. Onu sorgulamam sinirlendirmişti belli ki...
"Neredenöğrendin bunu?" Bir süre yüzüme baktı.
"Oçetede bulunan bir iki arkadaşım vardı. Onlardan araştırmalarını istemiştim amatek bulabildikleri bilgi bu, daha fazla bir şey bilmiyorum. Bilsem desöylemezdim Çisem ! " Hayretle karşımdaki kehribar gözlere baktım.
"Söylemez miydin? Öyleyse bu bilgiyi neden verip beni böyle bir çıkmazaattın?"
Sorumlabakışları karardı. Bana verdiği bilginin pişmanlığı gözlerinden okunuyordu.
"Bilinmezliktenkurtulmak istiyordun. Yiğit'in neden öldüğünü araştırıyordun ,şimdi sanayaptığım yardımımı sorguluyorsun?" “Yardımını sorgulamıyorum Azer ,seni sorguluyorum ! Daha önce neden o arkadaşların yoktu ? Bana oçeteyi hiç duymadığını söyledin, bende buna inandım . Ama şimdi nasıl oluyorsabir anda arkadaşlar çıkıyor .” Öfkeyle bağırmama karşılık ,bunları sorgulamamı beklemediğini gösteren bir yüz ifadesioluştu . Sesimi az önceki bağırmamakarşılık azaltarak bir adım daha attım ona .“Söylesene Azer ,sen sadece bir boks hocası değilsin dimi ? “ Nefesini tuttuğunu hissettim ve bendenuzaklaşmak ister gibi bir adım geriye gitti . “Benim hayatım seni ilgilendirmez Çisem . Sana yardım edeceğim dedim ve ediyorum. Şimdi ister beni sorgula ve kendindenuzaklaştır ,istersen de izin ver sana yardım etmeye devam edeyim . “ Bir süre sakinleşmeyeçalıştım. Ne yazık ki ondan başka bu konuda yardım alacağım kimse yoktu . Azerile bu yola çıkmamız ise tamamen tesadüftü .
Sakinliğimi fırsat bilip bir adım yaklaştı ve omuzlarımdan tuttu. Bakışlarımıyüzüne çevirdim. Gözlerim dolmuş, öğrendiğim bilgiyi sindirmeye çalışıyordum.Yiğit'in ölümünün arkasında benim olmam, omuzlarıma büyük bir suçluluk duygusuyüklemişti.
"BakÇisem , söylediğim şeyin seni zor duruma düşürdüğünün farkındayım ama şunuanla! Senin yanındayım ve seni koruyacağım!"
Bakışlarındakişefkat, gözyaşlarımın yanaklarımdan süzülmesine sebep olmuştu.
"Neden?Neden beni korumak istiyorsun?"
Çatallaşmışsesimle sorduğum soruya önce derin bir iç çekti. Gözlerinden geçen duyguya biranlam yükleyemedim.
"Zamanıgelince öğrenirsin sebebini, sadece bana güven."
Başımısalladım. Kimseye güvenim yoktu ,ona da güvenmeyecektim. Ama madem bir şeyleriöğrenmem için Azer ‘e ihtiyacım vardı, karşımdaki kısa süredir hayatımda olanbu adama inanmış gibi yapacaktım.
Benden uzaklaşıp kapıya yöneldi. "Gel, bir şeyler ye ,sonrasında ilacınıiçersin."
Peşindenodadan çıktım. Ev, bir bekâr evinden ziyade bir aile evi gibi tertemiz vedüzenliydi. Gözlerimi salonda gezdirdiğimde, koyu renk koltuklar ve birkitaplık haricinde pek fazla bir şey yoktu. Azer önden ilerleyip Amerikanmutfağa girdi , peşinden gidip tabureye oturdum.
"Sandviçhazırladım, sever misin? İstersen farklı bir şeyler de yapabilirim?"
Hayıranlamında başımı salladım. "Aç değilim, sadece su alabilir miyim?"
Bardağasu doldururken onu izledim. Uzun boyu, üzerine giydiği siyah tişörtü ve siyah eşofmanıyla sıradan,sportif biri gibi duruyordu. Ama içimden bir ses, onda bundan çok daha fazlasıolduğunu söylüyordu, hatta buna emindim. Suyu önüme bıraktıktan sonra kendinebir viski doldurup tezgahın karşısına oturdu. Suyu içmeye başladığımdaboğazımdaki o yakıcı kuruluk nihayet kaybolmuştu.
"Ali defalarca aradı. Mecburiyetten kısa bir mesaj çekip, bu gece arkadaşlarında kalacağını söyledim ama pekinanmışa benzemiyordu."
Telefonuönüme bıraktı. Elime alıp önce saate baktım; gece 03.45’ti. Oldukça uzun sürebaygın kalmış olmalıydım. Ali’den 10 cevapsız arama vardı . Mesaj bölümünegirip Ali’nin son yazdığını okudum. Neden telefonu açmadığımı soruyor, müsaitolunca onu mutlaka aramam gerektiğini söylüyordu. İsminin üzerine tıklayıparama tuşuna bastım.
Telefonilk çalışta açıldı. Ali'nin sesi hem telaşlı hem de sinirli geliyordu.
"Çisem, neredesin? Neden aramalarıma dönmedin? Bir mesaj atıp kayboldun. İyimisin?"
Üstüste sıraladığı sorular gözlerimin dolmasına sebep oldu. Birkaç kez boğazımıtemizledim. Sesimi neşeli tutmaya çalışarak konuştum.
"Kızlarlabara gittik Ali. Biraz alkol aldım, zamanın nasıl geçtiğinianlayamamışım."
Karşıtaraftan derin bir nefes sesi geldi. "Korkuttun beni Çisem . Sen içkiiçmezsin ki? Nereden çıktı şimdi bu?"
Gözyaşlarımınarasından burukça gülümseyerek, "Kızlar ısrar etti, denemek istedim. Fenadeğildi, çok eğlendik. Şimdi kızlar uyuyor, ben de çok yorgunum. Sabah benialırsın, olur mu?" dedim.
Konuşmayıkısa kesip kapatmak istiyordum , neyse ki Ali ‘de uzatmadı.
Telefonu kapatıp önümdeki masanın üstüne bıraktım . Uzun bir süre sessizceoturduk.
"İstersen odada dinlen biraz ,sabah olunca bırakırım seni. " Konuşmasıylabakışlarım Azer ‘ e döndü .
"Uykum yok . Sabah Ali alacak beni teşekkür ederim .Banyonu kullanabilirmiyim ?" Başını sallayıp eliyle koridoru işaret etti .
"Koridora çıkınca solda kalıyor. " Yerimden kalktım. Banyoyagirdiğimde aynadaki yansımam burukça gülümsememe sebep olmuştu . Onukaybettiğim ilk güne geri dönmüştüm. Acımın üstüne suçlulukta eklenmişti .Aslında o katilleri araştırırken içten içe bir ilgim olduğunun farkındaydım . Bunu hissediyordum . Şimdi hislerimdeyanılmamış olmak omuzlarımın daha çok çökmesine sebep olmuştu . Azer’le ilktanıştığımız gün geldi aklıma bana beni tanıyor gibi ,sanki beni bekliyor gibibakmıştı . O zaman yadırgasam da bu tavırlarını kurcalama gereğindebulunmamıştım . Sonrasında bir şekilde benle yakınlaşmış ve yardımcı olmayabaşlamıştı .Aslında ona neden olanları anlattığımı bile hatırlamıyordum .Üstümde anlamadığım bir etkiye sahipti,istemesem de onunla bir çok şeyi paylaşıyordum . Elimi yüzümü yıkayıp banyodançıktım ve koltuğa oturdum . Camdan dışarı bakıyor, şehrin ışıklarının gündoğumuyla birlikte sönüşünü izliyordum. Bu gece öğrendiklerimden sonra nasıl bir yolizlemeliyim, bilmiyorum. Sessizliği sadece dışarıdan gelen uzak araç sesleri veAzer ‘in sigarasından yükselen hafif cızırtı bozuyordu. Günün ilk ışıklarıodaya sızarken, ikimiz de aynı gökyüzüne bakıyor ama bambaşka fırtınalarlaboğuşuyorduk. Az önce döktüğüm o gözyaşları yerini donuk bir kabullenişe,ardından da keskin bir hesaplaşma isteğine bırakmıştı. Doğru düzgün tanımadığımve güvenmediğim bu adamın evinde sabah olmasını bekledim .
Aradan geçen birkaç saatte Azer ‘le tektük konuşmuştuk. Arada bana bakıp düşüncelere daldığını hissediyordum ama ona dönüp hiçbakmadım . Birlikte evdençıkıp ana caddeye doğru ilerledik. Ali gelene kadar yanımda kaldı ve o gelmedenhemen önce, görünmeden gözden kayboldu.
Bölüm etkileşimi
