4. bölüm / 5
Geçmişe DönüşEV
Bölümler 5Şu an: EV
- 1 İLK DARBE4.009 kelime
- 2 Görünmez İpler2.621 kelime
- 3 RİNG6.248 kelime
- 4 EV2.625 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 SALDIRI3.926 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Demek ki Azer bu olaylardan kaynaklı gitmeme karşıydı. Gülümseyerek ayağa kalktı, ben de onunla birlikte kalktım. ''Yemek hazırlayayım, sen de Azer ‘e bir bak istersen.'' Kafamı salladım. ''Kuzey’e dondurma sözü vardı. İznin olursa onu da alayım.'' Nisa onaylayıp mutfağa ilerlerken Kuzey’e seslenmiş ve dondurmadan bahsetmişti. Kuzey büyük bir heyecanla odasından çıkmış, bana doğru gelmişti. Dizimin üstüne çöküp onunla aynı hizaya geldim.''Merhaba, benim adım Çisem. Senin adın ne bakalım yakışıklı?''Utanarak, ''Kuzey... Sen neden ağladın ? '' Sorduğu soru o kadar içime işlemişti ki... Yaptığım hataları yeni görüyordum. Öyle bir yere kendimi nasıl layık görmüştüm, nasıl gözünü kırpmadan birini öldürene güvenmiştim? Aklım almıyordu. Nisa’nın yaşadıkları o kadar ağır şeylerdi ki hala gülebiliyor olması, hayata tutunması bana kendimi güçsüz hissettirmişti. Yaşadıklarını çoğu kadın kaldıramazdı ve dediği gibi bir çoğu bunları yaşamaya mecbur bırakılıyordu. Kuzey ise ne şekilde olursa olsun onun için bir mucizeydi.Gözlerimin dolmasını engelleyip gülümsedim. ''Memnun oldum Kuzey. Toz kaçtı . Şimdi Azer abinle birlikte dondurma almaya gidelim mi?'' Hemen büyük bir gülümseme sunup başını salladı. Vestiyerdeki küçük ayakkabılarını giydirdim ve elini tuttum. Dışarı çıktığımızda Azer yol kenarındaki kaldırıma oturmuş sigara içiyordu. Hızla yanına ilerledik. Kuzey, ona doğru koştu. Azer ayak seslerini duyup sigarayı kaldırımda söndürdü ve ayağa kalktı gülümseyerek. Ona doğru gelen Kuzey’i kucakladı.''Ne oluyor bakalım?'' Bana ve Kuzey’e bakarak konuşmuştu. Ben de yanlarında durup yüzüne baktım .''Dondurma ısmarlar mısın bize?'' Gülümseyerek sorduğum soruya o da gülümsedi.''Hmm... Ismarlayalım. Aslan parçası sen de bayağı ağırlaşmışsın. İn bakalım kucağımdan.'' Kuzey’i kucağından indirip elinden tuttu. Kuzey aynı zamanda diğer elini de benimkilerin arasına yerleştirdi. Azer’le aramızda yine o garip bakışmalardan biri geçti. Şu an kendimi çok tuhaf hissediyordum. Beraber yürümeye başladık.Azer hakkında her yeni bir şey öğrendiğimde merakım daha çok artıyordu. Benim için ilk başta sadece sıradan bir boks hocasıydı; sonrasında gizemli yapısı, o çeteden birilerini tanıyor olması ve benden bir şeyler saklaması ona karşı şüphe duymama sebep oldu. Ama şimdi Nisa’dan öğrendiklerimle, onun hayatını kurtarması, beni Çevik’ten uzak tutmaya çalışması bir şeyler öğrenmemem için değil, tamamen beni korumak için olduğunu düşünüyordum .Şu anda beni buraya getirmeseydi belki ben de Nisa gibi...Beraber sokak boyunca yürürken Azer ‘e sık sık selam veren insanlara Kuzey de halkı selamlar gibi "Merhaba," yapıyor, el sallıyordu. Yol boyunca sayamadığım kadar insanda bu böyle devam etti.''Burada bayağı ünlüsün bakıyorum da, tabii Kuzey de öyle.'' Son söylediğimi sırıtarak söylemiştim. Azer ‘ in yanında küçük adam gibi selamlaması oldukça komikti . Gözlerindeki o kırgınlık hala yerindeydi . Bakışlarını yüzümden çekip yolu izleyerek cevap verdi.''Burada büyüdüm. İleride de evim var, ailemle birlikte kaldığım.'' Dediğine şaşırmıştım. Tanındığı belliydi ama burada yaşadığını bilmiyordum.''O bayıldığım gün beni getirdiğin yer neresiydi?'' Yüzüme döndü bakışları ,''Orası da iş yerine yakın diye tuttuğum daire. Bazen tek kalmak istediğimde ya da yorgun olduğumda orada kalıyorum.'' Anladım dercesine başımı salladım. Mahallenin küçük bakkalına gelmiştik. Kapıda sohbet eden gençler Azer ‘ i görünce ayağa kalkıp selam verdiler . Azer’ de baş selamı verip dondurma reyonuna ilerledi. Kuzey hemen çikolatalı bir dondurma seçti, ben de bir tane aldım. Azer iki tane daha alıp ücreti ödeyip çıktı. Dondurmayı yemek için açtım. Azer ve Kuzey de açmış yemeye başlamışlardı .Eve vardığımızda Nisa yemekleri hazırlamıştı. Sofraya oturduk. Hep birlikte Kuzey ‘in konuşması harici sessiz olan sofrada yemeklerimizi yiyip karnımız doyunca, Nisa’nın sofrayı kaldırmasına yardım ettim. Hava kararmış, saat geç olmuştu. Azer ‘le birlikte kalkmış, Nisa’yla vedalaşmıştım. Telefon numaralarımızı almıştık haberleşmek için. Yola koyulduğumuzda, arabada ağır bir sessizlik hakimdi.''Senin için sorun olmazsa bir eve uğramam lazım.'' Gözlerimi pencereden çekip ona baktım..''Sorun olmaz, ben arabada beklerim.'' Gözlerini bana çevirmeden konuşmaya devam etti.''İşim biraz uzun sürebilir. Arabada bekleme, bir çayımızı içersin.'' Ne diyeceğimi bilemedim. Annesinin, babasının olduğu eve girmek beni oldukça gergin hissettirecekti,''Annen, baban rahatsız olmasın. Beklerim ben arabada...'' Yüzüme tekrar baktı ve hızla önüne döndü. Gözlerinden o birkaç saniye bir sürü duygu geçmişti,''Annem babam yok benim! Gelirsin. “ Gözlerim yüzünde gezinirken kaşlarım çatıldı istemsizce ,''Kusura bakma. 'Ailem' dedin, ben mi yanlış anladım?'' Uzamış sakalları dikkatimi çekti, yüzünü daha sert gösteriyordu. Sanki sakallarına baktığımı fark etmiş gibi eli sakallarında gezindi .''Evet, ailem. Beraber yaşadığım dostlarım. Tanışırsın şimdi.'' Cümlesi bittiğinde iki katlı beyaz boyalı bir evin önünde durduk. Arabadan onunla birlikte indim ve eve ilerlemeye başladım. Bahçeyi aydınlatan lambalar, ortada duran dört kişilik masa, kenarlara atılmış minderler ve masanın üstünde dağınık şekilde duran içkiler buranın gençlere ait olduğunu belli ediyordu. Gözüme çok güzel gelmişti. Bizim ev her zaman düzenli olurdu , ama buranın dağınık olması huzuru ve neşeyi hissettiriyordu . Azer kapıyı çalmış bekliyordu, ben de gözlerimi bahçeden çekmiştim. Kapıda beklerken boy farkımız tekrar dikkatimi çekti. Kendimi onun yanında gerçekten çok kısa hissediyordum, omzuna geliyordum.Ben bunları düşünürken kapıyı minyon bir kız açtı. Mavi gözleri önce Azer ‘e bakmış, yüzünde kocaman bir gülümseme oluşmuştu. Sonra yanında beni görüp gözlerinde soru işareti belirdi.''Kızım çekilsene kapı önünden, içeri girelim.'' Kız afallığından kurtulup kenara çekildi.''Hoş geldiniz.'' Ben de Azer ‘in arkasından içeri adımımı attım. Dış kapıdan girince direkt oturma odasıyla karşılaştım. Oturma odasının sağında iki tane beyaz kapı vardı. İçerisi oldukça büyüktü, Amerikan mutfak tam karşıda kalıyordu. İçerisi bungalov evler gibiydi, ahşaptan dizayn edilmişti. Mutfak tezgahı da ahşaptandı, ona uyumlu tabureler vardı. Koltuklar ise kahve tonlarında, üstünde rengarenk yastıklar vardı. Kapıdan girince köşede ise tavana asılı kum torbası ve ağırlıklar vardı. Sanki farklı ellerle dizayn edilmişti.“ Çisem , gelsene!'' Azer ‘in seslenmesiyle kapının orada dikilmeye son verip mutfak tezgahına doğru ilerledim. Bir erkek ve kapıyı açan kız mutfakta atıştırmalık hazırlıyor, Azer ise taburede oturmuş sigara içiyordu. Ne kadar zaman evi incelemiştim? Yanına oturduğumda alayla sırıttı ve paketten sigara uzattı.''Evi çok beğendin herhalde!'' Gülümsedim ve uzattığı sigarayı aldım.''Beğendim. Çok farklı bir havası var.'' Dediğime kafasını salladı.''Bizi tanıştırmayacak mısın kardeşim?'' Genç adamın sorusuyla bakışlarım ona döndü. 1.80 boylarında, yapılı bir vücudu vardı. Kahverengi gözleri ve yine onunla uyumlu koyu kahve saçları vardı. Sempatik bir görünüşe sahipti . Azer eliyle beni gösterdi .“ Çisem ,bu da Gökhan ve yanındaki maviş de Zeynep. Oldu mu?'' Kurduğu cümle gözlerimi devirmeme sebep oldu.''Kusura bakmayın habersiz geldim. Azer benim boks hocam.''İsimlerini yeni öğrendiğim Gökhan ve Zeynep birbirlerine karşı aynı anda kollarını bağdaş yapıp imayla bakıştılar ve Azer ‘e bakmaya başladılar. Aralarında sözsüz ama bol bakışmalı bir konuşma geçti. Azer boğazını temizleyip Zeynep’e,''Çisem ‘i odana getir üstüne temiz bir kıyafet ver. '' Gözlerim üstümü kaydığında neden böyle bir şey söylediğini merak ettim . Tam o sırada hırkanın üstünde kurumuş kan lekeleri dikkatimi çekti .Çevik ‘ in elinden bulaşmıştı büyük ihtimal .Yüzümü buruşturup bakışlarımı kaçırdım .''Tamam abi tabi ki veririm ama istersen sen de ya...'' Zeynep cümlesini bitirmeden Azer ‘in uyarı dolu sesi duyuldu,''Zeynep!'' Zeynep gülerek yanıma geldi ve koluma girip beni kaldırdı. Ona ayak uydurup yürümeye başladım.''Tamam, tamam kızma hemen. Onu kızdırmaya bayılıyorum.'' Son cümleyi sadece benim duyabileceğim şekilde fısıldayarak söylemişti .Zeynep ‘in odasına girdiğimizde , içerisinin mutfağın aksine çok daha renkli ve sıcak olduğunu fark ettim. Yumuşak aydınlatmalar ve taze çiçek kokusu odaya hâkimdi. Beni yatağının kenarına oturttu ve hemen Dolaptan bluz alıp yatağa bıraktı .Üstümdekini çıkartıp yatağa bıraktığı bluzu alıp üstüme giydim .“ Rahat oldu mu ? Altta vermemi ister misin ? “ Ayağa kalkıp belini düzelttim .” Gayet rahat ,teşekkür ederim .”" Azer abim normalde buralara pek kimseyi getirmez," dedi dolabın kapağını kapatırken “ Biriyle tanıştım .O da bana kim olduklarını gösterdi diyelim .”Eli havada kaldı, yüzüme dehşet içinde baktı."Çevik deme lütfen... O değildir değil mi tanıştığın kişiler? Azer abinin seni neden buraya getirdiği belli oldu." Demek ki buradaki çoğu kişi onu tanıyordu."Evet, tamamen bir hataydı. Yanlış kişiye güvendim. Nisa'dan bunu öğrendim." Kafasını salladı ve yanıma oturdu."Demek Nisa'nın yanından geliyorsunuz. Onun yaşadıkları çok zor... Ama her şeye rağmen dimdik duruyor."Başımı salladım ve derin bir iç çektim."Onun kadar ağır şeyler yaşamadım ama şu durumumda bile hayatta kalmak çok zor. Ona imrendim, çok güçlü." Ellerimi tuttu. Yatakta bana doğru dönüp bir ayağını altına aldı."Bak Çisem ,ne yaşadın bilemem ama hayatta herkesin bir yaşanmışlığı vardır. Kimi bu yükü kaldırır, kimi altında ezilir. Bu evde gördüğün herkes sokaklarda büyüdü. Anne yok, baba yok... Hayattan hep darbe yedik ama yıkılmadık. Azer bize abilik yaptı. Bir olup birbirimizi ayağa kaldırdık ve geriye dönüp hiç bakmadık. Her zorlukta yıkılsaydık bizi kim kaldırabilirdi? Nisa’ da aynı şekilde ayakta durmak zorunda, çocuğu için. Her zaman çıkar bir yol vardır."Motive edici sözleri bana güç vermişti. Öyle tatlı biriydi ki sanki daha önce tanışmış, yakın dost olmuştuk,"Teşekkür ederim sözlerin için. Senin gibi bir arkadaşım olsun isterdim." Kocaman gülümseyip sarıldı."Olalım o zaman!"Bende gülümsedim. O sırada kapı tıklatıldı ve Azer ‘in sesi duyuldu. “İşiniz bitmedi mi daha? Ne yapıyorsunuz odada iki saattir?"Gülerek ayağa kalktık ve odadan çıktık. Azer kapının önünde bekliyordu. Zeynep imalı bakışlarla yanımızdan geçti ve mutfağa ilerledi . Azer üstümdekine bakıp “ yakışmış ," dedi .Bluz pembe renkteydi . Alt dudağımı dişlerimin arasına alıp sırıttım . Bakışları dudaklarıma kaydı ve uzun süre oyalandı .Dudağımı serbest bırakırken , Yutkundu. Elini yüzüme doğru uzattığında , hemen o yakınlıktan uzaklaştım ve bir adım geriye gittim. Azer ‘ in eli havada kalmıştı, yaptığım şeye bozulduğu gözlerinden belli oluyordu. Elini yumruk yapıp aşağı indirdi . Sanki bir an kendini kontrol edememiş, eli ondan bağımsız hareket etmişti ."Şey... İşin bittiyse gidelim mi? Saat epey geç oldu gibi."Mesafeli bir şekilde cevap verdi: "Olur, gidelim."Mutfağa doğru ilerledi ve çıkacağımızı söyledi. Zeynep'ten anında itiraz eden bir ses yükseldi."Hayır! İçecekleri hazırladım, çerez de koydum. Çisem daha yeni geldi ,biraz daha oturmadan bırakmam."Gökhan da ona katılır şekilde başını sallayıp çerezlerden ağzına attı. Zeynep, hemen uyarır şekilde eline vurdu. Azer yüzüme baktı kararı bana bırakmıştı .Babam büyük ihtimalle işteydi, evde beni bekleyen sadece dört duvar vardı. Biraz daha onlarla vakit geçirmek bana iyi gelirdi, uzun süredir böyle bir ortamın içinde bulunmamıştım. Onaylar şekilde başımı salladım. Hep birlikte bahçeye ilerledik ve masaya oturduk. Masanın üstündeki çöpleri toplayıp çerez tabaklarını ve içecekleri yerleştirdik.Azer çaprazıma, Gökhan onun karşısına, Zeynep ise benim karşıma oturdu . "Abi, o işi ben hallettim." Gökhan, Azer ‘ e bakarak konuşmuştu. Gizli bir şey olduğu belliydi, üstü kapalı konuşmuştu."Aferin koçum. Sıkıntı çıkmadı değil mi?" Azer sigarasını yakmış, birasından yudumluyordu."Yok abi, hiç bir sıkıntı çıkmadı." Aralarına Zeynep'in sesi girdi ve gözlerim onu buldu."Misafirimizin yanında iş konuşmayın isterseniz. Çisem , kaç yaşındasın ?" Aniden sorduğu soruya önce cevap veremedim, bir süre durakladım."23 yaşındayım ,ya siz kaç yaşındasınız?"Ortaya atmıştım soruyu, Azer dahil kimsenin yaşını bilmiyordum ama bana yakın olduklarını tahmin ediyordum."Ben 21 yaşındayım. Gökhan abi 26, Azer abi ise 28yaşında." Kafamı salladım. Azer ‘in yaşça benden büyük olduğunu tahmin etmiştim."Doğruluk-cesaretlik oynayalım! Böylelikle birbirimizi daha yakından tanırız." Zeynep heyecanla oyun teklif etmişti. Lisedeyken arkadaşlarla sürekli oynardık, o anıları hatırlamak beni gülümsetti."Birbirimizin çoğu şeyini biliyoruz zaten, ne gerek var?" Gökhan isteksizliğini belli etmişti."Belki bilmediğimiz şeyler vardır. Hem Çisem bizi tanımıyor, biz de onu."Azer ‘ e baktım, o da sessizce beni izliyordu. Ona bakmamla bakışlarını kaçırdı. Bu ilk defa olmuştu. Normalde kaçırmaz, bakmaya devam ederdi. Ben de bakışlarımı çektim ve Zeynep'in oyunu hazırlamasına yardım ettim. Masa kuruldu ve şişe dönmeye başladı. Yavaş yavaş içeceğimi yudumladım. Şişe Gökhan ve Azer arasında durmuştu ,Gökhan soruyordu."Aha, ben soruyorum. Dur bakalım bir düşünelim..." Azer gözlerini devirdi."Doğruluk mu cesaret mi diye sorman lazım oğlum önce!" Gökhan, sanki Azer çok önemli bir şeyi hatırlatmış gibi tepki verdi,"Doğru ya abi! Onu çıkartalım ya, sadece doğruluk olsun. Cesarette ne yapacağız, amuda mı kalkacağız?" Dediği şeye ben ve Zeynep kıkırdamıştık. Cesaretlikleri sevmezdim, iyi olmuştu." Bizimle bir hayalini paylaş ama öyle bir hayal olsun ki şimdiye kadar kimseye söylemediğin bir hayal" Azer uzun süre düşündü .Bir ara gözleri gözlerime kitlendi .Cevabını bende merak ediyordum . Gözlerim içeceğimdeyken pipetiyle oynamaya başladım .“ Onun gözlerinin bana aşkla bakması “ elim duraksarken bakışlarımı kaldırmaya korktum .Neden bilmiyorum ama gözlerine bakmaktan korktum . İç çekişi içimde bir şeylerin kopmasına sebep oldu .Azer şişeyi tekrar çevirdi; bu sefer Zeynep'le benim aramda durdu. İlk soruda bile ortam gerginleşmişti ,yada ben öyle hissediyordum . Soran Zeynep'ti."Hiç aşık oldun mu? “Sorduğu soru beni tekrar düşünmeye itmişti. Ne cevap vereceğimi bilmiyordum."Başka soru sor!" Azer atlamış, hemen Zeynep'i uyarmıştı. Yiğit'in öldüğünü bu masada bir tek Azer biliyordu .Aklıma onun geldiğini biliyor, sanki vereceğim cevap onu korkutuyor gibiydi ."Buna cevap vermek çok zor .Aşkın nasıl bir duygu olduğunu bilmiyorum ama birini sevdim ,gerçek anlamda sevdim ve öldü ." Saklamaya gerek yoktu. Acılarımı kabullenmeliydim, yoksa hayatıma devam edemezdim, bugün bunu anladım. Aşk benim için iki insanın birbirine hem ölesiye bağlı hem de öldüresiye düşman olduğu bir duygu .Birine aşıksan eğer canının yanmasını da göze alacaksın ,can yakmayı da .Sevgi acıtmaz ,sevgi incitmez . Ama aşk yakar ,aşk zordur .Zeynep üzülmüş şekilde yüzüme baktı. "Özür dilerim, ben bilmiyordum." Sorun yok anlamında gülümsedim ve şişeyi çevirdim.Gökhan ve benim aramda durdu, ben soruyordum. Ona doğru döndüm."Sevdiğin varsa ismi ne?" Aslında ne soracağımı bilememiştim. İsmini söylese de tanımayacaktım zaten ama aklıma başka bir şey gelmedi.Gökhan sorumla uzun süre durakladı. Azer sanki cevabı biliyormuş gibi önündeki birasıyla ilgileniyor, Zeynep ise pür dikkat Gökhan'a bakıyordu. Sanırım vereceği cevabı merak ediyordu."Nisa..." Sesi o kadar kısık çıkmıştı ki Azer ‘e kadar gitmediğinden emindim ama ben ve Zeynep duymuştuk."Biliyordum işte! Biliyordum; o bakışlar, o ilgi başka bir şey olamazdı. Sevgili misiniz? O da sana karşı boş değil gibi!" Zeynep'in sevinçle kurduğu cümlelerle Gökhan, bakışlarını büyük bir umutla Zeynep ‘ e çevirdi."O da bana karşı boş değil mi? Emin misin? Sanki o gözle bakmıyor gibi." Zeynep büyük bir bilmişlikle geriye yaslandı. Azer ‘e gözlerimi çevirdiğimde Gökhan'a gülümseyerek bakıyordu. Onun bu sevinci mutlu etmişti."Sen anlamazsın ama yine de çok umutlu olma; çünkü daha böyle bir şey isteyecek gibi durmuyor ." Gökhan bakışlarını yere indirdi, umudu kırılmıştı belli oluyordu. Zeynep tekrar şişeyi çevirdi. Ben ve Azer arasında durdu. Ne sorabilirdim? Ona sormak istediğim bir sürü soru vardı: Benden ne saklıyorsun? Gerçek mesleğin ne? Çünkü sadece boks hocası olmadığı belliydi. Ama ben hiç olmayacak bir soru sordum."Sevgilin var mı?"Sorduğum soru beni utandırmıştı. Cidden mi Çisem ? Onca soru arasında bunu mu sordun? Azer ‘ de şaşırmış gibiydi ,o da türlü türlü sorular bekliyordu, bunu gözümün içine bakmasından anladım. Ama ben ne yaptım? En saçma soruyu sordum. Sanki var veya yok dese beni ilgilendirecekmiş gibi... Azer gülümsedi,"Yok."Gülerek verdiği kısa cevap beni daha çok utandırmıştı. Oysa aynı soruyu Gökhan'a da sormuştum, şimdi neden utanıyordum? Hızla şişeyi çevirdim. Yine Zeynep ve benim aramda durdu ,bunu bekliyormuş gibi sırıttı."Azer abiyi yakışıklı buluyor musun?"Soruyla az önceki utancım tekrar alevlendi. İçeceğimden bir yudum içtim."Bilmiyorum... Ama birçok kız beğeniyordur, eminim." Zeynep böyle bir cevap beklemiyormuş gibi şaşırmıştı, başını olumsuzca sallayıp şişeyi çevirdi. Şişe Azer ve benim aramda durdu. Ben soruyordum. Azer az önceki cevabımdan sonra önüne dönmüş, içeceğiyle ilgileniyordu."Soruyorum," dedim, şişenin bizde durduğunu belli etmek için."Sor!" dedi soğukça. Şimdi gerçek sorulara geçme vaktiydi. Unutma ki öğrenmen gerekenler var . O salona bir daha gitmeyeceksen bu bilgileri Azer ‘ den öğreneceksin."Kanca dövmeli o adamı tanıyor musun?" Evet, doğru soru buydu. Belki tanıyordur; çünkü sakladıkları oldukça büyük gibiydi.Bakışları yüzüme döndü. Zeynep ve Gökhan ‘da neler olduğunu anlamak ister gibi sessizce dinliyorlardı. Aradan ne kadar zaman geçti bilmiyorum ama emin olmuştum. Tanıyordu! Gözleri bunu açık etmişti."Ben cevabımı aldım." Hızlıca ayaklandım. O’da benimle birlikte ayaklanıp gitmek için hareketlendiğimde kolumu tuttu."Çisem bir dur!"Sinirli bir gülüş çıktı ağzımdan."Ne oluyor abi bir anda!" Gökhan'ın kurduğu cümleyi ikimiz de duymamış gibi yapmıştık."Neden durayım? Ne yalan konuşacaksın? Hoşuna gidiyor mu bari bu halim?" Bedenimi gösterdim ellerimle. "Bak! Onu bulmak için düştüğüm hale bak! Sen ise yanı başımda sessizce, tüm bildiklerine rağmen susuyorsun. Neden? Neden Azer ?" Nefeslerimiz birbirine karışıyordu. Benim öfkem onun sakinliğini yıkıyordu. Çaresizlik görüyordum karşımdaki adamda.Sinirle güldüm. "Buna da cevap yok." Kafamı salladım "anladım" der gibi ve kolumu hışımla çekip arabaya ilerledim. Kapıyı açmaya çalıştım ama kilitliydi."Arabanın anahtarını ver !" Arabanın yanında durmuş ona bakıyordum. Yanıma doğru geldi."Ben bırakırım seni. Böyle gitme!" İlk defa bu denli sakindi. Kaybetmiş gibiydi duruşu. Ama neyi?"Ver dedim Azer !" Anahtarı cebinden çıkardı ve bana uzattı. Elinden aldım. Köşede duran siyah arabayı gösterdi,"Takip ediyor olacağım seni, buna bari izin ver!" Hiçbir cevap vermedim. Bahçeden bize bakan Gökhan ve Zeynep'e döndüm."Kusura bakmayın. Her şey için teşekkür ederim." Cevap vermelerini beklemeden bindim arabaya ve hızla gazı kökledim. Bana yetişmesine izin vermeyecektim. Otobana çıktığımda gaza daha çok bastım. Dikiz aynasından arkama bakıyordum, aramızda bayağı bir boşluk vardı. Daha çok gaza yüklendim. Arkayı kontrol ettim, Azer ‘ in arabası yoktu.
Bölüm etkileşimi
