4. bölüm / 5
Gaslighting?IV. Bölüm: Kongre?
Bölümler 5Şu an: IV. Bölüm: Kongre?
BÖLÜM IV
Sanki kıyamet kopuyor; yine köpek havlamaları ve siren sesleri… Yatağımda uzanıp tavanımı dikizlerken uyuyakalmışım — saat 07:00.
Alarmım 06:30’daydı ama annem uyandırmamış, kıyamamış, yersen…
Makyaj yapacak vaktim yok. Yüzümü hızlıca yıkadım, dişlerimi fırçaladım, kahvaltı bile edemeden evden çıktım. Devamsızlık hakkım olsa bugün kesinlikle gelmezdim; yatağımdan çıkmak bile istemiyorum. Kliniğe geçmeden bir kantine uğradım. Hah, benimkiler.
2 gün önce olsa duruşlarından, mimiklerinden ve tavırlarından aralarındaki yakınlığı analiz etmeye çalışırdım ama artık gerek duymuyorum, her şey apaçık.
Kliniğe geçtim. Favori çiftimi kantinde görünce aklım başımdan gittiğinden kendime atıştırmalık bir şeyler de alamadım; bugün öğlene kadar bayılmazsam iyidir. Ünitimi hazırladım. Staj grubumuz 12 kişi ve her gün 9 hasta alıyoruz; temsilcimiz en az olandan en çok olana doğru hastaları dağıtıyor. En geride de ben varım, beklemeye başladım.
İdil'in gelip hastamın ismini söylemesini beklerken telefonumda sudoku çözeyim dedim biraz, zor seviyede başlattım, ve bir baktım yarım saat geçmiş.
"Bugün yoğun değil mi acaba, çoktan başlamış olmam gerekirdi."
"Yani ne alaka" diye sorgulamaya İdil'i aramaya çıktım, temsilcimiz ortalıklarda yok. Yok? Varmış, ben görmemişim.De, görmesem daha iyiydi, o neden hasta bakıyor da görev yerinde değil ki?
"İdil hocam kolay gelsin, bugün nöbetçi değil miydiniz?"
Sizli bizli konuşmalar, hasta yanında birbirimizi yüceltme çabaları... İdil irkildi, o kadar siperlik bone ve maskenin ardında görünmez olacağını düşünmüş olsa gerek,
"Melis kusura bakma ya, seni ortalıkta göremeyince gelmedin sandım, hastaları dağıttık, sen de gerideydin değil mi, şanssızlık olmuş."
"Yoklamada imzam var yoklama da sende duruyor İdilcim." Gülümsüyorum, gülümsemeye çalışıyorum, gül Melo...
İdil göz devirdi, ne haddine diye düşünürken devam etti.
"Bu yoğunlukta imzaları tek tek sayacak halim yok Meliscim, haftaya eşitleniriz dert etme."
Gülümsedim, içimi gıcıklayan sesimle "Ehehehe, sorun değil tamamdıııır, size kolay gelsin İdil hocam." diyip bir hava almaya çıktım. Yut Melo, tatsızlık çıkmasın, en azından kahve alacak vaktin oldu. Kantine geçeyim. Kantin de travma oldu bende ama açlık sinir katsayımı artırıyor şu an...
Karton bardak, nescafe, soğuktan göt felci yapan sandalyeler, pıtı pıtı hafif yağmur, derin nefesler... Çantamdan tabletimi de almıştım çıkarken, büyük ekranda sudoku vakti... Hasta alamadığımdan nöbetçiyim, bir yarım saate sterilizasyona inerim artık.
Sudoku terapimden sonra kliniğe döndüm; bana yapacak pek iş de yoktu. Sekreter ablanın hayatını dinledim: kocasını övdü bir saat, aşklarının meyvesi oğlundan bahsetti, “askermiş, seni oğluma alayım mı” dedi. “Abla o hemşirelerin nasibi beni karıştırma,” dedim; morali bozulur gibi yaptı ama istediği cevabı verdiğimden evlere dağıldık.
Bugün öğleden sonra ders var, tükürük aromalı scrubslarımdan kurtulup mor sweatimi, siyah taytımı ve mor converselerimi giydim. Normalde bone sonrası mahvolan kaküllerim bugün mutlu...hiçbir iş yapmadık. Sınıfa çıkıp çantamı orta sıralarda bir masaya fırlattım, yemek kartmı aldım.
"Aa bugün ders var, aaa benim Yaren diye arada bir spawnlanan bir arkadaşım da vardı..." Ona da yer tuttum.
Yemekhaneye geçtim, Yaren çoktan tıkınmaya başlamış bile, ben de yanına geçip bugün olanları anlattım. İdil'in yaptıklarının mantık boşluklarından mütevellit.. Yaren anlam veremedi pek ama üzerinde fazla durmadık, 40 tl'lik et dönerin kalite analizi daha önemliydi.
Yemeğimiz yiyp dersliğe geçtik, şansıma tam klima altına oturmuşum, canlı ASMR yayını da var, içim geçmiş. Yaren'in dürtmesiyle uyandım.
"Yiğit bizden mi kaçıyor, insan bi' laf falan atar..."
"Ben de dersi kaçırmayayım diye uyandırdın sandım, haberin yok herhalde... Nida..."
Yaren'in yüzünde tek bir mimik oynamadı, sadece "Hııı.." dedi.
Ders bitince direkt otobüse koştum, olabildiğince erken eve varmak istiyorum...
İyiyim annecim çok yorgunum az şekerlesem olur mu faslından sonra yatakla buluşmam... Anında sızmışım.
Uyandırıldım, telefonum çalıyor, Yaren...kim olacak bu saatte başka...
"N'olur uyumama izin ver artık n'olur ya..."
Yaren homurdandı, "Bu saate uyunur mu kızım ya, uyan acil bilet alman gerek!! Kongreye gidiyoruz!!"
"Meslek aşkın benden çok muydu Yaren, senin hastalarına anestezileri bile ben yapıyordum düne kadar."
"Mevzu mesleğe aşkımdan sanki kızım, al işte, cumartesi, hadi babayy!"
Emrivakiden. Nefret. Ama başka arkadaşım kalmadı mecbur kabul ettim.
Sadece iki diş hekimliği fakültesi olan canımız ilimizde tüm fakülteyi kongrede görürsem şaşırmam, güzel giyinip, saatlerce hazırlanıp, lekeli scrubslar ve dağılmış saçlarla karşılaşmalarımızdan sonra sosyalleşebileceğimiz sayılı etkinliklerden. Fena da olmayabilir sanki...
Cumartesi günü geldi.
Cumartesi geldi. Saçlarım iyi gününde olsun diye dua ettim; dualarım kabul olmuş, saçlarım bugün 2c, siyah dümdüz mini elbisem — elbisede dar kesim seviyorum, kadınsı hissettiriyor — lila converselerim, köpükleyip hacim katmaya çalıştığım saçlarım (bugün 2cyiz, demiş miydim ;)) ve annemin dolabından çaldığım dar, crop kesim blazer ceketimle hazırız. Son dokunuş: kırmızı ruj. Çıktım.
Hava sağanak yağmurlu ve ben bu kadar emek verip her şeyin dağılmasına kıyamadım, taksiyle kongre alanına geçtim.Vardığımda şaşırmadım, oldukça tanıdık yüz vardı, favori çiftim de dahil olmak üzere... Yalnız burda olma sebebim ortalarda yok.
"Aradığınız kişiye şu an ulaşılamıyor...Lütfe me-"
Yine şaşırmadım.
Sinirlendim...
Enayiliğime.
Yaren yetişemedi, öğleden sonraki oturumlara katılcakmış, kendisi bilir... Yaren gelmemişken biraz etrafı inceledim, favori çiftim, çift de değiller resmi olarak, heh, favori situtionshipim, İdil, Kerem - İdil ve Kerem bile taa ordan bana selam mı verdi?- Yalnız tanıdık olmayan bir grup var, çevre illerden öğrenciler herhalde...
İlk oturumdan sonra ara verildi, kaçmamızı önlemek için masalara tuzak bırakmışlar, kuru pastalar... Bu fare kapanına zevkle düştüm, o kadar para verdim yani...Ben tıkınırken yanıma sarışın uzun boylu bir beyefendi geldi, selamlaştık. Beyefendi diyorum çünkü eleman İngiltere prensi gibiydi.
"Bıdıbıdıbıdı dıdıdı?" Adamın yüz hatlarından nereli olduğu hakkında analiz yapmaya çalışırken dalmışım, duyamadım...
"Katılım belgelerini nereden alabilirim biliyor musunuz?"
Okkeeyy mistır seksiradyosunucusu. "Genelde son oturumda salonda dağıtıyorlar."
"Siz de mi uzmanlık öğrencisisiniz?"
"Aa yok yok, ben henüz 4. sınıfım... "
Şaşırdı, galiba? Niye şaşırdı çok mu abartmışım, yaşlı mı görünüyorum acaba... "Senin için daha katlanılabilirdir o zaman..."
"Dersi dinleyenlerin daha düşük aldığı fakülteye hoşgeldiniz."
Güldü, tam gülmedi de , ayıp olmasın diye gülümsedi sanki... "Zorunda olmasam gelmezdim, daha yeni başlamışken göze batmamak için burdayım..."
Ara bitti, oldukça güzel giyinimli hanımlar "Hafize Ana" edasıyla bizi ikinci oturuma çağırıyordu, zillerle...
"Hocalarımızın mırıltılarında güzel kitap okunuyor, gerçi ben sudoku tayfadayım, tavsiye eder keyifli bir kongre dilerim."Efsane tavsiyemi verdikten sonra gülümsedim ve el salladım, adama el salladım???
Niye el salladım...Of...
O da bana el salladı.
Ben golden boy'a el sallarken Nida ve Yiğit önümden kongre salonuna girdiler, nasıl bir korkuysa bana selam bile vermiyor.
Bu oturumda sudoku çözecek gücüm de yoktu, pes edip kafamı koyup uyudum. Rüya bile görmüşüm. Uygunsuz bir rüyaydı anlatmaya dilim varmıyor, ovulasyon dönemimdeyim. Tek dileğim öğle arasına varmak, en azından beni buraya sürükleyen Yaren'e tutunurum.
Öğle arası geldi, Yaren hanım teşrif ettiler, minik azarlanma seansı sonrasında yemek servisi başladı, tekrar kendime hatırlatıp acıkmak istemiyorum ama telaffuz edemeyeceğim tavuklu güzel bir şeydi.
"Ne kaçırdım?"
"Nida ve Yiğit, Ariana ve Cynthia gibi tüm sabah göt göteydiler..."
"Selam, sabah da mı kesti bu seninle, tüm gün tek başına oturmuşsun, insan bi' davet eder..."
"Senin götünü niye Yiğit toplasın Yaren, kıçını kaldırsaydın da gelseydin!"
Cümlemin tam kıç kısmında Prince Charming arkamdan geçti... Uzun sarı bir cisimdi, oydu herhalde...İmdatimdatimdat... Of.
"Ya tamam orası öyle de bu kadarı da ayıp olmuyor mu, Nida ikinizi mi biliyor?"
"İkimiz diye bir şey olmadı Yaren, Nida'nın Yiğit'in bizimle konuşmasını istememesi de anlaşılabilir, ben de aynısını isterdim..."
"Ay götüm, Nida'ya da empati yapmak zorunda değilsin..."
"Nida'nın sayılı insanın anlayabileceği türden bir sinsilik var yüzünde, hiç olmasa bile İdil'den bulaşmıştır..."
Hafize Ana tekrar zilleri çalıp bizi oturuma çağırdı, öğleden sonra tek oturum var, az kaldı...
"Yaren... Bir iki kişinin instasını al bari belgeleri alırkenki arada, bilet parası bok yoluna gidecek."
Son oturumda da uyudum. Sudoku aşkıma bile gücüm yoktu. Bu sefer rüya da görmedim. Çok şükür...
Katılım belgeleri sırasında 3 kişi önümde Prince Charming vardı, göz göze geldik, bana yine sırıtıp el salladı... Ben de yüzümü buruşturup el salladım.
"O nay lı yo ruuuum!"
"Sen onaylasan da benim ligim yetmiyor Yaren, al senin olsun benim bunlara vaktim yok cidden..."
"Hiç alamam diyemeyeceğim kanka, yeme de yanında yat..."
"Sen hem ye hem yanında yat Yaren... Yedikten sonraki uyku daha tatlı gelir."
İğrencim ama kahkaha patlattım, o sessiz bıkmış topluluk içinde biraz dikkat çektik, azıcık.
"Siktir git Melis..."
Belki bi' boka yarar ümidiyle o kadar sıra bekleyip aldığımız katılım belgelerimizle özgürlüğümüze kavuştuk, otobüs durağına yürürken Yiğit ve Nida'yı gördük, Yiğit'in arabasında tartışıyor gibilerdi. Tartışıyorlarmış. Gibi fazlaymış, Nida arabanın kapısını sertçe çarpıp hızlı hızlı yürümeye başladı. Yiğit de arkasından gitmedi.
"Ahın çıkıyor."
"İnan Yiğit Nida'nın ah'ını çıkardıktan sonra hiç anlamı kalmadı."
Durağa yürüdük, ilk gelen otobüse binip evime geçtim. Haftasonu bu kadar uğraşa gerek var mıydı diye düşündüm - neyse en azından bize 1 aylık dedikodu malzemesi çıktı. Kim ne giymiş konuşur dururuz artık...
Cumartesi akşamlarını seviyorum, annem ve babamla dertsiz tasasız saçma sapan programlar izleyip gelenin geçenin dedikodusunu yapıyoruz, ailemden başka güvendiğim kimse yok o yüzden her şeyimi ilk onlara anlatırım, tek sıkıntı Yaren'i sevmiyorlar... Ben de kızımın Yaren gibi arkadaşı olsun istemezdim açıkçası...
Ve böylece de günüm bitmiş oldu, bugünlük keşkemiz yok, iyikimiz de yok, kardan zarar...
Bölüm etkileşimi
