1. bölüm · Fırtınalı Tepeler
Giriş: Kanın Sessizliği
Bazı yaralar zamanla kapanmaz, sadece kabuk bağlar ve o kabuğun altında irinli bir nefret biriktirir. İki baba, iki aile ve asla dinmeyen bir öfke...
Yıllar önce, babalarının karanlık dünyasında işlenen o suç, iki hayatı kökünden kopardı. Bir tarafın babası, diğerinin babasını bir hiç uğruna toprağa gömdüğünde, aslında çocuklarının geleceğini de o mezara mühürlemişti. Beril ve Arda, babalarının eline bulaşan kanın ağırlığıyla, gölgelerden sakınarak büyüdüler. Aras ve Begüm ise, babalarının intikam ateşiyle kavrulan o soğuk evlerde, duygusuz birer intikam silahı gibi yetiştirildiler.
Şimdi ise kader, onları aynı okulun, aynı koridorların içine hapsetti.
Beril ve Aras; birbirlerinden nefret etmeleri için şartlandırılan, ancak kan bağlarının ve geçmişin karanlık gölgelerinin altında birbirlerine karşı konulmaz bir şekilde çekilen iki yabancı.
Oyun kurulmuş, perdeler çoktan açılmıştı. Bir yanda Melis’in bitmek bilmeyen hırsı ve zehirli planları, diğer yanda Arda ve Begüm’ün o masum ama bir o kadar da tehlikeli yakınlaşması... Kimse masum değil. Ve kimse, bu okulda kopacak fırtınadan yara almadan çıkamayacak.
Çünkü bu topraklarda, sadece aşk değil, düşmanlık da köklüydü.
Aras, Beril'in gözlerine baktığında gördüğü şey, babasının ona anlattığı düşmanlık mıydı, yoksa yıllardır kaçtığı bir aynanın yansıması mı?
Fırtına kapıda. Ve bu kez, kimse saklanamayacak.
