14. bölüm · Fırtınalı Tepeler
Bölüm 13: Küllerin Arasındaki Umut
Binayı saran dumanlar, labirent gibi koridorları birer ölüm tuzağına dönüştürüyordu. Yangın alarmları, Ender’in sistemini baypas ederek tüm binada çınlıyordu. Beril ve Aras, dumanların içinde birbirlerini kaybetmemeye çalışarak sorgu katına doğru ilerlediler.
Aras, elindeki ağır bir yangın söndürme tüpüyle sorgu odasının kilitli kapısına tüm gücüyle vurdu. Metalin metale çarptığı o sağır edici ses, dumanların içinde yankılandı. Kapı üçüncü darbede yerinden fırladı.
Odanın içinde, sandalyeye bağlı olan Arda, dumanlardan dolayı öksürerek başını kaldırdı. "Beril? Aras?" diye fısıldadı, sesi bitkindi.
"Buradayız, abim!" dedi Beril, hızla Arda’nın iplerini çözerek. Arda’nın kolları ve yüzündeki morluklar, Ender’in onu ne kadar ağır sorguladığını gösteriyordu.
"Gitmeniz lazım," dedi Arda, ayağa kalkmaya çalışırken. "Ender burada değil. Binayı ateşe verdiğinizi biliyor ve... binayı tamamen kilitleyip bizi içeride bırakmak için sistemi manuel olarak mühürledi. Çıkışlar kapandı."
Aras, Arda'yı omzuna alarak koridora çıktı. "Çıkışlar kapalıysa, o zaman yukarıdan, çatıdan çıkacağız. Binanın havalandırma boşlukları henüz dumanla dolmadı."
Tam o sırada, binanın zemininden gelen o sarsıcı gümbürtüyü hissettiler. Ender sadece kapıları kilitlemekle kalmamış, binanın altındaki o "yıkım mekanizmasını" da aktif etmişti. Bina, sanki yavaşça yerin altına göçüyor gibi titriyordu.
"Bu bina bir süre sonra ayakta kalamayacak," dedi Aras, bakışlarını çatının olduğu yöne çevirerek. "Arda, kendine gelebiliyor musun?"
Arda derin bir nefes alıp ayağa kalktı. "Hala nefes alıyorsam, savaşabilirim."
Çatı katına doğru merdivenleri tırmanırken, karşılarına Ender’in adamlarından oluşan küçük bir grup çıktı. Aras, Beril ve Arda; üçü birden, geçmişteki tüm öfkelerini ve Ender'e olan nefretlerini o anki kavgaya döktüler. Bu bir kavga değil, bir kurtuluş savaşıydı.
Beril, elindeki parazit yayıcıyı son bir kez kullanarak adamların telsizlerini etkisiz hale getirdi, böylece dışarıdan yardım çağıramadılar. Aras, adamları tek tek saf dışı bırakırken, Arda’nın yardımıyla çatı katının kapısına ulaştılar.
Çatıya çıktıklarında, şehrin gece ışıkları yüzlerine vurdu. Ama karşılarında duran manzara onları dondurdu: Ender, binanın karşısındaki helikopterde oturmuş, aşağıda yükselen alevleri bir film izler gibi seyrediyordu.
"Bunu yapacağını biliyordum," dedi Aras, sesi rüzgarda kaybolurken.
Ender, helikopterin hoparlöründen onlara seslendi: "Dosyayı bana vermediğiniz sürece, bu bina sizin mezarınız olacak. Ama belki... o güzel kızı kurtarmak için bir teklifim vardır."
Beril, Aras’a baktı. Ender, dosyayı istiyordu ve Arda’yı kurtarmış olsalar da hala kuşatılmışlardı.
