10. bölüm · Fırtınalı Tepeler
Bölüm 9: Kırık Camlar ve Sahte Gülüşler
Beril ve Aras, Melis’i okulun arka bahçesindeki o eski, terk edilmiş kantin binasında buldular. Melis, sanki onları bekliyormuş gibi bir masada oturmuş, tırnaklarını inceliyordu. Gözlerinde o tanıdık, sinsi ışıltı vardı.
"Demek sonunda bir araya geldiniz," dedi Melis, ayağa kalkarak. Sesi, sanki bir tiyatro sahnesindeymiş gibi yapmacıktı. "Arda’nın sorgu odasındaki yerini öğrenmek için yardımıma mı ihtiyacınız var?"
Aras, Beril’in önüne geçip Melis’e doğru bir adım attı. "Ender’in bizi izlediğini biliyoruz, Melis. Eğer bize yardım edersen, Ender’in seni saf dışı bırakmasını engelleyebiliriz."
Melis alaycı bir şekilde güldü. "Siz gerçekten safsınız. Ender’in sizi buraya kadar çekmesi bir tesadüf mü sanıyorsunuz?"
Tam o sırada, kantinin eski camları büyük bir gürültüyle çatırdadı. Dışarıdan gelen araç sesleri ve sirenler, binayı çevrelediklerini gösteriyordu. Melis, yüzündeki o sahte gülümsemeyi silip, ürkütücü bir soğukkanlılıkla devam etti.
"Ben sizin tarafınızda hiç olmadım, Aras. Ender, Arda’yı kurtaracağınızı zaten tahmin ediyordu. Asıl istediği, ikinizi aynı anda bu binaya çekip, babalarınızın o meşhur 'dosyasını' bizzat kendi ellerinizle bana teslim etmenizi sağlamaktı."
Beril, arka çıkışa yöneldi ama kapı çoktan zincirlenmişti. Dışarıda, polislerin değil, Ender’in özel güvenlik ekibinin gölgeleri duvarlarda dans ediyordu. Melis, masanın üzerindeki küçük bir vericiyi gösterdi.
"Tüm konuşmalarınız kaydedildi. Ve şimdi, içeriye girme vakti."
Binanın kapısı ağır bir darbeyle açıldı. İçeriye girenler polis değildi; Ender’in sağ kolu olan o soğuk yüzlü adam ve beraberindeki adamlarıydı. Aras, Beril’i arkasına alıp bir koruma duruşu aldı, ancak Melis çoktan onların arkasına, yani tuzağın kurulduğu noktaya geçmişti bile.
"Dosyayı ver," dedi Melis, sesi artık bir tehdit gibi çınlıyordu. "Yoksa Arda’nın sorgu odasında, babalarınızın o karanlık geçmişini onun kanıyla nasıl bitirdiğimizi izlemek zorunda kalırsınız."
Beril, elindeki dosyanın aslında boş olduğunu bir anlığına hatırladı. Aras ile önceden yaptıkları plan gereği, asıl belgeleri kütüphanede başka bir yere saklamışlardı. Ancak bu, tuzağa düştükleri gerçeğini değiştirmiyordu.
"Eğer bu dosyayı istiyorsan, gel ve kendin al," dedi Aras, bakışlarını Melis’in üzerinden ayırmadan.
Melis, adamlarına işaret verdi. Kantinin içi bir anda kargaşaya döndü. Beril, masanın altından sıyrılarak arka çıkışın zincirini kırmaya çalışırken, Aras adamlarla göğüs göğüse çarpışıyordu. Melis ise sadece izliyor, sanki bir satranç oyununun sonucunu bekliyordu.
Beril zinciri kırdığı anda, binanın içine doğru atılan bir sis bombası her şeyi griye boyadı. Aras, Beril’in elini yakaladı ve birbirlerine bakmadan kendilerini dışarıya, karanlık bahçeye attılar.
Artık sadece kaçmıyorlardı; aynı zamanda Ender’in oyununun derinliklerine doğru çekiliyorlardı.
