5. bölüm · Fırtınalı Tepeler

Bölüm 4: Maskelerin Ardındaki Gerçek

Nur 🌺

Okulun bahçesindeki o gerilimli kütüphane çıkışından sonra, Beril bir süre abisi Arda ile konuşmadı. Arda, kardeşini Aras’tan uzak tutmak için elinden geleni yapıyor, sürekli onu göz hapsinde tutuyordu. Ancak Beril, Aras’ın ona kütüphanede söylediklerini aklından çıkaramıyordu. O sözler, basit bir uyarıdan ziyade, bir yardım çığlığı gibiydi.
Ertesi sabah okul, Melis’in yaydığı bir dedikoduyla çalkalanıyordu. Melis, Aras’ı geri kazanmak için her yolu deniyor, Beril’i "herkesin arasını bozan o yeni kız" olarak damgalamaya çalışıyordu.
Beril sınıfa girdiğinde, masasının üzerine bırakılmış bir notla karşılaştı. Notta sadece şu yazıyordu: "Düşmanın gözlerinin içine bakmak, savaşı kazanmanın ilk adımıdır."
Beril, bu el yazısını tanıyordu. Bu, Aras’ın yazısıydı.
Ders çıkışında Aras, okulun arka tarafındaki eski spor salonunun önünde bekliyordu. Beril, etrafı kontrol ederek yanına gitti. "Bunu neden yapıyorsun Aras? Neden insanların benimle uğraşmasına izin veriyorsun, sonra da gelip yardım ediyormuş gibi yapıyorsun?"
Aras, duvara yaslanmış bir şekilde Beril’e baktı. "Yardım etmiyorum Beril. Sadece senin hayatta kalmanı istiyorum. Melis’in ne kadar ileri gidebileceğini bilmiyorsun. O, senin gibi dürüst oynamaz."
"Neden umurunda ki?" diye sordu Beril, sesi biraz daha sertleşerek.
Aras, bir adım öne çıktı. Aralarındaki mesafe o kadar azalmıştı ki, Beril onun nefesini hissetti. "Çünkü babalarımız arasında ne yaşanmış olursa olsun, şu an bu okulda nefes alan tek gerçek kişi sensin. Herkes bir maske takıyor, ben bile. Ama sen... sen olduğun gibisin."
Tam o sırada, salonun kapısı sertçe açıldı. Melis, elinde telefonuyla ikisini çekmeye çalışıyordu. "İşte!" dedi Melis zaferle. "Aras’ın neden beni terk ettiği belli oldu! Düşmanımızın kızıyla gizli gizli buluşuyor!"
Aras, hiç düşünmeden Beril’in önüne geçti. "Melis, telefonu ver," dedi, sesi o kadar soğuktu ki, Melis bile geri çekilmek zorunda kaldı.
"Asla! Herkes senin gerçek yüzünü görecek Aras. Bu kızın babası senin babanı öldürdü, hatırlasana!"
O an, sanki dünya durdu. Beril, o zamana kadar babasının geçmişteki bir düşmanla kavgalı olduğunu biliyordu ama bu kadarını, Aras’ın babasının öldürülmüş olduğunu bilmiyordu. Beril şok içinde Aras’a baktı. Aras’ın yüzündeki o sert ifade, bir anlığına yerini derin bir acıya bıraktı.
Aras, Beril’e dönüp sadece bir kez "Git buradan," dedi.
Beril, olduğu yerde donup kalmıştı. Aras’ın neden bu kadar öfkeli ve karmaşık olduğunu şimdi anlamıştı. Aras, babasının intikamını almak yerine, onu öldüren adamın kızıyla mı vakit geçiriyordu? Aras, Beril’in gitmediğini görünce, Melis’in üzerine yürüdü ve telefonu elinden sertçe aldı.
"Bu konu burada kapandı," dedi Aras. Ama Beril için hiçbir şey kapanmamıştı. Artık oyun bitmiş, gerçekler masaya dökülmüştü.