Fire&Water kitap kapağı

3. bölüm / 7

Fire&Water

Bölüm 3- Beni Bir Daha Arama

Vaveyla Yazarı: Merveey #efeshine٭

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: Bölüm 3- Beni Bir Daha Arama

— Aslı... senin ailen sana hiç neden benim ailemden uzak durman gerektiğini söyledi mi?

Esra'nın sorusu havada asılı kaldı.

Birkaç saniye yüzüne baktım. Sonra elimdeki çantayı omzuma düzelttim.

— Ne diyorsun be sen?

Esra'nın kaşları çatıldı.

— Sana ciddi bir şey soruyorum.

— Ben de sana ciddi cevap veriyorum. Sen kafayı mı yedin?

— Şu kolye...

— Yeter artık şu kolye muhabbeti! Sabah başka, öğlen başka, şimdi yine aynı şey! Benim kolyemle ne derdin var senin?

Esra sustu.

İlk defa verecek bir cevabı yokmuş gibi görünüyordu.

Bu, garip bir şekilde hoşuma gitti.

— Bak, seninle bir yarış kazandım diye uğraşmaya başladın, dedim. Sonra kolyeme taktın. Şimdi de ailemi işin içine katıyorsun. Benden ne istiyorsun?

— Ben seninle uğraşmıyorum!

Kahkaha attım.

— Tabii. Bütün okul bana bakarken beni köşeye sıkıştırman da arkadaş canlısı olduğun içindi herhâlde.

— Sen hiçbir şey anlamıyorsun.

— Çünkü sen hiçbir şeyi düzgün anlatmıyorsun!

Bir adım geri çekildi.

Gözleri bir anlığına kolyeme kaydı. Elini uzatacak gibi oldu ama vazgeçti.

— O zaman unut, dedi sonunda.

Sesi değişmişti. Öfkeli değildi artık. Daha çok kendine kızmış gibiydi.

— Neyi?

— Hiçbir şeyi.

— Esra!

Arkasını döndü.

— Bir daha bu konuyu açmayacağım, Aslı. Rahat ol.

Ve gitti.

Öylece arkasından baktım.

İçimde küçücük bir huzursuzluk vardı ama onu hemen bastırdım.

Ne yani? Esra'nın gizemli davranışlarını çözmek artık benim görevim miydi?

Benim zaten yeterince derdim vardı.

Üstelik onunla ilgili tek bir şeyi bile merak etmiyordum.

En azından kendime öyle söylüyordum.

---

Okula girdiğim anda bir şeylerin ters gittiğini anladım.

Koridor normalden daha kalabalıktı. İnsanlar kendi aralarında fısıldaşıyor, telefon ekranlarına bakıp gülüyor, ben yanlarından geçerken de bir anda susuyorlardı.

İlk başta üstüme alınmadım.

Sonuçta okulda benden başka insanlar da vardı. Herkesin hayatı benim etrafımda dönmüyordu.

En azından öyle olmasını umuyordum.

— Aslı!

Suzy merdivenlerden koşarak yanıma geldi. Nefes nefeseydi. Telefonunu yüzüme doğru uzattı.

— Bunu gördün mü?

— Günaydın sana da. Neyi?

— ASLI, ŞAKA YAPMIYORUM!

Telefonu elinden aldım.

Ekranda benim bir fotoğrafım vardı. Dün okul çıkışında çekilmişti. Çantam omzumdaydı, başım öne eğikti ve kolyem açıkça görünüyordu.

Fotoğrafın üzerine kocaman harflerle bir şey yazılmıştı:

“BİRİNCİLİĞİ KAZANDI, ŞİMDİ DE OKULUN PRENSESİ OLDUĞUNU SANIYOR.”

Altında yüzlerce yorum vardı.

Bazıları benimle dalga geçiyor, bazıları da yarışmayı hak etmediğimi söylüyordu.

Boğazım düğümlendi.

— Bunu kim paylaşmış?

— Sahte bir hesap. Ama herkes birbirine gönderiyor. Bir de şu var...

Suzy başka bir gönderiyi açtı.

Bu kez fotoğrafım yoktu. Yalnızca bir cümle vardı.

“Bazı insanlar başkalarının hayatına ait şeyleri çalmayı sever.”

Kaşlarımı çattım.

— Bu ne demek?

— Bilmiyorum. Ama yorumlarda kolyenden bahsedenler var.

Kolyemi avucumun içine sakladım.

Dün Esra'nın kolyemi görünce verdiği tepki aklıma geldi.

O kolyeyi bir daha üzerinde görürsem...

İçimde kötü bir his belirdi.

— Bunu Esra'nın yaptığını mı düşünüyorsun? diye sordu Suzy.

Cevap vermedim.

Çünkü bilmiyordum.

Ama öğrenmek üzereydim.

---

Sınıfa girdiğimde Esra arka sırada oturuyordu. Meri hemen yanındaydı. İkisi de telefonlarına bakıyordu.

Beni görünce Meri'nin dudaklarının kenarı kıvrıldı.

Esra ise başını kaldırdı.

Göz göze geldik.

Bir an için dün yaşananları hatırlayacağını düşündüm. Kolyeyi, sorularını, bana baktığı o tuhaf ifadeyi...

Ama yüzünde yalnızca soğuk bir gülümseme belirdi.

— Günaydın, birinci.

Sınıfta birkaç kişi güldü.

Çantamı sırama bıraktım.

— Günaydın, kendini okulun sahibi sanan kız.

Gülüşmeler kesildi.

Suzy arkamda sessizce kolumu çekti.

Esra yavaşça ayağa kalktı.

— Dilin açılmış senin.

— Senin de başkalarının hayatına burnunu sokma alışkanlığın gelişmiş.

Meri sandalyesini geriye itti.

— Kendini fazla önemli sanıyorsun, Aslı.

Ona döndüm.

— Seninle konuşmuyordum.

— Ama herkes senin hakkında konuşuyor.

— Herkesin boş vakti benim kadar çok değil demek ki.

Suzy öksürüyormuş gibi yaparak gülmesini bastırdı.

Esra'nın yüzündeki gülümseme silindi.

— Dikkatli ol, Göztaşı. Her kazandığın şey sonsuza kadar senin kalmaz.

— Tehdit mi ediyorsun beni?

— Sen nasıl anlamak istiyorsan öyle anla.

Tam o sırada öğretmen sınıfa girdi ve herkes yerine oturdu.

Ders boyunca tek bir kelime bile etmedim.

Ama aklım başka yerdeydi.

Esra dün benden cevap bekliyordu. Bugünse sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi bana saldırıyordu.

Bir insan bir gecede bu kadar değişebilir miydi?

Belki de değişmemişti.

Belki de dün gördüğüm o tuhaf ifade, benim yanlış yorumladığım bir şeydi.

Belki Esra başından beri yalnızca beni rahatsız etmek istiyordu.

Bu düşünceye tutunmak daha kolaydı.

Çünkü diğer ihtimal, açıklayamadığım kadar garipti.

---

Öğle arasında kantine gittik. Suzy yemek almak için sıraya girdiğinde ben masada yerimizi ayırdım.

Tam oturuyordum ki Meri önümde belirdi.

— Seninle konuşmamız lazım.

Başımı kaldırdım.

— Bugün herkes benimle konuşmak istiyor. Ne şanslıyım.

Meri gözlerini devirdi.

— Kendini komik mi sanıyorsun?

— Hayır. Ama senin suratını görünce fikrim değişiyor.

Meri'nin yüzü gerildi.

— Esra'dan uzak dur.

Kaşlarımı kaldırdım.

— Pardon?

— Beni duydun. Onun dikkatini çekmek için her şeyi yapmayı bırak.

Bir an gerçekten ne diyeceğimi bilemedim.

Sonra güldüm.

— Esra'nın dikkatini çekmek mi? Kızım, ben onunla aynı koridorda yürümemek için rota değiştiriyorum!

— O zaman neden sürekli onunla tartışıyorsun?

— Çünkü sürekli karşıma çıkıyor!

Meri bana biraz daha yaklaştı.

— Esra bir şeyi kafasına koyduğunda kolay kolay vazgeçmez.

— Bunu bana neden anlatıyorsun? Onun kullanma kılavuzunu mu yazıyorsun?

Meri cevap vermedi.

Bakışları bir an boynuma kaydı.

Kolyeme.

Yine.

İçimdeki huzursuzluk büyüdü.

— Sen de mi bu kolyeyi tanıyorsun?

Meri'nin yüzündeki ifade bir saniyeliğine değişti.

Çok kısa bir an.

Ama gördüm.

— Ne saçmalıyorsun?

— Sana kolyeyi sordum.

— Hiçbir şey bilmiyorum.

— O zaman neden bakıp duruyorsun?

Meri dişlerini sıktı.

— Kendini fazla kaptırma, Aslı. Her şey seninle ilgili değil.

Arkasını dönüp gitti.

Ben olduğum yerde kaldım.

Her şey seninle ilgili değil.

Bunu neden söylemişti?

Ve neden bana yalan söylüyormuş gibi gelmişti?

---

Dersler bittiğinde okulun arka kapısından çıkmaya karar verdim. Esra'yla karşılaşmak istemiyordum.

Telefonumda yeni bir bildirim belirdi.

Sahte hesap yeni bir gönderi paylaşmıştı.

Açtım.

Bu kez bir fotoğraf vardı.

Esra'yla dün koridorda konuştuğumuz an çekilmişti. Bana kızgın kızgın bakıyor, ben de ona cevap veriyordum.

Fotoğrafın altında şu yazıyordu:

“Birileri okulun en popüler kızını bile peşinden koşturmayı başarmış. Birincilik yetmemiş galiba.”

Telefonu kapattım.

Yüzüm yanıyordu.

Beni herkesin önünde küçük düşürmeye çalışıyorlardı. Üstelik bunu öyle bir şekilde yapıyorlardı ki kendimi savunsam suçlu, sussam ezilmiş gibi görünecektim.

Tam Suzy'yi arayacakken arkamdan bir ses duydum.

— Aslı.

Esra.

Yavaşça döndüm.

— Ne istiyorsun?

Esra'nın yüzü ifadesizdi.

— O fotoğrafı gördün mü?

— Evet. Sen mi paylaşmışsın?

— Hayır.

Cevabı beklediğimden hızlı vermişti.

— Peki kim paylaştı?

— Bilmiyorum.

— Harika. Demek ki ikimiz de hiçbir şey bilmiyoruz.

Yanından geçmek istedim ama konuşmaya devam etti.

— Sana bir şey söylemem gerekiyor.

İçimdeki sabır tamamen tükenmişti.

— Yeter artık, Esra! Dün kolyem, bugün fotoğrafım. Yarın ne olacak? Evime mi geleceksin?

Esra'nın yüzü bir anda bembeyaz oldu.

Bunu neden söylediğimi bilmiyordum.

Ama yüzündeki ifadeyi görünce bir şeylerin yanlış olduğunu anladım.

— Ne dedin sen?

— Evime mi geleceksin, dedim! Türkçe konuşuyorum!

Esra birkaç saniye bana baktı.

Sonra başını iki yana salladı.

— Unut gitsin.

— Neyi unutayım?

— Hiçbir şeyi anlamıyorsun zaten.

— O zaman anlat!

İlk defa gerçekten bağırmıştım.

Esra sustu.

Gözleri dolmuş gibi görünüyordu ama hemen kendini toparladı.

— Biliyor musun, haklısın. Seninle uğraşmamın hiçbir anlamı yok.

Bu sözleri söylerken yüzü değişmişti.

Sanki içindeki bir şey kırılmıştı.

Ama bir sonraki cümlesi bütün düşüncelerimi altüst etti.

— Bundan sonra benim için sıradan birisin, Aslı Göztaşı. Ne kolyen umurumda ne de geçmişin.

Yanımdan geçip gitti.

Bu kez onu durdurmadım.

Çünkü ne söyleyeceğimi bilmiyordum.

Yalnızca arkasından bakarken içimde tuhaf bir his kaldı.

Sanki az önce bir tartışmayı kazanmamış, tam tersine anlamadığım bir şeyi kaybetmiştim.

---

Ertesi gün Esra sözünü tuttu.

Beni görmezden gelmek yerine yeniden hedefi hâline getirdi.

Sabah sıramın üzerinde yarışma için hazırladığım dosyanın parçalanmış hâlini buldum.

Kâğıtlar kesilmiş, bazı sayfaların üzerine kalemle anlamsız şeyler yazılmıştı.

Bir sayfada ise kocaman harflerle şu yazıyordu:

“ŞANSLI BİRİNCİ.”

Dosyayı elimde tutarken parmaklarım titredi.

Bu dosyaya günlerce çalışmıştım.

— Bunu kim yaptı? diye fısıldadım.

Arkamdan Esra'nın sesi geldi.

— Ne olmuş?

Döndüm.

Meri de yanındaydı.

Esra masama baktı, sonra bana.

— Birileri dosyanı sevmemiş galiba.

— Sen yaptın.

— Kanıtın var mı?

— Yüzünden belli!

Meri kollarını birleştirdi.

— Suçlamadan önce düşünsen iyi olur.

— Siz ikinizden başka kimse benim dosyamla ilgilenmiyor!

Esra omuz silkti.

— Belki de o kadar önemli değildir.

İçimde bir şey koptu.

— Sen gerçekten korkunç birisin.

Esra'nın yüzündeki gülümseme bir anlığına kayboldu.

Sonra yeniden belirdi.

— Bunu yeni mi fark ettin?

İşte o anda anladım.

Dün neden vazgeçtiğini bilmiyordum. Ama bugün bana karşı daha acımasızdı.

Sanki beni kendisinden uzaklaştırmak için elinden gelen her şeyi yapıyordu.

Ve ben ona istediğini vermeyecektim.

Dosyamı topladım.

— Bir gün yaptıklarının hepsi ortaya çıkacak, Esra.

Gözlerimin içine baktı.

— O günü bekliyorum.

---

O gün okuldan en son çıkanlardan biriydim.

Dosyamı yeniden düzenlemek için kütüphanede kalmıştım. Suzy'nin işi çıktığı için tek başıma yürümem gerekiyordu.

Hava kararmaya başlamıştı.

Okul kapısından çıkınca telefonumu kontrol ettim. Annemden birkaç cevapsız arama vardı.

Hemen geri aradım.

— Anne?

— Aslı, neredesin sen?

Sesindeki telaş beni durdurdu.

— Okuldan çıktım. Ne oldu?

— Eve gelme.

Kalbim hızlandı.

— Ne?

— Beni dinle. Sakın eve gelme. Bir yere git, kalabalık bir yerde dur. Ben seni arayacağım.

— Anne, ne oluyor?!

Telefonun diğer ucundan bir ses duydum.

Sanki bir şey yere düşmüştü.

Ardından annem çok alçak bir sesle konuştu.

— Aslı, kolyeni çıkarma. Sakın kimseye verme.

Donup kaldım.

— Anne, sen neden...

Telefon kapandı.

Ekrana baktım.

Aradım.

Bir kez.

İki kez.

Üç kez.

Cevap yoktu.

Tam yeniden arayacakken telefonuma bilinmeyen bir numaradan mesaj geldi.

Bilinmeyen: Eve gitmemen gerektiğini annen de sonunda anlamış.

Kanım çekildi.

İkinci mesaj geldi.

Bilinmeyen: Ama bazı sırlar, saklandıkları yerde kalmaz.

Ardından bir fotoğraf gönderildi.

Annemin evinin önünde çekilmişti.

Kapımız açıktı.

Bahçe lambası kırılmıştı.

Ve kapının önünde, yerde duran bir şey vardı.

Annemin telefonu.

Nefes alamadım.

Telefonum elimden kaydı.

Tam o sırada arkamdan bir araba hızla yaklaştı. Fren sesi sokağı doldurdu.

Bir el bileğimi kavradı ve beni kaldırımdan geriye çekti.

Çığlık attım.

— BIRAK BENİ!

— ASLI, BENİ DİNLE!

Bu sesi tanıyordum.

Başımı kaldırdım.

Esra'ydı.

Yüzü bembeyazdı. Nefes nefeseydi. Bir eli bileğimdeydi, diğerinde kendi telefonu vardı.

— Senin burada ne işin var?! diye bağırdım.

— Şimdi bunun sırası değil!

— Bırak beni!

Esra telefonunu yüzüme çevirdi.

Ekranda aynı fotoğraf vardı.

Aynı açık kapı.

Aynı kırık lamba.

Ama onun telefonundaki mesaj farklıydı.

“Sıradaki kişi Aslı Göztaşı.”

Başımı kaldırıp ona baktım.

— Bu ne demek?

Esra'nın gözleri kolyeme kaydı.

Sonra arkamızdaki arabaya.

Araba hâlâ çalışıyordu.

Sürücünün yüzü karanlıkta görünmüyordu.

Esra bileğimi daha sıkı tuttu.

— Benimle geliyorsun.

— Sen aklını mı kaçırdın?!

— ASLI, EVİNDE BİRİSİ VAR!

O anda telefonum yeniden titredi.

Bilinmeyen numaradan son bir mesaj geldi.

“Esra'dan uzak dur demiştik.”

Başımı yavaşça kaldırdım.

Esra mesajı okudu.

Ve yüzündeki ifade değişti.

Artık bana kızgın değildi.

Benden nefret ediyor da değildi.

Korkuyordu.

Araba kapısı açıldı.

İçinden biri indi.

Esra beni arkasına çekti.

Ve karanlıktaki kişi ilk kez konuştu.

— Nihayet ikinizi de bir arada buldum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

15okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 136

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurgugenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18