FARE kitap kapağı

8. bölüm / 13

FARE

BÖLÜM 8: BABA PARASI

Vaveyla Yazarı: Elif Ceylan

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 13Şu an: BÖLÜM 8: BABA PARASI

Taşa bastığım an kayacağımı anlamalıydım.

Bir saniye…

Sadece bir saniye boşlukta kaldım.

Mideme o düşüş hissi oturdu.

“Lanet—” dememe kalmadan ayağım kaydı.
Yere çarpacağımı sandığım anda bir kol belime dolandı. Sert. Ani. Hazırlıksız.

Sıkıca kavradı. Nefesi kulağımın dibine değdi.

“Dikkat etsene.” dedi dişlerinin arasından.
Sert görünmeye mi çalışıyordu yoksa gerçekten mi sertti anlayamamıştım.

“Neden beni tuttun?” diye sordum

Bir saniye gecikti.

O bir saniyede göz göze geldik.Yüzünde kesikler olmasına şaşırmamıştım.

Belimi kavrayan elleri buz gibiydi.

Garip bir şey vardı bakışlarında.Onu tanımıyor olmama rağmen anlayabilmiştim.

Tanımlayamadığım bir yumuşama… ya da ben öyle görmek istedim.

Sonra bıraktı, hemde aniden. Tekrar yere,çimenlerin üzerine düşmüştüm. Öküzsün Anıl!

“Manyakmısın sen!” Herhangi bir tepki vermedi, elleri cebinde bir halde yerde ki beni izliyordu. Daha sonra tepkisizliğini koruyarak;

“Abartma, refleks.” Dedi.

Refleks mi? Refleks sahibi birisi olduğunu hiç sanmıyorum Anıl.Refleksen bir insanı nasıl düşürebilirsin ki!

Daha fazla rezil olmanın anlamı yok.Bende yerden kalkıyordum ki belimde ki ani ağrı canımı acıtmıştı, istemsizce halime lanet ettim. ‘Lanet olsun!’

“Git burdan.” Ney? Bana mı dedi o? Anlamamış bir şekilde Anıl'a döndüm.

Kaşlarım çatılmıştı. “Efendim?” Kollarını birbirine bağlamış, bana doğru bir adım attı.

“Sarı kafa birlikte olduğumuzu görmesin diyorum.”

Kaşlarımı hafifçe çattım.

Sarı kafa mı?

Anıl’ın bahsettiği kişinin kim olduğunu anlamam sadece bir saniyemi aldı.

Sarı kafa dediği… Arel’den başkası olamazdı.

Sınıfta birbirlerine attıkları bakışlar, çıkan tartışmaları, herkesin önünde edilen o sivri sözler… Hepsi zihnimde birer birer canlandı.

Onların birbirinden nefret ettiğini anlamak için dâhi olmaya gerek yoktu zaten.

Yine de merakıma engel olamadım.

“Birbirimizi pek sevmeyiz,” dedi Anıl omuz silkerek, sanki dünyanın en sıradan şeyinden bahsediyormuş gibi.

Dudaklarımı birbirine bastırdım.

Bunu fark edeli uzun zaman olmuştu. Sınıftaki kavgalarını unutmak mümkün değildi ki.

Ama yine de aklıma takılan bir şey vardı.

“Neden peki?” dedim, istemeden de olsa sesimdeki merak açığa çıkmıştı.

“Arel bana eski dostu olduğunu söyledi. O halde ne bu kininiz?”

Soruyu sorduktan sonra içimde küçük bir tereddüt kıpırdadı.

Acaba fazla mı burnumu sokuyordum?

Belki de bu ikisinin meselesi benim karışmam gereken bir şey değildi. Ama içimdeki o inatçı ses fısıldıyordu.

Devam et.

Anıl birkaç saniye sustu.

Gözleri bir anlığına uzaklara kaydı, sanki geçmişten istemediği bir anıyı çekip çıkarıyormuş gibi.

Sonra bana döndü.

“Doğru demiş,” dedi kısa ve sakin bir sesle.

“Eskiden yakındık.”

Ve işte o an onu gördüm.

Sarı saçlar, uzun gövde,mesafeli bakışlar.

Arel.

Birkaç metre ötede duruyordu.

Hiç kıpırdamadan.

Ama yüzü…

Çenesi kilitliydi. Gözleri Anıl’ın hâlâ biraz önce durduğu yere sabitlenmişti. Yumruk yaptığı eli o kadar belirgindi ki uzaktan bile fark ediliyordu.

Bir anda içimdeki düşme paniği geçti. Yerini başka bir gerilim aldı.

Arel,üzerinde ki lacivert montunu çıkardı ve siyah boğazlı kazağı,siyah kumaş pantolonla kaldı.

Üzerimize doğru yürümeye başladı.

Adımları sakindi. Fazla sakin.

Yanıma geldiğinde ilk kez gözlerime baktı.

“İyi misin?”

Sesi düz.

Tehlikeli derecede düz.

“İyiyim.” dedim.

Anıl, daha önce elimi yaktığından dolayı tekrar bana zarar verebilmiş olmasından endişeleniyor olmalıydı.

Anıl,arkamda hafifçe umursamaz nefes verdi.

“Vay be, ne tatlı.”

Arel’in bakışları o an Anıl’a kaydı. Yavaşça. Ölçerek.

“Anıl,” dedi Arel, sesi hâlâ sakin ama altı keskin,

“Sabrımla oynuyorsun… kötü bir alışkanlık. ” Sesi kulağa tehditkar geliyordu.

Kalbim göğsüme vurdu.

İkisi de birbirine bakıyordu. Sanki ben orada yokmuşum gibi.

Anıl,Arel’e doğru bir adım attı.

“Defol git Arel.”

Daha fazla burada durmak istemiyordum. Yağmurdan kaçayım derken doluya tutulmuştum resmen.

“Bir daha bana defol dersen,seni bu ülkeden kendi ellerimle yollarım.”

Anıl hafifçe sırıttı. “Baba parası ha?”

Yanlış cümle.

Anıl şunu bilmiyordu ki, Arel babasının parasını kullanmayı onbeş yaşından itibaren bırakmıştı.

Daha şimdiden beyaz yakalıların dünyasında edindiği çevre, ona fazlasıyla kazanç getiriyordu.

Benim anlamakta güçlük çektiğim o sosyete dünyasında,Arel öne çıkan bir isimdi.

Neredeyse herkes Arel'in sırada ki doğum gününü bekliyordu. Çünkü resmiyen reşit olacaktı.

Bir an yüzü değişti; köpek dişleri hafifçe parladı ve sinirli bir gülümseme yayıldı

“Bana bak,” Anıl’ı tek eliyle geriye savurdu.

“sence ben babamın parasıyla mı burada gibi duruyorum sikik!”

“Sikeyim!”Anıl’dı. Elini sol omzuna götürdü, canı yanmışa benziyordu.

Arel umursamadı bile, ama şaşırmadı da. Sanki daha önceden biliyordu.

Küfürler havada uçuşmaktaydı.Babası konuya dahil edildiğinde Arel,kendini tutamıyordu.

Nefret ettiği öz babası ile anılmak midesini bulandırıyor olmalıydı.

Benim babam yaşıyor olsaydı, şüphesiz bana parasını verirdi ve bende harcamaktan çekinmezdim.

Arel'in kolundan sıkıca tuttum, bugün daha fazla tartışma istemiyordum.

Ne zaman bu kadar kas yapmıştı?

Arel, bana doğru döndü.

Anıla'a son bir kez bakış attıktan sonra tekrar elimi tuttu.

O kadar sıkı tutmuştu ki,bırakmayacakmış gibi hissettiriyordu.

Elleri sıcaktı… güven veriyordu insana.

Elimden tutması ile beraber beni de peşinden sürükledi.

Son bir kez ben de Anıl'a baktığımda,Manolya ağacına yaslanmış halde bizi izliyordu.

Bir eli hala sol omzundaydı, diğer eliyle de sigarasını tutuyordu.

Benden nefret ettiğini söyleyen, elimi sıcak çayla yakan birisi üzüleceğim en son şey bile değil.

Fakat Arel den çok bana baktığını fark ediyordum. Herhangi bir tepkisi yoktu, yalnızca gitmekte olan bizi izliyordu.

Yüksek ihtimal benim de ona baktığımı fark etmişti, sonrasında ben de önüme döndüm.

Festival alanından ayrılana kadar tek kelime etmemiştik. Arel yol boyunca arada sırada dönüp bana bakıyordu o kadar.

Sanki birşey sormak istiyor ama çekiniyordu veya emin değildi.

Belimin ağrısı daha da artmaya başlamıştı.

Zaten incittiğim yetmiyormuş gibi bir de hızlı hızlı yürüyor olmak daha da canımı yakıyordu.

Daha fazla sessiz kalamadım ve adımlarımı yavaşlattım. Arel'de durumu fark edip adımlarını yavaşlattıktan sonra bana doğru döndü.

“Bir sorun mu var?”

Var dersem tekrar çocuk gibi davrandığımı düşünürmüydün Arel? Zahmet vermemek en iyisi.

“Birşeyim yok, yürümeye devam et.” Başını hafifçe sola yatırdı.

Ve evet, Arel Noir'e yalan söyleyebilmek ne mümkün!

Hemen fark ediyor, inanmıyordu. Şuanda da bana inanmadığı açıktı.

Öyle bir bakıyordu ki ister istemez baskı altında hissettiriyordu. Yine de cevap vermiyecektim.

“Neye bakıyorsun? Birşey yok dedim.”

Arel, başını sakince kulağımın yanına getirdi, nefesini tenimde hissediyordum.

Ellerim terlemeye başlamışlardı. Teri silmek için ellerimi sweatime götürüyordum ki Arel, iki elimi de aynı anda tutup göğsüne doğru çekti.

Kalbim boğazıma çıkacak gibi atıyordu.Her bir an sanki zaman daha da yavaşlamaktaydı.

Kulağıma fısıldadı. “Bana yalan söyleyebileceğini düşünüyorsan,” Sıcak nefesi tenime işlemişti resmen.

Her bir kelimesi kanıma karışıyormuş gibi hissettiriyordu.

Parmaklarıyla, sanki kırılacak bir porselenmişim edasıyla saçlarımı kulağımın arkasına attı.

“Ne yapıyorsun?” diye fısıldadım, sesim titrek ama merak doluydu.

O sadece başını eğip biraz daha yaklaştı, parmakları saçımın arasından kayarken omzumda durdu.

“yanlış düşünüyorsun Fare.”

Neyi yanlış düşünüyorum? Ah, doğru. Yalan söyleme mevzusu.

Daha sonra geri çekildi ama ben hala tenimde bıraktığı sıcaklığı hissedebiliyordum.

Vücudumun verdiği tepkiler,benden bağımsız gibiydi. Ellerimin terlemesi de durmak bilmiyordu.

“Şimdi söyle,sorun ne?”

Konuşamıyordum, etkisi altına alınmış gibiydim. Lanet olsun! Tam bir aptal gibi hissediyordum.

Arel’de benden bir cevap istermişçesine bakıyordu, hakkıda vardı.

Bir cevap vermem gerekiyordu. Bir de konuşabilsem ne kadar güzel olacak! Yalnızca yutkunabiliyordum.

Vücudum hala Arel'i istiyor olamaz değil mi, olamaz yani.

“Pekala, bir cevap alamayacağım.” Bu kadar yakınıma girmesen alırdın belki de!

Ansızın belimi kavrayan el ile ayaklarım yerden kesildi. Beni bir çocukmuşum gibi kucağına almıştı.

“Ne halt ediyorsun Arel!” Etrafımızda ki insanlar bize bakıyordu ve bu halde olmamız durumu benim için daha da utanç verici hale getiriyordu.

“Sonunda dilin açıldı Fare.”

Ufak bir kahkaha attığı esnada onu yumruklama isteğimi bastırmaya çalışıyordum.

“Sen benim soruma cevap ver. Neden Manolya çiçeklerini sevmiyorsun?”

Beni kucağından indirdiğinde Arel'in kırmızı BMW'sinin önündeydik.

İlk bindiğimde zorla bindirildiğim için dikkat edememiştim. Ama grçekten de son model bir spor arabası vardı, vay be.

Acaba Arel'den uzak bir evren nasıl olurdu?

Belki başka bir hayatta!

“Bunun sorunun cevabını kendinde ara Fare.”

Bu da ne demek şimdi,biliyor olsaydım sormazdım değil mi?

Herneyse, herşeyin bir sırası var. İlk önce Arel ve Anıl arasında ki meseleyi öğreneceğim. Daha sonra da Manolyalar.

Adım adım, yavaş yavaş.

-2 GÜN SONRA-

“Gençler sessizlik lütfen!”

Tekrar bir pazartesi günü, tekrar haftanın başı. Pazartesilerden nefret ediyorum gerçekten ya!

Sanki hafta sonlarına kadar hayatta kalma mücadelesi veriyormuşum gibi hissettiriyor.

Ne güzel evimde sıcacık yatağımda uyumak varken hergün lanet okula geliyorum. Online eğitime geçelim lütfen!

Üzerimde pijamalarım, önümde cips tabağım ile ders dinlemeyi özledim.

“Bugün bu sınıf için önemli bir meseleden bahsedeceğim.”

Arel, uğruna sınıf değiştirdiği sırasında sanki bir tahtmışçasına gururlu bir şekilde oturuyordu.

Yani hemen yanımda.

Anıl'ı ise şu anlık görmemiştim, az çok anladıysam da Anıl genellikle ilk derslerde gelmiyordu.

Herneyse, eminim bir köşede içip sızmıştır.

“Okulumuzda ki Futbol müsabakalarına katılmak için bu sınıfa özel olan bir sınava tabi tutulmak zorunda olduğunuzu hepiniz biliyorsunuzdur.” Öğretmen eline bir kağıt aldı.

“Bu sene gerçekleşen sakatlanmalardan dolayı, takım da oyuncu eksikliğimiz var. Diğer sınıflar bu işlerle uğraşamayacak kadar meşgul olduklarını söylediler,”

Herkesin önüne,tek tek elinde ki kağıtları dağıtmaya başladı.

Bu bir formdu.

“Sizin bir meşguliyetinizin olmadığını hepimiz bildiğimiz için, futbol takımında ki oyuncu eksikliğini sizin sınıftan seçilen oyuncularla kapatacağız.”

“Bu okul tahminen ne zaman bizi bir bok parçası gibi görmeyi bırakacak?”

Konuşan kişi Arel ve Anıl’ın kavga ettiği esnada bana yardımcı olan kıvırcıktı.

Herkes kıvırcığın sözü üzerine kahkaha atmıştı. Halbuki komik bir durum yoktu, şamata yapacak ortam arıyorlardı yalnızca.

Kıvırcık haklıydı. Okul yönetimi, bu sınıfta ki öğrencilere sanki hiçbir sorumlulukları yokmuş ve hayatı amaçsızca yaşıyorlarmış gibi davranıyordu.

Öğretmenlerde ona göre muamele gösteriyordu tabii ki.

Burada ki öğrencilerin tek şansı aileleri olabilirdi. Çoğu varlıklı ailelerden geldikleri için okul idaresi ne kadar istese de atamıyordu.

Para her kapıyı açıyor işte.

Fakat benim gibi okulun burs imkanlarını kullanıp gelenlerde vardı.

Kendimi küçük görmek istemiyorum fakat bizim gibilere bu tarz yerlerde söz hakkı tanınmıyordu.

Haklı olmana rağmen karşı tarafın vereceği rüşvetle haksız duruma düşürülebilirdin.

Ne adalet ama!

“Aranızda ben bu işi yaparım diyen birisi var mı?”

Dörtlü kız grubundan sarışın olan “Son senem olmasa, çoktan bu okuldan tüyerdim.Bir de futboldan bahsediyor bunak!” Dedi. Haklılık payı yok değil.

Sınıfta çıt çıkmıyordu.

Herkes birbirine bakıyor, birinin gönüllü olup olmayacağını anlamaya çalışıyordu. Ama kimse konuşmuyordu.

Kimse yerinden kıpırdamıyordu.

Öğretmen derin bir nefes verdi.

“Pekâlâ…” dedi hayal kırıklığını gizlemeye bile çalışmadan.

“Sizden bir şey beklemek kabahatti zaten.”

Başını iki yana sallayıp arkasını döndü. Tam sınıftan çıkacakken…

“Kağıdımı unuttunuz.”

Sınıftaki herkes aynı anda başını çevirdi,gözler tek bir kişide toplandı.

Arel.

Meğer öğretmen konuşurken o çoktan formu doldurmuştu bile.

Açıkçası doldurmasına değil, doldurmamasına şaşırırdım.

Futbol konusunda kazandığı sayısız müsabaka, madalya ve kupalar vardı.

Sahanın üzerinde adeta başka birine dönüşürdü.

Ama son bir yıldır hayatı değişmişti.

Annesi ve kardeşi yüzünden sürekli ülke değiştirmek zorunda kalmış, bu yüzden futbolu aksatmıştı.

Yine de…

Onun futbolu tamamen bırakacağına hiçbir zaman inanmamıştım.

Çünkü futbol, Arel için bir hobi değildi.

Futbol onun çocukluğuydu.
Tutkusuydu.
Nefesiydi.

Arel sakince sırasından kalktı.

Kendinden emin adımlarla öğretmene doğru yürüdü ve formu uzattı.

Sonra dudaklarının kenarında hafif bir gülümseme belirdi.

“Ne zaman çalışmalara başlıyoruz?”

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

175okunma 14beğeni 6yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18