Bölümler 4Şu an: Küçük Stajyer
- 1 Fırtına Öncesi Neon Işıkları688 kelime
- 2 Kırmızı Tebeşir1.338 kelime
- 3 Küçük Stajyer829 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 Av Mevsimi1.267 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Taksi sitenin önünde durduğunda İnci ve Ahu araçtan indiler. Birbirlerine iyi geceler dileyip evlerine doğru ayrıldılar. Ahu kendi evine yönelirken İnci birkaç adım ilerledikten sonra durdu. Kendi evine gitmek yerine aynı sitede oturan ailesinin evine doğru döndü.Kapıyı açtığında onu ilk karşılayan anneannesi oldu. Ardından annesi salondan çıktı. Her zamanki gibi bakımlı, ciddi ve keskin bakışlıydı. Haber spikerliği ve gazetecilik yapan annesinin iş dışında da insanları sorguya çeker gibi bir mizacı vardı.
“Bu saatte nereden geliyorsun?”
“Ahu’yla dışarıdaydık. Biraz rahatsızlandı, hastaneye götürdüm. Sonra buraya geleyim dedim.”
Annesi yüzünü dikkatle inceledi ama üstelemedi. Salonda oturan, organize suçlarla mücadele biriminde görev yapan emniyet müdürü annesinin eşi ise İnci’ye gülümseyerek yanındaki koltuğu gösterdi.
“Gel kızım, otur. Aç mısın? Anneannen bir şeyler hazırlasın sana.”
“Yok Ömer Abi, sağ ol. İyiyim ben.”
Anneannesi de hemen araya girdi.
“Bir çay koyayım bari, öyle yatarsın.”
İnci gülümseyerek kabul etti. Onların yanında otururken aklı başka yerdeydi. Annesinin ertesi günkü yayın için hazırladığı dosyalar sehpanın üzerinde duruyordu.
İnci, belli etmeden sayfaları incelemeye başladı. Gece yaşanan olayla ilgili bir haber başlığı, bir ihbar ya da en azından dikkatini çekecek bir ayrıntı arıyordu.Bulamadı.Annesi mutfağa geçtiğinde dosyaların diğer sayfalarına da göz attı. Ardından telefonundan haber sitelerini kontrol etti. Silahlı saldırıyla ilgili hiçbir bilgiye ulaşamıyordu.Babası gibi gördüğü adamın masasındaki evraklar dikkatini çekti. Organize suçlarla mücadele kapsamında yürütülen işlerle ilgili dosyalar olabilirdi. Ancak onları karıştırmak, hem tehlikeli hem de şüphe uyandırıcıydı. Bunları karıştırmasına aile müsaade etmezdi. Bir süre tereddüt ettikten sonra vazgeçti.
“Bir şey mi arıyorsun İnci?” diye sordu annesi arkasından.İnci hemen doğruldu.
“Yok, öylesine bakıyordum.”
Annesi kısa bir bakış attıktan sonra elindeki dosyaları topladı. İnci daha fazla oyalanmadı. Anneannesinin yanağına bir öpücük kondurup iyi geceler diledi, ardından odasına geçti.Yatağın kenarına oturup çantasından Yalın’ın kartını çıkardı. Üzerindeki şirket adını ve adresi bir kez daha okudu.Sabah oraya gidecekti.
Sabah olduğunda İnci erkenden hazırlandı. Gece boyunca doğru düzgün uyuyamamıştı ama kararını değiştirmemişti. Kartı çantasına koydu, evden çıktı ve bir taksiye binerek kartta yazan adrese doğru yola koyuldu.Yalın Toprak Kara’nın şirketine gidiyordu.
42. katın asansör kapıları açıldığında, İnci göğsünü sıkıştıran o ağır havayı içine çekti. Bacakları titriyordu ama adımları kararlıydı. Buraya gelecekti, bu stajı alacaktı.Çünkü ailesiyle aynı sitede ayrı eve çıkmış, kirayı ödemesi gerekiyordu. Hem de karakteri gereği meraklı, cesur, belayı çeken bir tipti. Ayrıca altı aylık adliye stajından sonra, burada da altı ay kalabilirse nihayet mesleğine ulaşabilecekti.
Devasa, koyu ahşap kapıyı itip içeri girdi.Şehir ayağının altındaydı. Masanın arkasında, o gece partide, hastane koridorunda gölgesini gördüğü adam duruyordu: Yalın Toprak Kara.
Yanında ise duruşuyla, jilet gibi takımıyla odayı tek başına domine eden Akman Kara vardı.
Yalın, kollarını göğsünde birleştirip o tehlikeli, obsesif bakışlarını İnci’ye dikti. Akman ise masanın köşesine yaslanmış, mesafeli ama otoriter bir duruşla İnci'yi tartıyordu.
"Cesaret," dedi Yalın, sesi odadaki oksijeni emip bitirirken.
"Ya da katıksız aptallık."
İnci başını dik tuttu. Boğazındaki kuruluğu yutkunarak bastırdı.
"Ne polisle işim olur ne de sizinle. O gece orada değildim, hiçbir şey görmedim. Benim tek amacım eğitimimi ve stajımı tamamlamak, sonrasında mesleğimi yapmak. Sizin kirli işleriniz beni ilgilendirmez. Yani demem o ki aptallıkmış şuymuş buymuş gibi belaltı vurmadan ne konuşalım. "
Akman hafifçe gülümsedi. O ağır tebessümün arkasında buz gibi bir uyarı yatıyordu.
"Gördüklerini unutmak senin için de, herkes için de en hayırlısı olur."
Tam gerilim tavan yapmışken, odanın kapısı aniden ardına kadar açıldı.İçeri sarışın, enerjisi odayı teğet geçen bir kasırga gibi dolduran bir kadın girdi. Yüksek topuklularının sesi mermerde çınlarken doğrudan İnci’ye yürüdü.
"O gece partide seni odaya kilitleyen bendim!" dedi bir anda dudaklarını büzerek. İnci şaşkınlıkla gözlerini açarken, kadın aniden patlayan neşeli bir kahkaha attı. Yalın ve Akman’ın o ağır, tehditkar havası bir saniyede dağılmıştı.
"Ben Anastasia, ama Nasya diyebilirsin," dedi elini İnci’ye uzatarak. İki erkeğe dönüp gözlerini devirdi. "Bırakın kızı tehdit etmeyi. İşi kaptı işte. Ücretli stajyerimizsin artık, seni tüm gece araştırdım staj görmen lazımmış… Sen zaten seni ne için çağırdığımızı ve şirketimizi biliyorsundur! "
Akman başını sallayarak onayladı. Teklif edilen ücret, İnci'nin tahmin ettiğinden çok daha iyiydi ve içinde bulunduğu finansal sıkışıklık düşünüldüğünde onu fazlasıyla tatmin etmişti. Ama anlamadığı şuydu, bu adamlar durduk yere ona neden iş teklifi etmişti?
Yalın ise gözlerini İnci’nin üzerinden bir an bile çekmeden arkasına yaslandı. Tehdit bitmemişti; sadece şekil değiştirmişti.Nasya, İnci’nin koluna girip onu koridora çıkardı.
Hukuk departmanına doğru yürürlerken Nasya’nın o rahat, özgüvenli ve korumacı tavırları İnci’ye az da olsa nefes aldırmıştı.
"Yalın’a takılma," dedi Nasya kendinden emin bir tavırla.
"Göründüğünden daha tehlikelidir ama ben varken sana bir şey yapamaz."
Hukuk odasına geldiklerinde Nasya, cam bölmeli şık bir masayı gösterdi. "İşte yeni alanın. Bilgisayarın hazır, hadi bakalım."
Nasya arkasını dönüp topuklarını tıkırdatarak uzaklaşırken İnci derin bir nefes verdi. Sandalyesine oturdu. En azından hayattaydı ve stajı kapmıştı. Belki de sadece işine bakarsa bu adamlar herhangi bir pürüz çıkarmaz diye düşündü.
Masadaki siyah, jilet gibi duran laptopun kapağını kaldırdı. Güç düğmesine bastı.Ekranda Kara Holding’in logosu belirmedi.Onun yerine, ekranın tam ortasında kırmızı rakamlarla geriye doğru sayan bir zamanlayıcı ve hemen altında, masanın altına sabitlenmiş siyah kutudan yayılan bip sesleri yankılandı.
00:02:59...
00:02:58...
Ekranda tek bir cümle yazıyordu:“Kara Holding’e hoş geldin, küçük stajyer.”
İnci’nin kanı çekildi. Nefesi boğazında tıkandı. Bu neyin süresiydi böyle?
Bölüm etkileşimi
