EYLÜL RÜZGARI kitap kapağı

2. bölüm / 4

Kırmızı Tebeşir

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 4Şu an: Kırmızı Tebeşir

İnci arkasını dönüp uzaklaşmaya fırsat bulamadan sert bir el kolunu kavradı. Bir sonraki saniye sırtı duvara çarptı. Genç adam İnci’yi büyük bir soğukkanlılıkla duvara çarpınca göz göze geldiler. Bu adam Akman Kara idi.
Çantasının askısı omzundan kayarken içindeki birkaç kâğıt yere saçıldı.
“Ne yapıyorsun, bırak!”

İnci kendisini tutan adamı itmeye çalıştı gür bir sesle ama Akman'ın yüzünde en ufak bir değişiklik olmadı. Onu kolundan kavrayıp kapıdan içeri çekti, ardından odanın duvarına yasladı.
“Sesini kes.”

İnci tam karşılık verecekken Akman elini ağzına kapattı. Ardından odanın kapısı arkadan biri tarafından kilitlendi. Gözleri öfkeyle büyüdü. Bir eliyle adamın bileğini tutup kurtulmaya çalışırken bakışları istemsizce yerde yatan adama kaydı. Adam hâlâ ayağını tutuyordu.Akman onun bakışlarını yakaladı.
“Ne kadarını gördün?”

İnci başını iki yana sallayıp elini yüzünden çekmesini istedi. Akman birkaç saniye daha bekledikten sonra elini indirdi.
“Bırak beni!”
İnci onu itmeye çalıştı. “Yanlışlıkla girdim buraya!”

“Ne kadarını gördün, dedim.”
“Hiçbir şey görmedim!”
“Ona bakacağız.”

Akman'ın sesi yükselmemişti bile. Bu, İnci'nin daha da huzursuz olmasına yetiyordu. Karşısındaki adamın az önce birine gözünü kırpmadan ateş ettiğini görmüştü.O sırada deri koltukta oturan adam purosunu küllüğe bıraktı. Yalın, başından beri yaşananları büyük bir rahatlıkla izliyordu. Bakışları önce Akman'a, ardından İnci'ye çevrildi.
“Ne oluyor burada?”Akman, İnci'yi bırakmadan cevap verdi.
“Bizi gördü.”
Yalın'ın kaşları alay edercesine hafifçe kalktı. Koltuğundan doğrulup yere saçılan kâğıtlara baktı.
“Öyle mi?”
İnci yeniden kurtulmaya çalışırken çantası ayağının altında sürüklendi. Yalın eğilip yerdeki belgelerden birini aldı. İnci'nin itirazını beklemeden kâğıdı gözden geçirdi.
“İnci Aras…” dedi, dudaklarının kenarında küçümseyici bir gülümsemeyle.
“Hukuk belgeleri. Ne güzel.”İnci'nin yüzü gerildi.“
“Onlara dokunma, bırak!”
Yalın diğer kâğıtlara da göz attı. Ardından başını kaldırıp İnci'yi süzdü.
“Avukat mısın sen? Yoksa daha öğrenci misin?”
Odadaki adamlardan biri hafifçe güldü.İnci'nin yanakları öfkeden kızarmıştı.
“Eşyalarımı karıştırma!”
Yalın kâğıdı masaya bıraktı, sonra ağır adımlarla İnci'ye yaklaştı. Akman'ın sert bakışlarına aldırmadan genç kadını baştan aşağı süzdü.
“Bir hukukçu, yanlışlıkla girdiği odada gördüklerini anlatmaması gerektiğini herhâlde bilir.”
“Ben kimseye bir şey anlatmayacağım. Kime ne yaptığın umrumda değil. Sadece gitmek istiyorum.”
Yalın'ın yüzündeki gülümseme biraz daha belirginleşti.
“Bak sen. Daha ne olduğunu bile anlamadan sözler vermeye başladın.”
İnci dişlerini sıktı. Korkuyordu ama belli etmemeliydi.Akman, kolunu yeniden sıkıca kavrayınca yüzünü ona çevirdi.
“Canımı acıtıyorsun bıraksana!”
“Öyleyse uslu dur.”
Yalın kısa bir kahkaha attı. Sonra masaya dönüp viski bardağını eline aldı.
“Bence misafirimize bazı şeyleri açıklamamız gerekiyor.”

Bardağından bir yudum aldıktan sonra gözlerini İnci'ye dikti.

“Bu odada gördüklerini hiç kimseye anlatmayacaksın. Partiye her kimle geldiysen ne ona, ne ailene, ne de polise. Tek bir kelime bile duymayacağım.”

İnci tek kaşını kaldırdı küçümseyici bir ifadeyle. Yalın'ın yüzündeki ifade değişmedi.

“Yoksa sen daha buradan çıkmadan şu partideki herkesi havaya uçururuz. Bir bomba patlar, kimse ne olduğunu anlayamaz bile. Sende, buraya sevgilinle mi arkadaşlarınla mı geldiysen… Hepiniz tek hareketimle öteki tarafta parti yaparsınız.”

İnci'nin yüzündeki renk çekildi. Gözleri istemsizce kapıya kaydı. Birkaç dakika önce dans eden, şarkı söyleyen insanların görüntüsü geldi aklına.
“Hadi oradan, siz kendinizi ne zannediyorsunuz? Eşkiya mısın sen, maganda mı?”
Yalın başını hafifçe yana eğdi.
“Hmm bir düşüneyim, hangisiyim? Bizi denemek ister misin?”

İnci kaşlarını çatarak adamın küstah cevaplarını ve mimiklerini izliyordu. Parmakları çantasının askısına sıkıca tutunmuştu. Bu adamları tanımıyordu, belki dediğini yapabilirlerdi bilemezdi. Hiç düşünmeden birine silah sıkan bu adamlar belki de alalede bir cinayet bile işleyebilirdi. Şu an sadece kendini düşünmeli ve kurtarmalıydı, sonrasına sonra bakacaktı.

Yalın masanın üzerinden bir kartvizit alıp ona uzattı. Üzerinde bir holdingin adı ve adresi yazıyordu.

“Yarın bu adrese geleceksin.”
İnci kartvizite baktı, ardından şaşkınlıkla yüzünü kaldırdı.
“Neden?”
Yalın'ın gülümsemesi kayboldu.
“Sanırım kendimi tekrar etmeyi sevmiyorum.”
İnci kartı hırsla çekti.
“Güzel.”
Yalın yeniden koltuğuna yöneldi.
“Şimdi gidebilirsin. Arkadaşlarını bul, gecenin tadını çıkar. Belli ki hukuk eğitimin henüz hayata hazırlamamış seni.”
İnci ona öfkeyle baktı ama karşılık vermedi. Akman kolunu bıraktığında çantasını ve yere saçılan belgelerini aceleyle topladı.Kapıya yönelirken arkasından Yalın'ın sesi geldi.
“İnci Aras!”
İnci istemsizce durdu.Yalın, viski bardağını dudaklarına götürmeden önce son kez gülümsedi.
“Yarın geç kalma.”
İnci cevap vermeden odadan çıktı. Koridora adım attığı anda hızlandı. Elindeki kartviziti çantasına tıkıştırırken tek düşündüğü Ahu'yu bulup buradan uzaklaşmaktı.Ama Yalın'ın gülümsemesi de Akman'ın buz gibi bakışları da zihnine çoktan kazınmıştı.

İnci, koridorun sonuna kadar neredeyse koşarak ilerledi. Kalabalığın uğultusu yeniden duyulmaya başladığında bile adımlarını yavaşlatamadı. Çantasının askısını omzuna geçirirken ellerinin titrediğini fark etti.Derin bir nefes aldı. Sakin görünmeliydi. Önce Ahu'yu bulacaktı.Bara doğru ilerlediğinde onu tezgâha yaslanmış, bir eliyle alnını tutarken buldu.
“Ahu!”
Ahu başını kaldırdı. İnci'yi görünce kaşlarını çattı.
“Neredesin sen? Bir gittin, kayboldun. İyi misin?”
İnci cevap vermek yerine arkadaşının koluna girdi.
“Hadi, gidiyoruz.”
“Ne? Nereye?”
“Dışarı. Şimdi.”
Ahu şaşkınlıkla yüzüne baktı. İnci'nin gergin çenesini, solgun yüzünü ve etrafı sürekli kontrol eden gözlerini fark etmişti.
“İnci, ne oldu sana?”
“Sonra anlatırım. Hadi, lütfen.”
Ahu itiraz etmek üzere ağzını açtı ama bir anda yüzünü buruşturup elini ağzına götürdü.
“Of, midem…”İnci durdu.
“Ne oldu?”
“Biraz önce kustum. Galiba içki ağır geldi.”
İnci'nin yüzündeki endişe arttı.
“Ne içtin sen?”
“Barmenin özel kokteylinden. Bir de bugün antibiyotik aldığımı unutmuşum ama…” Ahu cümlesini bitiremeden yeniden midesini tuttu.İnci gözlerini kapatıp başını iki yana salladı.
“Aferin sana ya Ahu. Gerçekten aferin.”
“Şimdi kızma bana.”
“Kızmayayım mı? Hem ilaç kullanıyorsun hem alkol alıyorsun!”
“Tamam, biliyorum. Şu an hiç iyi hissetmiyorum zaten. Hem sana n’oluyor ne bu trip? Yüzün de kireç gibi olmuş…”
Ahu, Inci’nin bu anlamsız çıkışına mana veremedi.
İnci açıklama yapmadan arkadaşının kolunu omzuna aldı.
“Hastaneye gidiyoruz.”
“İnci, abartma. Biraz dinlensem geçer.”
“Hayır. Kusuyorsun ve ilaç kullandığını söylüyorsun. Önce bir doktora görüneceksin, zehirlenmişsindir belki.”
Ahu bu kez üstelemedi. İnci'nin yüzündeki ifadeyi görünce tartışmanın bir işe yaramayacağını anlamıştı.Birlikte çıkışa yöneldiler. İnci, kapıdan çıkana kadar locaya bakmamaya çalıştı. Yine de göz ucuyla baktığında Yalın'ı ve Akman'ı gördü. İkisi de oturdukları yerden onları izliyordu.Yalın'ın yüzünde o kendinden emin gülümseme vardı.İnci hemen gözlerini kaçırdı.
Mekanın önüne çıktıklarında soğuk hava yüzlerine çarptı.

İnci bir taksi çağırdı ve Ahu'yla arka koltuğa geçti. Araç hareket eder etmez çantasına uzanıp kartvizitin hâlâ orada olduğunu kontrol etti.Ahu başını koltuğa yaslamıştı.
“İnci, gerçekten ne oldu? Niye böyle davranıyorsun?”
İnci bir an sustu. Arkadaşına dönüp anlatmak istedi. Fakat Yalın'ın sözleri zihninde yankılandı.Bir bomba patlar, kimse ne olduğunu anlayamaz bile.

“Bir şey yok,” dedi sonunda.
“Sadece eve gitmek istiyorum. Önce seni hastaneye götürelim.”

Ahu şüpheyle baktı ama üstelemedi her zamanki gibi Inci’nin dramaları olduğunu düşündü. Birkaç dakika sonra gözlerini kapattı.
İnci ise yol boyunca camdan dışarı baktı. Neon ışıklar geride kalırken kendisini hâlâ o odanın içinde hissediyordu.

Hastaneye vardıklarında İnci, Ahu'yu acil servise götürdü. Kayıt işlemleriyle ilgilendikten sonra bir süre beklemeleri gerektiği söylendi.Ahu, bekleme alanındaki sandalyelerden birine oturdu.
“İstersen sen otoparka falan git, ben iyiyim,” dedi halsizce.
“Saçmalama. Seni burada bırakıp niye gideyim.”
İnci yanına oturdu. Çantasını dizlerinin üzerine koyup ellerini birbirine kenetledi. Aklı hâlâ Aura Teras'taydı. Yalın'ın verdiği kartvizit çantasının içindeydi ve ertesi gün o adrese gitmesi gerekiyordu.Ne yapacağını bilmiyordu.Tam o sırada acil servis girişinde bir hareketlilik oldu.Birkaç adam, tekerlekli sandalyede oturan birini içeri getiriyordu. İçlerinden biri sağlık görevlilerine aceleyle bir şeyler anlatırken diğeri çevresini kontrol ediyordu.İnci'nin bakışları tekerlekli sandalyedeki adama kaydı.Ve yüzü bir anda bembeyaz oldu.Ayağından vurulan adamdı.VIP kuliste yerde kıvranan, acıyla ayağını tutan adam.İnci yavaşça doğruldu. Bakışlarını ondan ayıramıyordu. Adamın ayağına müdahale ediliyor, yanındaki kişiler ise etrafında bekliyordu.Buraya nasıl gelmişlerdi?Bir an için bunun sıradan bir tesadüf olabileceğini düşündü. Sonuçta adam yaralanmıştı ve hastaneye getirilmesi normaldi.Ama diğer adamların tavrı içini rahatlatmıyordu. Birkaç saat önce aynı odada gördüğü kişilerle aynıydılar. Üstelik İnci, hastanenin koridorunda bile kendisini güvende hissedemiyordu.Tam o sırada adamlardan biri başını çevirdi.Göz göze geldiler.İnci hemen bakışlarını kaçırdı ama artık çok geçti. Adam onu tanımıştı.Yanındakine bir şey söyledi. Diğeri de başını kaldırıp İnci'nin bulunduğu tarafa baktı.İnci'nin kalbi hızlandı. Bu adamlar hem adamı vurmuş hem hastaneye getirmişlerdi.

“Ahu,” dedi alçak sesle.Ahu gözlerini açtı.
“Ne oldu?”
“Hiç… Bir şey yok.”
Fakat İnci'nin bakışları yeniden acil servis girişine kaymıştı. Adamlar hâlâ oradaydı.Biraz sonra içlerinden biri koridorda yürümeye başladı. İnci'nin oturduğu tarafa doğru geliyordu.İnci nefesini tuttu.Adam yanlarından geçerken kısa bir an duraksadı. Gözlerini İnci'ye çevirdi, onu tanıdığını belli eden küçücük bir ifadeyle baktı ve hiçbir şey söylemeden yürümeye devam etti.İnci, ancak adam uzaklaştığında nefes alabildi.Ahu onun koluna dokundu.
“İnci, sen iyi misin Allah aşkına? Akşamdan beri bi’ hallerdesin…”

İnci arkadaşına döndü. Anlatmak istiyordu ama ağzından tek kelime çıkmadı.Çünkü artık bunun yalnızca o odada yaşanan bir olay olmadığını anlamaya başlamıştı.Bu adamlar, onun hayatına girmişti.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

7okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…