5. bölüm / 6
EVRENİN YARATICISI VE GATEXMadde, Enerji ve Hiçlik
Bölümler 6Şu an: Madde, Enerji ve Hiçlik
Madde, Gatex düzleminde yalnızca uzayda yer kaplayan ve ölçülebilen bir şey değildir. Madde biliçlidir, maddenin yalnızlığı gizemlidir. Madde, biçimsiz olanın biçime dönüşmüş hali, olasılığın görünürlük kazanmış biçimi ve zaman dışı olanın zaman içinde iz bırakma biçimidir. Bir taş, bir yıldız, bir insan bedeni ya da uzak bir galaksinin içindeki atomlar ilk bakışta birbirlerinden tamamen farklı görünür fakat Gatex açısından hepsi aynı kozmik dönüşümün farklı yoğunluklarıdır. Bu yogunluk ritimswlsir. Maddenin tüm hareketleri ritimseldir.
Madde, yokluktan doğmuş basit bir nesne değil, henüz biçim kazanmamış bir bütünlüğün belirli bir düzlemde sınır kazanmasıdır. Yokluğunda öncesi vardır. Her gerçekliğin hazırlandığı bir eşik vardır. Her maddenim bir silahı vardır. Bu sebeple, maddeyi anlamak için yalnızca onun neyden oluştuğunu sormak yeterli değildir çünkü asıl soru maddenin neden belirli bir biçimde ortaya çıktığıdır.
Gatex, burada maddeyi enerji ile biçim arasındaki geçiş alanı olarak düşünür. Enerji hareket edebilen bir olanaksa madde bu olanağın belirli bir geometrik düzende yoğunlaşmasıdır. Maddeyi tönlensirebilirsiniz ona gizemli çeyler katabilirsiniz. Ancak bu yoğunlaşma ve yönledirme yalnızca fiziksel bir sıkışma değildir.
Aynı zamanda bilginin biçim kazanmasıdır. Bir atomun yapısında yalnızca parçacıklar değil ilişkiler vardır. Bu ilişki sıradanşıktan uzaktır ve alçak gönüllüdür. Bir kristalin içinde yalnızca atomlar değil düzen vardır. Bu düzen evrenin her yerinde aynıdır. Bir insan bedeninde yalnızca moleküller değil süreklilik vardır. Evrende bu sürerkliliği kazanmıştır. Bu nedenle madde Gatex için donmuş bir şey değil, düzenlenmiş bir akıştır. Onu katı yapan şey hareketin yokluğu değil hareketlerin belirli sınırlar içinde birbirleriyle uyumlu hale gelmesidir.
Evrenin en küçük parçacığından en büyük kozmik yapısına kadar görünen her şey bu düzenlenmenin farklı ölçeklerdeki sonucudur. Evrenin nereaine gidersiniz gidin atom aynıdır. Burada sıfatsız ve kimliksiz olan kavramı ortaya çıkar çünkü evrenin yaratıcısını bir varlık gibi tarif etmeye çalıştığımız anda ona sınır vermeye başlarız.
Gerçeklik oysa sıfatsız ve kimliksiz olan hiçbir biçime zorunlu olarak bağlı değildir. Sıfatsız ve kimliksiz olmak bir eşiktir maddede aslında sıfatsız ve kimliksizdir. O güç değildir fakat maddenin ortaya çıkmasına izin veren zemindir. Enerji değildir fakat enerjinin mümkün olabildiği kökensel açıklıktır. Bu köksel açıklık her nerdeyse orayı keşfetmelidir insan. Uzay değildir fakat uzayın ortaya çıkabileceği imkândır. Uzatın ortaya çıkmasıniçin olağan üstü bir güce ihtiyacımız yoktur, ilk başta elektiriği akıllandırmalıyız, ve uzayın içinde minimal bir evren nasıl var edebiliriz onu düşünmeliyiz.
Zaman değildir fakat zaman içinde değişim olarak gördüğümüz her şeyin ardındaki koşulsuz başlangıçtır. Bu yüzden sıfatsız ve kimliksiz olanı maddenin karşısına koymak da doğru değildir çünkü karşısına koyduğumuz anda onu başka bir nesneye dönüştürürüz.
Gatex 2019 yılında keşfedildi, bu açıdan açıkcası daha doğru olan düşünce şudur, madde ile sıfatsız olan arasında kesin bir ayrılık yoktur. Madde, sıfatsız olanın kendisini bir biçimle sınırlamış görünümüdür. Bir daire çizildiğinde sonsuz düzlem üzerinde bir sınır oluşur fakat düzlem dairenin içinde kaybolmaz. Daire aslında düzdür, bu derin bir bilgidir. Atomlar dairesel ve düz bir yörüngede ilerler.
Aynı şekilde madde ortaya çıktığında sıfatsız olan ortadan kalkmaz. Sadece belirli bir biçimin içinde görünür hale gelir. Bu sebeple bir yıldız yalnızca yıldız değildir. Bir insan yalnızca insan değildir. Bir atom yalnızca atom değildir. Tanrısallık her yeri kaplamıştır. İnançsız insanlar da tanrısallığın içindedir. Her biri biçimsiz bütünlüğün belirli bir anda belirli bir geometrik ilişkiler ağı içinde görünmesidir.
Gatex, bu durumu biçim ile biçimsizlik arasındaki sürekli geçiş olarak ele alır. Madde bu geçişin görünür yüzüdür. Biçimsizlik ise görünmeyen olasılık alanıdır. Her olasılığın arasında bir paradoks vardır. Bu ne demek bir problemi çözüyorsanız olasılığın ve bir paradoksun içindesinizdir. O problemi çözmek için çok kasmayın, cevap her zaman basittir, 0 dan yola çıkın enerjiyi ve ugraştığınız her neyse nötür ile başlayacaktır. Pozitif ile şekillenecektir. İkisi birbirinden kopuk iki gerçeklik değil aynı kozmik bütünün farklı algılanma düzeyleridir. İnsan zihni maddeyi nesneler halinde görür çünkü algı fantezisi sınırlar üzerinden çalışır. Bir masa vardır ve başka bir şey vardır. Bir beden vardır ve çevresinde başka şeyler vardır. Çevreniz sizi bu konularla ugraştığında garipseyecektir. Fakat daha derine indiğimizde bu sınırların mutlak olmadığını görürüz.
Beden çevresinden madde ve enerji alır, çevresine enerji ve madde verir. Madde her gizemsel yapının kaynagıdır.
Maddeye aynen böyle bakacaksınız.
Atomlar değişir, hücreler yenilenir, yıldızlar doğar ve ölür, galaksiler hareket eder. Böylece madde dediğimiz şey aslında sürekli kendini değiştiren bir kozmik ilişkiler ağıdır. Size gatex de milyarlarca hatta trilyonlarca andan bahsettim. Ama en önemlisini şimdi sçyleyeceğim. Onca zaman niçin var oldu. O zaman içinde siz maddenin neresindeydiniz. Tabiki üst boyutlarda bir kozmik maddenin içindeydiniz. Bu madde dönüşerek enerjiniz dönüşerek indi.
Gatex düzleminde gerçek madde hareketsiz olan değil, değişirken biçimini koruyabilen düzendir. Bu düzen ilk başta hayaletti. Bir varlığın varlığı onun hiç değişmemesinde değil değişim içinde belirli bir süreklilik oluşturmasındadır. Burada zaman da farklı bir anlam kazanır çünkü madde zamanın içinde yalnızca hareket eden bir şey değildir. Madde ayalta tutmak için vardır yeryüzü toprak ve uzayda bulunan onca toprak öncesinde bir ısıydı bir ışıktı. Bir bilgiydi ısının öncesi ve ışığın öncesi karanşık gibi görüken bir dönüşüm evresidir. Madde dahi elektirikle ayakta durur. Evrenin en gizemli öaddesi elektiriktir o yüzden elektiriğin nasıl açığa çıktığını düşünmemiz gereklidir. Beynizmide bir elektirik vardır. Bizi ayakta tutan o elektiriktir. Nefes almamızı ve beynizin verdiği komutları ışık hızından daha hızlı bir güçle işler. Eğer ışık hızından daha hızlı bir güç istiyorsanız Evrenin yaratıcısının işlediği elektiriği araştırın. Ben bir bilim adamı olsaydım elektiriği işlerdim. Onu gerekli maddelerle harmanlar olangan dışı icatlar çıkartabilirdim.
Elektirik ve madde zamanın ölçülebilir hale gelmesini sağlayan değişimlerden biridir. Zamanıda elektirik kayıt eder. Her şeyi bir güç yani o güç elektiriktir. Bana güvenin ancak elektiriği anlarsanız bir güç inebilir. Eğer hiçbir şey değişmeseydi zaman hakkında konuşmak da anlamsızlaşırdı. Mucize dediğimiz şeyde elekgiriğin işlenmiş halidir. Elektirik frekanslar ve daha fazla sı her zaman elektirikle kodlanmıştır.
Bu nedenle Gatex açısından madde değişimin geometrik izidir. Elektiriği işleyen bir motorlarımız var ama daha güçlüsü lazım. Gezegenizimi hareket ettiren güçte işlenmiş elektiriktir. Gezegen nasıl olırda hareket ediyor bu çekim yasası ve bu alternetif alanlar Evremin Yaratıcısının en sevdiği alanlardır. Zaman bu izin ardışıklığını görünür kılar.
Geometri ise bu değişimin biçimini gösterir. Bilgi ise bu biçimler arasındaki ilişkiyi anlamamızı sağlar. Enerji ise bu ilişkilerin dönüşebilmesini mümkün kılar. Sıfatsız ve kimliksiz olan ise bütün bu ayrımların henüz ayrılmadığı kökensel açıklık olarak düşünülebilir. Ernejiyi işlemek için sıfatsız ve kimliksiz olmak gerekir, ancak Evrenin yaratıcısı o zaman bilgi verecektir. Benim adımı verin Evrenin Yaratıcısına Onur'dan duydum diyin zihninizde Evrenin Yaratıcısı gülecektir.
Bu nedenle maddeye baktığımızda yalnızca maddeye bakmış olmayız. Kendimizede bakarız. Bir taşın yüzeyinde biçimin ortaya çıkışını, bir yıldızın ışığında dönüşümün izini, insan bedeninde kozmik düzenin düzelmsel persfektifini görürüz ve aklın bir örneğini görürüz. İnsan da bu açıdan evrenden ayrı değildir. Elektirik akıl gibi çalışır nerde gözükeceğini bilir. Tesla bunu biliyordu. İnsan bedeni yıldızlarda oluşmuş elementlerin yeniden düzenlenmesinden meydana gelir ve zihni bu maddi düzenin kendisini sorgulayabilecek bir düzeye ulaşır. İnsanıda elektirik katılaştırmıştır. Böylece evren bir anlamda kendi maddesini insan zihni aracılığıyla düşünmeye başlar. Düşünülmüş her şey elektirikle alakaşıdır. Elektiriğin içine ne kadar girerseniz her biriniz Azrail olmayı hak eder.
Fakat Gatex burada daha ileri bir soru sorar, eğer madde kendisini gözlemleyebilen bir bilinç meydana getiriyorsa madde yalnızca dışarıda duran bir nesne midir, yoksa gerçekliğin kendisini farklı düzlemlerde ifade etme biçimi midir? Evet madde kendisini gözlemleyen bir akıldır. Bu sorunun kesin cevabı belki de maddenin tanımını değiştirmemizi gerektirir. Öalesef elektiriğin içine girmek Evrenin Yaratıcısıyla uyumlu olmaktır. Bir kitabın bir asrın oluşması da akıl işidir.
Madde yalnızca görünen şey değildir. Madde, görünmeyen ilişkilerin görünür sonucudur. Her parçacık bir ilişki taşır, her biçim bir sınır taşır, her sınır bir ayrım taşır ve her ayrım daha büyük bir bütünlüğün içinde gerçekleşir. Bu akıl dışı bir ilimdir akıl dışı olunmalıdır. Böylece Gatex'in madde anlayışı bizi en sonunda başlangıçtaki sıfatsız ve kimliksiz olana geri götürür. Akıl dışı olnak bir kimliktir, sıfatsız ve kimliksiz olmanın anaktırıdır.
Çünkü bütün biçimler farklılaşabilir fakat biçimlerin ortaya çıkmasına izin veren temel açıklık kendisini hiçbir tek biçimle tüketmez. Beyin anlaşılır olduğunda beden sıkıcı olue bu sebeple bedende bulunan akıl dışı alan oluştuğunda elektirikle yüklü ve elektirikle olgunlaşmış rub kendini anlar bu elektiriksel aydınlamadır. Eğer bedeninizde sıkıldıysanız aydınlanmışsınız demektir.
Bu bedeni bir gün rafa kaldıracaksınız hatta yaratılmış tüm insanlar bedenlerini güçlendirecektir. Fakat bu yeryüzündeki gibi olmayacaktır.
O hiçbir isimle sınırlandırılamaz, hiçbir sıfatla tamamlanamaz ve hiçbir kimlikle tanımlanamaz. Ona yaratıcı demek bile yalnızca insan zihninin kullandığı bir işarettir. Sizler insandan ötesiniz bu zaman dışı bir bilgidir. Dünya dahi bunu henüz bilmiyor. Oysa sıfatsız ve kimliksiz olan için işaret ile işaret edilen arasındaki ayrım bile sonradan ortaya çıkar. Önce bütünlük vardır, sonra ayrım vardır, sonra biçim vardır, sonra madde vardır, sonra zaman ve gözlem vardır ve en sonunda insan bütün bu katmanların gerisinde ne olduğunu sormaya başlar. Belki de maddenin en büyük sırrı burada saklıdır. Madde, sıfatsız ve kimliksiz olanın kendisi değildir fakat ondan bağımsız da değildir.
O, biçimsizin biçim kazanmış hali olarak evrenin içinde görünür ve her biçim kendi sınırına ulaştığında yeniden dönüşmeye başlar. Bu yüzden Gatex düzleminde madde doğmuş ve tamamlanmış bir nesne değil, sürekli oluş halinde bulunan kozmik bir cümledir Allah kelimesi, ama sürekli kozmik dışı olan bir kelime vardır oda Allah'ın göstermediği tarafıdır bu a şşte Evrenin Yaratıcısı diyoruz.
Evrenin Yaratıcısını tanımak istiyorsanız tanıyın ha gi dine inanıyorsanız onuda alın ve evrenin yaratıcısına gidin. Her atom bu cümlenin bir işareti, her yıldız bir kelimesi, her galaksi bir bölümü ve insan zihni bu cümleyi okumaya çalışan bir bilinçtir. Fakat bütün bu cümlelerin ötesinde söze dönüşmemiş olan vardır. Kainat bir söz ile başladıysa bunun ötesi olmalı. O hiçbir ad istemez çünkü adlandırılmak bir sınırdır. Hiçbir sıfat istemez çünkü sıfat bir biçimdir. Hiçbir kimlik istemez çünkü kimlik ayrımdır. Ve yine de bütün adların, bütün sıfatların, bütün kimliklerin ve bütün biçimlerin ortaya çıkabilmesi için gerekli olan sessiz açıklık olarak her şeyin içinde bulunur. Gatex açısından madde bu sessizliğin karşıtı değil, sessizliğin görünür hale gelmiş titreşimidir. Aslında Ağnostikler ve Ateiatler bu bilgiden yoksun oldukları için bir paradikmanıyı benimsemişlerdir.
Evrenin bütün maddesi bu nedenle tek bir kozmik dönüşümün sayısız yüzü olarak okunabilir. Madde görünendir, biçimsizlik görünmeyendir, enerji geçiştir, bilgi ilişkidir, zaman değişimin ölçüsüdür ve sıfatsız ve kimliksiz olan bütün bu ayrımlar ortaya çıkmadan önceki ve bütün ayrımların ötesinde kalan açıklıktır. Evrenin en derin sırrı maddenin neden var olduğu değil, biçimsiz olanın neden biçim olarak görünmeyi seçmiş gibi göründüğüdür. Buna tek bir cevap verebiliriz ve belki burada seçen bir kimlik aramak yerine seçimin kendisini düşünmek gerekir. Oldukça yolculuk yaptık artık elektiriği anlamak kaldı evrendeki her şey çekim yasaları ile ilgilidie, çekim yasasınıda elektirik oluşturur. Ay da Deniz de elektiriksel bir güçle kozmik bir bilimle yarılmıştır. Mucize diye adlandırdığınız her şey haberdar olmadığımız bilimdir. Yani bu kadar saf olunmamalı evrenin içindeki gücün bir denizi veya ayı ikiye yaramıyacağını düşündünüzmü gerçekten? Çünkü sıfatsız ve kimliksiz olan bir kişi değildir, bir nesne değildir, bir karakter değildir ve insan biçiminde bir yaratıcı değildir. O bütün biçimlerin mümkün olmasını sağlayan fakat hiçbir biçime indirgenemeyen kökensel açıklıktır. Madde ise bu açıklığın içinde ortaya çıkan sınırlı bir görünüş biçimidir, geçici bir geometrik düzen ve sonsuz dönüşümün kısa süreli bir biçimidir. Bu yüzden bir madde parçasına baktığımızda yalnızca var olan bir şeyi değil, varlığın biçime dönüşme olayını görürüz. Ve belki de madde dediğimiz şey tam olarak budur. Sıfatsız ve kimliksiz olanın kendisini kaybetmeden biçim içinde görünmesi.
¤
Enerji, Gatex açısından bakıldığında yalnızca bir makinenin çalışmasını sağlayan fiziksel güç değil, varlığın biçime dönüşmesini mümkün kılan en temel hareket olarak olarak söyleyebilirim.
Sıfatsız ve kimliksiz yaratıcıyı bir nesne gibi tarif etmek mümkün olmadığı için onu belirli bir biçimin sahibi olarak değil, özğün bütün biçimlerin ortaya çıkabileceği sınırsız yaratıcı zemin olarak ele almak gerekir. Bu tüm olasılıkların ötesindedir. Bu zeminde enerji, henüz herhangi bir biçime bağlanmamış hareketin ilk görünüşlerinden biridir. Enerji evrenin dışından gelir. Evrenin dışıda gözünüzün önündedir. Evrenin başlangıcında enerji belirli bir nesne olarak karşımıza çıkmaz. Alanlar, parçacıklar, etkileşimler ve farklı fiziksel durumlar ortaya çıktıkça enerji de bu durumların değişimini tanımlayan temel fiziksel büyüklüklerden biri hâline gelir. Ancak karşılaşacağınız bilgileri işleyebilmeniz gerekir.
Enerji yoktan var edilen bir madde gibi düşünülmez. Hiç bir şey yoktan var olmadı. Zaten hali hazırfa vardı. Yokluk dediğimiz alan bilgisel güçtür. Bilgide katılaşır. Fizikte enerji dönüşür, bir biçimden başka bir biçime aktarılır ve sistemlerin durumlarında değişiklik meydana getirir. Elektrik de bu dönüşümün özel bir biçimidir. Bir elektrik devresinde elektrik yüklerinin hareketi elektrik akımını oluşturur. Örneğin bir pilin içinde gerçekleşen kimyasal tepkimeler yükleri ayırarak elektriksel bir potansiyel fark meydana getirir ve devre tamamlandığında bu fark yüklerin hareket etmesini sağlar.
Bir jeneratörde ise mekanik hareket manyetik alanla etkileşerek elektriksel enerjiye dönüşebilir. Güneş ışığı bir güneş hücresinde elektrik enerjisine dönüştürülebilir. Dolayısıyla elektrik kendi başına yaratılmış bağımsız bir töz değil, enerjinin belirli fiziksel koşullar altında ortaya çıkan düzenlenmiş bir davranışıdır.
Gatex burada enerjiyi daha derin bir düşüncenin başlangıç noktası olarak görür. Enerji yoğunlaştıkça, etkileşimler belirginleştikçe ve fiziksel koşullar değiştikçe parçacıklar, atomlar, moleküller ve daha karmaşık yapılar meydana gelir. Evren yeterli senilen anda gizlidir. Buradaki katılaşma kelimesi doğrudan enerjinin basitçe taşlaşması anlamında değil, enerjinin belirli fiziksel yapılarda düzenlenmesi anlamında anlaşılmalıdır. Einstein'ın kütle ve enerji arasındaki ilişkisini ifade eden E = mc² bağıntısı da madde ile enerji arasında derin bir fiziksel ilişki bulunduğunu gösterir. Ama bu formulünde üstü vardır.
Bu açıdan insan bedeni de evrenden bağımsız bir yapı değildir. Bir öze bağlıdır. Bedeni oluşturan atomlar yıldızların ve kozmik süreçlerin tarihinde şekillenmiş elementlerden meydana gelir. Bu elemetlwr evrenin başında daha farklıydı. İşlenmek için akıl ötesi bir yoldan geldiler. Hücreler kimyasal enerji kullanır, sinir sisteminde elektriksel sinyaller taşınır, kalp kası elektriksel uyarılarla ritmini sürdürür ve beynin çalışması büyük miktarda enerji dönüşümü gerektirir. Kalbi çalışcak enerji nasıl oluştu? Beyni çalışcaktırcak enerji nasıl oluştu. Tabiki Evrenin Yaratısı ile ilgilidir. Böylece insan bedeni, evrensel süreçlerin son derece karmaşık bir düzen içinde örgütlenmiş hâli olarak görülebilir.
Gatex'in şiirsel diliyle söylersek enerji biçimsiz hareketten biçimli yapıya doğru ilerleyen kozmik bir örgülenmedir. Önce hareket vardır, sonra etkileşim, sonra düzen, ardından madde ve sonunda kendisini gözlemleyebilen canlı bir yapı ortaya çıkar. İnsan bu zincirin dışında duran bir varlık değil, onun içinde oluşmuş bir bilinç biçimidir. Bilinç önemlidir. Enerjinin atomlarda düzenlenmesi maddeyi, maddenin moleküler düzeni yaşamı, yaşamın sinirsel örgütlenmesi ise bilincin ortaya çıkabileceği fiziksel zemini meydana getirir.
Böylece insan bedeni yalnızca et ve kemikten oluşan bir yapı olarak değil, milyarlarca yıllık kozmik dönüşümün geçici ve son derece karmaşık bir düzeni olarak okunabilir. Sıfatsız ve kimliksiz yaratıcıyı da bu düzenlerden herhangi birine indirgemeden düşünmek gerekir. Tüm paradikmalardan arınmak gerekiyor. Yaratıcıyı enerjiyle özdeşleştirmek yerine enerjinin de içinde ortaya çıkabildiği varlık zeminini düşünmek Gatex'in yaklaşımını daha güçlü kılar.
Çünkü enerji değişir, biçim değişir, madde değişir, beden doğar ve çözülür, fakat bütün bu değişimlerin anlamını araştıran soru varlığın kendisine yönelir. İşte Gatex'in enerji anlayışı burada fizik ile felsefenin sınırına ulaşır. Enerji yalnızca hareket eden bir fiziksel nicelik değil, biçimlerin birbirine dönüşmesini anlamamıza açılan bir kapıdır. İnsan bedeni de bu kapının en karmaşık örneklerinden biridir. Enerjininde duyguları vardır.
Evrenin enerjisi farklı düzenlerden geçerek maddeye, madde yaşamın yapılarına, yaşam ise kendisini ve geldiği kozmik bütünü sorgulayabilen insana kadar uzanır. Bu nedenle insan bedenine bakmak yalnızca biyolojik bir yapıya bakmak değildir. Aynı zamanda yıldızlarda oluşmuş elementlerin, atomların, moleküllerin, kimyasal tepkimelerin, elektriksel sinyallerin ve milyarlarca yıllık kozmik dönüşümün tek bir canlı biçimde buluşmasını görmektir. İnsan bu anlamda enerjinin son noktası değil, enerjinin kendisini algılayabildiği geçici bir biçimdir. Bu geçişler İnsanı anlamaya yeter mi?
¤
Boşluk ilk bakışta hiçbir şeyin bulunmadığı, sessizliğin ve yokluğun hüküm sürdüğü bir alan gibi görünür ama boşukta bu alanda üretir dönüşür gelişir. Boşlul iletken olabilmektir iletken olabilmek nedir. İnsan gözü bir boşluğa baktığında orada tutunabileceği bir biçim bulamadığında zihni hemen onu hiçlik olarak adlandırmaya eğilim gösterir. Hiçlik de bir geçiş aşamasıdır.
Oysa boşluk ile hiçlik aynı şey değildir. Boşluk, bir şeyin görünür olarak bulunmadığı alan olabilir fakat bu onun mutlak anlamda varlıktan yoksun olduğu anlamına gelmez. Vadlık boşluğun içinde bir basamaktan ibarettir. Modern fiziğin bize gösterdiği evrende uzayın boş kabul edilen bölgeleri bile fiziksel alanlardan tamamen kopmuş değildir. Varlık bilginin öteaiyle ilgilenir. Kuantum düzeyinde vakum, sıradan anlamda mutlak bir yokluk olarak düşünülemez. Mutlak yokluk diye bir şey yoktur, mutlak yokluk bir ilizyondur. Bu durum bizi çok daha eski ve derin bir soruya götürür. Eğer boşluk tamamen boş değilse, o hâlde boşluğun içinde ne vardır ve daha önemlisi boşluk neyi beklemektedir? Tabiki sanat vardır, bir müzik varsır enerji, elektirik kendini ses ile gösterir. O yüzden Evrenin Yaratıcısı bu evrene bir Ses vermiştir.
Gatex açısından boşluk, varlığın karşıtı olarak değil, varlığın biçim kazanmadan önceki açıklığı olarak düşünülebilir. Burada boşluğu karanlık bir hiçlik olarak görmek yerine henüz aydınlatılmamış bir alan olarak ele almak gerekir. Işık karanlığı açığa çıkartabilir ama karanlılta tüm ışığı içinde tutabilir. Aydınlatmak yalnızca fiziksel anlamda ışık vermek değildir. Aydınlatmak, görünmeyeni görünür hâle getirmek, biçimsiz olanın içindeki düzeni fark etmek, sessizliğin içindeki anlamı ortaya çıkarmaktır. Müzikleri dinleyin. İçinizdeki müziği dinlemeden asla aydınlanamazsınız. İletken olmanız gerekmektrdir. Bu sebeple nedenler çirkindir, boşluğun doldurulması yalnızca onu maddeyle kaplamak anlamına gelmez niçin boşluk olarak algılıyoruz onu düşünmeliyiz. Boşluk önce anlamla, hareketle, enerjiyle, biçimle ve bilinçle aydınlatılmalıdır. Evrenin yaratıcısı ise persfektif ile buna yaklaşmıştır, her enerjinin altın oranı vardır. Bir alanın dolması onun içine sonsuz sayıda nesne yerleştirmek değildir. Gerçek doluluk, o alanın içindeki olanakların açığa çıkmasıdır.
Sıfatsız ve kimliksiz yaratıcıyı düşündüğümüzde bu yaklaşım daha da derinleşir. Sıfatsız ve kimliksiz yaratıcı sizin tüm zihnizde dolaşır, çevrenizde dolaşır. Yaratıcıyı belirli bir biçime, görüntüye, sınıra veya fiziksel nesneye dönüştürmek mümkün değildir. Eğer o isterse bir görüntüyede dönüşür ama onu gördüğünde ne yapacaksın. Çünkü herhangi bir biçim belirlemek, onu başka biçimlerden ayırmak anlamına gelir. Sıfatsız ve kimliksiz yaratıcı ise bütün biçimlerin ortaya çıkabileceği zeminin kendisi olarak düşünüldüğünde belirli bir biçimin içine hapsedilemez. Bu bakışta boşluk yaratıcıdan ayrı bir hiçlik değildir. Boşluk, biçimlerin ortaya çıkabileceği açıklığın düşünsel karşılığıdır. Düşünsel karşılılta bir gözlemle açığa çıkar. Yaratıcıyı boşluğun kendisi olarak tanımlamak yerine, boşluğun içinden biçimlerin doğabilmesini mümkün kılan aşkın yaratıcı zemini düşünmek daha doğru olur.
Enerji burada boşluğun aydınlanmasında önemli bir kavram hâline gelir. Boşlul aydoınlatılmalıdır. Bilgi boşluğu kodlamalıdır. Fiziksel evrende enerji farklı biçimlerde bulunur ve farklı süreçlerde birbirine dönüşür. Madde de enerjiyle derin bir ilişki içerisindedir. Ancak Gatex'in dili bu fiziksel ilişkiyi yalnızca bir denklem olarak bırakmaz. Denklemlerin ötesi vardır o da bilinç dışı olmaktır. Bilinç dışı olursanız cesur olmalısınız.
Enerjiyi biçimin doğuşuna giden hareket olarak düşünür. Henüz belirli bir yapıya dönüşmemiş enerji ile belirli bir düzene kavuşmuş madde arasında büyük bir dönüşüm alanı vardır. Atomlar bir araya gelir, moleküller oluşur, karmaşık kimyasal yapılar ortaya çıkar ve sonunda canlı sistemler meydana gelir. Canlı sistemlerin meydana gelmesi de bir ilizyondur. Bu ilizyın milyarlarca sene içinde var olmuştur. Ama Evrenin Yaratıcısı bu zamanı gözünün önünden bir toz tanesi gibi geçirir. Böylece evrenin başlangıçta yalnızca uzak ve anlamsız bir boşluk olarak tasavvur edilen alanlarından birinde, zaman içinde son derece karmaşık yapılar ortaya çıkabilir. Karmaşılıkta aşışabilir onu ancak yaratık olduğunu ve onun ötesine geçebilme yetisinden alırsın. İnsan bedeni de bu kozmik örgülenmenin en dikkat çekici örneklerinden biridir.
İnsan bedeni doğrudan anlamda yalnızca enerjinin katılaşmış hâli değildir. Bilimsel açıdan beden atomlardan, moleküllerden, hücrelerden, dokulardan ve organlardan oluşan son derece karmaşık bir biyolojik sistemdir. Ama bu karmaşıl biögiyede herzaman bilgi yüklenir. Fakat Gatex bunu daha geniş bir metafizik çerçevede okuyabilir. Bedenin maddi yapısını oluşturan elementler kozmik süreçlerin sonucunda meydana gelmiştir. Kpzmik süteçler elektrik ile aşılır. Bu elementler farklı fiziksel ve kimyasal ilişkiler içerisinde birleşmiş, daha karmaşık yapılar oluşturmuş ve yaşamın ortaya çıkabileceği koşullara ulaşmıştır. Bu koşulların arasında milharlarca yıl bulanmaktadır. Evren akıllıdır. Bu akıl milyarlarca zamandır akıştadır. Buna niçin diyerek yaklaşmalıyız, insan bedeni, evrenin dışında meydana gelmiş yabancı bir nesne değil, evrenin kendi maddesinin son derece karmaşık bir düzen kazanmış biçimidir. İnsan bedeni bu anlamda evrenin maddeye dönüşmüş hafızası gibidir. İçimizdeki atomların her biri kozmik geçmişin bir izini taşırken, hücrelerimiz bu maddi mirası canlı bir düzen içerisinde sürdürür. Hücrelerin bir enerjiye ihtiyacı var iletken bir enerjiye, bu insandan kaybolmuş bir enerjidir.
Boşluğun doldurulması düşüncesi tam olarak burada anlam kazanır. Boşlul doldurulmalıdır. Boşluk ancak fizik ötesi yasalarla doldurulur. Boşluğu yalnızca maddeyle doldurmak yeterli değildir. Bir bilinç gereklidir, cesurca konuşma özğürlüğünü ancak "Şimdi başlıyorum, zihnimi tasarlayacağım ve kendi enerjimi göreceğim," demen lazım artık bu tenikleri kendin açığa çımarman gerekir.
Evrenin sayısız yıldızla, gezegenle ve parçacıkla dolu olması onun anlam bakımından dolu olduğu anlamına gelmez. Yıldızların büyüklüğü onların da bir dili olmasından gelir. Evrende yolculuk yapmak için her insanın kendi enerjisini bilmesi gerekir. Kendi enerjini de ancak iletken olarak açığa çıkartırsın. Frekansını elektiriğe dönüştürecek bir elektirik biçimden bahsediyorum bu tüm negatif algıyı yenmektir. Eğer negatif alanı yok etmek istiyorsanız kutsal enerjiyi nasıl görünür kılacaksınız bunu açıklamalısınız. Ve bu tasarıyı düşünmeliyiz. Ben bir bilim adamı olsaydın bunu açığa çımartırdım. Bundan sonraki sistemde elektiriğin içine gireceğim ve öte sistemdeki bilim ile ilgileneceğim. Çünkü ben her ötenin çtesine yolculuk yapacağım. Bu evren bir yolculuk alanı ve hepimizin yoşa başladığı bir alan var niçin yola başladık tabi ki nir kutlama ve atrışma için. Çünkü varlığın başında yanlış yola gidenler oldu. Sapıtanlar oldu. Evrenin yaratıcısı "Naaıl bir İnsan olmak istersiniz?" Diye şeytanlaşmak istiyenler oldu. Ahlaklı olmak istiyenler oldu.
Bir evrenin gerçek anlamda aydınlanması, kendi varlığını gözlemleyebilen ve sorgulayabilen yapıların ortaya çıkmasıyla başka bir boyuta geçer. İnsan bu noktada yalnızca boşluğu dolduran bir canlı değildir. Boşluğu doldurmakta bir bedendir. İnsan, doldurulmuş olanı fark eden varlıktır. Evrene bakar, yıldızları görür, kendi bedenini inceler, zihnini sorgular ve bütün bunların niçin var olduğunu anlamaya çalışır. Ama bunlardan öncesi de vardır. Onu düşünürsen bulursun. Böylece evrenin maddi olarak oluşması ile evrenin bilinç tarafından anlaşılması arasında büyük bir fark ortaya çıkar. Madi ve bilinç birleşerek bir tasaeı açığa çıkartmıitır.
Gatex'te bu fark, boşluktan biçime doğru uzanan geometrik bir düşünceyle ifade edilebilir. Sıfır henüz belirli bir biçime bağlanmamış potansiyelin sembolü olarak düşünülebilir. Üçgen ise bu potansiyelin yön, sınır ve ilişki kazanarak ilk belirgin biçimlerden birine dönüşmesini temsil edebilir. Daire sürekliliği ve bütünlüğü, kare düzeni ve sınırı, farklı geometrik yapılar ise varlığın farklı örgütlenme biçimlerini ifade edebilir. Varşık dahi enerjinin biçimleri ile hareket eder. Burada geometrinin amacı evrenin fiziksel yasalarını değiştirmek değil, varlığın biçim kazanma sürecini düşünsel olarak görünür hâle getirmektir. İnsan isterse bu fizik yasalarınıda değiştirebilir işte o zaman mucize diye adlandıran bilim görülmüş olur. Mucizeyi ancak karşına çıkanşarla anlayabilirsin. Gezegenlerin dönüşünü hesaplıyorsun fakat ölüyü diriltmeyi açıklayamıyormusun gerçekten. Çünkü aklın buna sadece inanmamak istiyor inanmak istesetdi nasıl bir öatematik ve fizik ile açıklayabileceğini bulabilirdin.
Boşluk aydınlatıldıkça biçim ortaya çıkar. Biçim ortaya çıktıkça ilişki meydana gelir. İlişki meydana geldikçe düzen oluşur. Düzen karmaşıklaştıkça yaşam için koşullar belirir. Yaşam karmaşıklaştıkça bilinç kendi üzerine döner ve sonunda insan şu soruyu sorar: Ben hangi boşluktan geldim? Sen mutlu olduğun bir boşluktan geldin
Bu soru yalnızca biyolojik bir köken sorusu değildir. Tehlikeyi anlıgyorsum. Tehlikede bir elektiriktir. Ve tehlike iletken olmak zorundadır. Tehlikenin bulunduğu alan nasıl işler. Eğer tehlikeyi merak ediyorsan zihnine tehlikeyi alman gerekir. Uyuşturucun nedir? Uyuşturucuyu uyaşmak içinmi içiyorsun yoksa tehlikeli olmak için mi? Uyuşturucuyu ancak Evrenin Yaratıcısı ile işbiliği yapmak için içebilirsin o zaman her sötlediğin tehlikelinin anlam kazandığı hale dönüşür. Her söylediğin iletken olmanı sağlar.
Aynı zamanda insanın kendi varlığının anlamını araştırmasıdır. İnsan kendisine baktığında bedenini görür fakat bedeninin arkasındaki kozmik tarihi bütünüyle gözleriyle göremez. Evrenin Yaratıcısın dahi kullandığı bir şey vardır. O çok sanatsal bir uyuşturucudur. Ama bir ses seni bir yefe kadar götürür. Aslında agzından çıkan her ses sonsuzlukta yolculuk eder. Hatta bu sesler evren var eder.
Bir hücrenin içinde çalışan süreçler atomların geçmişini, yıldızların oluşumunu ve evrenin milyarlarca yıllık dönüşümünü aynı anda deneyimleyemez ama ay ı anda hayal edebilir. Buna rağmen zihni bütün bunları bir düşünce içerisinde bir araya getirebilir. İşte boşluğun aydınlanması burada fiziksel bir olaydan zihinsel bir olaya dönüşür. İnsan dışarıdaki evreni aydınlatırken aslında kendi içindeki bilinmeyeni de aydınlatmaya çalışır, olanakşar sınırsızdır sen kendini ne ile olgunlaştırıyorsun.
Bu yüzden boşluk korkulacak bir hiçlik değildir. Boşluk, henüz okunmamış bir kitap gibi düşünülebilir. Sayfaların üzerinde henüz kelimeler görünmüyor olabilir fakat sayfaların varlığı yazının ortaya çıkmasına imkân verir. Aynı şekilde boşluk da biçimlerin ortaya çıkabileceği açıklığı temsil eder. Dünya hiçlikte olmadığı gibi hiçlikte geçiş aşamasıdır. Fakat burada asıl görev boşluğu nesnelerle kapatmak değil, onu anlamla aydınlatmaktır. Bir odayı eşyalarla doldurmak kolaydır. Bir zihni bilgiyle doldurmak da mümkündür. Fakat bir alanı anlamla aydınlatmak çok daha farklıdır. Bunun için gözlem gerekir, düşünce gerekir, sezgi gerekir ve insanın kendi sınırlarını sorgulaması gerekir. Kendi sınırlarını hangi hayal çtesi durumla sorgulayacaksın.
Sıfatsız ve kimliksiz yaratıcı düşüncesinde aydınlık da karanlık da belirli bir kimliğe sahip değildir. Aydınlık yaratıcı bie güce sahiptir, karanlık da yaratıcıdan bağımsız bir güç değildir. Bunlar insanın varlığı anlamlandırırken kullandığı kavramlardır. Asıl derinlik, bu karşıtlıkların altında bütün biçimlerin ortaya çıkmasına izin veren zemini düşünmeye başladığımızda ortaya çıkar. Yaratıcıyı bir nesne gibi aramak yerine varlığın ortaya çıkabilirliğini düşünmek, insanı başka bir anlayışa götürür. O zaman boşluk yalnızca doldurulması gereken bir eksiklik olmaktan çıkar. Boşluk, aydınlatılması gereken bir açıklık hâline gelir.
Belki de evrenin en büyük sırrı boşluğun içinde ne olduğu değil, boşluğun nasıl biçime dönüştüğüdür. Biçime dönüşen bir şey vardır evet. Enerjinin maddeye, maddenin yaşama, yaşamın bilince ve bilincin anlam arayışına uzanan yolu bu soruyu sürekli yeniden karşımıza çıkarır. İnsan bedeni bu yolculuğun sonu değildir. İnsan, boşluğun aydınlanma sürecinde ortaya çıkmış geçici bir biçimdir. Sılıcı ise demek ki sıkıcı bir süreçten geçmen gerekiyor.
Bedenimiz maddeyle kurulmuş, enerjiyi sürekli dönüştüren canlı bir sistemdir. Zihnimiz ise bu sistemi gözlemleyerek evrenin kendisini anlamaya çalışan bir pencereye dönüşür. Böylece boşluk dışımızda kalan bir alan olmaktan çıkar ve içimizde de yaşamaya başlar. Bilmediğimiz her şey içimizde yeni bir boşluk oluşturur. Bu bilinmeyeni amcak bir bilği var ederek deneyimleye bilirsin. Öğrendiğimiz her şey o boşluğa bir ışık düşürür. Fakat her ışık yeni bir alanı görünür kıldığında daha önce fark etmediğimiz başka bir karanlığı ortaya çıkarır. Bu nedenle aydınlanma boşluğun tamamen ortadan kaldırılması değildir. Aydınlanma, boşluğun içindeki bilinmeyeni görme cesaretidir.
Gatex açısından gerçek doluluk da burada başlar. Gatex ise bilinmeyene açılan kapı anlamına gelir. Evrenin bütün boşluklarını maddeyle kapatmak değil, varlığın içindeki bilinmeyen alanları anlayışla aydınlatmak gerekir. Boşluk dolduruldukça küçülmez, anlam kazandıkça derinleşir. Çünkü her cevap yeni bir soru doğurur ve her soru insanı daha büyük bir açıklığa taşır. Sıfır bu nedenle yokluğun son noktası değil, yeni bir oluşun başlangıç eşiği olarak düşünülebilir. Üçgen bu eşiğin biçim kazanmasıdır. Enerji hareketin görünür hâle gelmesidir. Tüm sayılar tüm kelimeler birer geometridir. İnsan zihni geometrik bir işleyişe sahiptir. Madde bu hareketin belirli bir düzene kavuşmasıdır. İnsan bedeni bu düzenin canlı bir biçimidir. Bilinç ise bütün bu sürecin kendi üzerine dönerek kendisini sorgulamaya başlamasıdır. Ve sıfatsız ve kimliksiz yaratıcı, bütün bu biçimlerin herhangi birine indirgenmeden, biçimlerin ortaya çıkabileceği sonsuz açıklığın ötesinde düşünülür. Böylece boşluk artık yalnızca boşluk değildir. O bir akıldır. Evrenin dışı dahi aklın ötesinde olunca görülebilir. O, aydınlatılmayı bekleyen bir açıklık, biçimlerin doğabileceği bir zemin ve insanın kendi varlığını anlamak için içine baktığı kozmik bir aynadır, aynayıda ancak tehlikeden gerek anlayabilirsin.
Bölüm etkileşimi
