4. bölüm · EV GİBİ
4. Bölüm 🦭
Mayda’dan
Derste hızlıca aldığım notları temize geçiyordum. Kütüphane vize haftası yaklaştığı için kalabalık olmaya başlamıştı. Hazar’la bugün ders çalışacaktık, kütüphanede çalışırız diye düşünüyordum ama sesli çalışabileceğimiz odalar doluydu. Ben de notlarımı temize çekip çıkmaya karar verdim. Hazar’ın dersinin bitmesine yakın ben de çalışmayı bitirmiştim. Onun yanına gitmeden önce notları almak isteyen öğrencilere notları vermek için kendi okuluma gittim. İşim bitince Hazar’a mesaj attım.
~Kütüphane çok dolu nerede çalışacağız?
-Yusuf’ların kafesi?
~Pekii, kampüsün kapısının orda bekliyorum
yazıp kampüsün kapısına doğru yürümeye başladım. Ben geldikten beş dakika sonra Hazar da geldiği için beklememe gerek kalmamıştı. Otobüse atlayıp Yusuf’un bize tarif ettiği kafeye yakın bir yerde inip kafeyi bulmaya çalıştık. Zaten göze çarpan, dikkat çeken bir yer olduğu için hemen bulmuştuk. Kafenin önünde siyah çok havalı bir motor yanında da beyaz, dün Yusuf’un kullandığı araba park halindeydi. Kafeye girdiğimizde bir iki masa doluydu Yusuf ve Alp içerde köşede kafenin her yerini gören bir masada oturuyor sohbet ediyorlardı. Bizi görünce ayaklandılar Alp ve Hazar yeni tanışıyorlardı. Hazar Alp’in elini sıkarken onu iyice bir süzdü. Selamlaştıktan sonra masalarına oturmamız için davet ettiler. Biz otururken ne içmek istediğimizi sordu bir garson.
‘Ben soğuk latte alabilirim’ dedim.
Hazar da aynısını istediğini söyleyince garson ‘Tamamdır’ deyip gitti. Hırsızlık olayı hakkında konuşmaya başladık. Ben olayı anlatırken sinirlenince ortamı yumuşatmak için konuyu değiştirdiler. Biraz sohbet ettikten sonra bizi ders çalışmamız için yalnız bıraktılar. Yusuf bir işi olduğunu söyleyip kalkarken ‘Size iyi çalışmalar çocuklar, akşam bekleyin ben sizi götürürüm kampüse.’ dedi babacan bir tavırla.
Alp’te ‘Ne işin var kardeşim?’ diye sordu meraklı bir şekilde.
Yusuf ‘Sonra konuşur anlatırım ben sana.’ dedi sakin bir ses tonuyla.
Alp personellerle konuşuyor ve müşterilerle ilgileniyordu. Yusuf’ta arabasına atlayıp gitmişti. Biz de Hazar’la ders çalışmaya koyulmuştuk. Hazar’ın test çözmesini beklerken ben de vize haftası için notlar çıkarıp hem çalışıyor hemde satmak için hazırlıyordum. Alp bize meyve tabağı hazırlayıp getirmişti. Tabağı ve çatalları masaya koyup ‘Zihin açar.’ dedi.
Hazar, Alp gidince ‘Bak demiştim manevi kardeşlik yapmış oluruz diye. Abilik yapıyolar bize.’ dedi gülerek.
Ben de gülümsedim ama ciddi gözükmeye çalışarak ‘Sus testini çöz.’ dedim.
Vize haftasına yakışır bir şekilde iki saat boyunca çalıştıktan sonra toparlanmaya başladık. Hazar kalkıp hesabı ödemek istedi ama Alp kabul etmedi. Yusuf gelmeden biz kalkmak istediğimiz için Alp’e onada selam söylediğimizi iletmesini istedik.
‘İyiki geldiniz çocuklar, tekrar gelin mutlaka. Ben söylerim Yusuf’a selamınızı.’ dedi Alp.
Hazar’la otobüs durağına doğru yürüdük.
Kampüse gelene kadar yol boyunca sohbet etmiştik. Bana ailesini, yapmak istediği hayallerinden, hobilerinden ve günlük haytında yaptığı şeylerden bahsetti. Sürekli konu konuyu açıyordu ve Hazar hakkında çok şey öğrenmeme yol açtı yaptığımız sohbetler. Oda benim hakkımda bir şeyler öğrenmek için sorular sorup durdu, aralarda yine güzel iltifatlar etti bende ne diyeceğimi bilemediğim için gülümsedim sadece ve konuyu değiştirdim. Kampüsün kapısında ayrılmadan önce en son bana
‘Duvarlarının ve mesafelerinin olduğunu biliyorum, sana hak veriyorum ama bunlar benim için sorun değil. Zamanla sen de aramızdaki şeyin farkına varacaksın ve aramıza bu kadar duvar örmene gerek olmayacağını göreceksin.’ dedi. Ben ne dediğini anlamadığımı söylediğimde anlarsın deyip gülümseyerek gitti.
Aslında yurda gidip duş alıp yatakta uzanma planları yapıyordum ama Hazar’ın bu sözleri kafamı karıştırmıştı ve uzun süredir insanlarla bu kadar sosyalleşmediğim için her zaman alışık olduğum gibi yalnız kalıp kafamı dinlemem gerekiyordu. Bu yüzden yurda değil ama yurda yakın olan gölün oraya doğru gittim. İnsanların olmadığı sessiz bir yer seçip oturdum. İlk başta rahatlamış hissettim. Hiçbir şey yapmadan oturmak iyi gelmişti ama sonra fark ettim ki sürekli Hazar’la olan konuşmalarımızı bana söylediği o sözleri düşünüyorum. Ve bir anlık yanımda olsun istedim. Yalnız olmaya alışmıştım ve seviyordum da ama şimdi bir iki gündür Hazar gerçekten yakın davranmıştı. İyi bir çocuktu ve yakışıklı. Bana söylediği sözlerden de benden hoşlandığını anlayabilecek biriydim ama bunu dile dökmek kolay değildi. Kendimi egolu gibi hissediyordum. Evet yalnız olmak güzel ama böyle aşk meşk işlerinde sohbet edecek birini arıyor insan. Benim de bir kardeşim ya da annem olsaydı onlara sormak ve anlatmak isterdim Hazar’la aramdaki şeyi. Belki bir ailem olsaydı ilk hediyemi Hazar vermezdi. Hiç hediye vermeselerde olurdu bir ailem olduktan sonra hediye aramazdım. Hiç ailem olmadığı gibi hiç evimde olmamıştı. Kaldığım yurtları hiç evim gibi hissedemedim, şuanki kaldığım yurt odam bile evimdeymiş gibi hissettirmiyordu. Hazar’a en çok istediğim şeyi sorduğunda gerçeği söylemedim ama en çok istediğim şey evdeymiş gibi hissetmek. Ona en çok Duman konserine gitmek istediğimi söyledim. Eminim şuanda Duman konseri için bilet bakıyordur. Ama en son kontrol ettiğimde biletler tükenmişti. Hazar ise ben sormadan en çok yapmak istediği şeyin benimle date çıkmak olduğunu söyledi sonra şaka yaptığını ve uçaktan atlamak olduğunu söyledi. Söylediği şeye ilk başta şok olup sonra kahkaha atmıştım.
Derin bir nefes alıp Hazar’ı aklımdan çıkardım. Vizeler yaklaşıyordu, derslerime odaklanıp büte kalmadan sınavları geçmem gerekiyordu. Biraz daha oturdukdan sonra geç olduğu için yurda gittim. Güzel bir duş alıp yatmak için hazırlandım. Yarın yurttan çıkmayı düşünmüyordum. Yatağa uzanmış telefonla oynarken bir mesaj geldi. Hazar’dan, fotoğraf yollamıştı.
—Duman konserine iki kişilik bilettt aldımm! Gidiyor muyuzz?
Fotoğrafı gördüğüm an kahkaha attım. Sonra odadaki kızlara kusura bakmayın deyip sessizce gülmeye başladım. Sırıtarak mesaja cevap yazdım.
~ Sen delisin. Tabii ki gidiyoruzz
Yine Hazar sayesinde çok mutlu bir şekilde uyumaya çalışıyordum ama düşünmekten uyuyamıyordum.
Yusuf’tan
Kadir abinin dedikleri kafamı çok karıştırmıştı. Mayda’nın Alp’in kardeşiyle aynı gün doğduğunu, Mayda’nın ailesinin trafik kazasında öldüğünü yine Alp’in ailesiyle aynı güne denk geldiğini söyledi. Üstelik benim gibi onları birbirine çok benzetti. Ama Mayda’nın bilgisi olmadan gizli gizli onun ailesi hakkında araştırma yapmak ya da Mayda hakkında bilgi toplamak yanlıştı. Kardeş olma olasılıkları yüzde elli elliydi ama çok benziyolardı. Mayda Alp gibi sinirlenince kulakları kızarıyor gözlerini hiç kırpmıyordu. Gülüşleri de aynı şekilde benziyordu. Mayda’yla fazla vakit geçirmeme rağmen çok benzetmiştim. Bir şekilde gizlide olsa dna testi yaptırmam gerekiyordu. Kardeş olmasalarda Alp, Mayda ve Hazar’la iyi anlaşıyordu. Ben de aynı şekilde onları kardeşimiz gibi sevmiştik. Eğer konuyu açarsam sırf öz kardeş çıkma ihtimali yüzünden yakın davrandığımızı düşünürlerdi ki Alp’in bundan haberi bile yoktu. Bu yüzden bu işi sessiz ve gizlice halletmem gerekiyordu. Küçücük bir ihtimalin bile peşinden gitmeliydim. Hem kardeşim hem de prensesimiz için bu önemliydi.
*********Bölüm sonu**********
Merhabaaa nasılsınızz
Bölüm nasıldıı
Beğendiyseniz kalp atmayı ve yorumlarınızı yazmayı unutmayınn
Şimdiden destek olduğunuz için teşekkür ederimm
Buraya kadar okuduysan yorumlarda 🦋
kondurr
