13. bölüm · Empire of Ashes

..

Lady Writer ..

---

Masada kimse ilk hamleyi yapmaya cesaret edemedi.

Çünkü bu artık bir akşam yemeği değil, sessiz bir savaştı.

Ve herkes silahını gülümsemesinin arkasında saklıyordu.

Lilia parmaklarını kadehin sapında gezdirdi.

Ama zihni bambaşka yerdeydi.

Bu davete aşk acısıyla gelmemişti.

İntikam için gelmişti.

Rakip ailenin patronuyla yaptığı bu görüşme bir kaçış değil, Dmitri’nin imparatorluğunu içeriden parçalayacak ilk adımdı.

Masanın altında çantasındaki küçük USB’ye dokundu.

Volkov hesapları.

Silah sevkiyat rotaları.

Ve Dmitri’nin sadece en yakınlarının bildiği sırlar.

Bu gece bunu teslim edecekti.

Bu gece Dmitri’nin krallığı ilk kez çatırdayacaktı.

Ama bilmediği şey…

Dmitri’nin de onu okumayı çoktan bitirmiş olduğuydu.

---

Dmitri sandalyesini çekip Ekaterina’yla oturdu.

Bakışları Lilia’dan bir an bile ayrılmadı.

Soğuk.

Sahiplenici.

Tehlikeli.

Ekaterina şarabını yudumladı.

“Bu akşam çok kalabalık,” dedi ince bir sesle.

Dmitri cevap vermedi.

Çünkü kulağındaki küçük cihazdan Sergei’nin sesi geliyordu.

“Her şey hazır.”

Dmitri’nin planı başkaydı.

Lilia’yı geri kazanmak değil.

Kaçamayacağını göstermekti.

Bu restoranın alt katında, rakip grubun muhasebecisi çoktan sorgulanıyordu.

Ve Lilia’nın teslim edeceğini sandığı bilgiler…

saatler önce Dmitri tarafından değiştirilmişti.

USB artık Dmitri’yi değil…

Lilia’nın masadaki müttefiklerini ele verecekti.

Bu bir tuzaktı.

Ve Lilia farkında olmadan tam ortasına yürümüştü.

---

“Bir şey sunmak istiyorum,” dedi Lilia sonunda.

Rakip patron hafifçe eğildi.

“Dinliyorum.”

Tam çantasına uzanırken…

Dmitri aniden konuştu.

“Dokunma.”

Tek kelime.

Ama odadaki hava bıçak gibi kesildi.

Lilia dondu.

“Emir mi veriyorsun?” dedi alayla.

Dmitri yavaşça ayağa kalktı.

“Hayır.”

Bir adım attı.

“Uyarıyorum.”

Masadakiler tedirginleşmişti.

Ekaterina ise sadece izliyordu.

Sanki yaklaşan felaketi biliyormuş gibi.

Lilia USB’yi masaya bıraktı.

“Belki artık senin sırların bana ait değildir.”

Dmitri gülümsedi.

Ama bu gülümseme korkutucuydu.

“Benim sırlarım?”

Eğilip USB’yi iki parmağıyla aldı.

Sonra Lilia’nın kulağına yaklaşacak kadar eğildi.

Ve fısıldadı:

“Onun içine ne koyduğumu biliyor musun, moya zvezda?”

Lilia’nın kalbi ilk kez tökezledi.

Dmitri doğruldu.

USB’yi rakip patronun önüne attı.

“Aç.”

Dosya açıldığı anda adamın yüzü bembeyaz kesildi.

Ekranda Volkov belgeleri yoktu.

Kendi adamlarının isimleri vardı.

İhanet listesi.

İnfaz emri.

Ve en altta tek bir not:

Bana karşı oynayan herkes ölür.

Sessizlik.

Sonra silahlar çekildi.

Sandalyeler devrildi.

Ekaterina geri çekilirken Dmitri tek hareketle Lilia’yı belinden kavrayıp kendine çekti.

Kurşun sesi patladı.

Camlar kırıldı.

Çığlıklar yükseldi.

Ve kaosun ortasında Dmitri onun kulağına bir kez daha fısıldadı:

“Benden kaçmaya çalıştığında seni kaybetmedim, Lilia…”

“Avımı izliyordum.”