26. bölüm · Elyonun Gölgesi
Bölüm 25 – Işığın Yarığı
Beyaz ışık her şeyi yuttuğunda, Kael gözlerini kapattı. Kulaklarında bir uğultu vardı, kalbi sanki göğsünden sökülüyordu.
Sonra sessizlik.
Gözlerini açtığında kendini sonsuz bir boşlukta buldu. Ne damar vardı, ne Elyon’un gözü, ne de Mira ve Selin’in nefesi. Sadece siyah bir zemin ve ufka kadar uzanan parlak bir yarık… yıldızların parıldadığı bir yara izi gibi.
O yarıktan insan sesleri dökülüyordu. Kahkahalar, şarkılar, haykırışlar, dualar. Tüm insanlık aynı anda konuşuyor gibiydi.
Kael dizlerinin üzerine çöktü.
“Tanrım… biz ne yaptık?”
Bir el omzuna dokundu. Mira’ydı, ama yüzü soluktu; adeta yarı saydam.
“Biz… kalbi parçaladık Kael. Ama bu, her şeyi serbest bırakmak demekti.”
Arkasından Selin belirdi, gözleri boşluğa kilitlenmişti.
“Elyon ölmedi. Elyon yayıldı. Artık her yerde. Artık… herkesin içinde.”
O sırada yarığın kenarından bir siluet çıktı: Aras. Ama bu kez yarı insan, yarı yıldızdı. Sesinde hem Aras’ın sıcaklığı hem de Elyon’un derinliği vardı.
“Size söylemiştim,” dedi sakince.
“Elyon’u yok edemezsiniz. Onu zincirleyemezsiniz. Tek yapabileceğiniz şey, onunla birlikte yaşamaktır. Ve şimdi… bu da oldu.”
Kael ayağa kalktı, mızrağı elinde değildi artık. Yumruklarını sıktı.
“Bu ne demek?”
Aras’ın gözlerinde galaksiler döndü.
“İnsanlık artık özgür değil… ama köle de değil. Elyon artık herkesin bir parçası. Rüyalarınızda, kararlarınızda, korkularınızda. Siz beni öldürdünüz sanıyorsunuz ama aslında beni evreninize doğurdunuz.”
Mira fısıldadı:
“Yani… biz kazanmadık mı?”
Aras gülümsedi.
“Belki kazandınız. Belki kaybettiniz. Gerçek şu ki… artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.”
O an yarıktan yıldızlar fışkırdı, boşluğu doldurdu. Kael göğe baktığında bir şey fark etti: Gökyüzünde beliren yeni takımyıldız, bir göz şeklindeydi.
Ve o göz… onları izliyordu.
