18. bölüm · Elyonun Gölgesi

Bölüm 17 – Kapının Eşiği

Samet Kızıları

Tapınak sarsıldıkça kristaller birer birer kırılıyor, duvarlardan kopan parçalar boşluğa savruluyordu. Kürenin açtığı ışık koridoru odanın ortasında yükselmiş, dev bir geçit halini almıştı.

Kael ve Aras tam karşı karşıya duruyordu.
Biri ışığın, diğeri gölgenin taşıyıcısıydı.

Aras kükredi, damarlarından kara mavi şimşekler fışkırdı.
“Sen bana meydan okuyamazsın! Ben gölgenin seçtiğiyim. Sen sadece bir bedelsin!”

Kael’in gözlerinde parlayan ışık sabitti.
“Ben bir seçimim, Aras. Sen ise hâlâ gölgenin zinciri altında sürünüyorsun.”

İkisi aynı anda saldırdı. Aras’ın karanlık dalgası ile Kael’in ışığı havada çarpıştı, patlama tüm tapınağı sarstı. Askerler yere savruldu, Mira ve diğerleri elleriyle yüzlerini kapatarak hayatta kalmaya çalıştı.

Işık ve gölge birbirine karışırken, Son Kapı daha da genişledi. İçinden yıldızsız, sonsuz bir boşluk göründü. Ama o boşluğun derinliklerinde devasa bir siluet belirdi—daha önce hiçbirinin görmediği, göklerin ötesinde bir varlık. Elyon’un özü.

Mira dehşetle fısıldadı:
“Kapı… onu uyandırıyor.”

Aras kapıya döndü, gözleri hırsla parladı:
“İşte bu! Benim krallığım! Elyon’u ben yöneteceğim!”

Kael dizlerinin üzerinde doğruldu, kanla ışığın karıştığı bedenine rağmen hâlâ ayaktaydı.
“Hayır, Aras. Eğer oraya geçersen sadece kendini değil, hepimizi yok edersin.”

Ama Aras dinlemiyordu. Askerlerine bağırdı:
“Beni izleyin! Gölge sonsuzluğun anahtarıdır!”