1. bölüm / 11
ELODAH1. Bölüm; Neler oluyor ?
Bölümler 11Şu an: 1. Bölüm; Neler oluyor ?
- 1 1. Bölüm; Neler oluyor ?1.300 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 2. Bölüm; Sessizlikte yankılanan Düşünceler815 kelime
- 3 3. Bölüm; Gölgenin ardındaki sabah872 kelime
- 4 4. Bölüm; Zamanın içine hapsolmuş1.016 kelime
- 5 5. Bölüm; Çatlakların içinden gelen ses941 kelime
- 6 6. Bölüm; gerçekliğin yankısı1.021 kelime
- 7 7. Bölüm; Tekrarı kır1.412 kelime
- 8 8. Bölüm; Fırtına öncesi güneş1.363 kelime
- 9 9. Bölüm; Fırtına öncesi yağmur937 kelime
- 10 10. Bölüm; FIRTINA1.358 kelime
- 11 11. Bölüm; Gerçek mi ?1.112 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
1. Bölüm; Neler oluyor ?
Nefes nefese koşmuştum ama yetişmek mümkün değildi. Köşeye oturup dinlenmek için ilerledim. Çünkü elimde bulunan kart ile olduğum yerde kala kalmıştım..
5 dakika öncesi;
Bir hafta sonu gezisinden sonra eve dönmek üzere metroya gidiyorduk. Önümde ki trafik lambaları hâlâ daha kırmızı yanmaya devam ediyordu. Karşıya geçip oradan hemen gideceğimize acele edip yan yoldan ilerleyip diğer alt geçitten geçme kararı verdik.
Alt geçitten geçtiğimiz sırada kartımın içindeki paranın nerdeyse bittiğini fark ettim. Ben kartı doldururken ardımdan gelen arkadaşlarım beklemek yerine ilerlemişti. Onlara yetiştirim zannedip kartı yükleyene kadar bekledim. Kartımı yükler yüklemez ilk işim biraz önce giden arkadaşlarıma yetişmeye çalışmak oldu. O sırada alt geçitte bulunan ışıklı bir mağaza dikkatimi çekmişti. İçinde oyuncakların olduğu ama mağazanın kapalı olduğunu farkettim.
"Belki daha sonra." Kısa nefes alıp çıkışa yöneldim. Ben çıkışa giderken arkamda olan garipliği farketmemiştim. Ta ki oradan çıkıncaya kadar.
O kart doldurduğum makine sonrası herşey garip gelmişti gözüme. İlk önce çıktığımda hareket etmesi gereken trafik durmuştu. Bir süredir beklediğimiz trafik lambası arabalar için yeşil yanıyordu. Ama arabalar olduğu yerde bekliyordu.
Tüm bu gariplikleri görmezden gelip ileri de bulunan metroya ilerledim. İki dakika sonra bulunduğum yerde benim dışımda metroyu bekleyen kimseyi görmeyince elim telefonuma gitti. Telefonumda saat 22.32 gösteriyordu. Metroya girip kartı bastığımda da saati kontrol ettim ama yine 22.32'ydi..
"Hiç zaman geçmemiş mi ? Bu nasıl olabilir. Oradan buraya en azından 2 dakika mesafe yürüdüm."
Metroya geldiğimde ne bekleyen biri vardı ne de ilerleyen bir metro hattı. Hatta yürüyen merdivenler çalışmıyordu. O sırada birşey farkettim. Saat durmuştu. Tüm zamanımı telefonda arkadaşlarımı arayarak geçirmiştim. Aradığım ve biraz önce yanımda olanlar dahil hiç kimse telefonunu açmadı. Tahminen herkesi aramam 20 dakika sürmüştü ama hâlâ saat 22.32 gösteriyordu.
"Bir kişi bile cevap vermiyor mu ? Şaka mı bu ?"
Metro gelmeyince geri dönmek üzereydim. Aşağı tarafta biri bana bakıyordu. Daha kim olduğunu soramadan o şey her neyse kaçmaya başladı. Hızlıca merdivenden inip onu kovalamaya başladım. Metro altı ilk çıkış kısa mesafede olduğu için ilk fırsatta bir taraftan çıkıp koşmaya başladı. Ona dikkat ettiğimde tamamen siyahlar içinde insan bedenine sahip bir şeydi.
Ben çıkarken daha da hızlandığı için yetişemedim. Tek başıma kalınca dinlenmek için köşe başında bulunan banka oturdum.
Herşeyin çok hızlı olduğunu düşünürken aynı zamanda saate tekrar baktım. Saat hâlâ 22.32 geçiyordu.
"Şaka gibi gerçekten durmuş." Telefonum bozuldu zannedip olan olaylara mantıklı bir sebep düşündüm. Oturduğum süre boyunca önümde oluşan ve asla hareket etmeyen trafiğe baka kaldım.
Biraz daha baktıktan sonra incelemeye karar verdim. Normalde asla yayaların basmadığı o yola ayak basmıştım. Önümde duran Doblo tarzı arabanın içine baktığımda şoför koltuğu ve devamında bulunan her koltuk boştu. Arkaya doğru ilerledim. Camı açık olanların veya olmayanların hepsine bakmaya çalıştım. Hepsinde koltuklar boştu. Yine yorulmaya başladığımda açık camlı bir arabanın kapısına yaslandım.
Yaslandığım zaman birşey aklıma geldi eğer kimse yoksa arabanın içine girmemim mahsuru olmamalıydı. Eğer bu bir şaka değilse tepki gelmeyecekti. Ama şaka ise yine de bana kızamazlardı.
Beyaz renkli aracın kapısını camın üzerinden elimi uzatarak içeriden açtım. Kapı kitli değildi ama nedense içeriden açmak istemiştim. Yan koltuğa oturup etrafa baktım. Bir saat yada telefon arıyordum. Eğer benim saatim yanlışsa gerçek zamanı öğrenecektim.
Arkada bulunan fosforlu bir kadın çantası hemen yanında da parlayan renklerle donatılmış bir telefon vardı. Kılıfı parlasa da çok umursamadan telefonu açtım. Telefonda şifre yoktu ve zaten önemli olan bu değildi.
Yine aynıydı.
Saat 22.32
Hemen şoför koltuğuna baktım orda da defterin altında sade bir telefon vardı o telefonda da şifre yoktu ama önemli olan saatin kaç olduğuydu.
Yine aynıydı
22.32
Kendi telefonum dışında rastgele bir arabada iki telefonda da saatler durmuştu. Bu da demek oluyordu ki gerçekten birşeyler olmuştu. Kendimi yine kandırıp başka araçlara da baktım ama sonuç değişmedi. Hangi araca girersem gireyim telefonlar hep saat 22.32 çıkıyordu.
"Düşüncelerim doğru, bu bir şaka olamaz olağanüstü bir olay olmalı." Kendi kendimi ne olabilir diyerek sorgularken etrafta gördüğüm evlere gözüm kaydı.
"Acaba o evlerde ki ışıklar içeri de insan olduğuna dair bir kanıt olabilir mi ?" Saat 22.32 olduğu için birçok insan evde ve ışıklarını açmış olmalıydı. Çünkü hava kararmış insanların birçoğu da ayakta olanların aksine yatmış olmalıydı. Şuan da gördüğüm manzara da tam olarak bu dediğimi doğruluyordu. Bazı binaların yarısının penceresinde ışık vardı.
Bindiğim son araçtan da inip en yakın apartmana özellikle ışık olanlara daha yakından bakmaya gittim. Yolu geçince kaldırımı takip ederek en fazla ışığın olduğu apartmanın önünde durdum. Birkaç merdiven çıktıktan sonra yanda bulunan zillere rasgele bastım. Bir kişiyi bile bulsam rahatlayacaktım.
Geriye dönüp camdan bakan var mı veya ışıkların hareket edip etmediğine bakmak için o konumda biraz bekledim.
Beklentim sonuçsuz kalmıştı. Dış Kapı da açılmamış hâlâ kapalı durduğu için oturdum ve ne yapmam gerektiği hakkında düşündüm. En iyisi evime gitmeliyim diyerek bu kararı aldım.
Evim yürüyerek buradan 1 saat uzaklıktaydı. Eğer metroya binebilseydim bu süre 10 dakikaya düşecekti. Neyse diyip eşyalarımı kontrol ederek evime doğru yola koyuldum.
***
Yol boyunca etrafımda tek bir insan veya hareketli bir araç görmedim. 1 saatlik yolun ardından nerdeyse evime ulaşmıştım. Hava hâlâ aynıydı ay hiç hareket etmemişti.
"Çocukken her gün gece olmasını isterdim ama sence de bu biraz fazla olmaz mı ?" Kimse olmadığı için bağırmıştım. İsyan ediyordum bu dünyaya neden ben diyerek..
"Kimse yok mu ?" Eve girmeden önce yakınlarda bulunan parka gidip bağırıyordum.
"Kimse yok mu ?" Aynı şekilde yakında bulunan çay bahçesine de girip etrafta bağırdım.
Son bir umut diyerek alt komşumuzun kapısını çalmıştım. Lakin bekledikçe daha da depresif hissettim. Her zaman geldiğimi gören gönül teyze bu sefer beni görmemişti.
Evim 6 katlı bir binanın 5. Katında bulunuyordu. Ayrıca hemen altımızda da tek başına gönül teyze yaşıyordu. Çocuklarını çok özleyen gönül teyze bizimle ilgilenip bize şeker ve çikolata gibi şeyler vermeyi severdi. Şuanda neden olmadığına dair bir sebep türetemesem de yakında öğreneceğimi düşünüyordum.
Kendi evimizin kapısını açtığımda ne abim Uğur ne de annem Meltem vardı. Babam zaten eve hep geç gelirdi. Bu yüzden lakabı dakikti. Hep bir yerlere geç gelmenin bir yolunu bulduğu için bu lakabı almıştı. Asla geç kalmayı unutmazdı :)
Üzerimi, yanımda götürdüğüm kıyafetler ile değiştirip ailemi tekrar aradım. Benimle beraber geziye giden arkadaşlarım da ne geri aramıştı ne de sonradan attığım mesajlarıma dönmüştü.
Salonda Televizyonu açmaya kalktığımda elektirik vardı. Sanırım bazı şeyler için elektrik olmasa da bazı şeyler için hâlâ kullanılabilirdi.
Televizyon açıldı açılmasına ama hiçbir kanalda aktif yayın yoktu. Sürekli aynı yayını yapan bazı kanallar hariç tüm hayat durmuş gibiydi. Bu sefer elimde tuttuğum telefonu inceledim. Saat 22.32den sonra hiçbir paylaşım yapılmamıştı. 22.32ye en yakın paylaşımı da rastgele bir arkadaşım yapmıştı. Hafta sonu gittiği bir restoranda aldığı lüks yemeği atmıştı.
"Benim dışımda biri var mı ?" Adında bir paylaşım yapıp beklemeye başladım o sırada telefonu da şarj alıyor mu diyerekten şarja taktım. Evet şarj alıyordu.
"Telefon kullanma konusunda çok dikkatli olmama gerek kalmadı ama yine de dikkatli kullansam iyi olacak." Şimdilik evde gezinerek gerçek anlamda evde kimsenin olmadığına emin oldum. Tüm bunların dışında kapı da dahil olmak üzere gördüğüm her dışarıyla alakalı bağlantıyı kapattım. Bulunduğum odanın bile kapısını başta kitleyip kendimi bir odaya hapsettim.
Yaptığım herşeyi telefonda not ediyordum eğer bana birşey olursa telefonumu bulacak kişi ne yaptığımı veya ne ile karşı karşıya olduğumu az buçuk anlayacaktı.
Kendimi bir yere hapsetme sebebim bu olaylar olurken metro da gördüğüm o karartıydı. Eğer gerçekten benim dışımda tek o ve benzeri şeyler varsa tehlikeli olabilirdi.
Aldığım notlara adım ve bazı önemli bilgileri de yazmıştım.
1- Adım; deniz
2- Yaşım; 17
3- Bugün günlerden pazar.
4- Ailemi en son sabah evden çıkmadan önce gördüm.
5- Bugün bütün gün gezideydim.
6- En son gördüğüm insan gezide ki arkadaşlarımdı.
7- Bu olaylar ben metroya yakın alt geçitteyken başladı.
8- Bu olaya kaybolan zaman adını verdim.
9- Olay sonrası gördüğüm tek canlı metroda ki karartı.
10- Onu yakalayamadım, ne veya kim olduğunu bilmiyorum.
11- Bu olanlar bir şaka değil tüm medya ve trafik durmuş durumda.
Yazar yorumu;
İlk bölüm olduğu için olayı anlamak zor olacaktır yavaş yavaş anlatacağım verdiğim bu son bilgiler hikaye içinde denizin tuttuğu notların bir kısmı
Bölüm etkileşimi
