ELEMENTİN LANETİ kitap kapağı

5. bölüm / 6

ELEMENTİN LANETİ

5.BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: İsmail Kuzgun

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 5.BÖLÜM

Uyandığım gibi ayağa fırladım ve bıçağımın kabzasını sıkıca tuttum. Mağara nın girişinden biraz uzakta bir at durdu. Ve üstünden bir adam indi. Karanlıkta seçebildiğim kadarıyla saçları çenesine kadardı.

Yavaşça yanıma yaklaştı, artık suratını tamamen görebiliyordum. Siyah saçları çenesine kadardı, bal rengini andıran gözleri ve ince dudaklarıyla onu tanıyormuşum izlenimi veriyordu.

Uyku sersemliğimi attıktan sonra onu tanıdım o:Helia’ydı Helia. Bıçağımı indirip yerine koydum. “Ee” dedi ve ekledi: “Ben yokken bu kadar mı? yol geldiniz” dedi Helia. “Se..sen bizi nasıl buldun?” diye sordum.

Hepimiz mağaranın zeminine oturmuş, yerde yanan ateşin etrafında birinin konuşmasını bekliyorduk. “Anlat bakalım Helia” dedi Oscar.“Bizi nasıl buldun” dedi Sasha. Helia cevap verdi: “ En baştan başlıyorum. Sizin gideceğiniz gün baya bir düşündüm.” dedi ve devam etti
“ Siz ahırlardayken gizlice sizi izliyordum, gittiğinizi gördükten sonra içime bir pişmanlık düştü ve sizin peşinizden gelmeye karar verdim.

" Ahıra atımı almak için gittiğimde ahırda askerler vardı. Bir müddet askerlerin
gitmesini bekledim, askerler gidince direkt atıma binip dörtnala peşinizden geldim” dedi. “İzimizi nasıl buldun?” dedi Oscar.

“Siz toprak yolda atlarınızın nal izlerinin çıktığını hiç mi düşünmediniz?, ayrıca atlarınızın kişneme sesleri de geliyor” dedi. Demek ki arkamızdan gelen at kişnemesi askerlere ait değil Helia’ya aitti. “Askerlere yakalanmadın dime”diye sordum.“Hayır yakalanmadım” dedi.

“Hiç uyumadın mı?” diye sordu Sasha. “Sadece bir gece” dedi Helia. “Peki yemek” dedi Oscar. “Doğadaki otlarla beslendim” dedi Helia.

Biz konuşurken sabah olmuş güneş doğmuştu, turuncu havaya baktım ve “Artık yola koyulmalıyız” dedim. “Önce yemek, yanınızda var dimi’’ diye sordu Helia. “Evet, tabiki de” dedi Sasha. oturduk ve Sasha’nın çantasından çıkardığı ekmekleri yedik.

Oscar çantasından harita çıkardı ve nerede olduğumuza baktı. Gözleri biraz daha haritada gezindi. Ve “Hulta'nın biraz gerisindeyiz” dedi. Aramızda hala tek harita okumasını
bilen o olması şaşırtıcıydı. “Hulta’mı?” dedi Sasha.

“Evet” dedi Oscar ve ekledi “Neden sordun ki?”.
“Amcamlar, onlar Hulta’dalar. Biraz onlarda konaklaya biliriz”.

Sasha ayağa kalkarken “Uzun zamandır onları
görmemiştim” dedi. Uzun zamandır onları görmemişti çünkü krallık'ta tutukluydu. “Hadi düşün peşime” dedi Sasha. Laurel’e doğru ilerledim, atlarımıza bindik ve Sasha'nın peşinden yola koyulduk.

Artık beş kişiydik beş kişi. Helia’yı hala affetmemiştim, o ve Krallık’takinler kalbimi çok kırmıştı. kalbimin iyileşmesi asırlar da sürebilirdi bir kaç gün de.

Yolda ilerlerken Helia yanıma yaklaştı. “Beni affede bildin mi?” diye sordu. “Hayır” diye cevap verdim. “Krallık’takinler ve sen kalbimi çok kırdınız” dedim.

Helia başını yere eğdi. “Biliyormusun, bir kağıdı nasıl buruşturmak yada yırtmak ne kadar kolaysa bir kalbi kırmakta o kadar kolaydır.Ama o yırtık ve buruşturulmuş kağıdı eski pürüzsüz haline getirmek ne kadar zor ise, o kırık kalbi
de eski haline getirmek o kadar zor” dedim. Biz Helia ile konuşurken şehirden biraz geride bir patika yola sapmıştık.

Buradan sabahın erken saatleri olmasına
rağmen şehrin gürültüsü duyuluyordu. Bu yolu bilmeyen biri burasını asla bulamazdı. Biraz
daha ilerledikten sonra karşımıza bir ev ve bir ahır cıktı.

Sasha bizi ahıra doğru yönlendirdi, ahır baya büyüktü. Sasha ahırın kapısını açtı ve “Atlarımızı içeriye bağlayalım” dedi. Ahırın içine girdiğimizde gözüme daha da büyük gözüktü. İçerde atlar, inekler ve tavuklar vardı.

Atlarımızın hepsini bulabildiğimiz tek boş yere
bağladık. “Sasha bu yaptığımıza kızmazlar mı?” dedim. “Merak etme kızmazlar” dedi. Ahırdan çıktık, ev ile ahırın arası kısaydı birkaç adımda evin önüne vardık. Sasha kapıyı çaldı ama kimse acmadı, bir kere daha çaldı ve "Tony amca" diye seslendi.

Kapıyı turuncu saçlı biraz kilolu bir adam açtı. Çehresi neşeliydi. “Siz kimsiniz?” dedi. “Amca ben Sas,Sasha” dedi ve ekledi “Beni hatırlamadın mı?”. “Sas” dedi ve Sasha’ya sarıldı. Sasha da ona karşılık verdi. Sasha’nın kızılımsı turuncu saçlarını kimden aldığı belli olmuştu,
okadar sıkı sarılıyorlardı ki sankı yıllardır görüşmüyorlardı.

Tabikide görmemişlerdi.

Sonunda ayrıldılar “Buyrun içeri geçin” dedi az önce isminin Tony olduğunu öğrendiğim adam. Burası çok büyük olmayan iki katlı bir evdi. “En son gördüğümden beri hiç değişmemiş” dedi Sasha.

Evin mutfağından “Kim geldi” diye bir ses duyuldu ve içeri kısa boylu kahverengi saçlı bir kadın girdi. Kadın bizi görünce durakladı ve elinde tuttuğu bez parçasını yere düşürdü.
“Sasha” dedi kadın ve Sasha’nın amcasının yanına geldi. “Bu benim karım Milly” dedi Tony.

Salonda koltuklara oturmuş Milly’nin verdiği çayları içiyorduk. Tony ve Milly hâla şaşkındı elleri titriyordu.“Siz nasıl kaçtınız, sizi serbest mi bıraktılar, nereye gideceksiniz?” dedi Tony.
“Amca bi sakinleş bunların hepsini size sonra açıklarız” dedi Sasha ve ekledi “Burada kalabilir miyiz?, yani birkaç gün”.

“Elbette, biliyorsun Sasha burası senin ikinci
evin” dedi Milly. “Teşekkürler” dedim. Raven ayağa kalktı “Acaba nerede yatabilirim, biraz yorgunum” dedi. Milly üst katı gösterdi “Boş bir adamız var orada yatabilirsin” dedi. Raven konuşmayı sevmeyen sadece arkadaşlarına karşı konuşkan olan biriydi.

Salonda biraz daha sohbet ettik. “Banyoyu kullanabilir miyim?” diye sordum. Milly “Tabikide” dedi ve banambanyonun yerini gösterdi. Banyo üst kattaydı, Milly’ye teşekkür ettikten sonra üstü dekileri çıkarıp ılık su dolu küvete girdim.

Bir daha ne zaman banyo olabilirdim bilmiyordum bu yüzden banyonun keyfini çıkardım. Vücudumu çitiledikçe kan ve çamur suya karıştı. Banyodan çıktım o sırada banyoya sırayla arkadaşlarım girdi. Bende Milly’ye sofrayı hazırlanmasında ve Bay Tony’ye atlara
bakmasında yardım ettim.

Tüm bu işleri yaparken akşam olmuştu, yemek yedik ve yattık.

Bugün gidiyorduk aslında bir gün daha burada kalmayı planlıyorduk ama bir an önce Libora’ya varmamız gerekiyordu. Bu yüzden yola çıkmaya karar verdik.

Merdivenlerden indim, kahvaltıya ilk inen ben
olmuştum. Bayan Milly kahvaltının hazırlığını bitirmiş,dağılan mutfağı temizliyordu. Masaya oturdum “Ellerinize sağlık, çok güzel gözüküyorlar” .

Yıllar sonra düzgün bir kahvaltı yapacaktım. Bayan Milly gülümsedi. Arkadaşlarım ve Bay Tony’de masaya oturduktan sonra kahvaltı yapmaya başladık.

Kahvaltıdan sonra Oscar doğru yönde olup
olmadığımızı hesaplarken Bay Tony yanımıza geldi. Elinde tuttuğu keseyi bana uzattı “Alın bunu ihtiyacınız olur” dedi. Keseyi aldım ve açtım içinde yüklü bir miktar altın vardı.

“Bunu kabul edemeyiz” dedim. Keseyi ona geri
uzattım. Avucumdaki keseyi elimle beraber kucağıma bıraktı ve “Alın” dedi. Ona sadece teşekkür ettim.

Evden çıktık ahırlara doğru ilerlerken omzumun
üstünden bir bıçak geçti. Bıçağın geldiği yöne doğru döndüm. Askerler “Helia” diye bağırdım. “Hani seni takip etmemişlerdi”. “Onun bir suçu yok” dedi askerlerden biri. “Biz sizi takip ettik”.

Demek Krallıktan kaçmamız bu yüzden kolay olmuştu.

Belimdeki kemerde duran hançerimi aldım. Bir anda dört tane bıçak üzerimize doğru gelmeye başladı. Ama bıçakların yönü askerlere doğru çevrildi ve hızla onlara doğru ilerlediler.

Gözlerim Sasha ve Raven’a döndüğünde bunu
Sasha’nın yaptığını anladım. Bıçağımı askere doğru fırlattım ve yerden çıkardığım sarmaşıklarla bıçağımı fırlattığım askeri tutup fırlattığım bıçağın askere saplanmasını sağladım.

Oscar yeri yarıp bir askeri yaptığı çukura gömdükten sonra toprakla çukuru kapaktı ve askeri orada ölüme terk etti. Sayısını bilmediğimiz kadar asker vardı. Raven
başka bir askerle kılıç dövüşüne girmişti. Helia,
Raven’ın dövüştüğü askerin altındaki toprağın altından yeraltı suyunu çıkardı ve askerin bastığı toprağı bataklık haline getirip askeri çamura sapladı.

Raven çamura saplanan askerin hareket edememesinden yararlandı ve kılıcını askerin karnına saplamasıyla her taraf kan oldu.

Sasha bir askeri havada uçuruyordu, havada uçan askere hançerimi fırlattım hançer askere saplandığı an gökten kan yağdı.

Askerin biri bana doğru koşmaya başladığında
sarmaşıkla onun bacağının birini sımsıkı sarıp bacağınınbkangren olmasını sağladım. Asker acı ile bağırdı. Sonra askerin boynuna bir bıçak saplandı bu bıçak Helia’dan gelmişti

Arkamdan “Yardım edin” diye bağıran bir ses
duyduğumda başımı sesin geldiği yöne doğru çevirdim ve kucağında karnından kanlar akan Bayan Milly ile duran Bay Tony’yi gördüm.

Onlara doğru koşmaya başladım, birden bacağımda bir acı hissettim ve bacağıma baktığımda bacağımı sıyırıp geçen bir ok gördüm. Ok bacağımı sıyırdı geçti ve Bay
Tony’ye doğru ilerledi. Yerdeki cesetlerin üzerlerinden atlayarak oka yetişmeye çalıştım yetişşemde yapabileceğim birşey yoktu.

Ok doğruca Bay Tony’nin kalbine saplandı. Bay Tony acıyla bağırdı ve son nefesini verdi.
Onlar ölmüştü ikiside.
“Hayır” diye bağırdım ve onların yanına dizlerimin üzerine çöktüm. Arkadaşlarım yanıma geldiler. Sasha doğru amcasının yanına gitti ve amcasına sarılıp ağlamaya başladı.

Arkama baktığımda tüm askerler ölmüştü, biri hariç elinde ok olan asker bacağından ağır yaralanmıştı. Oturduğum yerden kalktım ve askerin yanına gittim.

Askere gülümsedim. Hıçkıra hıçkıra ağlıyordum.
Hançerimin kabzasını sıkıca tuttum ve ağlayarak askere saplayıp geri çektim. Bunu asker öldükten sonra da yapmaya devam ettim.

Onlar,onlar bizi evinde ağırlayıp

karnımızı doyurmuştu biz ise onları koruyamamıştık bizim yüzümüzden ölmüşlerdi
sonunda Helia ve Raven gelip beni aldılar.

Helia ve Oscar bir kürek bulup toprağı kazmaya
başladılar. Derin iki mezar kazdılar ve mezarların içine Bay Tony ve Bayan Milly’yi koyduk. Toprakla üstlerini örttükten sonra Sasha büyük bir taş buldu ve onu mezarların başına koydu.

Sasha mezarların başına oturdu ve ağlayarak “Özür dilerim, sizi koruyamadım” dedi. “Hayır koruyamadık” dedim.

Kendimizi toparladıktan sonra ahıra gittik ve atlarımızı aldık. Burasını terk edecektik. Gözüme ahırın içindeki hayvanlar çarptı. “Hayvanları ne yapacağız?” diye sordum. “Onları serbest bırak,ahırın kapılarını aç ve özgürlüğüne kavuşsunlar” dedi Raven.

Ahırın kapılarını açtım ve bağlı olan hayvanların
iplerini çözdüm. Hayvanlar dışarı çıktı bazıları ormana kaçtı bazıları evin bahçesinde durdu. Yaptığımız iyi bir şey miydi bilmiyordum onları özgürlüklerine kavuşturmuştuk yada onları ölüme terk etmiştik.

Atlarımıza bindik ve şehre doğru ilerlemeye başladık. Yolumuz çok uzun değildi akşama şehre varırdık.

Yol boyunca kimse konuşmadı. Şehrin gürültülü
sokaklarına girdiğimizde insanlar kirli ve kanlı
kıyafetlerimizden dolayı bize iğrenerek bakıyorlardı.

“Bir Han bulmalıyız” dedi Oscar. Hulta’nın
sokaklarında biraz dolandık,eski ve ucuz bir Han bulduk. İçeri girdik ve girişte masada duran yaşlı kadının yanına gittik.

“Biz bir gün burada kalmak istiyoruz beş kişilik bir odanız var mı?” diye sordum. “En fazla dört kişilik bir odamız var” dedi. “O zaman biri iki kişilik biri de üç kişilik iki ayrı odada kalabilir miyiz?” dedim. “Sen burasını lüks bir Han mı zannediyorsun?, sadece üç odamız var ve ikisi dolu ya kalırsınız yada kalmazsınız” dedi.

Arkadaşlarıma baktım. “Helia Tamam, ben Oscar ile yatarım” dedi. Oscar homurdanmaya başladı ama ben onu duymayıp odanın parasını yaşlı kadına verdim.

Yaşlı kadın “İsabel” diye bağırdı genç bir kız yanımıza geldi. “Arkadaşları iki numaralı odaya götür” dedi. Sarı saçlı kız bizi merdivenlerden üst kata çıkardı ve bir odayı gösterdi “Burası sizin odanız”.

Odaya girer girmez Oscar “Paramız var niye böyle bir odada kalıyoruz?” dedi. “O parayı başka bir şey için saklıyorum. Ayrıca yaşlı kadın atlarımızı Hanın bahçesine bağlamamıza izin verdi” dedim.

Odanın köşesinde banyoya açılan bir kapı vardı.
Banyoya girdim önce kıyafetlerimi yıkayıp astım.
Sonrada kendim yıkandım. Duştan çıktım ve tam
kurumamış kıyafetlerimi giydim. Benden sonra banyoya Helia girdi sonrada Sasha diğerlerinin banyoya girmesini beklemeden yattım.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

47okunma 1beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.