29. bölüm · Ege’nin Rüzgarı

Bölüm 1 – Sessiz Başlangıç (Devam)(Yazarın iç sesiyle)

Dilara Dinç

Kumsal, o sabah yine sahile inmişti. Ayakları deniz kıyısında ıslak kumlara basarken, düşünceleri dalgaların ritmiyle yarışıyordu. Ege’nin serin sabah havası tenine değiyor, rüzgâr saçlarını gelişi güzel dağıtıyordu. Ama onun içindeki dağınıklığın nedeni ne rüzgârdı, ne de sabahın serinliği. O, gözlerini her kapattığında Ayaz’ı görüyordu.

Ayaz…
Sessiz, mesafeli, neredeyse dokunulmaz gibi duran biriydi. Kasabaya yeni taşınalı birkaç ay olmuştu. Kimse onu tam olarak tanımıyordu. Uzaktan bakanlar, onun fazla soğuk, fazla içine kapanık biri olduğunu söylerdi. Ama Kumsal… O, Ayaz’ın sessizliğinde bir melodi duymuştu sanki.

İlk kez onu, kasabanın eski kitapçısında görmüştü. Ayaz, rafların arasında dolaşırken yüzünde alışılmadık bir ciddiyet vardı. O an, Kumsal’ın içinden geçen ilk şey şu olmuştu: “Bu kadar sessiz birine neden bakmak istiyorum?”

Günler geçti. Karşılaştılar, selamlaştılar belki. Ama Ayaz’ın gözleri, hep uzaklara bakıyordu. Hiçbir bakış fazla uzun sürmüyor, hiçbir kelime yerini bulamıyordu. Kumsal ise her karşılaşmada biraz daha içine çekiliyordu o sessizliğin. Ayaz farkında değildi belki ama Kumsal’ın içi çoktan bir yangın yerine dönmüştü.

Kasabanın dar sokaklarında yürürken, Ayaz’la yan yana gelmek bile Kumsal’ın kalp ritmini değiştirmeye yetiyordu. Ama yine de bir adım atamıyordu. Çünkü ne söylenebilir ki, bir yabancıya kalbini açarken? “Sana uzaktan aşık oldum” demek, ne kadar yersiz ve korkutucu gelebilirdi.

Ama bir şeyden emindi:
O yaz, bu aşk, içini bir sır gibi saracak; belki söyleyemediği her şey, gün gün gözlerinde birikecekti.

Ve Ayaz…
Henüz bilmese de, Kumsal’ın kalbinde çoktan yerini almıştı ve Ruhuna işlenmişti