21. bölüm · Ege’nin Rüzgarı
8. Bölüm – İlk Gün, Soğuk Duvarlar
Sabah erkenden uyandım.Ne heyecanım ne de kalp çarpıntım işe başlamaktan değildi.Ayaz Demir’in yanında olacaktım. Aynı çatı altında. Aynı havayı soluyacaktım.Bu yeterdi bana.
Saçlarımı toplarken aynaya baktım.Gözlerimde uykusuzluktan çok bir telaş vardı.Kendime defalarca “profesyonel ol” diye fısıldadım.Ama kalbimin bununla ilgisi yoktu.
Büroya vardığımda saat henüz sekizi biraz geçmişti.Sekreter Nazan Hanım sıcak bir tebessümle karşıladı beni.
“Erken gelmek iyi izlenim bırakır, Kumsal Hanım. Ayaz Bey birazdan gelir.” dedi.
Adını duyduğumda yutkundum.Sanki ilk kez işittiğim bir kelimeymiş gibi yabancı, sanki ömrüm boyunca içimde taşıdığım bir sır gibi tanıdık…
Masam camın kenarındaydı. Deniz görünüyordu.Bir yandan dosyalarımı yerleştiriyor, diğer yandan içeri her giren ayak sesini dinliyordum.
Sonunda geldi.Kapıdan içeri girdiğinde ofise bir sessizlik çöktü.Sert, ölçülü ve mesafeliydi.Takım elbisesi üstünde bir zırh gibi duruyordu.Gözleri bir anlığına bana kaydı, sonra hemen uzaklaştı.Sanki sıradan bir çalışanmışım gibi…Sanki hayatımı kurtarmamış gibi…Sanki onu gecelerce düşünmemişim gibi…
Yanıma geldi, kısa bir not bıraktı masama.Dosyaların konusunu anlattı.Gözlerimin içine hiç bakmadı.
“Bugün bu evrakları tarayıp özetle. Daha fazla dosya getireceğim.”
Ses tonu nötrdü.Ne ilgisiz ne samimi.Tam bir patron gibi.
Başımı salladım, ses çıkaramadım.Kalbim atıyor muydu hâlâ? Emin değilim.Çünkü o yanımdayken her şey sanki yavaşlıyor, sesler boğuklaşıyordu.
Gün boyunca birkaç kez daha uğradı masama.Ne ismimi söyledi, ne de o geceye dair bir ipucu verdi.Sanki hiç yaşanmamıştı.Sanki ben yalnızca burada işe yeni başlamış sıradan biriydim.
Ama ben her dosyada, her kağıtta onun parmak izini arıyordum.Ve o her an, her nefeste bana yabancı kalıyordu.
İlk iş günüm bittiğinde elimde onlarca evrak, kalbimde sessiz bir hüzün vardı.
Ofisten çıkarken aynaya baktım.Sabahki heyecan yerini bir boşluğa bırakmıştı.
Ama biliyordum…Bu buzun altında bir şey vardı.Ayaz’ın içindeki duvarın arkasında, belki de hâlâ beni tanıyan bir taraf…
Ve ben sabırla bekleyecektim.Çünkü kalbim onun adını zaten çoktan ezberlemişti.
