26. bölüm · DÜĞÜM
26) RUH EŞİN GEÇMİŞİN, BUGÜNÜN VE GELECEĞİN
Önceden yaşadığım bir anının içindeydim. Hayatımın en güzel ama en şüphe dolu günlerinden biriydi. Hala kendimi suçlu hissediyordum. Doğruları söylemediğim için. Ondan bir şey saklamak beni rahatsız ediyordu. Aramızdaki bu bağ yüzünden engel olamıyordum ama dayanabildiğim kadar dayanmıştım. Daha fazla saklayamacağımı biliyordum çünkü artık rüyalarıma girip bana işkence etmeye başlamıştı. Her gün onun yüzüne bakıp bunu yapmaya devam edemezdim. Daha fazla kaçamazdım.
Disneyland'e gittiğimiz gün bulduğum fotoğraf ve arkasında yatan tehdit. Robert'a söylememiştim çünkü nihayet hayatımız normale dönüyordu . Çok güzel bir gün geçirmiştik. Bu güzel büyünün bozulmasını istememiştim . Sonra söylerim diyip söylemedim. Hep erteledim. Çünkü söylersem sanki bir şeyleri mahvedeceğime inanıyordum.
Bir mezarlıktaydım. Kuzenimin mezarı. Asla gitmeye cesaret edemeyip gidemediğim o yer. Bunlar kuzenimin başına geldiği için biraz da suçlu hissediyordum. O bunu haketmemişti. Mezar kuru ve susuzdu. Üzerinde sadece kuru toprak vardı.
"Seni uyarmıştım" dedi bir ses
Arkamı dönüp nerden geldiğini anlamaya çalıştım ama hiçbir şey yoktu. Ter içinde kabustan uyandım.
Gözlerimi açıp Robert'a baktım. Yanımda değildi ama saat daha gecenin 3'üydü. Aşağıya inip bakmaya karar verdim. Biraz su içsem de fena olmazdı.
Merdivenlerden aşağı indim. Mutfağın kapısı aralıktı. İlk önce oraya bakmaya karar verdim. Işığı açtım. Bir anlığına şaşırmıştım. Robert mutfak tezgahına yaslanmış elinde bir kadeh bardağıyla bir şey içiyordu. Rengi şarap gibiydi. Bu saatte napıyordu burda?
"Noldu İrina neden uyandın?" Dedi
"Su içmeye kalkmıştım seni de göremeyince kontrol etmek istedim. Ne içiyorsun?"dedim
"Kan" dedi ve içmeye devam etti. Ona dik dik bakmaya devam ettim. Benim yanımda o kadar uysal bir kedi gibi davranıyordu ki bazen onun bir vampir olduğunu unutuyordum.
"Merak etme bunları hastanelerden alıyoruz kimseyi öldürmüyoruz." Dedi.Nasıl unutabilirdim. Robertla ilk karşılaşmamız hastanede kanların bulunduğu odada olmuştu. O günü hatırlamak kalbimde bir şeyleri tetikledi.
"Biliyorum sadece unuttum bir anlığına" dedim. Hazır ikimiz de burda ve uyanıkken ona anlatsa mıydım ? Bir daha ne zaman şansım olacağını bilmiyordum.
"Robert sana bir şey söylemem gerek. Ama öncesinde lütfen bana söz ver kızmayacaksın." Dedim. Elindeki kadeh bardağını bıraktı . Bileğimden tutup kendine çekti.
"Sana nasıl kızabilirim ki" dedi
"Robert ciddiyim lütfen" dedim
Mavi gözleri ciddiyetle bana baktı. "Söz. Kızmayacağım." Dedi
"Bunu sana uzun zamandır söylemek istiyordum ama bir türlü cesaret edemedim. Ve artık rüyalarıma kadar girmeye başladı . Söylemem gerek."dedim. Derin bir nefes alarak devam ettim.
"Disneyland'e gittiğimiz gün sen çiçek almaya gitmiştin ya. O sırada önümden bir adam geçti. Howell olduğunu düşünüyorum. Geçerken bir fotoğraf düşürdü. Fotoğrafı alıp baktığımda kuzenimin mezarı vardı." Dedim . Oh rahatlamıştım. İçimdeki her şeyi kusmuş ve rahatlamış hissediyordum .
"Sana söylemek istedim ama güzel günümüzü mahvetmek istemedim. Fotoğrafı yırtıp çöpe attım. Bana kızdın mı?" Dedim. Gözlerine dikkatli bakıp kızıp kızmadığını anlamaya çalıştım. Gözlerindeki bakış değişmemişti . Bana hala her zaman olduğu gibi yumuşak bakıyordu.
"İrina bana söylemediğin için kızmadım. Bu kadar zaman boyunca kendi içine atıp kendini üzdüğün için kızdım. Önceden söyleseydin keşke. Eğer seni rahatsız ediyorsa yırtıp atabilirsin sorun yok. Eğer rahatsız olacaksan söylemeyebilirsin. Ama ben sadece kendi içine atıp kendini üzmeni istemiyorum. " dedi belimden tutup beni kendine yasladı. Kollarını etrafıma dolayıp başını omzuma koydu. "Böyle bir şey güzel günümüzü mahvedemez . Hiçbir şey hiçbir günümüzü mahvedemez."Dedi.
"Gerçekten kızmadın mı bana?" Dedim. Kızmamıştı beklediğim kadar tepki vermemişti. Anlayışla karşılamıştı . Ona anlatmadığım için değil kendimi üzdüğüm için kızmıştı. İçinde bulunduğum durumu anlıyor ve bana yardımcı oluyordu. " Kızmadım. Sana hiçbir şey yüzünden kızmam. " dedi. Saçlarımdan öptü. "Endişelenmene gerek yok Howell bize zarar veremez . Hiçbir şey yapamaz. Bu dünyada seni ve beni ayırabilecek hiçbir güç yok." Dedi.
"Ölüm bile mi?" Dedim.
"Ölüm bile bizi ayıramaz. İkimizi ölümden bile koruyacağım. " dedi
“Onun yanına gitmek istiyorum.Düzgün bir veda etmek istiyorum.”dedim.
____________________________________
Acele etmeden üzerinde adının yazdığı mezara yürüdüm.Rüyamdakinin aksine toprak kuru değildi.Üzerinde renk renk çiçekler vardı.Robert ben daha demeden kuzenimin mezarına çiçek mi ektirmişti?Benim yaramı benden daha iyi anlıyordu.Benim ruhumu benden daha iyi tanıyordu.
Elimi toprağın üzerinde gezdirdim.”Özür dilerim”diye fısıldadım.”Daha erken gelmeliydim.”
“Özür dilerim.Bunlar senin suçun değildi.Beni affeder misin?”
Biliyorum ki affedecekti.Her zaman birbirimizi affederdik.Biz asla küs kalamazdık.
“Sana bir türlü doğru kişiyi bulamadığım için yakındığımı hatırlıyor musun?Tabiki de hatırlarsın.Başının etini yiyordum.” Ben asla inanmamıştım ama o her zaman istediğim kişiyi bulacağıma inanıyordu.Sadece hep yanlış yerlerde aradığımı söylüyordu.
“Ben sonunda buldum.Hayatımı birlikte geçirmek istediğim kişiyi buldum.Daha doğrusu o buldu ama olsun.Artık hayatımın her saniyesini birlikte geçirmek istediğim birine sahibim.Artık beni seven birine sahibim”
Her zaman ilişki hayatımızla ilgili gelişmeleri paylaşırdık.Her zaman birbirimizle dürüstçe konuşurduk.”
“Şimdi diyeceksin ki sen hepsi için öyle dedin.Biliyorum ama bu sefer gerçekten farklı.Tüm kalbimle hissediyorum.Kalbimdeki boşluğu doldurdu.Ve bunu sadece o yapabilirdi.”
“Sana 16 yaşımızdayken bir rüyadan bahsetmiştim hatırlıyor musun?Hani bir vampir gelip onun ruh eşi olduğumu söylüyordu falan.Sonra bir falcıya gitmiştik.O senin ruh eşin diye zırvalamıştı.İnanmamıştım bu saçmalıklara .Ama haklıymış.O benim ruh eşim.”
“Beni merak etme.Yalnız değilim.Yanımda beni seven biri ve arkadaşlarım var.Mezun olmama az kaldı.Mutluyum.Ben gerçekten mutluyum.O yüzden benim için endişelenme ve gittiğin yerde mutlu ol.Seni ne kadar sevdiğimi unutma.Bu zamana kadar yanımda olduğun için teşekkürler.Dünyadaki en iyi kuzen sensin.”
Robert arkamdan bana sarılırken neredeyse düşecektim.Ağlamamalıydım.Bana ağladığım için kızardı.Yine de gözümden dökülen bir kaç damla yaşa engel olamamıştım.
Robert bana her anlamda iyi geliyordu.Onun dokunuşları,tutuşu,öpücükleri,sevgisi,sözler, bir bir ruhuma kazınıyor ve beni iyileştiriyordu.Robert benim merhemim,şifam ve ilacım.
Ruh eşi olmak da bu değil miydi zaten?Senin ruhunun yarasının şifası,senin ruhunun yarasının yarası.
Birbirimizin yarası da şifası da bizdik.
Sahip olduğum en değerli varlığım.
Evim
Şifam
İhtiyacım
Hazinem.
Geçmişim
Bugünüm
Geleceğim
Ruh eşin geçmişin bugünün ve geleceğin
