16. bölüm · DÜĞÜM

16)RUH EŞİN SENİ HAYATA DÖNDÜRECEK

Ayana Cullen

Elimdeki yumurtayı tavanın kenarında kırdım.Yemek yapmak konusunda çok becerikli olmasam da kendimi besleyebilecek kadar yapabiliyordum.Normalde yalnız yaşadığım için çok fazla şey pişirmezdim.Omlet pişmeden üzerine kaşar rendeledim.Üzerine taze soğan doğradım.Kaşarlı Omlet çok severdim.Doğradığım patatesleri kızgın yağa attım.Robert benim uyuduğumu sanıyordu.Ben mutfakta kahvaltımızı hazırlarken o hala duştaydı.Ben de fırsattan yararlanıp ona sürpriz yapmak istedim.Dolaptan sosis ve sucukları çıkarıp kesmeye başladım.Kahvaltı neredeyse hazırdı. Çaydanlığa su koyup kaynamasını bekledim.Yukardan kapı açılma sesi geldi.Robert duştan çıkmış olmalıydı.

"Günaydın"dedim.Bir yandan da domates ve salatalık doğruyordum.

"Günaydın uyuyan güzelim "diyip arkamdan belime sarıldı.Dün çok güzel bir gün geçirmiştik.Ben hala fotoğraftan bahsetmemiştim.Bahsetmek de istemiyordum .Her kimse bizim mutluluğumuzu bozamayacaktı.

Fincanlara çayları doldurup diğer tabaklarla birlikte masaya koydum. Bir şey eksik mi siye kontrol etmek için son bir kez baktım.Son anda dolaptan bal ve kaymak çıkarıp koydum.

"Sence Jules ne zaman geri dönecek"diye sordum tabağıma patates alırken.

"Bilmiyorum ama umarım uzun sürer"dedi Robert

"Sence planları ne"diye sordum.Şu sıralar çok fazla düşünüyordum olanları.Bir an önce bitsin istiyordum.

"Varsa bile işe yaramayacak bir endişen olmasın Güzelim"dedi.ve elimi öptü.Gülümsedim.

Kahvaltıdan sonra canım sıkılmıştı.Ev gözüme biraz tozlu görünmüştü.Şöyle biraz temizlesem fena olmazdı.Hem canım da sıkılıyordu beni biraz oyalardı.İRobert'i de ikna edip temizlik yapmaya başladık.İlk önce yerleri süpürdüm sonra silmek için su hazırladım.Viledada suyu sıkıp dış kapının önünden silmeye başladım.Robert da mobilyaların tozunu alıyordu.Silmeyi bitirdim ve kuruması için beklemeye başladım.Kapı çaldı.Robert kapıyı açtı .Josh bir anda içeriye daldı.Yerler henüz kurumamıştı ve Josh kayıp düşmüştü. Elimle ağzımı kapatıp gülmemi engellemeye çalıştım.Ben o kadar silmek için uğraştıktan sonra düşmüştü.

"İyi misin "dedi Robert Josh'a

"Popom acıyor biraz ama iyiyim "dedi Josh."Neden ıslak yerler?"

"Yeni sildim çünkü "diye cevapladım

"Bana tuzak kurdun yani"

"Niye sana tuzak kurayım ayol"

"Robert'la beni kıskanıp ayırmak istedin.Böylece Robert sana kalacaktı."

"Tüh ya planım ifşalandı"diyip elimle alkış yaptım

"Her neyse size çok önemli bir şey söylicem"dedi Josh

"Söyle noldu"dedi Robert

"Şey dicektim.Neydi ya...Hee hatırladım "

"Oğlum çatlatmasana insanı söyle işte "dedi Robert

"Robert.Bunu nasıl söylerim bilmiyorum ama...Casey ölmüş.Daha doğrusu öldürülmüş"dedi Josh

"Ne.Ne demem öldürüldü.Kim öldürdü?" Dedi Robert

"Jules öldürmüş .Şehir dışında olmalarının sebebi buymuş.Casey bize ihanet etmemiş Robert.Casey Jules'e ihanet etmiş .Bizi gören başkasıymış.Jules ona ihanet ettiğini öğrenince onu infaz etmeye karar vermişler." Dedi Josh.Robert onun ihanet ettiğini sanıp çok üzülmüştü.Bunun onun için ne kadar zor olduğunu anlıyordum.Ama aslında gerçeğin öyle olmaması ve Casey öldükten sonra öğrenmemiz çok acıydı.

"Neredeler onlar"dedi Robert .Nasıl bu kadar sakindi.Yoksa bu fırtına öncesi sesssizliği miydi?

"Cenaze yapıyorlar.Mezarlıktalar" dedi Josh.
Robert arabanın anahtarını aldı ve evden çıktı.Josh ile peşinden gittik.Arabaya bindik.

"Robert emin misin öyle bodoslama dalıcak mıyız? Dedi Josh

"Umrumda değil .O bunun bedelini ödeyecek.Önce babamı sonra annemi öldürdü.Bu artık bir miras davası değil.Bu bir kan davası" diyip gaza bastı.

Yaklaşık 1 saat sonra mezarlığa gelmiştik .Cenaze çoktan bitmişti.Sadece Jules vardı mezarın başında.Etrafta başka kimse yoktu. Arabadan indik.

"Siz burda kalın."dedi Robert

Tam itiraz etmek için ağzımı açmıştım ki eliyle susmamı işaret etti."Bu benim meselem daha fazla kişi zarar görmeden bitirmeliyim"dedi.Josh'a döndü ve "O sana emanet "dedi.Josh onaylarcasına kafasını salladı. Bana son kez baktı kırmızı gözleri.Eliyle yanağımı okşadı."Yakında tüm bunlar biticek .Bana güven."dedi.Gözlerine baktım.Kırmızı gözleri korumacı bir tavırla bakıyordu. Yavaş ama seri adımlarla mezar taşının yanındaki Jules'e doğru yürümeye başladı.

"Ah sonunda geldin Robert.Annemizin cenazesini kaçırcaksın sanmıştım."dedi Jules

"Ben de senin bir ordun olduğunu düşünmüştüm"dedi Robert

"Hadi ama bu varisler arasındaki bir dava .Koskoca orduya gerek yok.Sadece biz eski günlerdeki gibi."

"Bunu annemize nasıl yaptın?" Diye sordu Robert

"Öz oğluna ihanet etti."

"Tüm vampirler için öz oğluna ihanet etmeyi göze aldı.Babamızın mirası için yaptı."

"Vampirler ve aptal insanlar için kendi öz oğlunu karşısına aldı."

"Babam yetmedi.Şimdi annem.Sırada kim var?Ben mi niye en baştan beni öldürüp her şeyi halletmedin?"

"Robert seni ne kadar sevdiğimi biliyorsun.Kendi iradenle vermeni istedim ki kan dökmek zorunda kalmayayım."

"Ama bunun için annemin ve babamın kanını dökmeyi tercih ettin"

"Sokakta buldukları bir çocuğu öz oğullarına tercih ettiler."

Robert' ın gözlerine daha dikkatli baktım.Kırmızı gözleri saldırmayı bekleyen vahşi bir hayvan gibi bekliyordu.Gözlerini daha önce böyle görmemiştim.Bana hep sevgiyle bakıyordu bazen de hasretle ama hiç saldırgan baktığını görmemiştim.Onu daha önce sinirli de görmemiştim.Bana karşı her zaman nazikti ama sonuçta o bir vampirdi.Vahşilik onun doğasında vardı.

"Artık bu davadan çok sıkıldım" dedi Robert ve Jules'e doğru bir yumruk savurdu.Jules yumruğunu savuşturup ona doğru hamle yaptı.Daha önce bir vampir kavgasına şahit olmamıştım.Sadece filmler izlediğim kadarını biliyordum. Robert onu ittirdi ve Jules başka bir mezar taşına çarptı.Çarptığı mezar taşı parçalandı.Hatta toprakta bir çukur oluştu.

"Robert her zaman bu kadar güçlü müydü?" Diye sordum Josh'a

"Bu vampirler için sıradan bir kavga Daha başlamadılar bile" diye cevapladı Josh

Sıcak basmaya başladı ya Robert'a bir şey olursa ?
Gözlerimi ayırmadan izlemeye devam ettim.

Jules düştüğü yerden doğruldu.Robert'a doğru atılacakken Robert önce davranıp karnına tekme attı. Jules bir kaç metre öteye fırlayıp yere düştü. Ağzından kan geldi. Düştüğü yere kanı bulaşmıştı bile . Vampirlere özgü hızıyla Robert'e atıldı ve onu itti. Robert sırtını ağaca çarptı.Normal bir insan olsaydı ya şimdiye kemikleri kırılmıştı ya da çoktan ölmüştü.

Jules elinin tersiyle ağzına bulaşan kanı sildi.
"Irina'nın kuzenini de mi sen öldürdün?" Diye sordu Robert ve ona yumruk attı.Jules afallamıştı .Yumruğu savuramadı.Bir kaç adım geriye sendeledi."Hayır ben öldürmedim ama kimin yaptığını biliyorum"dedi ve Robert'in beline tekme attı.Robert o vurmadan önce eliyle Jules'in bacağını tuttu ve yukarıya doğrulttu.Bir kaç kemik kırılma sesi geldi.Jules acıyla inledi. "Kim yaptı söyle?"dedi Robert. Jules'in doğrulmasına fırsat vermeden boğazına yapıştı.

"Bir amcamız olduğunu biliyor muydun?" Dedi Jules ve Robert'ın göğsüne yumruk attı.Robert yumruğu savuşturamadı .Bir kaç adım sendeledi."Amcamız mı var?" Dedi ve Jules'in yüzüne doğru yumruk attı. Jules yumruğu savuşturdu."Evet hem de benim gibi o da vampirlerin insanlardan üstün olduğuna inanıyormuş. Dedem bu yüzden mirası ona değil babamıza vermiş." Dedi Jules ve Robert'ın kolunu çevirdi. Robert kolunu hızlıca geriye çekti ve diğer eliyle Jules'in göğsüne yumruk attı. "Sana o mu yardım ediyor?" Dedi Robert .
Jules yumruğu savuşturdu "Evet .Aynı idealleri paylaşıyoruz onun yardımıyla mirası alabilirim" dedi Jules." Sen de ona inandın yani"dedi Robert
Jules onun yüzüne yumruk attı ama Robert savuşturup kolundan yakaladı. "Irina'nın kuzenini de o öldürdü.Annemin ihanet ettiğini de o söyledi .Yerinizi de o ifşaladı.Bizim aramızda bir miras davası var ama Babam ve Amcamın arasındaki bundan çok daha fazlası. Bu bir kan davası" dedi Jules ve kolunu Robert'dan kurtardı."Uzun yüzyıllar boyunca ortalıkta yokmuş herkes onun ülkeyi terk ettiğini ve öldüğünü düşünmüş." Dedi Jules ve Robert'a tekme attı. Robert tekmeyi savuşturup Jules'in karnına tekrar tekme attı. Jules ağzından kan geldi.

"Artık mirası alma vaktim geldi " dedi Jules ve cebinden bir bıçak çıkardı. Bıçağı Robert'a saplamak için bir hamle yaptı aynı anda Robert da eliyle Jules'in kalbin sökmek için göğsüne hamle yaptı. Bıçak Robert'ın kalbini buldu.Robert da eline Jules' in kalbini alıp çıkardı. Robert eliyle kalbi sıktı kalp paramparça oldu . Jules kalan son nefesiyle yere yığılmadan önce bıçağı Robert'in kalbinden çıkardı.Yere tamamen düştüğünde ise çoktan ölmüştü. Robert da yere yığıldı. Hemen yanına koştum. Arkamdan Josh da geliyordu .

"Hayır Robert lütfen beni bırakma . " dedim gözlerimden akan yaşlara engel olamadım. Bıçak zehirliydi ve bizim panzehirimiz yoktu.

"İri-İrina" dedi Robert zar zor ağzından kan geliyordu . Son kalan gücüyle ellerini yüzüme götürdü . Kanlı elleri yüzümü okşadı.

"Robert lütfen gitme.Söz vermiştin beni bırakmayacaktın.Hep birlikte olucaktık " gözyaşlarımdan görüşüm bulanıklaşmıştı.

"Özür dilerim güzelim." Dedi son nefesiyle

"HAYIR" diye çığlık attım. Kırmızı gözleri kapandı. Yüzümdeki eli düştü.

"ROBERT HAYIR "
Ben daha senin kalbini attırmadım. Robert .

Gözlerimi kapadım ve yüzüne doğru eğildim. Dudağından öptüm. Ağzıma kan tanı geliyordu . Geri çekildim. Dudağımda kalan kanı yaladım ve ağlamaya devam ettim. Elimi cansız bileklerine doladım.Mucizelere inanmamıştım.Ta ki onunla karşılaştığım güne kadar.Tam şu anda bir mucizeye ihtiyacımız vardı.

Ve o an bir mucize oldu.
Robert'ın nabzı tekrar attı.
Robert tekrar nefes aldı.
Robert ' ın kalbi attı.

Robert'ın göğsünden kalp atışı sesi geliyordu. Başarmıştım .Robert'in kalbini attırmıştım.Onu hayata bağlamıştım. Merakla gözlerini açmasını bekledim.

Bir çift şaşkın mavi göz bana bakıyordu.
Mavi.Gözlerinin rengi maviydi .Gökyüzü ve deniz mavisiydi. Gökyüzü ve deniz onun gözlerinde birleşmişti. Mavi gözleri onunla o kadar uyumluydu ki...Sonsuzluğa bakmak gibiydi gözlerine bakmak.

Gözler kalbin aynasıdır

"İrina" dedi Robert . Onun sesini tekrar duymak çok güzeldi. "İrina başardın " dedi

"Biz başardık" dedim "Hep birlikte başardık "
Robert doğruldu beni kendine çekip yasladı.

Josh sümüğünü çekti . O da ağlıyordu . Onun burda olduğunu unutmuştum bile. " Bana yok mu ben üvey evlat mıyım?" Dedi. Robert kollarını açtı Josh ona doğru atıldı. Birlikte kanlı çimenlerde yuvarlandık.
"Artık gidelim. " dedi Robert. Yerden kalktım üstümü silkeledim. Robert yavaş adımlarla Casey'nin mezarının yanına gitti. Beyaz bir gül bıraktı mezara. Sonra yanıma geldi .Elimi tutup öptü.Jules'in bedeni çoktan toza dönmüştü bile .Hep birlikte arabaya doğru ilerledik. Bir miras davası bitmişti. Ama hala bir kan davası vardı.

____________________________________

Ruh eşin seni hayata döndürecek