23. bölüm · DÜĞÜM

23)RUH EŞİN KALBİNİN DİĞER YARISI

Ayana Cullen

Uzun günler hastanede kalmıştım.Hastanelerin nasıl koktuğunu gayet iyi biliyordum.Alışık olduğum hastane kokusundan farklı olarak burası kan ve rutubet kokuyordu.Ama hastaneler temiz kokardı.Başımda sanki yerin 7 kat altındaymışım gibi bir ağrı vardı.Bulunduğum yerde yeterince oksijen yoktu ki bu da beynime oksijen gitmesini ve nefes almamı engelliyordu.

Yavaş yavaş gözlerimi açtım.Beyaz bir yataktaydım.Kolumdan serum bağlanmıştı.Üzerindeki yazılardan okuduğum kadarıyla bir çeşit vitamindi. Odanın içi klasik bir hastana odasına benziyordu ama daha farklı kokuyordu ve duvarlardaki raflarda tıp okumama rağmen daha önce hiç duymadığım ve görmediğim ilaçlar ve serumlar vardı.Başka bir rafta ise şişelerce kan vardı.Kan gördüğüm zaman tanırdım.Odanın içinde hiç pencere yoktu .Neredeydim ben?Ne çeşit bir hastaneydi burası ve dahası Robert nerdeydi?Ona ne olmuştu ?Yaşıyor muydu?Kalbimden bir ses onun hayatta olduğunu söyledi.Sonuçta o benim ruh eşimdi onu hissederdim değil mi?

Serumun bitmesine az kalmıştı ama umrumda değildi.Tek elimle serumu kolumdan söküp attım ve ayağa kalkmaya çalıştım.Üzerimde klasik mavi hastane kıyafetlerinden farklı olarak kırmızı renkte uzun bir elbise vardı.Hasta kıyafetlerine benziyordu ama daha sıkıydı.Kendime küçük bir tıbbi muayene yaptım.Ayağa kalkabiliyor,yürüyebiliyordum,reflekslerim ve kaslarım çalışıyordu ,5 duyu organım da çalışıyordu,bedenimde her hangi bir yara izi yoktu.Hiç vakit kaybetmeden odanın kapısını açıp çıktım.Robert'ı bulmam gerekiyordu.Acaba telefonum ve çantam nerdeydi?Bizi kim buraya getirmişti ve Laura ile Josh yaşıyor muydu?

Kapıyı aralayıp dışarıya baktım.Uzun bir koridorun en sonundaydım.Saydığım kadarıyla 15 tane oda vardı koridor boyunca.Etrafta gezen hiç kimseyi göremiyordum.Hem odalarda hem de koridorda pencereler yoktu.Ne biçim bir yerdi burası havasızlık beni çarpmıştı.Kapıyı kapatıp dışarı çıktım.Öncelikli hedefim Robert'ı bulmaktı.Ben buradaysam o da buralarda olmalıydı.Bir hastanede kapı kapı gezerek aradığınız kişiyi bulamazdınız.Sistemden aratıp oda numarasını bulmam gerekiyordu .Tabi eğer sistemde kayıtlıysa.Etrafta kullanabileceğim bir bilgisayar aramaya başladım.Koridorun her köşesinde güvenlik kamerası vardı.Koridorun sonuna kadar geldim ve sola döndüm şansıma bilgisayarların olduğu bir danışma yeri bulmuştum ama asıl garip olan kimsenin olmayışıydı.Çok da umursamadım muhtemelen öğlen yemeği saatiydi.Açık bulduğum bir bilgisayarın başına geçtim ve sistemi kurcalamaya başladım.Bizim kullandığımız sisteme benziyordu ama bazı farklılıklar da vardı.Çözmem çok zaman almadı.Arama yerine Robert'ın ismini ve soyismini yazıp arattım.Kayıt çıktığında heyecandan ellerim titriyordu.Durumu için hayatta yazıyordu.İçime bir rahatlama geldi hemen oda numarasına baktım.Üst katta 16 numaralı odaydı.

Robert'ın odasına gitmeden önce sistemde kendimi de aratmaya karar verdim.İsmimi soyismimi yazıp arattım ama çıkmadı.Bu garipti çünkü hastaneye gelen hastaları geldikleri ilk andan itibaren sisteme yazmaları gerekiyordu ayırca çantamda kişisel bilgilerimde vardı yani çantamda kimliği bulup beni sisteme yazmaları gerekiyordu.Bununla çok ilgilenmemeye karar verdim.Yukarı çıkan merdivenleri bulmam biraz zaman aldı burası labirent gibi bir yerdi.Nerde olduğumu anlamak zordu ve duvarlarda hastane planı yoktu.

Hızlı bir şekilde merdivenlerden üst kata çıktım.16 numarayı bulmam uzun sürmemişti.Kapıyı açarken kalbim ağzımda atıyordu.Hızlı nefeslerime engel olamıyordum.Derin bir nefes alıp kapıyı açtım ve içeriye girdim.Robert yatakta yatıyordu.Onu görünce rahatladım.Hemen yanına gidip ekrandan durumunu kontrol ettim.Koluna bir serum bağlanmıştı ve göğsünde hayati değerlerini görmek için holter bağlanmıştı.Hayati değerleri en azından bir insan için normaldi ama bunun bir vampir için ne demek olduğunu bilmiyordum.Sandalyeye oturup elini tuttum.

"Robert ben geldim."Beni duyabildiğini biliyordum.Kalp atışları benim varlığım yüzünden hızlanmıştı.Beni hissediyordu.Odanın kapısı açıldı.Hızlı bir şekilde başımı kapıya doğru çevirip kim olduğuna baktım.

"İrina nerdesin sen her yerde seni aradım".dedi Laura.Onu görünce rahatlamıştım.

"Robert'ı bulmak için çıktım.Sen nasılsın?Josh nerde?Siz iyi misiniz?"ard arda sıraladığım sorular yüzünden afallamıştı.Kız daha dünyayla yeni tanışıyordu ben onu soru yağmuruna tutuyordum.

"Biz iyiyiz merak etme.Josh Robert'ın doktoruyla görüşmeye gitti."dedi.Bana çantamı ve telefonumu verdi.

"Burası neresi"

"Bir hastaneymiş ama vampirler için olan bir hastaneymiş"

"Vampir hastanesi mi?"

"Evet.Burda çalışan herkes vampir.Burası yerin altında bulunuyor insanlar bulamasın diye".Bu aldığım kan kokusunu ve pencerelerin olmayışını açıklıyordu.

"Bombalar patlarken siz nerdeydiniz?"

"Biz korkutüneline girmiştik.Tünelde dolaşırken vagon durdu ve ışıklar söndü.İlk önce bunun normal bir şey olduğunu sandım ama çok korkunçtu.O tünelin içinde bir sürü korkunç şey vardı.

"Sen kesin korkup Josh'a sarılmışsındır"

"Evet ama konumuzun bununla ilgisi yok.Sonra bombalar patladı ve kapılar kilitlendi.Tünelde kaldık.Bütün bombalar dönme dolapta olduğu için tünel yıkılmadı.Josh kapıyı kırdı.Çıktığımızda herkes gitmiş ve dönme dolap tamamen yıkılmıştı.Josh yardım için diğer vampirleri çağırdı.Sizi enkazın altından çıkarıp buraya getirdik."

"Howell size bir şey yaptı mı?"

"Hayır.Kimse onu görmemiş,neyseki bize zarar veremedi."odaya giren Josh ile gözlerim kapıya döndü.Yalnız değildi.Yanında doktor olduğunu düşündüğüm beyaz önlüklü bir vampir vardı.

"Merhaba sen İrina olmalısın.Robert'ın ruh eşi"diyip yanıma gelip elini uzattı.

"Bu kadar popüler olduğumdan haberim yoktu"diyip elini sıktım.

"Liderin ruh eşini herkes bilir.Senin hakkında çok şey duyduk."Harika şimdiden vampirlerin dünyasında popüler olmuştum.

"Robert'ın durumu nasıl?"

"Omurgası zedelenmiş ve birkaç kemiği kırılmış.Kabin parçaları kaburgasına kadar parçalamış.Sıradan bir vampir bu bu kadara dayanamaz ama Robert birkaç güne toparlar ve yaraları iyileşir.Vampirler için yaptığımız özel tedavilerden daha hızlı bir tedavi uyguladık.Bu yüzden birkaç gün dinlenmesi lazım.Eminim çabucak toparlar.Uyandığı zaman taburcu olabilirsiniz."

Tıp okumama rağmen dediklerinden pek bir şey anlamadım.Sözlerinden tek çıkardığım şey Robert'ın neredeyse ölümcül bir durumda olduğu ve ona farklı bir şekilde tedavi yaptıkları için iyileşebildiğiydi.Evet aynen böyle demişti.Doktorların dilinden anlardım.Hastaların aklını karıştırmamak için böyle söylerlerdi.Ama ne kadar farklı bir tedavi uygulamışlardı ve bu nasıl bir tedaviydi?Vampirlere özgü yöntemler bu kadar etkili miydi?Çok da kurcalamaya gerek yoktu.Sonuç olarak Robert benimleydi,hayattaydı.Bu yeterliydi.

"O enkazın altında hayatta kalmanız bir mucize."dedi Josh

"Robert sayesinde"dedim.Robert'ın elini tutmaya devam ettim.

"Güvenlik kameralarına baktık.Howell tam biz enkazın yanına geldiğimizde görüntülenmiş.Sonra da uzaklaşmış ordan ,dün gece de gizlice lunaparka girip bombaları saklamış."

"Bütün bunları yalnız başına mı yapmış"dedi Laura

"Evet.İntikamını kendi başına almak istiyor."

"Önemi yok artık o intikamı asla alamicak"dedim

"Ben diğer vampirleri bilgilendirmeye gidiyorum"dedi Josh

"Ben de kantine gidip bir şeyler alıcam"dedi Laura

"Gelirken kahve de al"dedim

"Tamam tamam alırım"dedi.İkisi birlikte odadan çıktı.Robert'ın elinin yanına başımı koyup gözlerimi kapattım.Her şey sadece benim için zor oldu sanıyordum.Oysaki ikimiz de çok şey yaşamıştık.Önce babasını kaybetti.Sonra annesini,abim dediği adamdan ihanete uğrayıp onu öldürmek zorunda kaldı.Şimdi de üvey amcası kendi şahsi meselesi için intikam almaya çalışıyor.Koruması gereken bir miras var.Tüm bunlara rağmen beni her zaman ne olursa olsun korudu.Asla bana bir şey olmasına izin vermedi. Her zaman birbirimize destek olduk ve olmaya da devam edicez.

______________________________________-

Ne kadardır uyuduğumu bilmiyordum.Sırtım ağrıyordu.Saçlarımda okşayan eller hissettim ve başımı kaldırdım.Robert uyanmıştı.

"Günaydın uyuyan güzelim"diyip bana gülümsedi.

"Robert uyanmışsın"diyip ellerimi boynuna dolayıp ona sarıldım."Ne zaman uyandın?Nasıl hissediyorsun?Bir yerin ağrıyor mu?"off adam daha yeni uyandı ben yine bir sürü soru sıraladım.Ne yapayım hastanede çalışırken hastalara sora sora alıştım.

"Sakin ol meleğim.Ben gayet iyiyim az önce uyandım.Seni izledim.Hiçbir yerim ağrımıyor"

"Neden beni uyandırmadın çok endişelendim senin için"

"Çok güzel uyuyordun kıyamadım sana"dedi.Odaya Josh ve Laura girdi

"Kahramanımız da uyanmış demek.Doktorla konuştum çıkabiliriz"dedi Josh

"Laura kahveler nerde"dedim.Ona gelirken kahve almasını söylemiştim ama getirmemişti.

"Ben getirdim kahveleri sen uyuyordun.Ayrıca sen serumunu bitirmeden çıkmışsın"dedi.

"Serumun bitmeden mi çıktın?Neden?"dedi Robert.Adam ölümden döndü hala beni düşünüyor ya.

"Az kalmıştı zaten önemli değil.Ayrıca doktor olcam ben ihtiyacım yok"

"Her şeyde doktor kartını kullanamazsın küçük hanım "dedi Robert ve yanağımdan makas aldı.

"Gidelim artık eve.Robert sen yürüyebilir misin?"

"Yürüyebilirim İrina .Abartmana gerek yok tatlım" dedi ve ayağa kalktı.Birlikte otoparka doğru yürüdük.Laura ve Josh ile vedalaşıp arabaya bindik.

"Sen sürme ben süreyim bugün"dedim

"Araba sürebilirim İrina"

"Olsun yine de ben sürücem"diyip sürücü koltuğuna oturdum.Eve doğru sürmeye başladım.

______________________________________________________________--

"Robert!Neden ayaktasın!Yatıp dinlenmen lazım"

"Biraz yürümek istedim"

"Yine de bana haber verseydin.Şimdi kanapeye geri dönüp uzan "

"İrina abartıyorsun.Doktor sadece önlem olsun diye dedi ben gayet iyiyim"

"Sus.Doktorların sözünden çıkılmaz.Ben bir doktor adayıyım.Biliyorum heralde bir şeyler"

"Tamam Doktor Hanım.Uzanıcam"dedi.Ay bana Doktor Hanım mı dedi o.Henüz doktor değildim ama bana Doktor Hanım demesi çok hoşuma gitmişti.

"Aferin yakışıklıma"

"Yakışıklın mıyım cidden?"

"Yakışıklımsın".dedim çok mutlu bir şekilde kanepeye geri dönüp televizyon izlemeye devam etti.Ben de mutfağa girip ona sevdiği cookielerden yaptım.Yanına da onun sevdiği gibi sütlü kahve yaptım.

"Bak en sevdiğin şeylerden yaptım.Hepsini bitirceksin."diyip tepsiyi kucağına koydum.

"En sevdiğim şey sensin"dedi.Kurabiyeleri yemeye başladı.Birlikte televizyonda açtığımız filmi izlemeye başladık.Son birkaç gün cidden olaylı geçmişti.Sanırım bir süre lunaparka gidemeyecektim.Saat geç olmuştu ve ikimizin de uyuması gerekiyordu çok zor şeyler atlatmıştık.

"Robert yatalım artık üst kata çıkabilir misin?Yardım edeyim mi?"

"Ben yürüyebiliyorum İrina unuttun mu?"

"Olsun yine de koluna gireyim"diyip koluna girdim.Birlikte merdivenlerden çıkmaya başladık.Tabiki benim hiçbir etkim yoktu ama yine de içimin rahat etmesini istiyordum.

Odaya girip kapıyı kapattım.Yorganı üzerimize çekip Robert'a sarıldım.sonra hemen kendimi geri çektim."Acıdı mı?"diye sordum.Onu o kadar özlemiştim ki durumunu unutmuştum.

"Acımıyor İrina"diyip beni kendine çekip sarıldı.

"Sana nasıl bir tedavi yöntemi yaptılar da hemen iyileştin?"dedim.Vampirlere özgü yöntemler oldukça güçlü olmalıydı.Yoksa Robert bile o enkazdan sağ çıkamazdı.

"Klasik bir vampir tedavisi çok da önemli bir şey değil boşver"dedi.Geçiştirmeye çalışıyordu ama ben tıp okuyordum tıp.Vampir de olsa sağlıkla ilgili her şeyler ilgileniyordum özellikle ruh eşimi hayata döndüren o tedavi ile.

"Bilmek istiyorum merak ediyorum"dedim.Israrlarıma dayanamayıp söylemeye karar verdi.

"Vampir vücudu ölüm anında farklı çalışır.Organlar ve sistemler ölüme yaklaştıkça daha hızlı çalışır.Dolayısıyla vücut kendini daha çabuk iyileştirebilir.Ama bunu yaparken çok enerji harcanır bu yüzden bol miktarda kan tüketilmesi gerekir bir vampirin günlük kan ihtiyacından bile daha fazla.Enkazdan çıkarıldığım anda ölüm tehlikem yoktu.Ancak kan kaybediyordum ve omurgam zedelenmiş kemiklerim kırılmıştı.Olabildiğince hızlı iyileşemezsem ölücektim."

"Bu yüzden seni ölüme yaklaştırmaya çalıştılar"dedim.Vampirlerin yöntemleri gerçekten inanılmazdı.Yine de ona ölümcül yöntemler uygulamışlardı.Onu öldürmeye çalışmışlardı.Ne kadar da acımıştır canı.

"Evet ne kadar çok ölüme yaklaşırsam o kadar çabuk iyileşicektim."

"Acıttı mı?"

"Hayır.zehirle uyuşturdular."Elimi yüzüne götürüp okşadım.Mavi gözleri karanlığa rağmen parlıyordu.

"Biliyor musun sana hep bir şeyi söylemek istedim.İlk gördüğüm andan beri mavi gözlerini çok seviyorum.Gözlerinde hem okyanus hem gökyüzü var."

"Ben de senin gözlerini seviyorum"

"Normal kahverengi göz işte"dedim

"Beni öldürecek kadar güzel bir kahverengi"dedi.Sonunda ona itiraf etmiştim.Artık içim daha rahattı.İkimizde yorgunluğumuza yenik düşüp uykuya daldık.

Ruh eşin kalbinin diğer yarısı