Doğu ve Batı kitap kapağı

4. bölüm / 6

Doğu ve Batı

Karşılaşma

Vaveyla Yazarı: Ferde Ak

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: Karşılaşma

BÖLÜM 3 - Müslüm Gürses -Hangimiz Sevmedik

Yolun son saatlerinde gözlerimi açık tutmak bile zorlaşmıştı.

Başımı arabanın camına yaslamış, dışarıdaki manzarayı bulanık gözlerle izliyordum.

Saatlerdir yoldaydık.

Ne kadar süredir oturduğumu, kaç kez uyuyup uyandığımı bilmiyordum.

Sadece bedenimin artık bu yolculuğu kaldıramadığını hissediyordum.

Annem birkaç kez bana dönüp bakmıştı.

— İyi misin Ada?

Gözlerimi camdan ayırmadan cevap verdim.

— İyiyim.

Babam dikiz aynasından bana baktı.

— Emin misin?

Bu kez başımı kaldırdım.

— Biraz yoruldum sadece.

Aslında birazdan fazlasıydı.

Başım ağırlaşıyor, gözlerim kapanmak istiyor, bütün bedenim uzun bir yolculuğun ağırlığını taşıyormuş gibi hissediyordum.

Ama daha fazla konuşmak istemiyordum.

Kulaklığımı taktım.

Başımı yeniden cama yasladım.

Ve gözlerimi kapattım.

---

Arabanın yavaşladığını hissettiğimde gözlerimi açtım.

Camdan dışarı baktım.

Büyük, taş duvarların önünden geçiyorduk.

Birkaç saniye sonra araba durdu.

Babam motoru kapattı.

— Geldik.

Gözlerimi birkaç kez kırpıştırdım.

— Geldik mi?

Annem gülümsedi.

— Evet.

Arka koltuktan doğrulmaya çalıştığımda bütün bedenim sanki bana karşı koydu.

— Çok yoruldum.

Annem elimi tuttu.

— Belli oluyor.

Arabadan indik.

Hava kapalıydı.

Gökyüzü griydi.

Uzaklardan gök gürültüsüne benzeyen boğuk bir ses geliyordu.

Babam bagajı açtı ve valizlerimi çıkardı.

Ben ise birkaç adım geride durup etrafa baktım.

Burası benim alıştığım yerlerden çok farklıydı.

Sokaklar daha sessizdi.

Evler daha büyük görünüyordu.

Ve havada, yağmurdan hemen önce oluşan o ağır koku vardı.

Annem yanıma geldi.

— Birkaç gün burada kalacaksın.

Başımı ona çevirdim.

— Siz?

Annem bir an sustu.

— Biz Karahan Konağı'na geçeceğiz.

Kaşlarımı çattım.

— Ben gelmiyor muyum?

— Bugün dinlenmen daha iyi.

Babam da yanımıza geldi.

— Hem burada kalacağın yer hazır. Rahat edersin.

İtiraz etmek istedim.

Ama gerçekten gücüm yoktu.

— Peki.

Annem saçımı düzeltti.

— Birkaç saat dinlen. Sonra seni almaya geliriz.

— Tamam.

Babam valizimi kapının önüne bıraktı.

İkisine de baktım.

İçimde garip bir yalnızlık hissi oluştu.

Onlar arabaya bindiler.

Ben kapının önünde kaldım.

Araba uzaklaşırken gözlerim istemsizce arkasından gitti.

Ve ilk defa gerçekten ne kadar uzakta olduğumu hissettim.

---

Odam sessizdi.

Fazlasıyla sessiz.

Valizimi açmaya bile uğraşmadım.

Üzerimdeki kıyafetlerle yatağa uzandım.

Gözlerimi kapattığımda birkaç dakika içinde uykuya daldım.

Ne kadar zaman geçtiğini bilmiyordum.

Uyandığımda odanın içi kararmıştı.

Bir süre tavana baktım.

Başım artık eskisi kadar ağır değildi.

Telefonumu elime aldım.

Saat ilerlemişti.

Yatağın içinde biraz daha oturduktan sonra ayağa kalktım.

Pencereye yaklaştım.

Gökyüzü tamamen kapanmıştı.

Yağmur başlamasına çok az kalmış gibiydi.

İçimde bir sıkıntı vardı.

Duvarların arasında daha fazla duramayacağımı hissettim.

Üzerime ince bir şey alıp aşağı indim.

Dışarı çıktığımda hava serindi.

Derin bir nefes aldım.

Yolculuğun ağırlığı biraz olsun üzerimden kalkmıştı.

Sokağın başına kadar yürüdüm.

Tam geri dönecekken ilk damla yanağıma düştü.

Sonra bir tane daha.

Ardından yağmur hızlandı.

— Harika…

Başımı kaldırıp gökyüzüne baktım.

Birkaç saniye içinde saçlarım ıslanmaya başlamıştı.

Koşmak yerine olduğum yerde kaldım.

Nedense yağmurun altında yürümek iyi hissettiriyordu.

---

Aynı saatlerde Karahan Konağı'nda Miran'ın sabrı tükenmek üzereydi.

Babası karşısındaki koltukta oturuyordu.

— Miran, git ve Ada'yı getir.

Miran başını kaldırdı.

— Kendi gelmek istemedi mi?

— Ada yolculuktan sonra çok yorulmuş. Biraz dinlenmesi için ailesi onu kalacağı yere bıraktı.

Miran sessiz kaldı.

— Yarın da gidebiliriz.

Babası başını iki yana salladı.

— Hayır. Bu akşam burada olması gerekiyor.

— Neden?

— Çünkü aileler bir araya gelecek.

Miran derin bir nefes aldı.

— Benim gitmem şart mı?

Amcası araya girdi.

— Bu kadar zorlaştırma.

Miran ona baktı.

— Zorlaştırmıyorum.

— Öyle görünüyorsun.

Miran ayağa kalktı.

— Tamam.

Ceketini aldı.

— Gidiyorum.

Kapıya yöneldiğinde babasının sesi arkasından geldi.

— Miran.

Durdu.

— Kızı korkutma.

Miran dönüp babasına baktı.

— Ben kimseyi korkutmuyorum.

Amcası hafifçe güldü.

— Sen farkında değilsin belki.

Miran cevap vermedi.

Kapıyı açıp çıktı.

---

Arabasına bindiğinde dışarıdaki yağmur artık iyice hızlanmıştı.

Silecekleri çalıştırdı.

Motorun sesi gecenin sessizliğine karıştı.

Miran radyoyu açtı.

Birkaç saniye sonra tanıdığı bir şarkı çalmaya başladı.

Müslüm Gürses — Hangimiz Sevmedik.

Miran şarkıyı değiştirmedi.

Direksiyona bir eliyle tutunup yola çıktı.

Yağmur giderek şiddetleniyordu.

Farların ışığı ıslak yolda uzayıp gidiyordu.

O sırada Miran'ın aklında tek bir düşünce vardı.

Ada'yı alıp geri dönecekti.

Hepsi bu.

Ne daha fazlası…

Ne daha azı.

En azından o öyle sanıyordu.

---

Yağmurun altında yürürken artık ıslanıp ıslanmadığımı bile umursamıyordum.Saçlarım yüzüme yapışmış, üzerimdeki ince hırka tamamen ağırlaşmıştı.Tam geri dönmeye karar verdiğim sırada ileriden bir arabanın farları göründü.Araba yavaşladı.Ben yolun kenarına çekildim.Birkaç metre ilerimde durdu.Motor hâlâ çalışıyordu.Radyodan kısık bir sesle Hangimiz Sevmedik çalıyordu.Arabanın kapısı açıldı.İçeriden bir adam indi.Yağmurun altında birkaç adım attı.Ben olduğum yerde kaldım.Adam bana doğru yaklaşırken gözlerimi kıstım.Yüzünü daha önce hiç görmemiştim.Ama bakışlarındaki ciddiyet, nedense beni tetikte tutmaya yetmişti.Birkaç adım önümde durdu
.— Ada?
Sesini ilk kez duyduğumda, nedense ismimi ondan duymak garip geldi
.— Evet.
Bakışları üzerimde kısa bir süre dolaştı.— Seni almaya geldim.Kaşlarımı çattım.— Kimsin sen?Bir an sustu.Sanki bu soruyu beklemiyordu.
— Miran.
İsim bir anda zihnimde yerine oturdu.Miran.
Karahanların oğlu.Varis.
Hakkında gün boyunca birkaç kez duyduğum isim
.— Sen misin?
Kaşlarından biri hafifçe kalktı.
— Ne?
— Miran
.— Evet.—
Daha farklı biri bekliyordum
.İlk kez yüzündeki o ciddi ifade hafifçe değişti
.— Nasıl biri?
Omuzlarımı silktim
.— Bilmiyorum. Seni tanımıyorum ki.
— O zaman nasıl birini beklediğini de bilmiyorsun
.İstemeden sustum.Haklıydı.Ama bunu ona söylemeye hiç niyetim yoktu
.— Ailem seni almamı istedi, dedi
.— Biliyorum
.— O zaman neden dışarıdasın?Yağmurun altında gökyüzüne baktım
.— İçeride durmak istemedim
.— Yağmur yağıyor.—
Fark ettim.Miran birkaç saniye yüzüme baktı.
— Fark ettiğine eminim.
— Çok komiksin
.— Komik olmaya çalışmıyorum
.— Daha kötü.Bu kez gerçekten çok hafif güldü.O kadar kısa sürdü ki gördüğümden bile emin olamadım.Sonra arabanın kapısını açtı.— Hadi.
Yerimden kıpırdamadım.
— Nereye?Miran bana baktı.
— Konağa
.— Ben yürüyerek giderim.Bakışları önce üzerimdeki ıslak kıyafetlere, sonra ayakkabılarıma kaydı.
— Bu hâlinle mi?
— Biraz yağmurdan bir şey olmaz
.— Biraz yağmurdan değil.Arabanın kapısını açık tutarak bana baktı.
— Sen neredeyse sırılsıklam olmuşsun.
Kollarımı göğsümde birleştirdim
.— Sen de yağmurun altında duruyorsun
.— Benim arabam iki adım ötede.İstemsizce arkasındaki arabaya baktım.
— Çok zekisin.
— Bunu iltifat olarak kabul edeceğim.Gözlerimi devirdim
.— Kendine fazla güveniyorsun.
— Genelde işe yarıyor.
— Bende yaramadı.Miran birkaç saniye sustu.Sonra başını hafifçe yana eğdi
.— Fark ettim.
Birbirimize baktık.Yağmur ikimizin arasındaki sessizliği dolduruyordu.Sonunda iç geçirdim.
— Tamam.
Arabanın yanına doğru yürüdüm.Tam binecekken Miran seslendi.
— Ada.
Dönüp baktım
.— Ne?
— Üşüyor musun?
Soruyu beklemiyordum.Bir an duraksadım
.— Biraz
.Miran başıyla arabayı işaret etti.
— O zaman bin.
Bu kez itiraz etmedim.Arabaya oturdum.Kapıyı kapattığım anda yağmurun sesi dışarıda kaldı.Miran birkaç saniye sonra sürücü koltuğuna geçti.Aramızda sessizlik oluştu.Radyoda hâlâ aynı şarkı çalıyordu.Miran kontağı kontrol edip yola çıktı.Ben camdan dışarı bakarken bir süre sonra dayanamadım
.— Hep böyle misin?
Gözlerini yoldan ayırmadı
.— Nasıl?
— İnsanları sorguya çekerek mi tanıyorsun?
— Sen de beni sorguya çektin.Başımı ona çevirdim.
— Ben sadece merak etti
.— Ben de.
— Ne merak ettin?Bu kez bana kısa bir bakış attı.
— Senin neden bu kadar inatçı olduğunu
.Dudaklarımı bastırarak gülümsememi engellemeye çalıştım.
— Belki de seni sevmedim.Miran'ın yüzünde belli belirsiz bir gülümseme oluştu.
— Daha beş dakika oldu
.— Yeterli bir süre.
— O kadar hızlı karar veriyorsun demek.— Bazen
.— Yanılabilirsin.Camdan dışarı döndüm.
— Sen de.
Miran cevap vermedi.Ama yüzündeki o küçük gülümseme birkaç saniye daha kaybolmadı.Dışarıda yağmur bütün şiddetiyle yağmaya devam ederken, arabada iki yabancı yan yana oturuyordu.Henüz birbirlerini tanımıyorlardı.Henüz birbirlerinin hayatında ne kadar büyük bir yer kaplayacaklarını bilmiyorlardı.Ama ikisi de farkında olmadan, o gece atılan ilk adımı çoktan atmıştı.