6. bölüm / 6
Doğu ve BatıAYNI SOFRADA
Bölümler 6Şu an: AYNI SOFRADA
- 1 Karakterler311 kelime
- 2 Yolculuk262 kelime
- 3 Varis940 kelime
- 4 Karşılaşma1.191 kelime
- 5 İLK İZLENİM1.185 kelime
- 6 AYNI SOFRADA1.678 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
5. BÖLÜM
AYNI SOFRADA
Sabah olduğunda Ada, gözlerini açar açmaz birkaç saniye nerede olduğunu anlamaya çalıştı.
Tavan yabancıydı.
Oda yabancıydı.
Perdenin arasından içeri giren güneş bile kendi evindeki sabahlardan farklıydı.
Sonra dün geceyi hatırladı.
Yolculuğu.
Yağmuru.
Miran'ı.
Karahan Konağı'nı.
Ve herkesin ondan sakladığı şeyi...
Ada yatağın içinde doğruldu.
Telefonunu eline alıp saate baktı.
08.17.
“Daha erkendir,” diye mırıldandı.
Tam tekrar uzanacakken kapı çalındı.
Ada istemeden doğruldu.
“Kim?”
“Benim.”
Kadın sesiydi.
Ada kapıya doğru yürüyüp açtı.
Karşısında Miran'ın annesi duruyordu.
Elinde kahvaltı tepsisi vardı.
Ada şaşırdı.
“Günaydın.”
“Günaydın kızım. Uyandırdım mı?”
“Hayır, zaten uyanmıştım.”
Kadın içeri girdi.
“Biraz kahvaltı et. Dün doğru düzgün bir şey yiyemedin.”
Ada mahcup bir ifadeyle:
“Gerek yoktu, zahmet etmişsiniz.”
“Zahmet mi?”
Kadın gülümsedi.
“Sen burada misafirsin.”
Ada tepsiye baktı.
Sonra kadına.
“Ne kadar kalacağım?”
Kadının yüzündeki gülümseme bir anlığına kayboldu.
Çok kısa bir andı.
Ama Ada fark etmişti.
“Bunu annenle konuşman daha doğru olur.”
Ada'nın içindeki merak yeniden canlandı.
“Burada kalmamın sebebi de mi annemle ilgili?”
Kadın cevap vermeden önce birkaç saniye bekledi.
“Sen çok soru soruyorsun.”
Ada hafifçe gülümsedi.
“Kimse cevap vermeyince mecbur kalıyorum.”
Kadın istemeden güldü.
“Bunu Miran da söyler.”
Ada kaşını kaldırdı.
“Gerçekten mi?”
“Çocukluğundan beri.”
“Demek ortak bir özelliğimiz var.”
“Sanırım.”
Kadın kapıya doğru yürürken durdu.
“Hazırlandığında aşağı in. Bugün seni aileyle tanıştıracağız.”
Ada'nın yüzü düştü.
“Daha fazla kişi mi var?”
Kadın güldü.
“Daha görmediklerin var.”
“Harika.”
“Alışacaksın.”
Ada hemen cevap verdi.
“Umarım.”
Kadın çıktı.
Ada kapıyı kapattıktan sonra yatağın kenarına oturdu.
“Bugün kesin bir şeyler öğreneceğim.”
Kendi kendine söz verir gibi başını salladı.
“Kesin.”
---
Konağın alt katı sabah saatlerinde bile hareketliydi.
Mutfaktan gelen tabak sesleri, koridorda gidip gelen insanların ayak sesleri ve arada yükselen konuşmalar birbirine karışıyordu.
Ada merdivenlerden inerken ilk olarak geniş salondaki kalabalığı gördü.
Miran masanın başında oturuyordu.
Üzerinde sade, koyu renk bir gömlek vardı.
Yanında ise Ada'nın daha önce görmediği genç bir adam oturuyordu.
Genç adam Ada'yı görür görmez Miran'a dirseğiyle hafifçe dokundu.
Miran ona baktı.
“Ne?”
“Hiç.”
“Ne sırıtıyorsun?”
“Bir şey yok dedim.”
Ada merdivenlerin son basamağına geldiğinde genç adam ayağa kalktı.
“Sen Ada'sın.”
Ada durdu.
“Evet.”
Adam elini uzattı.
“Baran.”
Ada elini sıktı.
“Miran'ın...”
“Kuzeni.”
Baran hemen cevap verdi.
“Ve bu evde Miran'ı en çok sinirlendiren insan.”
Miran sandalyesine yaslandı.
“Bunu gururla söylemene gerek yok.”
Baran güldü.
“Gerçekleri konuşuyorum.”
Ada'nın yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.
Baran ona baktı.
“Demek sensin.”
Ada'nın gülümsemesi kayboldu.
“Ben kimim?”
Baran cevap verecekken Miran araya girdi.
“Baran.”
Tek kelimeydi.
Ama yeterliydi.
Baran ellerini kaldırdı.
“Tamam, sustum.”
Ada ikisine baktı.
“Benim hakkımda ne biliyorsun?”
Baran'ın yüzündeki ifade değişti.
“Bir şey bilmiyorum.”
Ada başını yana eğdi.
“Emin misin?”
“Eminim.”
Miran araya girdi.
“Baran'ın emin olduğu tek şey kendi söyledikleridir.”
Baran gülerek:
“Bak, daha kahvaltı yapmadan başladı.”
Tam o sırada salona genç bir kız girdi.
Uzun saçlarını omzunun arkasına atıp Ada'ya baktı.
Bir süre hiçbir şey söylemedi.
Sonra Miran'a döndü.
“Bu Ada mı?”
“Evet.”
Kız Ada'ya yaklaştı.
“Ben Dilan.”
Ada gülümsedi.
“Memnun oldum.”
“Ben de.”
Dilan Ada'yı baştan aşağı süzmedi.
Tam tersine, doğrudan gözlerinin içine baktı.
“Çok farklıymışsın.”
Ada şaşırdı.
“Nasıl yani?”
Dilan gülümsedi.
“Bilmem. Kafamda başka türlü canlandırmıştım.”
Baran araya girdi.
“Sen kafanda nasıl canlandırmıştın?”
“Sus Baran.”
“Tamam.”
Miran başını iki yana salladı.
“İkiniz de beş dakika sessiz durabilir misiniz?”
Dilan ve Baran aynı anda:
“Hayır.”
Ada gülmemek için dudaklarını birbirine bastırdı.
Miran ona baktı.
“Sen de gülme.”
“Ben bir şey yapmadım.”
“Yüzünden belli.”
Ada ilk kez Miran'ın yanında gerçekten rahatladığını fark etti.
Ama bu rahatlık uzun sürmedi.
Çünkü salonun diğer ucundan yaşlı bir kadın geldi.
Herkes sustu.
Dilan'ın yüzündeki gülümseme kayboldu.
Baran ayağa kalktı.
Miran da doğruldu.
Kadın ağır adımlarla masaya yaklaştı.
Ada onu ilk kez görüyordu.
Saçları tamamen beyazlamıştı.
Üzerinde koyu renk, uzun bir kıyafet vardı.
Bakışları sertti.
Ama soğuk değildi.
Kadın Ada'nın karşısında durdu.
Uzun süre hiçbir şey söylemeden ona baktı.
Ada ne yapacağını bilemedi.
Sonunda kadın konuştu.
“Yaklaş.”
Ada bir adım attı.
Kadın Ada'nın yüzüne baktı.
Sonra elini kaldırıp yanağına hafifçe dokundu.
Ada şaşırdı.
Kadının gözlerinde bir anlığına farklı bir ifade belirdi.
Sanki yıllardır beklediği birini görmüş gibiydi.
“Büyümüşsün.”
Ada'nın kaşları çatıldı.
“Beni daha önce gördünüz mü?”
Salonda sessizlik oldu.
Miran'ın bakışları doğrudan büyükannesine çevrildi.
Kadın elini Ada'nın yanağından çekti.
“Hayır.”
Ada bu cevaptan hiç emin olmadı.
Kadın masaya oturdu.
“Adın ne?”
“Ada.”
“Biliyorum.”
Ada'nın kalbi bir an hızlandı.
“Biliyorsunuz?”
Kadın sakin bir şekilde çayını aldı.
“Burada herkes seni biliyor.”
Ada'nın gözleri masadakiler arasında dolaştı.
“Ben neden kimseyi bilmiyorum?”
Bu kez kimse cevap vermedi.
Kadın yalnızca:
“Çünkü senin bilmen gereken zaman henüz gelmedi,” dedi.
Ada'nın yüzü düştü.
“Bu cümleyi gerçekten herkes ezberlemiş.”
Baran başını önüne eğip gülmemeye çalıştı.
Dilan dirseğiyle onu dürttü.
Miran ise Ada'ya baktı.
Ada'nın sinirlendiği belliydi.
Tam o sırada Miran'ın babası içeri girdi.
“Günaydın.”
Herkes selam verdi.
Cemal Karahan masanın başına geçti.
Bakışları Ada'da durdu.
“İyi uyudun mu?”
“Evet, teşekkür ederim.”
“Bugün biraz dinlen.”
Ada dayanamadı.
“Ben dinlenmekten çok ne olduğunu öğrenmek istiyorum.”
Masadaki herkes sustu.
Cemal'in yüzünde hafif bir tebessüm oluştu.
“Sabırsızsın.”
“Bence sabırsız değilim.”
Ada sakin bir sesle devam etti.
“Dün gece buraya geldim. Herkes beni tanıyor. Herkes benim hakkımda bir şey biliyor. Ben ise neden burada olduğumu bile bilmiyorum.”
Miran'ın babası birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra:
“Haklısın.”
Ada şaşırdı.
İlk defa biri ona bunu söylüyordu.
“Öyleyse anlatın.”
“Henüz değil.”
Ada derin bir nefes aldı.
“Tamam.”
Sandalyeye oturdu.
“Ben de beklerim.”
Baran Miran'a doğru eğildi.
“Bence bu kız sana benziyor.”
Miran kaşını kaldırdı.
“Nasıl?”
“İkiniz de susup susup sonra bir anda ortalığı karıştırıyorsunuz.”
Ada istemeden güldü.
Miran Baran'a baktı.
“Yemek ye.”
Baran hemen tabağına yöneldi.
---
Kahvaltıdan sonra Ada konağın bahçesine çıktı.
Dilan da peşinden geldi.
“Biraz yürüyelim mi?”
Ada memnuniyetle başını salladı.
“Olur.”
Bir süre yan yana yürüdüler.
Dilan sessizliği bozdu.
“Miran'a kızma.”
Ada şaşkınlıkla baktı.
“Niye kızayım?”
“Çünkü o da hiçbir şey bilmiyor.”
Ada durdu.
“Emin misin?”
“Evet.”
“Bana öyle gelmiyor.”
Dilan gülümsedi.
“Çünkü Miran hiçbir şey bilmese bile biliyormuş gibi görünür.”
Ada ilk kez içtenlikle güldü.
“Evet. Biraz öyle.”
“Çocukluğundan beri böyle.”
“Sen kardeşi misin?”
“Kuzeniyim.”
“Yakınsınız.”
“Çok.”
Dilan bir süre sustu.
Sonra:
“Miran dışarıdan nasıl görünürse görünsün, ailesine çok bağlıdır.”
Ada ona baktı.
“Belli oluyor.”
“Bir de çok fazla sorumluluk taşıyor.”
“Varis olduğu için mi?”
Dilan başını salladı.
“Evet.”
Ada'nın yüzündeki ifade değişti.
“Gerçekten herkes onun varis olduğunu böyle normal mi karşılıyor?”
“Bizim için normal.”
“Peki o?”
Dilan bir an düşündü.
“Onun için de normal.”
Sonra hafifçe gülümsedi.
“En azından öyle davranıyor.”
Ada, Miran'ın dün geceki halini hatırladı.
“Bence bazı şeyleri düşündüğünden daha fazla kafasına takıyor.”
Dilan ona baktı.
“Bunu iki günde nasıl anladın?”
Ada omuz silkti.
“Bilmiyorum.”
Dilan'ın yüzünde anlamlı bir gülümseme oluştu.
Ada hemen fark etti.
“Öyle bakma.”
“Nasıl bakıyorum?”
“Bir şey biliyormuşsun gibi.”
“Belki biliyorumdur.”
“Dilan.”
“Tamam, tamam.”
İkisi de güldü.
---
Öğleden sonra konakta hazırlık başladı.
Akşam yemeğine ailenin diğer büyükleri de gelecekti.
Ada odasında hazırlanırken kapı çalındı.
“Gir.”
Dilan içeri girdi.
“Hazır mısın?”
“Hayır.”
“Ben de öyle tahmin etmiştim.”
Ada aynaya baktı.
“Kaç kişi gelecek?”
“Çok.”
“Kaç?”
Dilan düşündü.
“Saymayı bıraktım.”
Ada derin bir nefes aldı.
“Ben neden buraya geldim?”
Dilan kapının yanında durdu.
“Bunu gerçekten bilmiyor musun?”
Ada ona döndü.
“Sen biliyor musun?”
Dilan sustu.
Ada hemen anladı.
“Dilan.”
“Ben sadece bazı şeyleri duydum.”
“Ne duydun?”
Dilan cevap vermedi.
Ada yanına gitti.
“Ne duydun?”
Dilan gözlerini kaçırdı.
“Senin annenle bizim aile eskiden beri tanışıyor.”
“Bunu biliyorum.”
“Ve...”
Dilan sustu.
“Ve?”
“Senin burada olman eskiden verilmiş bir kararla ilgili olabilir.”
Ada'nın yüzü değişti.
“Ne kararı?”
Dilan cevap vermeden önce kapı açıldı.
Miran kapının önünde duruyordu.
İkisine baktı.
“Ne yapıyorsunuz?”
Dilan hemen:
“Hiç.”
Ada Miran'a döndü.
“Sen de hiçbir şey bilmiyorsun, değil mi?”
Miran birkaç saniye sustu.
Sonra Dilan'a baktı.
“Ne söyledin?”
Dilan:
“Bir şey söylemedim.”
Ada araya girdi.
“Bir şey söyledi.”
Miran içeri girmeden kapının kenarında durdu.
“Dilan.”
Dilan'ın yüzü düştü.
“Tamam. Ben aşağıdayım.”
Kız çıktı.
Ada ile Miran odada yalnız kaldı.
Ada kollarını bağladı.
“Bir karar.”
Miran ona baktı.
“Ne kararı?”
“Dilan öyle bir şey söyledi.”
Miran birkaç saniye sustu.
“Ben bilmiyorum.”
Ada başını salladı.
“Gerçekten mi?”
“Gerçekten.”
“Peki öğrenmeye çalışıyor musun?”
Miran'ın bakışları sertleşti.
“Evet.”
“Benim için mi?”
“Hayır.”
Ada şaşırdı.
Miran devam etti:
“Kendim için.”
Ada bir an sustu.
Sonra başını salladı.
“En azından dürüstsün.”
Miran hafifçe gülümsedi.
“Bunu daha önce de söyledin.”
“Çünkü önemli.”
Miran kapıya yöneldi.
“Akşam aşağı in.”
“Emir mi?”
Miran arkasına döndü.
“Hayır.”
“İyi.”
“Rica.”
Ada gülümsedi.
“Daha iyi.”
Miran çıktı.
Ada birkaç saniye kapıya baktı.
Sonra kendi kendine:
“Bu ailede herkes ayrı bir gizem.”
---
Akşam olduğunda konak yeniden kalabalıklaştı.
Sofrada aile büyükleri yerlerini aldı.
Ada, Miran'ın yanında oturuyordu.
Karşılarında Dilan ve Baran vardı.
Miran'ın amcası Harun Bey, Ada'yı dikkatle inceliyordu.
Bir süre sonra:
“Senin baban hâlâ aynı yerde mi çalışıyor?”
Ada şaşırdı.
“Evet.”
Harun Bey başını salladı.
“Uzun zaman olmuş.”
Ada kaşlarını çattı.
“Siz babamı tanıyor musunuz?”
Harun Bey cevap vermeden önce Cemal ona baktı.
Tek bakış.
Harun Bey sustu.
Ada bunu kaçırmadı.
“Tanıyorsunuz.”
Harun Bey gülümsemeye çalıştı.
“Eski bir tanışıklık.”
“Ne kadar eski?”
“Çok.”
Ada daha fazla soracakken masanın diğer ucundan yaşlı kadın konuştu.
“Yemek soğuyor.”
Herkes sustu.
Ada da sustu.
Ama artık emindi.
Bu aile onun ailesini sandığından çok daha uzun zamandır tanıyordu.
Yemek devam ederken Miran'ın telefonu çaldı.
Miran ekrana baktı.
Bir anda yüzü değişti.
Ayağa kalktı.
“Affedersiniz.”
Salondan çıktı.
Ada gözleriyle onu takip etti.
Baran bunu fark etti.
“Merak etme.”
Ada ona döndü.
“Neyi?”
“Miran'ın yüzü değişti diye kötü bir şey olmak zorunda değil.”
“Ben bir şey demedim.”
“Yüzünden belli.”
Ada gözlerini devirdi.
“Bu evde herkes insanların yüzünü okumayı nereden öğrendi?”
Baran güldü.
“Hayatta kalmak için.”
Ada gülümserken dışarıdan yükselen sesleri duydu.
Miran telefonda konuşuyordu.
“Emin misin?”
Kısa bir sessizlik.
“Ne zamandan beri biliyorsun?”
Ada'nın gülümsemesi kayboldu.
Miran'ın sesi daha da sertleşti.
“Hayır. Bunu babama ben söyleyeceğim.”
Ada ayağa kalkacakken Miran içeri girdi.
Göz göze geldiler.
Miran birkaç saniye ona baktı.
Sonra babasına döndü.
“Baba.”
Cemal ayağa kalktı.
“Ne oldu?”
Miran'ın sesi alçaktı.
“Geçmişten biri ortaya çıkmış.”
Salondaki hava bir anda değişti.
Ada'nın kalbi hızlandı.
Cemal'in yüzü sertleşti.
“Kim?”
Miran cevap vermeden önce Ada'ya baktı.
Sonra:
“Onun ailesini bilen biri.”
Ada'nın nefesi kesildi.
“Benim ailemi mi?”
Miran cevap vermedi.
Çünkü o anda, konağın kapısında bir araba durmuştu.
Ve dışarıdan gelen adamın söylediği ilk cümle, yıllardır saklanan sırrın kapısını aralayacaktı:
“Karahan ailesine yıllar önce yarım kalan bir hesabı tamamlamaya geldim.”
