6. bölüm / 6
Doğanın 4 Mirası; ElementlerAeris: Hava Tapınağı ve Ana Tapınak
Bölümler 6Şu an: Aeris: Hava Tapınağı ve Ana Tapınak
Ömer'in gözü hala bağlıydı. "Evim, güzel evim!" Dedi ve hemen girişte olan büyülü taşa Rüzgar'ın da anlayacağı farklı bir dilde "Açıl susam açıl." Dedi ve Aeris'in kapısı açıldı. "Hangi dilde konuştun? Ve ben nasıl anladım?" Diye bir soru sordu. "Satrina dili. Şu anda üzerinde bulunduğun ülkenin dili. Bunu biliyorsun çünkü Element Kullanıcısı'sın." Dedi Ömer. Yanından öğrenciler geçiyordu ve epey büyüktüler. "Bunlar kim?" Diye sordu Rüzgar. "Hava öğrencileri." Dedi Ömer yine sakince. "Ne! Ben tek Element Kullanıcısı değil miyim? Bunlar nasıl öğreniyor?" Diye sitem etti Rüzgar ancak Ömer her zaman ki gibi sakinlikle "Sesin asla inmiyor değil mi? Onlar havaya yön veriyor, havayı kontrol edemiyor veya yaratamıyorlar. Sen ise yaratıp kontrol ediyorsun." Dedi. Rüzgar bunların arasındaki fark ne diye düşündü ancak Ömer içeri girdiği için onu takip etti. "Sana özel olan kıyafet, çalışma ve antrenman kıyafetleri ayrıca gündelik kıyafetler odanda. En ileri seviyelerden biri olduğun için biraz yukarıda bir oda. Güç seviyen ne kadar yüksekse odan da o kadar yüksektedir. Asansör gücünü algılar ve gücünü kullandırır. Bu da bir çeşit antrenman. Eğer beğenmediysen merdiven var. Bilgi Kütüphanesi ne zaman istersen açıktır. Özel bir bölüm var ve sen oraya girip çıkabilirsin. Geri kalanları sonra öğrenirsin, şimdi odana." Dedi Ömer. Rüzgar içeriyi daha dolaşamadan uçaktaki görevli tekrar karşısına çıktı. Bu adam onun dadısı mıydı? "Evet Rüzgar bey, buraadan asansöre gidebilirsiniz. Böylelikle odanıza erişmiş olursunuz. Katı asansöre söyleyip gücünüzü kullanın lütfen." Dedi adam. "Peki senin adın ne?" Diye sordu Rüzgar. Adam yıllardır burada çalışıyordu ama kimse onun adını sormamıştı. "Mehmet, adım Mehmet. Ama siz nasıl isterseniz öyle seslenin." Rüzgar masmavi gözleriyle Mehmet'e baktı ve "Sana Mehmet abi diyeceğim. Bir de lütfen bana sizlş konuşma abi." Dedi.
Rüzgar asansöre Mehmet ile beraber girdi ve katı Mehmet'e sordu. Mehmet 25 dedi ve Rüzgar da asansöre aynısını dedi. "Kat 25'e çıkılıyor. "Lütfen gücünüzü kullanın." Dedi asansör. Rüzgar zihninden sözleri geçirdi ve gerçekten gücünü kullandı. Asansör gücün kuvvetinden dolayı aşırı hızlı yukarı doğru çıktı ve anında 25. kattaydılar. Rüzgar'ın kılı bile kıpırdamadı, ancak Mehmet düştü. İkiside asansörden çıktıktan sonra 25. katın son odasına gittiler. 250 numaralı odaya girdi ve oda sandığından büyüktü. Önce Mehmet'i içeriden kovdu sonra duşa girdi. Daha 5 yaşında bu kadar macera epey fazlaydı. Suyu açtı ve zar zor uzandığı sampuanı alıp vücuduna sürmeye başladı. Daha önünde çok uzun yılları vardı. Bunları atlattıktan sonra diğerleri ile buluşacaktı. Duştan çıktı. Galiba boyu uzamıştı. Sonra çantasından en sevdiği pijama takımını giyip odadan tabletiyle dışarı çıktı. Asansöre gitti ancak içeriye girmedi. Bilgilendirmeyi okuyordu. Antreman alanı 10. kattaydı. Rüzgar merdivenleri kullandı. 10. kata indikten sonra antrenman odasına girdi ve büyükler epey soğuk bir alanda antrenman yapıyordu. O da onların yanına gitti ve "Ben de antrenmanyapacağım." Dedi fakat diğerleri onunla dalga geçti. "Sen mi? Ayrıca sen bu yaşta Aeris'e nasıl girdin? Gücünü yanlışlıkla mı kullandın? Git velet!" Dedi kabaca o kumral çocuk. Galiba Ömer'in yaşındaydı. "O zaman bir düello yapalım, hangimiz daha güçlü görürüz." Dedi Rüzgar. Çocuk bir kaç adım daha atıp "Bir çocuğu dövemem zannetme velet. Ooo! Anlaşılan ciddisin. Sen, git bir düello odası aç." Dedi birini işaret edip. O çocuk koşa koşa bir düello odası gibi bir şey açtı. İkiside içeri girdi.
Çocuk Rüzgar'a "Kaçıncı kattasın velet?" Diye sordu. "25." Dedi Rüzgar. "Yalan söyleme, ben 20. kattayım, bu imkansız. Öf! Başlıyorum." Dedi çocuk ve etraftaki hava akımınından biraz toplayıp bir küre oluşturdu. Küreyi Rüzgar'a fırlattı ancak Rüzgar buna hazırlıklıydı. Ayağındaki ayakkabıyı kimse fark emeden çıkardı ve uçtu. Herkes şaşkınlıkla izlerken çocuk bu sefer fırlattığı hava akımını geri çekip bir ok ve yaya dönüştürdü. "Ok ve yay!" Bu onun nihai tekniğiydi. Ancak Rüzgar hemen dirseklerindeki deliklrden çıkan hava akımını kullanarak kaçındı ve elini uzattı, sadece zihninde oluşturduğu bir aslanı yanlışlıkla elinden fırlattı. Bu nihai bir teknik değildi ancak çok güçlü olduğu belliydi. Aslanı takip edebilen tek kişi Rüzgar'dı. Aslan en son çocuğa çarpmadan önce tekniğin adını söyledi. "Aslanın Öfkesi!" Diye bağırdı tekniğin adını söyleyerek. Aslan gitti ve çocuğa çarptı. Çocuk epey bir uzağa fırladı. Yuvarlandı ve öbürlerinin önüne düştü. Rüzgar aşağı yavaşça indi ve ayakkabılarını giydi. Kimse bir şey söylemeden dışarı çıktı ve oturma alanına koyduğu tableti alıp odasına gitti. Yatağa uzandı ve televizyonu gördü. Hemen açıp kanallardan çizgi film kanalını bulup izlemeye başladı. Rüzgar saatin 00.01 olduğunu gördüğü anda bir portal açıldı ve içinden Ömer çıktı. Bandajı yoktu ve gözleri eskisinden daha da mordu sanki. "Selam! Gücüüm kazandım!" Dedi bağırarak. Rüzgar irkildi sonra da çakan şimşeğin sesinden bir kez daha irkildi. "Galiba portal dileğinin bedeli bir şimşek. Tamam anladım bunu not ediyorum. Evet, sıra sana gelince Rüzgar. Bir çocuğu pert etmişsin. BRAVO!" Diye bağırdı psikopat. "Benim öğrencim Okan'ın öğrencisini pert etti! Dile benden ne dilersen. Çaktın mı şakayı ha? MBKMFJOBMRGKBM PBNFJFIVBRA." Rüzgar Ömer'e bakıp "Bandajını çıkarmışsın. Gücünü mü kazandın? Acıktığım için kek istiyorum. Bir de iğrenç bir espri anlayışın var." Dedi. Ömer üzüldü ancak hemen masaya elini uzatıp "İkinci Dilek: Kek!" Dedi ve masada bir kek oluştu. Bedeli ise ikisinin duymadığı bir şeydi. Rüzgar keke uzanıp yemeye başladı. "Peki Okan kim?" Diye sordu ağzı dolu haldeyken. "Abim. Mor Göz bende ancak bir başka tür olan Mavi Göz ise onda. Mavi Göz epey güçlü bir tür. Votum." Dedi Ömer bıkkınca. "Votum ne?" Diye sordu Rüzgar keki yutarak. "Mavi Göz, Votum ve Hız Kontrolü gibi isimleri var. Bir şeyin hızını ve yavaşlığını kontrol eder. Mesela futboloynarsan seni yavaşlatır, koşar ve gol atar. Ya da attığı şutu hızlandırır ve çok hızlı bir şut atar. Üçüncü Dilek: Okan buraya gelsin!" Dedi. Yukardan açılan portaldan 20'li yaşlarda bir genç düştü. Sarı saçlı ve mavi gözlü biriydi. "Ne işim var burada. Senin işindi değil mi? Kaç dilek diledin lan?" Dedi sinirle. "Üç." Dedi mal mal sırıtarak. Tam o sırada tiz bir ses geldi. Bedel buydu. Okan hiç rahatsız olmuşa benzemiyordu. "Nasıl rahatsız olmadın? İğrenç bir sesti." Dedi Rüzgar. "Mesol enerjisini etrafıma yayarak ses dalgalarını yavaşlattım." Dedi Okan. "Mesol enerjisi de ne?" Rüzgar bunu ilk defa duyuyordu. "Daha ona öğretmedim! Öğretince anlarsın Rüzgar. Şimdi uyuma zamanı." Dedi ışığı kapatarak dışarı çıktı. Sesleri hala bir uğultu olarak geliyordu "Nasılda dövmüş ama benimki. İşte böyle döverler! Küçükken ki beni dövdüklerine say." Dedi Ömer kahkaha atıp. Fakat Okan ensesine öylesine sert şaplak atmıştı ki tüm koridorda sesi yankılanmıştı.
Bölüm etkileşimi
