Evlat Edinme ve Yolculuk

Vaveyla Yazarı: emir insan

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: Evlat Edinme ve Yolculuk

"Çocuklar neden kaçtınız?" Diye sordu Mehmet öğretmen. "Çünkü müdür yardımcısı bizi özel biri sandı öğretmenim. Biz özel değiliz." Dedi Rüzgar sakince. Sanki daha demin Ateş Elementi'nin Kullanıcısıyla bir düello etmemiş gibi. "Hadi ama çocuklar daha demin ikinizinde 5 yaşında olmanıza rağmen gücünüzü kullandığınızı gördüm." Dedi öğretmen ama Yaman hızlıca "Peki kanıtınız var mı?" Diye sordu ve Mehmet öğretmen de "O duvarın yıkılmış olması bile başlı başına bir kanıt." Dedi. Yaman güldü ve "Peki sizce kim o duvarı 5 yaşında bir çocuğun yıktığına inanır?" Diye cevap gibi bir soru sordu. "Öf! Çocuklar neden kabul etmiyorsunuz? Basbayağı özelsiniz." Dedi öğretmen bıkmışçasına. "Çünkü Eylül ded-" Yaman ikisinide ifşa etmeden önce Rüzgar hızlıca Yaman'ın ağzını eliyle kapatıp "Çünkü özel değiliz hocam. Bunu söyledik!" Dedi Rüzgar hışımla. Bunu dedikten iki saniye sonra öğretmen tam lafa dalacakken içeri biri girdi ve Mehmet öğretmen yanına gidip "Buyrun, ne istemiştiniz?" Diye sordu. Bu kişinin daha reşit olmadığı her yerinden belli oluyordu. "Bu yetimhanenin müdürü ile görüşmek istiyorum. Derhal!" Dedi. Mehmet öğretmen çocuğun yakasına baktı ve o armayı görünce çocuğu aceleyle müdüre götürdü.

Yaklaşık 30 dakikanın ardından Mehmet öğretmen dışarı çıkıp Rüzgar'ı yanına çağırdı ve eşyalarını toplamasını istedi. Rüzgar'ın çok eşyası yoktu sadece bir kaç kıyafet ve üstündeki eşofman takımı, ayrıca bir kaç özel şey. Hepsini küçük çantasına koyup "Sence neden eşyalarımı toplamamı istediler?" Diye sordu Yaman'a ancak Yaman bilmiyorum dedi. Sonra müdürün odasına girdi Rüzgar. "Rüzgar, bu adam artık senin ailen." Dedi öğretmen. Ancak bu çocuk daha adam bile değil sadece ergendi. "Ama öğretmenim bu çocuk daga ergen! Nasıl beni evlat edinebilirki?" diye isyan etti Rüzgar fakat müdür araya girip "Rüzgar, evlat edinildin. Artık bu adam senin baban!" Dedi. Rüzgar ile o çocuk dışarıya çıkıp avluya kadar gittiler. "Adım Ömer bu arada, söyleyeyim dedim." Dedi çocuk. Rüzgar durup "Daha reşit olmamana rağmen beni nasıl evlat edinebildin? Ve Yaman'la daha vedalaşmadım. Onunla vedalaşmam lazım." Dedi ve koşarak içeriye geri girdi. "Yaman!" Diye bağırdı ve ağlayan Yaman'a sarıldı. Şimdi ikiside ağlıyordu."Merak etme seni her gün arayacağım, tamam mı?" Dedi ve Yaman başıyla onayladı. "Seninle arkadaşlığımız daha bitmedi ve bitmeyecek." Dedi Yaman'a, bu sanki bir yerden tanıdık geliyordu. Bu söz onların 2. Yaşından bir sözdü. Rüzgar ağlayarak veda etti ve dışarı çıktı. Gözyaşlarını sildi ve Ömer'in yanına gitti "Hazırım gidebiliriz." Dedi ve ikiside kapıda onları beklemekte olan özel araca bindi.

"Şimdi soruma cevap verme vakti." Dedi Rüzgar sakince "Daha reşit olmamana rağmen beni nasıl evlat edindin?" Diye sordu Rüzgar Ömer'in mor ve sonu olmayan gözlerine bakarken. "Yakamdaki bu armayı görüyor musun? İşte bu Karakör ailesinin işaretidir. Sanırım bizimle alakalı bilmen şeyleri biliyorsun. O yüzden o kadar çok şey anlatmama gerek yoktur diye düşünüyorum." Dedi epey bir soğukkanlılıkla. Rüzgar ona bakıp "Peki nereye gidiyoruz?" Diye bir soru sordu. Ömer gizemli bir bakış atıp "Aeris'e, kayıp kıtaya, element ülkesine." Dedi. Rüzgar ona ters ters bakıp "Orası neresi?" Dedi ancak Ömer "Gittiğimizde görürsün." Dedi

Sanırım yaklaşık 10 saat oldu ve Rüzgar epey bir uyudu. İyice dinlendikten sonra kendini garip bir yerde buldu. Soğuk, karlı bir yerdi. "Evet, şimdi jete gideceğiz. Hazır mısın Rüzgar?" Ömer yanında gülümsüyordu. "Burası çok soğuk, iyiki üstümde bir hırka var. Peki senin gücün ne?" Diye bir sordu Rüzgar. "Nesilden nesile aktarılan Mor Göz. Bu güç bir günde on dilek dilememi sağlıyor. Ancak bir dilek yerine getirildiğinde çok azda olsa bir bedel istiyor. Ve işin en iyi tarafı, yeterince ustalaşınca gücün bedelini sen belirliyorsun." Dedi. Şimdi ikiside yürüyordu. "Offf! Yürümek çok sıkıcı değil mi Rüzgar? Portalla gidelim." Dedi Ömer. Bunu 10 dilek hakkıyla yapacaktı sanırım. Ancak cebinden bir şey çıkardı. Bir tüpe benziyordu. Tüpün kapağını açtı ve içindeki şeyi fırlatıp "Karakör limanı!" Diye bağırdı ve bir portal açldı. İkiside portaldan içeriye girdi ve havalimanına benzer bir yere ayak bastılar. "Jet nerede?" Diye sordu Ömer yanındaki kişiye. Onda da Karakör işareti vardı. İki kanatın tam ortasına saplanmış bir kılıç. "Böyle buyurunuz Ömer bey. Jet sizi bekliyor." Dedi tatlı bir tebessümle. Sonra Ömer Rüzgar'ın ensesinden sıkmadan tuttu ve "Hadi gidelim." Dedi.

Aşırı büyük bir jetin kapısından içeri girdiler. "Ben uçabilirim. Neden böyle şeylere gerek duyuyorsun ki. Zaten Mor Göz'ün var, neden bir dilek dileyip ışınlanamıyorsun ki?" Diye bir soru sordu Rüzgar. Ömer endişeli güldü ve "Ben gücümü yarın kazanıyorum, hehe!" Dedi. "Ayrıca uçabilirim derken? Gücünü kontrol edebilmeyi nereden öğrendin sen?" Diye sordu Ömer. "Diğer Element Kullanılarıyla konuşabiliyorum. Onlarla gücümüzü kontrol etmeyi öğrendik." Dedi Rüzgar. "Bu yaşta mı? Yeni nesil çok güçlü o zaman. Neyse sen uyu. Ben de planlama yapacağım." Dedi Ömer koltuğundan kalkarak. Jet önce hızlandı, ardından havalandı. Onları uçağa yönlendiren görevli "Rüzgar bey, bu tablet sizin için. İstediğiniz gibi oyun oynayabilir, veya birşeyler araştırabilirsiniz." Dedi yine aynı tebessümle. Rüzgar tableti aldı ve aldığı gibi Mytoube diye bir uygulama gördü. Ona bastı ve karşısına çıkan videoları izlemeye başladı. İyi ki Mehmet öğretmen o ve Yaman'a önceden alfabeyi öğretmişti. Yaman demişken, acaba o nasıl. Rüzgar gözünü kapattı zaten akşam olduğu için onu uyuyor sanacaklardı. fısıldayarak "Kadim Ruh, beni doğa ile buluştur." Dedi ve yine oradaydı. Sonra bir anda Yaman belirdi. "Yaman! Seni özledim. Beni farklı bir ülkeye götürüyor, eğitmek için." Yaman üzüntü içinde "Merak etme, ne zaman istesek buluşabiliriz. Zaten dünyada sadece bir saniye geçmiş olacak." Derken Eylül belirdi. "Siz ikiniz gecenin bu saatinde neden aradınız?" Diye sordu. Rüzgar üzüntüyle "Seni rahatsız etmek istememiştim. Sadece Yaman'la buluşmak istemiştim." dedi. "İyide siz ikiniz aynı yetimhanede değilmisiniz? Neden burada buluşma gereği duydunuz ki? Yoksa Karakörler'den biri Rüzgar'ı eğitmek için mi geldi?" Diye sordu Eylül. "Nereden bildin?" Diye cevap gibi başka bir soru sordu Rüzgar. "Sadece tahmin yürüttüm o kadar. Bilmiyorum öyle bir anda aklımda belirdi bu soru." Dedi Eylül. "Ne! O adam seni o yüzden mi evlatlık aldı?" Rüzgar istemesede başını evet anlamında salladı. "Bana verdiği tablette program var ve ona uymam lazım şimdilik görüşürüz." Dedi ve önünde açılan portalın içinden geçti. Gözünü açtı ve tabletle video izlemeye devam etti ancak 10 dakika sonra bir bildirim geldi. "Rüzgar bey, programınız sizde. İsterseni göz atabilirsiniz." Dedi tabletteki ses. Bir anda içeri Ömer girdi. Gözleri bağlıydı. Gece yarısı olduğu için Ömer gücünü kazanmıştı sonunda. "Bu şey gözlerimi dinlendiriyor ve görmemide sağlıyor! Ha? Rüzgar, senin saçın neden biraz beyaz?" Diye sordu. Rüzgar tuvalete gidip aynaya baktı. Evet, sahidende biraz beyazdı. Sonra yerine geri dönüp "Gücümün yan etkisi bu. Ne zaman gücümü kullansam saçım bir ton açılıyor ve beyazlıyor. Kitapta yazıyordu." Ömer ona dönüp gözü hala beyaz bir bandana ile bağlıyken "Ne kitabı?" Diye sordu. Rüzgar ise boşver dedi ve uyudular.

Rüzgar gözünü her açtığında kendini başka bir yerde bulmaktan sıkılmıştı. Ancak bu sefer epey rüzgârlı ve soğuk bir yerdeydi. "Sonunda Aerise'e geldik. Evim gibisi yok ya!"

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

12okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.