8. bölüm · Doctor?
❕8❕
Gece beklediklerinden daha geç bitmişti. Minho ve Changbin ayrılırken Chan onları kapıya kadar geçirmiş, Felix de mutfakta kalan son bardakları toplamaya başlamıştı. Evin içinde gün boyu süren hareketliliğin ardından oluşan sessizlik garip geliyordu.
Chan mutfaktan geçerken kardeşine baktı.
"Yardım edeyim mi?"
Felix elindeki tabağı lavaboya bıraktı.
"Sen mi?"
"Evet ben."
"Yok, dünyanın dengesi bozulur."
Chan kaşlarını çattı.
"Terbiyesiz."
Felix güldü.
Birkaç dakika sonra mutfak da toparlanmıştı. Chan su almak için buzdolabını açarken bir yandan da sanki çok önemsiz bir şeyden bahsediyormuş gibi konuştu.
"Bu arada."
"Hm?"
"Hyunjin senden hoşlanıyor olabilir."
Felix elindeki bardağı düşürüyordu neredeyse.
"NE?"
Chan kahkahasını zor tuttu.
"Şaka yapıyorum."
"Chan Hyung!"
"Ne var? Yüzün görülmeye değerdi."
Felix eline geçen mutfak havlusunu abisine fırlattı.
Chan son anda eğildi.
"İsabet ettiremedin."
"Bir dahakine tava atacağım."
"Onu da tutarım."
"Hatta karşılık olarak tahta kaşık fırlatırsın sen."
Felix gözlerini devirdi.
Birkaç dakika daha didiştikten sonra ikisi de odalarına çekildi. Ama Chan'ın söylediği saçma cümle nedense Felix'in aklına takılmıştı.
^-^
Ertesi sabah hastaneye vardığında Seungmin çoktan yerini almıştı. Felix'in yüzündeki ifadeyi görünce kaşını kaldırdı.
"Niye sırıtıyorsun?"
Felix anında ciddileşti.
"Sırıtmıyorum."
"Yalan."
"Yalan değil."
Seungmin kahvesinden bir yudum aldı.
"Telefonunda kim vardı?"
Felix çantasını bırakırken gözlerini devirdi.
"Kimse."
"Hyunjin."
"Seni hiç sevmiyorum."
"Ben de seni seviyorum."
Tam o sırada odanın kapısı açıldı ve Jeongin içeri girdi.
"Bay CEO geliyor."
Üç saniye sonra Changbin gerçekten kapıda belirdi.
Jeongin'in kulakları anında kızardı.
Felix bunu görünce Seungmin'e dirsek attı.
Seungmin de gülmemek için başını önüne eğdi.
Changbin hiçbir şey olmamış gibi içeri girdi.
"Asansör bozuldu, binmeyin sakın."
"Tamam."
"Teknik ekibi de çağırdım."
"Tamam."
"Jeongin?"
"Hm?"
"Koşarak çıkmaya çalışma."
Oda sessizleşti.
Changbin son derece ciddi görünüyordu.
Jeongin ise birkaç saniye dondu.
"...Tamam."
Changbin başını sallayıp çıktı.
Kapı kapanır kapanmaz Jisung sandalyeden düştü.
"KOŞARAK ÇIKMAYA ÇALIŞMA NE DEMEK?"
Jeongin eline geçen dosyayı fırlattı.
"Kes sesini!"
Ama yüzündeki kızarıklık geçmiyordu.
Felix ve Seungmin çoktan kahkahaya boğulmuştu.
Ve hastanede yepyeni bir gün başlamıştı...
Hastanede geçen birkaç saatin ardından işler nihayet normale dönmeye başlamıştı. Jeongin ve Jisung bir hasta dosyası yüzünden tartışıyor, Seungmin bilgisayarda raporlarla uğraşıyor, Felix ise önündeki evrakları bitirmeye çalışıyordu.
En azından çalışmaya çalışıyordu.
Çünkü Jisung ve Jeongin'in tartışması giderek saçmalaşıyordu.
"Bu senin yazın."
"Ben öyle yazmıyorum."
"Bal gibi senin yazın."
"Han Jisung."
"Yang Jeongin."
Seungmin gözlerini kapattı.
"İkinizi de camdan atacağım."
Oda birkaç saniyeliğine sessizleşti.
Sonra kapı tıklandı.
"Gel."
Kapı açıldı.
İçeri bir hemşire girdi.
"Doktor Bang?"
Felix başını kaldırdı.
"Evet?"
"Sizi görmek isteyen biri var."
Felix kaşlarını çattı.
"Beni mi?"
"Evet."
"Kim?"
Hemşire birkaç saniye sustu.
Sonra belli belirsiz gülümsedi.
"Hwang Hyunjin."
Odada ölüm sessizliği oluştu.
Felix dondu.
Seungmin yavaşça başını kaldırdı.
Jisung'un ağzı açık kaldı.
Jeongin ise çoktan eğlenmeye başlamıştı.
Felix birkaç saniye boyunca hemşireye baktı.
"...Niye?"
"Kontrol için geldiğini söyledi."
Felix'in yüzündeki ifade anında değişti.
"Kontrol günü iki hafta sonra."
Hemşire omuz silkti.
"Ben sadece mesajı ilettim."
Kapı kapandığı anda üç çift göz Felix'e döndü.
Felix bunu fark ettiği an başının ağrımaya başladığını hissetti.
"Bakmayın."
Kimse gözünü kaçırmadı.
"Gerçekten bakmayın."
Jisung sandalyesini ona doğru kaydırdı.
"Gelmiş."
"Sus."
"Özlemiş seni."
"Han Jisung."
"Ben bir şey demedim."
"Dedin."
"Tamam dedim."
Seungmin kahvesinden bir yudum aldı.
"Kontrol günü değilmiş."
"Değil."
"İlginç."
"Hiç ilginç değil."
"Oldukça ilginç."
Felix eline geçen kalemi Seungmin'e fırlatmak istedi ama kendini tuttu.
Sonunda ayağa kalktı.
"Gidip şu adamın ne istediğine bakacağım."
Jisung arkasından seslendi.
"Selamımızı söyle!"
Felix dönmeden orta parmağını kaldırdı.
"Ne kadar nazik."
^-^
Koridorun sonunda Hyunjin'i bulması uzun sürmedi.
Adam bekleme alanındaki koltuklardan birine oturmuş telefonuyla oynuyordu.
Felix'i görünce başını kaldırdı.
Ve sırıttı.
Felix o sırıtışı görünce geri dönmek istedi.
"Burada ne yapıyorsun?"
Hyunjin telefonunu cebine koydu.
"Kontrole geldim."
"Yalan."
"Başladık yine."
"Kontrol günün değil."
"Belki erken gelmek istemişimdir."
Felix kollarını bağladı.
"İki hafta erken mi?"
"Detaylara çok takılıyorsun."
Felix birkaç saniye ona baktı.
Gerçekten baktı.
Sonra derin bir nefes aldı.
"Canın sıkıldı."
Hyunjin'in yüzündeki ifade değişmedi.
Bu zaten cevaptı.
Felix gözlerini kapattı.
"İnanamıyorum."
"Ne var?"
"Gerçekten canın sıkıldığı için mi geldin?"
"Belki."
"Hyunjin."
"Tamam, evet."
Felix istemsizce güldü.
Gerçekten güldü.
Karşısındaki adamın yüzünde zafer kazanmış gibi bir ifade oluştu.
"İşte."
"Ne işte?"
"Güldün."
"Çok konuşuyorsun."
"Sen de."
Felix başını iki yana salladı.
Normalde herhangi bir hasta bunu yapsa çoktan kovmuş olurdu.
Ama nedense Hyunjin'i kovmak istemiyordu.
Bu durumdan hoşlanmıyordu.
Tam o sırada koridorun diğer ucundan bir ses geldi.
"Felix?"
İkisi de döndü.
Bang Chan.
Elinde dosyalarla koridorda durmuş onlara bakıyordu.
Felix'in yüzü anında değişti.
"Hyung?"
Chan yaklaştı.
"Hastane kontrolleri için geldim. Sonra da amirin yanına gideceğim."
Sonra Hyunjin'i fark etti.
"Asıl sen ne yapıyorsun burada?"
Hyunjin son derece rahat cevap verdi.
"Kontrole geldim."
Felix anında araya girdi.
"Yalan."
Chan kaşını kaldırdı.
"Yalan mı?"
"Kontrol günü değil."
Hyunjin omuz silkti.
"Gelmiş bulundum."
Chan birkaç saniye sustu.
Sonra yavaşça Felix'e döndü.
Sonra tekrar Hyunjin'e.
Sonra tekrar Felix'e.
Yüzünde giderek büyüyen bir sırıtış oluşuyordu.
Felix o sırıtışı tanıyordu.
Ve hiç hoşuna gitmiyordu.
"Hayır."
Chan masum masum baktı.
"Ne hayır?"
"Aklından geçeni unut."
"Ben hiçbir şey düşünmedim."
"Yalan."
Hyunjin bu noktada gülmeye başlamıştı.
Felix ise ikisinin arasında sıkışıp kalmıştı.
Bir tarafta onu sürekli sinir eden eski hastası.
Diğer tarafta ise her şeyi yanlış anlayan abisi.
Ve nedense ikisi birlikteyken işler daha da kötüleşiyordu.
Ama Felix'in henüz bilmediği şey,
Bu daha başlangıçtı...
❀° ┄───╮
╰───┄ °❀
Bu bölümü kimseye okutamadım umarım güzel olmuştur🙏🏻🙏🏻
Annem diyor ki büyüyünce moda tasarımcısı ol diyor sırf kapalı olan kadınlara bunu yaptığım için;
Bu da gotikler için tasarladığım (kafama göre yaptım düşünmedim bile)
Aqq birincisi bununla olmaz ikincisi de küçüklük hayalim psikolog veya yazar, olmadı doktor olmak noluyor kadın!?
Sanarsın bir şeyler başardık ha
~İlerde olmak istediğiniz meslek?
-Mirae
