11. bölüm · Doctor?

❕11❕

𝑩𝒂𝒚𝒂𝒏 𝑲𝒊𝒎𐙚

Restorandan çıktıklarında hava iyice serinlemişti. Normal şartlarda herkesin evine dağılması gerekiyordu ama sekiz kişilik grubun içinde Han Jisung varken hiçbir şey normal ilerlemiyordu.

Daha kaldırımda birkaç dakika yürümüşlerdi ki Jisung karşı taraftaki tabelayı görüp durdu. Gözleri öyle bir parlamıştı ki Minho ne olacağını daha sevgilisi ağzını açmadan anlamıştı.

"Hayır."

"Bir şey demedim ki."

"Demene gerek yok."

"Ama çok eğlenceli."

"Hayır."

"Birtanem."

"Hayır."

"Hayatım."

"Hayır."

"Aşkım."

Minho derin bir nefes aldı.

Felix kahkahayı bastırmaya çalışırken Jeongin başını iki yana sallıyordu.

"Abi sen nasıl dayanıyorsun buna?"

Minho sevgilisine baktı.

Jisung da ona masum masum bakıyordu.

"Ben de bilmiyorum."

"Beni çok sevdiğin için."

"Biraz ondan."

Jisung zafer kazanmış gibi sırıttı.

Ve on dakika sonra sekiz kişi bir karaoke odasında oturuyordu.

İlk yarım saat tam anlamıyla felaketti.

Jisung romantik şarkıları mahvediyor, Changbin mikrofonu bırakmıyor, Felix ile Hyunjin her fırsatta birbirine laf atıyordu.

Bir ara Felix şarkı söylerken Hyunjin yüzünü buruşturmuştu.

"Doktor, sesin kötüymüş."

Felix anında dönmüştü.

"Yürü git be."

"Gerçeği söyledim."

"Kim çağırdı seni zaten?"

"Sen."

"İstemeden oldu."

Masadakiler gülerken Hyunjin de istemsizce sırıtmıştı.

Tam ortam biraz sakinleşmişken Chan elindeki kumandayı masaya bıraktı.

"Asıl merak ettiğim bir şey var."

"Ne?" dedi Jisung.

"Seungmin neden hiç şarkı söylemedi?"

Odadaki herkes aynı anda Seungmin'e döndü.

Seungmin'in elindeki içecek neredeyse dökülüyordu.

"Ya bana niye bakıyorsunuz?"

"Çünkü sen söyleyeceksin."

"Yok söylemem."

"Niye?"

"Bilmiyorum."

"Bahane."

Felix kolunu arkadaşının omzuna attı.

"Haydi ama. Merak ettik."

"Sen de mi?"

"Özellikle ben."

Seungmin birkaç dakika daha direndi ama karşısında yedi kişilik bir ekip vardı.

Sonunda pes etti.

"Tamam ya."

Odadan alkış sesleri yükseldi.

Seungmin söylene söylene ayağa kalkarken Jisung sanki konser başlıyormuş gibi tezahürat yapıyordu.

"Han Jisung sus."

"Tamam."

İki saniye sustu.

"SEUNGMİNNN!"

"Ya."

Odadan kahkahalar yükselirken Seungmin sonunda şarkıyı seçti.

Müzik başladığında ilk başta kimse çok dikkat etmiyordu. Sonuçta bu gece herkes sırayla saçmalamıştı.

Ama Seungmin ilk cümleyi söylediği anda odadaki konuşmalar yavaş yavaş kesilmeye başladı.

Felix'in kaşları havaya kalktı.

Jeongin şaşkınlıkla ağzını araladı.

Jisung'un elindeki cips havada kalmıştı.

Çünkü Seungmin gerçekten çok iyi söylüyordu.

Şarkı ilerledikçe odadaki gürültü tamamen kayboldu. Seungmin'in sesi beklenmedik şekilde yumuşaktı ve şarkının içine kendini kaptırmış gibiydi.

Chan da farkında olmadan onu izlemeye başlamıştı.

Başta normaldi.

Sonuçta herkes dinliyordu.

Ama birkaç dakika geçmesine rağmen gözlerini başka yere çevirmediğini fark edince hafifçe kaşlarını çattı.

Tam o sırada Seungmin de gözlerini kaldırdı.

Ve bakışları bir anlığına Chan'ın bakışlarıyla buluştu.

Sadece birkaç saniyeydi.

Belki daha az.

Ama Seungmin'in şarkının ortasında duraksayacak gibi olması için yeterliydi.

Gözlerini hemen kaçırdı.

Kalbi sebepsiz yere hızlanmıştı.

Şarkıya devam etti ama yüzündeki hafif gülümseme kaybolmuştu.

Chan ise istemsizce doğruldu.

Nedense o birkaç saniyelik bakışma aklında kalmıştı.

Tam yeniden düşünmeye başlayacakken omzuna bir darbe yedi.

"Lan."

Yanına döndüğünde Felix'in sırıttığını gördü.

"Ne var?"

"Hiç."

"Yüzündeki ifadeyi biliyorum."

"Ben bir şey yapmadım."

"Yaptın."

"Yapmadım."

Felix kahkahasını zor tuttu.

"Tamam hyung."

"Felix."

"Tamam hyung kızma ya."

"Dalga geçme."

"Geçmiyorum."

Chan şüpheli gözlerle ona baktı.

Felix ise masum rolü yapıyordu.

Ama içinden gülmekten ölüyordu.

Çünkü hayatında ilk defa Bang Chan'ın birine öyle baktığını görmüştü.

Ve bunu ona yıllarca hatırlatmaya tamamen hazırdı.

Seungmin şarkıyı bitirdiğinde odada birkaç saniyelik sessizlik oluştu.

Sonra ortalık karıştı.

"LAN."

İlk tepki beklenildiği gibi Jisung'dan gelmişti.

"Sen bunu niye saklıyordun?"

"Ne saklaması?"

"Salak mısın? Sesini diyorum."

"Abartma ya."

"Abartmıyorum!"

Jisung yerinden kalkıp dramatik bir şekilde göğsünü tuttu.

"İhanete uğradım."

"Niye?"

"Dört yıldır arkadaşız."

"Ee?"

"Böyle söylediğini bilmiyordum."

"Çünkü hiç sormadın."

"Doğru."

"..."

"Dur lan gerçekten doğru."

Odadan kahkahalar yükselirken Seungmin yerine oturdu. Kulakları hafif kızarmıştı ama en azından şarkı söylemeden önceki kadar gergin değildi.

Tam o sırada yanına Felix çöktü.

Yüzündeki sırıtış hiç hoş görünmüyordu.

"Ne?"

"Hiç."

"Felix."

"Ne?"

"Şu yüzünü biliyorum."

"Nasıl yüzümü?"

"Şu şeytani kurnaz yüzünü."

Felix kahkahayı bastırdı.

"Kuruntu."

"Yalancı."

"İspatla."

"Yürü git."

İkisi didişirken Chan istemsizce gülümsedi.

Bu çocukların enerjisi gerçekten farklıydı.

Hastanede ciddi ciddi çalışan insanlara benzemiyorlardı.

Özellikle de Felix.

Adam gündüz insan hayatı kurtarıyor, akşam gelip arkadaşlarının akıl sağlığını bozuyordu.

Tam bunları düşünürken Minho'nun sesi duyuldu.

"Bebeğim."

Jisung anında döndü.

"Efendim aşkım?"

"Yerine otur."

"Oturdum."

"Ayakta duruyorsun."

"Detaylara takılmayalım."

Minho başını iki yana salladı.

Changbin ise kahvesini içerken gülüyordu.

"Ben sizin ilişkinizi anlamıyorum."

"Çünkü kıskanıyorsun."

"Hayır."

"Kıskanıyorsun."

"Hayır."

"Kesin kıskanıyorsun."

Changbin tam cevap verecekken yanında oturan Jeongin istemsizce güldü.

İkisi aynı anda ona döndü.

Jeongin'in yüzü anında kızardı.

"Ben hiçbir şey demedim."

"Dedin."

"Demedim."

"Yüzün dedi."

"Han Jisung sus."

"Tamam."

Kimse inanmadı.

Çünkü Han Jisung'un "tamam" demesi hiçbir zaman tamam anlamına gelmiyordu.

Aradan biraz daha zaman geçti. Birkaç kişi daha şarkı söyledi, birkaç kişi şarkı söylemeye çalıştı.

Felix'in ikinci kez mikrofonu eline alması ise tam bir felaketti.

"Doktor."

Felix şarkının ortasında Hyunjin'e döndü.

"Ne var?"

"Bir daha yapma."

"Ne?"

"Şarkı söyleme."

Odadaki herkes kahkahaya boğuldu.

Felix mikrofonu fırlatacak gibi oldu.

"Sen çok konuşuyorsun."

"Ben gerçeği söylüyorum."

"Çok komiksin."

"Teşekkür ederim."

"İltifat ettiğimi kim söyledi sana."

"Öyle kabul edeceğim."

Hyunjin'in yüzünde hafif bir sırıtış belirmişti.

Felix bunu görünce birkaç saniye durdu.

Sonra gözlerini kıstı.

"Lan sen."

"Ne?"

"Gülümsedin."

"Hayır."

"Gülümsedin."

"Kanıtla."

"Şerefsiz."

"Teşekkürler."

Bir süre sonra saat iyice ilerlemeye başlamıştı. Jisung hâlâ enerji dolu görünse de diğerleri yavaş yavaş yoruluyordu.

Chan saate baktı.

"Sanırım artık çıkmamız lazım."

Odadan toplu bir homurdanma yükseldi.

Özellikle Jisung tarafından.

"Ama daha eğleniyoruz."

"Gece yarısı oldu."

"Eee?"

"Yarın iş var."

"İstifa ederiz."

"Hayır."

"Bir ihtimal."

Minho sevgilisinin saçını karıştırdı.

"Yürü bakalım güzelim."

"Baskı görüyorum."

"Bebeğim."

"Tamam aşkım."

Herkes toparlanmaya başlarken Chan montunu aldı. Tam çıkacakları sırada göz ucuyla Seungmin'e baktı.

Çocuk ayakkabısının bağcığıyla uğraşıyordu.

Bir an duraksadı.

Sonra normal bir şey soruyormuş gibi konuştu.

"Bu arada."

Seungmin başını kaldırdı.

"Hm?"

"Şarkıyı güzel söyledin."

...

Felix'in kafası anında döndü.

Jisung'in gözleri büyüdü.

Jeongin nefesini tuttu.

Changbin sırıtmaya başladı.

Minho ise olacakları bekliyordu.

Seungmin birkaç saniye ne diyeceğini bilemedi.

Sonunda küçük bir gülümsemeyle başını salladı.

"Teşekkür ederim."

Chan da gülümsedi.

"Gerçekten iyiydi."

Felix'in yüzündeki sırıtış artık gizlenemeyecek boyuttaydı.

Seungmin bunu görünce içinden arkadaşını boğmayı düşündü.

Ve Felix'in neden bu kadar sırıttığını gayet iyi biliyordu. Ama bir detayı atlamayalım,

Kendisi de gülümsemesini durduramıyordu...

^-^

Karaoke salonundan çıkmaları beklenenden uzun sürmüştü. Bunun sebebi tahmin edilebileceği gibi Han Jisung'du. Çıkış kapısına kadar gelmiş olmalarına rağmen hâlâ yeni planlar üretmeye çalışıyor, bir yandan da herkesi eve gitmek yerine başka bir yere sürüklemeye uğraşıyordu. Minho ise iki yıldır sevgilisi olduğu için bu davranışlara artık alışmıştı. Bir koluyla Jisung'u kendine çekip yürütmeye çalışırken diğer yandan da onun durup durup konuşmasına engel olmaya çalışıyordu.

"Bir tanem, gece yarısını geçtik."

"Ama daha enerjim var."

"Onun olduğunun farkındayız."

"Biraz daha takılsak ölür müyüz?"

"Ben ölebilirim."

Jisung'un yüzündeki sırıtış büyürken Minho istemsizce güldü. Yanlarında yürüyen Felix bu manzaraya alışık olsa da bazen onların gerçekten sevgili olduklarını unutuyordu. Sonra Minho'nun ağzından çıkan bir "güzelim" ya da "hayatım" bütün şüpheleri ortadan kaldırıyordu.

Koridor boyunca kahkahalar ve konuşmalar devam ederken Seungmin birkaç adım geride kalmıştı. Bunun sebebi oldukça saçmaydı aslında. Converse'inin bağcığı bir kez daha çözülmüştü. Eğilip bağlamaya çalıştı. Düğüm attı. Açıldı. Tekrar denedi. Bir kez daha açıldı.

Seungmin birkaç saniye boyunca ayakkabısına baktı.

"Yemin ederim başka derdim yokmuş gibi seninle ayrı uğraşıyorum."

Kendi kendine söylenerek yeniden eğildi. Bu kez biraz daha dikkatli davranıyordu ama bağcık sanki özellikle onu sinirlendirmeye çalışıyormuş gibi yine elinden kayıp açıldı. O sırada grubun geri kalanı koridorun sonuna kadar ilerlemişti bile.

Tam yeniden denemek için çömeldiğinde önünde duran gölgeyi fark etti.

Başını kaldırdığında Chan'ı gördü.

Adam birkaç saniye boyunca ayakkabıya baktı, sonra da Seungmin'e.

"Bitmedi mi hâlâ?"

Seungmin istemsizce güldü.

"Sanırım bana karşı kişisel bir problemi var."

Seungmin boşver anlamında elini hafifçe sallayıp yavaşça ayağa kalktı.

Chan'ın dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı. Ardından hiçbir açıklama yapmadan çömeldi.

Seungmin ilk başta ne yaptığını anlayamadı.

Ancak Chan bağcıkları eline aldığında beyninin çalışmayı bıraktığını hissetti.

"Çocukken bende böyleydim," dedi Chan, sanki dünyanın en normal konusundan bahsediyormuş gibi. "Bağcıklarla aram hiç iyi olmadı."

Seungmin cevap vermeye çalıştı ama beyninin büyük kısmı şu an önünde diz çökmüş olan adama takılmıştı.

Karşı tarafta yürüyen Felix ise tesadüfen arkasına baktığı anda olduğu yerde durdu.

"...Lan."

Yanındaki Hyunjin kaşlarını çattı.

"Ne oldu?"

Felix cevap veremedi.

Çünkü birkaç metre ileride gördüğü şey işlemcisini yakmıştı.

Onun bakışlarını takip eden Jisung da dönüp arkaya baktığında ağzı hafifçe aralandı.

"LAN."

Bu kez sesi daha yüksekti.

Minho sevgilisinin yüzündeki ifadeyi görünce dönüp bakmak zorunda kaldı. O da sahneyi gördüğü anda gözlerini kapattı.

"Ben hiçbir şey görmedim."

"Gördün."

"Görmedim."

"Aşkım gördün."

"Maalesef gördüm bir tanem."

Changbin ve Jeongin ise hâlâ ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.

Koridorun diğer ucunda ise bütün bu kaostan habersiz olan Chan son düğümü de attı. Bağcığı kontrol etti, ardından ayağa kalktı.

"Tamamdır."

Sadece bunu söyledi.

Sanki biraz önce Seungmin'in kalp ritmini bozacak bir şey yapmamış gibi.

Sanki bu sahneyi gören dört kişinin birkaç metre ötede sessizce kriz geçirdiğinden habersizmiş gibi.

Seungmin birkaç saniye boyunca ona bakakaldı. Sonunda kendini toparlayıp küçük bir tebessümle teşekkür ettiğinde Chan da aynı rahatlıkla omuz silkti.

"Bir şey değil. Yürürken yine açılırsa haber ver."

Bu cümle Seungmin'in kalan akıl sağlığını da alıp götürdü.

Chan hiçbir şey olmamış gibi dönüp diğerlerinin yanına yürürken Seungmin olduğu yerde kaldı. Gerçekten birkaç saniye hareket edemedi.

Arkasından gelen ayak seslerini duyduğunda ise kimin geldiğini tahmin etmek zor olmadı.

Felix.

Hem de yüzünde hayatının en sinir bozucu sırıtışlarından biriyle.

Omzuna hafifçe vurdu.

"Nefes al."

Seungmin gözlerini kapattı.

"Defol."

"Nefes al önce."

"Felix."

"Tamam sustum."

İki saniye sustu.

Sonra tekrar konuştu.

"Bu arada yüzün kıpkırmızı."

"Bang Felix."

"Tamam tamam."

Felix kahkahasını zar zor bastırıyordu. Çünkü birkaç dakika önce karaoke odasında Chan'ın Seungmin'e nasıl baktığını görmüştü. Şimdi de gelip ayakkabı bağcığını bağlamıştı.

Ve işin en komik tarafı,

Bang Chan'ın bunların hiçbirinin farkında olmamasıydı.

Koridorun sonunda bekleyen Jisung ise Felix ile göz göze gelir gelmez sırıttı.

İkisi aynı anda aynı şeyi düşünüyordu.

Kesinlikle bir şeyler oluyordu.

❀° ┄───╮
╰───┄ °❀

YORULDUUMM GÖZLERİM ÇÖKTÜ BÖLÜM YAZMAKTAN ALOO SİZİN İÇİN UĞRAŞIYORUM BURADA BİR OY VERSENİZ ELİNİZ Mİ KIRILIR?

Ya bir sürü bölümüm gitti..
Kardeşimin de amk

AQQQ BAĞCIK SAHNESİNİ ÇOK GÜZEL YAZMIŞIM BU ARADA RİCA EDERİM😋😼

~En sevdiğiniz hayvan?

-Mirae