23. bölüm · Doctor?

❕23❕

𝑩𝒂𝒚𝒂𝒏 𝑲𝒊𝒎𐙚

Akşam güneşi çoktan yerini turuncu sokak lambalarına bırakmıştı. Nehir kenarındaki yürüyüş yolu, hafif esen rüzgâr ve uzaktan gelen şehir uğultusuyla huzurluydu. İkisi de yan yana yürüyordu. Aralarında konuşulmamış onlarca şey vardı ama garip bir şekilde sessizlik rahatsız etmiyordu.

Seungmin, elindeki sıcak içeceğin son yudumunu alırken Chan'a yan gözle baktı. Omzundaki bandaj artık görünmüyordu ama doktor gözüyle bakınca hâlâ hareketlerine dikkat etmesi gerektiğini anlayabiliyordu.

"Yaraların gerçekten iyi görünüyor." dedi sessizce.

Chan hafifçe gülümsedi.

"Doktorum iyi baktı."

"Şımarma."

"Gerçekleri söylüyorum."

Seungmin istemsizce başını iki yana sallayıp gülümsedi. "Bir daha böyle bir operasyondan sonra iki gün boyunca ortadan kaybolursan seninle konuşmam."

Chan kaşını kaldırdı.

"İki gün mü?"

"Evet."

"Üç gün olsa?"

"Üç gün daha çok konuşmam."

"Peki ya bir hafta?"

Seungmin durup ona baktı.

"...Şaka yapma."

Sesindeki küçücük titreme Chan'ın dikkatinden kaçmadı. Birkaç saniye boyunca sadece ona baktı. Sonra hiçbir şey söylemeden yürümeye devam etti.

Rüzgâr biraz daha sert esti. Seungmin'in elleri üşümeye başlamıştı. Refleksle ceketinin cebine koyacakken yanında yürüyen Chan'ın eli usulca eline dokundu.

Seungmin şaşkınlıkla başını çevirdi.

Chan'ın bakışları hâlâ yürüdükleri yoldaydı.

Sanki çok sıradan bir şey yapıyormuş gibi, parmaklarını yavaşça Seungmin'in parmaklarının arasına yerleştirdi.

Bir...

İki...

Sonra elini tamamen kavradı.

Parmakları birbirine geçmişti.

Seungmin'in adımları bir anlığına yavaşladı.

Kalbi öyle hızlı atıyordu ki bunu Chan'ın bile duyabileceğini düşündü.

"Ch-Chan..."

"Hm?"

"...Elimi tutuyorsun."

Chan sonunda dönüp ona baktı. Dudaklarının kenarında o küçük gülümseme belirdi.

"Biliyorum."

"Ya biri görürse?"

"Varsın görsün."

"Ama..."

Chan bu kez yürümeyi bırakıp tamamen ona döndü.

"Seungmin."

"Hm?"

"Elini bırakmamı istiyor musun?"

Seungmin'in cevabı gelmedi.

Gözlerini, hâlâ birbirine kenetlenmiş parmaklarına indirdi.

Sonra çok hafifçe başını iki yana salladı.

"...Hayır."

Chan'ın gülümsemesi biraz daha büyüdü.

"O zaman sorun yok."

Tekrar yürümeye başladılar.

Bu kez Seungmin de elini geri çekmedi.

Aksine...

Parmaklarını Chan'ın eline biraz daha sıkı doladı.

Bunu fark eden Chan hiçbir şey söylemedi.

Sadece başparmağıyla Seungmin'in elinin üzerini usulca okşadı.

Seungmin derin bir nefes aldı.

"Sen..."

"Noldu?"

"Beni utanmaktan bir gün öldüreceksin."

Chan hafifçe güldü.

"Doktor olduğun için seni hayata döndürürler."

Seungmin istemsizce kahkaha attı.

"O kadar komik değildi."

"Sen güldün ama."

"Sinirimden."

"Tabii."

İkisi de gülümseyerek yürümeye devam etti. O akşam ne büyük sözler verdiler ne de gösterişli anlar yaşadılar. Sadece parmakları birbirine kenetlenmiş iki insan olarak, aynı yolda, aynı tempoda yürüdüler.

Ve belki de ikisi için en güzel his tam olarak buydu.

Nehir kenarındaki yürüyüş yolu yavaş yavaş kalabalıklaşmaya başlamıştı. Sokak lambalarının sıcak ışığı suyun üzerine vuruyor, uzaktan geçen teknelerin ışıkları dalgaların üzerinde küçük yıldızlar gibi parlıyordu.

Seungmin, hâlâ Chan'ın elini bırakmamıştı.

Aslında ne zaman bu kadar doğal gelmeye başladığını kendisi de anlamamıştı. İlk başta sadece birkaç saniye tutacağını sanmıştı ama şimdi, sanki yıllardır hep böyle yürüyormuş gibiydi.

Chan ise hiçbir şey söylemiyordu. Ara sıra başını çevirip Seungmin'e bakıyor, sonra tekrar önlerine dönüyordu.

Bir süre sonra küçük bir dondurma arabasının önünden geçtiler.

Chan durdu.

"Yiyelim mi?"

Seungmin şaşkınlıkla ona baktı.

"Gerçekten mi?"

"Neden olmasın?"

"Geçen hafta şeker tüketimini azaltacağım demiyor muydun?"

"Dedim."

"Şimdi?"

"Fikrimi değiştirdim."

Seungmin gülümseyerek başını salladı.

"Ne kadar iradesizsin."

"Senin yanında biraz öyle oluyorum galiba."

Seungmin bu cümleyi duyunca gözlerini kaçırdı.

"Durduk yere böyle şeyler söyleme..."

"Neden?"

"Çünkü hazırlıklı olmuyorum."

Chan hafifçe güldü. Satıcıdan iki külah aldı. Birini Seungmin'e uzatırken diğerini kendisi aldı.

Birlikte yürümeye devam ettiler.

Seungmin tam dondurmasından bir ısırık alacakken Chan'ın bakışlarını üzerinde hissetti.

"Neye bakıyorsun?"

Chan cevap vermedi.

Sadece işaret parmağıyla Seungmin'in dudağının kenarını gösterdi.

"Orada kaldı."

"Nerede?"

"Dur."

Chan, elini yavaşça kaldırdı. Başparmağıyla Seungmin'in dudağının kenarındaki minicik dondurma izini nazikçe sildi.

Hareketi o kadar doğal ve yavaştı ki Seungmin birkaç saniye nefes almayı unuttu.

Chan ise başparmağına bulaşan kremayı görünce hafifçe gülümsedi.

"Tamam."

Seungmin'in kulakları yine kıpkırmızı olmuştu.

"...Bunu söyleyebilirdin."

"Söyledim."

"Hayır, yani..."

"Sen uğraşmadan ben hallettim."

"İşte sorun da o."

Chan masum bir ifadeyle kaşını kaldırdı.

"Ne yaptım ki?"

Seungmin cevap veremedi.

Çünkü gerçekten de yaptığı şey çok küçüktü...

Ama nedense kalbinin yine hızlanmasına yetmişti.

Bir süre daha yürüdüler. Bu kez konuşmadan.

Sessizlik ikisinin de hoşuna gidiyordu.

Nehir kenarındaki banklardan biri boştu. Chan başıyla orayı işaret etti.

"Oturalım mı?"

Seungmin onaylayınca birlikte banka geçtiler.

Rüzgâr hafifçe esiyor, suyun üzerinde küçük dalgalar oluşturuyordu.

Chan arkasına yaslandı.

"İyi geldi."

Seungmin de derin bir nefes aldı.

"Evet."

Birkaç dakika boyunca sadece manzarayı izlediler.

Sonra Chan usulca konuştu.

"Busan'da..."

Seungmin başını çevirdi.

"...Sana dönemeyeceğimi düşündüğüm bir an oldu."

Seungmin'in yüzündeki huzurlu ifade bir anda kayboldu.

Chan devam etti.

"Bombanın başındayken... aklıma ilk gelen kişi sendin."

Seungmin gözlerini yere indirdi.

"Bana bunu niye anlatıyorsun..."

"Çünkü bilmeni istedim."

Chan'ın sesi her zamankinden daha yumuşaktı.

"O an tek düşündüğüm şey... seni bir daha görememekti."

Seungmin yavaşça başını kaldırdı.

Gözleri hafifçe dolmuştu.

Hiçbir şey söylemeden Chan'ın omzuna yaslandı.

Chan da başını onun başına hafifçe dayadı.

İkisi de konuşmadı.

Bazen sevgiyi anlatmak için uzun cümlelere gerek kalmıyordu.

O sessizlik, söyledikleri bütün kelimelerden daha anlamlıydı.

Rüzgâr usulca eserken Chan, Seungmin'in elini yeniden buldu.

Bu kez Seungmin hiç düşünmeden parmaklarını onun parmaklarının arasına geçirdi.

Sıkıca...

Sanki "Bir daha bırakma." der gibi.

Ve Chan da o sessiz isteği, tek kelime etmeden anladı.

❀° ┄───╮
╰───┄ °❀

Tmtm oldu gibi
Medyadaki Chanmin fotoğrafı favorilerimin arasındaki favorilerimden olabilir, çok güzel ☝🏻💗

-Mirae