3. bölüm · Dikkat! Yakışıklı var

3. Bölüm

Ecly .

Sabah alarmı çaldı, ben de refleksle telefonu patakladım.

Gözlerimi bile açmadan bir güzel gerindim. İçimden kendi kendime homurdandım:

“Millet sabah koşuya falan çıkıyor... Influencer olmak: Gösteriş abi, dümdüz gösteriş.”

Kalkmakla kalkmamak arasında yarım yamalak ayaktaydım ki odadan çıkmamla babamla burun buruna geldik.
“Bizim panda uyanmış!” dedi.İçimden bir fil geçirdi. “Kaç kere dedim baba, panda deme artık!” Ama ya duymadı ya da klasik babalık hakkını kullandı: Umursamama.

Mutfakta annem devreye girdi:“Aykut! Çoraplarını ortada bırakma dedim sana! Evin içi ikinci Çernobil gibi!”

Babam muhtemelen ağzında kaşıkla:“
Abartma Serpil.”
Sonra o meşhur höpürdetme sesi… Nükleer serpinti değil ama çayın buharı çökmüş gibi.

Ben, annemin söylenmeleri eşliğinde yüzümü yıkamaya gittim. Ayaklarımı yere sürte sürte yürüyordum ki hedef değişti:

“Sürtme şu paletlerini yere!
Alt komşu yine şikâyet eder.”

Alt komşudan bahsetme bile. Geçen yaz, ayakkabımı bağlarken şarkı söyledim diye terlik fırlattı. Terlik. Kafama.
O günden beri o kadının ismini duyunca vücudum ürperip titriyor. Cidden travma.Neyse.

Evden çıktım. İçim rahattı. Çünkü Neval yoktu. Yani bugün yürüme yok, otobüs günü.
Sessizlik ve Spotify… İkili huzur paketi.

Durağa geçtim, kulaklığı taktım. Takıntı yaptığım şarkıyı açtım. Dünya bir anda daha çekilir oldu.
Cam kenarı mı? Duygusal kenar mı? Ruhumun penceresi hangi açıda iyi açılır diye düşünüyorum.

Otobüs geldi. Tıklım tıklım. “Ayakta da hayat yaşanır.” dedim.
Zaten duygusal olarak da hep ayaktayım.

İçeri girdim…
Gözlerim kaydı…
Ve sonra şok.İki koltuk ileride oturuyordu.
Motorla ilk ve son sürüşümde yanlışlıkla yanından sıyırdığım, ölüm korkusuyla yüzü bile değişmeyen o çocuk.
İçimdeki ses çığlık atıyor:
“YOK ARTIK! GERÇEKTEN O MU?!”

Sinir sistemim "Kapanıyoruz" tabelasını astı.
Nefes almayı unuttum. Çünkü bu çocuk için…
Son iki gündür bakkala üç kez gidip su almışım.
Yani mahalle devriyesiyim, sözde tesadüf olacak diye götümüz çıktı.Ama çocuk? Göz ucuyla bile bakmadı.

Yüzünde “Ruhum kargoda kayboldu” ifadesi var.
Bordo forma giymiş. Hırkayla arma kapalı ama tanırım ben o formayı.Fen lisesi.
Yakışıklı + zeki = GÖNLÜMÜN AŞKI.

İnsanlar ilerledikçe ben de onun önüne denk geldim.
Çaktırmadan bakıyorum.
Ama iç sesim sürekli tokatlıyor beni:“Yeter. Çocuk hâlâ hayatın demo sürümünde yaşıyor.

”Otobüs hafif sarsıldı. Az kalsın dizine düşüyordum.
Göz göze geldik.
0.3 saniye.
Sadece “bir şeye mi çarptım?” diye donuk bir bakış attı, sonra kafasını çevirdi.

Ben?
İçimde slow motion bir dram:“Ben seni mahallede aradım be...”Camdan dışarıya bakıyor.
Ben de aynadan kendime bakıyormuş gibi yapıp onun yansımasından gözlem yapıyorum.
CIA stajyeri gibi.

O sırada otobüsün arkasından bir teyze bağırdı:

“ŞÖFÖR! Kartım okumadı ama bastı sayın gari!”
Sessizlik… sonra herkes devam.Ben?

Kendi içime döndüm.
Zaten dolu.
Kalbim, gururum, utancım... sıra olmuş, sırayla üzülüyorlar.Sonra ani fren.

Birisi sendeledi.
Ben de panikle tutunayım derken bir amcanın bastonuna çarptım.“Hanım kızım! Dikkat et, bu bildiğin yol kazası!”

Ama gözüm hâlâ o çocukta.
Tepki? Yok.
Yani, yıldız düşse "Gitti mi o?" diye soracak kadar ilgisiz.İçimden:

“İki gündür su taşıyorum, adam bana 'pardon' bile demiyor.”Ama bir yandan... minik bir zafer:
Okulunu öğrendim.Sonra bir mucize.

Kafasını çevirdi.
Bana baktı.
Kıpırdadı.
Konuştu.
Ama kulaklık takılıydı. Anlamadım. Hızla çıkardım.

“Butona basar mısın?”

“Buton? Ha şey, Tamam…”

Bastım. Döndüm.
Çocuk ayağa kalkmış.

Ve… Allah’ım bu ne yakışıklılık.Boy en az 1.85. Çene hatları çizim gibi. Gözler çekik. Hafif sakal.

Ben bakarken biraz fazla baktım galiba.

Yüzü gerildi.“Dikilmeye devam mı edeceksin?”Dondum.

Niye ben hep rezil oluyorum? Bu bir kader mi?Cevap bile veremeden ilerledim.
Durağa geldiğimizde yanımdan geçerken…
OMUZ ATTI.
Bana.
Omuz.
Attı.
Ben şok. “Bu… temas sayılır mı?”
“Bu bir... başlangıç mı?

”Spotify da sanki her şeyi takip ediyormuş gibi:

♪ "Hayat şaşırtır hep zaten ben bittim ay derken" ♪ diyordu aydilge.
Yüzümde aptal bir sırıtış.Yani...
Ben sadece otobüse bindim.

Ve kendimi bir gençlik dizisinin 3. sezon 5. bölümünde buldum.
Ama en azından bir şey kazandım:

Artık okulunu biliyorum.
Ve bu, onu bulmamda işe yarayacak.