2. bölüm · Dikkat! Yakışıklı var

2.bölüm

Ecly .

Sabah yataktan kalkarken dizimin acısıyla bir kez daha aşkın fiziksel zararlılığını deneyimlemiş bulundum.

Merdivenleri Neval’e kadar sürünerek indim. Beni apartman kapısında bekliyordu, elleri cebinde, yüzü memnuniyetsizlik abidesi.

“Neval, söyle bana… Motor aşkına kurban olur musun?”Gözlerini kıstı.“Sen yine sabah sabah ne saçmalıyorsun?”

Yanına yaklaşırken ağır aksak yürümemi fark etti.

“Ecrin sen neden topallıyorsun?”
Çenem titredi.
“Çünkü aşk, Neval.
Çünkü çarptım.”
“NEYE ÇARPTIN?!”
Kahkaha attım.
“Bir çocuğa.”
Neval bir adım geri çekildi.“Ne?! Nasıl yani gerçek çocuğa mı, yoksa duvara mı benziyor dediğin şey mecaz mı?”

“Gerçek bir çocuk. Yürüyordu. Kulaklık takmıştı. Ben motordaydım…...Ve Arda beni motorla çıkışa bırakayım dedi.”
“Ne ara motor öğreniyorsun sen?! Benim neden hiç haberim yok!Bunları derken bir yandan elini başına koyup kahroluyormuş gibi bi ifadeye büründü. Birden başını kaldırdı.Arda kim bu arada?”

Gözlerim büyüdü.“Arda’yı tanımıyor musun?”
“Hayır? Tanışmadık ki?”“İyi o zaman, tanımasan da olur. Çünkü kendisi çok faydasız bir kuzen.”

Neval omzuma hafif vurdu.“Ya bir dur da anlat. Nasıl oldu olay?”

Derin nefes aldım.“Bak şimdi. Motora bindim. Arda debriyaj-mebriyaj diye bana ders veriyor. Ama sen beni bilirsin, hız bende genetik. Bir yandan da elimle gaza basar gibi hareketler yapıp olayı betimliyordum. Bastım gaza, motor uçuyor. Kaldırıma dönerken bir baktım... karşımda biri. Yakışıklı mı yakışıklı. O AN!”Kollarımı iki yana açıp dramatik bir şekilde devam ettim:

“O an, Neval... zaman durdu. Kuşlar sustu, rüzgar nefesini tuttu, kalbim atmayı unuttu. Çünkü ben o çocuğa neredeyse çarpıyordum.

”Neval ellerini iki yana açtı, suratında ‘buna ne tepki vereceğim bilemiyorum’ ifadesi.
“Ecrin… Sen cidden birinin üzerine motor sürdün ve sonra ona laf attın mı?”Omuzlarımı silktim, dudaklarımı büzerek.
“İnsan en azından özür dilenmiş biriyle biraz flört edebilir yani, bu bir suç mu?”Neval gözlerini devirdi.
“Suç değil de... film gibi. Yani senin hayatın cidden Wattpad romanı gibi ilerliyor. Bir gün motorla çarp, ertesi gün aşık ol. Yarın ne? Evleniyor musunuz?”

“Yok canım, önce adını öğrenmem gerek. Şimdilik ‘Motor Çarpması Yakışıklısı’ olarak kaydettim hafızama.”Neval kıkır kıkır gülmeye başladı.
“Peki Arda? Yardım ediyor mu?”

Kollarımı bağladım.
“Arda mı? O tam bir hain. Sır vermiyor, üstelik beni anneme ispiyonlamakla tehdit ediyor.”

“Yani şu an planın ne?”Yavaşça yürümeye başladık.
“Planım basit. Önce Arda’nın zayıf noktasını bulacağım. Belki bir sır, belki bir fotoğraf. Sonra... onu kullanarak bilgi alacağım.”Neval başını iki yana salladı.

“Seninle arkadaş olmak ruh sağlığına zararlı olabilir.
”Gülümsedim.
“Sen beni bu halimle sevdin.”Birlikte kahkaha atarken içimden geçirdim:
Adını bilmediğim bu çocuk…
İlk görüşte kaza... ikinci de belki biraz kader.
Ama ne olursa olsun...
Ben bu hikâyenin peşini bırakmam.
Çünkü her kahramanlık hikâyesi, küçük bir çarpışmayla başlar.
Ve bu defa çarpan bendim.
“Gerçek aşk zaten bilgiyle değil, çarpmayla başlar.”

“Sen de psikopat gibisin Ecrin valla. Neyse, kim olduğunu merak ettim. Görsem tanır mıyım?”

“Görsen anlarsın zaten. Işık veriyor. Radyasyon gibi.”Neval hâlâ gülüyordu:“Valla okulda dikkatli bakarım. Belki yine geçer yanımızdan. Ama bir daha motora binersen bana haber ver, ben de ambulansı arayayım önceden.”

“Bari sen yapma. Okulda olsa şimdiye kadar kesin fark ederdim. Bütün sokağı turladım, çocuğu göreceğim diye mahalle bekçisine döndüm.”

“Çıkışta beraber gidelim o zaman” Nevalin demesiyle göz bebeklerim büyüdü “Gelir misin cidden?” Neval güldü “gelirim tabi uzak değil ya” Değil tabi değil diye koluna girdim.

🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸

Okul çıkışı Neval’le yürümeye başladık. Neval yanıma sokuldu, koluma girdi.
“Hazırım. Başlayalım mı?”
“Gizli görev. Kod adı: Çarptığın Çocuk. Hedef: Yakışıklı.

”Sokakta yürürken Neval, yanımızdan geçen erkekleri işaret ediyordu.“Bu mu?”Gözlerimi adamın yüzüne çevirdim.“Hayır, bu sesten önce ergenliği atlamış gibi görünüyor. Benim çarptığım çocuk daha... zarif yani ‘çarpıldım’ diyince hakkını verirsin tarzda.

”İki adım sonra başka biri geçti.“Ya bu olabilir mi? Bak, saçları falan…”Başımı salladım.“Yok, bu sabah kahvaltıda tiner içmiş gibi bakıyor. Benimki daha temiz yüzlüydü.

”Neval kahkahalarla güldü.“Sen var ya, resmen fantazi peşindesin. Polis sketch çizeri çağıralım mı?”“Yok canım, zaten göz göze geldik diyorum. Ruhuma kazındı görüntüsü.

”Tam merdivenlere yürürken Neval bir çocuğu gösterdi.“Bak! Bu bayağı yakışıklı.”Göz ucuyla baktım, bakmamla anırmaya başlamam bir oldu.“Ne gülüyorsun gerizekalı, sus! Herkes bize bakıyor!”Hâlâ gülüyordum.“Ecrin, çocuk sanki buraya geliyor, harbi geliyor, gülme.”

Arda yanımıza geldi. Sorgular gibi bana baktı.“Bazen senin gibi gerizekalıyla nasıl kuzen olduğumu düşünüyorum.”
“Karşılıklı.
”Neval durdu, yüzü değişti.“Kuzenin Arda bu mu?”Arda kaşlarını çatınca gülmeyi kestim.

“Ben Arda’yım da sen kimsin?

”Neval ona baktı, az önce söyledikleriyle dalga geçeceğimi bildiğinden yanakları kızardı.

“Neval, ben Ecrin’in yakın arkadaşıyım.”Arda düşündü.“Neval, doğru, Ecrin adını çok geçirdi. Tanıştığıma memnun oldum.”
“Ben de.”Mazlum bir gülümseme takındı Neval.“Arkadaşlar, bölmek istemem ama gelişimizin bir sebebi var.”

“Çocuğu aramaya geldik demeyin.”

İkimiz de sustuk, Arda dehşete düştü.“Ecrin tam bir umutsuz vakasın, koskoca mahallede nereden bulacaksın çocuğu kızım? Delirdin mi?”

Omuz silktim.“Bir vatandaş yardım etse sürünmezdik, yardım etmeyen sağ olsun.”

“Yardım etmeyi çok isterdim ama annem çağırıyor. İnan, kuzen annem tersi pis biridir.”Gözlerimi kısarak baktım.“Bilmez miyim canım? Sen bekle, olum, benim burada kapı gibi arkadaşım var.

”Neval’i kolumun altına alıp sıkıştırdım.“Bir güne kalmaz buluruz.”Neval yüzünü buruşturdu.“Buluruz buluruz ama biraz daha oksijenimi kesersen, beni bulamayabilirsin.

”Neval’i bıraktım, Arda gülüyordu. Neval’e döndü:“Tekrar tanıştığıma memnun oldum, daha sık karşılaşacağız gibi duruyor.”Elini uzattı, Neval gülümsedi, elini tutup sıktı.“Ben de memnun oldum, öyle gözüküyor.”Bu sırada onları dışarıdan izlerken içimde yeni bir ship doğdu. Bunları kesinlikle ayarlamalıydım.

Arda gittikten sonra tekrar Neval ve ben kalmıştık.“Sen sen, nasıl bir hainsin! Böyle yakışıklı kuzenin olduğunu nasıl söylemezsin?”Neval’e yüzümü buruşturdum.

“İnan seni kor alevlere atmaktansa yanmanı tercih ederim.

”Neval kafama vurdu.“İkisi aynı şey oluyor gerizekalı.

”Düşündüm, harbiden öyleydi.

“Ya sen bırak Arda’yı, bu çocuğu bulmamız lazım.”Neval’in telefonu çaldı, arayan annesiydi.
“Efendim anne, evet anne. Tamam anne, geliyorum 10 dakikaya. Evet evet. Öptüm

.”Neval’in koluna yapıştım.“Ne demek gidiyorsun aşk bahçem? Ecrin tek mi kalsın, aşksız mı yaşasın? Daha bulmadık çocuğu.”“Biliyorsun kalmak çok isterim ama emir büyük yerden, babam evdeymiş. Yarın yine bakarız.”Sıkıntıyla omuz silktim.

“İyi, tamam sen git.”
“Gelmiyor musun? Beraber gidelim işte.”
“Ne olacağı belli olmaz, birkaç tur daha atayım ben.”
“İyi, tamam sen bilirsin, yarın görüşürüz.”
“Görüşürüz.”Sarıldıktan sonra bir süre Neval’i izledim, gerçekten seviyordum onu.

Yolun ortasında etrafıma baktım. Hiç kimse yoktu, saat 6’ya geliyordu. Bakkala girdim belki bakkala falan gitmiştir diye. Amca bana bakınca bir şey almak zorunda hissettim e su alayım bari. Parayı ödedikten sonra bakkaldan çıktım bir yandan suyumu içerken diğer yandan söylendim.

“Neredesin zalımın oğlu?”

İlerlemeye başladım, karşıdan elinde dolu poşetler olan bir kadın geliyordu. Yol dardı, geçmesi için yana kaydığım sırada poşeti yırtıldı ve içindeki havuçlar yere düştü.

“Hay Allah, o kadar da dedim çift poşete koyun. Belliydi böyle olacağı, ne yapacağım şimdi?”

Yere eğilip kadına yardım etmeye başladım. Bana bakınca gülümsedi.

Havuçlar fazla olduğundan diğer poşete sığmıyordu. Etrafta ne var diye bakınca kırtasiyeci gördüm, hemen ayağa kalktım.

“Bir dakika, geliyorum hemen.”

Kırtasiyeden aldığım poşetle geri döndüm. Kadın orada bekliyordu.

“Çok teşekkür ederim kızım.”
“Rica ederim, ne demek. İsterseniz yardım edeyim taşımanıza.”
“Zahmet olmasın, ben taşırım.”
“Yok canım, ne zahmeti, alayım poşetleri.”
Kadın mahcup bir şekilde elindeki poşetleri verdi. Birlikte evine, diye tahmin ettiğim yolda yürümeye başladık.
“Adın neydi kızım?”
“Ecrin, sizin?”
“Meral, Meral teyze diyebilirsin. Buralarda ilk defa görüyorum seni, yeni mi taşındınız?”

Poşeti diğer elime aldım, elimde oynattım.
“Yok, amcam var onlara gidip geliyorum.” Bir apartmanın önünde durduk. Kadın kapı şifresini girdi, ben de peşinden apartmana girdim.

Merdivenleri çıkarken bir an niye çıktığımı sorguladım.

“Anladım canım, dikkat et buralar akşam biraz tehlikeli oluyor.”

mesaj mı veriyor lan acaba çıkmasam mı diye düşünürken, ikinci kata çıktığımızda kadın durdu.
“Lütfen biraz bekle, bir şey vermek istiyorum.”
“Yok, hiç zahmet etmeyin, lütfen ben gideyim.”
“İtiraz istemiyorum, bir dakika lütfen.”
Kapıyı çaldı ama kimse açmadı.“Allah Allah, oğlum evdeydi, nerede bu?”

Kadın anahtarla içeri girdi. Açıkçası biraz tırsmıştım ama beklemeye devam ettim. Kadın iki dakika sonra elinde bir saklama kabıyla belirdi.
“İçeri davet etmek isterdim ama çekineceğini düşündüm, lütfen bunu bir teşekkür olarak kabul et.”
Kabın içinde cheesecake vardı.

“Kötü düşünüyorsanız anlarım-“

Diyince kötü hissedip kabı aldım.

“Ah hayır, sadece diyetteyim de, ama bir seferlik kaçamak yapsam bir şey olmaz dimi?”
Diyip güldüm. O da gülünce rahatladım.
“Su gibi kızsın maşallah, siz gençler ne diyeti yapıyorsunuz anlamıyorum.”
“Teşekkür ederim, daha sonra kabı getiririm. Şimdi sanırım gitmem gerek, geç oldu.”
Kadın kafa salladı, ben de gülümseyince merdivene yöneldim. Kapının kapanma sesini duyunca adımı hızlandırdım.

Apartmandan çıkınca elimdeki kaba baktım.“Ulan ne garip hayat yaşıyorum ben, sezonluk dizi çeksem anca.”Saate bakınca dizinin biraz kısa süreceğini anladım. Annem belamı sikebilirdi, adeta koşmaya başladım.

Kaldırımda koşarken söyleniyordum:“Ne vardı bu kadar zaman geçecek!”İnsanlar bana baktıkça utanmadan koşmaya devam ettim, muhtemelen deli olduğumu düşünüyorlardı.
Elimdeki saklama kabını fazla çalkalamamaya çalışıyordum. Sonunda mahalleye gelince yavaşladım. Nefes nefese kalınca kendimi dizginledim.

Apartmana girip anahtarımı çıkardım. Kapıyı yavaş yavaş açarken ses gelmiyordu, uyuyorlar mıydı?“Şaka yapıyorsun, evde yoklar demeyin.
”Evde kimse yoktu.“Ulan bilsem koşmazdım, ayaklarım götüme girdi koşarken.”Odama geçip çantamı fırlattım. Üstümü değişip rahat bir şeyler giydikten sonra masama koyduğum saklama kabıyla bakıştım.

Mutfağa gidip çatal aldım, kabı açınca biraz dağılmış olduğunu gördüm.Olurdu öyle, bir çatal aldıktan sonra durdum. O kadar güzelsin ki iyi ki poşetleri taşıdım!Bir yandan kadına dua ederken, diğer yandan yiyordum. Böylece bir günü daha geçirmiştim.