19. bölüm · Derinlerde
Bölüm 19 — İlk İtiraf
Günler birbirini kovalarken Akame ve June arasındaki bağ, sessizliklerden dokunuşlara, dokunuşlardan daha derin bir yakınlığa evriliyordu. Artık kafenin içinde yan yana çalıştıklarında aralarındaki mesafe gözle görünmeyecek kadar küçülmüştü. Akame kahveyi hazırlarken June tezgâhın yanına gelir, parmakları istemsizce birbirine dokunurdu. O küçük temaslarda ikisinin de kalbi hızla çarpardı.
Bir akşam, kafe kapanmış, içeride yalnız kalmışlardı. Masaları toplarken June eğilip Akame’nin elinden boş bardağı aldı. Parmakları birbirine değdiğinde ikisi de ellerini çekmedi. Göz göze geldiler. Sessizlik ağırlaştı, ama bu kez korkutucu değildi; davetkârdı.
— Akame… dedi June fısıldar gibi. — Seninle olduğumda, yıllardır eksik olan parçayı bulmuş gibi hissediyorum.
Akame’nin boğazı düğümlendi. Dudakları aralandı ama kelime çıkmadı. Bunun yerine elini uzatıp June’un saçının bir tutamını kulağının arkasına itti. Parmakları yüzüne değdiğinde June’un nefesi hızlandı. Gözlerinde saklanmamış bir duygu vardı: arzu ve sevgi.
June yavaşça yaklaştı. Dudakları Akame’nin dudağının kenarına değdi, kısa ve titrek bir öpücük bıraktı. Geri çekilmek istedi ama Akame elini onun ensesine koyarak durdurdu. Gözlerinin içine baktı. — Kaçma… dedi kısık bir sesle.
Sonra dudakları bu kez daha kararlı bir şekilde birleşti. İlk öpüşmeleri, hüzünle yoğrulmuş ama umutla dolu bir anda gerçekleşti. Dudakları titriyordu, kalpleri çarpıyordu; yılların yükü bu dokunuşta eriyip gidiyordu.
Öpüşme uzadığında ikisi de yavaşça birbirlerine yaslandı. June’un elleri Akame’nin sırtında gezindi, Akame’nin parmakları ise onun beline kaydı. Fiziksel temasları temkinli ama kaçınılmaz bir yoğunluk taşıyordu.
Ayrıldıklarında ikisi de nefes nefeseydi. Gözleri birbirine kilitlenmiş halde sustular. Sonunda Akame fısıldadı:
— İlk kez, gerçekten yaşıyor gibi hissediyorum.
June onun elini tuttu, dudaklarının kenarında bir gülümseme belirdi. — Ve ben, ilk kez hiçbir şeyden korkmuyorum.
O gece, ikisi için yeni bir dönemin başlangıcıydı. Sessiz yakınlaşmalar artık yerini itiraflara ve dokunuşlara bırakmıştı. Artık kalplerinin sesini saklamıyorlardı.
