10. bölüm · Derinlerde
Bölüm 10 — Çatlayan Duvarlar
Mektubun ağırlığı Akame’nin kalbine saplanmış bir hançer gibiydi. Elindeki kâğıt titriyor, gözlerinden yaşlar boşalıyordu. June’un kuzeni olduğunu öğrenmek, her şeyin anlamını altüst etmişti. İçinde bir fırtına koptu: öfke, acı, kırgınlık… ama hepsinden çok kendi kendine yönelttiği nefret.
June ona yaklaşmak istedi, ama Akame bir adım geri çekildi. Nefesi hızlandı, boğazından kopan cümle çatlak bir cam gibi patladı:
— Bunu benden nasıl sakladın?!
Sesi kırılganlıkla doluydu, öfkeden çok acı vardı. June gözleri dolu, titrek bir sesle yanıt verdi:
— Sana kırgın değilim, Akame. Kendime kırgınım. O gün bugündür içimde taşıdığım sırrı söyleyemedim. Çünkü senin parçalanışını görmek istemedim. Seni korumak istedim.
Ama Akame dinlemiyordu. Elleriyle başını kavradı, odada volta attı. Gözleri duvardaki çerçeveye kaydı: üniformasıyla gülümsediği, yanında Enjoy’un olduğu eski fotoğraf. Kalbi patlayacak gibi sıkıştı. Bir anlık öfkeyle çerçeveye yumruğunu indirdi. Cam tuzla buz oldu, kan ellerinden süzüldü.
June donmuş halde baktı. — Akame…
— Git! diye bağırdı Akame, gözyaşlarıyla. — Ne olur git! Sana kızmıyorum… Ama ben kendimden nefret ediyorum! Onu koruyamadım, şimdi de senin gözlerinde onun izlerini görüyorum. Dayanamıyorum!
June birkaç saniye yerinden kımıldamadı. Gözleri yaşla doldu. Sessizce başını eğdi, kapıya doğru yürüdü. Arkasını dönüp son kez baktığında, Akame’nin titreyen omuzlarını, kırık camların arasında duran yalnız siluetini gördü. Sonra kapıyı kapattı, gitti.
Akame odanın ortasında kaldı. Yüreği paramparçaydı. Masaya oturdu, kalemi eline aldı. Titreyen elleriyle küçük bir not yazdı:
“Beni bulmanı istemiyorum. Kendimden bile kaçarken seni tutamam. Affet.”
Notu tezgâhın üzerine bıraktı, yanına bir kahve kupası koydu. Sonra ağır adımlarla kapıdan çıktı. Şehrin sokaklarında kayboldu.
Arkasında yalnızca kırık bir çerçeve ve kısa bir not kaldı.
